• 25 Kasım 2017

Kurumsal

62. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 02 ARALIK 2011


62. BURSA KENT KONSEYİ TOPLANTISI (02 Aralık 2011)
“İSTANBUL-BURSA- İZMİR OTOYOLU VE BURSA’YA ETKİLERİ”

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın valim, sayın büyükşehir belediye başkanlarımız, sayın belediye başkanlarımız, kentimizin çok değerli yöneticileri, çok değerli toplumsal kuruluşların başkanları, düşünen insanlar, Bursa’yı seven, ülkeyi seven insanlar, sizlerin önünde olmaktan ve karşınızdaki masaya oturmaktan, Bursa’da olmaktan, Bursa Kent Konseyi Başkanı olmaktan mutluluk duyarak, sizlere bugünkü toplantıyı açıyorum. Gerçekten önemli bir toplantı, önemli insanlar. Hani derler ya işte Bursa diye, Bursalılar, Bursa’mızın çok değerli insanları meselelerine, konularına sahip çıkıyor, takip ediyor, bunları konuşmasını, şeklini şemalini, konuşma adabını çok iyi biliyor ve sonuç almasını da mutlaka biliyor. Eğer yapılan işlerde bir yanlışlık varsa düzeltmenin çeşitli yolları var, bunlarla ilgili görüşlerin ve düşüncelerin ortaya konulması ve ilgili yerlere iletilmesi, bunların düzeltilmesi için takipçi olunması ısrarlı bir şekilde. Bunların hepsini Bursalılar biliyor, Bursa bir dünya kenti, büyük bir kent ve Osmanlı Coğrafyasına başkentlik yapmış, Osmanlı Coğrafyasını kuran bir kent, 6 padişah, bir cumhurbaşkanını misafir ediyoruz topraklarımızda. Dağı ile ovası ile denizi ile tarihi ile binlerce yıllık tarihi ile bir kültür. İşte Bursa’da olmak, Bursa’da yaşamak gerçekten insana farklı görevler veriyor çok değerli konuklar. Yani ülkemizin çok değişik yerleri var. Her bir yeri çok önemli yerler ama Bursa’da yaşayan insanlar olarak mutlaka şunu biliyoruz ki Bursa’da yaşamanın bize verdiği ekstra görevler var. Tabi ki önce kendimiz, ailemiz, çevremiz ve kentimiz için yaşayacağız ama Bursalılar olarak Türkiye için Türkiye’deki sorunları çözmek için çalışacağız, koşturacağız. Bursa artık dünya için de çalışan bir kent. Bursa’nın insanlarının hedefi Türkiye ve dünya. Bursa’nın kurumları da önemli kurumlar, örnek kurumlar hep örnek işler yapmak zorunda. İşte Bursa’da yetişmiş bir kardeşiniz olarak, bizler de büyüklerimizden aldığımız ders, terbiye ayrıca sosyal hayat ve siyaset hayatının içinden gelen bir kardeşiniz olarak Kent Konseyi Başkanlığı sıfatını taşıyoruz. Ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep ALTEPE’nin de Bursa Kent Konseyine gerçekten çok önemli katkı ve destekleri ile Bursa Kent Konseyi bir Bursa Markası olarak Türkiye’nin önde ve Türkiye’nin en güçlü, en aktif, en dinamik Kent Konseyi konumunda. Yani bunun ispatı işte bakın şöyle bir toplum. Bursa için çok önemli bir toplum her kesimden, her kesitten insanlar buradalar ve bizlere de ne mutlu bu insanların önünde, bu masada oturmanın şerefini yaşıyoruz. Bunların da bilinci içindeyiz, bize bu tip konumların, yerlerin de daha fazla sorumluk yüklediğini biliyoruz. Bursa için Kent Konseyi olarak koşturuyoruz, 2 yılda 2000 etkinlik yapabilen çok güçlü bir Kent Konseyi, 33 ayrı çalışma grubu, 4 meclisi ile müthiş bir çalışma performansı içinde. Yerel Gündem 21 geleneğinden gelen, daha önceki devredeki belediyelerimizin, belediye başkanlarımızın da katkıları ile bir alt yapısının oluştuğu Yerel Gündem geleneğini yeni dönemde kent konseyi olarak çalıştırdık, yeni şekle soktuk, dizayn edildi ve Türkiye’nin en güçlü Kent Konseyi oldu ve Bursa’nın konularını bu konsey de konuşuyoruz.  Birçok konuları konuştuk takip etmişsinizdir. Stadyumdan tutun, çevre düzeni planlarından tutun, alışveriş merkezlerinden tutun, hızlı trenden tutun, bakın bunlar hepsi buralarda konuşuldu. Bir hızlı tren konusu, burada konuşulduktan sonra Ankara - İstanbul hattına Bursa’da dahil edildi çok değerli konuklar. Bir stadyum konusu burada çok medenice tartışıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin Sayın Başkanı eski yerinde stadı yapmaya başlamıştı bir takdir hakkıdır mutlaka ama bu konseyde orada yapılmaması yolunda genel bir temayül belirlenmiştir ve bu genel temayüle mutlaka Belediye Başkanı da bakmıştır, dinlemiştir ve eski yerinde yapılmamıştır. Bakın ne kadar önemli sonuçlar alabilen medeni bir toplum, işte bugün de Bursa’mız da Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayacak olan bir otoyol projesi. Kısaca İstanbul – Bursa - İzmir daha doğrusu kısaca İstanbul - İzmir diyorlar ama biz İstanbul – Bursa - İzmir diyoruz özellikle, böylesine Türkiye’yi ilgilendiren bir Türkiye projesi, bir devlet projesi. Tabi bunun için de Bursa var merkezinde, Bursa gibi bir kentten böylesine önemli bir yatırımın geçmesi çok önemli tabi ki Bursalılar olarak gurur duyuyoruz, şeref duyuyoruz ve böylesine yatırımın yapılmasını takdir ediyoruz. Tabi ki her yatırımın, doğru işlerin, doğru kararlarla, doğru tercihlerle yapılması esas olmalı. Eğer böylesine önemli yatırımlarda düzeltilmesi gereken veya biraz daha konuşulması gereken konular varsa işte halk, işte vatandaş. Bu konuları da mutlaka izleyecek, takip edecek yöneticiler vardır, idareciler vardır, Ankara vardır, iktidar vardır. Yeter ki bunları usulüne göre konuşalım ve bunları da ilgili yerlere aktaralım. Bu otoyol konusu da konuşuluyor gerçekten, çok önemli insanlar, gruplar, bugüne kadar bu konu konuşuldu, konuşulmaya devam ediyor. Artık sonuç almaya doğru gitmemiz lazım. Bursa Kent Konseyi olarak da görev alanımız içinde yasal olarak da görev alanımız içinde olduğu için bu konuyu gündemimize aldık ve değerli Bursalıların da fikir ve düşüncelerini almayı, eğer bir değişiklik önerisi gerekiyorsa bunları da ilgili yerlere iletmeyi bu toplantının sonucu olarak görev bildik. Önemli bir gün Bursa için, belki Türkiye’ye örnek önemli bir toplantı olacak kanaatindeyim. Toplantımıza katılan, icabet eden çok değerli dostlara, insanlara, idarecilere, yöneticilere gerçekten teşekkür ediyoruz. Bursa için örnek bir toplantı, örnek bir gün ve bugünkü toplantımızı konuşmacılarımızla konsey toplantısı olarak yapıyoruz, Bursa konuşuyor toplantısı. Burada klasik resmi format yok çok değerli konuklar, biz bir toplumsal kuruluşuz, Kent Konseyi sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu, bir organizasyon kuruluşu ve bakın Kent Konseyi bünyesinde yasanın saydığı kimler var çok değerli konuklar. O kadar güçlü bir kuruluş ki yeter ki gücünün farkında olsun diyoruz. Valilik, belediyeler, akademik meslek odaları, dernekler, siyasi partiler, muhtarlıklar neredeyse Türkiye’nin bütün idare mekanizmasını Kent Konseyi’nin katılımcıları olarak sayıyor, yasa sayıyor bunu, ama Kent Konseyine katılımcılık, gönüllülük esasına dayalı bu gönüllük esasının ortamını Kent Konseyi yönetimi ve idarecileri sağlayamazsa bu insanlar niye gelsinler Kent Konseyi’ne. Demek ki bu sağlanmış, böyle bir sistem, mekanizma kurulmuş, bundan da gerçekten gururluyuz, mutluyuz. Organizasyon görevini yapıyoruz, koordinasyon görevini yapıyoruz. Biz hiçbir kurumun amiri değiliz ve Türkiye’ye de örnek olmasını istiyoruz Bursa Kent Konseyi’nin. Kent Konseyi hiçbir kurumun amiri değil, yasanın bize verdiği görevi iyi özümsersek bir organizasyon ve koordinasyon kuruluşu, konuların ve meselelerin konuşulduğu ortamları hazırlamak bizim görevimiz. İşte bakın hazırladık, belediyemize teşekkür ediyoruz bu imkânları bize sağladığı için burada da Bursa’nın en önemli yatırımlarından bir tanesi olan Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nin önemli bir salonunda toplanıyoruz. Her yere, her şehire nasip olmayan işler yapılıyor ve bu görev anlayışı içinde bugünkü toplantımızın akıcı ve seri bir şekilde geçmesini tabi ki istiyoruz, herkese olabildiğince söz vermeyi ve belli bir saatte bitirmeyi hedefliyoruz. Konunun tabi biraz açılması lazım ve bir konuşmacı daha sonra da gene konuşabilir, sorular sorulabilir, toplantıyı yönetme yollarımız metotlarımız bu konularda bayağı tecrübeli olduk çok değerli konuklar. Ben hemen konuyu daha fazla uzatmadan burada gerçekten çok mutluyum, burada üç tane büyükşehir belediye başkanlığı yapmış değerli insan var, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili var. Yani Bursa’da nerede böyle 4 Büyükşehir Belediye Başkanlı bir toplantı yapılmış, gerçekten gururlanmamak mümkün değil, çok teşekkür ediyorum. Ve ben teknik olması sebebiyle, bu konularla çok uğraştığı için, Bursa’mızda geçmiş dönem Belediye Başkanlığı yapmış Sayın Erdem SAKER’i hemen kürsüye davet ediyorum şöyle bir açılış, konuyu kavramamız açısından neler söyleyecek bakalım, buyurun Sayın Başkan.

Erdem SAKER (Geçmiş Dönem Belediye Başkanı):
Teşekkür ediyorum, Sayın Başkan, çok değerli Bursalı dostlarım hepinizi sevgi ile selamlıyorum. Ve şöyle bir ortamda bulunmanın da mutluğunu yaşıyorum. Bursa Kent Konseyi Türkiye’de kurulan ikinci Kent Konseyi, birinci Urla’dır yasalarda yok iken kuruldu, ikincisi Bursa Kent Konseyidir. Ve hakikaten Sayın Başkanın da dediği gibi tamamen toplumsal bir ortamda Bursa’nın ileri gelen, öne çıkan konularının serbestçe tartışıldığı bir ortamda işlemektedir. O bakımdan hem yönetime, hem siz değerli katılımcılara çok teşekkür ediyorum. Ben size bugün tartışmaya konu olan güzergâhın geçeceği iki alanı anlatacağım, Mustafakemalpaşa ovası ve Karacabey Ovası, bu iki ovanın özeliklerini anlatacağım, siz karar verin, buradan geçsin veya geçmesin ona hiç bir şey demeyeceğim. Mustafakemalpaşa Ovası aslında Uluabat Gölü’nün bir parçası. Ben mesleğe burada başladım. Şimdi yılı söyleyeceğim yaşım çıkacak ama olsun, 1956 yılında stajyer olarak başladım, 1959 yılında da mühendis olarak görev yaptım. Devlet Su İşlerin de bulunduğum 23 yıllık yönetim süresinde daima ön planda olan alanlar oldu. Mustafakemalpaşa Ovası 1950’li yılların ikinci yarısına kadar dediğim gibi Uluabat Gölü’nün bir parçası kış aylarında sular yükselir, Ova’nın 3/4’ü su ile kaplanır ancak haziran sonunda sular çekilir, toprak tava gelir, köylümüzün tabiri ile sürülebilir ve sadece mısır ekilebilir, başka da bir tarım yapılamaz. DSİ tarafından ova ile gölü ayıran Uluabat göl sekteleri inşaatı yapılmıştır. Bursa için dediğim gibi 1955-1956’larda başlamış, 1960 yılına gelmeden bitmiştir. Ovada toplanan bütün sular taban suları ana viranaj kanalları ile sekmelere kadar getirilmiş ve orada iki tane büyük pompa istasyonu ile göle pompalanmıştır. Ova’da öncelikle çok geniş viranaj ağı var. Belki ovayı gezerken sadece kanalları görüyorsunuz ama şunu bilin ki o kanalların altında da o kanalları besleyen derin direnaj yüzleri vardır. Tarlaların altında o zamanlar şimdi grenfileks dediğimiz delikli viranaj plastik hortumlar yok, künk ile yapıyorduk. Derin kanallar açılıyor kum dolduruluyor içine de kiremit künkler konularak araları boş bırakılıyor ve taban suyu oradan içeri girerek ana kanala ulaştırılıyor. Ve böylece bütün yıl boyunca Mustafakemalpaşa Ovası’ndaki taban suyu kontrol altına alınıyor, bugün pompaları durdurun, gene ovanın 3/4’ü su altına gelir, tarım yapamazsınız. Bu sistem böyle oturduktan sonra bu sefer Mustafakemalpaşa Çayı üzerine kurulan regülatörler 180 bin dönümdür ova, bu ovanın tamamı sulama tesislerine geçilmiş ve tamamı sulanmıştır. Şu anda dört mevsim tarım yapılan ve hakikaten değerli tarım üretilen bir ovadır. Karacabey Ovası’na geçersek bu da 170 bin dönümdür. Karacabey Ovası’nı sulamaya başlamadan önce hatırlarım şöyle bir anım var. Köylüleri toplayıp bir proje tanıtımı yapalım demiştik. O proje tanıtımında da ülke ülke bir yeni metot Türkiye’de yeni uygulanmaya başlayan bir kamulaştırmasız proje yapma uygulama metodunu onlara anlatmaya çalışalım demiştik, toplulaştırma metodu. Biz projeyi anlattık daha bitirmeden sözü, muhtarlar burada acaba toplulaştırma yapılamaz mı dediler bize, yani bizden ileri görüşlü insanlar. Toplulaştırma şu size belli bir alan içinde 3 tane ayrı tarlanız var, bu tarlalar birleştiriliyor, size tek bir parsel haline getiriliyor ama sizin kanallara oturacağı sizlere ait hissenize düşen miktarı da sizin toplam alanınızdan düşüyor. Böylece devlet yatırım yaparken kamulaştırma yapmıyor ama siz de öyle bir araziye sahip olmuşsunuz ki arazinizin üst sınırından sulama kanalınız geçiyor, suluyorsunuz sulamadan dönen bitkilerin köklerinden dönen su da alt kanaldaki drenaj yardımıyla toplanıyor gidiyor. Böyle bir sistemi olan bir ova 170 bin dönüm. Karacabey Ovası da aslında kuru tarım yapılan bir ovaydı ama bugün tamamı sulanıyor ve sulu tarım olarak bugün ülke ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Şimdi siz bu iki ovada bu özeliklere sahip iki ovayı yaramazsınız, yarmak sadece kamulaştırma yapmakla olmaz yapamazsınız, yani ben otoyolun oturacağı alanın parasını öderim arkadaş, otoyolu da yaparım, yok onu yapamazsın. Mustafakemalpaşa Ovası’nın bütün drenaj sistemini yenilemen lazım, bütün kanalları yeni güzergâhlara göre toplaman lazım, Karacabey Ovası’ndaki bütün arazi kullanım şeklini değiştirmen lazım, herkesin tarlasının şeklinin değişmesi lazım. Bir proje ekonomisi sadece yatıracağınız para artı elde edeceğiniz faydayla burada ölçülemez. Burada vereceğiniz zararı da, eksileri de hesaplamak zorundasınız. Ben o bakımdan bu Karacabey ve Mustafakemalpaşa Ovası’nın ortasından bir otoyol geçmesine karşıyım, bu işin hakikaten en ufak noktalarına kadar emek vermiş bir insan olarak.  Ha öbür tarafta Darmstat sözleşmesi var. Uluabat Gölü çok değerli bir doğal varlımız ama onun çözümü var, sözleşme hudutları dışına güzergâhı kaydırarak oradan geçersiniz. Bunlara çok dikkat etmek lazım, bu vesile ile belki bu konuyu ilgili değil ama Bursa’nın gündeminde aslında başka bir konu daha var. Onu da sizlere arz etmeden geçemeyeceğim. Biliyorsunuz Karayolları Bursa otoyoluna Otosansitin karşısından üçüncü bir bağlantı yapmak istiyor. Aynı katliam Bursa Ovası kadar olacaktır. Karayolları diyor ki ben 4500 tane ağaç keseceğim parasını da ödeyeceğim. 4500 tane meyve ağacı keseceksin. 4500 meyve ağacı kesmekle kalmayacaksın. Ovanın belki yarısına yakın bölümündeki gene drenaj ve sulama sistemlerini altüst edeceksin. Ve böyle bir bağlantıya da Bursa’nın kesinlikle ihtiyacı yok. Bir görün, tasavvur edin. İzmir istikametine otosansitten nasıl gidersiniz şu an mevcut haliyle bir tasavvur edin yani bunlara çok dikkat edilmesi lazım. Efendim dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. Vereceğiniz kararlar Bursa için çok değerli.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, geçmiş dönem Büyükşehir Belediye Başkanına çok teşekkür ederiz. Gerçekten çok önemli konulara değindi. Hepimiz değerlendiriyoruz. Üzerinde konuşuyoruz, konuşacağız. Gerçekten teşekkür ediyoruz. Ben hemen kısaca Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep ALTEPE’nin de mesajını iletmek üzere başkan vekilim Sayın Atilla ÖDÜNÇ’ü kürsüye davet ediyorum.

Atilla ÖDÜNÇ (Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili):
Saygıdeğer Valim, Kıymetli Büyükşehir Başkanlarımız, çok saygıdeğer Belediye Başkanlarımız, kentimizin çok kıymetli idarecileri, yöneticileri, çok kıymetli dernek başkanlarımız, üyelerimiz, sizleri öncelikle şahsım ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep ALTEPE adına selamlar, saygı, sevgi ve şükranlarımı sunarım. Kentimizde ve ülkemizde gerçekleştirilecek olan mega projelerden biri de İzmir – Bursa – İstanbul otoyoludur. Bu büyük projenin kentimize ve ülkemize en yüksek derecede fayda getirmesi yönünde yapılacak olan bu tür faaliyetler neticesinde alınacak kararların hayırlara vesile olmasını diler, sizlere saygı, sevgi ve şükranlarımı sunarım. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesinin konuların takipçisi olduğunu sizler adına sizler de takip ediyorsunuz, bizler de takip ediyoruz. Şunu da söylemekte fayda var. Belediyenin çok değerli bürokratları buradalar. Gerekirse konu hakkında bilgi de verilebilir. Bursa Büyükşehir Belediyesi şu anda 1/100.000 ölçekli il çevre düzeni planı çalışmalarını yaklaşık 800’e yakın paydaş ve katılımcısı ile yapmaya devam ediyor. İl ölçeğinde ayrıca Bursa’nın ulaşım master planı yapıldı. Üniversitelerle ortaklaşa bunlar çok önemli konular bunların hepsinin birbirleriyle bağlantıları var. İşte Bursa’nın insanları önemli konuları konuşuyor, tartışıyor ne güzel, ne mutlu bizlere diyorum. Mustafakemalpaşa Belediye Başkanımız Sayın Sadi KURTULAN’ı da hemen kürsüye davet edeyim. Evet, Sayın Başkan buyurun.

Sadi KURTULAN (Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı):
Sayın Valim, çok kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanlarımız,  Bursa’nın kaderine el koyan kıymetli Kent Konseyimizin Başkanı, değerli protokol, ülkesine ve geleceğine duyarlı olan kıymetli misafirlerimiz. Erdem Bey konuşurken ben onun çalıştığı günlerde onların o hizmetlerinin içerisinde büyüyen bir bölgenin çocuğu olarak hem heyecanlandım hem de onun gösterdiği duyarlılığı, gelecek nesillere taşımanın da bir görev olduğu bilincinin tekrar zevklerini hissettim. Şu anda üzerinde konuştuğumuz konu Türkiye’nin Asya, Avrupa, Afrika ölçeğindeki master projelerinden biri. 6 milyar dolarlık bir projeyi bugün Türkiye Cumhuriyeti hükümeti gerçekleştirebiliyor. Bu öncelikle ülkemizin gücünü göstermesi açısından çok önemli. Bir işin yapılırken bu kadar geniş bir platformda tartışılıp, karar vericilerin huzuruna gitmesi de demokrasimizin bize bahşettiği çok güzel imkânlardan birisi, bunu el birliği ile en iyi şekilde değerlendirmek zorundayız. Bu bütçe dünyadaki 50 ülkenin gayri safi milli hâsılasından çok daha büyük bir proje. Bu proje gerçekleşirken bunda görev alan, emek veren birçok bilim adamı, birçok teorisyen ve birçok akademisyen var. Ama bir de bu işin, bu projenin gerçekleşeceği yerlerde yaşayan insanlar var ve bu bölgenin bir kaderi var. Mustafakemalpaşa ve Karacabey tarımla, hayvancılıkla ve tarımsal sanayi ile kalkınmayı hedef edinmiş ve buna mecbur olan bölgelerimiz. Eğer tarımı, tarımsal sanayiyi ve hayvancılığı etkileyecek bir karar alınırsa bu bugünün değil gelecek nesillerin de artık sorumluluğunu ve vebalini alacağımız bir duruma gelecek. Onun için bizler bu proje ortaya atıldığında, güzergâhlar ortaya atıldığında bize önerilen yeni güzergâhın Bursa’nın, Karacabey’in, Mustafakemalpaşa’nın ve Susurluk’un birinci sınıf tarım arazilerinden geçeceğini gördüğümüzde irkildik. Bu projenin 40 km’lik bir kısmı tamamı ile ovamızın birinci sınıf tarım arazilerinden geçiyor. Tahminen Karacabey’in 11, Mustafakemalpaşa’nın 6, Susurluk ilçesinde bir birkaç gündür ve verimli arazisinin bu şekilde değerlendirilmesinin Türkiye gerçeklerine aykırı olduğunu gördük ve bunu orada yaşayanlarla, sivil toplum örgütleriyle buna duyarlı herkesle paylaştık. Ve bunun da bugün gündeme getirilmesi karar vericilerin huzurunda bu gerçeklerin yüksek sesle söylenmesi hepimizin görevi. Bunu yapmanın bize sağlayacağı iki şey var. Dünyayı bekleyen iki tehlikeden biri açlık ve susuzluk. Eğer bu iki şeyi önleyebilecek bir projeniz varsa buyurun. Ama biz yenilenebilir kaynaklardan biri olan toprağımızı ve suyumuzu kaybedersek bunun sonuçlarını mutlaka bizler tekrar tekrar düşünmek zorundayız. Çünkü karar verirken bugünü değil geleceği planlıyoruz. Geleceğimizin, çocuklarımızın ve torunlarımızın karşılaşacağı o vahim durumu mutlaka gözden geçirmeliyiz. Uluabat Gölüyle beraber Kocaçay Deltası’nın da mutlaka göz önüne alınması gerekiyor. Erdem bey anlatırken benim gözümden geçiyor. Su seviyesi toprağın üzerinde siz eğer bu zemine binaları yapmaya kalkarsanız üzerine depremi de eklerseniz vay halimize. Teknik insanlarımız bunu çok teferruatlı anlatacak ama sadece şunu bilin ki şu anda o planlanan yerlerde biz hem depremsellik açısından hem arazinin durumu açısından çok vahim durumdayız. Sanıyorum bunu bizim yetkili arkadaşlarımız çok daha teferruatlı anlatacak. Ama biz şunu diyoruz. 1964’te meydana gelen depremde Gönü Köyü diye bir köy kalmadı. Şimdi buradan yol geçirmeye çalışıyoruz. Peki, bu geçireceğimiz yolun dolgu malzemesini nereden alacağız ve 8 tane daha taş ocağı açacağız. Normal planlanan orijinal güzergâhtaki dağları, taşları oradaki taş ocaklarını açıp oradaki malzemeyi alıp oraya taşıyacağız. Bu mantığı ben kendim inanmadığım için başkalarına da anlatmam mümkün değil. Mutlaka bunun gözden geçirilmesi hepimiz için çok önemlidir. Bu otoyolla beraber kaybedeceğimiz toprakların adedini, miktarını söylemek istemiyorum. Sağımda ve solumda kalan köylümüzün, çiftçimizin topraklarına ulaşım problemi, iş gücü kaybı bunları hesaplamak herhalde tarımla uğraşan bu kalkınmayı düşünen insanların tekrar gözden geçirmesi gereken olaylar. Bir de Avrupa Komisyonunun belirlemiş olduğu sürdürülebilirlikle ilgili çevresel kriterlerini mutlaka göz önüne almalıyız. Burada üç tane kavram var. Yenilenemez kaynak kullanımının en aza indirilmesi, yenilenebilir kaynakların yeniden oluşum kapasite sınırlarının aşınmadan kullanılması, tehlikeli ve atık maddelerin çevre sağlığı açısından sağlıklı kullanım ve yönetimi bizim için çok önemli. Toprak ve su kaynaklarının korunması ve geliştirilmesi, yerel çevrenin korunması ve ülkenin geliştirilmesi ve çevre duyarlılığının toplumun her kesimine ulaştırılması diretilmelidir. Uluslararası standartlara ulaşmayı bekleyen bizler Avrupa kriterlerini gözardı ederek bir iş yapmamız mümkün değil. Çünkü bu yanlış hesaplar bir gün mutlaka bir yerden dönecek ve bunun bedelini ödemekte bize nasip olacaktır. Eğer bugün bir yanlış karar verirsek gelecek yüzyıldaki Mustafakemalpaşa, Karacabey, Susurluk Bursa’daki büyük bir yanlışın imzasını atmakla karşı karşıya kalacağız. Ben böyle bir büyük projeyi gerçekleştirme gücünde olan ülkemizin bu küçücük sınırda 300 km’lik bir otoyolun 50-60 km’lik sınırında hata yapacağına inanmıyorum. Hata yapılmaması için buradayız. Doğruyu bulmak için buradayız. Biz Mustafakemalpaşalılar bilime inanırız. Hayatta en hakiki mürşit’i İlim biliriz. İlimin söylediğini yapacağız gerisi laf, saygılar sunarım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz. Gerçekten açık net ilkeler beyan ediliyor. Güzel bir ortamda samimi, dürüstçe fikirler söyleniyor. Elbette bu mesajlar ilgili yerlere gidiyor not ediliyor bunlar ve herkes takipçisi olacak. Tabi ki kent konseyi de mutlaka takipçisi olacak. Şimdi o yöredeyiz Mustafakemalpaşa, Karacabey. Karacabey Belediye Başkanımız burada Sayın Ergün KOÇ konuyla ilgili önemli bir bölge buyurun Sayın Başkan. Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı da burada Sayın Nuri KARACA. O bölgeden başka yerlere geçeceğiz hemen değerli konuklar şöyle öz, kısa, net fikir ve düşünceler.

Nuri KARACA ( Karacabey Ziraat Odası Başkanı):
Sayın Valim, Sayın Vekillerim, Sayın Belediye Başkanlarım, saygıdeğer konuklar hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Gerçekten huzurunuzda Kent Konseyi başkanımıza da teşekkürü bir borç biliyorum. Burada yaşayacaksak bu dünyada yaşayacaksak bu sorunları hep beraber tartışarak iyiyi, güzeli bulmamız lazım. Fakat ben mühendis değilim, az buçuk Türkiye için ekonomik olayların içinde oldum. Ben adeta şöyle bir hisse kapıldım. Karayolları veya bunun uzmanları bu projeleri çizerken oturdular Ankara’dan gözü kapalı harita üzerinden bir şeyler çizdiler ve bugün tartıştığımız bir yol haritası karşımızda. Böyle bir şey olamaz. Değerli arkadaşlar, bunun bir boyutunda Karayolları Genel Müdürlüğü uzmanları ile bu projeyi üstlenmekte olan 6 şirketten müteşekkil bir şirketler grubu var. Bunlar herhalde bu parayı yolda bulmadılar.  6.3 milyar dolarlık yapılacak olan bu proje 22 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilecek, Türkiye Cumhuriyeti bu projeyi başlangıçta o mühendisler o şirkete vererek onların tamamen çıkarları çerçevesinde yapılacak olan bir yolun ileride 22 yıl sonra karayolları ben nasıl olsa bunu alırım hiç önemli değil biz de bunu ileride sürdürürüz böyle bir şey olamaz 6.3 milyar dolarlık ki dünyamızda bugün en önemli projelerinden bir tanesiydi bu. Değerli arkadaşlar, o itibarla burada sayın başkanımız ifade ettiler Mustafakemalpaşa’da 180 bin dekar, Karacabey’de 170 bin dekarlık alan var. Ancak ben gene mühendis değilim. Gerek Karacabey’den, gerekse Mustafakemalpaşa’dan geçmesi düşünülen bu alanlar özellikle Karacabey için konuşursak Kirmikir Köyü’ne kadar yeni ismiyle Harmanlı Köyü’ne kadar olan alanlardaki alanların önemli bir kısmı tarımsal niteliği olmayan yani üçüncü sınıf, dördüncü sınıf, beşinci sınıf araziler değerli arkadaşlar, Dürdane Köyün’den geçecek olan, Karakoca Köyü’nün arkasından geçecek olan, Seyrancambaz’dan geçecek olan bu alanlar Karacabey’in güneyinde olan bir alandan, evet verimli topraklara girmektedir. Burada rakamlara boğmak istemiyorum sizleri diğer tarım alanlarındaki geçilecek kilometre uzunluğu yaklaşık 29.5 km, 66.5 km’lik Bursa - Karacabey – Mustafakemalpaşa güzergâhındaki bu otobandaki 66.5 km’nin 29.5 km’lik kısmı diğer tarım alanlarıdır. Bunu raporlardan teknik olarak ifade ediyorum. Bunun 35.5 km’lik kısmı da tarımsal niteliği korunacak alanlar yani verimli topraklar bunun yaklaşık 1.5 km’lik kısmı da sanayi alanları. Şimdi tabi ki Türkiye’de takdir edersiniz ki 2023 yılında Türkiye devlet oluyor. Biz dünyanın ilk onu içine gireceğiz. Değerli arkadaşlar bağışlayınız. Herhalde rastgele yollar rastgele demiryollarıyla, rastgele sanayileşme ile herhalde dünyanın ilk onları içine giremeyiz. O itibarla buralarla evveli de İstanbul - İzmir arasında bir yol yapılacaksa bağışlayınız bu yöreyi çok seri kimi insanlar böyle bir projenin peşinde koştular. Hayır, hayır birincisi ekonomik bir zaruret var ve buna bağlı sosyal bir zaruret var. O itibarla soruyorum İstanbul - Ankara arası niye otoban yapıldı. Yapmayalım şimdi İstanbul Gebze’nin üzerinden yapılacak köprü ardından Bursa’nın yanından geçecek köprü İzmir’e kadar yapılmasıyla beraber bu aktivite, bu yatırım sadece ve sadece Türkiye’nin kuzey batısına değil Türkiye’yi dünya ekonomilerine bağlayacak olan bir bağlantı o itibarla gerek Avrupa’ya, gerekse Asya’ya, gerekse diğer ülkelere bir bağlantı yolu. Değerli arkadaşlar üretim aktivitesinin olduğu yerlerde yollar yapılır. Yoksa sadece ve sadece müzelik için yol yapalım da işte bizim de yolumuz olsun gibi bir mantıkla herhalde yola çıkılmaz. Tekrarlamak gerekirse 6.3 milyar dolarlık yapılacak olan bu yatırımı herhalde kimse çöpe atmak istemez. O itibarla burada şunu söylemek istiyorum. Bu projenin iki boyutu var. Bir ekonomik zorunluluk, iki çevresel. Evet, değerli arkadaşlarımızın çevresel konuda hassasiyetlerine katılıyorum. Çok güzel peki ben bu hassasiyeti öteden beri bu çevreci geçinen arkadaşlarımıza bu çevre ile ilgili sorun yeni mi meydana çıkıyor? Bir saniye arkadaşlar…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Başkan bir saniye izin verir misiniz? Çok değerli arkadaşlar, değerli konuklar Bursa Kent konseyi Türkiye’nin örnek bir kent konseyi burada konuşmacılar çıkar konuşmalarını yapar, gayet de güzel, değişik farklı görüşler söyleniyor. Bizler de izlemek durumundayız. Teşekkür ederim.

Ergün KOÇ (Karacabey Belediye Başkanı):
Şimdi efendim Uludağ’ın tepesinden şırıl şırıl akan sular Bursa Ovasına düşüyor. Bursa Ovası’ndaki sanayiden nasibini alıyor. Ardından Karacabey Ovasına geliyor. Kocaçay Deltası’ndan Marmara Denizi’ne dökülüyor. Peki, soruyorum o nehirden gelen suları hiç gördünüz mü değerli arkadaşlar? Simsiyah akmakta olan bu suya kim bugüne kadar feryat etti. O sularla mısır tarlaları, domates tarlaları özetle soframıza gelmekte olan gıda maddeleri sulanıyor. Aynı şekilde Manyas’tan gelen Karadere’nin üzerinde Marulbaya’nın, Karadereyi ne kadar kirlettiğini ve Karadere’de hiçbir canlı kalmadığını aynı şekilde Karacabey Ovası’ndaki toprakların bu dereden sulandığını biliyor muyuz? Aynı şekilde efendim heyecanlanmayın bir saniye söylüyoruz. Mustafakemalpaşa’nın yukarısındaki köstebekten o madenleri temizlememek yıkanmasıyla meydana gelen o kirli sular nereye geliyor. Mustafakemalpaşa’nın içinden geçerek Uluabat Gölüne geliyor. Uluabat Gölü’ne gelirken o ovadaki araziler nereden sulanıyor, o nehirlerden sulanıyor. Tabi ki çevreye hassasiyet göstermek zorundayız hiç şüphesiz ama ikinci boyutu burada ekonomik bir zorunluluk var değerli arkadaşlar. O nedenle bir taraftan tabi ki çevremize dikkat edeceğiz. Ama çevremize sadece ve sadece olmaz, istemez düşüncelerle yaklaşırsak biz yaya kalırız. Ben bağışlayın biraz böyle 68 kuşağının ucundan kenarından bizler de yaşadık. Ben bir iki anımı sizlerle paylaşmak istiyorum. 1967 yılında devrin başbakanı dedi ki; İstanbul Boğazına köprü yapacağız dedi. Hayır dedik. İstemeyiz. “Oraya köprü değil zap suyuna köprüye evet”. Hatırlayınız, hatırlayınız bu sloganları Türkiye’de yaşadık biz. Yine Adapazarı’nın o kavşakta orada bir Toyota Fabrikası kurulurken eksik olmasın çevreci arkadaşlar gene ayağa kalktı. Evet denildi ki Toyota fabrikası yapılmasın. Eee patates üretilsin. Tabii üretilsin. Değerli arkadaşlar biz 773.000 km.’lik arazilerimizin kaçta kaçını daha verimli kullanabiliyoruz? Evet, tabi ki tabiata sahip çıkmak zorundayız, verimli topaklara tabi ki sahip çıkmak zorundayız ama burada sadece ve sadece salt çevreci zihniyetlerle buna yaklaşırsak inanın çok yazık olur. Ben bu duygularla bir kez daha şunu söylemek istiyorum; bir tren bir istasyondan bir defa geçer. İkinciye geçen aynı tren değildir. Dolu mu geçer? Boş mu geçer? Ben bu duygularla hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum ve bu işte sağduyu galip gelecektir. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bu işi yapan kafa yoran uzmanlarının, 1995’lerden beri sayın başkanım bileceklerdir 1995’lerden beri süre gelen bir projedir bu. Üç günde oluşan bir proje değildir bu. Basmakalıp, bir gecede insanların uykusunun kaçarak yapmış olduğu bir proje değildir bu. O itibarla bu düşünerek, taşınarak yapılan bir projedir. Tamamen teknik zorunluluklardan meydana gelen düşüncelerle münazaralarla bu yolun rotası değiştirilmiştir. Yoksa herhangi bir şekilde ne siyasal, ne başka münazaralarla, efendim güneyden mi geçsin kuzeyden mi geçsin gibi bir münazara olmamıştır. Yine tekrarlıyorum tamamen teknik zorunluluktan ve özellikle Uluabat Gölü’nün Ramsar uluslararası sözleşme kapsamında olması ve buna yakın olan alanlara hiçbir şekilde yapılaşmaya gidilemeyeceği hususu nedeniyle, nitekim bu konsorsiyum 6.3 milyar dolarlık bu finansmanı, değerli arkadaşlar yurt dışından bulacak. Çevreye uygun olmayan bir proje için siz bir dolar kredi alamazsınız. Bu konsorsiyumun içinde yabancı firmalarda var. O itibarla bunun düşünerek, taşınarak yapılan bir proje olduğunu düşünüyorum. O itibarla yöremize, ülkemize hayırlı olsun diyorum. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Karacabey Belediye Başkanımızın farklı değişik görüş ve düşüncelerini, kendileri de açık, net bir şekilde söylediler. Bizler de izledik. Katılırız katılmayız ama dinlemesini de biliyoruz. Ne güzel farklı kişileri, düşünceleri konuşturmak ve dinlemek, Bursa için bir erdem. Tabi sayın başkan yani biz de 68’li kuşaklarda olduğumuz için, Türkiye Boğaz Köprüsü zap suyu tartışmalarını aştı. Yani gerçekten çok ileri boyuttayız. Evet, evet yani çok ileri boyutta tartışmasını, düşüncelerini gerçekten medenice yapabilen nesiller, insanlar var. Tabi ki farklı şekilde eylem yapanlarda olabilir. Büyük bir ülke Türkiye. Ben bilimsel anlamda da görüş ve düşüncelerini almak üzere, bilim adamı olarak Sayın Doç.Dr.Ertuğrul AKSOY’u davet ediyorum. Daha ziyade akademisyen kimliği ile özellikle bizleri bilgilendirmesini istirham ediyorum, kendisine başarılar diliyorum.

Ertuğrul AKSOY  (TMMOB İl Koordinasyon Kurulu ve Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı):
Evet, Sayın Mehmet Semih PALA’ ya teşekkür ediyoruz.  Tabi benim sınırlarımı çizdi. Bilimsel bilgiler vermekle serbest kürsüydü. Ben düşüncelerimi hem bilimsel hem o yaşın bir temsilcisi gibi konuşan Karacabey Belediye Başkanı’nın farklı düşünce bildirmesine rağmen bir şokla izledim. Biz 1968 kuşağı değiliz ama temel değerlerimiz bütün güvendiğimiz, gücümüzü aldığımız mesleğimiz ve meslektaşlarımız ve diğer akademik odalardır. Biz hiçbir zaman istemezikçi davranmadık. Hem mühendisler olarak bilimden ve teknikten gelen bilgilerle konuşuruz, onu toplumun bütünsel yararı adına doğru, çarpıtmadan insanlarımıza, çiftçilerimize, üreticilerimize ulaştırmaya ve paylaşmaya çalışırız. Yani biz hiçbir zaman istemezikçi olmadık. Şimdi bu açılımdan hareket edersek şöyle kısaca bir Türkiye ile ilgili özet verelim. Ben konumu; Uluabat geçişi, Orhangazi geçişi ile ilgili hazırlamıştım görsel bir sunum ama burada serbest bir kürsü bazı şeyleri de ciddi anlamda anlamamız lazım. Türkiye geniş bir araziye sahip ama 1.sınıf, 2. sınıf tarım alanları ülkenin %6’sını içeriyor yani 6 milyon dolarlık hektarlık bir alan alüvyon alanlar yani 1.sınıf tarım alanları. Bunların biz 1,5 milyon - 2 milyon hektarlık bir bölümünü yanlış kullanarak yok etmişiz arkadaşlar, 2 milyon hektar. Hollanda gibi bir ülke düşünün onun kadar. Konya kadar. Yani bazı şeyleri konuşurken tabi bizler dinlemesini de biliriz ama çevreci, yok mühendis yani bir takım şeyleri kelimeleri kullanırken dikkatli olmamız lazım. Biz hem bilimsel misyonumuz var hem teknik hem mühendislik misyonumuz var. Ben Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği’nin, birleşik akademik odaların bünyesinde görev yapan Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nin de yönetim kurulu başkanıyım. Tarımdan yana, ülkeden yana tarafız biz. Çoğu zaman halkımızın bütünsel yararından yanayız biz. Şimdi kime hizmet edeceği belli olmayan bir otoyolu, tüketime yönelik bir otoyolu tartışıyoruz burada. Tabii ekonomik gelişme için yollar gerekir biz de inanıyoruz ama neden demir yolunun geçişini köprüden çıkarttınız, demiryolu köprüsü ile hızlı tren bağlantıları ile bu taşımacılık yapılamaz mı? Karacabey’den geçen yolu duble yaptınız. Bütün yollar duble oluyor bunun yanına bir de bu otobanı niye ekliyorsunuz? Otoyollar tüketimi gerektirir. Hızlı otomobiller, lastikler, petrol ve biz petrol üreten bir ülke miyiz? Benzinimizin %60’ı vergi değil mi? Demek ki halkımızın cebinden finanse edilecek bir otoban tabi dışarıdan bulunacak bütçesi ama. Bunun kuruş kuruş fazlasını bu kişiler kazanacağını düşünmese bu otobana hayret derler mi? Buradan olurlar mı? Devleti arkasına alıp bu otoyolu kotarmaya çalışıyorlar ama olmayacak arkadaşlar. Şimdi neden olmayacağını söyleyeceğiz. Şey var mı bilmiyorum? Ya tahmini projede de söylendi 6 milyar dolar, 421 km uzunluk, 30 viyadük, 4 tünel, 209 köprü, 18 adet iş alanı, 5 otoyol istasyonu, 7 servis alanı, 7 park alanı yani projede mevcut devlet otoyolunu 140 km kısaltacakmış 8-10 saatlik ulaşım süresini 3,5 – 4 saate lüks otolarla indirecekmiş. Böylece yılda 870 milyon TL tasarruf sağlanacakmış. Proje tamamlandığında İzmit körfezine yapılacak 3 km uzunluğundaki asma köprü dünyanın en uzun açıklıklı ikinci asma köprüsü olacakmış. Ama bunun yanında çevreye ve doğal yaşama etki, tarıma ve tarım arazilerine etki, su kaynaklarına etki yok edilecek zeytin ağaçları sayısı, orman funda mera arazilerine etki, bunlara bağlı ekonomik kayıp, üreticilerin - halkın talepleri, akademik odaların görüş ve önerileri. Hala 4 tane toplantı yapıldı, Çördük, Ovaakça, Orhangazi sonra Karacabey hepsinde vardık hepsinde düşüncelerimizi söyledik. Tabi şu an kullandığım dili belki de kullanmamam gerekiyor çünkü anlatamadık, anlatsaydık Karacabey geçişi olmazdı. Bizim söylediğimiz farklıydı. Bunların hepsi soru işareti. Ekranda görüyorsunuz sarı renkle; 135 km’lik bölümü Bursa’dan geçiyor. Tabi Google Earth’deki otoyolun genişliğinden hesaplarsanız 100 m genişlik söyledik. Bunun 35-45 metresi asfalt, gerisi koruma alanları ile 100 m hesabından giderek bu bilgileri vermeye çalışacağım. Bir Karacabey geçişi için, bir de Bursa geçişi için birtakım hesaplamalar yaptık tabi elimizdeki verilerle. Bunlar çok rahatlıkla elde edilebilirdi. Karacabey Belediye Başkanımız söyledi, bunlar bir gecede yapılan projeler değil elbette ama gerçekten topografik harita üzerinden salt yapılabilirliğinin test edildiği, diğer şeylerin dikkate alınmadığı bir proje olduğunu söyleyebiliriz çünkü buradaki veriler onu gösteriyor. Mavi ile gösterilen Ovaakça’da Çördük’te özellikle Ramsar alanına zarar verdiği için itiraz ettiğimiz, olmaması gerektiğini söylediğimiz yol, yaklaşık 62 km’lik bir uzunluk içeriyor. Kırmızı ile gösterdiğimiz de bizim şimdi önerdiğimiz, olmasını istediğimiz yol. Bunun detaylarına birazdan gireceğiz o da 62,7 km’lik bir yol. Karacabey geçişi ise 67 km’lik bir yolu kapsıyor. Başkanım da söyledi 66,5 dedi, 67 km bizim hesaplamalarımıza göre. Şimdi gördüğünüz gibi sayısal yükseklik modeli gölge haritası düz yerler çukurluklar ovalık eskiden göl tabanı, taban suyunun yüksek olduğu yerlerdir. Dalgalı bölge parçalanmış yerlerde dağlık yerlerdir. Pointer olsaydı arkadaşlar gösterebilirdim rahatlıkla ama buradan şimdi. Düz olan yerler gördüğünüz gibi yeşilin büyük bir çoğunluğu düztaban suyu yüksek yerlerden geçiyor. Ayrıntılarına gireceğiz. Mavi Ramsar alanını gösteriyor gölün etrafında, onun etrafındaki sarı renkse; uzak koruma mesafesini gösteriyor. 07.02.2010 tarihindeki taşkın, demin görüntüde işaretlediğimiz yer orası. Karacabey’in hemen altı, şurada görebiliyor musunuz bilmiyorum. Ben pointerı açmaya çalışacağım ama… Evet tamam. Şimdi bakın burası taşkında su altında kalmış bir çiftlik. Bu da otoyolun hemen hemen geçeceği Sütaş’ın arkasından geçiş verileceği yer. Görüyorsunuz nasıl bir taşkın olduğunu. Tabi bu Orhangazi için de böyle. İznik Gölü’nün hemen kenarından 1. sınıf tarım alanlarından geçiyor. Alternatif olarak şunu önermiştik Orhangazi’de yapılan toplantılarda. Ama mücadele alanı olarak Ramsar önemli olduğu için sosyal çevrede etki değerlendirmede ve kredilendirmede ciddi sonuçlar alabileceğimizi bildiğimiz için biz Ramsar ve Uluabat Gölüne yoğunlaştık. Aslında bütünsel olarak otobanın tamamına itirazlarımız vardı. Ama sonuç alınacak yer Uluabat olduğu için orayı önemsedik ama bundan sonra tüm Orhangazi ve Gemlik geçişleri mücadele alanımız olarak ortaya çıkmıştır. Şimdi evet arkadaşlar, değerli konuklar, Bursa il geçişi İstanbul – Bursa – İzmir Otoyolunun 421 km’si, 135 km’lik kısmının Bursa il sınırından geçtiğini belirlemişiz ve 45+55 üzerinden arazi koşullarına göre artı bir tarafa bırakılırsa otoyolun Bursa etabının sadece otoyol geçişinin alansal genişliği 1335 hektar olarak hesaplanmış. Viyadük gibi şeyler, park ve hizmet bağlantı yollarının alansal genişliği ise 513.7 hektar. Otoyolun Bursa geçişi sırasında kullanılan sadece hat olarak 100 m genişliğindeki hattın toplam götüreceği alan, arazi 1848 hektar. Bursa ile ilgili kaybedilen arazileri bu rakamlar üzerinden vereceğiz. 18.848 dekar arazinin ya da 1884 hektar arazinin 8610 dekarı tarım arazisidir. Karacabey Başkanım kalsaydı dinleseydi iyi olurdu ama. Tarım arazilerinin 5630 dekarı sulu ve kuru mutlak tarım alanlarından geçmekte. Bunların 2910 dekarı dikili zeytin arazisi, Gemlik ve Orhangazi Ziraat Odalarının açıklamalarına göre. 150.000 – 200.000 adet veya daha fazla zeytin ağacının yok edileceği söyleniyor. Şimdi 9655 dekar arazi işlemeli tarıma uygun, 1-2-3-4. şimdi sınıf söylendiği zaman sanki 6-7-8. sınıf araziler çok değersiz arazilermiş gibi geliyor. Şu an uygulamaya konan sürdürülebilir arazi yönetimine göre arazi kullanım planlamasında yetenek sınıflaması kavramı kullanılmıyor. Arazilerin potansiyellerine göre 6.sınıf arazi iyi bir bağlık, iyi bir zeytinlik arazi olabilir. O yüzden biz sanki metresi 1000 yılla 10.000 yıl arasında çevre koşullarına göre oluşan bir toprağın her bir cm2’sinin bizim için önemli olması gerekir. Kaybedildiğinde yerine konulamayacağını bilmemiz gerekiyor. Bunun 5275 dekarı ise mutlak 5403 sayılı kanuna göre korunması gereken alanlardan. 18.800’ün içine girince şu; 18.843 dekar arazinin 15.710 dekarı, %83’ü devlet su işlerinin sulama işletme alanı altındaki arazileri, projelendirmiş arazileri, ihale edilmiş arazilerinden geçiyor arkadaşlar. Bu haritalar çok basit biçimde Devlet Su İşleri’nden elde edilebilir. Eğer bu elde edilmiş olsaydı, bu güzergâh buradan geçmemeliydi. Karacabey’i de göreceksiniz. Demek ki topografik harita üzerinden değerlendirilmiş ya da yapılabilirlik en ekonomik. Görüyorsunuz güzergâhımızı Orhangazi’den geliyor. Yeşiller, koyu yeşiller 1.sınıf tarım alanlarını gösteriyor. Şuradaki renk açık kahverengi renk tarımsal niteliği düşük alanları gösteriyor, bizim önerdiğimiz biliyorsunuz bu Karacabey geçişi yeşil gösterilen tamamen yeşil alanlardan geçiyor. Demek ki tarım alanlarından. Burada da Devlet Su İşlerinin sulama arazileri var. Ramsar sınırlarında olduğu için itiraz ettiğimiz güzergâh. Bizim alternatif olarak sunduğumuz güzergâh burası bakın hiç tarım arazisine de dokunmuyor, fundalık, çalılık ve mermer ocaklarının ruhsat, işletme ruhsatı aldıkları yerler buralar çoğunlukla. Ve sonradan da önceki projedeki hattan yararlanarak devam ediyor. Burada 1335 hektar arazinin mutlak tarım arazisi zeytinliklere, demin verdiğim rakamların ayrıntıları bunlara girmeyeceğim boğmamak için sizi, bunların hepsini verebiliriz. Arazi yetenek sınıflandırmasına göre yapılan değerlendirme, Bursa geçişi için. 1335 hektarlık alanın büyük bir çoğunluğunun tarım alanı olduğunu söyledik. İşte gördüğünüz gibi maviler Devlet Su İşleri’nin işletme sahaları, proje sahaları ve ihale edilmiş sahaları gördüğünüz gibi Göynük’te. Bunların hepsi bizim önerdiğimiz yol, hiçbir şekilde sulama ve tarım arazilerine dokunmadan geçiyor. Ama Karacabey geçişinin tamamen sulama alanlarından geçtiğini söyleyebiliriz. Şimdi Karacabey geçişine gelecek olursak, Karacabey geçişi arkadaşlar 67 km. Önceki itiraz ettiğimiz yol 62.4 km, bizim önerdiğimiz sit alanına dokunmadan burada Aktopraklık Höyüğü var, onlara da dokunmadan Ramsar sınırına da girmeden detayına gireceğiz, göstereceğim 62.7 km’lik bir yol. Ramsar alanı ile ilişkisini görüyorsunuz, Ramsar sınırlarına girmeden tamamı ile Bursa’yı ne yapıyor? Geçiyor, Karacabey’i geçiyor ve sulu tarım alanlarına dokunmuyor, drenajı bozuk alanlara da dokunmuyor. Ayrıca 67 km’lik bölümün bir kısmın da Ramsar’ın uzak koruma mesafesi içinden de geçtiğini söyleyebiliriz. Gördüğünüz gibi “Koyu Mavi” ler eskiden bundan 10.000 yıl önce 1 milyon 10 Bin de 1 milyon, 8 bin yıl önce Pleistosen döneminde buraların tamamının su altında olduğunu söyleyebiliriz. Biz suyu buradan 5 metre yükselttiğimizde şuralara kadar suyun gelebileceğini, bu modellemeyle rahatlıkla saptayabiliyorsunuz. Demek ki; şu güzergâhın gerçekten nasıl belirlendiğini anlayabilmiş değiliz. Ben tarımcı olarak biliyorum, İnşaat Mühendisleri Odası’nın söyleyecek çok şeyi var, Jeoloji Mühendisleri Odası’nın, Jeofizikçilerin. Ama sadece tarım boyutuna ve alanın direncinin bozuk olduğunu, ne kadar dolgu yapılması gerektiğini hesap ederseniz; kimin ne kazanacağını, kimin ne kaybedeceğini iyi düşünmemiz gerekiyor. Evet, yine gölge haritası. Bu yine 23 Şubat’taki taşkında “şu gördüğünüz yer balık mezadıydı şimdi onun yerine modern bir tesis yapıldı” Uluabat gölünün nasıl taştığını gördünüz. Erdem SAKER Başkan söyledi bu Kemalpaşa çayının ve Susurluk çayının Hanife Deresi’nin tamamının “toplama havzası”, tek bir  çıkışı var o da boğaza Karacabey’in arka tarafından birleşip bütün çanak suyunu oradan boşaltır ve ters akıntıyla da şişer. O yüzden bu otoyolun yapılmasının taşkın riskinin de çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İşte bizim Ömer DENİZYOL’un Aktopraklık Köyü ile ve Ramsar alanı ile ilişkisini görüyorsunuz. Bizim söylediğimiz buydu. Bunu istemiştik ama bizim her gün karşımıza çıkan Karacabey geçişi. Nasıl bir dil kullandığımızı ya da teknik insanlara, halkın isteklerine ne kadar önem verdikleri buradan ortaya çıkıyor. O kadar toplantıyı o zaman niye yaptınız? O kadar insanı niye topladınız? Şimdi biz niye toplandık? Karacabey geçişindeki 670 hektarlık bir alan 67 kilometreydi. İşte hizmet alanlarıyla 139 toplam 809 hektarlık bir şey götürüyor. İşte 6150 dekar tarım arazisi gidiyor. Bunun 4280 dekarı sulu ve kuru mutlak tarım ve özel ürünlerden oluşuyor. 450 dekarını ise dikili zeytin arazileri oluşturuyor. Yine Devlet Su İşleri’nin % 54’ü sulama sahasından geçiyor Karacabey geçişinin. Bunlara ek olarak 5 km’lik 149. ve 154. kilometreler TİGEM’i ikiye bölüp geçiyor arkadaşlar. Çeltikçi Köyü var, onun karşısındaki köy ile birbirlerini göremeyecekler. Erdem SAKER Başkanım dedi. Ova’nın drenaj yüzey su ve taban suyu, drenaj sistemini tamamıyla bozacak diyor. Bunlar da açılımları. Geçişin, görüyorsunuz bizim önerdiğimiz yol tarım arazilerinin potansiyeli düşük 7. sınıflardan geçiyor. Sulu tarım alanlarına herhangi bir etkisi yok. Özellikle “Kırmızı yol”.  “Mavi yol” iptal edilmesi için tartıştığımız yoldu. “Yeşil yol da” karşımıza çıkan yol. Bunların açılımları. Devlet Su İşleri’nin sulama projesi ile biz yolları, Karacabey de tartışılan yolları gördük. Şimdi “Yeşil Yol” görüyorsunuz tamamen sulama sahalarından geçiyor. İhale edilen, işletilen. “Mavi Yol” Ramsar alanını ve koruma alanından geçiyordu. Bizim önerdiğimiz yol, hiçbir şekilde dokunmuyor. Sadece yapılabilirliği biraz zor. Ama yoğun kışta yapılan yolları düşünürseniz, yapılabilirlik ve mühendisliğin ulaşamayacağı, yapamayacağı bir şey yok ama hepsinin nedeninin duygusal olduğunu söyleyebiliriz. Artı bazı çevrelere ya da ortaya çıkacak ranttan paylaşımların daha fazlalaştırılması sonucunu getiriyor. Taş ocaklarının açılması,   taşların taşınması, dolgudaki maliyetleri düşünürsek. Evet, ayrıntıları görüyorsunuz. İşte eğer dikkate alınmış olsaydı, işte o Aktopraklığın üzerinden geçmezdi, Fadıllı’da ki şeyden geçmezdi, Karaoğlan Arkeolojist Şehri’nin üzerinden geçmezdi. Bu Karayollarının bizim çabamızla iptal ettiği yoldu. Sadece basit olarak bir harita Anıtlar Kurulu’ndan ya da bir bölgeden alınabilir, bir koyulabilir. Bu bunların değerlendirilmediğini de gösteriyor. Biz iyilik yapmışız aslında. Yani Ramsar sınırını baz alarak kullanmışız ama arkadaşlarımıza da iyilik yapmışız. Bizim önerdiğimiz yolu görüyorsunuz Ramsar alanıyla ilişkisini. “Kırmızı Hat” her hangi bir şekilde zarar vermeksizin geçebilir. Biz bunu talep etmiştik ama anlatamamışız. Üretimle kayıpları sadece 3400 dekarlık alanda Karacabey’de ki üretimle mısırdan verelim örnek, işte sanayi tipi domates’ten 34 milyon 400 kilogram yıllık sanayi tipi domates kaybı.  Bunu da rakamsal olarak görüyorsunuz salçalık domates fiyatı Karacabey’den almıştık. 8 Milyon 944 milyon TL gelir kaybı. Sadece 3000 dönümlük yerden kayıp arkadaşlar. 451 km ya da Bursa’nın 135 km’sini, zeytinleri düşünün, götürdükleri etki alanlarını düşünün, kaybın ne kadar olduğunu. Mısır yaparsanız yılda 2.755.700 TL kaybediyorsunuz. Çeltikçi’nin ihraç ürünü olan kırmızıbiber, yağ biberi ihraç edemeyecekler, çünkü kirlenecek. Yakın mesafe 20 metrede çok kirli. 500 metreye kadar etki alanı var yolun. Arkadaşlarımız onu söyler. Yılda 13.760.000 TL sadece 3000 dönümlük yerden kayıp bunlar. Kaybedilecek diğer şeyler pelikanlar. İşte görüyorsunuz avlanan şeyler leyleklerimiz. Daha önceki itiraz ettiğimiz şeyi görüyorsunuz ne kadar yakın geçtiğini belirlemiştik. Bunu ilk Çördük’teki toplantıda konuşmuştuk. Gelelim karayolu taşımacılığının karbonmonoksit, benzen, azot oksit, hidrokarbonların partikül maddeye etkilerini görüyorsunuz. Su, toprak, bitki ve gürültü kirliliği; işte otoyollarda buz önleme amaçlı kullanılacak tuzlar nereye gidecek? Araçlarda kullanılan yağ, mazot, antifriz materyallerinin yer altı sularına, yüzey sularına karışımı. Isınmış lastiklerden aşınan kopan partiküllerin ve egzozların içerdiği ağır metallerin yüzey sularıyla, yer altı sularına su kaynaklarına geçişi. Trafik yoğunluğuna göre oluşacak egzoz gazlarının, hâkim rüzgâr yönüyle Uluabat’a kadar belki de Bursa’ya kadar gelişini izleyeceğiz. Otoyol şirkete evet para kazandıracak ama kirliliği bizlere kalacak. Beni sabırla dinlediğiniz için, sözümü de kesmediği için Sayın Mehmet Semih PALA’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolun arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Ertuğrul AKSOY’a teşekkür ediyoruz. Gerçekten değerli bir bilim adamı ve sosyal bir insan. Görüşlerini paylaştı, bizleri bilgilendirdi. Geçmiş dönem Belediye Başkanlarımızdan Sayın Ekrem BARIŞIK buradalar. Bakın yıllar sonra bile Bursa’nın konularını takip ediyor. Teşekkür ediyoruz Sayın Başkanımıza. Evet, yine Sayın BİLENSER buradalar. Sayın BİLENSER bir iki kelime söylemek isterseniz.

Erdoğan BİLENSER (Geçmiş Dönem Belediye Başkanı):
Buradan bir iki şey söyleyebilir miyim? Az önce sizinle göz göze geldik. Ben konuşmayacaktım bunun gerekçesini söylemek istiyorum. Çok güzel bir tartışma başladı ve bu tartışma Bursa dışı ile ilgili yani Bursa Çevresi ile ilgili. Ben şehir içi konusunda çevresel yapı ile ilgili bir iki şey söyleyecektim isterseniz. Kürsüye çıkıp sizin zamanınızı almak istemedim. Önce sizi saygıyla selamlıyorum. Ben çevre yolunun kent içine yapacağı etkiler ekonomik, sosyal ve çevresel etkiler konusunda konuşma yapacaktım. Fakat Bursa bütününe baktığımızda şu an yapılan tartışma bana göre kent içini ikinci plana itmiş gibi görünüyor ki ve doğrudur da. Bugünün yanılmıyorsam ana konusu da zaten bu. İnşallah Sayın Başkan kendisi Kent Konseyi Başkanı, gelecek toplantılarda kent içi konusunda bir hazırlık veya konuşma konusu yaparsa, bir panel konusu yaparsa orada düşüncelerimi söyleyebilirim. Çok güzel gittiğini söylüyorum işte Kent Konseyi bu. Gerek Sayın SAKER, gerek benim dönemimde Kent Konseyleri, Yerel Gündem 21’i hayal ettiğimizde Sayın BARIŞIK’ın döneminde böyle bir Kent Konseyi düşünüyorduk. Bu seviyeyi bozmadan geldiği içinde hem Kent Konseyi Başkanı’nı kutluyorum, hem de sizlere teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bizde Sayın BİLENSER’e kentimize yaptığı hizmetlerden ötürü de tabi ki teşekkür ediyoruz gerçekten. Sayın Levent FİDANSOY burada farklı bir görüş ortaya koyabilir teknik bir insan. Belediye Şirketlerimizden BURULAŞ’ın Genel Müdür’ü ama bir teknik adam olarak konuya yaklaşımını bende merak ediyorum şahsen.

Levent FİDANSOY (BURULAŞ Genel Müdürü):
Sayın katılımcılar hoş geldiniz. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti bir otoyol yaptırma kararı vermiş. İstanbul 12 milyon nüfuslu bir şehir. Ege Bölgesi - İzmir 2 Milyon, çevresiyle 10 milyon üzerinde bir nüfusu var. Toplam 10’ar milyon’un üzerinde nüfuslu 2 bölgeyi birbirine bağlayacak. Arada 2 milyon nüfuslu, 2 milyonu geçen Bursa var ana bir merkez olarak. Ben Avrupa’da bir şirketin veya dünyada bir şirketin yöneticisiyim diyelim; ekibimi yolluyorum Türkiye’ye. Diyorum bana bir inceleyin yolu çizin. Ondan sonra ekip bana geliyor, şu mor çizgiyi gösteriyor. Mor çizgiye bakıyorum bir tarafında bir göl var diğer tarafında ikinci bir göl var, hemen güneyinde dağ var oradan geçmiyor 2 gölün arasından geçiyor. Burada bakıyorum Karacabey’in, Mustafakemalpaşa’nın, Susurluk’un özellikleri nedir? Tarım arazisidir. Düz bir arazidir. Ben bu projeyi yapan mühendisi şirkette tutmam. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Şimdi dünyadaki örneklere baktığınızda ilk önce Almanya’da otoyollar başladı biliyorsunuz. Almanya genellikle düz bir toprağa sahip ve otoyollar dümdüz yapıldı. Bazı yerler daha dağlık. Dağlık yerlerde dikkat ederseniz dağın hep yamaçlarına yapıldı. İtalya’nın coğrafyası daha sonra İtalya’da yoğun bir otoyol inşaatı başladı. İtalya’da hep dağın yamaçlarına yapıldı otoyollar, hiçbir zaman ovanın ortasından geçmedi. Yani bu tür otoyol şeylerine bakarsanız bunu görebilirsiniz. Şimdi burada ben kesinlikle kırmızı çizginin revize edilen kırmızı çizginin yani gölü de etkilemeyecek olan kırmızı çizginin oluşmasını istiyorum. Tabi burada çevreyi korurken aslında otoyol geçerken de çevreyi koruyabilirsiniz. Bunun dünyada çok örnekleri var gölün hemen kıyısından da otoyol geçiyor. Fakat bizde maalesef çevreyi koruma bilinci o kadar iyi olmadığı için çevreyi kirletme endişesi olduğundan dolayı ve rol oynayacağından bizim yaşadığımız örnekler var. Bursa içinde de yaşıyoruz.  O nedenle revize edilen yolun yani buradaki kırmızı çizgi, daha güneye kaydırılmış olan kırmızı çizginin olmasını ben savunuyorum. Otoyol güzergâhı ile ilgili söylemek istediğim Sayın Başkan müsaade ederseniz bir konu daha var. Bursa içi geçişi Sayın Başkan da belki benzer bir konuyu söyleyecekti. Bursa içi geçişi bildiğiniz gibi karayolları tarafından inşa edildi ve Ovaakça ile Görükle arasında paralı geçiş olacağı varsayımı ile yapıldı. O nedenle de Mudanya yolunda Geçit’te 2 tane köprü vardır ve orada dolaşarak girersiniz bunun nedeni de para ödemeniz ve çıkarken de para işleminden geçmeniz nedeniyledir. Ovaakça - Görükle arasında da paralı geçişin kaldırılmasını biz öneriyoruz. Benim önerim bu. Bu şekilde Mudanya Yolu’ndaki köprüden de biz yonca yaprağı olarak da faydalanabiliriz. Hem hızlı bir geçiş olur, hem de Bursa’nın trafiğine faydası olur. Aksi takdirde paralı yapıldığı takdirde Ovaakça - Görükle arası Bursa şehir içi trafiğine de oldukça büyük bir yük getirecek. Ekonomiden bahsedildi. Yani ulaşım planlamasında iki nokta arasında en kısa yoldan gitmek her zaman ekonomiktir. Ben bunu kilometrelere göre kabaca bir hesap yaptım. Yanılıyor olabilirim fakat yılda 20 milyon civarında ek yakıt sarfiyatı kilometre farkından dolayı ortaya çıkıyor. Bu tabi bütün seneler devam edecek. Buna da dikkat çekmiş olmak istiyorum. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değişik farklı bir yaklaşım. Ne güzel konulara giriyoruz. Yani lehte, aleyhte, farklı görüş ve düşünceleri çok güzel konuşuyoruz, İzliyoruz. Milletvekillerimiz Sayın İlhan DEMİRÖZ, Sayın Sena KALELİ, Sayın Hüseyin ŞAHİN ve Sayın Hakan ÇAVUŞOĞLU da telgraf göndermiş. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Hemen yine Karacabey tarafına geçelim Sayın Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanımız Nuri KARACA’nın yaklaşımları nedir? Yılların cemiyet ve tarım İnsanı. Toprak adamı, buyurun.

Nuri KARACA (Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı):
Sayın Başkan. Değerli Belediye Başkanlarımız ve değerli katılımcılar. Güzergâh konusunda fikirlerimi belirtmeden önce; Ziraat Odaları, tüm Bursa çiftçileri ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hemen de akabinde Kent Konseyi Başkanımız ve onun büyük destekçisi Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep ALTEPE’ ye teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu Kent Konseyinde bu sorunların tartışılmasının muhakkak bir neticeye de ulaşacağını umuyoruz. Ben bu toplantıyı duyduğum zaman öncelikle Karayolları Temsilcileri, Otoyol AŞ’nin temsilcileri de olacağını zannetmiştim ama Sayın Başkan benim çok sevdiğim bir kardeşimdir. Uzun yıllarda beraber mesai yaptık. Bu işleri iyi bilir. Herhalde doğrusu buydu diye düşünüyorum. Ve bu konuların, burada konuşulanların ilgili yerlere en etkin şekilde de ulaşacağına inanıyorum. Bizim Karacabey Belediye Başkanımız ayrıldı herhalde. Zaten her toplantıda öyle yapar. Hiçbir polemiğe girmek istemiyorum. Biz Karacabey kamuoyumuz huzurunda zatımız olarak gerekli cevabı vermiştik ona karşı. Cevap verirken çok bocalayarak kem küm ederek bir takım şeyler söyledi ve Karacabey kamuoyundan çok olumsuz tepkiler aldı. Bu konuşmayı Karacabey’de yapamazsınız zaten. Burada yapabiliyor da orada yapamaz. Maalesef, zaten oradan hareket edeceğim ve kısa ve teknik olmayan bir konuşma yapacağım. Çünkü Türkiye’nin başına ne geliyorsa maalesef herkesin her şeyi bildiğini zannettiğinden geliyor. Sayın Belediye Başkanımız gibi tarımdan da anlar, spordan da anlar, ekonomiden zaten Türkiye çapında dünya çapında pardon bir uzman. Onun için böyle kestirip atacağım. Kendisi burada olsaydı o istemezliklere de cevap verecektim ama gerek de görmüyorum zaten. Ama şu bakımdan da bir serzenişte bulunacağım tabi kendisine zaten bulundum. Karacabey halkının temsilcisi olarak Karacabey’i bu konuda hiçbir şekilde bilgilendirmemiştir. Bu konuyu, Karacabey kamuoyunda tartışmaya açan bir tek Ziraat Odası olarak, bir meslek kuruluşu olarak biz varız. Maalesef bir Mustafakemalpaşa’nın birlik beraberliği biz de yok, biraz farklıyız. Onlarda Ticaret Odası, Sanayi Odası hepsi beraberce, başlarında Belediye Başkanımız olmak üzere hareket ediyorlar. Tabi ki bu daha çok önemli. Ama biz de şuna güveniyoruz. Karacabey tamamen bir tarım şehri. İnsanların % 99’u tarımla iştigal ediyor direk veya en direk olarak. Geçimini tarım ve hayvancılık ile sağlıyor. O bakımdan da 20.000 aktif üyesiyle de en önemli kuruluş biz Ziraat Odasıyız. Şimdi bunu tabi, bir takım istihbaratları olmuştu Sayın Başkan’ın ve bazı kişilerin. Karacabey’de konuşulmaya başlamıştı. Bir gün, 2 ay önce falan aşağı yukarı Sayın Kaymakam bizi öğlende bir toplantıya çağırdı, meslek odaları, sivil toplum örgütlerini. Bu güzergâh değişiyormuş arkadaşlar. Benim de elime yeni geçti, 3 gün önce geçti. Bu konuda da bir toplantı tertip edildi öğleden sonra. Bu konuda görüşlerinizi almak istiyorum dedi.

Biz bir görüş sergilemedik tabi yani hiçbir bilgimiz yoktu zaten. Neyse öğleden sonra bir toplantıya gittik. Orada Otoyol A.Ş.’nin en yetkili kişileri böyle saz sanatçıları gibi oturmuşlar kürsüde. Biz de oturduk. Eksik olmasınlar Ziraat Mühendisleri Odamızın Şube Başkanımız hocamız da vardı, diğer Mustafakemalpaşa’dan arkadaşlarımız vardı. Bizi bilgilendirme toplantısına çağırmışlar. Dışarıya da güzel haritasını açmışlar, biz de birkaç kişiye duyurmuştuk onlarda gelip onu inceliyorlar. Çok basit bir bilgilendirme toplantısı oldu. Biz o odada şimdi az sonra belirteceğim görüşlerimizi belirttik tabi ama ayrıntılarını bilemediğimiz için tabi biz de çok teferruatlı görüş belirtemedik. Neyse hemen ondan sonra çalışmalara başladık oda olarak. Öncelikle bir komisyon kurduk. Yalnız bizim komisyonumuz işte Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanımızda burada onun başkanlığında oluşturduk Sayın Hasan KARAHASANOĞLU’nun. Bizim komisyonumuzda tarımsal alanlarımızı ve su kaynaklarımızı olumsuz yönde etkileyecek bütün arazileri şu anda fiilen işleyen bölgelerden temsilciler var. Yani aktif olarak orada çiftçilik, hayvancılık yapan yerleşik insanlardan aldık, 10 kişilik bir komisyon ve çalışmalara başladık. Tabi bu Otoyol A.Ş.’ye müracaat ettim bizzat. Bize harita veya detaylı hiçbir bilgi veremeyiz dediler. Sizin muhatabınız Karayolları dediler bana. Daha sonra biz tabi akademik odalarla işbirliği yaparak bir takım dokümanları elde ettik. Az önce de Sayın Hocam zaten burada detaylı olarak bildirdi ve akademik odaların toplantılarına da iştirak ediyoruz Ziraat Odası olarak. Şimdi bizim burada bir tek itirazımız var. Ben az öncede onu söyledim. Biz tarım insanıyız. Sayın Başkan’da söyledi. Toprak insanıyız. Teknik konulara kesinlikle girmeyiz. Girersek de onu ancak akademik odalarla veya bu işi hakikaten iyi bilen insanlarla istişare ettikten sonra gireriz. Bizim burada ben o Otoyol A.Ş.’nin toplantısında da belirttim, biz bir tarafız. Yani biz ziraat odasının, adı üstünde ziraat odasının göz göre göre birinci sınıf tarım arazisinden gitmesine göz kapaması mümkün değildir, eşyanın tabiatına da aykırıdır. Bizim duruş yerimiz belli bir kere yani o tartışılmaz bile. Bir ikinci etkileyen bizi Karacabey halkının bu konuda ne düşündüğü, ne şekilde hareket etmek istediğimiz bizi yönlendirecek insanlardır muhakkak. Şimdi 80.000 nüfus yaşıyor Karacabey’de, işte az öncede belirttiğim gibi hiçbir çalışma yapmıyor Belediye Başkanı yani gizler gibi bir durumu var açıkçası bu güzergâhı. Biz tabi bunu basından olsun, odamızda şimdi bir de parsel parsel bir haritasını çıkarttırıyoruz. Yani vatandaşların gidecek arazilerinin parsel numaralarının dâhil olduğu bir harita yapıyoruz. Değerli arkadaşlar bizim burada 8000 dekar arazimiz gidiyor Karacabey’den. Şimdi ben Karacabey hakkında size çok kısa bilgiler vermek istiyorum. Karacabey’de 600.000 dekar tarım arazisi var, bunun 400.000 dekarında sulu tarım, sulu kanalizasyonla tarım yapılıyor ve Karacabey ilçesi tarımda bugün hacim ve potansiyel olarak Türkiye’nin beşinci ilçesi. Yani Çukurova’daki, Ege’deki birçok ilçeyi sollayan bir ilçe potansiyel olarak. Az önce ifade edildi endüstri domatesinin %40’ını biz yetiştiriyoruz. Mısır üretimimiz birim alanında 1.5 ton, Amerika’da 800 kg ortalama var değerli arkadaşlar. Karacabey’de 1.5 ton ortalama var, Amerika’da 800 kg ortalama var. Domates ortalaması Amerika’nın 6 ton, bizim maksimum 20.000 tona kadar birim alanında verim alınan bir yerden bahsediyoruz değerli arkadaşlar. Şimdi Sayın Başkan hiç işe yaramaz araziler var diyor o bizim Cambaz, Harmanlı tarafındaki köylerimizden bahsediyor. Orası bizim çok önemli hayvancılık ve tarım merkezimiz arkadaşlar. Tamam, arazisi birinci sınıf arazi değil ama şu anda orada yaşayan insanların hepsi geçimini tarımdan ve hayvancılıktan sağlıyor. Bunun dışında yani itirazlarımız olan bölgelerimizi söylüyorum şu anda Cambaz, Seyranlı, Harmanlı, Gönüköy olarak söylüyorum bir de esas merkezde bayır halkada kara topraklarda bir köyümüz var. Hepinizin bildiği gibi insanı ters diksen düz biter derler öyle araziler, onlara da teşekkür etmek istiyorum. Olay TV ile geçen geldi çekimlerde yaptık yerinde. Yani televizyoncu çocuk, kameramancı çocuk bile hayret etti oradaki mahsulleri görünce, ne verimli yerlerimiz var bizim burada gidecek. Şimdi tarıma dayalı sanayinin ve merkezi Türkiye’de en önde gelen ilçelerden biriyiz. Burada Nestle ile Sütaş gibi uluslararası Avrupa’da sayılı, sektöründe sayılı olan sanayi kuruluşlarını söylemiyorum. 15 tanede çok büyük tarıma dayalı sanayi fabrikası şu anda kurulu ve çalışır vaziyette Karacabey’de değerli arkadaşlar. Şimdi sayın başkan ulaşım yapılacak şu olacak bu olacak efendim akaryakıttan tasarruf edilecek falan deniyor. Değerli arkadaşlar bizim bu fabrikada ürettiğimiz ürünlerin %80’i ihraç oluyor. Hem de öyle Arap ülkelerine falan değil, Kanada’ya, Japonya’ya da ihraç ediliyor. Amerika Birleşik Devletlerine ihraç oluyor. Otoyolun kenarında kurulu fabrikalarda üretilen malları ihraç etme imkânı olabilir mi sizce? Adamlar bizden salça alıyorlar. Japonlar geliyorlar fabrikanın başında 5 kişilik heyet imalatın başına sabahtan akşama kadar başında duruyorlar. O insanlar o egzoz gazlarının yoğun bir şekilde etkilediği arazide yetişen domateslerin ürünü alır mı? Şimdi Otoyol A.Ş. Genel Müdürü birçok parametreler var diyor bizim tabi ki var. Fay hatları şunlar var bunlar var, biz bunların teknik şeylerini söylemeyeceğiz. Bu parametre değil midir arkadaşlar? 15 tane fabrika kapısına kilidi vuracak gidecek orada. 10.000 bu işle uğraşan çiftçi işlerini terk edecekler. Eee bunlar göz önünde bulundurulmayacak mı? Değerli arkadaşlar örnekleri de var elimizde şimdi biz Karacabey halkını bu konuda duyarlılığa davet ettik ve hakikaten çok büyük endişeler taşımaya başladılar. İstemezlik dediği tartışmalarda sayın başkan devletin maaşlı memuruyken biz o köprü yapılsın diye kampanya yapıyorduk. Biz de 68 kuşağıyız, bu yeniçeri ocaklarının isyanlarında söylenen laf 68 kuşağınla bağdaştırılacak bir laf da değil o zaten. O zaman Sayın Profesör Nesimi SÜMERLİ rahmetli oldu, onun başını çektiği bir grup zap köprüsü yapılsın diye deniyordu ama Türk halkının %80’i o köprüye destek veriyordu. Böyle abuk sabuk benzetmeler yapıyordu bir de maalesef. Dil Ovası var İzmit’te, Trakya’da Çorlu ve Çerkezköy var. Geçen gün Sayın Başkanımla Trakya’ya da gittik orada incelemelerde bulunduk. Efendim bu zümrüt gibi yerlerde bu Dil Ovası’nın yanından geçerken kiraz alırdım. O zaman karadan giderdik İstanbul’a. Şu anda Çorlu ve Dil Ovası’nda 5 kişiden 3 tanesi kanser hastası resmen yani bunu resmen Tabipler Odası açıkladı ve Çorlu’da bu işten 3,5 kuruş fazla para alayım diye arazilerini satan insanlar şu anda Çorlu’nun içinde gezemiyorlar, insanlar hakaret ediyorlar. Bunlar göz ardı mı edilecek arkadaşlar? Şimdi bir de ben şunu söylemek istiyorum, sayın başkanımdan da rica ediyorum tabi yani bunun çekinceleri muhakkak gerekli yerlere bildirilecektir. Sayın Ulaştırma Bakanımız olsun, Sayın İl Başkanı İktidar Partisinin bu güzergâhlarda değişiklikler yapılabileceğini söylüyor kesin bir şey Allah’ın emri değildir deniliyor bu. Bu konuda bu çalışmalara destek vermeye hazırız. Bizim için olmazsa olmaz şartımız bizim birinci sınıf tarım arazileri başta olmak üzere hiçbir tarım arazimize ve su kaynaklarımıza zarar verilmemesi. Su kaynakları deyince Sayın SAKER de toplantıyı terk etti kendisine bir şeyler söyleyecektim ve teşekkür edecektim. Bizim sulama sistemlerimiz var, 400.000 hektar arazimiz sulanıyor, 170.000 dekar ovada kalıyor diğer yerlerimizde de var. 1974’te yapılan sulama sistemlerimiz de drenaj kanallarımız da var. Sayın SAKER’e şükranlarımı da bildiriyorum, o günkü dönemin iktidarlarına da ama o sistemler şu anda çökmüş gülünç vaziyette değerli arkadaşlar. Artık dünya kapalı sistem sulama sistemlerine girmişken biz sivilleştirdiğimiz sulama birlikleri vasıtasıyla yamayarak devam ettirdiğimiz sistemler ve maliyetleri çok büyük paralara çıkıyor. Uluabat sulama sistemimiz çökmüş vaziyette dekara 100 lira alınıyor arkadaşlar. Bu topraklardan sulama parası dekarına vatandaşlardan 100 lira alınıyor sistem bitmiş zaten. Onun için onu bir gerekçe göstermiyorum, çünkü o sistemlerin değişmesi lazım zaten. Şimdi ben sözlerime son verirken bir konuya daha temas edeceğim, tabi artıların da eksilerin de saptanması lazım. Şimdi tarım maalesef iyi bir durumda değil, insanlarımız çok zor durumda ve bıkmış vaziyetteler tarımdan. İşte Gemlik’te Orhangazi’de de yaşandı bu Gemlik Başkanımız da burada. Şimdi büyük paralar veriliyor kamulaştırmada 40 milyarlar, 70 milyarlardan söz ediliyor. Vatandaşımız da bu yönde bir takım tahriklere kapılabilirler arazi sahipleri. Bu konuda biz Ziraat Odası olarak zaten önümüzdeki hafta Sayın Başkan köyleri gezmeye başlıyor bu ilerleyen köyleri. Buna göğüs germeye çalışacağız, tabi bunların da propaganda usulleri var daha öncede biz çok yaşadık. 20 seneden beri ben bu işin içindeyim. Cargil’i kurarken de böyle yaptılar işte köylere gidip 10 kişiyi şu kumaşta çalıştıracağız bilmem ne, insanlara cazip hale getirdiler, hiç kimsenin öyle istifadesi de olmadı. Biz de en büyük mısır üreten bölge olarak Cargill’e daha 1 kilo mısır vermemişizdir arkadaşlar. Olduğu gibi Arjantin’den gelen mısırı GDO’lu işlemektedir, burada bunu da belirtmek istiyorum. Ben son olarak şunları söyleyeceğim, Karayolları herhalde bunun resmi denetmeni, bu konu da Sayın Başkan’dan rica ediyorum, bir toplantı daha yapılırsa buraya yetkili insanlarda gelsinler tek tek ayrıntılar konuşulsun, devlettir neticede. Otoyol A.Ş. görevlileri de gelirse memnun oluruz. Son olarak da insanların bu Otoyol A.Ş.’nin, arkadaşlar ben zaten isimlerini de söyleyeyim size Makyol, Gölçay, Çarlıgöz gibi yani devlet gibi kuruluşların konsorsiyumu bu. Bu konuştuğumuz şey 10 katrilyonluk Türkiye’nin belki gelmiş geçmiş en büyük yatırımı. Bu şirketlerin eli uzundur, eli kuvvetlidir. Bizim de tek kozumuz vicdanlarına sesleniyorum kendilerinin artı medyamıza çok güveniyoruz, artı siyasete güveniyoruz, mevcut iktidara, Kent Konseyine, Kent Konseyi Başkanımız Sayın Mehmet Semih PALA’ya güveniyoruz. Beni dinlediğiniz teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, kendileri Karacabey’den Sayın Nuri KARACA’nın farklı değişik yorumları düşünceleri için gerçekten teşekkür ediyoruz. Bir açıklama yapayım, Kamu -  Özel Sektör Ortaklar Bölge Müdürü Yusuf bey geldi gitti, burada mısın evet, Yusuf bey buradalar, takip ediyorlar. Yeni bir Bölge Müdürlüğü, ismi biraz sanki ilgisiz gibi ama keşke Otoyol Bölge Müdürlüğü deseydiniz kestirmeden iyi olurdu. Onu da bu arada ilgililere de iletmiş olalım. Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürlüğü gibi hangi görev alanı tam anlaşılmayan bir isim. Ama Otoyol Bölge Müdürlüğü olursa hakikaten yakışır. Bütün konuşmalar takip ediliyor, belediye de takip ediyor. Buradan tabi ki dersler çıkacak, burada görüldüğü kadarıyla şu ana kadar hiç kimse yorum yapılmasın noktasında görüş beyan eden yok. Hani mesela HES tartışmaları var, Hidroelektrik santral. Mesela yapılmasın deniyor kestirmeden çevreci dostlar arkadaşlar. Şimdi Bursa’da öyle bir nokta yok, Bursa’da yol yapılabilir, yapılmalı. Ama nasıl yapılmalı noktasında ciddi öneriler var, ciddi tepkiler var, eleştirel görüşler var. Bunları ilgili idare mutlaka göz önüne alacak, almalı. Önlerine konulacak bunları çok net söyleyelim arkadaşlar. Bursa büyük bir kent, bu insanlarla birlikte birçok şeyleri yapmak mümkün. Konuşmalara devam ediyoruz, hızlı seri aktif dinamik bir şekilde mesela Orhangazi tarafına geçeceğiz. İrfan AYDIN konuşacak. Ondan sonra Bursa’dan Sayın Seyit Ali GEÇİCİ bu konuyla ilgili bir konuşma yapacak. Ben şey yapayım sırayla ondan sonra yine Mustafakemalpaşa’ya geçeceğiz, Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Sayın İbrahim AKDEMİR onun da görüşlerini alacağız. Bakın farklı farklı. Uludağ Üniversitesinden Doç.Dr.Yakup CANITEZ konuşacak. Yani burada daha hemen ekstra ve müdahale edecek tarzda konuşmacılarımız olacak. Nilüfer Kent Konseyi Sayın Genel Sekreteri burada, Bursa Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu, Gemlik Ziraat Odası Başkanı burada. Bir saniye devam edelim evet, bakın hemen şimdi Orhangazi tarafına geçmek istiyorum, İrfan AYDIN hızlı, seri. Yani bundan sonra çabuk götürmek istiyoruz. Çünkü farklı değişik şeylerde söylenebileceğini tahmin ettiğim için verimli ve kaliteli bir toplantı oluyor çok şükür. Evet, hemen konuya geliyorsunuz.

İrfan AYDIN (Orhangazi Güç Birliği Platformu Grup Sözcüsü):
Evet, Sayın Başkan, değerli hazirun şu ana kadar otoyolun daha çok Karacabey ve Mustafakemalpaşa güzergâhının zararları ve tarıma etkileri gündeme getirilmişti. Ben tatlı bir sitem ile başlamak istiyorum. Erdem Başkanım Belediye Başkanımız Bursa Belediye Başkanımız Karacabey’i, Mustafakemalpaşa’yı çok güzel dile getirdi ama Orhangazi’den hiç söz etmedi. Bu da Orhangazi’nin hep böyle üvey evlat muamelesi görmesine yol açıyor. Bu bizi üzüyor onu söyleyerek başlayalım. Efendim biz Orhangazi Sivil Toplum Kuruluşları olarak sloganımız çok açık ve net “Katil Değil Ulaştıran Otoyol İstiyoruz” bu da bizim en haklı talebimiz. Biz otoyol olmasın demiyoruz ama katil bir yol da istemiyoruz. Orhangazi de Ziraat Odası bünyesindeki Ziraat Odamız, Ticaret Sanayi Odamız, Belediyemiz, Orhangazi Belediyesi hem Belde Belediyelerimiz ve İlçedeki bütün Sivil Toplum Kuruluşları olarak ittifakla Orhangazi Güç Birliği Platformunu oluşturduk. Biz de bu gün burada Orhangazi güç birliği platformunu temsilen ve Üçüncügöz Gazetesinin sahibi olarak buradayım. Biz Orhangazi de hakikaten sivil toplum kuruluşları olarak otoyolun gündeme geldiği günden beri gerekli kamu kuruluşlarını, basını ve yetkilileri uyarmaya çalışıyoruz. Bizim talebimiz çok haklı ve çok net. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’daki sıkıntılar Kıymetli Hocam, Ertuğrul Hocam olsun diğer konuşmacılar gündeme getirdiler. Fakat Orhangazi’de bizim hiç problem yapılacak bir şey yok. Zaten daha önce Karayolları Orhangazi’de alternatif bir güzergâh oluşturmuşlardı. Orhangazi’nin hemen üzerinde TOKİ konutlarının olduğu kısımda devam eden güzergâh Orhangazi’nin ittifak ettiği bir güzergâhtır ki bunun karayolları projesini dahi çizdi afakî bir şeyde konuşmuyoruz. 1990’lı yıllarda Orhangazi’ye geçiş güzergâhında üç proje vardı. Bunlardan bir tanesi İznik gölünün karşı yakasından geçiyordu ki o depremden sonra iptal edildi, bir diğeri mevcut proje bir diğeri de bizim alternatif olarak önerdiğimiz Orhangazi’nin üzerinden tamamen kıraç hazine arazilerinden geçen yol. Hiçbir tarım arazisi yok, alt zemin çok sağlam ve dolgu malzemesi gerektirmeyen bir güzergâh. Şimdi Orhangazi de eğer mevcut haliyle yol devam ederse bakın ben sizleri sıkmamak için özet geçeceğim hemen. Mesela 14 kilometre uzunluğunda gibi bir mesafeden geçecek. Orhangazi’nin toplam tarım arazisi 140.000 dekar, otoyol 14 kilometrelik bölümünden geçiyor, 615 dekar orman, 1115 dekar zeytin bahçesi ki bunların arasında asırlık zeytin ağaçları var birazdan geleceğiz oraya. 910 dekar foli kültür tarım bölgesi olmak üzere 2640 dekar tarım arazisini kamulaştırma alanı içerisine aldığını Ziraat Odası ve Ticaret Odasının birlikte yapmış oldukları bir resmi açıklamadan veriyoruz. Yine Orhangazi’deki 35.000 zeytin ağacı, 28.000 meyve ağacı, 200 dekar verimli sebze arazileri yok edilmek üzeredir. Bunlara ek olarak da Sayın Mustafakemalpaşa Belediye Başkanımız bölgesinde 8 taş ocağının açılacağını burada çok büyük kaygıyla söylediler. Maalesef Orhangazi’de 32 taş ocağı ruhsatı başvurusu yapıldı. Sırf Orhangazi geçiş güzergâhını doldurabilmek için, şu an mevcut halinin birinci derece de İznik Ovası’ndan geçiyor ki bu araziyi doldurabilmek için 10 metre yüksekliğinde bir dolgu malzemesi kullanılacak. Bunun için de Orhangazi çevresine 32 tane taşocağı ruhsatı verildi ki Yeniköy ve Üveyin bu noktada en mağdur duruma düşen bölgelerimiz. Orhangazi Sivil Toplum Kuruluşlarıyla, halkıyla, siyasetçileriyle, basınıyla tek yürek tek bilek olarak otoyol güzergâhının katil değil ulaştıran olması için gayret sarf ediyor. Biz bu çalışmalarımızı yaparken şunu gördük, Sayın Karacabey Belediye Başkanımızın o çevreci yani vebalı tarzı gibi ki o tür vebalı olmaktan da şeref duyuyorum tabir ettiği grupların hakikaten bölgelerinde bazı makam meşgul edenlerde atıl duruma atılmak istenildiğini gördüğümüz için biz Orhangazi’de yaptığımız bir toplantı da Sayın Seyit Ali GEÇİCİ hocamın da katıldığı Yalova’dan Avukat Ayşe AYDEMİR gibi kıymetli çevreci avukatların da katıldığı bir toplantıyla bundan sonra bölge de ki çevre sorunlarına hep birlikte mücadele etme, birlikte hareket etme kararı almıştık. Bu resim de oradaki bir panelimizden. Yine biz Orhangazi de katil değil ulaştıran otoyol istiyoruz kampanyasında gençlerimizden yaşlılarımıza yediden yetmişe herkes bunun bilincinde ve imzasını attı. İşte buyrun  bir yavrumuz katil değil ulaştıran otoyol istiyoruz diyor, keşke bunun ortaya koyduğu ufku siyasilerimiz ve otoyolcularımız da koymuş olsalar. Muhtarlarımız ve tüm sivil toplum kuruluşlarımız. Ben burada Sayın Kemal DEMİREL eski milletvekilimiz Kemal DEMİREL’e de teşekkür ediyorum çünkü konuyu vefaatle TBMM gündemine taşımışlardı ve şu anda da Sayın İlhan DEMİRÖZ soru önergesi vermeye hazırlanıyor. Evet, yine benim için ne yaptın anne baba ve siz değerli büyüklerim? Gelecekte sizler bu vebali nasıl kaldıracaksınız? Şu gördüğünüz Orhangazi’nin birazdan hemen gelecek meselesi olabilir. Biz sadece otoyol ile boğuşmuyoruz aynı zamanda İstanbul’un çöplüğü olması tehlikesi ile karşı karşıyayız ki Orhangazi Bursa’nın açılan kapısıdır. Bunu çok iyi bilmemiz lazım. Eğer Orhangazi Ovasını koruyamazsanız, Orhangazi tarımını koruyamazsanız, Orhangazi’yi koruyamazsanız, Bursa’yı koruma şansınız hiç yoktur. Şimdi şu ağaca lütfen dikkat edin. Slaytta zannedersem görünmüyor ama kırmızı çizgi yemiş bir zeytin ağacı. Üzerinden otoyol geçeceği için kırmızı çizgi yemiş ve şu ağaç en az 800 - 900 yıllık bir zeytin ağacı. Şimdi Orhangazi’de Orhangazi Belediye Başkanımızın da selamlarını da ben sizlere ileteyim. Bir meydan projesi var. Belediye bir meydan projesi yapmak istiyor. Meydan da 100 yıllık bir çınar ağacımız olduğu için anıtlar yüksek kurulu hayır böyle bir düzenleme yapamazsınız, eğer yaparsanız o 100 yıllık çınar ağacı anıttır, buna zarar verirsiniz dediği için bugün Orhangazi Belediyesi çevre düzenlemesini yapamıyor. Biz bu ağaca zarar verilsin demiyoruz çünkü Atatürk’ün nesliyiz. Biz bir dal için gerekirse köşkü de yürüten o zihniyetin devamıyız. Lakin şu zeytin ağacı en az 800 yıllık, 900 yıllık bir zeytin ağacı, 100 yıllık bir çınar ağacı anıt oluyorsa bu zeytin ağacımız ne oluyor, onun takdirini sizlere bırakmıyoruz. Bu bizim simgemiz, anıt olan yine zeytin ağacı bu da kökünden kazınıyor Sayın Başkanım. Gördüğünüz gibi yüzyıllardır doğaya, her türlü afete direnmiş, şimdi de katil otoyola direniyor ve buna sonuna kadar direnmeye de devam edecek. Yine ağacımızdan başka bir görüntüler bunun gibi onlarca zeytin ağacı yok ediliyor diyor ki Ertuğrul Hocam buradadır. Bu tür zeytin ağaçlarının aynı zamanda gen bankası olma özelliği vardır. Yani bu bölgenin zeytin yapısının, genetik yapısını bu ağaçlardan alacaksınız. Yeni yaptığınız ağaçlardan alma şansınız yok. Bütün bunları yok ediyorsunuz. Biraz daha yakın bölge. Gördüğünüz gibi içi tamamen oyulmasına rağmen dimdik ayakta, aynı Orhangazililer gibi, Orhangazililer de otoyola karşı, katil otoyola karşı ve güzergâhına karşı dimdik ayaktayız. Yine İstanbul, toparlıyorum Sayın Başkanım. Şimdi İstanbul Köprü geçitinin fotoğrafını görüyorsunuz. Burada kilometrelere bir viyadük yapılmış suyun içerisine viyadük yapılmış. Ama Orhangazi’ye gelince viyadük yapamıyoruz diyorlar, dolgu yapacağız. Dağdan geçmiyorsanız illa ovadan geçecekseniz onu da viyadükle geçmek zorundasınız ki bu en son alternatifimiz ama illa Orhangazi Ovasından geçecekse mutlak suretle viyadükle geçilecek. Yine değerlerimizin yok olmaması için çok ciddi kaynak sarf ediyoruz. Bu noktada dimdik ayakta duruyoruz. Ben bir iki veriyi de ortaya koyup müsaadenizi isteyeceğim. Yine Orhangazi’de bakın bu işin hep getirisi gündeme getirildi. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odamız nihayetinde ticaretin temsilcisidir. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odamız da katil değil ulaştıran otoyol istiyor. Orhangazi’nin bütün sivil toplum kuruluşları biz bunu istiyoruz. Yine Türkiye Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonunun geçen hafta Çeşme’de düzenlediği bir gıda fuarında bütün gıda üreticileri, gıda dernekleri ısrarla şunu söylediler ki sürdürülebilir bir üretim için, sürdürülebilir bir çevre ve tarım arazilerinin korunması şarttır. Zira dünya nüfusu şu an 7 milyar oldu, 9 milyara doğru giderken tarım arazilerini yok etmeye kimsenin hakkı yoktur. Son söz olarak biz Muharrem Ay’ındayız. Hz. Ali Efendimizin özlü bir sözü var. Siz diyor Hz. Ali Efendimiz “Hakkını aramaya gücü yettiği halde hakkını aramayanlar gün gelir şereflerini kaybederler”. Biz de şerefimizi kaybetmemek için hakkımızı arama gücündeyken hakkımızı arıyoruz. Hepinize saygı ve hürmetlerimizi arz ediyorum efendim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Özcan Bey’e teşekkür ediyoruz. Belki biraz sert bir başlık bulmuşsunuz katil değil tabirini biraz böyle daha anlaşılır bir hale getirebilirdiniz. Şahsi fikrimi de söylemiş oluyorum bu arada. Evet, çok değerli arkadaşlar hızlı, seri bir şekilde Sayın Seyit Ali GEÇİCİ.

Seyit Ali GEÇİCİ (Katılımcı):
Herkese merhabalar, ben 25 yıllık sınıf öğretmeniyim, 26. yılımı çalışıyorum. 25 yıldır Türkiye Cumhuriyetine nesiller yetiştiriyorum ve bu açıdan çok müsterihim, iyi çalıştığıma inanıyorum. Mesleğimin 5 yılını da Suudi Arabistan Uluslararası Türk Okulu’nda geçirdim. O çöllerin ot bitmez yerlerin ne demek olduğunu gördüm. Ülkeme ilk dönüşümde küçücük çocuğumun dahi o yeşillikleri o memleketimin hatta Hatay’dan girdiğimizde çok da yeşillik değildir Cilvegözü, kıraç bir yerdir ama arabanın içinde hopladığında kafasının tavana vurduğunu çok iyi biliyorum. Yaşasın ne güzel yere geldik, yeşillik dediğini biliyorum. Bunun için bu memleketin sahip çıkılası bir yer olduğunu hepimiz iyi bilmeliyiz. Şimdi arkadaşlar size şuradan başlamak istiyorum. Bakın biz Karadeniz’e de otoyol yaptık. Karadeniz’de eski Ulaştırma Bakanımız şöyle dedi: Elim kırılaydı da burayı açmasaydık ama mecburduk yatırım yapılmıştı. Özür dilerim burası öncelikle Gölcük depreminde Adapazarı otoyolunda neler yaşandığını, deprem hakkında bir otoyolda neler yaşandığını kısa kısa hemen hızlı bir şekilde size sundum. Şimdi gelelim Rize’de ki bakın taşkınlara buraya da otoyol yaptık. O zaman Bakanımız çok geç değildi çok kısa süre önce dedi ki keşke çevreciler biraz daha diretseydi de bu yolu buraya yapmasaydık. Arkadaşlar şu kadar kâr edecek dediğimiz bu alan her yıl onlarca insanımızın ölümüne sebep olmakta, sular denize ulaşamamakta ve balçıkla şehirlerimiz kapanmakta. Yanlış şeyler yaptık çünkü. Bakanımız şunu telafi etti; Evet başlamıştı, başlanmıştı büyük bir yatırımdı, bitirmek zorundaydık. Ama biz henüz buraya başlamadık, öyleyse yanlış yapılmamalı. Sayın Karacabey Belediye Başkanıma şunu söylemek isterdim. Karacabey’de yapılan toplantıda da kendileri söz almak için ismini yazdırdı. Tam söz sırası geleceğinde çıktı gitti. Salonu terk etti. Ben şunu hatırladım sevgili dostlar, bilmem biraz abes olur mu? Özür dilerim önce eğer hatalı olursa da. İlk chat yapıyoruz internetten görüntülü ya da yazılı sohbet. Dürüst dürüst bir şeyler yazıyorsunuz. Bir anda sayfanızda bir sayfa dolusu küfürü görüyorsunuz. Pat chatten çıkmış gitmiş. Hiçbir şey söyleyemiyorsunuz. Başkanımız keşke konuşmasını yaptıktan sonra burada dursa da biz de keşke söyleyeceklerimizi kendisine söyleseydik. Sözde çevreciler çok yanlış bir şey. Ben DOĞADER yönetim kurulu üyesiyim. Değerli Dostlar, Uluabat Gölü’nün önünden geçecek bu hatta Ramsar alanına giren hatta itiraz ettik. Dedik ki Sayın Konsorsiyum siz buradan madem ki uluslararası finans kuruluşlarından kredi alacaksınız. Buradan geçemezsiniz. Olmaz diyor kreditörleriniz kredi vermez açık açık bunu söyledi. Sadece bunu söyledi. Otoyola itiraz değil bakın. Otoyolun güzergâhına itiraz. Ve ne oldu evet kredi alınamadığı için güzergâh değiştirildi ama biz bunu istemedik, Ertuğrul Hocam saydı. Ben teknik olarak girmek istemiyorum ama asıl size ben şunu biliyorum ki insanlar öğrendiklerinin çoğunu görsel %80’nini görsel ile öğrenir. Bakın Karacabey’de hemen önemsedik biz bu konuyu otoyolun geçeceği araziden fotoğraflar getirdik size. Hemen Gönü köyünden değerli öğretmenim Kültür Sanat Derneği Başkanım Fikri Hocamla, Borsa Başkanımız Hasan YILMAZOĞLU bakar mısınız arkadaşlar ufka, bir tane yükselti yok. Buradan otoyol geçer mi değerli dostlar? Ben bugün öğrencilerime bölgemizi tanıyalım ünitesini anlatıyordum.  Kabartma bir harita getirdim sınıfıma elinizi şöyle avucunuzu koyduğunuz zaman dümdüz avcunuza bir şey dokunmayacak bölge varsa harita da bu bölge. Yani dünya açlıkla mücadele ederken böyle bir şey mantıklı mıdır? Ve belki Tekin Hocam’da söyleyecek Gönü Köyüne gittiklerinde Hasan YILMAZOĞLU abimiz falan dediler ki bize çok ilginç bir şey anlattılar. Hocam biz dedik Gönü Köyü’nde depremde tek katlı binalar bile 1964‘te toprağa gömülmüş. Sıvılaşmanın en yoğun olduğu bölge. Buradan otoyol geçmez. Mısır tarlaları uçsuz bucaksız uzanırken bulgur gibi toprak buradayken bu tarım yapılırken buradan otoyol geçmemeli, geçmez. Neden? Köyde Gönü Köyünde çok ilginç bir olay. Hocam su sondajı yapıyordu. Cumartesi denk geldiği için ara verdik büyük bir platform kurduk. Bekçi bıraktık başına cumartesi gecesi koşarak bekçi geldi. Yetişin platform yok oldu. Toprağa gömülmüş gitmiş arkadaşlar. Bu yol burada otoyolu nereye yapacaksınız. Bu dolgu malzemesini nereden getireceksiniz? Nasıl sağlayacaksınız? Bandırma – Susurluk arası yolunu bilenler çok iyi bilirler. Düşük banket, düşük banket her sene yapılır, yol çöker çünkü zemin yumuşak. Birinci sınıf tarım arazisi yapmayın. Bunlar olmamalı, bakın şu topraklara. Allah aşkına onu dedi Başkanım. Karacabey Ziraat Odası Başkanım da dedi. Adamı ters ekseniz düz biter. Biz Mustafakemalpaşa olarak ben aynı zamanda Mustafakemalpaşalıyım. Size şunu söyleyeceğim çok ilginç. Bakın Gönü Köyü’nden okulun kalıntısı bu, bu kalmış sadece, eski Gönü’den bir şey kalmamış. Şimdi benim kardeşim ziraatçi, bana üzüm asma çubukları getirdi Tekirdağ’dan aşı. Abi bunları ek dedi. Ben Mustafakemalpaşa’nın Kamulbaba köyündeyim dağ kolunda bu köyü yolun geçmesi planlanan suyun üst tarafında dağlık alanda birkaç fidan köyüme, bir fidan da Mustafakemalpaşa’daki evimin önüne diktim. Sevgili dostlar iki yıl oldu dikeli Kabulbaba’daki diktiğim fidanların kalınlığı şu kadar, Mustafakemalpaşa’ya diktiğim fidanların kalınlığı bol kalınlıkta oldu. Bu sene en az 100 kilo üzüm aldım. Bu gayet basit bir örnek uzman olmaya herhalde gerek yok. Lütfen bu topraklara sahip çıkalım. Biz yol Karacabey’den geçmesin Mustafakemalpaşa’dan geçsin yok şuradan geçmesin diye bir kaygı taşımıyoruz. Biz bu toprakların kaygısını taşıyoruz değerli dostlar. Bir çevreci olarak da elbette benim gelecek nesiller açısından bu ülkeye bu değerleri kazandıran bir öğretmen olarak buna sahip çıkmak birinci derece görevim. Bakın burada hikâye okumayalım lütfen. Gerçek ortada bu yol Uluabat Gölü’nün güneyinden fundalık alandan evet biraz fazla harcama yapılarak geçirilebilir. Tarım topraklarımızı koruruz. Bu memlekete zarar vermeyiz gelecekte de hesabını bunu böyle yaparsak kimseye veremeyiz. Bu duygularla hepinizi saygı ile selamlıyorum uzatmayacağım, sıkıldınız, gerçek ortadadır. Gören gözlere örnekte verdik. Teşekkür ederim arkadaşlar, iyi günler. Özellikle de Sayın Başkanım, Kent Konseyine böyle bir toplantı yaptığı için, bizleri buraya çağırdığı için tekrar tekrar teşekkür ediyorum, herkese iyi günler.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Biz de hocaya teşekkür ediyoruz. Net bir şekilde fikir ve düşüncelerini ortaya koydu. Mustafakemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Başkanı, sanayici bir iş adamı gözüyle böyle bir yol nasıl görülebiliyor merak ediyoruz, buyurun Sayın AKDEMİR, İbrahim AKDEMİR.

Katılımcı:
Özür dilerim başlamadan, Sayın başkanım İlhan DEMİRÖZ vekilimiz aradılar buraya geldiğim anda girmeden çok selamları var faksta çekmişler. Ulaştırma Bakanıyla birebir görüştüğünü, bu konuyu ilettiğini, sivil toplum örgütlerinin, akademik odaların görüşleri alınmadan, yolun güzergâhını kesinleştirmeyeceklerini beyan etmiştir.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ederim.

İbrahim AKDEMİR (Mustafakemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Başkanı):
Sayın Başkanım, Değerli Katılımcılar, Ben Bursa’ya en uzak yerin Organize Sanayi Bölgesi’nin Başkanı ve yatırımcısı olarak sizlere hitap etmek istiyorum buradan. Biz bu Organize Sanayi Bölgesine yatırım yapmaya karar verdiğimizde bize vaat edilen bir söz üzerine buraya getirildik. Dediler ki bu yol otoban yapılacak buraya yol kısalacak ve yatırımımızı yaptık. Hem de 1997 yılında. 14 sene bitti. Halâ biz güzergâhla konuşuyoruz. Arkadaşlar bir sanayici bulunduğu yeri kolay kolay değiştirmez. Biz bu kadar uzak yere tesisimizi kurduğumuzda hesaplarımızı buna göre yaptık. Bugün organize sanayi bölgesinde doluluk oranımız çok düşük maalesef. Neden? Çünkü ana sanayilere çok uzakta ve buraya yeni katılımcılar, yatırımcılar maalesef gelmiyor. Şimdi otoyolun güneyden gitmesi durumunda biz şunu da hesaplıyoruz. Bu güzergâh üzerinde kurulu olan 4 adet organize sanayi bölgesi var. Hiç olmazsa aynı güzergâhı kullanarak bizim organize sanayi bölgemizde yan sanayi de oluşturmayı hedefliyoruz. Fakat yol eğer ki kuzeyden geçerse bu fırsat elimizden gider. Şimdi ben sözlerime hep maddi olarak baktım. Çünkü benden önceki konuşmacılar gereğini söyledi. Ben ayrıca şunu da ifade etmek istiyorum. Yolun eğer bizim organize sanayi bölgesine kuzeyden gelmesi durumunda bu kadar akaryakıtın ülke ekonomisine vereceği zarar, zamanın kaybettireceği zarar hesaplanması çok zor. Ben sözlerimi burada kısa kesiyorum. Beni sabırla dinlediğiniz için hepinizi çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın AKDEMİR’e çok teşekkür ediyorum. Bir saniye hocam izin verir misiniz? Hocam buyurun. Evet, hocamız gerçekten çok aktif, dinamik. Teşekkür ediyoruz şimdi konuşmacı konuşur, bir iki bir şey. Tabi zamanda ilerleyecek izleyenlerde azalacak, bu işler böyle. Biraz önce değerli bir konuşmacı Gemlik Ziraat Odası Başkanı bekleyemedi gitti yani toplumsal kuruluşlarda yöneticilik yapmak kolay değil. Orada mısınız? Tamam, Yani toplumsal kuruluşlarda yöneticilik yapmak kolay değil çok değerli dostlar. Hepiniz yöneticisiniz gece sabahlara kadar toplantılar olur, oturulur, dinlenilir. Onun için buraları yönetmenin de zor olduğunu herhalde biliyorsunuz. Allah’a şükür gayet güzel bir şekilde götürüyoruz. Bakın Sayın AKDEMİR’in söylediği ne kadar farklı bir yaklaşım. Yani bugünkü toplantıda çok değişik konular var. Ne dedi bir işadamı, sanayici Mustafakemalpaşa Sanayi Odasının ilk yatırımcılarından. Ben olayın başka yönünden bakıyorum dedi. Oraya giderken sanayi bölgeleri olacak eğer güneyden geçerse dedi. Daha hızlı gideceğim dedi. Bunlar herhalde göz önüne alınabilecek değişik görüşler. Yani bugün bu konuşma olamasaydı belki bugün bu fikri hiç kimse duymamış olacaktı. Evet, çok değerli konuklar Gemlik Ziraat Odası Başkanı Sayın Ali ÇELİK. Ziraat Odasının İl Koordinasyon Kurulu başkanı aynı zamanda evet buyurun.

Ali ÇELİK (Gemlik Ziraat Odası Başkanı):
Sayın Başkan, değerli katılımcılar bizim işlerimizin neden yürümediğini şimdi anlatmaya çalışacağım bu oturumun en büyük etkisini tarıma tabi ki tarımcılar önde konuşacaklar tabi ki ziraat meslek odası önde konuşacak dokümanlarıyla konuşacak ziraat odaları ondan sonra konuşacak onlar da dokümanlarıyla eğer yöneticiler kusura bakmasınlar bunlara riayet etmeyiz. Hikâyeler dinlenirse bu toplantıların hiçbir hayrı olmaz. Ben sayın başkana terbiye içerisinde başka bir toplantıya da gideceğimi belirterek konuşmak istedim. Araya dört kişi soktular. Sayın başkan ziraat odaları öyle hafiften geçilecek bir oda değil. Siz ziraat odaları il koordinatör başkanlığını konuşmanıza bile almamışsınız dernek olarak bakın arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Burası herkesin istediği gibi konuşabileceği bir ortam değil. Kuralları var. İzin verir misiniz, Ali bey heyecanlanacak da bir şey yok, ilk kez de bir toplantı yapmıyoruz. Bütün afişler asıldı Bursa’nın her tarafına, internet sitesinde ilan edildi, her tarafa da erişebildiğimiz yerlere de yazılar yazıldı, Sayın ÇELİK. Geldiniz, teşekkür ederiz. Kapıda da söylediniz konuşmak istediniz, sizi konuşturuyoruz. Daha bunun ötesinde yorum yapmanın bir anlamı yok. Teşekkür ederiz.

Ali ÇELİK (Gemlik Ziraat Odası Başkanı):
Bakınız arkadaşlar bir memlekette bu tür işlerin yapılabilmesi için önemli olan demokrasidir. Demokrasinin de iki ayağı vardır. Milli geliri eşit dağıtıyorsanız, hukuku eşit dağıtıyorsanız, işte orada demokrasi vardır. Soruyorum ben şimdi sizlere batı ülkelerinde bir cami yapılırken referanduma giden toplumlar bizden az mı ileri,  Gemlik’e, Orhangazi’ye soruldu mu? O insanlara buradan otoyolu geçireceğiz soruldu mu? Soruldu mu arkadaşlar? Ben haberdar olduğum zaman bakınız çok acı şeyler bunlar Karayolları Bölge Müdürlüğüne gidince ya bizim haberimiz yok. Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin haberi yok. Kime sordunuz Allah aşkına dediğimde, Ankara Ziraat Fakültesi’ne dediler arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? Dünya’nın marka olmuş zeytininin 136.000 ağacı kesiliyor. Senede zeytin kaybı nedir biliyor musunuz Orhangazi’de Gemlik’te 2040 ton. Alternatif geçiş yok mu? Var. Gemlik 1. deprem fay hattındadır. 22º fay hattı Gemlik’ten geçen yol. Depremde teknolojisi olan, Japonya’daki otoyolların halini gördük. Bakınız 50 senedir veraset kanunu çıkmadı bu memlekette. Araziler parçalandı maliyetler arttı. Benim köylüm bana kızıyor şimdi. Ben buradan böyle tepki gösteriyorken başkan bırak uğraşma zaten yarın öbür gün yeri var onunda parasını alayım gideyim diyor. Dünyanın en kaliteli zeytinini biz böyle hale getirdik. Bunu bilmeyen insanlar işte Karacabey’in Belediye Reisi gibi konuşur. Çok fazla vaktinizi almayacağım arkadaşlar. Bizim orası zaten değişmez. Paralar da alındı, kimseye de sorulmadı. Dolayısıyla biz bakınız Gemlik çok zaman sobayla ısınır. Yeni geldi doğalgaz ve Gemlik iki dağ arasında olduğu içinde sis tabakası vardır. Şimdi otoyolu da oradan geçirirseniz Gemlikte yaşanmaz, Dil Ovası sayın başkanımın dediği gibi Dil Ovası gibi olur. Her şeyde kanser olur orada. Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Ali ÇELİK’e teşekkür ederiz bu veciz konuşmasından dolayı, bilgilendirmesinden dolayı. Gemlik Ziraat Odası Başkanımızın tabi bütün odalar, bütün toplumsal kuruluşlar birileri bir şey söylemese de görev icabı her şeyi takip etmek zorundayız değil mi arkadaşlar. Hepimizin görevi o. Toplumsal kuruluş yöneticisi olmak kolay değil arkadaşlar. Evet, Uludağ Üniversitesinden Doç. Dr. Yakup CANITEZ buyurun.

Doç. Dr. Yakup CANITEZ (Uludağ Üniversitesi):
Öncelikle herkesi sevgi ve saygıyla selamlamak istiyorum. Bursa’nın gündemine böyle önemli bir konunun alınmasına vesile oldukları için sayın başkanımıza da çok teşekkür ediyorum. Bursa Kent Konseyi’ne çok teşekkür ediyorum. Buraya gelen tüm Bursalı değerli hemşehrilerimize, otoyol şirketini temsilen gelen iki arkadaşımız var onlara da hoşgeldiniz diyorum. Onlar da bizim misafirlerimiz. Bu mesele artık Bursa’da Bursa kamuoyunun malı olmuş. Bursa kamuoyuna mal edilmiş konu haline geldi. Bu konunun başlangıcı yaklaşık 2,5 ay önce Ramazan Bayramı sonrasında döndük Bursa’ya gördük ki Olay Gazetesinde bir haber Ahmet Emin YILMAZ’ın bir haberi diyor ki Uluabat Gölü kurtuldu, otobanın güzergâhı kuzeye geçti. Bir dakika dedim ne oluyoruz. Uluabat nasıl kurtulur? Güzergâh nasıl oraya gider? Güzergâh eğer Karacabey’e giderse sonra nereden geçer. Havadan geçmeyecek bu nereden geçecek ovadan geçecek. Bu bir havaray değil, otoyol. Yani Bursa demek sadece başkent olan Bursa değil Bursa büyük bir şehir Güney Marmara’nın en verimli toprakları Karacabey ve Mustafakemalpaşa Ovası. Hemen telefona sarıldım. Sayın Ahmet Emin YILMAZ’ı aradım. Kıymetli Bursalı gazetecimiz Ahmet Emin Bey işin aslı nedir? Dedi ki böyle böyle. Dedim ki siz ne yapıyorsunuz. Sonra hemen arkasından hiç ayırmadan iktidar ve muhalefet tanıdığım tüm arkadaşlarımı aradım. Milletvekilleri, il başkanları, haberiniz var mı? İşte herkes yuvarlak cevaplar verdi. İktidar dâhil, muhalefet dâhil. Hepsi konuya tam hâkim değil. Sonra, Bursa otoyol platformunun öncülüğünü yapmaya çalıştık buradaki kıymetli arkadaşlarımızla beraber. Ve Bursa’da gerçekten sağ veya sol iktidar veya muhalefet ayırmadan Bursa’nın hayrına olacak olan bu konuda ayırmadan bir şeyler yapmak gerektiğini hissettik. Bursa kamuoyunu aydınlatmak gerektiğini hissettik. Ve basın mensupları ile görüştük, Karacabey’deki toplantıya katıldık. Bazı arkadaşlarımız Badırga’da ki toplantıya katıldı. Ve işin ilginç tarafı burada bir araya gelen arkadaşlar daha önce bir arada olmayan insanlar. Yani bu amaç için bir araya gelen çeşitli mesleklerden, çeşitli akademik odalardan, çeşitli partilerden insanlar Bursa Otoyol Platformunu oluşturdu. Ve Aykut Hocam bize çok değerli teknik bilgiler verdi, destek oldu. Yine akademik odalarımızdan birçok oda üyemiz bize ciddi kıymetli bilgiler verdi. Çünkü biz konunun teknik uzmanı değiliz. Ben tıp doktoruyum ama bir Bursalı olarak bunun yanlış olduğunu görmek için mühendis olmaya gerek yok. Aklıselim sahibi olmak yeterli,  biraz ülkeyi bilmek yeterli, biraz dünyadan haberdar olmak yeterli. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın ulaşım danışmanın da söylediği gibi Türkiye bu kadar sahipsiz olmamalı her yerde otoyollar engelli araziden, tarımsal arazi dışından geçerken Türkiye’nin sahibi yok mu? Biz bu toprakları milli piyangodan mı kazandık. Yoksa yap işlet devret ile mi aldık. Yani şunu demek istiyorum olayın sürecini öğrendik ki sonrasında Karayolları Bölge Müdürümüzü ziyaret ettik. Sayın başkanda burada şahittir. Beraber gittik. Nasıl olur diye sorduk. Bize dediler ki efendim böyle uygun görüldü. Nerede uygun görüldü? Ankara’da böyle uygun görüldü. Kimle beraber? Otoyol A.Ş. ile beraber. Güzel Otoyol A.Ş. de buradan kâr etmesi gereken bir kuruluş ve mutlaka bu güzel projeye emek verecek olan bir kuruluş, destekliyoruz ama bunun bir doğru yolu var bir de yanlış yolu var. Bir kez söylemiştim ama bir daha söylüyorum. Otoyol A.Ş.’nin CEO’suna ulaştım ben telefonla konuştuk yaklaşık yarım saat kadar konuştuk. Dedim ki Sayın Başkan Kemal Yavuz BATUM. Bu yeri gördünüz mü siz dedim, gelip baktınız mı hiç dedim. Hayır dedi, arkadaşlarımız baktı dedi. Karayolları Bölge Müdürüne sordum Salih Başkan da şahidimdir. Karayolları Bölge Müdürümüz de şunu söylüyor. Hiç bu bölgeyi gördünüz mü dedim. Sayın Bölge Müdürümüz hayır dedi. Google’dan baktım dedi. Hani az önce Karacabey Belediye Başkanımız dedi ya oturdukları yerden mi yapıyorlar evet maalesef bir kısmı böyle yapılıyor. En azından karar vericilerin bir kısmı böyle karar vermiş ve burada iktidarın da suçu yok muhalefetin de suçu yok. Ama Bursa’ya bir gol atılmış. Hem Bursa’ya, hem Türkiye’ye bir gol atılmış. Şimdi hep beraber o golü biz kaleden çıkarmaya çalışıyoruz. Karacabey’de ki toplantıya gittik orada birçok konuşmacı karayollarının değerli mühendisleri de vardı. Dediler ki bu proje karayollarının projesi olamaz, karayolları yapsa böyle yapmaz. Bu projeyi güneyden yapar dediler, çünkü aklın yolu bir. Orada karayollarımızdan gelen sayın mühendislerimiz hayır efendim bu proje bizim projemizdir demediler, sadece dinlediler. Ben şuna üzülüyorum. Otoyol A.Ş. de kendine göre haklıdır. Ticari bir kuruluştur. Karayolları Genel Müdürlüğü de belki başka hesaplar peşindedir. Fakat hiçbir gerekçe bu yolu kuzeyden Karacabey’den yapılmasını haklı çıkartamaz. Bursa’da 2 aydan beri hep bu konular konuşuluyor. Bu konu Bursa kamuoyuna mal oldu. İnanın projenin lehinde konuşan bir insana ben rastlamadım. Bilmiyorum sizler rastladınız mı? Belki emlakçıdır, emlak spekülatörüdür, hesabı varsa bir şey söyler ama aklıselim bir Bursalının, aklıselim bir vatandaşın Karacabey Ovasından, Mustafakemalpaşa Ovası’ndan bu yolun geçmesini doğru bulması bence mümkün değil. Son olarak bir şey söyleyeceğim tıpta şöyle bir söz vardır. İstatistik bazen yalan söylemenin en güzel yoludur. Bazen rakamları teknik verileri öyle güzel eğersiniz büğersiniz ki karşınızdakini kandırabilirsiniz. Şimdi burada deniyor ki ekonomik ve teknik gerekçeler nedir, alanı nedir. Yani oradan yaparsınız yüzde beş fazla mal edersiniz ama o olayı kurtarırsınız. Onun telafisi yok yani teknik gerekçeler, ekonomik gerekçeler bize bazı grafikler gösterildi. Her iki güzergâhın benzin harcama sonuçları, eğim oranları vs. dediler ki, bu yol daha iyi.  Ben grafiklere baktım yani istatistikte PDR anlamlı bir farklılık derler ya hani gerçekten anlamlı farklılık yok evet birisi biraz daha fazla birisi biraz daha az ama çok anlamlı bir farklılık yok. Yani bu projeyi buradan yapılmasını haklı görecek karayollarının ekipleri var. Dört tane güzergâh çalışmış diyorlar ki biz etüt ettik bu uygun grafikleri gördük aralarında anlamlı bir fark yok ama bir şey var Ova tahrip oluyor. Bir daha geri gelmemek üzere tahrip oluyor. Ve Ertuğrul Hocam anlattı oradaki ürün kaybının yıllık ekonomik maliyetini anlattı. Tarım topraklarının parçalanmasını anlattı. Depremselliği bahsetmek lazım burada su baskın alanlarını bahsetmek lazım daha çok madde var sayacak ve bir de yöntem yanlış Bursa’da hiçbir resmi kuruluşa Büyükşehir Belediyesine, İl Özel İdaresine, İl Tarım Müdürlüğüne, Orman Müdürlüğüne danışılmamış,  herkes sonradan haberdar oluyor. Yani şunu demek istiyorum hem iktidar hem muhalefet hem de bütün Bursa gafil avlanmış. Şimdi biz ne yapıyoruz? Gafil avlanmışız bir yanlış yapılmış o yanlışı hep beraber iktidarıyla muhalefetiyle siyasi gözle bakmadan asla siyasi gözle bakmadan düzeltmemiz gerekiyor. Bursa’ya bir gol atılmış hep beraber biz bu golü çıkarmamız gerekiyor ve tüm siyasilerimizden iktidar ve muhalefet ayırmadan ben şunu rica ediyorum. Bursa Otoyol Platformu adına çünkü biz siyasi bir kuruluş değiliz. Bütün görüşlerde bizim içimizde insanlar var. Hepsinden şunu rica ediyoruz. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun memleket seçimleriyle şunlarla bunlarla zaman geçirmeyin. Bursa’nın önümüzdeki yüzyılındaki en önemli mesele budur. Herkes bu konuda elini taşın altına koymak zorundadır. Çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, hocamıza teşekkür ediyorum. Tabi çeşitli görüşler olabilir, benim görüşüm olabilir karşı tarafın görüşü olabilir. Karşı tarafın görüşünü de aklıselim olarak görmemizde fayda var diye söylemek istedim çok kısa yani.

Doç. Dr. Yakup CANITEZ (Uludağ Üniversitesi):
Arkadaşlar bakın bu esas unutulan Hanife Deresi Çeltikçi’den yolun geçeceği güzergâhtan bakın şunu göstermeyi unuttum size çokta emek verdiğimiz işte araziden yüksekte olan ve derenin taştığında bakın bu güzergâhtan geçecek otoyol buradan yol geçer mi siz karar verin, olduğu gibi taşkın alan.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değerli konuklar, son üç konuşmacı. Hemen akabinde de karayolları ve müteahit firmadan yetkililer fikirlerini beyan edecekler. Kendileri takip ediyorlar demiştik biliyorsunuz. Herkes her şeyi takip ediyor. Burası Kent Konseyi toplantısı peşin hükümlü olmayalım diye de tekrar hatırlatmak istiyorum. En son konuşmayı Mehmet KARTAL’a vereceğim. Şöyle hem bir toparlar farklı bir arkadaşımız, Doktor İbrahim YÜCEL hızlı yalnız birkaç dakika bizler kent konseylerinde herkese söz veririz, konuştururuz, mikrofon tutarız, eleştiri medeni ölçüler içinde serbesttir. Belediye Başkanını da tenkit edebilirsiniz, iktidarı da tenkit edebilirsiniz. Burası böyle kendine has bir kurum burası Bursa. Bunu da devam ettirmeye çalışacağız. Bakın bir de şunu söyleyeyim Kent Konseyi otoyollarla uğraşırken şöyle küçük kapaklarla da uğraşıyor. Bizim Engelliler Meclisimiz var. Şu kapaklardan teker teker bir kampanya başlattık. Böyle katılımcılar, insanlar topladılar en az bir buçuk iki milyon tanesine akülü araç alıyor bunlardan bakın milyonlarca kapak toplandı ilk on akülü aracın kurasını çektik. Bursa Kent Konseyinin ne güzel bir toplumsal başarısı bu kampanya devam ediyor bunu lütfen çevrenize söyleyin. Şu küçük kapaklar sonuç alıyor. Gönüllü katılımcılıktır yoksa parasıyla alınır. Ama mesele herkesin katkı sağlaması evet buyurun

Dr. İbrahim YÜCEL (Katılımcı):
Sayın katılımcılar hepinize merhaba diyorum. Ben ekonomi doktoruyum, hayatımın büyük bir kısmı İsviçre’de geçti ve İsviçre’de otoyolların nasıl yapıldığına bizzat şahit oldum. Oradaki bütün otoyollar biraz evvel arkadaşların dediği gibi hep dağ kenarlarından geçmiştir. Hiç bir zaman düz arazide bir otobana rastlamak mümkün değil. Bu ülkeler, gelişmiş ülkeler tarım arazisine o kadar değer veriyorlar ki biliyorsunuz Mont Blanc tüneli var Mont blanc Tüneli 51 km’dir. Buna paralel olarak yine tarım arazilerine zarar vermemek için Gotthard Base tüneli yapıldı. Çok yakın bir zamanda ulaşıma açıldı. 54 km, bu kadar masraflar niçin tarım arazilerine zarar vermemek için. Biz burada bir otoyol projesi geliştirmek istiyoruz ve hatta geliştirildi. Maliyeti muhakkak ki ön plana alacağız ama yalnız kuru maliyet değil maliyetin yanında da tarım arazilerini azami miktardan tasarruf ederek ve onlara zarar vermeden bu otoyolun yapılması imkânları araştırılmalıdır. Eğer mutlaka düz bir yoldan geçecekse dolgu değil kazıklar fora kazıklarla burası geçilirse zannediyorum ki tarım arazilerine en az zarar verilir bu önerimi de bu işle uğraşan arkadaşlarla iletmek istiyorum. Benim buradan söyleyeceğim şey lütfen para önemli değil, önemli olan çevreyi korumak, tarım arazilerini korumaktır. Saygılarımla.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Çok teşekkür ederiz. Çok kısa oldu gerçekten teşekkür ederiz. Şimdi çok kısa olmak şartıyla Adnan AKIN Harita Mühendisi. Hızlı, seri, çok kısa.

Adnan AKIN (Harita Mühendisi):
Sayın Başkan, değerli konuklar, tabi ki konuşmacı arkadaşların yanında benim böyle bir konuşma yapma düşüncem yoktu. Konuşmak da istemedim. Fakat gelişmeler doğrultusunda bazı açıklamalarda bulunma ihtiyacı hissettim. Kendim harita mühendisiyim. Aynı zamanda belediye meclis üyesiyim. Güzergâha baktığımızda değişikliklerin ne zaman yapıldığı açık ve net olarak ortaya çıkıyor. Bu çalışmalar 1990’lı yıllarda başlamış, 2006 yılında sona ermiş. Yani projenin hazırlanması 16 yıl almış. Bu 16 yıl içerisinde Bursa’nın 1/100.000’lik plan çalışmaları yapılmış, buna bağlı olarak ilçelerin 1/25.000’lik stratejik planları yapılmış ve bu planlara göre her ilçe kendi 1/5.000’liklerini, 1/1.000’lik uygulama planlarını hazırlamış, uygulamaya koymuş. Ve buna göre de birçok belediye başkanı ve meclisi kendi yatırım programlarını hazırlamış, uygulamaya koymuş. Bakıyoruz Mustafakemalpaşa’da 1992’den sonra çevreyolu oluşmasından dolayı gelmiş. Mustafakemalpaşa Belediyesi yerleşim yerlerini yamaçlara doğru almaya çalışmış. Organize Sanayi Bölgesi’ni ovaya değil engebeli bir araziye almış. 2000 dönümlük alanın altyapısını hazırlamış, 2500 dönüm civarında alanı da yeni proje alanı olarak uygulamaya almış. Gerekçesi de çevre yolunun Mustafakemalpaşa’nın yakınından geçmesi nedeniyle yol güzergâhının, arkadaşlar Mustafakemalpaşa - Bursa arası 87 km’dir. Bu yol güzergâhı ile buranın direk hastaneye olan mesafesi 35 km’dir. Böyle bir güzergâh kısalığında Mustafakemalpaşa’nın konumunu siz düşünebiliyor musunuz? Şu anda Bursa - Karacabey istikametini atlıyor, eğer bu otoyol, ufak tefek değişikliklerle bizlerin aç - kapa yöntemi dediğimiz tünel sistemiyle eski güzergâh geçmiş olsaydı veya 0,004 eğimle oluşacak bir tünel güzergâhı kaya şeklinde rahatlıkla görülebilir, oranın toplam boyu 23 km’dir. 8 artı 15 km’lik 2 köprü ile çevreye hiçbir rahatsızlık vermeden, çevreye hiçbir problem yaratmadan geçebileceği güzergâhtır. Şöyle notlarıma bir baktım önceden 4 tane tünel varmış fakat şu anda ki güzergâhta 2 tane tünelden bahsediliyor.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Toparlayalım lütfen, size bir iki cümle daha veriyorum.

Adnan AKIN (Harita Mühendisi):
Şimdi bu bölgede alınan kararlardan biraz bahsetmek istiyorum. 2008 yılında Mustafakemalpaşa’nın 23 köy ve mahallesini Karacabey, Uluabat, Bakırköy, Yolağzı köylerini içine alan toplulaştırma projesi kabul edilmiş. İhalesi şu anda sulama projeleri yapılması nedeniyle bekleniyor. Bu ondan bahsediyor. Artı hemen 7 numaranın olduğu yerde Karacabey’in sanayi sitesi var. Sanayi sitesinin hemen arkasında sanayi uygulama imar planı 18 uygulaması yapılmış, tapuları çıkmış ve bu otoyol o sanayi bölgesinin parsellerinin ortasından geçiyor. Bitirip 7 numaradan sonra 8 numarayı arkadaşlarımız oraları komple anlattılar ama ulaşım olarak bu bölgede yaşayan 250.000 kişinin, açık ve net söylüyorum, bu otoyolu kullanması mümkün değildir. Çünkü duble yol olan bir güzergâhta insanlar para verip o otoyola girmezler ki Karacabey’de ikamet eden bir kişi,  İzmir istikametine gidecekse fazladan 10 km yol kat ederek o otoyola girmez arkadaşlar. Karacabey’den Bursa istikametine gidecek hiçbir kişi de o duble yol varken otoyolu hiçbir zaman kullanmaz. Nerede kullanır? Bursa çevreyolundan gider, kendisi daha az ücret ödemiş olur. Mustafakemalpaşa’nın geleceğini hazırlayacak projeleri mevcut oluşması gereken önceki güzergâha göre hazırlayın. Planların, projelerin yatırımları hazırlandıysa ve bu uygulamaya konduysa arkadaşlar kusura bakmayın, insanlar devletine güvenmek için vardır. İnsanlar devletine güvenmezse hiçbir şeye güvenemez. Peki, Mustafakemalpaşa halkı yaptığı bu çalışmaları, bu yaptığı yatırımları devletine güvendiği için mi suçlu duruma düştü? Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz Adnan Kardeşimize. Çok seri, hızlı, Halim ÇAPKIN. Mustafakemalpaşalılar Dernek Başkanı. Biraz torpilli oldu Mustafakemalpaşa’ya bugün ama. Evet, bundan sonra Sayın Mehmet KARTAL ve hemen akabinde de 2 tane değerli bu konuyla ilgili yetkililer var, onların görüşlerini alacağız arkadaşlar.

Halim ÇAPKIN (Mustafakemalpaşalılar Dernek Başkanı):
Ben de başkanımdan aldığım direktifler doğrultusunda mümkün olduğunca hızlı ve seri olmaya çalışacağım arkadaşlar. Öncelikle tüm katılımcılara bu zamana kadar gösterdikleri teveccühten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum. Bu toplantının ayrıca bir sivil toplum kuruluşu nezdinde ve başkanlığında düzenlenmiş olması Bursa Mustafakemalpaşalılar Derneği olarak da memnuniyetimizi ifade ediyorum. Saygıdeğer konuklar, burada birçok katılımcı var. Bunların bazıları da hemşehri derneklerimizin temsilcileri ve başkanları. Hepimiz Bursa’da yaşıyoruz. Benden önceki devlet başkanlarımın ve bizlerin Bursa’da hep söyledikleri bir olay vardır: Lütfen arkadaşlar, Bursa’da, bir metropol şehrinde yaşıyoruz, mikro milliyetçilikten uzak olalım, makro milliyetçilik konusunda hepimiz objektif davranalım. Ben bugün burada Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bir ferdi ve bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olarak size sesleniyorum. Biz toplumlar ve dernekler olarak maalesef her geçen gün hemşehrilerimizin ve üyelerimizin değişik sağlık problemleri ile karşı karşıya gelmekteyiz. Bunların hem geleceklerini hem sağlıklarını hem de sosyalleşmeleri noktasında sorumluklarımız bulunmaktadır. Ben de tüm derneklerin sivil toplum kuruluşlarının bunun bir Karacabey ve Mustafakemalpaşa konusu olarak asla görmemesini, bu bölgede üretilen ürünlerin gerek organikliği, gerekse orijinalliği noktasında büyük çoğunluğunun bizlerin hemşehrilerimiz ve üyelerimiz tarafından tüketildiğini ve sağlıklı toplumlar yetiştirebilme bağlamında sorumluluklarımızın emanetçilerinin olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Ve de mikro tarafındaki düşüncemizi bırakıp belki karayolları bunu ekonomik olarak değerlendirmeli ama ben paranın bulunabileceğine ama çevrenin ve toplumun çok kolay yetişmeyeceği inancındayım, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz. Sayın KARTAL buyurun size de maalesef kısa, öz, net birçok şeyler konuşuldu, şimdi genel anlamda.

Mehmet KARTAL (Nilüfer Kent Konseyi Genel Sekreteri):
Dinleyenlerin sayısı azaldı ama benim söyleyeceklerim çok ama öncelikle şunu söylemem lazım. Bu otoyol yapılsın mı yapılmasın mı? Ben bu otoyol yapılmasın diyenlerdenim. Karacabey Belediye Başkanının söylediği çevrecilerdenim. Evet, bu otoyol yapılmasın, otoyola ihtiyaç yok. Bununla ilgili çok şeyler söyleyebilirim atlıyorum ama projeye şöyle bakalım lütfen arkadaki yansıya dikkat edelim. Projenin birinci bölümü İznik Körfezi geçiş köprüsü, deprem ile ilgili envanterleri yapılmış mı bir hafta sonra belki cevap verirler ama bana yazılı gönderdikleri bilgi de tam olarak tamamlanmamış olduğu bildirildi bir, iki Gemlik üzerinden o fayın hattı geçiyor alt hattı geçiyor orada değerlendirme yapıldı mı? Çok kısa bir değerlendirme yapıldı bu tarafa çekildi geçin, beş, altı, yedi, sekize. Şimdi beş, altı, yedi ve sekiz olan bölümde Uluabat Gölü rant sahası içinde olduğu için o bölgeden alt taraftaki güzergâhı değiştirdiler ve üst tarafa aktardılar. Bakın şimdi bir başka şeyle daha uğraşıyoruz muhtemelen gerçekleştirilecek. Eğer Manyas Gölünün ve Sularya dağı olarak görüyorsunuz hemen ön tarafında Kocaçay Delta’sının Uluabat Gölü ile birlikte Ramsar alanı olması için uğraşıyoruz şu anda. Eğer önümüzdeki yıl haziran ayında bu Ramsar tarafından onaylanırsa, zaten bu otoyolun şu anda söz edilen güzergâhtan geçme ihtimali yok. Dolayısıyla bu tartışma boşuna yapılmış oluyor çünkü Ramsar’a gönderilen ön bilgilendirme kabul edildi. Yani ben bunu İspanya’daki toplantıda aktaracağım ve bu otoyolun kuzeyden geçmesi teknik olarak mümkün olmayacak. Bu birinci kısmı, ikinci kısmı şu bakın bu proje 1997 yılından önce projelendirilmiş olduğu için Türkiye Cumhuriyeti yazılarına göre çevresel etki değerlendirilmesi kapsamında değil. Peki otoyol konsorsiyumu neden çevresel ve sosyal etki değerlendirmesi yapıyor. Bunu ben Baldırga’daki toplantıda konsorsiyum üyelerine sormuştum bana da somut bir yanıt vermemişlerdi. Ben size bunu söyleyeyim çünkü bu işin finansmanı için paraya ihtiyaçları var ve bu parayı bulmak için de sosyal ve çevre etki değerlendirmesi yapmak zorundalar yoksa Avrupa’daki herhangi bir kredi kuruluşundan bu iş için kredi alma ihtimalleri yoktur. Şunu yapacağız bundan herkes emin olabilir bir rapor hazırlıyoruz Ertuğrul Hocanın da katkıları ile birlikte. Otoyol konsorsiyumunun hangi bankalarla görüştüğünü de öğreniyoruz, tüm bankalara ve ticari kuruluşlara da bu otoyolun neden buradan geçmemesine dair İngilizce raporu göndereceğiz. Ve dolayısıyla bu otoyolun kuzeyden geçmesini engelleyeceğiz. Bana kalırsa dediğim gibi bu otoyol hiçbir şekilde bu bölgeden geçmemeli ve bu iş beraberinde İstanbul metropolitan planlama sürecinin bir parçası bunu da söylemem gerekiyor. Buradaki amaç planlama sürecinin bir parçası, bunu da söylemem gerekiyor ve buradaki amaç İstanbul ‘da ki nüfusun bu tarafa doğru, 5 milyonunun Kocaeli’ye doğru, 3 milyonunun taşınmasıyla İstanbul nüfusunun azaltılması prensibine dayanıyor. Bunu söyleyen ben değilim İstanbul metropolitan planlama süreci söylüyor. Dolayısı ile bununla beraber de 5 tane Ro-Ro hattı öngörülüyor Marmara denizinin içerisinde. Şimdi bu otoyol beraberinde o Ro-Ro hatları ile birlikte bölgedeki toplam ticaretin ve gelişmenin düzenlenmesi için yapılıyor. E peki bizim buna ihtiyacımız var mı? Evet, kalkınmaya ihtiyacımız olduğu iddia edilebilir. Bunu ben de tartışırım. Yani gerçekten bir kalkınma ihtiyacı var mı Türkiye’nin? Ya da 2023 yılında dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girmek gibi bir ihtiyacı var mı? Bu politik bir tartışma, bunu ayrıca yapabiliriz. Ama şunu biliyorum ve şundan eminim ki; 10.000’lerce zeytin ağacı eğer Gemlik ve Orhangazi arasında tükenecekse, 10.000’lerce zeytin ağacı ve diğer tarımsal alanlar Bursa ile Karacabey arasında ve Karacabey’le Mustafakemalpaşa arasında ki bölümde tükenecekse, bu otoyola ihtiyaç yoktur. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çağdaş Nilüferimizin her gün yeni yolların yapıldığı, apartmanların yapıldığı, yatırımların yapıldığı önemli bir yüz, Bursa’nın çağdaş yüzü. Nilüferimizin Kent Konseyi Genel Sekreteri’nin görüşlerini izlediniz. Yani hiç yapılmasın noktasında görüş beyan ettiler. Takdirlerinize sunuyorum. Kendisine de teşekkür ediyorum. Evet, çok değerli iki yetkiliden önce, Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürü Yusuf Bey, yani sorulara cevap değil teknik anlamda bilgi. Çünkü tartışma noktasının tarafları farklı kişiler olabilir. Onun için bilgi verme ihtiyacını hissettiler buyurun.

Yusuf PİRİ (Kamu Özel Sektör Ortaklığı Taşınmazlar Kamulaştırma BaşMühendisi):
Öncelikli olarak tüm katılımcılara hoşgeldiniz diyoruz. Bu ortamı sağlayanlara da ayrıca teşekkür ederiz. Ayrıca da bir düzeltme yapmak istiyorum. Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürü değil, Taşınmazlar Kamulaştırma Baş Mühendisiyim. Sayın Bölge Müdürümün önceden ayarlanmış randevusu olduğu için gelemedi. Selamlarını da ayrıca iletmiş olayım. Ayrıca Başkanım Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürlüğü ismini başta söyledi. Türkiye de Gebze – Orhangazi - İzmir Projesi yap işlet devret yöntemi ile ilk defa yapılan bir ihaledir ve bu ihalenin ileri ki döneminde Türkiye’ye getireceği gelişmeler düşünülerek böyle bir Bölge Müdürlüğü kurulmasına büyüklerimiz tarafından karar verildi ve biz de bu görevleri yapmak üzere görev başına geldik. Öncelikli olarak sivil toplum örgütleri, kamu kurumları veya vatandaş olarak görüş bildirenlere teşekkür ederiz. Aşağı yukarı 2 yıldan beri bu işle ilgili Kamulaştırma Baş Mühendisi olduğum için vatandaşlarla ve kurumlarla sivil toplum örgütleri ile görüşüyoruz. Halk katılımlı toplantılarda da görüşmeler yaptık. Görüşlere cevap verdik. Her ne kadar Yavuz Hocam veya diğer katılımcılar işte toplantılar da cevap verilmedi dese de resmi kurum olarak bu yatırımın öncelikli olarak devletin yatırımı olduğu konusunda her türlü açıklıkta bilgi verdik ve yazılı sözlü her türlü açıklamaları da yapıyoruz. Ayrıca Hocamın az önce bahsetmiş olduğu ifadeyi ben düzeltmek istiyorum. Hem Bölge Müdürüm hem de kurum olarak karayollarına gelen herkese her türlü gerekli bilgileri veriyoruz. Kesinlikle Ankara’dan yapıldı, biz bunu uygularız ifadesini kesinlikle kullanmayız Hocam. Çünkü Karayolları Genel Müdürlüğü bizim üst makamımızdır. Onay merciimizdir. Onlar ihalesini yapar, biz kontrollerini, arazideki incelemelerimizi yaparız, raporumuzu sunarız ve Karayolları Genel Müdürlüğü onaylar biz de bu onay gören projeleri uygularız. Artı hiçbir zaman bu yap işlet devret modeli ayrı olabilir. Bunun uygulaması Ulaştırma Bakanlığı karayolları sektöründe ilk defa yapılacak. Ama yani modelin farklı olması önemli değil. Yatırım devletin yatırımı ve hizmet halka hizmet. Yani dolayısı ile yani müteahitin projesi, müteahitin önerisi, yani bunlar işin içinde olan birisi için yanlış ifadeler ve bu ifadelere yani kurum olarak kimsenin kullanabileceğini de zannetmiyorum. Tüm öneriler, tüm teklifler öncelikli olarak Karayolları Genel Müdürlüğü bazında, Bölge Müdürlüğümüz bazında ve ayrıca da işin yüklenicisi Otoyol Yatırım A.Ş. tarafından çok detaylı inceleniyor. Her ne kadar sivil toplum örgütleri tarafından bir dış kredi noktasına bağlansa da gerçek o değil. Çünkü bu proje 1990’lı yıllarda yapımına başlanıp, 2000’li yıllarda onaylanan bir proje ve bu güzergâhlar o zaman da detaylı incelenmiştir. Orhangazi Oda Başkanlarımızın dediği gibi; Mustafakemalpaşa, Karacabey, Gemlik, Orhangazi veya Körfez geçişi, o zaman da her türlü yazışma inceleme yapıldı, uygun görüldü. Daha sonra zamanın getirdiği değişiklikler kanun ve mevzuatlarda meydana gelen değişiklikler ve yaşadığımız iki tane acı deprem olayından sonra hem kurum olarak biz hem de 22 yıl 4 ay süresi olan Otoyol A.Ş. bunu tekrar ele almak zorunda kaldı ve bu bağlamda da her türlü inceleme yapılıyor. Söz alan bazı arkadaşlarımız yazışmaların, incelemelerin eksik olduğunu sadece yüzeysel bir sorgulamanın yapıldığı ifadelerini kullandılar. 1993’de başlayan bu proje 2000’li yıllarda da her türlü kamu kurumuna, oda başkanlarına, sivil toplum örgütlerine ve üniversitelere artı yerel yönetimlere ve kaymakamlıklara, valiliklere her türlü yazışmalar o zamanda yapıldı. Ve şu anda da proje incelemesi yaptığımız her noktada sormamız gereken yeri fazlasıyla soruyoruz. Yani dolayısıyla her türlü bilgi belge paylaşılıp her türlü bilgi belge detaylı veriliyor. Verilmesi gerektiği kadarıyla veriliyor. Şimdi Ali Çelik Bey özellikle kesim bölgelerinin kendilerine sorulmadığının bu arazilerden geçerken ziraat odalarının, Uludağ Üniversitesi’ne sorulmadan Ankara Üniversitesinden görüşle bu tür değerlendirmelerin veya güzergâhın incelendiğini iletti. Bize ilk 2010 yılında buranın kamulaştırmasına başladığımızda Ali Çelik Bey’le o zaman da görüştük. Bunları o zamanda söyledi ve kendilerine kendi odalarından gelen görüşü gösterdik. 1993 yılında, 1997 yılında ve 2009 yılında Orhangazi Ziraat Odası Başkanlığından bilgi almışız ve buna bağlı olarak da diğer kurumlardan ve üniversitelerden, araştırma enstitülerinden. Güzergâhla ilgili incelemeler tüm teknik olanaklar ve ileriye dönük daha da ileri ki profiller düşünülerek her türlü tetkikten kaçınmayarak gerekli detaylı incelemeler yapılıyor. Biraz sonra arkadaşımız o konuda bilgi verecek. Bursa Belediyesinden katılan arkadaşımız Bursa çevre yolunun ücretli olacağını söyledi. Daha önceki basın açıklamalarında da ilettik halkın katılımı toplantılarında da söyledik. Bursa çevre yolu ücretli olmayacak, Bursa çevre yolu İstanbul’dan gelip İzmir’e giden için ücretli. Ancak Turanköy tarafından gelip de Nilüfer tarafına giden için veya o bölgeye çıkacak için ücretsiz olacaktır. Dolayısıyla Bursa çevre yolu Bursalılara ücretsiz olacaktır. Bunun dışında çok fazla uzatmak istemiyorum. Son olarak bir şey söyleyip tamamlamak istiyorum konuşmamı. 1984 yılında öğrenciyken Bursa Karayollarında staj yaptım ve o zaman yaşanması gereken şehirlerden diye döndüğümde üniversiteden herkese anlattım. Daha sonra kısmet 2007 yılında görev dolayısıyla Bursa’ya geldim ama 1984 yılındaki Bursa’yı bulamadım. Yani şu anda buradaki duyarlı insanlara teşekkür ederim. Bursa’yı bu kadar düşündüğünüz için, bu kadar detaylı çalıştığınız için. Ama keşke sizden öncekilerde bu kadar detaylı çalışıp en azından 1984’de ki Bursa’yı o şekilde bırakabilseydi, hepinize teşekkür ederim.

Nurettin AKDENİZ (Otoyol A.Ş. Teknik Müdürü):
Öncelikle Sayın Başkana bu programdan bizi de haberdar ettiği ve bizzat yazıyla davet ettiği için teşekkür ediyorum. Buraya gelirken amacımız konuşmak değildi, sizleri dinlemekti. Çünkü biz bu projenin bizimle ilgili tarafını zaten biliyoruz ama bizim göremediğimiz taraflar varsa diye buraya dinleyici olarak gelmiştim. Ancak konuşmacıları dinleyince çok değerli yorumlarıyla beraber bazı şeylerin belki düzeltilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın başkandan söz istedim, sağ olsun verdiler. İsmim Nurettin AKDENİZ, İnşaat Mühendisiyim. Bir saz üyesi değilim öncelikle keşke olsaydım. 15 ayrı toplantı yaptık güzergâh boyunca yaklaşık 25-30 km arayla ben ve Otoyol A.Ş., Karayollarının ilgili bölge müdürlükleri temsilcileri orada bulundular. O toplantılardan çok şey öğrendik öğrenmeye de devam edeceğiz. Çünkü bu toplantılar ilerleyen günlerde tekrar olacak ama insanları dinlemeye gittiğiniz bir yerde saz heyeti gibi dizilmişler benzetmesini çok uygun bulmadım. Sanırım bunu söyledikten sonra konuşmacı Sayın KARACA’ydı sanırım kendisi de üzülmüştür öyle bir tabir kullandığı için. Onun dışında dediğim gibi çok değerli görüşler vardı ancak bir takım slâytlar gösteriliyor zaman zaman bir takım bilgiler veriliyor. Bunların yanlış olması çok doğal ancak bu kadar araştırma yapan insanların aşağı yukarı 18 – 20 senedir devam ettiği söylenen bir projenin temel bilgileri konusunda daha kolay bilgi sahibi olacaklarını düşünerek doğru sözler söylemelerini beklerdim. Bir körfez geçiş köprüsü görüntüsü gösterildi ismi lazım değil bundan 15 sene önce bir firmanın kendisinin basına verdiği görüntüler ki hiç alakası yok. Sayın Hocam KEÇECİ siz göstermiştiniz yanlış bilmiyorsam viyadükler vardı dediniz köprünün üzerinde. Özür dilerim o bir asma köprü değildir zaten yani bizim yapacağımız asma köprü değildir. Güzergâh üzerinde 4 tünelden bahsedildi sonraki bir konuşmacı arkadaşımız onu düzeltti doğrudur 4 tünel yok güzergâh üzerinde 2 tünel var. Sayın CANITEZ Hocam sağ olsun maillerini sık sık alıyoruz çok da memnun oluyoruz. Zaman zaman gülümsetiyor bizi ama yine de güzel bilgiler alıyoruz kendisinden. Sayın Otoyol A.Ş. CEO’su Kemal Yavuz BATUM’la görüştüğünü iddia etti. Doğrudur bunu her ortamda sık sık dile getiriyor. Yavuz Bey’le görüşmek çok zor bir şey değildir zaten. Kendisi bir halk adamıdır yönetici olmakla beraber. Ama Yavuz Bey’le görüşmüş Yavuz Bey güzergâhı gezmediğini söylemiş. Değerli katılımcılar hiçbir kurumdan hiçbir en üst düzey yönetici hem inşaat mühendisi hem makine mühendisi hem harita mühendisi hem jeoloji mühendisi hem toplum bilimci hem çevre mühendisi olamaz. Yavuz Bey doğrudur bizzat güzergâhı gezmedi gerek duysaydı gezerdi öyle bir insandır tanırsanız daha iyi görürsünüz ama Yavuz Bey’in avukatlığını yapmak için gelmedim tabi buraya ama biraz sonra anlatacağım bu güzergâh için yani Bursa – Susurluk arası için 4 ayrı alternatif çalışıldı iki güneyde, iki kuzeyde ve hepsi bir kısmının benimde olduğum heyetler tarafından adım adım gezildi. Bunun bir altını çiziyim. Karayolları adına konuşmak istemem zira bölge müdürümün de gezmediğini söylediniz normalde bölge müdürü de gezmez aynı gerekçelerle gezmez. Bir başka katılımcı sima olarak çok aşina çünkü ben 15 ayrı toplantıda bulundum 12 tane planlanan toplantıydı. Sayın KARTAL Çörtük’de ki toplantıda burası küçük yer görüşemedik dediği için 13. toplantıyı hemen acilen yaptık 2 tane de son dönemde 5 – 6 Ekim tarihlerinde gerçekleştirdik Badırga ve Karacabey’de. Yine başka bir katılımcı devlet gibi firmalar elleri kolları uzun filan dedi bunlar üzerine yorum yapmaya gerek bile duymuyorum kendi takdirleridir. Teknik olarak çok fazla uzatmak istemiyorum ama ufak bilgiler vermek istiyorum. Bu proje Gebze, Orhangazi, İzmir, İzmit körfez geçişi ve bağlantı yolları dâhil otoyolu yap işlet devret projesi Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük projesidir. Aynı zamanda Türkiye’de yap işlet devret modeliyle yapılan ilk projedir. Bir takım zorluklar olacaktır. Bu proje dünyanın en büyük beş asma köprüsünden biri olacak olan İzmit Körfez Geçişi asma köprüsü yine hemen devamında 1.500 metre civarında bir çelik asma köprü toplam uzunluğu 5.142 metre olan iki adet tünel ki bir tanesi 3.400 metre civarında diğeri de İzmir civarında 1.700 metredir. 377 km otoyol gövdesidir, 46 km bağlantı yollarıdır toplam 423 km’dir. 7 adet servis alanı 7 adet park alanı, 8 adet batum işletme merkezi vardır. 31 adet viyadük, 299 adet köprü ve ciddi sanat yapıları, küçük ve büyük sanat yapılarından oluşan devasal bir projedir. Dünyada da yeryüzünde ilerleyen en büyük 3 – 5 projeden birisidir. Böyle bir projenin çevresel ve sosyal etkilerinin olmamasını düşünmek hayal kurmak olur. Belki Mehmet Bey gibi projenin olmamasını istersek hiçbir zamanda böyle bir etki de olmaz elbette ama bu proje bu etkileri minimuma indirmek bizlerin ana görevlerinden bir tanesidir. Bunun için uluslararası düzeyde çevresel ve sosyal etkiler değerlendirme raporu bir seneye aşkın bir süredir gerçekleşmektedir. Burada sadece çevresel etkilere değinildi, sosyal etkileri de vardır bu projenin biz bunları da değerlendiriyoruz. Çalışma hâlen devam ediyor önümüzdeki aylarda sonlandırmayı düşünüyoruz. Bu çalışmanın amacı zaten bu etkileri öncelikle belirlemek sonra bunları nasıl minimuma veya tamamen yok edebileceğimizi belirlemek mümkün değilse güzergâh değişiklikleriyle veya başka benzeri durumlarla bunların üstesinden gelmektir. Bu amaçla biz bu çalışmayı hazırlıyoruz, hazırlatıyoruz, uluslararası danışmanlara hazırlatıyoruz. Sadece bu iş ile uğraşan 4 ayrı danışmanı var. Otoyol A.Ş.’nin iki yerli iki yabancı. Yerli ÇED’den muaftır bu proje ama ona rağmen gerek hassasiyetler gerek karayollarının da benzer hassasiyetleri sebebiyle böyle bir uluslararası çevre çalışması etki değerlendirme çalışması yapılmaktadır. Güzergâh değişikliğine gelince bu proje Otoyol A.Ş.’nin projesi bu güzergâh değişikliği Otoyol A.Ş.’nin güzergâh değişikliği dendi bu çok doğru bir şey değil, hakkaniyetli bir şeyde değil sorup öğrenmek isteselerdi söylerdik daha doğru bilgi verirlerdi. Bir sebepten dolayı nacizane şahsım burada olmasaydı insanları yanlış bilgilendirmek gibi vicdani sorumluluğu olan bir hata yapılmış olacaktı. Bakınız bu proje 9 Nisan 2009 tarihinde ihale edildi. İhale edildiğinde Gebze – Orhangazi arası hariç geri kalan bütün kesim onaylı 1/1.000’lik projeler halinde ihale dosyasına konulmuştu, ihale dokümanlarıydı bunlar. Otoyol A.Ş.’nin Gebze – Orhangazi kesimi dışındaki kısımda herhangi bir tasarruflu sözleşmesi bulunmamaktadır, bulunmamaktaydı ve hâlen de bulunmamaktadır. Ancak bu çevresel etki değerlendirme çalışmaları yapılırken görüldü ki bir takım sivil toplum örgütleri Ramsar bölgesinin hassasiyetini dile getirdiler. Yalnız ortada şöyle bir durum var bu proje karayolları tarafından ihale dokümanı olarak onaylı proje olarak belirlerken aslında karayolları da bu hassasiyeti dikkate almış ve bunu Ramsar alanının dışına çıkarmıştır. Ancak bir takım sebeplerden ötürü bu projenin 1990’lı yıllarda yapılan proje çalışmaları 2000’li yılların sonuna sarktığı zaman ihale sürecinde Ramsar alanına bir de tampon bölge eklenerek genişletilmiştir. Bu sebepten ötürü daha önce Ramsar’a uygun olan Bursa – Susurluk arası kesim daha sonra tampon alan içerisinde kalmış ve tekrar onun içerisinden çıkartılması öngörülmüştür. Bu sebeple karayolları bu gerçeği bize şahitlik ettiler toplantılarda. Kendileriyle ilgili konuları sivil toplum örgütlerine ve vatandaşlara açıkladılar ama burada da gördüler ki bu güzergâhın Ramsar alanının dışına çıkarılması lazım. Bu bir her şeyden önce vatandaşlık görevi, bu konuyla ilgili insanların çevresel hassasiyetleri olmasından kaynaklanan bir görev ve bize talimat verdiler. Dediler ki Sayın Otoyol A.Ş. bize alternatif çalışmalar yapın, biz de bir takım alternatif çalışmalar yaptık dediğim gibi iki güneyde iki kuzeyde ve daha sonra bunu Karayollarına yazı olarak sunduk. Karayolları da alternatifler üzerinde gerek bizimle muhtelif toplantılarda gerekse ilgili uzmanların saha gezileri sonucunda kuzeydeki bir alternatife karar verdi ve bize talimatla bunu yapın dedi. Yani Otoyol A.Ş.’nin güzergâhı denilen güzergâhın hikâyesi budur. Sanırım bundan sonra bu bir daha dile getirilmez. Yani veya en azından anlattığım şekliyle açıktır sonrasında başka sorular varsa başka toplantılarda cevaplamaya çalışırız. Benim söyleyecek çok şeyim var ama çok zamanınızı almıyorum zira benim de bir yere yetişmem lazım ama hemen bir yere gidiyorum anlamında değil buralardayım. Sayın başkan söz hakkı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Değerli katılımcılar beni de sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim umarım açıklayıcı olmuşumdur. Konuşmak için gelmemiştim dediğim gibi ihtiyaçtan dolayı konuştum tekrar teşekkür ederim, saygılar sunarım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şimdi evet gerçekten bize bir saniye bir saniye! Bir dakika şimdi toplantının gidişatı var lütfen. Çok teşekkür ediyoruz konuşmacıya Otoyol A.Ş. adına geldi net bir şekilde görüşlerini söylediler. Tabi bütün bunlar hepimizin aklı, fikri, vicdanına her konuşmayı kendimizde zapt ediyoruz, değerlendireceğiz, kent konseyi de değerlendirecek bütün bunlar raporlar halinde ilgili yerlere bildirilecek. Toplantıyı bitirirken son konuşmacı toplantının kapanış konuşmacısı 22. dönem milletvekillerimizden Sayın Faruk ANBARCIOĞLU’na veriyorum. Aynı zamanda kent konseyimizin de aktif gönüllülerinden ona da teşekkür ediyoruz kısa öz bir kapanış konuşması rica ediyoruz.

Faruk ANBARCIOĞLU (22. Dönem Milletvekili):
Sayın başkan değerli katılımcılar hepinize sevgiler saygılar sunuyorum. Keşke bu toplantı bir güne yayılabilseymiş bu önemli sonuçlardan sonra bunu görüyoruz. Ben hemen kısa kısa notlar aldım onları sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlar şimdi dünyada son üç beş yıldan beri çok önemli bir şekilde dile getirilen bir ifade var organik tarım. Hepimiz burada çok yakinen duyuyoruz ve biliyoruz ne demek olduğunu. Biz şimdi bugün burada bir ceket dikelim ve bu ceketi kime uygunsa o alsın sırtına giysin mantığıyla ben hareket etmek istiyorum. Bütün dünya organik tarıma dönerken biz şu bilhassa Karacabey tarafından geçecek olan yolda ne yapmak istiyoruz. Bütün dünya çevre ile ilgili her gün yatıp kalkıp bir şeyler üretirken biz neler yapıyoruz. Bütün dünyada, ülkemizde topraklarımız taşkınlarla, derelerle topraklarımız dereler vasıtasıyla denizlere kayarken, erozyona uğrarken biz hem dört mevsimde ürün alabileceğimiz topraklarımızı ne hale getiriyoruz bir de buna bakalım. Somali’de daha düne kadar açlık var, kuraklık var, susuzluk var diye gerek ülkemizden gerek Bursa’mızdan gerek dünyanın dört bir tarafından orada ki bir damla suya ihtiyacı olan insanlar için gözyaşı dökerek ceplerimizdeki paraları verirken biz şu anda bugün dört mevsimde ürün elde edebileceğimiz topraklarımıza neler yapmak istiyoruz ona bakalım. Uluabat Gölü’nde yakın çevredeki arkadaşlarımızla birlikte daha bundan 15 – 20 yıl önce 22 çeşit canlı yaşardı kelebekler yurt dışına giderdi. Bugün arkadaşlar bu sayı kaça düştü biliyor musunuz Uluabat Gölü’nde yaşayan canlı sayısı beş ya da altıdır işte çevrenin olumsuz etkileri ve oradaki insanlarımızın geçim sıkıntısı. Ben meclisteyken 2006 yılında hem Uluabat Gölü’nde hem de İznik Gölü’nün çevre kirliliğinden dolayı bize yapılmış olan zararlardan dolayı meclis araştırma önergesi verdim üzülerek söylüyorum. Uluabat Gölü için olan çalışma bu komisyona geldi, değerlendirildi ama İznik Gölü için olan maalesef gündeme bile getirilmedi. Bunları hafızalarınıza kaydetmenizi istiyorum. Mustafakemalpaşa’da biz yıllarca Güllüce suyunun çevredeki arazilerin sulanması için bakanlıklardan beş kuruş para bulabilmek için çalmadığımız kapı kalmadı. Şimdi elimizdeki fırsatları biz elimizle itiyoruz. Tarım da neymiş sulu tarım da neymiş demeye başlar hale geldik. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK köylü milletin efendisidir der doğru mu? Köylü neyle uğraşır işte biraz önce değerli arkadaşlarımızın bahsettiği gibi bırakın, Marmara Bölgesi Türkiye’nin yarısını besliyor domatesiyle, soğanıyla, biberiyle. Şimdi biz bütün bunları görmemezlikten geliyoruz. Osmanlı her kurulduğu yerde çınar ağaçları, selvi ağaçları dikmiştir. Peygamberimiz yarın kıyamet kopacak olsa idi elinizde fidan varsa dikin demişti. Biz şimdi yüz binlerce ağacımızı nasıl kesebiliriz mantığıyla hareket eden bir hale gelmişiz. Bütün bunları değerlendirecek olursak dünyada ve Türkiye’de çok önemli bir proje olmasından dolayı biz bununla ancak gurur duyuyoruz. Ülkemizin gelmiş olduğu seviyeyi dünyaya haykırdığımız için ama bunun anlamı yol yapacaksak tarım arazilerini katledelim, ağaçları katledelim olmaması lazım diyorum. Hepinize saygılar, sevgiler diliyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bende teşekkür ediyorum. Üç Saati aşkın bir maraton soluk kesmeden teşekkür ediyoruz. Yine yoğun katılım gerçekten ve gayet dolu bir salon yarın akşam Engelliler Meclisimizin Türk Halk Müziği Konseri var Tayyare Kültür Merkezinde bekleriz. 23 Aralık’ta da “Deprem ve Bursa” konulu önemli bir konsey toplantımız var değerli konuklar yine herkesi bekliyoruz. Herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu günler, geceler, yarınlar teşekkürler.