• 24 Kasım 2017

Kurumsal

59. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 22 EKİM 2010


59. BURSA KENT KONSEYİ TOPLANTISI (22 Ekim 2010)
BURSA 1/100.000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI ÇALIŞTAYI”

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Değerli meslek kuruluşlarımızın başkanları, yöneticileri, temsilcileri, Kent Konseyi’nin gönüllü katılımcıları, çalışma gruplarımız, meclislerimiz. Bursa Kent Konseyi’nin 59. konsey toplantısını açıyorum.
Bu kısa açılış konuşmasından sonra hemen divana sayın başkanlarımızdan Erdem SAKER’i, Sayın Hakan BEBEK ve Sayın Enes Battal KESKİN’i davet ediyorum.
Buyurun efendim.
Çok değerli katılımcılarımız Bursa Kent Konseyi toplantısında bugün izleyeceğimiz yol hakkında bilgi vermek istiyorum. Biraz sonra yaklaşık 6 - 7 aydır bu çalıştay noktasında çalışmalar yürüten hazırlık komitemize yaptıkları çalışmalara teşekkür babında küçük birer plaketimiz olacak ve hemen akabinde Bursa Kent Konseyi’nin bu konsey toplantısında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı çalıştayının sunumu yapılacak. Bu sunumun akabinde görüş ve önerilerle ilgili gündem maddesine geçeceğiz. Ve sizlerin kısa, öz, net katkılarını o noktada bekleyeceğiz. Ve tabi ki konuşması gereken çok değerli yöneticilerimiz, kent insanlarımız var. Onlarda buradalar. Biliyoruz ki çok kısa ve öz şekilde meramını anlatabilecek güçte ve kapasitedeler. Yine şekil olarak görevli arkadaşlarımızın konuşmak isteyenlerin isimlerini bizlere iletmesinden fayda var. Ona göre de burada bir düzen almamız gerekiyor. Ve bu noktada plaketlerimizi takdim etmek istiyorum.
Ben bu değerli insanları eğer izin verirlerse sahneye davet etmek istiyorum.
Hazırlık komitemizde görev alan bir önceki genel sekreterimiz Sayın Tahsin BULUT, Sayın Belediye Başkanımız Erdem SAKER, meclis üyelerimizden Sayın Servet BÜYÜKPOYRAZ, eski oda başkanlığı yapmış değerli arkadaşım yürütme kurulu üyemiz Celil ÇOLAK, Hakan BEBEK, değerli yönetici Sayın Prof. Dr. Nilüfer AKINCITÜRK, Doç.Dr. Feza KARAER, Yrd. Doç. Dr. Arzu ÇAHANTİMUR, Uluay Koçak GÜVENER, Murat İLKME…buyurun efendim.
Aylarca haftanın belirli günlerinde gelip saatlerce çalışan çok değerli insanlara huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum. Değerli hocalarımız, değerli yöneticilerimiz, Bursa için, kentimiz için çok önemli katkı sağlamışlardır, diyorum.
*************
Çok değerli katılımcılar, Bursa Kent Konseyi sunumunu izleyen çok değerli dostlar görmüşlerdir çok kısa olarak konuya girmeden hemen önce birkaç rakam vereceğim.
Seçimle işbaşına geldiğimiz Yerel Gündem sürecinden sonra yasal değişiklik sonucunda, Kent Konseyi oluşumundan sonra, 15 ay zaman sürecinde; 20 adet sergi, 155 adet konferans, 25 konser, 120 adet eğitim faaliyeti - kurs etkinliği, 300 adet değişik ölçekte toplantı, 20 adet sosyal etkinlik, eğlence-tiyatro gibi olmak üzere 540 adet etkinlik yapılmıştır. Böylesine önemli, yani pek Türkiye tarihinde görülmeyecek şekilde yoğun bir etkinlik süreci içinde, faydalı etkinlikler süreci içinde olan ve bu çalışmalara katkı sağlayan Kent Konseyi gönüllülerine, katılımcılarına gerçekten en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ve burada önemli çalışmalar yapılmıştır.
Bursa Kent Konseyi her zaman söylediğimiz gibi yeni bir Bursa markası olarak Bursa’nın ve Türkiye’nin önüne çıkmıştır. Türkiye’ye örnek çalışmalar yapmaktadır. Herkese ve herkesime hitap eden bir çalışma prensipleri içinde etkinliklerine devam etmektedir. Bir demokrasi platformu olmaya özen gösteriyoruz. Toplumsal denge çizgisinde gitmeye de özen gösteriyoruz. Yani bugün burada ne güzel bu mutluluk, Bursa’nın adına, şanına, tarihine uygun toplantılar yapmak, böylesine güzel ortamlarda bizlere tahsis edilen, belediyemizce tahsis edilen ortamlarda toplantılar yapmak çok güzel. İnşallah yarınlarda daha farklı daha değişik toplantılar yapılacaktır diyorum ve hemen bugünkü konuyla ilgili gündemimize geçiyorum.
Bugünkü gündemimizde Sayın Hakan BEBEK İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürü. Bu hazırlık komitesi içinde Belediye ayağı var, Vilayet ayağı var, Sivil Toplum Kuruluşları, Akademik Meslek Odaları ayağı var, Bursa Kent Konseyi ayağı var.
Şunu da özellikle belirtmek istiyorum; bu çalışma nereden başladı diye Bursalıların, Türkiye’nin bilmesinde fayda var. Yine Türkiye’ye örnek bir çalışma yapılmıştır. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Sayın Bülent ASLANHAN ve arkadaşları tarafından bir önerge verildi. Sayın Aslanhan burada zannediyorum. Bu önergede, o gün İstanbul’la ilgili tartışılan planlar vardı gündemde. Bursa’nın planları vardı. Bunların görüşülmesi, tartışılması noktasında çalışmalar yapılması için önerge verdiler. Bu önergeyi Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Recep ALTEPE başkanlık makamına aldı.  Ve bilahare önergeyle birlikte bir üst yazıyla Kent Konseyi’ne konu havale edildi. Bakın belediye, konsey çalışmasına çok güzel bir örnek. Ve Kent Konseyi bu noktadan sonra konuyu biraz daha şekillendirerek Bursa’nın Çevre Düzeni İmar Planı noktasında bir çalıştay düzenlenmesi için çalışmalara başladı. İşte gördüğünüz gibi hazırlık komitesi çalışma grubu ciddi çalışmalar yaptı. 5 ayrı grupta konu başlıklarıyla onlarca toplantı yapıldı ve bunun sonucunda burada yaklaşık 50’nin üzerinde ilke kararı, onlarca ilke kararına, yüzlerce ilke kararına, 50’nin üzerinde toparlanmış ilke kararıyla, bu çalışmalarla sizin huzurunuza çıkıyoruz.
Peki “ne olacak” diye bir soru sorulabilir.
Şimdi çok güzel bir örnek veriyor, Bursa. Belediyece bize aktarılan bu çalışma sonucunda Kent Konseyi şehrin geleceğini ilgilendiren, insan hayatını ilgilendiren son derece önemli bir konuda daha önce Sayın Erdem SAKER’in başkanlığında 2020 planıyla ilgili başlatılan çalışma vardı. O da örnek alınmıştır. O örnek alınarak daha da geliştirilmiş, konu ve bu konu sonucunda meseleler planlama noktasında çizim yapacak olan insanların önüne ve karar verme mercilerine, neresi? Büyükşehir Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi’nin önüne Bursalıların görüşleri, düşünceleri olarak önlerine konulacak ve onlardan da beklentimiz ki uyacakları kanaatindeyiz. Burada belirlenecek ilke kararları doğrultusunda bu planların şekillenmesi, kâğıt üzerinde çizime geçilmesi. Son derece önemli bir çalışma diyorum ve ben hemen Sayın Hakan BEBEK’i sunum yapmak üzere kürsüye davet ediyorum. Buyurun Sayın BEBEK!

Hakan BEBEK (İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürü):
Sayın divan ve sayın hocalarım, Sayın Belediye Başkanlarım, kurumların değerli amirleri, sayın meslek odaları temsilcileri, Kent Konseyi’nin değerli üyeleri, sayın halkımız ve değerli basın mensupları hepinizi Çalıştay Hazırlık Komitesi adına selamlıyorum, hoş geldiniz! İsmim Hakan Bebek, İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürü olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda çalıştayın hazırlık komitesi üyesiyim.
Hazırlık komitesi adına çalıştayın sonuçlarını ve çalıştay hakkında sizleri bilgilendireceğim. Hazırlık komitesindeki arkadaşlarımın da görüşlerini sizlere ben aktaracağım. Öncelikle yapacağımız sunu hakkında bir planlama yaptık. Öncelikle Çevre Düzeni Planı kavramı hakkında kısa bir bilgi sizlere vermeyi düşünüyoruz. Ardından mevcut 1998 yılındaki onaylı planımız hakkında bir bilgilendirme yaptıktan sonra, bu planın burada neden yenilenmesi gerektiğine ilişkin çalışma, Çalıştay Hazırlık Komitesi üyeleri tarafından belirlenen gerekçeleri sizlerle paylaşacağız. Ardından, çalıştay kapsamında yapılan çalışmalar ile ilgili sizlere bilgi vereceğim ve nihayetinde bu çalıştay kapsamında demin Sayın Başkanımızın da söylediği planlama ilke kararları hakkında sizlere bilgi vereceğim, genel ilkeler sunulacak ve en sonunda bir sonuç cümlesiyle sunuyu tamamlayacağız.
Önce Çevre Düzeni Planı kavramı hakkında kısa bir bilgi. Tabi imar planı deyince, bütün kanunların temel dayanağı olan anayasamıza bir göz atmamız lazım. Malum anayasamızın çevreyi güvence altına alan 56. maddesinde herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Yine konut hakkını güvence altına alan 57. maddesindeyse, “Devlet şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır” denmektedir. Anayasadaki bu maddeleri almamızın temel sebebi iki noktada toplanıyor. Bir tanesi maalesef planlama kentler için çok önemli bir kavram olmasına rağmen, tek başına anayasada yer almıyor. Ancak konut ihtiyacı ya da konut alt ihtiyacı değeri olarak ele alınmış. Ama bir diğer pozitif özellik de 1982 anayasasının, şehirlerin özeliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama yapmış. Bu bugün 2004 yılından sonra artık planlamanın yerele devredilmesi ile anayasadaki bu şart yerine gelmiş oluyor. Çünkü şehirlerin özeliklerinin ve çevre şartlarının, o şehirde yaşayanlardan başkasının, özelikle merkezi idarenin ifade edilmesi, yerel idarelere karşı biraz daha az tutuluyor. Dolayısıyla o anayasal gereklilik, bugün ortaya çıkmış durumda. Keza, İmar Kanunu’nda hiçbir alanın planlarda öngörülen fonksiyonların dışında kullanılmaması güvence altına alınıyor. Yine çevre düzeni planında, İmar planında, ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut-tarım, sanayi-tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanım kararlarını belirleyen plandan bahsediliyor. Ardından 2005 yılında yürürlüğe giren 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’na göre az önce anayasadaki gereğinden bahsettiğim İl Çevre Düzeni Planı, artık yerel yönetimlerce yapılıyor. Bu 6. maddeye göre İl Çevre Düzeni Planı Valilik koordinasyonunda Bursa Büyükşehir Belediyesi ile İl Özel İdaresi tarafından birlikte hazırlanacak ve her ikisi de onaylayarak yürürlüğe girecektir. Yine bir başka terminolojiye göre de Çevre Düzeni Planı şehircilik ve planlama ilkeleri açısından üst ölçekli planlar kentin ülke ve bölge içindeki rolünü belirler, iyi doğal kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde kullanılması ve fiziksel mekâna yansıtılmasını sağlarken, kentsel işlevlerin mekânsal organizasyonu düzenleyen ve ekolojik dengeyi sağlayan planlardır. Üst ölçekli planlar, alt ölçekli planlara yön veren, acil müdahale gerektiren alanları koruma kullanma dengesini sağlayan planlardır. İlimizde hiyerarşisinin en üstünde bulunan 100.000 ölçekli plan hangi bölgelere alt ölçekli planların yapılması gerektiği, hangi bölgelerin ne amaçla kullanılması gerektiğini belirleyerek ilin gelişimini kontrol etmektedir. Burada konuştuğumuz Çevre Düzeni Planı ilin gelişimini kontrol eden ve sektörlerin fiziksel mekânda dağılımlarını belirleyen nitelikte bir plandır ve kendinden sonraki nazım imar planları ve uygulama imar planlarına yön verir. Çevre Düzeni Planı hakkında bu bilgilendirmeden sonra yapılan planın, yerel planlama hiyerarşisindeki yerine göre yapılan tanıma bakmak gerekir. İl Çevre Düzeni Planı, bölge ve havza bazında yapılan Çevre Düzeni Planları ve Ülke Fiziki Planı ile Bölge Planı’ndan referans alarak kendinden sonra gelen Nazım İmar Planı Uygulama İmar Planlarını yönlendirir. Yaptığımız planın planlama hiyerarşisindeki veya kent halkının hayatına olan etkisini bu slayt da göstermektedir. Bugün üstünde yürüdüğümüz yoldan çıkılıp oturduğumuz evde uygulanan imar planlara göre şekillenirken, o yerlerin seçimi Çevre Düzeni Planları kapsamında yapılmaktadır. Çevre Düzeni Planı’nın yarım sürecinden bahsetmek gerekir, üç aşamada çevre düzeni planları yapılır; birinci aşaması araştırma, ikinci aşaması plan senaryoları ve nihayet plan kararı hükümleri. Bu düzen Çevre Düzeni Planlarına dair yönetmelik ve 7. ve 8. maddelerle ifade edilmiştir Çevre Bakanlığı tarafından yayınlanmış bir yönetmelik. İşte tam da planlama, esas verilerin toplanması, araştırma bölümünün analiz kısmında karşımıza çıkmaktadır. Önce veriler analiz edilir, daha sonra sentezler oluşturulur, ardından alternatif planlar ve plan kararları yürütülür ve bunlar kesinleştirilerek Çevre Düzeni Planı hazırlanır. Çalıştayımızın konusu da bu planlamaya esas verilerin toplanması aşamasında gündeme gelen sektörlerin görüşlerini almak ve bunlardan ilke kararları benimsemek şeklinde gerçekleşti. Planlama esaslarının toplamasında sektörler olan konut, turizm, ulaşım, sanayi ve tarım bizde de hazırlık komitesinde de ana sektörler olarak belirlendi ve çalışma sektörler bazında yürüdü. Bu slayt da ise bizim ilk çalıştay toplantısında, bilgilendirme toplantısında İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından katılımcılara sunulan öngörülen akış şeması Çevre Düzeni Planı’nın yapım sürecini anlatan bir slayt. Bu slayt da sağ tarafta vizyon belirlemeden sektörlerin analizlerine, altında planların oluşturulmasına kadar süreç az önceki akış diyagramına benzer bir şekilde akmakta. Şeklin sol tarafında ise kırmızı renkle görünen kısımsa katılımcı kısmıdır. Bugün burada belki de bu önerilen, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne önerilen Çevre Düzeni Planı’nın yapım modelini akış şemasının bir ayağı olarak Kent Konseyi’nde Çevre Düzeni Planı ile ilgili bir çalıştay yapıyoruz. Bu da gerek öngörülen modelin, gerekse yapılan çalışmanın nedenli yerinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu slaytın ilk başında vizyon belirleme öngörülüyor. Önce kentimize bir vizyon belirleyip ondan sonra planlarla ilgili analiz yapıyorsunuz. Hazırlık komitesinde yaptığımız tartışmalarda bizim çalıştayımızın kentin vizyonunun belirlenmesine faydalı olacak tam bir çalışma olacağı kararı verildi. Dolayısıyla bugün burada sizlere az sonra ilkeleri sunacağız, o ilkeler burada tartışılacak. Bizim çıkardığımız, gruplardan, çalışma gruplarından çıkardığımız ilkeler burada tartışılacak, belki üzerlerinde daha fazla düşünülecek. Nihai olarak oluşturulan ilkeler, ilgili idarelere gönderildiği zaman bu vizyon belirleme çalışması ile ilgili idareler Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi, bu çalıştayın sonuçlarına vizyon belirme anlamında son derece iyi bir şekilde istifade edeceklerdir. Ve şimdi sizlere bütün Çevre Düzeni Planı ile ilgili kavramlardan bahsettikten sonra mevcut planımızla ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum. Mevcut plan yansıda görüldüğü üzere 1998 yılında onaylanmış bir plan, planın fiziki paftası bu. Ancak planı sadece fiziki pafta olarak görmemek lazım, plan az önceki süreçlerini anlattığımız şekilde plan açıklama raporu ve plan kararları ile bir bütün olarak değerlendirilmek ve uygulanmak durumunda. 1998 yılında Çevre Düzeni Planımız dönemin Büyükşehir Belediyesi Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve kent dinamiklerinin işbirliği ve katkılarıyla hazırlanarak Kent Konseyi’nde görüşülüp, o dönemin Kent Konseyi’nde görüşülüp 1998 yılında onaylanmıştır. Bu plan 2020 yılını hedef alarak Bursa ilinde sürdürülebilir, yaşanılabilir bir çevre yaratılmasını, tarımsal, turistik ve tarihsel kimliğin korunmasını, Türkiye’nin kalkınma politikası kapsamında sektörel gelişme hedeflerine uygun olarak belirlenen planlama ilkeleri doğrultusunda sağlıklı gelişimi ve büyüme hedeflerini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaç 1998 yılındaki İl Çevre Düzeni Planı’nın amacıdır. Bu plan onaylandıktan sonra yürürlüğe girmiş ancak yürürlükte alt ölçekli planlara geçilmiş, alt ölçekli planlar bir türlü yapılamamış, bu da Bakanlıklar arasında, onay mercileri arasında çıkan yetki karmaşası ve kavgası nedeniyle gecikmiş, ayrıca plan belirli periyotlarla izlenememiş ve herhangi bir denetime tabi tutulamamış.
Bunun çok çeşitli sebepleri var. O gün için planlama anlayışı Türkiye’de merkezi idarenin içinde olduğu zor bir süreçti. Ancak bugün, 2004 yılından sonra yerel yönetimlere planlama işleri verildiğinde, artık planlar yerel yönetimlerce katılım sağlanarak hızlı bir şekilde üretilebilir bir hale geldi. Bu sıkça tartışılan bir konu. Meslek odaları tarafından da mevcut durum planımız var. Az önce bir takım sebepler anlattık ama neden mevcut planımızı aynen kullanmıyoruz da neden yeniliyoruz gibi bir soru akıllarda her zaman var. Bu bizim çalıştay hazırlık komitesinde de karşımıza çıktı. Bunun anlaşılamadığı ya da insanlara neden böyle bir şeye gerek duyulduğunu anlatabilmek için bunun üzerinde bizde düşündük ve sonuçta ortaya bir takım yenileme gerekçeleri çıktı. Bunlar az önce anlattığım gibi mevcut plan 1995 yılı verileri esas alınmış. Bahsettiğim gibi bir plan çalışmasına başladığınız zaman mevcut durumla ilgili bir takım veri toplama ve analiz işlemleri gerçekleştirmeniz gerekiyor. 1995 yılında başlayan planlama süreci veri toplama aşamasında devam etmiş ve planlama 1998 yılında onaylanmış. Dolayısıyla plan verisi, mevcut 1998 yılının plan verisi, 1995 yılındaki kamu kurum ve kuruluşlarıyla katkısı bulunan sivil toplum örgütlerinin görüşlerine dayanmakta. 2007 yılı projeksiyonuna göre hazırlanmış olup, planın esas verileri, tarihi olan 1995 ile onay tarihi olan 1998 yılından bu güne geçen 12 ile 15 yıllık zaman süresince gerek fiziki mekânda, gerekse idari mevzuatta yaşanan gelişmeler bir gerekçe olarak ortaya konulabilir. Yine 1998 yılında onaylanan plandan sonra, 1999 yılında ülke gündemine deprem oturdu. Çok acı bir olaydı ve 1999 yılından sonra bizim 1/1.000 ve 1/5.000 ölçekli imar planlarımız yeniden revize edildi. Ve mevcut planda maalesef bu bilinç, acı bir olayla bu bilince kavuştu bu ülke. Ancak bu bilinç 1998 yılında henüz yeterince oluşmadığı için mevcut planımızda depremsellik açısından çok eksiklikler var. Yine bahsediyoruz ya, herkesin bir yakınması bu. Fiziki mekânda yani Bursa ilinde plan kararlarıyla uyuşan ya da uyuşmayan birçok gelişmeler ve değişimler yaşandı. Nüfusumuz arttı ve kontrolsüz ya da normal yollarla sanayileşme o plan ön görüsüne aykırı bir şekilde arttı. Yine 5216 sayılı kanunla Büyükşehir Belediyelerine az önce anlattığım gibi başta planlama olmak üzere birçok yetki verildi. Yine 5393 sayılı Belediye Kanunu ile belediyelere geniş yetki verildi. Ayrıca 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu kapsamında yerel yönetim düşüncesi itibariyle birçok hukuki düzenleme yaşandı ve bu düzenlemelerin hepsinin mevcut fiziki plana mutlaka bir etkisi olması kaçınılmazdır. Yine Bursa Büyükşehir Belediyesi sınırları 5302 sayılı yasaya göre 10 kat genişleyerek herkesin bildiği gibi 30 km.lik bir alana yayıldı. Ancak mevcut planda bunlar için de değil tabi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nce 5216 sayılı kanun kapsamında 2005 yılında hazırlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planıdır. Kamuoyunda da tartışıldığı gibi, mahkemelerde çeşitli verilen kararlarda olduğu gibi, mevcut plana 1998 yılındaki plana ve fiziki mekâna birçok etkisi var. Ancak bu etkiler 1/100.000 ölçekli planda henüz irdelenmedi. Bu da bir yenilenme gerekçesi. Bu ilişkinin irdelenmesi açısından tabi bunu söylüyoruz. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ile tarım arazilerinin sınıflamaları değişti, bölünemez büyüklükleri değişti. Tarımsal yapılar ve tarım dışı kullanım izinleri toprak kurulu gibi mevzuatta yaşanan köklü değişmelerin mevcut plana yansıtılması gerekliliği bir diğer yenilenme gerekliliği. Ayrıca 1998 yılından bu güne teknolojik imkânların gelişmesi ile güncel veriler kullanılarak, uydu görüntüleri kullanılarak, coğrafi bilgi sistemi sayısal planlar destekli, sayısal planlar elde edebilme imkânımız var. Yine mevcut planda önerilen 12 adet alt planlama bölgesinde değişik tarihlerde, değişik kurumlarca planlar olmaktadır. Bunlar Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve nihayet en sonunda İl Özel İdaresi. Bursa İl Özel İdaresi tarafından hazırlanan 2010 – 2014 stratejik planı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 2010 – 2014 stratejik planında 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı’nın yenilenmesi hedeflenmiştir. Bu gerekçe şu açıdan önem arz ediyor. Bu gün artık kamu kurumları ve yerel yönetimler, özellikle yerel yönetimler seçimlerden hemen sonra yapacakları tüm faaliyetleri stratejik planlarına yansıtmak ve bütçelerini stratejik planda ön görülen faaliyetler için harcamak zorundadırlar. Bu 5018 sayılı Kamu Maliye Yönetim Kanunu’nun bir gereğidir. Bu hem halka yerel yönetimlerin hizmetlerini takip edebilmek, denetleyebilmek, ayrıca hizmetlerinde belli bir plan etrafında yürümesini sağlayarak bir noktada şeffaflık ve savurganlığı önleme anlayışı taşıyor. Bu gerekçelere tabi birçok gerekçe eklenebilir, bazı gerekçeler değiştirilebilinir. Ve nihayet biz bugün burada bulunduğumuz toplantının gereği olarak 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Çalıştayı ile ilgili kısa bilgiler vereceğim. Bursa Kent Konseyi neden bu çalışmayı başlattı? 1/100.000 ölçekli plan, kentin geleceğinin planlanması açısından Bursa Kent Konseyi’nin öncelikli görevleri arasındadır. Kent Konseyi ile ilgili yakından ilgilenenler gerek Kent Konseyi’nin dayandığı kanun, Bursa Kent Konseyi’nin yönergesi ve yönetmelikleri incelenirse eğer Kent Konseyleri; kentte vizyon belirlenmesi, kentin geleceğinin şekillendirilmesi ve planlanmasında özellikle katılım süreçlerinin organize edilmesinde görevler üstlenmektedir. İşte tam da burada Kent Konseyi’nin çevre düzeni planı ile kentin geleceğini ilgilendiren ve kente vizyon veren bir çalışmada geri planda kalması düşünülemezdi. Bu noktada Kent Konseyi, az önce de Semih Başkan’ın da ifade ettiği gibi bu çalışmayla yakından ilgilendi ve bu çalıştayı hazırladı. Sayın Başkan’ın söylediği gibi yine 15 Şubat 2010 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından böyle bir çalıştayın yapılması hususunda bir karar alındı ve katılım süreçleri için de Kent Konseyi’nde bir görevlendirme yapıldı. Bu amaçla 28 Nisan 2010 tarihi itibariyle “Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Plan Çalıştayı” düzenlenmesi kararlaştırıldı ve bir hazırlık komitesi oluşturuldu. Az önce plaketlerini de alan Hazırlık Komitesi kimlerden oluşuyor, Sayın Başkan onları ifade etti. Ve Hazırlık Komitesi 28 Nisan 2010 tarihinde yani Nisan ayından bu yana çeşitli toplantılar yaptı. Hem çalıştayı organize etmek, hem çalıştay sırasında toplantılardan çıkan sonuçları değerlendirmek adına 11 adet toplantı sayısına ulaştı. Ve bir yöntem belirlemek gerekti, Hazırlık Komitesinde. Belirlenen yöntemde çalıştayı bir alt gruplara bölerek yürütme gereği ortaya çıktı. 100.000 ölçekli plan, az önce anlattım. 100.000 ölçekli planla ilgili zaten teknik ve bilimsel çalışmalarda sektörel bazlı veri toplama esasına dayandığı için bizde bu yöntemi belirledik. 5 adet çalışma grubu oluşturduk. Bunlar konut, turizm ki bu turizme çevre ve sağlık eklendi, ulaşım, sanayi ve tarım. Yine bu çalıştay kapsamında 28 Eylül 2010’da bir bilgilendirme toplantısı yapıldı, çalıştayla ilgili. Yine 8 Ekim 2010’da az önce bahsettiğim çalışma grupları tüm gün itibariyle çalıştı sektörel verilerin toplanması adına. 15 Ekim 2010 tarihinde ise bir önceki toplantıda SWOT analizi kapsamında her sektörde ayrı güçlü yönler, zayıf yönler, fırsat ve tehditler oluşturulmuştu. 15 Ekim 2010’da bunlar SWOT matrisi ile birlikte birbiri ile kesiştirilerek ilkeler haline dönüştürüldü. 15 Ekim 2010 tarihinde öğleye kadar her sektör kendi ilkelerini oluşturdu, öğleden sonraki oturumda ise bu ilkeler diğer sektör bileşenlerine, çalışma grubu üyelerine aktarıldı. Orada bir tartışma ortamı sağlandı ve sektörlerin ilkeleri ile ilgili tüm sektör katılımcılarının bilgileri alındı. Ve nihayetinde bugün burada hazırlık komitesi tarafından az önce söylediğim ilkeler, genel ilkeler manzumesi haline dönüştürüldü. Birazdan size bu ilkelerden bahsedeceğim. Bugün de      22 Ekim 2010 tarihinde de çalıştay gündemli Kent Konseyi toplantısı şu anda yapılmaktadır. Bu çalışmalarımıza 150 kurumdan yaklaşık 280 kişi katıldı.
Bu ölçekte bir çalışma için ciddi bir katılım olduğunu özellikle Kent Konseyi Sekreterliğini yürüten genel sekreter ve ekibi iletmiştir onu sizinle paylaşayım. Hangi kurumlar, ekranda da görülüyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Valiliğe bağlı merkezi yönetim temsilcileri, Bursa İl Özel İdaresi, merkez ilçe ve belde belediyeleri, Uludağ Üniversitesi, Akademik Meslek Odaları, Siyasi Partiler, Büyükşehir Belediyesi şirketleri, İlçe Kent Konseyleri, sanayi bölgeleri temsilcileri, Esnaf Sanayi Odaları, dernekler, kooperatifler ve diğer kurumlar. Yine bu kurumlardan katılımcılara ilişkin alfabetik sırayla kurumların listesi. Bunları biraz hızlı geçeyim dilerseniz. Evet, toplantıdan değişik kareler. Çalışma gruplarına ayırdıktan sonra, çalışma gruplarına bir yöntem belirlemek durumundaydık. Hazırlık komitesinde bulunan değerli Uludağ Üniversitesi hocalarımızla SWOT analizini çalışma gruplarından veri toplayabilmek için, onların fikirlerini öğrenmek için genel bir yöntem olarak belirledik. Tabi ki SWOT analizini, çalışma gruplarından SWOT analizi verileri toplayabilmek için önce çalışma gruplarına hazırlık komitesince görevlendirilen üyelerden bir kişinin bir mevcut durum sunumu yapması gerekiyordu. Her bir sektörle ilgili hazırlık komitesi üyesi bir arkadaşımız bir mevcut durum sunumu yaptı, kendi sektöründeki bileşenlerine. Ve ardından SWOT analizi gerçekleştirildi 1 gün boyunca. Bu SWOT analizinde güçlü, zayıf yönleri belirledik liste halinde, maddeler halinde. Ardından fırsatlarla tehditleri belirledik. Bir sonraki toplantıda sektörel ilkeleri belirledik. Ve en son toplandığımızda hazırlık komitesi de az sonra size sunacağım genel ilkeleri belirledi ve bu şekilde çalışmalarımızın hikâyesi bu. SWOT analizi ile ilgili belirlenen, çalışma gruplarıyla belirlenen ilkelerin istatistikî durumu karşımızda. Baktığımız zaman sektörlere ilişkin toplam 80 adet güçlü yan Bursa için belirlerken, 139 adet zayıf yön belirlemişiz, katılımcılar tarafından belirlenmiş bu. 72 adet fırsat ve 121 adet tehdit var. Zayıf yönlerle tehditlerin farklı olması, belki de bu çalıştayın ne kadar anlamlı olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor. Bunların üstünde kentin uzun uzun düşünmesi lazım.
Yine her bir sektör bize derleyip toparladığı, bir araya getirdiği az sonra size sunacağımız ilkeleri, kendi ilkelerini belirledi. Bunlar toplam 138 tane. Biz birbirine benzer birbirleri ile ilişkili ilkeleri bir araya getirerek az sonra 53 adet ilke sunacağız, yapılan çalışmalarla ilgili örnekler. Konut Çalışma Grubu ekranda görüldüğü üzere kendine ait konut sektörünü ilgilendiren Bursa ile ilgili güçlü yönler, fırsatlar, zayıf yönler ve tehditler belirledi. Yine Turizm Çalışma Grubu toplantılarında benzer analizi gerçekleştirdi. Ulaşım Çalışma Grubu benzer analizini çalıştay boyunca ortaya koydu. Yine Sanayi Çalışma Grubu sonuçları ekranda. Yine moderatörlüğünü benim yaptığım Tarım Çalışma Grubu’nun aynı sonuçları ortaya çıktı, bu analiz sonuçları. Bugün burada genel ilkeleri sizinle paylaştıktan sonra, bu genel ilkeler üstünde belki tekrar hazırlık komitesi bir değerlendirme yaparak, özellikle bu analiz sonuçları da umarım Kent Konseyi tarafından bir basılı döküm olarak sizlere verilir. Çünkü kent hafızası ve kentin bundan sonraki projelerinde özellikle Büyükşehir Belediyesi ile yürütülecek planlama çalışmasındaki vizyon belirleme noktasında gerek bu analiz sonuçları, gerekse ilkeler çok önemli bir bilgi hazinesi. Tabi bu çalıştayla ilgili bilgilendirmeden sonra şu anda çevre düzeni planı ile ilgili durum ne aşamada onunla ilgili kısa bir bilgi vereyim. Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Düzeni Planı hazırlanması hakkında ve bunun yönetimi hakkında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir danışmanlık desteği alıyor. Çalıştayımızda da sizlere bu çalışmanın içeriği aktarıldı. Bursa İl Genel Meclisi’nin 6 Ağustos 2010 tarihli toplantısında, Çevre Düzeni Planı’nın yenilenmesi için Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hazırlanması konusunda ön protokol hazırlanması ile ilgili bir karar alındı. Keza Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa İl Özel İdaresi mevcut Çevre Düzeni Planı’nın yenilenmesi için protokol imza aşamasındadır. Protokol meselesi ile ilgili kısa bir açıklama yapmak lazım. 5302 sayılı yasa planlamayı yerel yönetimlere bıraksa da Türkiye’de yerel yönetimlerle ilgili yapı ikili bir yapı. Büyükşehir Belediyesi ve İl özel İdaresi yerel yönetimlerin iki ayağını oluşturuyor dolayısıyla yerel yönetimlere devredilen yetki, her ikisine birden eşgüdümlü halinde çalışılmak üzere devredildi. Haliyle İki ayrı kurumun eşgüdüm halinde böylesine bir çalışmayı yürütmesi için mutlaka belli bir kurallar mantığında çalışılması gerekiyor. Bu da bir protokol anlamında, protokol son aşamasını almış durumda. Evet, buraya kadar geldik. Çevre Düzeni Planı ile ilgili, gerekse çalıştayla ilgili yapılan çalışmaları size anlattıktan sonra çalıştay sonucunda oluşan genel ilkeleri sizinle paylaşmak istiyorum. Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Çalıştayı temel ilkeleri:
1. Marmara Bölgesi ve çevresindeki İllerde yapılan çevre düzeni planlarının Bursa'ya göre olumsuz etkilerini minimize edebilmek için, Bursa’da tüm kent dinamiklerinin katılımı ile belirlenecek vizyon çerçevesinde İl Çevre Düzeni Planı hazırlanmalıdır.  Sayın Başkan bu çalıştayın yapılmasının gerekçesinde İl Çevre Düzeni Planı’ndan bahsetti. Bu kent gündeminde uzunca bir süre de tartışıldı. Akademik odalarda da biz bunu uzun süre tartıştık. Ancak yapılan, diğer iller tarafından az önce anlattığım Çevre Düzeni Planlarına bizim herhangi bir müdahale etmemiz mümkün değil. Ancak biz o çevre planlarını inceleyerek onların bize yasal ya da öngörü şeklinde söylediği şeyleri, bizim lehimize ya da aleyhimize mi olduğunu belirleyerek, kendi Çevre Düzeni Planımızı hazırlamaktan başka elimizde veri planı yok! Bir an önce bunu yapmamız lazım. Bu çalıştayla ilgili ilk sunumu yapınca, sunumda bilgilendirme toplantısında sizlere Marmara Bölgesi’ndeki Çevre Düzeni Planı yapım sürecinden bahsettik. Bugün etrafımızdaki iller Balıkesir hariç, tamamı 2005 yılından sonra kendi Çevre Düzeni Planlarını yaptılar, kendi kentlerinin vizyonlarını belirlediler. Ve istemedikleri vizyonları da başka kentler, İstanbul’da olduğu gibi ancak bir öngörü olarak yansıtabildi.
2. Yerel ve Bölgesel Kalkınma Planları vb. çalışmalarda strateji geliştirme sürecinde merkezi yönetim ve yerel yönetimlerle, yerinden yönetim ilkesi çerçevesinde işbirliği oluşturulmalıdır. Çalıştay boyunca yaptığımız çalışmalarda sektörler, gruplardan bazen yakınmalar geldi. Bir takım kanun uygulamalarından ve değişmeyen, çıkmayan kanunlardan bahsettiler. Merkezi idarenin bir takım faaliyetlerinden bahsettiler. Biz bu ilkelerin genel bölümüne yerinden yönetim ilkesi çerçevesinde, bu iş bölümünün daha sağlıklı olması yönünde bu ilkeyi ekledik.
3. Yine merkezi idare tarafından Ulusal ve Bölgesel Planlar hazırlanırken kentimize göçün önlenmesine yönelik politikalar geliştirilmelidir.
Bir diğer maddemiz, 4 nolu ilkemiz, TOKİ (Toplu Konut İdaresi) projeleri, hazırlanacak 1/100.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planı kararlarına aykırı olmamalıdır. Toplu Konut İdaresi’nin yapmış olduğu yasalardan, tabi ülke olarak yapmış olduğu uygulamaların bazen konut durumunda kent suretinin, tarım durumunda tarım arazilerinin veya bir başka gruplarda başka sektörel bölümlerin olumsuz etkisinden bahsedildi. Bunlar İlkeler halinde güçlü, zayıf yön halinde ortaya konuldu. Dolayısı ile her ne kadar yasalar Toplu Konut İdaresi’ne bu hakları verse de, eğer ileri bir planlama yapılıyorsa, Toplu Konut İdaresi’nin de bu planlara uygun hareket etmesi gerektiği yönünde bir ilke belirlemek ihtiyacı hissettik.
5. İl bazında yapılacak tüm üst ölçekli plan çalışmalarında bütüncül, çok merkezli ve dengeli bir planlama yaklaşımı ile katılımcı modeller geliştirilerek sektörel ilkeler belirlenmelidir. Bu madde bundan sonra yürütülecek olan çalışmaların nasıl olması yönünde gelen istek ve talepler doğrultusunda oluşturuldu.
6. Hazırlanacak 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Plan kararlarının uygulanması sürecinde plan bütünlüğünün bozulmaması için kamu kurumları arasında koordinasyon sağlanmalı, Bursa Kent Konseyi aracılığı ile oluşturulacak katılımcı mekanizmalar ile izleme ve denetim yapılmalıdır. Mevcut plandaki en yumuşak karar budur. O zaman ki planlama onama yetkileri ve idarelerin birbirinden bağımsız olması nedeniyle bir koordinasyon sağlanamıyordu. Bugün özellikle kent merkezinde Büyükşehir Belediyesi ve İlçe belediyeleri de belki bir yönlendirme yapabiliyor ancak diğer kamu kurumlarını da bu koordinasyonun içine katmak lazım. Ayrıca planın izlenmesi için ve katılımınızın sağlanması için bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bu çalıştay ile ilgili yaptığımız çalışmada öne çıkan sektörel analizlerde böyle bir izleme ve denetim mekanizmasının olması gerektiği, bunun da olsa olsa Kent Konseyi’nde olması yönünde bir öneri olarak görmek lazım.
7. Kent hizmetlerinin kent bütününde dengeli dağıtıldığı, kentin sunduğu imkânlara erişimde fırsat eşitliğinin sağlandığı, Dünya Sağlık Örgütü Sağlıklı Kentler Birliği’nin belirlediği sağlıklı kent parametreleri doğrultusunda kentsel yaşam kalitesinin arttırıldığı bir planlama yaklaşımı ortaya konulmalıdır.
8. Kentsel ulaşım hizmetlerinin, kentteki her türlü açık alanın ve yapının ulusal ve uluslararası standartlar doğrultusunda engellilerin ulaşılabilirliğine uygun plan kararları üretilmelidir.
9. Tüm sektörler için gerekli bilgi teknolojilerinin ve Ar-Ge faaliyetlerinin Uludağ Üniversitesi (USİGEM, ULUTEK, KETAM vb.) kuruluşları ile işbirliği içerisinde geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bu Uludağ Üniversitesi’nin kente ve planlamaya daha fazla etkisinin ve desteğinin olması anlamında sektörlerce ortaya konan bir istektir.
10. Planlama çalışmasında öngörülen nüfus projeksiyonu doğrultusunda kentin gelişim yönü tanımlanmalı, kent makroformu göz önüne alınmalıdır.
11. Planlama sürecinde mekansal gelişimin ve kamu/özel sektöre ait yerel ve bölgesel yeni yatırımların, kentin tarihi kültürel ve doğal değerlerine zarar vermeyecek şekilde ki bunlar Uludağ, flora-fauna, su havzaları, tarım ve orman alanları, mera, sit alanları bu alanlara zarar vermeyecek şekilde, Kent Konseyi gibi katılımcı platformlarda tartışılarak yer seçiminin yapılması sağlanmalıdır. Bu da birçok sektörde önemli bir eleştiriydi. Bir teknik olarak da görüldü. Mutlaka bir mekânsal gelişime ihtiyaç var. Hiç bir kentte uygulayamazsınız. Mutlaka hepimizin yeni bir kamu yatırımlarına veya özel sektör yatırımlarına ihtiyacımız var. Ancak bu yatırımlar yer seçerken katılımcı mekanizmalarda tartışılarak en uygun yerin seçilmesi ve doğal kaynaklara zarar verilmemesi gerekliliği yönünde bir ilke oluşturulması tüm sektörlerin ortak talebidir.
12. Planlama süreçlerinde az önce anlattığım gibi (araştırma, analiz, sentez, karar üretme) süreçlerinden oluşuyor bunlar, bu süreçlerde Coğrafi Bilgi Sistemi teknolojilerinden faydalanmalı, bu noktada ilimizde yapılmış çalışmalar daha eski tarihlerde Kent Bilgi Sistemi gibi yeniden ele alınarak güçlendirilmelidir. Bugün gerçekten bu çalıştayı yürütürken katılımcılara nasıl veri verebilirizi çok düşündük. Elimizdeki, kamu idarelerindeki, gerekse kişilerin kendi elindeki tarım arazilerini, orman alanlarını,  sit alanlarını, turizmle ilgili özel değeri olan yerleri katılımcılara verebilirmiyizi çok düşündük. Ancak maalesef bu verilerin hiçbiri derli toplu olarak herhangi bir ortamda bulunmuyor. Aslında Sayın Erdem SAKER, zamanında başlayan kent bilgi sistemi geliştirilerek çok daha emin bir hale getirilebilseydi bugün bu veriler çok daha kolay elde edilir, üzerinde çok daha iyi analizler yapılır bu planlamalar çok daha gerçekçi olurdu. Bu nedenle böyle bir madde yazmayı uygun bulduk. İlke belirlemede bulundurduk.
13. Doğal çevre, tarihi ve kültürel mirasın korunması alanları başta olmak üzere, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin (RAMSAR ve Avrupa Peyzaj Sözleşmesi vb) bir gereği olarak, sözleşme hükümlerine aykırı plan kararları oluşturulmamalıdır. Uluslararası sözleşmelere taraf olan ülkemizin bu sözleşme hükümlerine aykırı uygulamalar yapmaması beklenmektedir.
14. Planlama sürecinde, kentin topografik yapısı dikkate alınarak kent siluetini bozmayacak Uludağ, tarihi yapılar vb. bozmayacak, kentin tarihi ve kültürel alanlarını görünür kılacak, doğal bitki örtüsünü koruyacak nitelikte plan kararları oluşturulmalıdır.
15. Planlama sürecinde mevcut yapı stoğunun kapsamlı analizi yapılmalı, iyileştirme yapılması gereken çarpık ve kaçak yapılaşmanın olduğu bölgelerde kısa, orta ve uzun vadede sosyolojik boyut da göz önüne alınarak, etaplar halinde uygulanacak kentsel dönüşüm planlaması yapılmalıdır. Kentsel dönüşüm tartışmalı bir kavram. Birçok noktada bir kanun eksikliğini de içeriyor. En son dönüşüm alanları ile ilgili bir kanun çıktı. Ancak biz kentsel dönüşümünde özellikle üçte ikisi çarpık ve kaçak yapılaşma olan büyük metropoller için belli etaplar halinde belki birkaç, belki daha fazla belediye başkanı tarafından, yerel yönetim dönemini aşacak şekilde bir plan dâhilinde yapılması ve bununda kent dinamitlerince ortaya konulup sahiplenilmesi ve uygulamaların buna göre yapılması gereklidir.  Bir kavram geliştirdik çalıştay komitesi tarafından, bu üstünde durulmaya ve tartışılmaya değer.
16. Kentte, kentimizde “Yavaş Şehir” kavramı çerçevesinde alanlar belirlenmeli ve bu alanlarda yavaş şehir kriterlerinin gerçekleştirilebilmesi için plan kararları üretilmelidir.
17. Kent içerisinde, özellikle tarihi kent bölgelerinde karma fonksiyonlar içeren 7/24 yaşayan alanlar oluşturulmalıdır. Sürekli kentin tarihi bölgeleri, çarşı ve hanların olduğu bölgelerde belli saatten sonra hayatın durmasının irdelenmesi ve bunun önüne geçilmesiyle ilgili bir yaklaşımın ortaya konulması amacıyla bu ilke oluşturuldu.
18. Konut alanlarının planlanmasında fiziksel ve sosyo-kültürel taşıma kapasiteleri belirlenerek, optimum yoğunluk ön görülüğü yapılmalı, konut alanlarında yeterli sosyal donatı alanları oluşturulmalı, yerleşim alanlarının sınırlarını belirleyen tampon alanlar oluşturulmasını sağlayan planlama anlayışı benimsenmelidir. Bu planlama mesleğin genel ilkesi olsa da, uygulamada bu durumun böyle olmadığı birçok sonuç ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla Konut Çalışma Grubu, özellikle katılımcıları bunu analizlerde ve ilkelerde ortaya koydular. Biz de buraya bir kez daha taşımayı uygun bulduk.
19. Konut üretiminde “Stratejik Mekânsal Gelişim Yaklaşımı” benimsenmeli, sürdürülebilir konut üretim teknolojileri uygulanmalı, konut ısınmasında temiz enerjinin kullanılması, (jeotermal kaynaklar, güneş enerjisi gibi) sağlanmalıdır.
20. Yerleşim alanlarında ve yakın çevresinde çocukların ve gençlerin beden ve ruh yapısını geliştirip zenginleştirmek için gidebilecekleri spor alanlarına planlamada yer verilmelidir.
21. Kırsal yerleşim alanları yani köyler, sahip olduğu doğal ve tarihi değerler göz önüne alınarak planlanmalı, merkezle ilişkilendirilmesi için ulaşım başta olmak üzere tüm imkânlar açısından desteklenmelidir.
22. İlimizin doğal kaynaklarının korunmasına yönelik ölçme ve izleme çalışmalarının yapılması ve sürekliliğinin sağlanması amacıyla “Çevresel Bilgi Sistemleri” oluşturularak, Uludağ Üniversitesi’nin desteğiyle İl Çevre Düzeni Planı hazırlanması ve izlenmesi için veriler üretilmelidir. Çevrenin korunmasına yönelik ölçme ve izleme çalışmaları çok önem arz ediyor. Ancak bu ölçme ve izleme çalışmaları Çevre Düzeni Planı’nın hazırlanmasında hem de Çevre Düzeni Planı’nın verilen kararların doğaya olan etkisini, çevreye olan etkisini incelemek açısından böyle bir sistemin kurulması gerekir, artık geç bile kalınmıştır.
23. Başta Nilüfer ve Mustafakemalpaşa Çayı Havzaları olmak üzere diğer yerüstü ve yeraltı su kaynakları, tarım alanlarının kurulması amacıyla evsel ve endüstriyel atık su arıtma tesisleri alanlarına İl Çevre Düzeni Planı’nda yer verilmelidir. Tabi bu maddeyi Bursa merkezi için değil, 17 ilçe için, Türkiye için düşünmek gerekir.
24. Kentimizin mevcut içme ve kullanma suyu kaynaklarının (Doğancı ve Nilüfer barajları ile Uludağ kaynakları ve gelecekte potansiyel içme suyu rezervleri olan Çınarcık, Gölbaşı barajları, Uluabat ve İznik gölleri) korunması için “Entegre Havza Yönetim Planı” katılımcı bir yaklaşımla hazırlanmalı ve İl Çevre Düzeni Plan kararları oluşturulmasında dikkate alınmalıdır. Entegre havza yönetim planı çalıştay kapsamında benimde yeni öğrendiğim bir kavramdır.
Ancak özellikle içme suyu, sulama suyu, yeraltı suyu gibi tüm rezervuara inen su kaynaklarının yönetilmesi için böyle bir planlamaya ihtiyaç duyuldu. Hatta bu planlamanın da yürütülmesinin tek elden olması ile ilgili özellikle DSİ' den katılan arkadaşım bundan bahsetti, bunu sizinle paylaşmak isterim.
25. İznik ve Uluabat Gölü’nün korunması amacıyla İzmir-İstanbul otoyolu projesinin çevresine yaratacağı etkilerin minimize edilebilmesine yönelik planlama ilkesi belirlenmelidir. Bu otoyolla ilgili ihale yapıldığı için hatta kamulaştırmalar devam ediyor inşaatların başlaması muhtemel ancak bu mevcut durumun en azından etrafa olan zararının, tarım arazilerine zararının incelenmesi artı yeni planlama kararı ile bu bölgelere ulaşmaması ile ilgili önlemlerin alınması açısından bu konu da genel ilkelere taşındı.
26. Katı ve tehlikeli atıkların insan ve çevre sağlığını tehdit etmemeleri amacıyla “Atık Yönetim Planı” oluşturulmalıdır. Bu madde gerek ilk toplantıda, gerekse ikinci toplantıda da kent gündemine oturan bu bertaraf tesisleri ile birlikte uzun uzun tartışıldı. Sanayicilerimiz, Sanayi Çalışma Grubundaki sanayi temsilcileri; bu katı atıklarını bertaraf edemediklerini, bununla ilgili mutlaka bir tesisleşme gerektiğini, bununla ilgili bir yer seçimi yapılması gerektiğini ortaya koydular. Ancak diğer sektörlerde bu benimsenmedi. Dolayısıyla biz yerel ilke olarak belirlerken bunu bir atık üretim planı çerçevesinde, nasıl bir başka atıkların Bursa’da ismi yoksa, kendi atıklarımızı ne yapacağımızı karar verebilmemiz için en azından bir atık üretim planı çerçevesinde, etrafa zarar vermeyecek şekilde, çevreye ve insana zarar vermeyecek şekilde atıkların hem toplanıp hem bertaraf edilme yöntemlerinin ortaya koyulması için bu maddeyi bu genelgeye taşıdık.
27. Bursa merkez, Yenişehir, Karacabey, İnegöl, Mustafakemalpaşa ovalarının 5403 sayılı yasa kapsamında tarımsal potansiyeli yüksek, “Büyük Ova Koruma Alanı” statüsüne kavuşturularak korunması için plan kararları üretilmeli, “Ova Koruma Protokolleri” hazırlanarak ilgili taraflarca imzalanmalı ve bu protokollere uyulmalıdır. Büyük Ova Koruma Alanı her ne kadar 5403 sayılı ile gündemimize girse de “Ova Koruma Protokolleri” 1998 yıllındaki onaylı planımızda da vardır. Ancak gerek bu protokollerin hazırlanması, gerekse imzalanması sürecinde bir sürü sıkıntılar yaşandı. Ve bazen de hazırlanan protokoller sonradan değiştirilebildi. Özellikle tarım grubunun yoğun önerisi ile genel ilkelere taşıma ihtiyacı hissettik.
28. Tarım arazileri üzerinde sadece bitkisel ve hayvansal üretimin geliştirilmesi için gerekli işletmelerin (mandıra, ağıl, kümes vb.) kurulmasına imkân veren plan kararları oluşturulmalıdır. Bu madde de benim moderatör olduğum tarım grubunda bayağı tartışıldı. Biz, tarım arazilerini korumakla ilgili yazılı kararlar üretiyoruz ve bazen bunlara uyamıyoruz. Ancak özellikle plan kararları ve plan hükümlerinde atladığımız bir şey, tarım arazilerinden elde edilecek ürünün işlenmesi ve değerlenmesinin, tarım arazilerinin de değerleneceği anlamına geldiğini unutmamak gerekir. Bu durumun tek zayıf kavmi, eğer tesisler amacı dışında kullanılır mı? Ancak bu bölüm özellikle değişen mevzuat, tarım arazilerindeki yapıların, amacı dışında kullanılmasını eskiden çok daha iyi bir şekilde denetleyebiliyordu.
29. Ekonomik değeri ve ihracat imkânı yüksek, marka olmuş ürünlerin ki bunlar zeytin, armut, incir, şeftali, kiraz, kestane, ahududu vb. bu ürünlerin üretim alanlarının korunacağı plan kararları üretilmelidir.
30. Toplulaştırma alanları korunmalı ve köylerdeki toplulaştırmalar tamamlanmalı, tarım arazileri, tarımsal ürün üretimde kullanılıp kullanılmadığının tespiti yapılarak tarımsal üretime yönlendirilmelidir. Burada toplulaştırma bölünen, parçalı mülkiyetlerin bir makineli tarım, verimli tarım yapılabilmesi için bir araya getirilmesi, aynı zamanda arazinin tarıma uygun hale getirilmesi için tesviye edilmesi, sulama kanallarının ve yolların açılması anlamını taşımaktadır. Bu hizmet tarımsal üretim için çok önemli bir hizmettir. Yenişehir’de, Kemalpaşa’da bazı köylerde yine toplulaştırma kapsamına alınmıştır. Bu toplulaştırmalar süratle tamamlanmalı ve bu alanlar toplulaştırma yapılmış, devletin tarım yapılsın diye para harcadığı alanlar, imar planlarına mutlaka konulmalıdır. Buradaki enteresan öneri bunu buraya taşımayı öngördü. Belki üstünde tartışmaya gerek var. Eğer bir arazi tarım arazisi ise, bu tarım arazisinin boş kalmaması, mutlaka işlenmesi yönünde acaba devlet bir takım uygulamalar geliştirebilir mi, diye tarım grubundan öneriler geldi. Biz bunu genel ilkelere en azından tartışılsın diye taşıma gereği hissettik.
31. Planda yer alan korunacak tarım alanlarının tarımsal verimliliğin artırılmasına yönelik Ar-Ge çalışmaları üretilmelidir. Bu da Sayın Erdem başkanın bir önerisi oldu. Gerçekten Ar-Ge deyince akla hemen sanayi geliyor ancak tarımsal üretimin geliştirilebilmesi içinde birtakım Ar-Ge çalışmaları artık yapılmalıdır.
32. Çiftçi kayıt sistemi, tarımsal arazi envanteri, toprak kabiliyeti, ürün deseni, tarımsal iş gücü, üretim planlaması üzerinden yapılacak analizler kullanılarak, Uludağ Üniversitesi’nin desteği ile tarım sektörüne vizyon belirlenmeli, 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı ve planlama kararları bu vizyon doğrultusunda belirlenmelidir. Tarım grubu ile ilgili en önemli belirlemelerden biri de tarım vizyonunun, ülkenin ve kentin bir tarım vizyonunun olmadığıydı. Biz az önce bahsettiğimiz çiftçi kayıt sistemi, tarımsal envanteri gibi tamamlanmış bir çok çalışmanın, bir bilimsel bakış açısı ile değerlendirilerek bu planlama çalışması kapsamında bir tarım vizyonunun oluşturulması gerekliliğini ve bu vizyon üstünden tarım arazileri üstünde planlama kararları alınması gerektiği açısından genel ilkeleri buraya taşımayı uygun bulduk.
33. 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine uygun olarak hazırlanmalı, Toprak Koruma Kurulu onayına sunulmalıdır. Bundan bahsetmiştim. Gerek parsel büyüklüğü, gerekse tarımsal yapılar, gerekse arazi sınıflaması bu kanuna göre değişmiş olup, mutlaka kanun kapsamında hazırlanan bir plan olmalı ve toprak kurulunun onayından geçmelidir.
34. İyi tarım uygulamaları ve organik tarımı teşvik edecek şekilde plan kararları oluşturulmalıdır.
35. Tarım sanayisinin ve teknolojisinin geliştirilmesi sayesinde, tarımsal üretimin arttırılıp pazarlama imkânlarının geliştirilmesiyle, Bursa’nın bölge, ülke ve dünya ölçeğinde tarımsal üretim üssü olması için gerekli plan kararları üretilmelidir. Bu temenni gibi anlaşılsa da çevre düzeni planları, başından beri anlatmaya çalıştığımız üzere gerek insan yaşamını gerekse fiziksel mekândaki gelişimi kontrol edip yönlendirdiği için, bu konuda planı hazırlayacak idarelerin araştırma, inceleme sonucunda mutlaka bu konularla ilgili planlama kararları üretilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu maddeleri biz temenniden öte bir beklenti olarak buraya yazma gereği hissettik. Çünkü plan kararları ile yapılabilecek uygulamalar bunlar.
36. Maden ocaklarının, tarım arazileri ve doğal kaynaklar üzerinde yarattığı olumsuz etkinin giderilmesi için bu tür tesislerin yer seçimi, işletimi ve işletme ömürlerinin tamamlanması, ardından peyzaj onarım projelerinin hazırlanması süreçlerini düzenleyen ve denetleyen plan kararları üretilmelidir.
37. Dünya ve ülke ölçeğinde yürütülen kalkınma stratejileri ve bunun paralelinde uygulanan hatalı destekleme politikaları nedeniyle, tarımsal üretimde meydana gelen azalmayı önlemek için tarım toprakları korunmalı, tarımsal üretimin geliştirilmesi için gerekli analizler yapılmalı ve fiziki planda bu sorunların çözümü için gerekli kararlar üretilmelidir.
38. Bursa’nın sahip olduğu kıyı alanlarının “Kamu Yararı” ilkesi uyarınca kentin ve kentlinin kullanımına yönelik planlanabilmesi için kararlar üretilmelidir. Kıyıların malum anayasal güvence olarak kamu yararı ilkesince kullanılması gerekmektedir. Bursa ilinin Güney Marmara’ya uzunca bir kıyısı bulunmaktadır. Dolayısıyla kıyı planlaması ile ilgili yeni yaklaşımların mevcut planda öngörülmesi gerektiğinden bu ilke belirlendi.
39. İl Çevre Düzeni Planı çalışmalarında yapılacak analizler ile fay hatları, heyelan bölgeleri, sıvılaşma potansiyeli yüksek alanlar belirlenerek planlara işlenmelidir.
40. Mekânsal gelişim, başta deprem olmak üzere afet riski en az olan bölgelere yönlendirilmeli, afet riski bulunan alanlardaki yapılar tasfiye edilmelidir.
41. Kentsel yerleşim alanları içinde kalan dereler ıslah edilmeli, mevcut konut alanları tasfiye edilmeli, dereler çevresinde rekreasyon alanları oluşturulmalıdır.

42. Bursa Valiliği’nin koordinasyonunda katılımcı bir perspektifle hazırlanmış olan “Bursa Marka Kent Eylem Planı” stratejilerinin uygulanmasına dönük çalışmalar, planlama sürecinde dikkat edilmelidir, dikkate alınmalıdır. “Marka Kent Eylem Planı”, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın direktifleri çerçevesinde katılımcı bir anlayışla, Bursa’nın turizm potansiyelini irdeleyen ve geliştirmek için hazırlanan bir plan. Bu plan ve bunun gibi diğer çalışmalar kent hafızasından silinmemeli ve kentsel gelişimi yönlendirecek bu Çevre Düzeni Planı çalışmasında mutlaka bu verilerden, bu ve benzeri çalışmalardan faydalanılmalıdır.
43. Bursa turizminin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla kentin dokusuna uygun konaklama tesisleri ve AB standartlarında ulaşım bağlantıları düşünülmüş, tam donanımlı festival ve fuar alanları planlanmalıdır. Kırsal kalkınmaya katkıda bulunacak şekilde ekoturizmi geliştirmek amacıyla pansiyonculuğun, apart otel, vb. tesislerin teşvik edilmesini sağlayacak plan kararları üretilmelidir.

44. Uludağ’da 12 ay turizm yapılabilmesi için, kış turizminden dağ turizmine geçecek şekilde planlama kararları oluşturulmalıdır.

45. Turizm sektörünün geliştirilebilmesi için jeotermal kaynakların envanter çalışması yapılarak, bu kaynakların termal turizmde kullanılmasına dönük plan kararları üretilmelidir.
46. Bursa’nın bölgesel ulaşım ağı (kara, deniz, hava ve demiryolu) bağlantısı sağlanarak, yük ve yolcu taşımacılığını kolaylaştıran, etkin ulaşım türlerini kapsayan “Bursa Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Ana Planı” ile ilişkili, “İl Ulaşım Ana Planı” hazırlanmalıdır. Bu maddenin ilkeye taşınmasındaki temel hususlardan bir tanesi; madem Büyükşehir Belediyesi kendi planlama alanında bir ulaşım ana planı yapıyor ve madem bu planlama da, Çevre Düzeni Planı da tüm il sınırlarını kapsıyor, o zaman ilin dış bağlantılarının da düşünülerek il bazında tüm ilçeleri içeren, belki o detayda değil ama, tüm bağlantıları içeren bir “Ulaşım Ana Planı” il içinde hazırlanması gerektiği Ulaşım Çalışma Grubu tarafından önerildi ve Çalıştay Hazırlık Komitesi’nce de benimsendi. Bu maddenin en önemli odaklarından bir tanesi bu. Bir diğeriyse yük taşımacılığı, yolcu taşımacılığının yanında, özellikle Sanayi Grubu’ndan da geldi bu, yük taşımacığının da düşünülmesi gerektiği açısından böyle bir ilkeyi sizlere sunmuş bulunmaktayız.

47. Kentin belli başlı merkezlerinin yayalaştırıldığı, bisikletli ulaşımın yaygınlaştırıldığı, toplu taşımada “Raylı Sistem” yatırımlarına öncelik verilen ulaşım stratejileri geliştirilerek plan kararlarına yansıtılmalıdır.

 

48. Artan teknolojik imkânlardan faydalanarak temiz ve yenilenebilir enerji tesislerinin yaygınlaştırılmasına dönük planlama kararları üretilmelidir. Bu maddeyle ilgili, bizim İl Özel İdaresi olarak yaşadığımız bir sorun oldu. 98 yılında hazırlanmış olan plan, rüzgâr enerji santralleriyle ilgili hiç bir hüküm içermiyordu. Oysa rüzgâr enerji santralleri belki enerji üretimi aşamasında, temiz enerji anlamında en iyi kaynaklardan birisi. Dolayısıyla bu konuda bir plan değişikliği yapmayı uygun bulduk, sorunu çözmek adına. Ancak, gerek rüzgâr enerji santrali, gerekse diğer temiz enerji santrallerinin, enerji ihtiyacına binaen bunların korunmasına yönelik çözümler, planlama yaklaşımda dikkat edilmelidir, dikkate alınmalıdır.
49.
Sahip olduğumuz Ar-Ge ve Ür-Ge kapasitesini kullanarak, emek yoğun sanayiden teknoloji üreten sanayiye geçişi destekleyecek plan kararları oluşturulmalıdır. Bu da üzerinde tartışılacak ama belki Bursa’ya yeni bir vizyon belirlenmesi için önemli bir madde, bir ilke.

 

50. Yeni yapılacak İl Çevre Düzeni Planı’nda sınırları belirlenmiş mevcut tarım arazileri üzerinde ilave yeni sanayi bölgeleri kurulmamalı, kontrolsüz sanayileşmenin tarım arazileri ve tarımsal üretime etkisi incelenerek planlama kararları üretilmelidir. Özellikle Tarım Çalışma Grubu’nda bu konu gündeme geldi. Yıllardır tarım arazilerinde değişik sebeplerle sanayi bölgeleri oluşturuluyor. Ancak artık Tarım Çalışma Grubu, tarım arazileri üzerinde ilave bir metrekare bile sanayiye tahammülü yok, bunu söyleyebilirim.

51. Korunacak tarım alanları içinde oluşmuş mevcut sanayi alanları dondurularak, ilave yeni sanayi alanları önerilmemelidir. Mevcut çevre düzeni planına aykırı bir şekilde oluşmuş sanayi bölgeleri (Barakfaki, Kayapa, Gürsu, Çalı) ıslah edilmeli, kent içinde dağınık sanayi tesisleri, kapasitesi dolmamış organize sanayi bölgelerine taşınarak tasfiye edilmelidir. Bu madde de yine belki daha uzunca bir süre, özellikle plan çalışması sürdürülürken üzerinde her kesimin göş bildireceği, tartışmalı bir madde olarak genel ilkelere taşınmıştır.
52.
ULUTEK benzeri bilgi üreten teknoparkların geliştirilmesini ve yeni teknopark alanları oluşturulmasını sağlayacak plan kararları alınmalıdır.
53. Sanayi ürünlerinin sunulduğu, halka açık ticaret alanları için planlarda da yer ayrılmalıdır. Bu da Sanayi Grubu’nun, ürettikleri malları ilk elden üreticiye sunabilmek için bir alan ihtiyacı olarak gündeme gelmiştir.

 

 

Evet; 53 adet, 138 adet sektörlerin oluşturduğu ilkeleri, 53 adet genel ilkeye döştürdük ve sizlere tek tek bunları sunduk. Nihayetinde tüm bu yaptığımız çalışmanın sonucu olarak çalıştayımızın, çalıştayımızdan çıkan, hazırlık komitesi olarak çıkardığımız sonuçları sizlerle paylaşarak sözlerimi tamamlamak istiyorum.
Çalıştay kapsamında elde ettiğimiz sonuçlardan birincisi: Bursa Kent Konseyi tarafından yürütülen, “Bursa 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Çalıştayı” kapsamında oluşturulan sonuç raporu ve genel ilkeler; Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa İl Özel İdaresi tarafından yürütülecek, planlama çalışmasına yön verecektir.
İkincisi; Bursa Kent Konseyi; planlama sürecinin, yürütülecek olan planlama sürecinin araştırma, analiz, sentez, plan kararlarının yönetilmesi aşamasında, halkın ve sektör temsilcilerinin katılımı ve göşlerinin plana yansıtılmasını sağlayacak mekanizma olarak belirlenmelidir.
Üçüncüsü; Bursa Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi tarafından yenilenecek İl Çevre Düzeni Planı, Bursa Kent Konseyi’nde göşüldükten sonra, ilgili idare meclisleri tarafından onaylanmalıdır. 1998 yılında bu kent bunu yaptı ve başardı. Bugün de, bu katılım da zaten bunu ortaya koyuyor, yapabilir. Ayrıca Kent Konseyi; bu çalıştayda elde ettiği bilgiler, elde ettiği başarı sayesinde bu planlama sürecindeki tüm katılım mekanizmalarının sürdürülebilecek özelliğini gösterdi. Ve bu çalışmanın gerek yürütülecek olan yeni çevre düzeni planlama vizyon çalışmasında, gerekse çalışmanın tümü boyunca soluklu çalıştığı sonuçlarından faydalanması gerekmektedir, diyorum. Ve beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, İl Özel İdaresi, İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürü Sayın Hakan BEBEK’e teşekkür ediyoruz. Gerçekten aylar boyunca çok önemli katkıları oldu ve bu son derece ciddi çalışmanın vilayet ayağındaki teknokrat, bürokrat arkadaşlarımızdan. Aynı şekilde belediyemizin de konuyla ilgili bürokratları, teknokratları hep çalışmalar içinde oldular. Planlama biriminin bağlı olduğu, Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Bayram VARDAR’da buralarda, gördüm kendisini. Yani vilayet, belediye ve üniversite çok değerli hocalarımız da burada. Bakın bütün katmanlar, bütün ayaklar, temeller ve tabi ki olmazsa olmaz olan sivil toplum kuruluşları, akademik odalar, meslek odaları hep bu çalışmaların içinde oldular. Buradaki maddeler de son derece önemli, şehrin geleceğini ilgilendiren konular var. Mutlaka üzerinde saatlerce konuşulabilir. Biz burada tabi ki, bu sunumdan sonra kısa, öz, net, canlı, heyecanlı görüş, öneriler, yeni şeyler söyleyerek arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan bunları isteyeceğiz. Tabi ki meslek odası başkanlarımız var aramızda. Onlardan da en azından kısaca böyle işin ilk andaki görüntü nedir, görüşleri, düşüncelerini bunları da bilmek istiyoruz.
Burada elde edilecek sonuç biliyorsunuz, Büyükşehir Belediyesi’ne ve Valiliğe gönderilecek. Belki gerekirse bu ilke kararları noktasında revizyon ilave, çıkarma yapılması gerekirse, bu toplantının sonucunda not alınıyor ve bu toplantının sonucunda yine hazırlık komitemiz, çok değerli vakitlerini bir kez daha bu konuya hasıl edecekler ve gerekli redakteyi yaptıktan sonra bu konu, bu kurulun kararı olarak ilgili yerlere gönderilecek.
Aramızda Büyükşehir Belediye Meclisi’nden, İl Genel Meclisi’nden karar mercileri biliyorsunuz, bu planların gideceği karar mercileri, Sayın Ahmet ER var. İl Genel Meclis Üyemiz Sayın İlhan DEMİRÖZ var. Büyükşehir Belediye Meclisi’nden Sayın Servet BÜYÜKPOYRAZ var ve Bülent ASLANHAN var. Yani bütün katmanlar, bütün katılımcılar son derece düzgün bir dağılımla konuya sahip çıkıyorlar, gerçekten teşekkür ediyoruz. Onlara da kısa kısa söz verme durumu olabilir. Yani kürsü burada, burası Bursa’nın kürsüsü, burada ölçülü, hep konuşmalar olmuştur. Yani gerçekten arkadaşlarımız, odalarımız dışarıdaki tartışmaları, çekişmeleri bu Kent Konseyi toplantılarına taşımadılar. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Burada farklı bir formatta görüş üreten, çözüm üreten konuda görüş ve düşünceler ortaya konuluyor. Her zaman buna dikkat ediyoruz, diyorum ve yıllar önce bu çalışmanın içinde bulunan Sayın Başkan Erdem SAKER, ben o zaman Büyükşehir Belediye Meclis üyesiydim, ara sıra muhalefet ediyorduk Sayın Başkanla ama her zaman için teknik konularda, Bursa ile ilgili konularda beraber olmuşuzdur. Ben kendisinin tecrübelerinden ve konu ile ilgili, bir tartışmanın da usulü babında söyleyecek şeyler olabilir. Kendisine hemen söz vermek istiyorum, buyurun Başkanım.

Erdem SAKER (Eski Dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı):
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, çok değerli dostlarım! Gerçekten bugün burada çok önemli bir toplantı yapılıyor.  Bursa’nın geleceğinin, geleceğine giden yolların çizildiği bir toplantı, çok önemli bir toplantı! Bu bakımdan emeği geçen herkese gönülden bir Bursalı olarak, gönülden teşekkür ediyorum. 28 Eylül’deki bilgilendirme toplantısında da söylediğim gibi, bu seferki plan hazırlama sürecinde önemli bir farklılık var, 98’e göre. 98’de plan; uzmanlar, teknik heyet, üniversiteler tarafından hazırlandı, hazırlanan plan halkasında oldu. Oysa burada önce halkın görüşleri masaya yatırılıyor ve teknik heyete ilkeler, bakın biraz önce Hakan Bey çok güzel özetledi. Bu ilkeler, planı yapacak teknik heyetin önüne konuyor. “Arkadaş, bunları hele bir düşün, bunlara çözüm yollarını sen teknik bilgilerini ortaya koyarak bul” deniyor. Ve yine evet, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bu çalışmanın modeli üzerine yapmış olduğu görüşte de yanda çizili olan kırmızı bant, planın başından sonuna kadar devam ediyor. Bu demektir ki; planın her safhası katılıma açık ve sonuçta da Hakan Bey’in dediği gibi bu plan, olay mercilerine gelmeden önce gene Kent Konseyi’nde tartışılacak. Bu da çok önemli bir adım. Ama ben hepsinden daha önemli neyi buluyorum biliyor musunuz? Bu olay mercilerinden çıktıktan sonraki safha! İşte orada sizin çok önemli göreviniz var. Esas görev orada başlıyor. Burada ilkeler belirleniyor, bu ilkeler yarın plan üretilecek,  plan uygulamaya sokulduğunda artık siz orada bu planın sahibi olmalısınız. Bir taraftan kendiniz bir takım emekler harcayarak, mesela Hakan Bey biraz evvel bahsetti: Yavaş Şehir! Buraya gelirken özel arabanızı kullanmadan gelmeyi kabullenecek misiniz? En basit bir adım. Yani evinizden, işinizden çıktınız buraya geliyorsunuz, toplu taşıma aracını kullanarak gelecekseniz,  bunu yapmak. Uygulamada bakın çok önemli bir başka şey var, eğitim. Aslında belki onu da koymak lazım. Eğitim sistemi.. İlkokullarda çocukların eğitimi. Musluktan akan suyu tasarruflu kullanma eğitimi. Bugün bir çalışma içindeydim. Şu anda Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı yılda 1.600 m³ ve 2023’te bu rakam 1000 m³’e düşüyor. Yani su fakiri bir ülke olacağız. Geleceğimizi çizerken işte kaynaklarımızın doğru kullanılması yollarının da belirlenmesi, bu stratejik planın yollarını da çizecek. Ama çizilen yolların uygulamaya sokulması. Bakın burada benim çok kulağımı tırmalayan bir madde var. 98 planında korunacak tarım alanı olarak görülen alanların içinde sanayi yerleşimleri yapıldı. Şimdi bu kadar emek sarfedilip, bu kadar katılımla bir plan ortaya çıkaracağız ama gene de genel bir uyum olmayacaksa o zaman emeğe yazık demiyorum, geleceğimize yazık olur, diyorum ben, bir genel bakışım bu. Tabi bu arada bir başlık, küçük bir olay daha var, gene bizim ilkelerimizi ilgilendiren. Bu plan uygulaması yerel yönetimlerindir, artık buna merkezi yönetim müdahale etmemelidir. Bakın güncel, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın takip ettiği çok önemli bir takım olaylar var. Biraz evvel sohbet sırasında onun da farkına vardım. Korunacak havzalar diyoruz. Bu havzalar için de bu planı koyuyorsunuz ama merkezi yönetim bu havzalar için de rahatlıkla sana sormadan taşocağı ruhsatı verebilir. Taşocağı ruhsatını merkezi yönetim veremez, yerel yönetim vermelidir. Uygulamanın ana ilkelerinden biri de bu olması lazım. Nerede taşocağı ruhsatı verilecek? Nerede verilmeyecek? Yerel yönetim karar vermelidir. Neye göre? Çıkaracağı bu plan ilkelerine göre. Yani uygulamanın da aslında bizim çok yakın bir yaşam gündemimiz olmasını, oluşturmasını ben düşünüyorum, diliyorum. Şimdi burada Sayın Başkanın dediği gibi sizlere bu ilkeler doğrultusunda bazı başka görüşler olabilir, bunları tespit edeceğiz, ondan sonra da komitemiz bunları ortaya koyacak. Benim bir küçük önerim var, Sayın Başkandan. Tabi eğer hazırlık komitesinden geçip de bu ilkeler dışında bazı değişiklikler yapılırsa, nihai şu raporu gene bütün katılımcılara da gönderme şeklinde, herkes bilsin yani. Büyükşehir Belediye Meclisi’ne ve İl Özel İdare Meclisi’ne hangi metin gidiyor, onu herkes bilsin. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Şimdi Mimarlar Odası Başkanımızı hemen alalım kürsüye, ilk tespitlerini alalım. Esasa yönelik olmayabilir, tabi ki mutlaka hemen her şey bir anda söylenemez. Ama yapılan çalışmalarla ilgili şöyle kısa, öz bir görüşlerini alırsak, Nizamettin Bey’e teşekkür edeceğiz.

Nizamettin KAYA (Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı):
Sayın divan, çok değerli katılımcılar öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi tabi çok güzel bir çalışma gerçekten, Bursa’nın geleceğini planlarken bunun katılımcı bir anlayışla oluşturulması çok önemli diyoruz bir kere, bu çok önemli. Çünkü aslında Erdem Bey biraz bahsetti. Yani plan yapılma sürecinin gayesi çok önemli ama bunun arkasında durmak ve bu plan kararlarını uygulamak hepsinden önemli. Bunu ancak işte bu plan kararlarını benimsemiş bir toplulukla, bir kent yapabiliriz. Bu anlamda bu çalışmalar belki daha sonra da tekrarlanmalıdır. Yani planların arkasında durulmasıyla ilgili konuyu takip etmeliyiz. Bunu meslek odaları yasal olarak takip ediyorlar zaten, böyle bir görevleri var. Ancak bunu, asıl bunun takibini, tabi kentli vatandaşlarımız yapacaktır.
Şimdi planda belirlenen ilkeler tabi ki herkesin kabul edeceği ilkeler. Bugün bunlara burada herhangi bir itiraz olacağını düşünmüyorum. Şimdi bu noktadan baktığımızda burada eklenecek şeyler vardır. Bunlarla ilgili birkaç şey söyleyeceğim ama bunların öncelikle plana yansıması önemlidir. Yani bu ilkeler ne derecede plana yansıyacaktır. Bunları bakıp göreceğiz. Ama bununda tartışılacak olması, değerlendirilecek olması, bize bu konuda ümit veriyor. Yani daha öncelerden birçok plan yapılmadan önce bu tür ilkeler belirlendi ancak sonuç, bu ilkelerin dışında olan birçok şey de oldu. Yani bu anlamdaki endişelerimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada tabi planın amacı ne? Yani planı niçin yapıyoruz biz? Bu kentte yaşayan vatandaşlarımızın bir yaşam alanı sorguluyoruz yani bir yaşam alanı yaratıyoruz. Bunu nasıl yaşayacaklarıyla ilgili ancak bununla ilgili gerçekten net verilere sahip değiliz. Biz bu yaşam alanını nasıl oluşturacağız? Yani bu alan içerisine yapılar yapıyoruz, sosyal bağlantılar yapıyoruz, kültürel merkezler yapıyoruz. Ancak bunların ilişkileri konusunda, planlamalarında çok büyük eksiklikler var. Bunların planlarının mutlaka net olarak belirtilmesi gerekir. Birçok kavramın tabi ki daha tartışılarak oturması gerektiğini düşünüyoruz. İşte değerli başkanımız Erdem SAKER belirtti: “Yavaş şehir!”. Yani bu kavramları hem toplumda bir noktaya getirip, bu planın aslına uygulanmasına yönelik tüm çabayı hem basın, bütün sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri üstlenmelidir. Yani çok küçük bir örnek verdi, dediler ki başkanım işte “araçlarımızı kullanmadan artık buraya gelmeliyiz, bunları yapabilmeliyiz”. Şimdi bir önemli nokta daha ki bu çok önemli ve Erdem Bey bundan da bahsetti. Önemli bulduğum için çünkü notlarım arasında vardı, bunu vurgulamak istiyorum. Planlar yapılıyor, bu planın sahibi sonuçta bu kenttir, buradaki yerel yönetimlerdir. Merkezi idarenin bu plana olan baskıları ve etkileri aslında yeni şeyler eklenerek bunlar planın bütünlüğünü bozmaktadır. Bunun örnekleri mevcuttur. Bugün bu anlamda biliyorsunuz kentte yapılan TOKİ yapıları bunun en büyük örneğidir. Bugün Uludağ’dan baktığınızda, bugün kentin egemen haline gelen bu yapılar, gerçekten hem görüntü kirliliği, hem de mekânsal olarak kirlilik yaratmaktadır. Yani biz sadece bir sorunu çözerken, o sorunu çözeceğiz derken eğer bu kirliliği yaratıyorsak demek ki bu o zaman planlamalarda da eksikliğimiz var. Bunları da mutlaka değerlendirmeliyiz. Yani biz çok güzel şeyler yazabiliriz, çok güzel planlar yapabiliriz. Ancak bunlar insanların yaşamını olumsuz etkilememelidir. Ve yeni olarak yaptığımız bütün yapılar, mutlaka geleceğe aktaracağımız yeni eserler şeklinde olmalıdır. Bunu yapabilecek Türkiye‘de hem mühendis hem mimarlar mevcuttur. Ancak bu konuda siyasetin biraz daha bakış açısını genişletmesi gerektiğini, karar vericilerin de bunun gibi buradaki yapılan yerin bu planların mutlaka tartışılması gerektiğini ve bu tartışmalardan ders alması gerektiğini düşünüyoruz. Şimdi bir kentsel peyzaj ile ilgili biraz sanıyorum herhangi bir vurgu yapılmamış bu da çok önemlidir. Yani kentsel peyzajın mutlaka planlar içerisinde yer alması ve bütünlüklü olarak ele alınması gerekiyor. Ayrıca bu planlarda taşıt aksları, ulaşım aksları mutlaka var. Ama yaya ulaşım akslarının kent içerisinde oluşturulması çok önemlidir. Yani bugün Nilüfer’le Osmangazi arasında böyle bir bağ yok. Diğer bölgelerde de yok. Bunun mutlaka planlara işlenmesi önemlidir. Aslında kentimizin tabi çok önemli sorunlarından kaçak yapılaşma, çarpık yapılaşma. Bunları hepimiz biliyoruz, bunlarla ilgili planlarda mutlaka şeyler konulacak. Ancak bu planda aslında bir şey daha mutlaka öngörülmeli; sanayi yapılarının, kaçak olarak yapılan özellikle tarım arazileri içerisinde yapılan yapıların dönüşümü ile ilgili bir önerme var. Ancak bugün yine tarım alanları içerisinde yapılan kaçak yapılarında mutlaka belli süreçte, planlanan süreçlerde başka alanlara taşınması önemlidir. Yani bu alanları biz yeniden kazandırmalıyız diye düşünüyoruz. Evet, şimdilik sözlerimi burada bitirirken bu çalışmanın Bursa’ya katkı sağlamasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Mimarlar Odası Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Konuşmalarımıza tespitleri, ilk tespitleri,  değerlendirmeleri almak için sıra olarak devam ediyoruz. Büyükşehir Belediye Meclisi’ne önergeyi veren meclis üyemiz, ama herhalde burada özellikle Tabip Odasını temsilen de burada bulunuyor Sayın Bülent ASLANHAN’ın da ilk tespitlerini ve görüşlerini almak üzere… Buyurun Sayın ASLANHAN.

Bülent ASLANHAN (Bursa Tabip Odası Başkanı):
Sayın divan, değerli katılımcılar saygılar sunuyorum. Çok kısa bir değerlendirme yapacağım. Esasen önergeyle ilgili ismimin geçmesiyle birlikte önergeyi veriş gerekçelerimizden kısaca bahsedip; bu günkü bir parça duygumu, bir parça da değerlendirmemi söyleyeceğim. Öncelikle çok değerli bir çalışma yürütüyoruz. Bu önergeyi verirken böyle toplumun bu kadar yüksek katılımla, bu kadar kenti koruyacak maddeleri bir araya getirebilecek bir duyarlılıkla, kente sahip çıkma duygusuyla, böyle bir sonuca ulaşabileceğini açıkçası düşünmemiştik, düşünmemiştim. Bunu tırnak içerisinde “ne güzel olmuş, ne iyi yapmışsınız, elinize sağlık, böylesi bir çalışmanın yürütülmesinde katkısı olan tüm arkadaşlarımı kent adına en azından selamlamamız gerekiyor” diye düşünüyorum. Biz bu önergeyi verirken bir tartışma olmuştu, bu tartışma şöyleydi; Kentte gerçekten gördük ki şurada çıkan ilkelerle, kentin istedikleriyle, kentte yaşananlar farklı ve aslında bu önergenin verilmesindeki temel etken İstanbul’da kurgulanan bir İstanbul metropolitan planıydı. Bu metropolitan planı birçok arkadaşımız biliyordur ama bilmeyen arkadaşlarımız için ana mantığı tartışmalarda. İstanbul’u bir turizm kenti haline getirmek, kültür kenti haline getirmek ve oradaki sanayiyi üç temel aksa; birisi Çorlu aksına, birisi Bursa aksına ve birisi de Adapazarı aksına doğru aktarmak, deyim yerindeyse İstanbul’un sanayi atığını bu tarafa çekmek, Bursa kentine bir sanayi kenti misyonu yüklemek. 4 milyon bir nüfus hareketinde Bursa’ya karşı, Bursa’ya doğru kaydırmakla ilgili bir plan tartışılmıştı. Ve biz bu kentin bu plana karşı bir refleks göstermesi gerektiğini düşünerek bu önergeyi vermiştik. Ama bu önergeyi verdiğimizde Sayın Pala‘da söyledi, sunumu yapan arkadaşım da söyledi. Şöyle bir kaygı olmuştu. Bu kaygılardan artık utanmak lazım diye düşünüyorum. Bu kentin çevre planı yeniden tartışılırsa, 1998’deki çevre planı bu kenti koruyan ciddi bir anayasadır. Burada kente yapılan olumsuz işleri yeniden çevre planı içerisine koyabilirler ve kentin tahribatına bir yol açılmış olur. Bu nedenle bu planda hiç tartışmamak lazım, böyle bir çalışmayı hiç yürütmemek gerekir diye yaklaşımlar olmuştu. Şimdi bugün görüyoruz ki aslında bugünkü çıkan çerçeve bu yaklaşımların, bu kaygıların boş olduğunu gösteriyor. Eğer bu ilkeler kentin dinamiklerinin bizden istediği ilkelerse; bir merkezi hükümet dahil olmak üzere, yerel halk dahil olmak üzere buna sahip çıkmamız gerekir. Eğer sahip çıkamazsak bu hayat böyle akıp gidecek arkadaşlar! Suyumuz, toprağımız, zamanla havamız ve çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekler bilmiyorum. Tekrar elinize sağlık çok değerli bir çalışma olmuş, gerçekten.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Başkan ben teşekkür ediyorum. Sahip çıkmamız gerekir. Bursa, Bursalılar, Kent Konseyi Organizasyonu ile çok değerli toplumsal örgütlerimiz, Bursa’yı sahiplendiğini görüyoruz. Böyle bir mücadelenin organizatörü olacağımızı da her halde biliyorsunuz. Gerekli her türlü mücadelenin içinde olacak insanlarız.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kent Konseyi’ne de çok ciddi katkılar veriyor. Sayın Belediye Başkanımız Recep ALTEPE gerçekten bu tip konulara yatkın toplumsal dinamikler içinden gelen bir belediye başkanı. Buradaki her türlü gelişmeleri takıp ettiğini sizlere söylemek istiyorum. Bugünkü toplantıda da burada bulunmak istiyordu, şu anda kendisi yurt dışında. Ben özellikle bu toplantıyla ilgili mesajının olup olmayacağını sordum. Burada da alınacak kararların son derece önemsendiğini, önemli olduğunu, dikkate alınacağını söylemiştir. Bunu özellikle bilgilerinize sunmak istiyorum.
Bu arada Büyükşehir Belediyesi, bilgi olarak söylüyorum, iki önemli çalışma başlattı. Bildiğiniz gibi birisi “Çevre Düzeni İmar Planı” şehrin geleceği, bir de “Ulaşım Ana Planı” (BUAP) Bursa Ulaşım Ana Planı.  Bununla da ilgili Bursa Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Teknik Üniversitesi danışmanlığında son derece önemli ciddi çalışma yapıyor. Bu proje Alman firmasına ihale edildi, anket çalışmaları başlayacak. Böylesine şehrin geleceğiyle ilgili iki önemli çalışmada Kent Konseyi olarak hep beraber yerimizi alacağız. Bu çalışmanın içinde olacağız ve bu çalışmalarla ilgili son durum nedir bilgi almak, bu çevre düzeni planıyla ilgili gelişmeler hakkında bilgi almak üzere belediyemizdeki planlama birimlerinin bağlı olduğu genç ama tecrübeli bir teknokrat, bürokrat arkadaşımız var. Sayın Bayram VARDAR burada. Genel Sekreter Yardımcımız. Kendisini kürsüye davet etmek istiyorum, buyurun Sayın VARDAR.

Bayram VARDAR (Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı):
Kent Konseyi’nin değerli Başkanı, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanım, değerli büyüklerim, çok değerli hemşerilerim herkesi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Ben teknik üniversiteden mezun bir şehir plancısıyım. Benim aldığım lisans disiplini şehir planlama üzerine ve bugün, bugünün bu saatlerinde ben lisans eğitimimizde planlamaya halkın katılımı adı altında aldığımız derslerin gerçek uygulanışını, icra edilişini burada görmekten ayrı bir gurur duyduğumu tespit ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Hiç şüphesiz planlama çok teknik bir olgu. Bunun disiplininin verildiği ve belli kriterleri olan, belli programları olan bir çalışma ve şehir planları insanoğlundan, insanoğlunun ilk günlerinden bu yana üzerinde en çok durduğu konulardan bir tanesi planlama. Bununla ilgili çok ciddi farklı felsefi yaklaşımlar da olabilir. Sonuçta şehir planı dediğimiz şey aslında kentin, kentlinin, kentinin geleceğini nasıl görmesi gerektiğiyle ilgili şüphesiz ve bunların teknokratlar eliyle belli programlar dâhilinde fizik olarak yansıtılması gibi özetleyebiliriz. Büyükşehir Belediyemizin, sunumların başında da ifade edildiği üzere stratejik planımızda 1/100.000 Ölçekli Mevcut Plan revizyonu veya 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı yapımı şeklinde çerçeveleyeceğimiz bir çalışma var. 2009 seçimlerinden önce de Belediye Başkanımızın zaten çalışma programında var olan bir konu ve seçim sonrasında belediye meclisimizin de onayıyla yürürlüğe giren stratejik plan, 2014 hedefi ile hazırlanan stratejik planda var olan bir hedef, çalışma. Bu kapsamda biz, bu çerçevede hemen üniversitelerimizin konuyla ilgili bölümlerinden danışmanlık alarak bu süreci nasıl yöneteceğimize dair kuralları ortaya koyarak bu çalışmaya başlamış durumdayız. Bununla ilgili fiili resmi adımlarımızı da önümüzdeki günlerde atacağız. Biz özellikle bu çalışmalarda tabi ki bu sonucun, planın önemli bir ayağını oluşturacak, önemli bir altyapısını oluşturacak, bunları yine bilimsel yöntemlerle sorgulamış olacağız. Buradaki sonuçları buradaki değerlendirmeleri, önerileri. Hocalarımızın ve Bursa kentine dâhil söz söyleme hakkı olan insanların katılımlarını bolca alarak yine benzer henüz deklare etmemiş olmamıza rağmen, benzer çalışma grupları çalışma yöntemleriyle birlikte önümüzdeki günlerde fiilen çalışmaya başlamış olacağız. Biz dediğimiz gibi her disiplinde belli bir çalışma grubu, bir danışman hoca başkanlığında yine kentlilerin kentteki bu yöndeki büroların, disiplinlerin oluşturacağı birlikteliklerle sonuca ulaşacağımızı düşünüyoruz. Tabi imar planları halin değil istikbalin, geleceğin kararlarını ifade ettiği için biz bugüne değil yarına ve daha sonrasına bakma hedefiyle beraber daha yaşanabilir bir Bursa için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, Büyükşehir Belediyesi olarak. Büyükşehir Belediyesi Başkanımızın da misyonu çerçevesinde bu çalışmaları biran evvel nihayete erdirip Bursa’mız için hayırlı olanın, doğru olanın vücuda gelmesi dileği ile herkese saygılarımı sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Vardar’a teşekkür ediyoruz. Kısa ve öz konuşmaları, tabii Büyükşehir Belediyesi bütün bu çalışmaları takip ediyor. Yani bizimde aynı zamanda bir belediye tarafımız var bildiğiniz gibi, çok değerli katılımcılar. Biz de bu çalışmaların belediye tarafındaki takipçisiyiz, sizler adına. Onu da açıkça söylemek istiyorum.
Evet, Sayın İlhan DEMİRÖZ meslek odalarında tecrübeli bir yönetici, İl Genel Meclis Üyesi aynı zamanda. Tespitlerini, ilk düşüncelerini alalım.
 
İlhan DEMİRÖZ (İl Genel Meclisi Üyesi, Geçmiş Dönem İKK Sekreteri)
Sayın divan, Kent Konseyi’nin çok değerli katılımcıları. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlarken 1/100.000, 2020 Çevre Düzeni Planı’nın hazırlanmasında emeği geçen, başta Sayın Belediye Başkanımız Erdem SAKER olmak üzere tüm arkadaşlarımızı kutlamak istiyorum. Şu anlamda kutlamak istiyorum. Benim gibi meslek odasından gelen ve uzun yıllar, 8 yıl kadar Ziraat Odası Başkanlığı yaptığım için biz bu 2020 Çevre Düzeni Planı bizim elimizde bir dayanaktır. Bununla ilgili çok değişik mücadeleler verdik ama gelin görün ki Bursa’mızı ne kadar koruduğumuzu sizler de, bizler de beraber izliyoruz. Bu bakımdan teşekkür ediyorum buradan hazırlayan, emeği geçenlere. Ayrıca bugünlerde oldukça yağış aldık ve Bursa bu yağışlar sonunda tarım alanlarıyla, çeşitli mahalleriyle su baskınlarına maruz kaldı. Bundan bizler ders çıkarmalıyız. Bursa tarım alanları için söylüyorum. 10.000’lerce tarım alanı maalesef bu su baskınları ile ilgili plansızlığın, belli derelerin temizlenmemesinden kaynaklıdır. Yani bunları da bu çalışma ilkelerinin içerisinde örnek almamızı ifade etmek istiyorum. Değerli katılımcılar, ben bu plan çalışmalarıyla ilgili geriye dönük tartışma yapmak istemiyorum ama gerçekten Kent Konseyi’ndeki arkadaşlar özveriyle çok önemli çalışmalar yapmışlar. Benden önce konuşan çok değerli arkadaşım Bülent ASLANHAN’ın ifadelerine aynen katılıyorum. Bizlerdeki soru işaretlerini, Kent Konseyi’ndeki çalışan bu arkadaşlarımızın giderdiğini çok açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum ama nereden giderildiği, Kent Konseyi’nden. Bu planlar bize nasıl gelecek, biz nasıl onaylayacağız, bunlarla ilgili soru işaretlerini de yine saklı tutmak istiyorum. Bu teşekkürden sonra Sayın Başkan’a, bir de bir eleştiri de demiyorum bir şeyimiz var. İl Genel Meclisi’ni de davet etmesi gerekirdi.
Bu çalıştayın içerisinde, bu çalışma grubunun içerisinde bizden arkadaşımızın da olması gerekirdi, diye düşünüyorum. Ayakları sayıyoruz; Vilayet var, Büyükşehir var, Üniversite var, Akademik Odalar var ama İl Genel Meclisi yok. İl Genel Meclisi’nden de bir iki arkadaşımız burada ve biz de bu mutfağı aynı şekilde onaylayan bir meclis olarak, buradaki arkadaşlarımıza İl Genel Meclisi’ne taşımış olur. Çünkü ben biliyorum ki buradaki çalışmalarda, bu mutfakta belki bu sayfalara dökülmeyen ama çok daha verimli, değerli bilgilerin olduğunu da biliyorum. Burada çok kısa genel anlamda evet, bunu tekrar ifade ediyorum bu kısa süre içerisinde baktığım maddelerle ilgili söyleyeceğim hususları, bir eleştiri anlamında söylemiyorum. Kısa sürede planlar bu ilkelerin arkasında durulduğu takdirde, böyle bir plan geldiği takdirde ben İl Genel Meclisi’ndeki bir üye olarak hiç tereddütsüz onaylamak üzere el kaldırırım ama gelecek planla ilgili sorunlarımız olabilir. Bir de birkaç tane bu konuyla ilgili ilavelerim var. Mesela 27. maddede büyük ova koruma alanların statüsüne kavuşturmanın doğru olduğunu ifade ediyoruz, ona katılıyorum ve 98 yılından başlayarak bir Ova Koruma Protokolü’nün yapıldığını biliyorum ve bu Ova Koruma Protokolü’nün büyükşehirde halen imzalanmadığını ifade ediyorum. Ve ben bunu birkaç platformda da söyledim. Yani şu anda bu “Ova Koruma Protokolü” Büyükşehir Belediyesi’nde imza bekliyor. Bu dönem içindeyiz, iki dönemdir burada Bayındırlık İl Müdürlüğü’ne sorulursa tarih ve sayı numarası ile bunlar ifade edilebilir. Başka bir hususu söylemek istiyorum yine, Köy Hizmetleri Toprak-Su kapandıktan sonra Bursa’nın toprak haritası çıkarılmadı. İlgili maddede var ama daha da açılmasını istiyorum. Yani 5403 sayılı toprak yasası ve araç içi kullanımlarda mutlak tarım arazisi var, marjinal tarım arazisi var, örtülü tarım arazisi var, özel tarım arazisi var yani bununla ilgili çalışmaların yapılması lazım. Buna istinaden bir tarım şeyi çıkarılması gerekir, bu ilgili maddeye göre. Yani toprak yapısı haritasının değiştirilmesi gerekir. 85’den sonra uzun yıllar geçti. 25-30 yıldır Bursa’nın hiç toprak haritası yok! 30 yıl da çeyrek bir asır, oldukça uzun bir dönem, oldukça tarım yapısında değişmelerin olduğunu göz önüne almamız lazım. Yine devam ediyorum. Ben İl Genel Meclisi’nde çalıştığım için veya orada görev yaptığım için, bu dönem böyle bir görev verildiği için vatandaşlarımız tarafından plan değişikliklerinin durdurulmasıyla ilgili ilkeler içerisinde, genel ilkelerde herhangi bir madde görmedim. Şu anlamda söylüyorum; yani bu planlar, bu çalışmalar sürecek ama bu ilkeler içerisinde örneğin 1/100.000’lik şu tarihten itibaren herhangi bir değişikliliğe meydan verilmemesi gerektiğine inanmaktayım. Aksi takdirde yapacağınız bu çalışmalar ve bu ilkelerin “arkadaşlar!”, havada kalacağını düşünüyorum. Kısa sürede aklıma gelen önerilerden bir tanesi. İkincisi bizler için çok önemli olan, meslek odaları için önemli olan hukukta olan davalarımız var ve çok var. Yargıda hukuk süreci devam ediyor. Biz bununla ilgili yürütmeyi durdurma kararları aldık, toprak kurul kararlarını iptal ettirdik. Gerçi kamulaştırmalar devam ediyor ya, ediyor ama olabilir, o konuda herhangi bir şey söylemiyorum. Şunu söylemek istiyorum; BESOB’la ilgili, efendim diğer konularla ilgili yargıda olan bu süreç için bir ilke koymadık veya bir madde koyamaz mıydık? Yargıda olan bu kararları veya bu alanları nasıl değiştireceğiz? Örneğin BESOB sanayi öncesi olarak mı gösterecek, yoksa tarımsal niteliği korunacak alanlar içerisinde mi gösterecek. Veya buraya bir madde koyarak “yargı sürecindedir, yargı sürecinin tamamlanmasından sonra bu plana işlenecek” şeklinde bir ifade olabilir. Olursa bizi oldukça rahatlatır, kafamızdaki soru işaretlerini de. Hazırlanan bu yeni 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’na bakışımızı oldukça olumlu bir şekilde değiştirir. Bir şey daha söylemek istiyorum arkadaşlar! Son olarak oldukça katılım sayısı fazla! Bu kadar sözünde bana düşmeyeceğini de biliyorum ama bunu da söylemek istiyorum. Bu Kent Konseyi Sayın Semih PALA’nın başkanlığında çok güzel çalışmalar yapmakta. Ama benim bir isteğim var, buradaki tüm arkadaşlarımın huzurunda. Bu 1/100.000’lik plan çalışmaları ilkelerine aynen katılıyoruz. Ancak Sayın PALA da veya Kent Konseyi de bizlerle beraber taraf olur. Bu planların onaylanmaya geldiği zaman bu ilkelerden ters düşen maddelerin, bu ilkeleri dikkate alınmayan bir plan girdiği zaman, Kent Konseyi’nin de bizimle beraber, bizi derken ben meslek odalarının aynı zamanda Ziraat Meslek Odaları Onur Kurulu üyesiyim. Bu bakımdan hem meslek odaları açısından, hem bulunduğumuz konum itibariyle Kent Konseyi’nin de bu planların hazırlanmasıyla ilgili olarak söylüyorum, taraf olmasını özellikle bekliyoruz. Tabi ki daha sonraki bölümde de değerli katılımcılar, korunması da çok önemli. Biz onaylarken burada çok değerli grup başkanı arkadaşım var, Ahmet ER burada. Arkadaşlar, sayısal üstünlüğü olan bir mecliste ister istemez sizlerin hoşunuza gitmese de o plan onaylanır. Yani burada ifade etmek istediğim herhangi bir yer değil, bu ilkeler doğrultusunda gelirse biz planları onaylarız. Buna herkesin dimdik durması lazım ama bu planlar bir taraftan böyle istenmiş şeklinde değil, sayısal çoğunlukla veya siyasi kararla burada onaylanırsa biz bu planları yapmakla, burada emeği geçen tüm arkadaşlarımızın gece gündüz çalışmalarına, emeklerine saygısızlık etmiş oluruz. Dilerim ki bu 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda Bursa’mız hiç kimse, hiçbir kuruluş saygısızlık etmeden bu hazırlanan ilkeler doğrultusunda yapılacak, onaylanacak ve ona göre de biz Bursa’mıza değer kazandıracağız. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum ve çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın DEMİRÖZ’e teşekkür ediyoruz. Bursa Kent Konseyi çalışma sistemi, düzeni olarak Bursa’daki sivil toplum kuruluşlarının bir demokrasi platformu olmaya Bursa’mızda ki meslek odalarının, derneklerin, cemiyetlerin, siyasi partilerin konuşmalarını yapabileceği ortamın organizasyonunu yapmaya devam edeceğiz. Burada tüm görüşler ortaya konulacak ve Kent Konseyini bu tarzda konumlandırdık, sizlerin görüşlerini aktarılacak yerlerde aktarmayı hedefliyoruz. Kısaca açıklama yapmış oldum şekil açısından. Burada çünkü çok güzel kararlar alınıyor. Görüldüğü kadarıyla ortaya çıkan bu ilkeler metnine bir mutabakat söz konusu gözüküyor. Bunlar güzel şeyler! Tabi ki bütün mesele bu ilkelerin plana yansıması ve bunun planlarda yansımasını, gerçekleşmesini izlemek, denetlemek görevi de herhalde bizden sonra bizlere düşüyor. Yine karar verme merciinde olan Sayın Ahmet ER İl Genel Meclisi üyesi. Yine ilk tespitlerini almak üzere kendisini kürsüye davet ediyorum, buyurun Sayın ER.

Ahmet ER (İl Genel Meclis Üyesi):
Çok değerli Kent Konseyi Başkanım, Sayın divan ve çok değerli katılımcılar hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Bugün burada tartışılan 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’nın yapmış, yapılmış olan ilke çalışmalarının son derece yerinde bir çalışma olduğunu hep beraber müşahede etmiş oluyoruz. Çok değerli katılımcılar, şimdi 1/100.000’lik planımız vardı, zaman zaman benim aklımdan geçti, geçmedi değil aynı zamanda bir sorumluluğumuz var.
İl Genel Meclisi’nin Ak Parti Grup Başkanlığı’nı da sürdürüyoruz, yürütüyoruz. Dolayısıyla yükümlülüğümüz var. Acaba niye gerekti ki, neden tekrar 100.000’lik bir plana ihtiyaç duyuldu, diye kendi kendime sormadım değil. Fakat burada bugün gördük ki çalışılan genel ilkeler de gerçekten gerekliymiş. Burada emeği geçen arkadaşları ben tebrik ediyorum ve teşekkür ediyorum. Şimdi teknik olarak planın üzerinde benim fazla bir görüşüm olmaz ama öneri olarak sadece belki de maddelerin içeriğinde belki de vardır ama biz atlamış olabiliriz. Özellikle bizzat ben kendim, yerinde incelemelerim sonucunda görmüş olduğum hadiselerden sonra bu planda yer alması gerekiyor, diye düşünüyorum. Geçen Nisan ve Mayıs aylarında sel sularına maruz kalan oldukça alanlarımız oldu. Yine birkaç gün öncesi bizzat gene kendim gittim, inceledim. Yenişehir Ovası’nın sel sularına maruz kaldığını yine yerinde gördük. Oldukça büyük tarım alanları. Şimdi şöyle size ifade edeyim: Kemalpaşa’ya bağlı Kadıköy ve Kadıköy sınır, İznik Gölü’ne, pardon Uluabat Gölü’ne sınır. İnanın o Kadıköy’e kadar olan bölge ve Uluabat Gölü birleşmiş şekildeydi. Yani tamamen göl haline dönüşmüş. Şimdi ben burada bununla ilgili bir ayrıntı görmedim veya bunun ne şekilde planlanması gerekir mi, gerekmez mi? Bana göre bu tür alanların plana dâhil olması gerekir. Yine buna benzer tabi afetler ile ilgili bir ibare var ama bu yağmurlardan sonra erozyona maruz kalan oldukça bölgelerimiz var. Bunlarda planın içerisinde yer almalı diye düşünüyorum. Yine bizim çok önem verdiğimiz, daha doğrusu Valimizin başkanlığında sürdürülen jeotermal çalışmalarımız var. Jeotermal A.Ş.’nin bir üyesi de benim. Dolayısıyla Jeotermal A.Ş.’nin şu ana kadar çıkarmış olduğu su miktarı yaklaşık 60 litre, esasında 30 litre ama pompajla 60 litreye çıkabilecek durumda ve yine mevcut olan su 125 litreye kadar pardon, 75 litreye kadar bir suyumuz var. Yaklaşık 125 litre termal suyumuz şu anda mevcut. Biz bunu 200 litrelere kadar çıkarmayı hedefliyoruz. Bu çıkacak suyu nerelerde nasıl planlarız, nerelerde kullanırız. Bu da bu planların içerisinde yer alırsa iyi olur, diye düşünüyorum. Yani buradan ısıtmak üzere verebileceğimiz sular vardır, sağlık için kullanılacak sular olacaktır. Bunlar yüksek düzeyde sular olacaktır. Dolayısıyla bunlar da gelecek yıl ki planların içerisinde yer almasının faydalı olacağını düşünüyorum. Yine ben Erdem Bey’in burada bir tespitine katılıyorum. Yerelde yapılan çalışmalar gerçekten çok emek verilmiş ve bu emeklerden sonra meydana çıkmış çalışmalardır. Bizim de temennimizdir ki merkezi hükümetler yerele gereğinden fazla önem vermeliler ki, mevcut olan hükümetimiz şu anda yerel yönetimlere fevkalade önem vermektedir. Dolayısıyla bunu inşallah gelecekte hep beraber yaşayacağız. Burada İlhan Bey gitti herhalde, he İlhan Bey burada! İlhan Beyle zaman zaman mecliste çatışıyoruz. Yani en ufak bir anlaşmazlığımızda eğer biz onaylarsak, onlar mahkemeye de gidiyorlar. Dolayısıyla burada bu planlar eğer onaylanırsa, eğer bu planlar hayata geçerse ki iki kurumdan biri biz onaylayacağımıza göre, bu planlar olduğu şekliyle gelirse biz bunlara yani uymamazlık veya bunları farklı bir değerlendirme içerisinde asla olmayacağımızı burada ifade etmek istiyorum, o konu da rahat olsunlar.  Ve son olarak yine bu çalışmalar anladığım kadarıyla devam edecek. Bizim elimizle olabilecek katkı ne varsa, biz katkı vermeye hazırız. Çalışmalara, arkadaşlara da tekrar başarılar diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Ahmet ER’e teşekkür ediyoruz, görüş ve düşüncelerinden ötürü. Yine bir İl Genel Meclisi Üyemiz var Sayın İhsan BİLGİLİ, ona da söz vermek istiyorum. Görüşlerini, ilk tespitlerini kısaca kendisinden izliyoruz. Siyasi partilerimiz biliyorsunuz çok değerli konuklar, demokrasilerde olmazsa olmaz toplumsal kuruluşların en başında olan kurumlardır. Demokrasinin temel kurumlarıdır. Bu nedenle siyasi patilerimize her zaman için değer veriyoruz, vereceğiz. Siyasi partilerimiz de mutlaka halkın görüşlerine ve düşüncelerine değer vereceklerdir ve Türkiye’mizi de büyütmek, dünyanın önder, lider ülkelerinden biri haline getirmeyi siyasi partilerimizden bekliyoruz. Sayın Bilgili buyurun.

İhsan BİLGİLİ (İl Genel Meclisi Üyesi, MHP):
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan! Sayın başkan, muhterem divan, değerli hocalarım, siyasi partilerin değerli temsilcileri hepinizi saygıyla selamlıyorum. İhsan BİLGİLİ Milliyetçi Hareket Partisi İl Genel Meclisi Üyesi. İmar ve Bayındırlık Komisyonu üyesiyim aynı zamanda. Şimdi Sayın Başkan, Sayın Bülent ASLANHAN’ı davet ederken bu komisyon raporunu veren şeklinde söylediniz Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, şimdi daha doğrusu önergeyi veren. Biz de İl Genel Meclisi’nde bu konu görüşüldüğünde birkaç defa İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu üzerinde tartışmalar oldu. Tartışmalarda komisyon raporu iki defa geri çekildi. Nihayet bahsedildiği gibi 6 Ağustos tarihindeki toplantıda bizim imzamızla tıkanan süreci açan bir komisyon üyesi olarak ta kendimizi takdim edebiliriz diye düşünüyorum. Efendim şimdi yapılan hazırlık, gerçekten çok güzel bir hazırlık. Bu konuda emeği geçen bütün arkadaşları kutluyoruz, tebrik ediyoruz. Bahsedilen 53 madde üzerinde gerçekten mutabık kalabiliriz, hepimiz mutabık kalabiliriz. Belki buna ilaveler de gerekebilir. Ancak şu anda ilk tespit olarak elbette çok güzel maddeler ama hepimizin ortak görüşü yine ifade edildiği gibi önemli olan Sayın Mimarlar Odası Başkanımızın da ifade ettiği gibi bu maddelerin olması. Planın bu şekilde yapılması değil, uygulanması çok daha önemli. Yani şu anda mevcut planda bile uygulamada çok büyük aksaklıklar, hatalar var. Şimdi planda yapacaksınız ama uygulama safhasına gelince uygulamada hiç kimse dikkate almayacak veya bir takım yerlerden siyasi baskılarla plan delinecek. Uygulamada hatalar oluşacak. Dolayısıyla buna bir iki örnek, Bülent Bey’in bahsettiği gibi BESOB örneği verilebilir. Samanlı da yapılması düşünülen Sağlık Kompleksi örneği verilebilir. Şimdi, Sayın Milletvekili Mehmet TUNÇAK Bey mecliste konuşma yaptılar. Yaklaşık 500 dönüm alanda bir Sağlık Kompleksi yapılıyor ama ondan sonra bir sel oldu. Sayın başkanlar açıklamalar yaptılar işte orası taşkın alandır, sıvılaşma potansiyeli yüksek bir alandır. Peki, sıvılaşma potansiyeli yüksek bir alana bizzat iktidar partisi milletvekilleri tarafından ve iktidar partisi tarafından böyle bir tesis yapılmak isteniyor. O zaman yani ne planı yapıyoruz, yani bunun uygulamasını ciddi bir biçimde yapamadıktan sonra böyle bir yanlışa düşmemek gerekir diye düşünüyorum. Efendim özel veya ikili görüşmelerde ifade etmiştim ama burada da ilk tespit olarak veya ilk teklif olarak sunmak istiyorum. İznik Belediyemize veya İznik bölgesine, tarihi özelliklerinden ötürü biraz daha ayrıcalıklı bakmak gerekir, diye düşünüyorum. Onun için İznik Belediyesi’nin bir talebi vardı. İznik’te bir alanı turizm bölgesi ilan edelim düşüncesiyle. Yani özel olarak turizm alanları diye bir maddeniz var ama İznik’te bir bölgeyi, tarihi dokuyu bozmayacak şekilde tabi ki turizm alanı ilan edilmesi uygun olur, diye düşünüyoruz. Çalışmalar gerçekten çok güzel. Bu çalışmalara elbette ki siyasi partilerimizin de ifade ettiğiniz üzere katılması uygun olur, diye düşünüyoruz. Ancak yine bir eksiklik olarak ifade edelim.
İl Genel Meclisi’nin Büyükşehir Meclisi’yle birlikte onaylayan bir makam olarak veya onunda içinde onaylayacak bir komisyon üyesi olarak daha çok proje ile katılmasını, meclis üyelerimizin daha çok bilgilerine başvurulması uygun olur, diye düşünüyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın BİLGİLİ’ye teşekkür ediyorum. Evet, buyurun başkanım.

Erdem SAKER (Eski Dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı):
Ahmet Bey’in hatırlattığı bir konu hakikaten bizim eksik kalan bir alanımız gibi geliyor bana,  hazırlık komitesinde tekrar tartışırız. Bu akarsular olayı, şimdi akarsulara sadece seller olarak bakmamak lazım. Madem bir stratejik planlı geleceğimizi planlıyoruz. Hem selleriyle yani taşkınlarıyla, hem de akarsuların kullanımlarıyla, dolayısıyla bu işte yasal sorumlu Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’dür. Devlet Su İşleri’nin elindeki projelerinde bu işte yer alması. Bakın şu anda barajları yapılmış, sulaması yapılmamış bir sürü sulama var, alan var. Orada su durmuş bekliyor, balık tutarsınız. Aşağıda da toprak su bekliyor, bunların bir önünün açılması. Biraz evvel bahsettikleri Yenişehir Ovası, mesela Devlet Su İşleri yıllar önce Yenişehir Marmara dip bataklığı idi orası. Orası şu anda tarım alanı haline geldi. Ve Devlet Su İşleri geliştirdiği projeyle Boğazköy barajını yaptı. Ama aşağıda sulamalarda hiçbir adım yok! Yenişehir Ovasının sulanması. Yenişehir Ovası, bugün Yenişehir Havaalanı ile bütünleştirirseniz, nasıl Antalya’dan günlük sebze, meyve yine çeşitli hallere geliyorsa, Yenişehir’den de Avrupa’nın çeşitli hallerine taze günlük sebze, meyve götürülür. Bu da bir statik, gelişme statiği. Yani bu tür projelerinde Çevre Düzeni Planı’nda yer alması lazım ben bunu hazırlık komitesindeki yapacağımız çalışmalarda daha detaylı ele alacağız.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Başkanımızın söyledikleri arkadaşlarımız tarafından tabi ki değerlendiriliyor. Kendisi zaten bu çalışma içerisinde. Önemli bir konu, bir akademik görüş alalım Sayın Prof. Dr. Kadir KESTİOĞLU, Uludağ Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliğii Bölüm Başkanı, buyurun hocam. Çok konuşmacılarımız var. Çok değerli konuşmacılarımız var. Herkese söz veren bir yönetim tarzı sergiliyoruz, biliyorsunuz. Yani ön, önde ya da geride kimsenin alınmamasını özellikle rica ediyorum. Buyurun hocam.

Prof. Dr. Kadir KESTİOĞLU (Uludağ Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı):
Sayın Başkan ve Sayın Kent Konseyi üyeleri! Bir akademisyen olarak, bir de Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı olarak bu tür bir çalışma yapıldığı için teşekkür ediyoruz.
Yalnız buraya gelirken yine bir akademisyen arkadaşımız Feza Hanım ile konuştum. Akademisyenlerin statik görüşleri olabiliyor. Ama böyle bir statü var ki, bu isteği harekete geçiremiyor. Şimdi nasıl bu statik bir durumu, dinamik bir duruma geçirelim. Çünkü Bursa hakikaten artık elden çıkmak üzere, yani çevre bölümü başkanı olarak ben bunu burada söyleyeceğim. Ali Bey’e de söyledim. İl Meclisinde konuşma yaptım arkadaşlarda biliyor. Burada da konuşma yapacağım, basında da yapacağım her tarafta yapacağım. Çünkü gerçekten Bursa’da çevresel yönden gerçek bir planlamaya ihtiyaç var ve bu plan değişmemeli. Sayın Başkan burada 98’de plan yapıldı. Şimdi plan yapıyoruz. 10 sene sonra bir plan yapacağız. O zaman yaptığımız yerler ne yapıyor, hep değişiyor. O zaman bizim demek ki planlarımızda bir sorun var. Oturup gerçekten Bursa’nın bütün kazaları ve ilçeleri ile birlikte gerçek bir plan yapmamız lazım, ta ki değişmeyecek. Şimdi öyle bir hal aldı ki Nilüfer Çayı kanalizasyon sistemine dönüştü, bunun üzerinden artık sanayi gelmemelidir. Yani sanayi atık Bursa’ya gelmemeli. O zaman ne gelmeli? Bilişim sektörü! Bursa’ya gelecek bir yapı, mal ve planlama yapmamız gerekiyor. Başka ne yapmamız lazım? Yani bir arkadaşımız Amerika’ya gitti. Bir yerde yerleşim vardı ve orada boş bir arsa, içinde o alanın imar planı belli. Düşünün boş bir arsa da planlamışlar imar durumu orada belli. Şimdi bizim bütün bu ilçelerimizle, ilimizle imar durumları ortaya çıkmalı, herkese ilan edilmeli ve bu değişmemeli. Yani bu diğer taraftan çevresel veriler ele alınıp, şimdi Nilüfer Çayı tamamen kanalizasyon sistemiyle akmakta, sanayi artık son noktaya geldi ve günde 400-500 ton kirlilik Marmara’ya gidiyor. Başka bir şey mi var? Ha, biz bunu sulama suyu olarak kullanıyoruz. Oradaki marul, oradaki sebze bize geliyor. Yapılan istatistiklerde doğu ve batı illeri arasındaki kanser olayları karşılaştırılıyor. Batıda kanser olayları artmış. Bunun sebebi çevre kirliliğinin iyice planlanmaması. Ben bunu, Kent Konseyi olarak sizler sahip çıkmaz ve bunu kontrol etmezsek kim çıkacak? Ben bilim adamı olarak söyleyebilirim.  Birçok kere de söyledim, söz geçmiyor. Ben bunu nasıl, ben politikayla ilgilenmem, ben bilim adamıyım. Birebir gerçeklerini burada anlatmam lazım. Bu su kirli akıyor. Nilüfer Havzası ile Susurluk Havzası alınır, su havzaları birlikte incelenir ve 2017 ve 2023’e kadar iyi kalite suya ulaşmamız gerekiyor. Bu şunu gösteriyor: Bütün şu andaki deşarj ünitelerimiz değişecek ve Nilüfer ya da diğer Mustafakemalpaşa ve Susurluk’tan gelen sularımız hiç olmazsa oradaki insanların yaşayabileceği bir su haline getirilecek. Bunun için benim istediğim şu, gerçi bunu yapabiliriz. Birkaç ay önce Almanya’ya gittik. Orada da Ren nehri var, şehrin ortasında geçiyor. Bu çözülmeyen bir şey değil, ben birkaç proje ürettim. Bunu konuştuk, İl Meclisi’ne sunduk, işte burada anlatıyoruz. Ama biz demin konuşmacılarda söylediler veya İl Meclisi’nden, Büyükşehir Belediyesi uygulama alanları orada. Biz bilim adamları olarak ancak buradan söyler geçeriz. Ama bunu uygulamak, bunu faaliyete geçirmek, bunu planlamak, planların değişmemesini sağlamak. Artık kardeşim, Bursa’da sanayi bitti. O zaman buraya sanayi dik. Yani birkaç gün önce Karacabey-Mustafakemalpaşa tarafındaydık. Sanayi atık suyu sulama suyu kanalına veriliyor. Sulama suyu istiyor. Bir kaç gün önce Sayın Başkanın dediği oradan gittik Çevre Bölümü olarak ta uğraşıyoruz. Bir taraftan organize sanayi atık suları, diğer tarafta sulama suyu barajı. Ve şunu diyoruz: Sanayi atık suyunu, sulama suyu haline getirelim. Bunu da sahipleri ekonomik durumu bekliyor. Yani bu şekilde plan, başka bir sıkıntımız var. İç sularımız halk tarafından sulama suyu olarak kullanılıyor. Ve bizim artık sanayi ile tarım ayrılması gerekiyor. Bursa’da sanayi ile tarım birbirine girmiş, birinin attığını ötekine sulama suyu olarak geliyor. Halkın sinir sistemi değişiyor çünkü her gün toksik madde alıyoruz. Belki bir gün, iki gün değil ama düşünün, yıllarca Bursa’da yaşayan veya Büyükşehirlerde yaşayan insanlar aldıkları toksik maddelerle sinir sistemleri değişiyor, bazısı kanser olup gidiyor, kalanlarda geçimsiz bir toplum haline geliyor. Bu bakımdan Kent Konseyi ilgili uygulayıcılara büyük bir yapılabilirlik, belki de bu benim, Sayın Başkan! Bu çalışma benim şeyime göre, evet birçok ilke koyduk ancak bu ilkeleri daha oturup, belki de bunu bilmiyorum bir komisyonla gerçekten bütün Bursa’yı içine alacak, artık planımız şurası sanayi bölgesi, şurası tarım bölgesi, şura şu olacak denilsin, ilan edilip, halkın bilgilendirilmesi. Her işi bıraktık, sanayi de girmeyecek ve halk bunu takip eder duruma gelecek. Yoksa “Ya, işte Türkiye’de bir şey olmuyor”, “bizler adam olamayız” bu tür şeyleri bırakıp, bunu yapabiliriz. Halk ve uygulayıcılar biraraya gelip veya bilim adamları götürebiliriz. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değerli hocamıza teşekkür ediyoruz. Sayın SAKER, söz almak istedi, buyurun.
 
Erdem SAKER (Eski Dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı):
Hocamın söylediklerine küçük bir eklenti veya başka bakış açısı sunmak istiyorum. Olay planlama değil, olay planlanmıştır. Olay uygulama, sorun uygulamada. Nilüfer Havzası’nda bakın bütün Çalı, Kayapa hariç bütün atık suları veren sanayi bölgelerin arıtma tesisi vardır. Ama gerçekten acaba 24 saat, 365 gün çalışıyor mu? Şehrin bütün atık suları 2 tane arıtma tesisiyde, teğet yürütmeler zararsız halde verilmekte, önemli olan bu. Ama Çalı bölgesinde arıtma tesisi olmadan sanayi kurulmaması uygulanması, önemli olan bu.  Bakın, Deri Sanayi Taşıtlı Arıtma Tesisi evvela yapıldı, sonra taşınıyor. Bunlar var. Boğazköy barajında Devlet Su İşleri, İnegöl Sanayi bölgesi kurulurken protokolü var, Devlet Su İşleri’nin. Eğer arıtma tesisi yapılmazsa, Devlet Su İşleri dozeri vurup o illeri tıkayacaktır. Böyle bir taahhüdü var İnegöl’ün. Uygulamada bu taahhüt yerine getiriliyor mu? Bütün hastalığımız uygulama, istediğiniz kadar plan yapın uygulamada eğer takip etmiyorsanız kontrolü yoksa planın anlamı yoktur.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Başkan’a teşekkür ediyoruz, bu değerli katkılarından ötürü. DOĞADER Genel Sekreteri Sayın Caner GÖKBAYRAK.

Caner GÖKBAYRAK (DOĞADER Genel Sekreteri):
Merhabalar, Doğa ve Çevre Koruma Derneği DOĞA-DER Genel Sekreteriyim.  Katılımcılara, burada bulunan herkese hoşgeldiniz diyorum. Öncelikle çevre alanında yaptığımız çalışmalar, burada birçok planda içeriklerini gördük. Gerçekten güzel plan oluşturulmuş. Aslında herkesin üzerinde söylediği, bazı hammaddeler üzerinde söyleyeceğimiz genel yaklaşımlar var. Ama şu çok önemli, plan yapmak çok yeterli değil, Sayın Erdem Başkan da söylüyor. Plan yapmak değil, aslında uygulamak çok önemli. Ben bu olayı aslında şu şekilde geliştirmek istiyorum. Ben de Kent Konseyleri bu konuyu uygulaması için bir çalışma yürütmeli diye düşünüyorum. Biz 1/25.000 planları, bu özellikle 1/100.000’lik planları her zaman davalarda kullandık ve var olan sorunların çözümü için,  bizim için büyük bir çözüm kaynağıydı. Şimdi ama şöyle bir durum var. Yani niye bu plan varken birileri kalkıyor da bu planın üzerinde çalışma yürütüyor. Bu planı ezen, bu planı yok eden bir çalışma yürütülüyor. Yani biri kalkıyor bir sanayi bölgesi ya da bir tesis kurulacak,  bu tesis 1/100.000’lik plana aykırı ama izin veriliyor. İşte sorun burada. Şimdi ben karar vericilerin, işte rüşvet olayında ya da başka nedenlerden dolayı yargılandıklarını biliyorum, hepimiz biliyoruz. Yani karar verici, işte bu karar verme sürecinde özellikle kent, yerel kentlerde ve karar verme süreçlerinde onayı veren yetkililerden bahsediyorum. Ama bu planlar uygulanmadığı için ceza almış ve bu konuda hiçbir rahatsızlık duyucu cezalar almış kimseler olduğunu görmedim. Biz bunu belki yaparsak, o zaman bu planları uygulanabilir bir noktaya taşıyacağız. Öncelikle bence bu planların uygulanmaması konusu çok önemli. Bu konuda hükümet bazında kanunsal çalışmalar yürütülmeli ve planın uygulanmaması, yani sadece şimdi biz bunu ne yapıyoruz? İşte 1/100.000’lik plana aykırıdır,  tamam o tesis 1/100.000’lik plana aykırı olduğu için yürütmeyi durdurma oluyor, ama yapılmıyor. Ama bu yeterli değil. Bence buna izin veren bütün makamlar orada zan altındadır, yapanlarda yargılanmalıdır. Hatta imza atanlar bu konuda ciddi cezalar almalıdır. Bu sağlanmazsa, bu sağlanmadığı sürece biz yine bu planları, belki 2020 planı varmış şu anda yürürlükte olan 2020 yılına kadar bir plan söz konusu. Ama 2010 yılındayız, daha yarısındayız planın ömrünün, biz yeni plan yapmaya çalışıyoruz. Şimdi aslında öngörüsüzlük değil,  bu öngörüsüzlük değil, bence planın yeterli uygulanamayışı, planın aşılmasından kaynaklanıyor. Yani her şey planda var, ama plan o yeri tarım alanı haline getirdiği halde orada yine sanayi bölgeleri kuruluyor. Bu karar vericiler bunu nasıl yaptı? Şimdi bu konu çok önemli! Bu konuya çok değer ve önem veriyoruz. Özellikle bu konuda çalışmalar yürütmesini bekliyoruz. Sayın Kent Meclisi, bu konuda çalışma yürütmesini bekliyoruz. Yine, özellikle iki konu dikkatimi çekti, bu konuları size anlatmak istiyorum. Uludağ bizim için çok önemli! Uludağ bir turizm alanı derken, oranın bir otellerin, yerleşkelerin olduğu bir alan falan değil. Hani çadırlarla gidilip, kalıp, günü birlik geri dönülen bir alan şeklinde planlanması, gerçekten Milli Park olan Uludağ’ın bu şekilde kullanılmasını arzuluyoruz. Kanunda da böyle aslında! Yani Milli Parklar Kanunu’nda bir turistik amaçlı kullanım var. Ama amaç böyledir. Yani Milli Parklar dünyada böyle kullanılır, otel yapılmak üzere mi? Aynı şekilde burada böyle olmasını bekliyoruz. Çünkü kötü örnek oluyor tüm Türkiye’ye! Uludağ Milli Parkı kötü örnek oluyor. Bir başka konu, kıyı ile ilgili madde var. Tam hatırlayamadım belki ama kıyıların kamu yararı konusunda kullanılması. Şimdi güzel maddeler var. Mesela İstanbul’un Metropolitan planı herhalde öne çıkarılmadan duyulmadan bazı yakın illerdeki planların Bursa’ya aksamalarının önlenmesi konusunda çalışmalar var. Şimdi bunların içinde aslında bu İstanbul Metropolitan planın içinde tersanelerin ve yeni şekil tesislerinde Bursa’ya taşınması var.  Peki, bu kıyılarımızı, hani kamu yararı diyerek böyle tesislere açabilecek miyiz? Yani bu kamu yararı kelimesi bunun içeriği olmalı. Bu işler herhalde böyle olmaması gerekiyor. Ben en azından öyle olmadığını düşünüyorum. Kamu yararı dediğimiz şey, öncellikle şunu da söyleyeyim: Belki birçoğunuz bilmiyor. “Kocaçay Deltası” diye bir deltamız var. Gerçekten çok değerli, doğal bir alan. Bu alan üzerinde kıyılarımızdan en değerli, en nadide kalmış alanlardan biri. Bu alanın üzerinde bir çalışmalar var. Yani buranın üzerinden mesela bir otoyol geçirilmesi diye bir düşünce de var, buranın hatta turizme açılması öngörüsü doğrultusunda. Şimdi turizm deyince hep aynı en yakın işte özel otel yapıp oraya insanların güzelliklerini göstermek gibi falan aklına geliyor ama özellikle böyle nadide kalmış alanların bu şekilde değil, üzerinde otoyollar yapılarak değil, olduğu gibi korunarak, değerleri gelecek nesillere aktarılabilir, ben bunlara dikkat çekmek istedim.
Bundan sonra, bu güne kadar olamadı çünkü sanırım davet bize, elimize ulaşmadı bu çalışmalar için. Ama bundan sonraki çalışmalarda Sayın Semih PALA ile iletişime geçerek burada yer almak istiyoruz. Emeği geçen tüm herkese teşekkür ediyorum. İyi günler.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın GÖKBAYRAK’a teşekkür ediyoruz. Farklı, değişik konuları gündeme getirdi. Kemalpaşa’dan bir soru var. Hakan Bey bunu hemen kısaca yanıtlarsa, buyurun Hakan Bey.

Hakan BEBEK (İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürü):
Sağolun Başkanım! Mustafakemalpaşa Belediye Meclis Üyesi Fatih ŞENGÜL. Çalışmanın konusu değil ama merak ettim, cevaplamak istiyorum. Alt ölçekli plan sınırlarının belki Kemalpaşayı kastediyor. “Kemalpaşa planlama bölgesinin yeniden değerlendirilmesi konusunda” diyor. Elbette ki bu çevre düzeni planı yapılırken bir bölgenin değil 17 ana ilçenin de çevreleriyle etkileşimli halinde çalışacaklardır. Ve ilçe belediyesinin bu talepleri gündeme gelecektir ve bu talepler değerlendirilecektir. Kentsel gelişim ve kentsel dönüşüm derken zaten sadece Büyükşehir Belediyesi’nin değil tamamının ilçe belediyelerinin de kentsel gelişimlerinden bahsediyor. Dolayısı ile eğer Kemalpaşa planlama bölgesi bu konuda eğer Kemalpaşa'nın gelişmesini engelleyen veya gelişimini tabii koruma ve kullanma dengesini gözeterek engelleyen unsurlar varsa bunlar göz önüne alınarak bu plana müdahale edilecektir. Ancak bu karışıklık için şimdiden burada göstereceğiniz anlayışa teşekkür ederim. Kıyı kanunuyla ilgili DOĞADER Genel Sekreteri’ne bu konularla ilgili çok kısa bir şey söylemek isterim. Biz kamu yararı ilkesini üzerinde tartışılan, işte kamu yararı vardır o zaman her tesis yapılabilir anlamında yazmadık. Bunların kamu yararına kullanılması bir anayasal güvencedir. Biz kamu yararının anayasal güvenceden hareketle tam da bu kanunun müdahalesini yazmak istedik. Maddelerin devamına bakılırsa bunların kentin ve kentlinin kullanımına yönelik planlanmasıdır. Dolayısı ile burada önemli olan kentin ve bu kentte yaşayanların dikkat etmesidir.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz. Çok değerli katılımcılar, tabi konuşmak isteyenler var, konuşması gerekenler var. Biz de burada söz vermek istiyoruz, onun için de buradayız. Yani baştan da söylediğim gibi kimsenin alınganlık göstermemesini rica ediyorum. Yani burada sizler de olsanız bundan farklı bir yönetim tarzı olabilir mi, bilemiyorum. Yine de söylemek istiyorum. Yani olabildiğince herkese söz vermek istiyoruz. Sırası ile şimdi Orhan SARIBAL Ziraat Mühendisi, Sayın Engin ER Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı, Sayın Hasan ŞAHİNTÜRK MÜSİAD İnşaat Sektörü Kurul Başkanı. Sırası ile söz veriyorum. Sayın Orhan SARIBAL buyurun.

Orhan SARIBAL (Ziraat Mühendisi):
Merhabalar! Sayın Başkan, değerli katılımcılar, zamandan kazanmak için koşarak geldim. 3 şey söyleyeceğim:
1. 1/100.000’lik Çevre Düzeni Planı’nın 2020-2040 projeksiyonu açısından yapılan bu sürecin başlangıcının yanlış olduğunu düşünüyorum. Öncelikle 1998 yılında yapılan 1/100.000’liğin neden değiştirilmesi, ya da neden aksadığı konusunda böyle bir Kent Konseyi’nin önceden toplanıp bu parçaların, bölümlerin kendi aralarında yaptığı konuşmaların yapılması, tartışılması, o sakıncaların, o yanlışların neden ve niçin ortaya çıktığını görüp ondan sonra gerek varsa bu planlamanın değiştirilmesi, yenilenmesi konusu ele alınmalıdır. Öncelikle düşüncem budur.
2. Bizim 1/100.000 ölçeğimiz tarım alanlarını koruyan bir planlama idi. Maalesef 5403 sayılı Toprak Koruma ve Kullanma Kanunu’nun aksayan yanları, Bursa ölçeğinde 1/100.000’le bizim tarafımızdan korunuyor idi. Şimdi 1/100.000 ölçekli değiştirildiğinde 5403 sayılı Toprak Koruma ve Kullanma Kanunu’nun yumuşak karnı delinecek ve şu gün, bu gün olduğu gibi tamamen Bursa ovası tarımsal değeri ile param parça edilecektir. Örnek mi? Yeniceabat Eğitim Kampüsü. Yapanlar kim? İşte Bursa’nın sanayicileri. Yaptıran kim, onaylayan kim? Büyükşehir Belediyesi ve kamu kurumları. Yani kamu ve özel sektörle birlikte tarım alanlarını el birliğiyle birlikte tahrip ediyoruz. Diğer bir alan, şu anda Bursa’da Gürsu Belediyesi’nin 950 dönüm araziyi 1.sınıf mutlak araziyi 1/100.000 ölçeğe ve 1/25.000 ölçeğe işletmek üzere verdiği bir dilekçe var. Büyükşehrin meclisinden geçti, komisyona gitti. Gürsuluların, Gürsu Meclis üyesinin haberi bile yok, hatta başkan yardımcısının haberi bile yok. Şimdi böylesine bir durum ile karşı karşıyayız. Ben emek verdiler kendilerine teşekkür ediyorum. Ama bu plan tamamen siyasal uygulanacaktır. 1/100.000 eski ölçeğin Bursa’da tahrip edilen bölümleri yasallaşacaktır. Bu işin rantlarını birileri paylaşacaktır ama Türkiye’de maden kanunu varken, Türkiye’de koru kanunu varken, Türkiye AB, IMF, Dünya Bankası kıskacında iken, Türkiye’nin ne yerel hükümeti, ne genel hükümeti Bursa’daki çözülmeye, parçalanmaya engel olamayacaktır. Bursa tahribatına doğru hızlı bir şekilde gidiyoruz. Ben yine de emek verdiler, bizleri buraya çağırdılar, kendilerine teşekkür ediyorum verdikleri emekten dolayı. Bu açıdan bu bölümde plan sürecini eleştiriyorum. Dilerim, çıkan sonuç iyi görünüyor ama maalesef o 53 maddenin içerisinde bunu koruyacak, denetleyecek hiçbir şey göremiyorum. Bir de Hakan Bey’e cevap vermek isterim. Boş araziler değerlendirilemez ise nasıl bir cezalandırmaya doğru gidilmesi gerektiği konusunda, ya da nasıl bunun işlevsel hale getirilmesi konusunda bir ana madde geçti. Orada söylediler. Değerli arkadaşlar 10 yılda 2,5 milyon hektar tarım alanı boş, boşaldı. 17 tane yasanın, 13 tanesi tarımla ilgili uygulamaya geçildi. Ve köyden kente göç yaklaşık olarak 5 milyon insan. Eğer bu gerçekleri görmezseniz yani kırsalı kırsalda yaşatamazsanız, köylüyü köyde yaşatamazsanız, onlara refah düzeyi hazırlayamazsanız, kısaca göçü önleyemez iseniz; et yiyen toplumların, ot yiyen toplumları yöneteceği ve sonuçlarında Kızılderili’nin dediği gibi: “Ormanda son ağaç kuruduğunda, derede son su kuruduğunda ve son balık öldüğünde, beyaz adam yeşil paranın yenilemeyeceğini anlayacaktır”. Saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın SARIBAL’a teşekkür ediyoruz. Demokrasilerde muhalefet, eleştirel görüşler önemlidir. Eleştirel görüş varsa, muhalefet varsa demokrasiler güçlenir. Yani eleştirel görüş açısından da yıllarca mücadele etmiş bir kardeşinizim biliyorsunuz. Bu tarz muhalefeti de severim işin açıkçası. Ancak tabi burada Kent Konseyi’nin konumunu, fonksiyonları icaben kötümser olmadan, kötümser bakmadan, iyi niyetle yapılabilecek şeyleri yapmaya gayret ediyoruz. Yani Kent Konseyi’nin dışında Bursa’da çok güçlü Sivil Toplum Kuruluşları var, akademik odalar var, gayret eden kuruluşlar var. Bunlara da tabi başka görevler düşüyor. Biz burada görevimizi yaparken diğer kurum ve kuruluşlara da bu mücadeleyi de devam ettirirlerse seviniriz diyorum ve hemen Sayın Engin ER, buyurun.

 

Engin ER (Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı):
Sayın Başkan, değerli hazirun, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Ben çok eğitimden anlamam ama duyduğum kadarı ile söyleyeyim, insanların dikkatleri 45 dakikalık bir ders içerisinde 20-25 dakika olduğunu biliyorum. Bu toplantı herhalde birkaç saatten beri devam ediyor. Devam eden insanların beyinlerinin tam yorgun olduğunu bu noktada söz alabilmiş olmaktan mutluluk duyuyorum, diyeyim. Jeoloji Mühendisleri Odası olarak bize, ne zaman 17 Ağustos’ta, 12 Kasım’da veya herhangi bir yerde, bir heyelan olduğunda, bir sel taşkını olduğunda, bize bir şey sorulduğu zaman biz hemen şunu derdik: Bursa’nın anayasası 1/100.000 planlarında maalesef jeoloji biliminden faydalanılmamış, doğal afetler yok sayılmış, heyelan yok sayılmış, deprem bugüne kadar olmamış, bundan sonra olmayacakmış gibi davranılır ve Bursa depreme biraz fazla erkeksi tavır takınır veya dik gider demiştik. Ve 1/100.000’lik planlarda, Bursa’nın anayasası, planlama anayasasında olmadığını her zaman bahsetmiştik. Böyle bir çalışmanın olmasını da evvela bir Bursalı olarak, sonra bir oda temsilcisi olarak çok faydalı görüyor ve inşallah uygulamasının da iyi olacağını düşünüyorum.
98 planında amaç şuydu, amaç; yaşanabilir bir çevre oluşturabilmek. Ama bu amaca yönelik 98 planının hiçbir yerinde doğal afet, deprem, fay hattı yoktu. Şimdi yeni yaptığımız bu planlarda da yine yaşanabilir bir çevre, yaşanabilir güvenli ortamlar hedefliyoruz. Fakat bunu hedeflerken bir az önce yapılan çalışmalardan daha doğrusu bundan önce yapılan toplantılarda da gördük ki, konut bazında, güçlü yönlerimizden turizmde, ulaşımda, sanayide, tarımda 10’un üzerinde madde bulunurken konut bakımından Bursa’nın güçlü yönlerinden en fazla 6 madde bulunabildi. Yani en güçlü olan 6 madde var. Demek ki en zayıf olduğumuz nokta konut noktası. Zaten Bursa’nın %65 gibi bir rakamın yaklaşık, kaçak yapılaşma olduğunu düşündüğümüz zaman doğal afetler bakımından, yani nerede olacağını ve kaç büyüklükte olacağını bildiğimiz, geldiğini haber veren Çalı Fay Hattı üzerinde defalarca haber veren, Mudanya-Gemlik Fay Hattı üzerinde defalarca haber veren depreme biz ne kadar hazırlıklıyız? Bakın şu anda eğer kalksanız, bütün Bursa Belediyelerinde fay hattının üzerinde bir imar durumu isteseniz, imar durumu vermede hiç bir sakıncası yok. Kalksanız heyelan bölgesinde bir yapılaşma isteseniz, örnek vereyim; Çalı Bölgesinde fay hattının tam üzerinde belediye arsa üretmiş ve arsa dağıtıyor. Fay hattının 10 metre doğusu ve 10 metre batısı değil, fay hattının tam üzerinde. Hatta vatandaş geliyor diyor ki, düşündüren de bu “ben hak kazandım, iki tane konut yapabilir miyim” diye bunu belediye eliyle yapabiliyorlar. Bugün Mudanya’da yüzde 40- 45 eğimli yerlerde öyle bir yapılaşma var ki bu yapılaşmada 5 katlı, 6 katlı bitişik bina yapabiliyorsunuz. Yani şunu söylemeye çalışıyorum. Bursa depreme çok erkeksi davranıyor, çok dik davranıyor. Doğal afetlere karşı bu kadar plansız bir durum içerisindeyiz. Bu planımızda 2040 yılını hedefliyor. 2040 yılında bu planının oluşmasında 1/100.000’lik planın revize edilmesinin sebeplerinden bir tanesi de bu 99 depremi değil mi? Ama 2040 yılına varıncaya kadar eğer bu plan yapılacaksa bu afetlere, doğal afetlere, daha hazırlıklı, daha bilimsel bir çalışma, daha uyumlu bir çalışma yapılmalı ve vurdumduymaz davranılmamalıdır. Bakın Bursa’da 11 yıl oldu deprem geçeli, 11 yıldır Bursa’da yaklaşık 500.000 bina yapılıyor, 55.000 bina 99 depreminden bu zamana kadar hiç doğal afet riski yokmuş gibi şu anda yapımına devam ediliyor. Eğer bu uygulamalar, eğer bu çalışma, çalıştay 1 yıl, 2 yıl daha böyle meclisten geçecek, İl Genel Meclisi’ne götürülecek diyorsak onbinlerce bina daha fay hatlarından, doğal afetlerden, vurdumduymaz bir şekilde yapılmaya devam edecektir. Bu çalıştayın zaten bakar mısınız 39. maddesine kadar doğal afetler yok. 39. maddesi şu anda, fay hatlarından, depremden, heyelan bölgesinden bahsediyor. Bunu bölelim, tabii burası çözüm merci değil, planlama mercii. Bunun da bilincinde olarak diyorum ki: 39. maddede hiç olmasa ilk 3’e almazsanız ilk 5’e, ilk 10’a doğal afetleri almanız gerektiğini belirtmek istiyorum. Mesela 40. madde diyor ki “Mekânsal gelişim, başta deprem olmak üzere afet riski en az olan bölgelere yönlendirilmeli” yani afet riski bulunan alanlardaki yapılar tasfiye edilmelidir. Peki, Türkiye’nin %95 yanlış hatırlamıyorsam civarındaki sanayisi zaten fay hattının üzerinde. Bursa’da fay hattının, iki tane fay hattının aktif fay hattı üzerinde, dolayısıyla sadece konutlarımız değil, sanayi yapılarımızın da güvenli bölgelere kaydırılması gerekmekte, bu konuda da dikkat edilmesi gerekmektedir. Yine deniyor ki; “kentin gelişim yönü tanımlanmalı”. Kentin gelişim yönünü tanımlarken bakın nelere dikkat edeceğiz. 10. madde, nüfus projeksiyonu doğrultusunda, gene doğal afet dikkate alınmıyor, 11. madde diyor ki; “Kamu/özel sektöre ait yerel ve bölgesel yeni yatırımlar yönlendirilecektir”. Neye göre? Kentin tarihi kültürel ve doğal değerlerine göre, tamam ama bunun için de en önce tarihe yansıyacak binalar yapmak istiyorsak bu binaların evvela temelleri sağlam olması lazım. Temelleri sağlam olmayan binalar, tarihsel binalar olamaz çünkü gelecek olan depremde yıkılırlar. Doğal afetlerle ilgili söylemek istediklerim bunlar. Şimdi bir de şöyle bir şey söylendi, dendi ki: Çalı bölgesinde plan var, her şey var fakat uygulama yok! Çalı bölgesi afet riskinin en aktif olduğu yer. Biraz önce de verdiğim gibi. Mesela planlama Gemlik, Gemlik’te sıvılaşma var. Fay hattı üzerinden geçiyor. Tsunami tehlikesi var. Çözüm orta ve uzun vadede Gemlik’in sağlam bölgeye taşınması. Ama gidin bugün Gemliğin tepesinde, planlama olmasına rağmen fay hattının hemen kenarında 5 katlı bir bina yapmanızda veya resmi kurum yapmanızda herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Bunlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Sanırım biraz geç söz aldığımdan sözümün başında serzenişte bulunmuştum, çünkü Bursa’nın kimliklerinden bir tanesi de jeotermal kimliğidir. Jeotermal kimlikle ilgili bilmiyorum takip ettiniz mi çalışmaları, çok aktif olarak yer alıyoruz, bu çalışmalara katılmak istiyoruz. İşte serzenişte bulunmamın sebebi de İl Genel Meclisi Üyelerinin de burada bulunduğu bir ortamda jeotermalle ilgili birkaç şey söylemek istemiştim. Evet, teşekkür ederim ama başka kurumlardan diğer partilerden vardır. Jeotermalle ilgili Bursa’da bizim maddemiz 45. maddeydi yanlış hatırlamıyorsam. 45. madde de diyor ki: “Turizm sektörünün geliştirilmesi için jeotermal kaynakların envanter çalışması yapılarak, bu kaynakların termal turizmde kullanılmasına dönük plan kararları üretilmelidir”. Jeotermal kaynakların, 5686 sayılı jeotermal kaynaklar kanununa göre maden kanununa çevrilmiş projelerdir. Yani jeotermal kaynaklar ne kadar varsa şu anda bunların hepsinin bir sahibi var. Fakat Bursa’nın bir avantajı var. Bursa’nın merkezinde jeotermal karakterini, kimliğini sağlayan jeotermal kaynakların tamamı İl Özel İdaresi adına çevrilmiş ve buraları hiç olmazsa korumuş olarak bulunabiliyor. Yani burada hiç kimse jeotermal planlama yaparken Ahmet’in yerini Mehmet’e vermek, Mehmet’in yerini diye bir planlama yok. Artık buraları paralarını yatırmış, özel sektör tarafından alınmış bölgeler. Buraların planlamalarını bunlar yapacaklar. Ama Bursa’da yani bildiğimiz haberlere göre milyarlarca dolar bu jeotermal kaynaklarla ilgili yatırım öngörülmekte, burada yapılması gerekli şey şu: İl Özel İdaresi adına kurulmuş bir şirket adına alınan bu kaynakların kamuoyuna açık bilimsel çalışmalarla bilimsel sondajlar yapması lazım. Bunun için İl Özel idaresi tarafından yapılan çalışmalar halen, şu anda biz meslek odası olarak defalarca eleştirmiş olmamıza rağmen biz bilmiyoruz. Planlama yaparken neye göre planlama yapacaksınız, dolayısıyla jeotermal sahalarda İl Özel İdaresi adına kayıtlı olan bu yerlerde sondaj yapılırken hangi bilimsel kriterlerle yapıldığı açıklanmalı ve kamuoyu adına trilyonlara mal olacak o sondajlar yapılırken hangi kriterlerle yapıldığı kamuoyuna anlatılmalı. Ben mesleğimle ilgili bu iki şeyden bahsettikten sonra, bir de bir Bursalı olarak bir duyarlılığım var. Onu da şöyle söylemek istiyorum. Bursa ilinin fakir hanelerinin fakirlerin bulunduğu bir bölge var. Hepimizin Bursa’nın güneydoğusu dediğimiz Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles yani dağ bölgesi dediğimiz bu bölgelerle ilgili bu çalıştay da, bütün Bursa’yı kapsamış olmasına rağmen bu buralarla ilgili pek bir proje görmedim. Eğer göçün, mimar ve mühendis arkadaşlarımızın söylediği gibi, eğer göçün Bursa’ya gelmemesi için 5000 tane Bursa’da dağ bölgesinden yaşayan insan varsa, inanın en az 5 misli 10 mislisi Bursa’da yaşayan insanlar var. Bunlarla ilgili insanları yerinde yaşatacak çalışmaların yapılması lazım. Bu eksikleri burada giderecek bir madde yok. 1/100.000’lik 2040 yılını planlarken dağ bölgesindeki o insanları da unutmamak gerektiğini belirtiyor, çalıştaya katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın ER’e teşekkür ediyoruz. Çok değerli katılımcılar buçukta bitirmeyi hedefliyoruz. Çok kısa ve öz yine çok değerli konuşmacılara söz vereceğim. Herkese söz vereceğim. Ancak şunu arkadaşlarımız, katılımcılarda dağılıyorlar daha önce de söylediğim gibi ortada çok ciddi bir çalışma ürünü olan ilke kararları var. Genelde bakıldığında tasvip edildiği gözleniyor. Ancak buradaki konuşmalar ışığı altında farklı görüş ve düşünceler de olduğu ortaya çıktı.
Bu görüş ve düşünceleri ile hazırlık komitemiz bu işe gerçekten yetkin, aylarca günlerce çalışan hazırlık komitemiz redakte edecek ilgili değişiklikleri yaparak, bu konuda bunları yaparak, bu çalışmaları yaparak bu ilke kararları son şekliyle Büyükşehir Belediyesi’ne ve Valiliğe gönderilecektir. Bu konuda bu konuyu bilgilerinize ve tasviplerinize sunuyorum çok değerli katılımcılar bundan sonraki konuşmacılarımızın da bütün konuşmaları zabıta alınıyor, zabıt ediliyor, yani zabıt tutuluyor, hiçbir konuşma boşa gitmiyor. Bütün toplantılarımızdaki konuşmalar biliyorsunuz sizlerin aldığınız çantalarda zabıtlarımız var. Son derece ciddi çalışıyoruz konsey olarak. Bütün konuşulanlar bunlar tarihe mal olacak şekilde yazılmakta, çizilmekte, kayıt edilmektedir. Yani bu konuyla ilgili biraz önce söylediğim noktada Kent Konseyi olarak yasanın da bize verdiği fonksiyonu yerine getirmek amacıyla bu ilke kararlarını, hazırlık komitesinin şu ana kadar yapılan konuşmaları ve bundan sonra yapılacak konuşmalar doğrultusunda redakte ederek Büyükşehir Belediyesi’ne ve Valiliğe gönderilme noktasındaki kararı tasviplerinize arz ediyorum.
Kabul edenler, etmeyenler. Evet, oy birliği ile kabul edilmiştir gözüküyor.
Hazırlık komitesine çok önemli görev düşüyor. Bu bilgilerin hepsini Kent Konseyi internet sitesinden indirebilirsiniz, bakabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyoruz diyorum ve Sayın Hasan ŞAHİNTÜRK buyurun.

Hasan ŞAHİNTÜRK (MÜSİAD Bursa Şubesi):
Sayın Divan, değerli katılımcılar hepinizi Bursa MÜSİAD Şubesi adına saygıyla selamlıyorum. Toplantının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Vakit ilerledi dolayısıyla çok uzun konuşmayacağım ama bir plancı olmam sebebiyle planlama tarafından konuya yaklaşacağım ve bir de yatırımcıları temsilen, bir iş adamları grubunu temsilen burada bulunduğum için yatırımcılar açısından da konuyu değerlendirmeye çalışacağım. Planlama açısından konuya baktığımızda gerçekten emeği geçenlere teşekkür etmek lazım konuları lütfuyle tartışmışlardır. Fakat atladıkları bir konu var, idari bölünüş ile ilgili konular içerisinde, maddeler içerisinde bölüm göremedim. 98 planı işte 1998 yılının başında onaylanmıştı, hemen arkasında 99’da da bir yığın belde belediyesi oluşmuştu ama bu 98 planı oluşabilecek belde belediyelerini öngörememişti. Bugün burada da bu plan içerisinde idari bölünüşe ilişkin hiçbir atıfta değerlendirmede bulunulmamış durumdadır. Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları ile ilgili bir değerlendirme görmüyorum. Günümüzde planlama anlayışlarıyla birlikte yönetim anlayışları da değişiyor. Evet, yerel yetkilendiriliyor ve görevleri de değişiyor ama bir taraftan da yerelden kaynaklanan bazı problemler var. Dolayısıyla bizim önerimiz Büyükşehir Belediyesi’nin il sınırlarına çıkmasıdır. Tıpkı Kocaeli’de ve İstanbul’da olduğu gibi. Aynı zamanda hemen kentin doğusunda Gürsu ve Kestel diye 2 tane ilçemiz var. Her ikisi de birbirine yakın nüfusları var zannediyorum 30.000 civarında, işte 28.000–30.000 civarında nüfusları var. Ama 2 ayrı ilçe belediyesi olarak hizmet veriyorlar. Bence bunların ve buna benzer küçük ilçelerin birleştirilerek daha sağlıklı bir hizmet üretebilecek ilçelerin oluşturulması gerekir. Tam aksine, bunun aksine de kentin batısında da Nilüfer Belediyesi var ki çok büyük bir alana hitap ediyor. Bu alan içerisinde hizmet üretmesi mümkün değildir. Kentin yakın gelecek ve batıya doğru yöneldiğinde planlar içerisinde bakıldığında izlenecektir. Haliyle burada da Görükle, Hasanağa, Kayapa üçgeninde şuan da bile mevcut durumdaki imar planlarına göre yaklaşık 400.000 kişilik bir nüfus öngörüsü söz konusudur. Bu alanda da bir ilçe öngörüsü ile ilgili çalışma yürütülmelidir diye düşünüyorum. Evet, yatırımcılar açısından konuyu değerlendirdiğimizde biz planları hep koruma, kullanma ve geliştirme dengeleri açısından değerlendiriyoruz. Konuşan arkadaşlardan birçoğu hep koruma tarafında ağırlıklı gözüküyorlar gibi ama biz yaşıyoruz, kentlerde yaşıyor ve doğal olarak ta bir takım ihtiyaçlarımızda var. Ülke olarak daha çok üretmeye, daha çok istihdama daha çok katma değere de ihtiyacımız var. Dolayısıyla yatırımların önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu hiçbir zaman doğal bölgeyi yok etmeyi ifade etmiyor. Tam tersine doğal bölgeyi dikkate alarak korunabilecek yerleri koruyan ama aynı zamanda yatırımı önceleyen, yatırıma imkân sağlayan ve yatırımcıları teşvik eden bir anlayışta olmalıdır. Ülkemizin 3 tarafı denizlerle çevrili ama maalesef denizlerden nerdeyse hiç faydalanamıyoruz. Yani böyle göze hoş liman da yapalım, tersane de yapalım, bunlara da imkân sağlanmalı. Taş ocaklarına karşı çıkan arkadaşlarımız var. Belki gerçekten çok olumsuz yerlere yapılması böyle gözüme çarpan yerler var ama eğer uygun yerler tanımlayamıyor isek bu bizim sorumluluğumuzda olan bir durumdur. Haliyle kentte yaşıyor isek bu ihtiyaçlarında bir taraftan karşılanması gerektiğini iyi bilmemiz gerekir. Planlamanın yegâne amacı karşı çıkmak, engel olmak ya da sorun çıkarmak değildir. Tam tersi çözüm üretmektir. Haliyle yaşadığımız kentler için çözüm üreten planlar üretilmelidir. Biz hep ifade ettik yaşadığımız kentte yüzey kaplamacıları yer arıyor, metalciler yer arıyor, keresteciler yer arıyor, inşaat malzemeleri satıcıları yer arıyor vs. herkes yer arıyor. Artık insanlar aramaktan sürekli belediyeden bir şey istemekten yoruldular. Bunun yerine belediye, imar planlarını ihtiyaca göre hazırlamalı, arza hazır hale getirmeli, arsasını tahsis etmeli ve yatırımcıyı teşvik etmelidir. Böyle olursa arsa fiyatları daha uygun olacağı için bugün imar planı dışında gördüğümüz kaçak yapılaşmada nispeten engellenmiş olacaktır, diye düşünüyorum. Kamu bugüne kadar çoğunlukla hep sadece vatandaş geldiğinde, vatandaşa hayır diyen bir yaklaşım içerisinde oldu. Artık vatandaşın daha önünde giden vatandaşa yerine göre rehberlik, öncülük eden bir konumda olmalı. Tarım İl Müdürlüğümüz tarım arazilerini iyi değerlendirmeli, arz ve talep dengesini koruyarak üretim politikası oluşturmalı, hangi ürünlere ihtiyaç varsa onları üretime teşvik etmelidir. Hangi arazide hangi ürünün daha iyi yetiştirilebileceğini daha önceden araştırmalı ve analiz etmeliler ve çiftçiyi ona göre yönlendirmelidir. Turizm Müdürlüğümüz turizm arsası üretmelidir. Belki de Bursa’yı tanıtmak için farklı girişimlerde bulunmalıdır. Biz bu şartları dikkate alan bir çalışma içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Planlama, tabi ki sadece bir fiziki plan olmadığını iyi bilmemiz gerekir. Planı esasen ayakta tutan, yöneten açıklama raporlarıdır, stratejileridir, kararlarıdır. Geçmişteki planlarda hep şeyden bahsettik, strateji planlarında özellikle her sektör için bir strateji planı oluşturulması öngörülmüştür. Sanayi strateji planı, işte tarım strateji planı, turizm strateji planları ama maalesef bunların hiçbirisi hayata geçmedi. Bugün de biz bunları sadece yapılmalı, edilmeli deyip de geçeceksek mevcut elimizdeki imar planından farklı bir plana ulaşamayacağız. Dolayısıyla mutlaka imar planları, 100.000’lik çevre düzeni planı, strateji planları ile birlikte her sektördeki strateji planları ile birlikte onaylanmalıdır. Yani öncesinde sanayi için, turizm için, tarım için, sağlık için mutlaka stratejileri belirlemeli ve bu plan stratejilerle birlikte onaylanmalıdır. Aynı zamanda planın uygulama maliyetleri de iyi hesaplanmalıdır. Bugüne kadar yaptığımız hiçbir imar planının, uygulamanın maliyetleri hesaplanmadığı için çok spontane, çok rastgele bir takım bilgilerden oluşabilir ve maalesef uygulamaya geçtiğimizde, çizdiğimiz planların çoğunun uygulama imkânı olmadığını görmeye başlayabiliyoruz. Sonrasında da, hemen akabinde bu sefer plan değişiklikleri ile kendi yaptığımız planı ısrarla bir taraftan da delmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla yaptığımız planın mutlaka bir kamuya, kişilere uygulama maliyetini bilmemiz gerekir. Ve nihayetinde de uygulama araçları ile birlikte uygulama programları da bu planın içerisinde iyi tanımlanmalıdır. Hangi yılda, hangi hedeflere ulaşılacağı çok net ve tutarlı olarak plan içerisinde tanımlanmalıdır ki yatırımcılar kendi yönünü, kendi stratejisini bu plan çerçevesinde belirleyebilsin.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet..

Hasan ŞAHİNTÜRK (MÜSİAD Bursa Şubesi):
Evet, size beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. Son bir söz ifade edeyim. Tabii bugüne kadar bizim yasal sürecimiz içerisinde değil, biraz dışında ama her ölçekteki imar planı yapılırken jeolojik etüt yapılması zorunluluğu var ama bugüne kadar yapılmış olan üst ölçekli planların hiçbirisi bir jeolojik etüde dayanmıyor. Esasen ana kararlar verilirken yapılması gereken araştırmalar maalesef sadece 1/1000 ölçekli uygulama imar planı düzeyinde aranıyor ki, o zamanda iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Dolayısıyla yerleşim yerlerinin belirlenmesinde, fonksiyonların yer seçiminde mutlaka jeolojik etütlerine iyice bakılmalıdır. Belki bugün şehirlerde yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesi ulaşımdır. Ulaşımın temel problemi yer seçimi karakterinin yanlışlığıdır ya da yönlendirilememesidir. Biz planlarda hep temel odaklı olarak yaya odaklı, yaya erişim ölçekli planlamaya yönelik etütler, ilkokul yerleşme birimleri vs. tanımladığımız alanlar vardır. Ama maalesef bu benim, her taraf araçlı ulaşıma dayalı bir sistemi kentin batısında oturan doğuda çalışıyor, doğuda oturanlarda batısında çalışıyor. Dolayısıyla da müthiş bir araç yoğunluğu ihtiyacı var. Planlarda yer seçimlerinin araç ihtiyaçlarını da minimize edecek şekilde dikkate alınarak çözümlenmesi ayrı bir ihtiyaç olarak göze çıkıyor. Beni dinlediğiniz için hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Çok teşekkür ediyoruz. Şehir plancısı olması sebebiyle olaylara, konulara yaklaşımını izledik. Şimdi burada 6 konuşmacımız var. Tek tek söz vereceğim. Özellikle ben size söz vereceğim giderken. Evet, teşekkür ederim. Sayın YALKI. Sayın YALKI’ya en son tecrübeli bir şehir plancısı, yıllarca belediye de bulundu, kentin planlanmasında bulundu, ona en son olarak yine bir toparlamak için söz vereceğim. Şimdi Sayın Ayhan ÖZTENEKECİ Mustafakemalpaşa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı, Mimar Tanju YÜZEN, Sayın Levent GENCELLİ, Eski bir Bursalı Sayın Kemal ÖZGÜLEÇ, Mehmet TAŞKESER yani bir Bursalı iyi bir Bursalı ve Sayın Turgut YALKI diyeceğim. Ve tabii bu arada değerli hocalarımız Sayın Doç. Dr. Feza KARAER, Yrd. Doç. Dr. Arzu ÇAHANTİMUR da buradalar onlara kendileri isterlerse en son toparlama için söz vereceğim. Evet, Sayın Ayhan ÖZTENEKECİ Mustafakemalpaşa’dan bir ses, nedir düşüncesi arzusu hemen alalım kısa olursa Sayın ÖZTENEKECİ gerçekten memnun oluruz. Teşekkür ederim.

Ayhan ÖZTENEKECİ (Mustafakemalpaşa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı):
Sayın başkan, sayın divan, çok değerli konuklar bize de böyle bir konseyde söz hakkı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Diğer konuşmacıların hepsinin çok kısa konuşacağım deyip, daha sonra zor bitirdikleri konuşmalarının ardından, ben gerçekten kısa konuşacağım.
Öncelikle Kent Konseyi’ni bu çalışmalarından dolayı kutluyoruz, tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Çünkü bu anlamda 2020 yılı çevre düzeni planındaki yapılan bazı hataların belki yazım hatası, belki karar hatası acılarını, zorluklarını, çilelerini en çok çeken ilçelerden bir tanesi olarak Mustafakemalpaşa’da kirletici sanayi baca tozu işleme tesislerinin kurulmaması ile ilgili yaşadığımız süreci bizim ile birlikte yaşayanlar çok iyi biliyorlar. Özellikle Çevre Düzeni Planı’nda, 2020’lik Çevre Düzeni Planı’nda “Mustafakemalpaşa’da kirletici türden sanayinin yer alması esastır” diye bir madde vardı. Bu maddeye istinaden bu sanayiciler organize sanayi bölgesinde yer tahsisi yaptırıp, kurmak üzereyken bizim teşebbüslerimiz sonucunda İl Genel Meclisinde bu maddenin “kirletici türden sanayinin yer almaması esastır” şeklinde düzeltilmesi sonucunda geri adım atıldı ve ilçemizi bir anlamda kurtardık, diye seviniyoruz. Konsey çalışmalarında gördüm ki bu 53 maddelik bildiride maalesef ilçelere yeteri kadar söz hakkı, konu anlamında yer verilmediğini gördük. Mustafakemalpaşa’nın sadece 2 maddede yer aldığını gördük. Bu anlamda kısa kesmek üzere diyorum ki; biz buraya gelmeden önce, iki gün önce ticaret odamızda bir toplantı yaptık Mustafakemalpaşa’da. Gerek kurumların, gerekse kamu kuruluşlarının temsilcilerini biraraya getirip, Mustafakemalpaşa’nın 2040 yılını hayal edelim deyip bir toplantı yaptık. Herkesin görüşlerini aldık ve orada çıkardığımız sonucu maddeler halinde size ifade etmek istiyorum. Kayıtlara geçtiğini de söylediniz, daha sonra değerlendirileceğini de umuyorum. Bu anlamda Mustafakemalpaşa’da çok mermerci var.  Mustafakemalpaşa’nın beyazı, beyaz mermeri çok meşhur biliyorsunuz ama bu mermercilerin bir de atık sorunu var. Bu atıklarını nereye atacaklarını şu anda bilmiyorlar. Rastgele yol kenarlarına dere kenarlarına, dere yataklarına maalesef atılıyor. Bu konunun çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Belediyelerimizin arıtma sorunu var. Merkez ilçe belediyesi ve belde belediyelerinin hiçbirisinde maalesef kanalizasyon teşkilatında arıtma olmadığı için, Mustafakemalpaşa deresine ve oradan da Uluabat Gölü’ne, Marmara Denizi’ne maalesef akmaktadır, atıklarımız arıtılmadan akmaktadır.
Ayrıca Mustafakemalpaşa ile Karacabey birlikte teşebbüs ettiğimiz TİGEM arazisi üzerinde TARIM OSB kurulması ile ilgili bir çalışmamız var. O çalışmanın da 2040 yılı Çevre Düzeni Planı’nda yer almadığını gördüm. Oraya alınırsa seviniriz. Kaplıca turizminin geliştirilmesi ve jeotermal enerji ile seracılık ucuz enerji olduğu için, seracılığın Mustafakemalpaşa’da geliştirilmesi ile ilgili madde de konulabilir diye düşünüyoruz. Sanayinin Bursa’da ve İstanbul’da desantralize edilmesi, diğer yerlere kaydırılması ile ilgili düşüncenin Üniversitelerin konuşlandırılmasında da geçerli olmasını talep ediyoruz. Yani ilçemize üniversitenin 4 yıllık bir ya da birkaç tane fakültesinin bölümünün açılmasının talep ediyoruz. Bunun da yer almasını istiyoruz.
Demiryolu bağlantısının gerek yük, gerekse insan taşımacılığında ya da hafif metro şeklinde Mustafakemalpaşa-Bursa bağlantısının yapılmasını arzu ediyoruz. Bu gelişmeler tabii hemen bugün yarın 3 günlük gelişmeler olmayacağından dolayı 2040 yılını planladığımız, hedeflediğimiz, hayal ettiğimizden dolayı o günlere gelindiğinde, bölgenin ihtiyacı olacağını düşündüğümüz Mustafakemalpaşa-Karacabey arasına bir havaalanı yapılmasının, planın içerisinde bir madde olarak yer almasını talep ediyoruz. Temiz su kaynaklarının korunması ile ilgili maddeyi gördük, sevindik. Çöp depolama ve ayrıştırılması ile ilgili yine ilçe belediyelerimizin ve belde belediyelerimizin maalesef hem sağlıklı yer seçimleri yok, hem de ne ayrıştırma var ne de koruma var. O şekilde doğaya terk edilip, atılıp o şekilde depolanıyor. Aynı şekilde tehlikeli atık bertaraf ile geri kazanım tesislerinin de kurulmaması ile ilgili özellikle talebimiz var. Bunu ifade etmek istiyorum.
Kent Konseyi çalışmalarının sonuca ulaşmasını ve uygulanmasını temenni ediyorum, diliyorum ve bize söz verdiğiniz için tekrar teşekkür ediyorum. Saygılarımla..

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın başkana gerçekten teşekkür ediyoruz. Mustafakemalpaşa’dan konuyu ciddiye alıp, toplantıya gelip, son derece önemli konuları anlatması işte bir sanayici, iş adamı, bir Anadolu insanı portresi, kendilerine başarılar diliyoruz. Söyledikleri zabıt altına alınmıştır. Bunlar komitemiz tarafından değerlendirilecektir diyorum. Sayın Tanju YÜZEN, buyurun.

Tanju YÜZEN (TMMOB Mimarlar Odası) :
Bu çalışmayı yapan herkese teşekkür ediyorum. Çok kısa konuşacağımı belirterek konuşmama başlamak istiyorum. Ben buraya katkı koymak için çıktım. Bunlardan bir tanesi; vurgulanmasını biraz daha istediğim konular olduğu için bahsediyorum bunları, bir tanesi madencilik. Bizim modern madenciliğe bir şekilde geçmemiz lazım. Mustafakemalpaşa’nın mermerinden bahsedildi. Kömür madenlerimiz var, madem ki artık bütün Bursa’yı il olarak düşünüyoruz ve bunun dışında volframımız var. Bunlarla ilgili alanların belirlenmesinde, değerlendirilmesinde biraz daha maddeler içinde vurgu yapılmasını istiyorum.
Diğer bir konu; göl, gölet, akarsularda kalmadı artık, barajlarda balıkçılık. Bu konuya da bir şekilde çevre planında, istihdam konusunda katkı yapılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Modern balıkçılığa bu şekilde, bu alanlar da geçilmesinde fayda olacaktır. Burada bir iki cümle ile değerlendirilirse alt ölçekli planlarda bu daha değerlendirileceğini düşünüyorum. Üçüncü bir konu; Ormancılık. Pek geçmedi ama modern ormancılığa da bir şekilde geçmemiz gerekiyor. Finlandiya’da birçok Kuzey Avrupa ülkesinde ormanları insanlar kendileri ağaç dikerek oluşturuyorlar. Bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Bu konuda araştırma yapılabilir. Ormancılığın gelişmesinde modern ormancılığa, orman ürünlerinin değerlendirilmesi sonucunda bizim dağ köylerimizdeki yaşam standardının yükseleceğine inanıyorum. Bir madde de emek yoğunluklu sanayi kuruluşlarından teknolojik yoğunluklu sanayi kuruluşlarına geçilmesinden bahsedildi.
Bu şekilde müdahale edilerek milyarlarca liraya caddelerimizi temizledikten sonra, bu şekilde araçların dolaşmasının ne kadar uygun olduğunu ben de düşünüyorum, teşekkür ediyorum, bu kadar söyleyeceklerim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Tanju YÜZEN’e teşekkür ediyorum. Yani herkesi tanıyan bir insanım ama Tanju Bey ile tanışma fırsatım olmadı. Bu arada konuşmasında kısaca konuşarak dolu dolu şeyler ifade etti. Öyle ben şahsen gözlemledim, özellikle teşekkür ediyorum. İnşallah bundan sonra da görüşelim Tanju Bey.  Sayın Levent GENCELLİ.

Levent GENCELLİ (Gazeteci):
Sayın Başkan, Sayın divan, kalabilen tüm katılımcılar! Bursa’ da son derece önemli günler yaşıyoruz. Bu önemli günlerden bir tanesi de Kent Konseyi’nin 1/100.000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı Çalıştayı. Şimdi 53 temel ilke ilk aşamada sıralanmış, her konuşmacı %90, 95’e çıktı bu oran. Bu temel ilkelerin kabul görebileceğini söyledi. Temel ilkeler açısından kabul görme yüzdesi en yüksek toplantılardan bir tanesini yapıyoruz. Eleştiriler var, öneriler var. Ben somut olarak bir takım şeyleri öğrenmek istiyorum. Bir kere buradan çıkacak ilavelerle birlikte, buradan çıkacak son şekiller ilk aşamada. İl Genel Meclisi, Büyükşehir Belediye Meclisi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi. Efendim, BESOB Meclisi gibi gelişimi de, kentin gelişimini ya da gelişmemesini alacakları kararlarla anlayacak olan tüzel kişiliklerin bu iyi niyetli çalışmaya ve bu ilkeler demetinde ne kadar samimi olduklarını da bir test etmemiz gerekiyor. Şimdi bunu gönderip, en kısa sürede gönderip, en azından oy birliği ile bu temel ilkelerin oradan geçtiğini görmek istiyoruz. Bunun için de çok fazla süremiz yok. Özellikle Bursa Sanayi ve Ticaret Odası’nı dile getirdim. Çünkü ticaretimizde, sanayimizde, önümüzdeki süreçte Bursa’nın albenisi nedeniyle çok uluslu pazarlara açılacak ve bu çok uluslu pazarlarda zaman zaman söylüyorum, davul bizim sırtımızda olacak, tokmak başka ellerde, başka diyarlarda, başka gözlerde, başka anlayışlarda olacak. Bu nedenle Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Meclisi buradan çıkacak ilkelere uyuyor mu, uymuyor mu? Bu bir turnusol kağıdı. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin katkısı ne olacak? İl Genel Meclisi’nin katkısı ne olacak? Bir başka somut öneride daha bulunmak istiyorum. Tabii bu sunulan öneriler son şeklini aldıktan sonra Siyasi Partilerin İl Başkanları bu masaya sıralanabilirler. Düşünebiliyor musunuz böyle bir fotoğrafı. Her biri bu ilkelerin altına imza atar. Seçim kapıda, derler ki bizim adaylarımız, aday adaylarımız başvurduklarında Bursa Kent Konseyi’nden geçen kentin temel anayasası konumundaki, imar anayasası konumundaki, çevre düzeni anayasası konumundaki bu ilkelere aykırı davranamayacaklarının sözünü verirler, son derecede basit. Eklerseniz bu temel ilkeleri siyasetçilerin dosyalarının içine altına imzalarını atarlar, kamuoyunun önüne getirirler, samimiyseler. Şimdi bunu test etmenin sanıyorum zamanı. Bir başka şey daha var, Bursa çok özellikli bir kent. Ben bu kentte Marka Kent yaratılması gibi bir anlayışın binlerce yıllık tarihi ve her bir özelliği dünyanın en değerli markası olan Bursa’ya hakaret olarak algılıyorum. Şimdi Bursa’nın dağı var mı, var. Ovası var mı, hala var. Zaman zaman söylüyorum, bir kere daha affınıza sığınarak söyleyeceğim. Gözü kapalı her türlü ova talanı kararına imza atan siyasileri, kalabilen bölgelerimizdeki birinci sınıf tarım topraklarımıza dikseniz yeşerirler, çok da samimi söylüyorum bunu. Şimdi bu noktada yapmamız gereken, yapmamız gereken bir şey var. Bursa Kent Konseyi siyasetinde, ticaretinde, sanayinin de samimiyetini test edecek ve bunun için çok fazla süremiz yok. Buradan çıkacak ilke kararlarını onaylıyorlar mı, onaylamıyorlar mı? Bu yürekleri var mı, yok mu test edeceğiz. Bu testi geçemeyenleri de bu kürsüden en azından ilan edeceğiz. Bir başka şey daha var. Biz çok önemli şeyleri tartışmaya çalışıyoruz, iyi niyetle son derece iyi niyetle tartışmaya çalışıyoruz ama birileri başka yerde aldıkları kararlarla etkin olmaya başlıyorlar. Şimdi düşünebiliyor musunuz, binlerce hektarlık alan sıcak su aramaları için birilerine tahsis edildi. Biz burada bir ilke kararı alıyoruz, sıcak su ile ilgili varlığımızın envanteri çıkarılmalı diyoruz. Ama hemen burnumuzun dibinde Misi köyünün batısındaki bir takım yerler, bir takım yatırımcılar kırmızı mumlu davetiyelerle davet edilerek, al bunu istediğin gibi değerlendir deniliyor ve bu da turizm adı altında sunuluyor. Az önce Jeoloji Mühendisleri Odası Temsilcisi arkadaşım son derece önemli bir şey söyledi. Şimdi biz burada ne kadar ne tavır koyarsak koyalım, bizim adımıza, Bursa adına birilerine söz veren erkleri aşabilecek miyiz, bu yapıları aşabilecek miyiz? Bunu çok ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor. “Tren” diyoruz. Hızlı trenle ilgili, hızlandırılmış trenle ilgili bir takım ihaleler gündemde, alkışlanıyor. Ama Bursa gibi bir sanayi kentinde raylı taşımacılıkla ilgili neler yapılabileceğine yönelik adımlar atılmıyor. Eğer Hızlı Tren bu anlamda bu yapısıyla gelirse ki raylı taşımacılık Türkiye de mutlaka olmalı, 10 yılda yaptığımız demir ağlarla örülen bir ulusun bireyiyim ben. Ama raylı taşımacılıkta yük taşımacılığı asla göz ardı edilmemeli. Bu da ilkelerimiz arasına bence bir şekilde konulmalı. Taşkın riskinin ne anlama geldiğini gördük. Ben gazeteciyim, sadece gazetecilik yaparak yaşamımı şimdiye kadar sağladım. Çok sayıda, çok fazla da işsiz kaldım, hiç de önemli değil bunlar. Ama düşünebiliyor musunuz Bursa’nın bir taşkın haritası var. Geçenlerde Şehir Plancıları Odasıyla, İnşaat Mühendisleri Odası son derece önemli bir sunum yaptı.
Bütün taşkın sahası içindeki genleri ortaya çıkardılar. Bütün gazetelerimiz taşkın saldırının üzerinde konuşlanmış. Alışveriş merkezleri taşkın salların üzerinde konuşlanmış. Bursa’nın ticaretine ve sanayisine yön veren bütün yapılar bu taşkın sahaların üzerinde bu kentin Valisi demeç veriyor, Belediye başkanı kalkıyor demeç veriyor “dere yataklarındaki evler yıkılacak” diyorlar. Evet, bunlarda temizlenmeli ama tek zorunlu olarak dere yatağının üzerinde ev yapanların mı üzerine gideceğiz? Yoksa dere yatağının üzerine alışveriş merkezi yapanları, başka bir takım şeyler oturtanları, bu kenti babalarının çiftliği gibi görenlerin üzerine gidemeyecek miyiz? İşte bu iradeyi de Kent Konseyi vermelidir, diye düşünüyorum. Çok uzatmanın bir anlamı yok. Bir teşekkürü daha iletmek istiyorum. Şimdi buna Sevgili Semih çok şaşıracak, şimdi son dönemlerde bayadır hırlaşıyoruz, Semih’le! Ama kentin çıkarları, ulusun çıkarları ortak paydasında zaman, zaman buluşuyoruz. 8 tane kitaba baktım son derece önemli kişiler bunlar. Zabıt tarihe belge bırakmak son derece önemlidir sevgili Semih! Ama benim bir talebim olacak. Sizden önceki dönemlere ait bantları da bir şekilde deşifre etme şansınız varsa, vardır. Çünkü bantlar biliyorsunuz nerelerde, nasıl, hangi koşullarda, kimler tarafından, ısmarlanabilineceği de gündemde son dönemlerde. Bu çözümleri de yapın, geçmişten bu güne. Hatta Şehir Danışma ve Dayanışma Konseyi’nden bu güne olan çözümleri de yaptığınızda, Bursa’nın yakın tarihine çok önemli belgeler bırakmış olacaksınız. Uzattım farkındayım ama teşekkür ediyorum, sabrınız için.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın GENCELLİ’ye gerçekten teşekkür ediyoruz. Farklı değişik konulara farklı üslubuyla yaklaşım gösterdi. İlgilenilmesi gereken konular tabi ki zabıtlara da geçiyor bunların hepsi ve basıyoruz tarihi belge olarak ta kalıyor. Yani böylesine bugün önemli bir toplantı, 3,5 - 4 saati buldu. Katılımcılar tabi her geçen dakika azalıyor ama böylesine bir toplantının belediye tarafındaki önemli ismi Sayın Bayram VARDAR işin başından sonuna kadar toplantıyı izliyor. Bu da zabıtlara geçmesi açısından belirtmek istiyorum. Belediyenin ne kadar konuya önem verdiğinin ortaya konulması açısından ve eski bir Bursalı Kemal ÖZGÜNEŞ buyurun. Kısa, öz, net, değerli düşüncelerinizi almak istiyorum.

Kemal ÖZGÜNEŞ (eski bir Bursalı):
Ben sıradan bir vatandaşım, fakat duyarlı bir insanım. Şimdi en yakın hadiselerimizden bahsetmek istiyorum. Ne oldu, hava kirliliği konusunda, otomobil sayısı konusunda. Belediye, hava serinken bir ölçümleme yaptı. Dedi ki: “Katiyen hava kirliliği yok, otomobil sayısı da az”. Hâlbuki otomobil sayısı İstanbul nüfusuna göre oranlandığı zaman, Bursa 2’ye katlıyor. 2500 metrelik arkamızda dağ var. Bakacaktan baktığımız zaman bir kuyunun içinde yaşar gibisin. Ben çiçek ızgaranın 60’lı yıllarında taban tezgahlarını yapıyordum. Jeologlar gelmiş oraya, onlarla aşmak noktasında, onlarla paylaştık. Ben de grup olarak görünce hoş geldiniz, ne maksatla geldiklerini sordum? Jeolog olduklarını organize sanayi bölgesi kurulmadan evvel 1700 metrekare derinliğe indim. Sağlam hiçbir yerin yok dedi. Hal böyleyken Amerikalılar bu 9 tane organize sanayi bölgesini tetkik etti, 1. sırada Bursa! Devletin bu araştırmalarına rağmen, neden bir yabancının görüşü düşüncesi alındı? Tam, sanayinin %96.08 birinci sınıf tarım arazisi, 1. derece fay hattının üzerine kuruldu. Bu nasıl bir uygulama? Bunun araştırma geliştirme, bizim Türkiye’de bunları araştıracak, geliştirecek Türkiye’nin menfaatine mi, değil mi onu anlayacak bir ekip çıkmıyor. O suskunluk neden? Bilimsel araştırma yapan kuruluşlar neden suskun kalabiliyor. Bu çok düşündürücü bir şey. Asbestli borular döşendi BİLENSER zamanında. Ben Kayhan’da marangozluk yapıyorum. Orada kimya mühendisi bir adam dedi ki: bunlar aspestli, Avrupa Tüketiciler Birliğinden bir yazıyla bunu belirttim. Ardından dan gittim Baroda dedim ki dava açmamız gerekiyor. Bana gelen bir yazı  var, sen kendin aç davayı dediler. 30 yıl evvel Avrupa ülkelerinde yasaklanmış bize bu boruları satıyorlar, biz de kansorejen madde anne sütüne geçmiş.  

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değerli Kemal abimiz Bursa, eski bir Bursalı. Bursa’da yaşamanın dertlerinden dertli, muzdarip bir abimiz, büyüğümüz. Tabi ki konumuz biraz farklı Kemal Abi, yani sizin görüşleriniz ve düşüncelerinizden evet,

Kemal ÖZGÜNEŞ (eski bir Busalı):
Tarım arazileri üzerine Üniversite kuracaklar. Halbuki Bursa ovası gitmiş. Tarım, hayvancılık nasıl öldüyse yarın bundan sonra, bu uygulamalardan sonra biz sebzemizi, meyvemizi bile dışarıdan ithal etmek mecburiyetinde kalacağız.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Kemal abimize gerçekten teşekkür ediyoruz. İçten samimi konuşmaları, inşallah bundan sonraki toplantılarımızda kendisine daha fazla konuşma imkânı vermeyi de şimdiden söylüyorum. Sayın Mehmet TAŞKESER Çekirge muhtarımız. O da eski bir Bursalı, Bursa efendisi. Bursa’da her şeyi bilen insanlardan. Buyurun Sayın TAŞKESER.

Mehmet TAŞKESER (Çekirge Termal Suyunu Koruma Yaşatma Derneği Başkanı):
Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım! Bursa sevdalıları, Bursa’nın markası olmuş olan Çekirge sevdalısı da ben, Çekirge Mahalle Muhtarı aynı zamanda Çekirge Termal Suyunu Koruma Yaşatma Derneği Başkanı.
Sayın başkanım, senelerdir bu çalışmaları bilen bir Bursalı olarak bildiğimiz için  gerçekten güzel şeyler var. Şimdi 53 maddelik yeni 1/100.000’lik planı hayırlı uğurlu olsun! Büyük emeklerle bunları yapmışsınız, emeği geçen herkese teşekkürler. Ama eğer plan, planı yapmak kolay, uygulaması çok zor diyen Sayın Erdem SAKER başkanımın lafına katılıyorum. Planı yapmak çok kolay, uygulanabilir bir plan yapmakta çok zor diyen bir kişi olarak, şu an ki planlarda olduğu gibi sayın belediye ekipleri çok iyi bilirler, imar planlarında muhtarlık panosuna asmışızdır. Yol 3 metre, 6 metre, 9 metre yol. “Nerede muhtar bu yol” derler yok. Bu yol yok. “Nerde muhtar bu yol” dağın ovasından geçiyor, bu yol. Yani olmayan, uygulanamayan bir plan yapılıyor ise, masa başında oturarak yapılan bir plan yapılıyor ise, inşallah böyle değildir. Hele hele Çekirge’deki tabii sıcak suların, hele hele Bursa’nın markası olmuş olan kaplıcaların ve termal suların, zamanında planı konulmuş, Çekirge’de “sıcak su sondajı yapılamaz, yapılması halinde suç işlenir” kısacası denen bir notu, o nota rağmen uygulamadan kaldırılmak isteyen bir düşünce var ise, böyle bir plan herhalde uygulanabilir bir plan olamaz. Yani yapılmış olan planda her şeyden olmalı, onun da uygulayıcıları da o planı da ikide birde pek çok konuda, zırt pırt değiştirilmemeli. Belediye’nin planlarına bakıyoruz şahıs kişilerin haklı oldukları, dayı oğlu, hala oğlu geçtiği. Dümdüz ilerliyorum sağ sol zik zak yaparak değiştiğini görüyoruz ve bunları da hepimiz görüyoruz. Belki de bazılarımız da teklif bile ediyoruz. Ama benim burada esas en önemli su olan, yani bir turizm kentinde merkezi görünümde olan Çekirge bölgesindeki sıcak suların, termal suların tarihin bize bırakmış olduğu özellikleri biz koruyabilirsek eğer, bu planda helal olsun böyle plana!
Ama koruyamazsak göstermelik olsa da bu 53 tane maddeden, 45 maddesinin envanterini çıkartarak çalışmayı yapmayı düşünüyorsak, eğer bu sadece yazıda kalıyorsa, yani yazıda kalma ile uygulanabilir deniliyorsa, ben buna pek inanmıyorum burada bunu açıkça söylüyorum. Çekirge’deki esas yüzyıllardan beri olan kaynaklarında, Vakıfbahçe, Bademlibahçe, Kaynarca, Kükürtlü, Yeni Kaplıca yüzyıllardan beri olan, bakın bahsediyorum yoksa yeniden yapılmış yerin altına 1500 metre derinliğe inerek yapılan suni sondaj veya kaplıcalardan bahsetmiyorum, sıcak su kaynağından bahsetmiyorum. Esas kaynakların, bu bahsettiğim kaynakların dağıtım yollarının, sıcak suyollarının bu planda babalar gibi işleyip, babalar gibi mührü altına basıp, herkes tarafından ömür boyu bizlere, çocuklarımıza, atalarımıza yadigâr olarak kalmasını istiyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bizde çok teşekkür ediyoruz. Hemen Sayın Turgut YALKI buyurun.

Turgut YALKI (Şehir Plancısı):
Sayın divan, Sayın katılımcılar hepinize iyi akşamlar! Ben Şehir Plancısı ve Bursa Belediyesinden emekli bu 98 planı içinde bulunan insanlardan birisiyim. Buradaki bazı görüşmelerde, bazı önerilerde bu bir stratejik plan, stratejik plan olduğu için şehrin genel ilkelerini, şehrin genel politik, sosyal, fiziki tüm İlkelerini birleştiren ve temel ilkeleri koyan bir plan diye biliyoruz. Ve bu şehrin bu gelenekleri değişiyor, devamlı geliştiği sürede bir planın da statik olma şansı yok. Dolayısıyla bu plan yenilenebilir, yeniden yapılanabilir. Onun için bu plan ne diye endişe duymamız yersiz. Bence “niye bu kadar geç kaldık” diye endişe duyarsak daha doğru olur. Çünkü bu planın, 98 planının ilkelerinden bir tanesi de her 5 senede bir revize edilmesi idi. Edilmediği için şehirdeki değişmeler plana yansımadı, gelişmeler planın önüne geçti ki en tehlikeli olaylardan birisi. Planda bu ilkelerde genellikle az önceki Hasan arkadaşımız da belirttiği gibi; koruma ilkeleri oldukça güçlü gelişme ve denetleme ilkeleri zayıf, bunların güçlendirilmesi lazım. Bu olmadığı sürece istediğimiz kadar koruyalım, koruyamıyoruz. Çünkü kim denetleyecek, gelişmelere kim bakacak, bunları kesinlikle belirlememiz gerekiyor. Bizim 98 yılında en büyük sorunumuz Bursa için bir plan yapıyorsunuz, yanınızda; İstanbul var, Çanakkale var, Bilecik var. Daha da eski Ankara, yani merkezi bir ulusal planlama, bölgesel bir planlama olmadığı sürece il bazında yapılan çevre planlarının çok başarılı olma şansı yok. Çünkü bu verileri siz bunun içine sokamıyorsunuz. Türkiye’de böyle bir bilgi birikimi yok ve  bu bilgiler mesela en basitinden 98 planı yapılırken, Çanakkale Boğaz geçişinin yapılacağını biliyorduk, nereden geçeceğini bilmiyorsunuz. Bugün ki  kararlar da, Bursa’dan geçecek denildi, anayola açılan aksı. Tabii bu planı çok etkileyen bir karar ama siz bunu bilmeden bir karar alıyorsunuz. Nitekim İstanbul’un bile yaptığı plan, aynı şekilde kendilerini kurtarmak ve kentsel bir İstanbul’a bir  yönetim, bir ilkeler geliştirmek! Doğrusu bizim yapacağımız da o olacak. Ne yapacağız? Biz de sanayiyi istemiyorsak, güney tarafına kuracağız. Yani bu şekilde aynı hisseli parsel parsilasyonları yapar gibi bir plan oluyor. Her şehir kendine göre bir plan yaparsa, neticede çıkmaz sokakları olan, bizim Vatan Mahallesi’nde, bizim aşağıdaki mahallerde olduğu gibi çıkmaz sokaklar silsilesi gelecek ve nitekim bir planlama anlayışıyla. Onun için merkezi yönetime düşen bence bu tür olaylarda ilk önce ulusal bazda, bölgesel bazda görevleri vermeli. O zaman Bursa, İstanbul, Eskişehir hangi görevi kendi üstüne aldıysa kendi planında o ilkeler çerçevesinde kararlılık oluşturmalıdır.            Biz 94 - 98 de bunu yapamadık, yoktu, aynı şey bunun içinde geçerlidir. Bir diğer sorun da kurumlar arası organizasyon ve koordinasyon. Biz bu planı yaparsak diğer Bursa’da ki tüm kurumların buna uyması lazım. En basit örnek; bir kent bilgi sistemi oluşturuldu, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde. Fakat daha sonra bunun gerekli beslemeler, gerekli yüklemeler yapılmadığı için yapılan onca yatırım heba oldu ve bugün bu bilgileri tekrar yeni baştan doldurmak durumundayız. Hâlbuki bu tür ilkeler üzerine kullanılan olumsuz yönlerinin bu olayda, bu mevcut bilgilerin canlı bir şekilde yapılması, her an gerçek bir karar verme şansınız vardır. Bunun için bunun temel ilkelerinde denetimle olan olaylarında muhakkak kurumlar arası koordinasyonun, kurumlara düşün görevleri bu 96 - 98 planında vardır. Net bir şekilde belirtilmeli ki onlarda denetlensin, o işlerde denetlensin ki bu plan daha sağlıklı olsun. Son söyleyeceğim olay, bunu yeni bir plan gibi görmeyelim diye düşünüyorum ben. Mevcut bir 2010 - 2020 planımız var ve onun ilkeleri arasında her bir belirli dönemlerde revize edilme olayı var. Bunu bir 2007 planının revizesi olarak görün ama bu bir 2020 planı de değil, Bursa Çevre Düzeni Planı verileridir, ne 2040’ı bulur devamlı yaşayan bir plandır. Bursa yaşadığı sürece bu nitelikli plan devamlı yaşayacak, devamlı verileri değişecek, ona göre de hemen acil kararlar alınıp gerekli zaman taşlarıyla oynamalar yaparak, bu planı her daim revize edecek şekilde olmalıdır, diye düşünüyorum. Hepinize teşekkür ederim.
Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok teşekkür ediyoruz ve son olarak Sayın Tahsin BULUT’un bir başka göreve geçmesi, siyasi bir göreve geçmesi nedeniyle ayrıldığı Genel Sekreterlik görevine, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreterlik görevine gelen değerli arkadaşımız Enes Battal KESKİN yeni genel sekreter olarak sizlerin huzurunda. Birkaç kelime de kendisinden alalım diyorum. Buyurun Sayın Enes Bey!

Enes Battal KESKİN (Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri):
Teşekkürler ederim başkan evet, bu çalışmalar Tahsin Bey döneminde başlayan çalışmaların, hazırlık komitesi de onun döneminde başladı. Dolayısıyla bugün bu çalışmaları uygularsa, bu birinci derecede Sayın Tahsin BULUT’a övgüdür. Bugün kendisini de aramızda görecektik ama maalesef gelemedi zannediyorum. Evet, o dönemde başlayan çalışmalar çerçevesinde aksamadan kurumların sürekliliği esastır. Çalıştay kararı alındı ve sonuna kadar bu süreç işletildi. Bu ilkelerin beğenilmesi noktasında, Bursa’da bu konuda katkı koyabilecek bütün kurumlara ulaşıldığını söyleyebiliriz. Yani yüzlerce, hatta binlerce kez telefon, e-mail, faks gönderildi ve bu çalışmalara katkı konulması istendi. Dolayısıyla bu çalıştay sonuçlarında belirlenen ilkelerin gerçekten Bursa’yı düşünen, Bursa’ya katkı koyan, koymak isteyen herkesin görüşlerini kapsadığını açık yüreklilikle söyleyebiliriz. Eğer birileri burada bulunamamış, “bizim görüşümüz yok, katkı koyamadık, koymadık” diyorlarsa, bilinmelidir ki katkı koymak niyetinden ziyade eleştirmek amaçlı düşüncelerdir diye. Bunu zannediyorum Hazırlık Komitesi’ndeki tüm ekip arkadaşlarımızda paylaşacaktır. Övdüğüm bir tarafı da, bu çalışmanın bu noktaya gelmesinde Hazırlık Komitemizi tanıdınız. İşin mutfak kısmında bulunan Kent Konseyi çalışmalarına destek olan personelimize, başta Neslişah KUŞKU olmak üzere Yıldız CİNDORUK, Yasemin TATLI ve Murat BAŞLAR’a huzurlarınızda bende teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten özveriyle bu çalışmaların bu noktaya gelmesini sağladılar. Bir örnek; sadece dün saat 10.00’dan, 18.00’e kadar aralıksız çalışıldı bu bilgiyi de buradan aktarmak isterim. Ben bu çalışmanın bu kadar katkı ve emekten sonra, idari merciler tarafından, uygulayıcı merciler tarafından da dikkate alınacağını ve bu kararların altında, 150 kurumun imzası olacağından dolayı da Bursalıların, bu kararlara sahip çıkacağını düşünüyorum. Hepinize katılımınız ve katkılarınız için tekrar teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değerli katılımcılar bir Kent Konseyi toplantısının sonuna geldik. Bütün katılımcılara, gönüllülere, Sivil Toplum Kuruluşları’na, onların değerli yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki toplantılarda buluşmak üzere diyorum, herkese hayırlı akşamlar diliyorum, teşekkür ederim.