• 24 Kasım 2017

Kurumsal

65. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 17 MART 2012


“GÜZELYALI İSKELESİNİN İSTANBUL, EGE - AKDENİZ ULAŞIMINDAKİ YERİ” KONULU
BURSA KONUŞUYOR TOPLANTISI
17 Mart 2012 Cumartesi

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Enes Battal KESKİN’i ve Mudanya Kent Konseyi Genel Sekreteri Zeliha Hanım’ı kürsüye davet ediyorum, buyurun. Evet, çok değerli konuklarımız, Mudanya’mızın değerli belediye başkanı ve İDO gibi büyük bir firmanın değerli yetkilileri ve toplumsal kuruluşlarımızın temsilcileri, değerli Mudanyalılar, Bursalılar herkese Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak öncelikle hoş geldiniz diyorum. Mudanya’da; ülkemizin, kentimizin tarihi bir bölgesi, tarihi bir kentinde, gerçekten önemli bir toplantının konuşmaları yapılacak. Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde sizlerle bir aradayız, örnek çalışmalarımızdan bir tanesini yine ortaya koyuyoruz Bursa olarak, Bursa’nın insanları olarak. Bildiğiniz gibi Bursa önemli bir kent, bir dünya kenti, iddialı bir kent, iliyle ilçeleriyle, tarihi ile geçmişi ile çok büyük bir kent, sanayide Türkiye’nin en önde gelen kenti, ihracatta Türkiye ikincisi, Türkiye’ye istihdam sağlayan, üretim sağlayan ve birçok imkânları sağlayan kent. Bursa büyük Osmanlı coğrafyasının kuruluşunun olduğu, o büyük coğrafyanın temellerinin atıldığı ve 6 büyük padişahın da Bursa’da bulunduğu bir kent, bir cumhurbaşkanının da Bursa’da bulunduğu bir kent. Binlerce yıllık geçmişten gelen tarihi ile de Türkiye’nin önemli bir kenti, bir dünya kenti. Bursa’da yaşayan insanlar olarak ülkemizin konularını da, dünyanın konularını da takip ediyoruz. Bursa’mızın kurumları, yöneticileri iddialı, Bursa Büyükşehir Belediyesi iddialı, Mudanya Belediyesi iddialı ve şirin bir beldenin sempatik bir belediyesi, insanların gelip nefes aldığı dinlendiği bir yer. Türkiye için önemli bir bölge Mudanya. Bursa Kent Konseyi gibi sorunları takip eden, edebilen, bunları konuşma ortamına koyan, konuşturan, çözümleri ortaya koyan, 4 seçilmiş meclisi, 34 ayrı çalışma grubu, yüzlerce gönüllüsü ile Türkiye’nin en büyük, en güçlü kent konseyinin başkanı olmanın da mutluluğu ile konuşuyorum. Bursa’nın en zor konularını oturup konuşabiliyoruz. Bursa’nın insanı medeni, bilinçli, konularını, meselelerini konuşmasını bilen insanlar. Geçtiğimiz günlerde biliyorsunuz otoyol gibi son derece önemli bir konuyu Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde, 500’e yakın ilgili kişi -akademisyenden, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, toplumsal her türlü kuruluş ve camiaya kadar- geldi, konuşuldu, konu takip edildi. Raporlar ilgili yerlere gönderiliyor, medenice konuşuluyor varsa sorunlar ortaya konuluyor, çözüm üretmek hepimizin görevi ve bunları da ilgililere iletmek bizim görevimiz ve ilettiğimiz konuların da tabii ki takipçisiyiz. Çok değerli Bursalılar, Mudanyalılar, bugün de Bursa’mızda birçok yatırımlar yapılıyor. Bursa’da mesela bir raylı sistem yatırımları söz konusu; son iki yılda Bursa-Görükle-Üniversite hattı biliyorsunuz 6,5 km. Emek tarafında da 2,5 km. toplam 9 km’lik, 200 milyon €’luk bir yatırım söz konusu. Bunlar yani Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa’nın insanları, yatırımları büyük, Bursa’da yapılan işler de büyük. Bir stadyum yapılıyor 45.000 kişilik yani kalite olarak da belki de Avrupa’nın en iyi statlarından birisi olabilecek. Bursa marka kentse her meselesi, her konusu, her yatırımı önde olmalı. Tabii ki Bursa’nın ilçeleri var Mudanya, Gemlik gibi, Bursa’nın denizle birleşen yüzü ve tabii ki bunun sonucunda da Bursa’nın İstanbul gibi bir dünya devi ile buluşan yüzü… Bunlar belki yıllar içinde biraz göz ardı edildi veya şartlar öyle getirdi. Biz hatırlarız Mudanya İskelesi’ne yanaşamayıp da İstanbul’a döndüğümüz o vapurlarla, marakas vapuru diye galiba söyleniyordu, Yalova’dan gidip gelirdik. İşte zamanla değişik alternatif ulaşım araçları ortaya çıktı ve Mudanya’ya da bir iskele yapıldı. Bu iskele Güzelyalı beldemizde yapılan feribot iskelesi. Geçtiğimiz devrede trilyonlarca lira yatırımla yapılan bir iskele. Orada yapılması o günkü yöneticilerle, öyle uygun görüldü. Belki bir tartışma ortamı olsaydı o günkü şartlarda, yeri ile ilgili değişim olabilirdi. Şimdi yapıldı, yapanlardan Allah razı olsun diyoruz. Onu, bulunduğu ortamda ve bulunduğu konumda bizler, Bursalılar, yöneticiler en iyi şekilde kullanmak zorundayız. Bursa’ya ve Türkiye’ye verimli bir şekilde kullanılması esas, insanların sorunlarına, dertlerinin çözümlerine yönelik kullanılması esas. Bursa’nın ulaşımla ilgili meselelerinden bir tanesi nedir? Birincisi, İstanbul’la ulaşımı söz konusu, İstanbul’la Bursa’nın hızlı bir şekilde yakınlaşması, ulaşımın hızlı bir şekilde yapılması ve tabii ki Bursa’nın önemli hedeflerinden bir tanesi Bursa’nın bir turizm kenti olmasıdır. Şimdi değerli Bursalılar, değerli Mudanyalılar; Bursa’yı yönetenlerin, Bursa’nın önde gelenlerinin, toplumsal kuruluşların temsilcilerinin genel anlamda mutabık kaldığı bir konu var. Artık Bursa’nın sanayisinin dondurulması, var olan sanayinin revize edilmesi, bunların artık emek yoğun sanayiden teknoloji yoğun sanayiye doğru dönüştürülmesi. Sanayi bölgelerinin düzenlenmesi, revize edilmesi gibi noktalarda ama nereyi hedefledi Bursa? 100.000’lik planlar yapılıyor, biliyorsunuz. Bursa’nın bütün kurum ve kuruluşları insanlarıyla artık ortak görüş, kentin hizmet sektörüne yönelmesidir. Bunun içinde ağırlıklı turizm, sağlık, eğitim gibi konular var. Peki, Bursa bir turizm kenti mi? Maalesef değil. Neden değil? Bursa’da bu kadar tarih var, tabiat var, doğa var, dünyanın merkezi, her şeyi güzel, havası güzel, denizi, dağı var, bu şekilde birçok imkânın olduğu dünyanın nadir kentlerinden… Ama 50.000-100.000 gibi gülünç rakamlarda turist ağırlıyor. Bunları Bursa niye aşamadı? Niye aşamadığıyla ilgili şahsi yorumumu da söyleyeyim. Çünkü Bursa sanayi kentidir. Bursa Türkiye’yi doyuruyor. Hatta dünyaya açık bir kent, Bursa’da yatırım yapanlar Bursa’nın insanları bu derecede yoğun sanayi yatırımları, atölye yaparken başka alanlara ihtiyaç hissetmemiş. Bakın bundan kaynaklanıyor. Bu, Bursa’nın ileriyi görmediğinden değil, büyük yatırımlar yapmış olduğundan… Bunu yapanlar gerçekten Türkiye’ye hizmet etmiş, Türkiye’ye hizmet eden bir kent Bursa. Bursa’yı aşıyoruz biz Bursalılar olarak hatta dünyaya hizmet ediyoruz yaptıklarımız, ürettiklerimizle. Tabii ki zaman içinde çevre konuları ve çeşitli gelişmeler oldukça, Bursa’da da sanayi ile ilgili sorunlar oluşunca, “artık Bursa sanayiye doydu, sanayi başka bölgelere kaymalı” diye görüşler çıkınca, Bursa’nın turizm kenti olmasına yönelik ağırlıklı eğitim ve sağlık olmak üzere yatırımlar başladı. Görmüşsünüzdür bakın birçok çok yıldızlı otel yapılıyor Bursa’da. Atatürk Kongre Kültür Merkezi var, Uludağ’daki otellerde şuan Davos benzeri toplantılar yapılıyor. Ülkemizin ekonomik konuda önde olan, önde gelen isimleri oralarda konuşuyorlar. Yani Bursa her zaman için dünyaya açık bir kent. Peki, ne var? Ulaşım fakiri. Yani bir havaalanı konusunu hâlâ net bir şekilde çözebilmiş değiliz. Yenişehir Havaalanı var, çok güzel, büyük önemli bir havaalanı, biraz zaman gerekiyor onun Bursa ile tamamen bütünleşmesi için. Peki, Bursa gibi İstanbul’un hemen yanı başında olan bir kentin canlandırılması için başka ne yapılması lazım? Başka havaalanları da olmalı. Bu; Yunuseli mi olur, Kurşunlu Havaalanı mı olur? Bursa iki tane, üç tane havaalanı kaldırabilecek bir bölge kentidir. Çok değerli Bursalılar, Bursa bunları yapacak, Bursa Büyükşehir Belediyesinin bu konuda son derece ciddi çalışmaları var. Tabi bir de ne var? Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımı rakamsal olarak 6,5 milyar dolarlık “İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu”. Bu yaklaşık yanlış hatırlamıyorsam 400 küsur km, 130 km’si de Bursa’dan geçiyor. Bakın ne kadar önemli bir yatırım. Ve Bursa’nın değil bölgenin aksını, geleceğini, vizyonunu değiştirecek bir proje bu. İstanbul’dan binince sanki Taksim’den Yeşilköy’e gider gibi İstanbul’da olacaksın. Bursa buna kendini hazırlamak zorunda, bu yapılacak. Bununla ilgili, “Apolyont’un kuzeyinden mi geçsin, güneyinden mi geçsin?” noktasında tartışmalar var. İnşallah Bursalıların da genel kanaati Apolyont, Uluabat Gölü’nün güneyinden geçmesi noktasında ve ülkemizi yönetenler, karar vericiler, karayolları camiası müteahhittin fikrinden ziyade halkın ve Bursalıların fikrine bakarak yolu ilk planlanan ve tasdik edilen projesinden geçirirler ve Bursa, Türkiye, Avrupa kazanır. Çünkü burada önemli bir aks var. Çok önemli bir aksın merkezinde. Peki, Bursa’da ne var ulaşımla ilgili? Bakın Bursa’nın İstanbul’la bütünleşmesi lazım değerli Bursalılar. Bursa’da istihdam alanlarına yönelik turizm hareketi, Türkiye’nin, Bursa’nın özellikle önünü açabilecektir. Bursa’nın önü açılırsa, Bursa’da bu parayı kazanan insanlar başka yerlerde harcayacak, yatırım yapacak. Böyle bir denge, peki bu dengede bizim İstanbul’a gelen turistlerin, insanların Bursa’ya gelmesi lazım. İstanbul’a gelen turistleri biz Bursa’ya getiremiyoruz, bir gece bile kalmıyorlar. Bir gece bile kalmayan turizm hareketinden Bursa ne fayda sağlar. Bakın bunlar ne için? Şu anda biz bunu çocuklarımızın geleceği için hesaplamamız lazım. İstanbul’dan Bursa’ya gelip en azından iki-üç gün veya bir gece bile olsa kalınmalı, öncelikle bunların hedeflenmesi gerekiyor. Peki, ne yapılacak? Bugün ulaşım sosyolojisi diyelim genel anlamda. Bu ulaşım sektörünün aktörleri var, bu işin emektarları var, karayolu taşımacılığı var. Gerçekten Türkiye’nin cumhuriyet tarihinden sonra özellikle 1950’li yıllardan sonra karayolu taşımacılığı -hatta çok tartışıldı bilirsiniz demiryolu mu, karayolu mu gibi- noktasında ülkemizi yönetenler ağırlık koymuş ve bu noktada yol alınmış, büyük hizmetler yapılmış, artılarıyla, eksileriyle… Hâlâ daha da devam ediyor, en ücra köşelere ulaşıyoruz. Karayolları sektörü ve ulaşım sektörünün, emektarları da var aramızda burada. Bu işin kahrını çeken insanlar gerçekten. Şimdi bu bir sektör, bu bir hizmet sektörü ve ağır işçilik yapılıyor orada. Çok riskli bir sektör, Allah korusun kazası belası var. Bu sektörün yanında işte mesela Bursa’da çeşitlenen ne oldu? Feribot iskelesi ile feribot devreye girdi. Tabii ki feribotta iskele ve geleceğe yönelik hesapların tam yapılması gerekiyordu zamanında. Bakın şu anda iki tane feribotumuz ancak Bursa’ya yetiyor, fazla bile geliyor. Bir üçüncü feribot, dördüncü feribot yazın oda ege seferleri arttığı zaman ihtiyaç oluyor. Peki, İstanbul’dan gelen insanları Bursa’ya çekmemiz lazım. Ya karayolu ile çekeceğiz ya da denizyolu ile çekeceğiz. Bunlar komple bir olay. Müşteri sayısı artacak, pastayı bölüşeceğiz. Kimlerle? Bu sektörün içindeki herkes ve Bursa kazanacak sonuçta bu bir denge meselesi, yalnız bu dengenin iyi kurulması lazım. Değerli Bursalılar; bu denge kurulurken, bu ulaşım dengesi kurulurken bunun aktörleri arasında herhangi bir uyuşmazlık, çatışma noktasında olunursa bu faydadan ziyade toplumsal zarar getirebilir. Bunların çok iyi dengelenmesi için ortaya konulan hizmetlerin hem Bursa hem ülkemiz noktasında faydalılık derecesini arttırmak, hızlandırmak ve konunun aktörlerinin de bu noktadaki görüş ve düşüncelerinin alınması ve neler oluyor neler bitiyor noktasında görüşlerin, düşüncelerin ortaya konulması için bu toplantıyı tertipledik. Bu toplantıya öncelikle İDO camiasının katılması bizleri son derece memnun etmiştir. Bu güzel bir halkla ilişkiler örneğidir. Kendileri, İDO yetkilileri Tolga Bey konu ile ilgili bilgi verecek bizlere, sizlere. Bizler de sizler de bakın burada birçok yetkili var, etkili yetkili insanlar var, samimice, medenice görüş ve düşüncelerimizi söyleyeceğiz. Bu işin artıları var, eksileri var, olabilir. Her iş artı olmaz, eksisi de olabilir. Ne var, nerede eksi var, nerede artı var? Bunları bilelim. Sorunlar varsa, bunları da çözmek için sonuna kadar kavgasını verelim. Çok değerli Bursalılarım; bu tarz toplantılar zor toplantılardır bakın. Ama bizler, her türlü zorluğu aşabilecek güçte, kapasitede, tecrübedeyiz Allah’a şükür. Mehmet Semih PALA kardeşinizi tanıyorsunuz. 40 yılımızı verdik bu sosyal cemiyet hayatına. Onun için insanlarımızla iyi geçinmesini, gerektiği zamanda tartışmasını da biliriz. Ama her zaman için özellikle son 2,5-3 yıldır Bursa Kent Konseyi Başkanlığımız sürecinde tüm Bursalılarla herkesle ve her kesimle, her dünya görüşünden olan insanla gayet güzel bir çizgi yakalanmıştır. Bu Bursalıların menfaatine olmuştur. Biz bu çizgimizi devam ettirmenin mücadelesini vereceğiz. Sizlerin de desteğini her zaman için bekliyoruz. Böyle bir toplantı yapmanın, yapabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Kent konseyi toplantılarında protokol olmaz. Ne vardır? Dostluk, kardeşlik, karşılıklı saygı esastır. Bu çerçeveler içinde toplantımızı başlatıyoruz ve İDO, meşhur İDO, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kurulan bir kuruluşu, çok büyük devasa bir sistem özelleşti, özelleştirildi bir şirketimiz tarafından alındı ve işletiliyor, yönetiliyor, bir şeyler yapmak isteniyor, yatırım yapmak isteniyor. Yapacak tabi, şirket sonunda para kazanmak için iş yapacak. Yapacağı işler kendine ait olabilir, topluma yönelik olabilir. Topluma yönelik işler var, güzel şeyler var. Artıları var, eksileri var. Bizi İDO’nun değerli yetkilileri bilgilendirecekler, ne yapmak istiyorlar? Nasıl bir sistem kurulmak isteniyor? Belki ben başından söyleyeyim Tolga Bey de bu konuda konuşması arasında belirtebilir. Bursa’da öncelikle işin teknik boyutundan önce şöyle bir genel hüküm söz konusu, Bursa bir dünya kenti, büyük bir kent, “Bursa’da yapılan işlerden Bursalıların, Bursalı yöneticilerin, belediyelerinin haberi olmalı” noktasında bir endişe söz konusu. Bunu da söyleyerek ben İDO İş Geliştirme Direktörü Tolga Bey’e, Sayın Tolga YARDIMCI’ya sözü vermek istiyorum. Buyurun Tolga Bey.

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Öncelikle Semih Bey’e, kent konseyi toplantılarını organize ederek bize burada kendimizi ifade etme şansı veren tüm yetkililere teşekkür ediyorum. İDO yönetiminin size sevgi saygılarını en içten hürmetlerini getiriyorum. Hazirunun bilgisine ve değerlendirmesine bir takım bilgileri sunmadan önce zaman zaman konuşmama ara vereceğim çünkü bir rahatsızlık geçiriyorum ama böyle bir imkân verilmişken de gelip açıkçası sizlerle beraber olma şansını kaybetmek istemedim. O yüzden konuşmama zaman zaman ara verip, bir damla su alabilirim, o yüzden şimdiden özür diliyorum konuşmamla ilgili bir aksaklık olur ise. Dediğim gibi İDO olarak İDO İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 1980’li yıllarda denizcilikle ilgili taşımacılık faaliyetlerini gerçekleştirmesi, İstanbul trafiğinde söz konusu olan yükün mümkün olduğunca alternatif kanallara aktarılmasını sağlamak için kurulmuş şirketlerden bir tanesidir. Belki malumunuz üzeredir, geçtiğimiz sene İDO özelleştirildi ve İDO’yu dört ortaklı bir konsorsiyum, bir ortak girişim satın aldı. Bu noktada tabii İDO’nun özelleşmesi ile beraber mevcut belediye perspektifindeki hizmetlerin çeşitlendirilmesi, bu hizmetlerin mümkün olduğunca hem kamu menfaatine olabilecek, hem de sektörde bir takım yeniliklere imkân tanıyabilecek ölçekte ve nitelikte olması hedeflendi. Bunlardan bir tanesi yaklaşık 1 aydır 1,5 aydır çok sözünü ettiğimiz bizim 8 Mart’taki basın toplantısının öncesinde ve sonrasında da oldukça konuşulan İDOBÜS projesi. İDOBÜS projesi nedir? İDOBÜS projesi bir kombine taşımacılık projesidir. Aynı hızlı tren otobüs kombinasyonunda olduğu gibi, aynı bir takım özel havayolu şirketleri ve karayolu şirketleri, taşımacılık şirketlerinin yaptıkları işbirliğine benzer bir kombine taşımacılık projesidir. Dolayısıyla kombine taşımacılık projesi olması sebebiyle de Kombine Taşımacılık Genelgesi, Ulaştırma Bakanlığı Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğünün yayınladığı Kombine Taşımacılık Genelgesi ve mevzuatına tabi bir projedir. Dolayısıyla konuşmalar esnasında Semih Bey de aktardı, biz başkanımla da zannediyorum bundan birkaç ay önce kendisine ufak bir bilgilendirme ve nezaket ziyareti yaptığımızda aktarmıştık. Esasen bu projenin içinde olması gereken pek çok şeyde, pek çok noktada sizlerle farklı durumda değiliz ama mevzuatımızın bize izin verdiği, en azından mevcut durumun şuan için izin verdiği şartların ölçüsünde bir takım yenilikler ve hizmetler sunmaya çalışıyoruz. İDOBÜS projesi ile ilgili olarak size aktarabileceğim normalde biliyorsunuz deniz otobüsleri seferleri ve feribot seferleri zaten İDO’nun normal hizmet kapsamında olan hizmetler ama bununla beraber normalde biz hem Bursalıların hem de İstanbulluların bağlantılı olarak Balıkesir, Manisa ve İzmir’deki vatandaşlarımızın bu aks üzerindeki karayolu taşımacılığındaki yükünü hafifletebilmek, bir nebze olsun onlara daha konforlu ve süre anlamında daha çok katkı sağlayabilecek bir proje hayata geçirmek istedik. Esasen İDOBÜS’ün bütün mantığı; İzmir–İstanbul arasındaki güzergâhta yolcularımıza iki saate yakın katkı sağlayan bir proje olmaktan öteye gitmemektedir dolayısıyla açıkçası bu kadar çok eleştiri yapılmasını da bu noktada hem anlayışla karşılaşılıyoruz hem de acaba eksik bir bilgi mi verdik? Diye de kendimizi açıkçası sorguluyoruz. O yüzden bu tip imkânları bize verdiğiniz için bir kere daha teşekkür ediyoruz. İDOBÜS projesiyle ilgili biraz seferlerimizden bahsedeyim size. Seferlerimiz her sabah 06.00’da Kabataş’tan başlamak üzere gece 12.00’ye kadar toplam 13 sefer İstanbul kalkışlı. Gece 01.30’da İzmir’den başlamak üzere gene akşam saatlerinde 18.30’da varmak üzere 13 sefer de İzmir-İstanbul seferi toplam 26 seferden bahsediyoruz. Toplam 26 seferin deniz bacağını 4 tane deniz otobüsüyle, karabacağını da yalnızca ve yalnızca 8 otobüsle yapıyoruz. Burada sektörün emektarları vardır. Semih bey ben henüz tanışma imkânı bulamadım ama toplantıdan sonra da memnuniyetle kendileri ile tanışırım fikirlerini de alırız ama bir tur programı çerçevesinde bu 26 sefer sadece 8 otobüs ile yapılacaktır. Açıkçası biz İDOBÜS projesini, konsept bir proje olarak görüyoruz. Halkımız eğer buna teveccüh gösterir, bu fiyatları uygun bulur, bu hizmetin zaman konfor unsurlarından faydalanır ve teveccüh gösterirlerse bu pastanın büyümesi pek tabii ki normaldir. Pastanın büyümesinden kastımız esasen biraz budur. Bildiğiniz üzere son yıllarda özellikle özel havayolu taşımacılığının, özel havayolu şirketlerinin artık sektöre girmesiyle havayolu taşımacılığı ciddi anlamda müşteri sayısını, yolcu sayısını artırdı. Burada amaç neydi? Normalde 19-20 saatlerde gidebildiğiniz Diyarbakır’a eğer İstanbul’dan ya da başka bir merkezden 1,5 saatte uçuyorsanız bu yolcumuza bir konfor sağlar. Çok ilginç bir anekdot aktarayım isterseniz. Otobüs birliklerinden bir grup beyefendinin toplantısının Diyarbakır’da olması hasebiyle benim çok içeriden duyduğum ve çok da hoşuma giden bir anekdot esasen, o yüzden sizlerle paylaşıyorum. Otobüs camiamızın önemli isimlerinin olduğu Diyarbakır’da düzenlenen bir toplantı da haziruna yön veren ve konuşmayı yöneten beyefendi kaç kişinin otobüs firmalarını temsilen oraya geldiğini ve kaç kişinin otobüs ile geldiğini soruyor. Bir el bile kalkmıyor, herkes uçakla gelmiş dolayısıyla çağın getirdiği birtakım gereksinimleri vatandaşımıza sunmamız gereken birtakım konforları artık bu anlamda onlardan çok da uzak tutamayız noktasındayız. Dolayısıyla kombine taşımacılığın bu anlamda zaman unsuru olarak, konfor unsuru olarak ulaşım sektöründe farklı enstrümanları birleştirerek daha iyi seviyede yolculuklar sunması anlamında çok önemli bir opsiyon ve alternatif olduğunu düşünüyoruz. Tekrar sözlerime geri döneyim, projenin gerçekleri ile ilgili dediğim gibi bu 8 otobüs ve 4 deniz otobüsü ile toplam günde 26 seferi karşılıklı olarak yapıyoruz. Fiyatlarla ilgili olarak belki genel olarak bir takım yorumlarda basından aldığımız kadarıyla okuyoruz. Açıkçası bu fiyatları oluştururken biz Ulaştırma Bakanlığımız Karayolları Genel Müdürlüğünün şuan geçerli olmasa da her an geçerli olabilecek bir minimum taban fiyat listesi var dolayısıyla hangi misyon yada nitelikli bir firma olursanız olun bu fiyatların altında taşıma yapmanız kanunen yasak dolayısıyla biz bu rakamları dikkate alarak yolcularımızı İstanbul - İzmir güzergâhında, İstanbul - Bursa güzergâhında 2 saatten daha az süreyle taşıyarak makul rakamlara taşıma hizmeti ve misyonunu üstlenmiş durumdayız. Şuanda bu pasta içerisinde, bu pastadan yararlanan sadece iki tane otobüs firmamız var. Ama siz de takdir edersiniz ki sadece 8 otobüslük bir hizmet paketini 100 tane firmaya bizim bölüştürme şansımız çok yok. Dolayısıyla bu noktada, bu iş, bu proje vatandaşlarımızdan, yolcularımızdan ne kadar teveccüh görürse o kadar çok firma bu işin içinde yer alacak. Bunun haricinde tekrardan size aktarayım. Seferlerimizle ilgili olarak 1 saat 50 dakikada İstanbul Kabataş’tan, Güzelyalı’ya geliyoruz. Normalde otobüs yolculuğu şuanda zannediyorum 4-4,5 saat normal trafik şartlarında.

Hüseyin Bey (Bir Dinleyici):
3 saat

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
3 saat doğrudur. Çok özür dilerim. Hüseyin Bey izniniz olursa ben konuşmamı bitireyim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Konuşmacımız konuşmalarını bitirsin, sizlere de ben söz vereceğim.

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Ben içtenlikle inanın sizlerle karşılıklı sohbet etmek için, sizi bilgilendirmek için buraya geldim misafiriniz olarak da burada yerimi aldım zannediyorum. Semih Bey nasıl devam edelim istersiniz?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Konuşmacı konuşmasını yapıyor. Yani yanlış da söyleyebilir. Yanlış da söylüyorsa herkes sözünü korusun. Evet buyurun.

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Estağfurullah 4 saat rakamını da nasıl telaffuz ettiğimi ben tekrar hazirunun değerli bilgisine ve değerlendirmesine sunayım. Biliyorsunuz bu projeye başlarken biz 4’er tane toplam 8 otobüsümüzü Ulusoy ve Kamil Koç firmalarından aldık. Kamil Koç firmasının yetkililerinden aldığımız normal sürenin 4 - 4,5 saat olduğuydu, Hüseyin Bey belki onların aktardığı bilgide bir yanlışlık vardır. Ama dediğim gibi bizim bilgimiz dâhilindeki rakamlar bunlar. 1 saat 50 dakikada Kabataş-Güzelyalı seferlerimizi yapmakla beraber 4 saatte bu anlamda Balıkesir’e, 5 saat 50 dakikada Manisa’ya, 6 saat 40 dakikada da Balıkesir ve Manisa uğramalı olarak İzmir’e gidiyoruz. Eğer Balıkesir-Manisa seferlerine uğramaz isek ki normalde bunların sayısı toplamda 26 içerisinde 18’dir, 6 saat 25 dakikada yolcularımızı bu müstesna otobüs firmalarımızın da desteği ile İzmir’e ulaştırıyoruz. Böyle bir projeden bahsediyoruz açıkçası. Dolayısıyla geldiğimiz nokta itibarıyla bu proje içerisinde halkımızın teveccüh göstermesi bu imkândan yararlanması noktasında bu seferlerin artacağını arttırılabilme ihtimalinin olacağını ben size söyleyebilirim ama dediğim gibi eğer bu proje yerini bulmaz, bu konforu, bu zaman avantajını ve bu ulaşım metodunu halkımıza doğru aktaramazsak, başlangıçta birtakım endişelerle yaklaşırsak, bu bebeği ölü doğurmuş oluruz. Açıkçası biz 26 seferi düzenlerken İstanbulludan ziyade Bursalıya hizmet ettiğimizin bilincindeyiz ve o motivasyondayız. Belki farkındasınızdır, belki malumunuzdur, belki değildir. Semih Bey’in bahsettiği bu Davos benzeri Uludağ’daki forumda Sayın Valimizin Şahabettin Bey’in bir sunumu vardı. Otoyol geldiğinde 400 km’ lik bir projenin 130 km’ sinin geçtiği bir güzergâhtan ve ilimizden bahsediyoruz. Bu kadar önem verilen bir projede İstanbul ile Bursa’nın arasında kat edilecek mesafeye denk gelen süre 1 saat 50 dakika öyle değil mi? Bu 1 saat 50 dakikayı biz size bu günden sunuyoruz. Bu gün Güzelyalı’dan binen her Bursa vatandaşı uygun rakamlarla Kabataş’a gitme imkânı bulabiliyor. Keza Semih Bey’in bahsettiği İstanbulluların günde sadece sabah ve akşam olmak üzere düzenlenen feribot ya da deniz otobüsü seferleriyle Bursa’ya ulaşmasını beklemekten ziyade artık isteyen her İstanbullu sadece o güzel iskender kebabını yemek için bile gelip tekrar gidebilecek noktada ve dolayısıyla İstanbulludan ziyade Bursalıya, Bursa için yaptığımız bu hizmet içerisinde ben sizin de birazdan sorularınızı alacağım, bütün soru işaretlerini netleştirmeye çalışacağım. Ama dediğim gibi bu projeye baştan bir endişe ile bakarsak o zaman pek çok yanlış anlaşılmalar olabilir, o yanlış anlaşılmaları da düzeltmek için biz buradayız diye görevimizi yaptığımıza inanıyoruz açıkçası. Bu noktada İstanbul ile Bursa’yı biz açıkçası ayırmıyoruz. İstanbul ile Bursa bize göre pek tabii ki farklı özellikleri, farklı güzellikleri olan iki şehrimiz ama baktığınız zaman esasen arada bir suyun bulunduğu birbirinin parçası yarısı olan iki şehirden farklı değil bu anlamda, sosyolojik olarak da endüstriyel olarak da hem ticari hem kültürel ilişkiler olarak da… Dolayısıyla 26 seferle birleştirdiğimiz bu güzel köprüyü umarım hem turistlere hem yararlananlara hem vatandaşlarımıza doğru aksettirmiş, doğru yansıtmış ve doğru kullandırtmış oluruz. Açıkçası projemizle ilgili olarak benim size aktarmak istediğim genel çerçeve bu. Sorularınız olursa tabii izniniz olursa Semih Bey şimdi ya da sonra nasıl yapacağız bilmiyorum sizin de programınıza karışmak istemem.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Ben değişik sektörlerden konuklarımıza söz vereceğim herkes görüşlerini söyleyecek. Cevap verilecek olanlara da yetkililer burada, başkanımız burada cevap verilebilir, bu şekilde güzel bir formatta devam edeceğiz.

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Peki, beni dinlediğiniz için anlayış gösterdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sorularınızı da yanıtlamak için burada olacağım, çok teşekkürler.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok değerli konuklar bilgilendi, bilgilendirildi, bilgi alındı. Bu bir süreçtir, konuşmacılar çıkar görüşlerini kürsüden söyler, doğru söyler yanlış söyler... Bunları bilahare çıkacak olan konuşmacılara, herkese söylüyoruz, usulüne uygun olarak herkes konuşur, yanlış olan düzeltilir. Şimdi ilk bilgilerimizi aldık, Güzelyalı İskelemizi kullanarak İstanbul’dan, Kabataş’tan deniz otobüsü ile gidecek olan insanlar, Güzelyalı İskelesi’ne gelecekler; bir kısmı Bursa’da kalacak, bir kısmı da -Bursa ile bağlantılı olarak Ege ile Akdeniz’e gitmek isteyenler de- her geminin karşılığındaki bir otobüsle yollarına devam edecekler. Bu sayı artabilir, ne gösterir, ne getirir, bunlar tabii bir fizibilite, geleceğe tahmindir. İşte şimdi bu bir hizmettir. Görüldüğü zaman bir Bursa’nın İstanbul ile bütünleşmesi, yakınlaşması gibi gözüken matematiksel bir veri günde 13 sefer gelen insanların hemen deniz otobüsü ile İstanbul’a gitmesi gelmesi gibi. Bursa’nın turizm ve ekonomik hareketlerine denge getirebilecek bir konum… Tabii bu, olayın bu tarafı, madalyanın bir de başka tarafları var. Şimdi toplumsal dengeler esastır. Toplumsal dengelerin korunması yöneticiler açısından da esastır. Bazı işler yapılırken olayın artıları eksilerinden etkilenecek kesimlerin ne derece etkileneceği belirlenerek bunların bir şekilde formüle edilmesi gerekmektedir. Şimdi ben değişik kesimlere söz vereceğim. Evet, Nusret ERTÜRK buyurun.

Nusret ERTÜRK (Tüm Otobüsçüler Federasyonu Genel Sekreteri):
Sayın Başkan, Değerli Hazirun üyeleri, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sayın Başkanım Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak bu ulaşım modelinin, Bursa’ya getirebileceği artılarla ilgili ve Bursa şehrinin vizyonu ile ilgili, turizm beklentileri ile ilgili çok güzel açıklamalarda bulundu. Sayın İDO yetkilisi Tolga Bey de kendi sektörü açısından bazı değerlendirmelerde bulundu. Ama Tolga Bey’in konuşmasında birçok eksik nokta var. Belki bu konuşmanın sonucunda Tolga Bey’e cevap hakkı doğar bunlara açıklık getirmesini özellikle istiyorum. Şimdi arkadaşlar, bu işin bir yolcu açısından, insan menfaati açısından, ulaşım kolaylığı açısından boyutu var. Bunun Bursa halkı için ve İzmir, Ege bölgesi halkı için bir ulaşım kolaylığı getirdiği söyleniyor. Evet, doğrudur. Ancak bunun getirdiği sosyal sonuçlar, otobüsçüler üzerine getirdiği baskı, haksız rekabet ve de bununla beraber yasal boyutu yani en önemlisi bu taşımanın yasal olup olmadığı konusunda Tolga Bey bize hiçbir bilgi vermedi. Ben size bu konu ile ilgili açık ve net olarak bir şey söyleyeyim. 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’na göre İDOBÜS projesi ölü doğmuş bir projedir, gerçekleştirilemez. Açık ve net söylüyorum. İDOBÜS projesi Tolga Bey’in anlattığı şekliyle açık ve net söylüyorum ölü bir projedir, gerçekleştirilemez nedenlerini açıklıyorum: Bir, İDOBÜS markası nedir, İDOBÜS markası İDO’nun başka bir şirketi midir, İDOBÜS bir sanal şirket midir, İDOBÜS adı altında kurumsal bir kimlik var mıdır, İDOBÜS sadece bu hizmetin ismi midir, İDOBÜS olarak internet sitesinde ilan edilen bilet satışlarının yasal bir dayanağı var mıdır? Açık ve net olarak söylüyorum. Ben yaptığım incelemelere göre yoktur, yasalara göre de bu bileti satamaz. Bakın ben kendi sektörümü ilgilendiren açıdan söylüyorum, yasalar açısından söylüyorum. Bu iş İDO tarafından yapılabilir. Ne ile yapılabilir? İDO F1 yetki belgesi ile sadece acentelik alabilir. Ulusoy veya Kamil Koç’un biletini satabilir veya anlaşma yaptığı bir başka otobüs işletmesinin biletini satabilir. Burada İDOBÜS markası ile bilet satamaz. İkincisi, sanal âlemde bir İDOBÜS markası ile reklam yapamaz, reklam kampanyası yapamaz, kendi nam ve hesabına taşıma kanuna göre bilet bastıramaz, satamaz. Yasalar bize bunun için izin vermiyor. Çünkü F1 acenteler kendi nam ve hesaplarına taşıma yapamazlar. Taşıma taahhüdünde bulunamazlar, vergi düzenleyemezler, şimdi soruyorum cevap hakkı doğuyor mutlaka cevap verecektir. Bu anlaşma ve sözleşmeler acentelik sözleşmesi adı altında mı yapılıyor? Bunların cevabını istiyoruz. İkincisi Bursa bundan ne şekilde istifade edebilecek? Şimdi bu bir reklam kampanyası ile Kabataş–Bursa arası 1 lira deniliyor. Peki, Mudanya’ya gelen yolcunun Bursa’ya ulaştırılması, Bursa kent merkezine ulaştırılmasının bedelini kim ödüyor? İDOBÜS mü ödüyor? Yoksa vatandaş kendi cebinden mi ödeyecek arkadaşlar? Şimdi bakın bir başka konu var. Mevzuat açısından baktığımız zaman Bursa Büyükşehir Belediyesinin sınırları içinde olduğu için Güzelyalı, Güzelyalı’dan kent merkezine İDOBÜS’ün herhangi bir şekilde taşıma yapması mümkün değildir. Ancak UKOME kararları ile Büyükşehir Belediyesinin verdiği izin ve müsaade ile taşıma yapılabilir. Şimdi bunların cevabı açık ve net olmadan bu proje hakkında hepimiz doğru cevaplar veremeyiz. Doğru düşünceler geliştiremeyiz arkadaşlar. Onun için bu konulara çok net bir açıklık getirilmesi lazım. Bu konular net olmadan biz kampanya adına, reklam adına 1 liraya Kabataş’tan Güzelyalı’ya, Bursa’ya yolcu taşıyoruz diyemeyiz, bunun altı boştur. Bunun altı mutlaka gerekçeli sebeplerle açıklanmalıdır. Yani bunun olabilirliğini belediye başkanları, yetkililer çıksın -burada içimizde varsa- desinler ki biz İDOBÜS ile bir anlaşma yaptık Mudanya’ya gelen yolcuları, Güzelyalı’ya gelen yolcuları biz bedavaya taşıyacağız kent merkezine. Böyle bir şey varsa bunun açıklanması lazım. Yoksa bu sanal âlemde sanal dediğim şirket yani İDOBÜS şirketi hayal satıyorsa bizce bu resmen bir hayaldir açıkçası, söyleyeyim. Çünkü bunun yasal boyutu, yasal gerekçesi mevzuata göre, benim incelemelerime göre mümkün değil. Bu konu ile ilgili Bursa Büyükşehir Belediyesi ve UKOME’nin almış olduğu bir karar olup olmadığı da önemli. Yani Güzelyalı’dan bu 1 liralık payın ne kadarını alıyor da Bursa kent merkezine yolcuları taşıyacak ve ne kadar süreli taşıyacak ne kadar zamanda taşıyacak. Gelelim ikinci boyutuna, sosyal boyutuna, bakın çok güzel ifade ettiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu tarihten beri 90 yıllık 100 yıla yakın bir otobüs sektörü var, cumhuriyet tarihimizde devletten hiçbir teşvik almadan, bizim sektörümüz kendi içerisinde kendi kendini geliştirerek Türkiye’nin en ücra köşesinden en gelişmiş kentlerine kadar ulaşım imkânını veriyor. Şimdi Bursa, otobüsçülüğün merkezidir, Kâbe’sidir. Hem imalat açısından hem sektörün gelişmesi açısından, Bursa’da otobüs sektörü en önemli güzide işletmelerine sahiptir. Bu güzide işletmelerden bir tanesi bu konuyla ilgili işbirliği yapmış olmasına rağmen, bakın bu konuda sektör olarak en fazla zarar görecek işletmelerden birisi de odur. Yani otobüsçülük sektörüne, şehirlerarası yolcu taşımacılık sektörüne bu projede, Bursa için zarar verecektir uzun vadeli. Her şeyi açık ve net olarak konuşmak istiyorum. Bu İDO’yu satın alan şirketin en büyük ortaklarından olan İngiliz ortağı, dünyada 15.000 otobüs çalıştıran bir işletme. Bunlar otobüsçülüğü çok iyi biliyorlar, bunlar belediye otobüsü çalıştırıyorlar, bunların bir amacı da İstanbul’da metrobüs projesine talip olmaktır, 2’ncisi de şehirlerarası yolcu taşımacılığında otobüs sektörüne girmek ve de kendi imkânları ile ve devlet eliyle verilen teşviklerden de yaralanarak şehirlerarası yolcu taşımacılığını belli hatlarda ele geçirmek ve tekelleşmektir arkadaşlar. Şimdilik ben sözümü bitiriyorum, bu konulu ile ilgili olarak ciddi cevaplar istiyorum. F1 belgesi ile bu taşımacılık yapılamaz, açık ve net olarak söylüyorum. F1 belgesi ile İDOBÜS adı altında bilet satılamaz, F1 belgesi ile sadece Kamil Koç’un ve Ulusoy’un bileti satılabilir. Ancak sanal olarak gösterilen internet siteleri üzerinden yapılan satışlarda ve gişelerde herkesin eline Kamil Koç’un ve Ulusoy’un biletini vermek zorundadır işletme. Bunun dışında yaptığı her türlü uygulama yasalara aykırıdır ve engellenir. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Nusret ERTÜRK’e çok açık, net, somut konuşmasından ötürü teşekkür ediyoruz. Kendi sektörünün bakış açısıyla gerçekten sorunlarını ve konuya bakışını ortaya koydu. Dinliyoruz, izliyoruz bizler de Bursalılar olarak… Görünen o ki baştan da dedim gibi artılar var, eksiler var. Bu artılar, eksiler nedir? Bunlar bu toplantılar sonucunda ilgililere iletilecek. Bu bir süreç, gecikmiş bir süreç başladı, bu süreç içinde ne güzel bir şey bir başlangıçtır bunlar. Belki taraflar oturacaklar konuşacaklar: Ne oluyor, ne bitiyor, neler yapılması lazım, ne gibi tedbirler alınması lazım? Noktasında bu süreç devam ediyor, bu burada bitmiş olan bir süreç değil değerli Bursalılar… Bunun böyle bilinmesinde fayda var, konuları ortaya koyuyoruz. Şimdi otobüs camiası, ulaşım sektörü baştan da dedim kahrını çeken bir camia, gerçekten çok riskli bir sektör, zorlukları var, o zorlukları insanlar yaşıyorlar bu işin içinde. Bir de Bursalılardan bu konu ile ilgili bir konuşmacıya söz vereyim, otobüs sektörünün dışında vatandaşlardan o konu ile ilgili... Nedir isim? Verir misiniz mikrofonu, değerli hemşehrimizin bakış açısı nedir?

Cenk TURHAN (Vatandaş –İşletme Sahibi):
Burgaz’da feribot iskelesinin girişinde işletme sahibiyim. İDO’nun Burgaz’a gelmesi ile Burgaz’ın makûs tarihi değişti. Bazı sektörlerin tabii hoşuna gitmeyen bir olay, bizim yöre esnafı olarak hoşumuza gidiyor. Ama burada bize yörenin esnafı olarak İDO’nun katı kuralları uygulanmaya devam edecek mi? Yoksa bu pastadan biz de yararlana bilecek miyiz?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Güzel, net bir soru o soruyu da alıyoruz, ilgililer alıyor, yetkililer alıyor. Evet, bir vatandaştan, isim alayım. Cemil ÇETİN

Cemil ÇETİN (Otel İşletmecisi):
Mudanya Feribot İskelesi’nde otelcilik yapıyorum. Bizi ilgilendiren boyut o taşıma esnasındaki pasta paylaşımı değil. Biz Mudanyalıyız, Güzelyalılıyız. Feribot iskelesine İDO’yu kuran insanlara ben çok çok teşekkür ediyorum. Orada Mudanya esnafı ve Güzelyalı esnafının insanların gelip gitmesiyle bir paylaşımı var, esnafın iş yapması var. Mudanya’nın tabela değerinin yükselmesi var, turizm değerinin yükselmesi var. Denizden Mudanya’yı insanlar görebiliyorlar, yani bir çocuk annesine soruyor? Diyor ki: Burası neresi? Mudanya, denizden gördüğün yer Mudanya, burası da Güzelyalı. Bu bizim tabela değerimiz. Biz iş yapmak istiyoruz. O yoğunluğun daha da artmasını istiyoruz. Buradaki arkadaşlarımızın otobüs firmalarımızın ya da İDO’nun getirip götürmesi ile bizim bir işimiz yok. Mudanya’nın görünen bir yüzü var, eski evleri var, tarihi değerleri var, sizin ilk konuşmanızda anlattığınız gibi Bursa’nın görünen bir yüzü var, insanların bunu görmesinden biz mutluyuz. Dolayısıyla bu seferler daha da artmalı, bu gelişmelere karşı çıkılmamalı. Bir pasta paylaşılacaksa Mudanya esnafı ile Mudanya halkı ile Güzelyalı halkı ile paylaşılmalı. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bakın somut net görüşler. Samimi konuşuluyor burada samimiyet esas çok değerli konuklar.Yani görüşlerimizi ortaya koyuyoruz. Otobüs sektöründen… Kendinizi tanıtır mısınız?

Zülküf TOP (Bursa Terminal Esnafı):
Terminalde esnafım. Bütün sorunlar çözülür, bizim oradaki sıkıntılarımızı kim çözecek, belediye mi çözecek, biz kendi işimizi kendimiz mi çözeceğiz, bize bu konuda nasıl yardımcı olacaksınız? İDO’nun bütün yolcuları belli zaten arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, güzel kendi sektörü ile ilgili vatandaşımız, ben terminal esnafıyım diyor böyle bir şey olursa işlerinin azalacağını tahmin ediyor doğal olarak ve soru soruyor benim sorunum nasıl çözülecek. Anlaşıldı konu çok teşekkür ederim.

Zülküf TOP ( Bursa Terminal Esnafı):
Şöyle bir örnek vereceğim, biz mesela daha önce zor durumdaydık. 2008’den beri belediye bize hiçbir konuda yardımcı olmadı. Çözüm bizim için üretilmedi. Şu anda biraz heyecanlıyım kusura bakmayın. Peki, bu İDO geldikten sonra biz nasıl kiralarımızı ödeyeceğiz, bize bu konuda nasıl yardımcı olacaksınız?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Güzel bir soru. Tamam, teşekkür ediyoruz, konu anlaşıldı.

Şehmuz ACAR (Bursa Terminal Esnafı):
Başkanım şöyle terminal esnafı olarak ayda eski parayla 1 trilyon 200 bin lira kira ödüyoruz belediyeye. Belediyenin kasasına giren bir para. Şimdi burada arkadaşımız İDO, 1 milyon diyor. Karşımıza 40 milyon 50 milyon aldığımız parayı bizimle rekabet et ama haksız rekabet etme yazık günah 1 milyon demek insanları kandırmak demek oluyor, sen ne zamana kadar bu 1 milyonu taşıyacaksın, bana bir sene vaat et, ben alkışlayacağım seni şimdi. Yazık günah değil mi? Ben 30 senedir bu mesleği yapıyorum şu insan -lütfen şu anda kafamdan atıyorum- 1.000 insan çalıştırıyor sen bununla bu insanlar ile rekabet ediyorsun. Bunu; ne vicdan, ne Allah, ne kul kabul eder, sen tutup bir evreni Yahudi şirketine nasıl yedirirsin, adalet midir, hayatımızı vermişiz bu işe. Türkiye’nin her yerinde var, 50 bin kişi bu sektörden ekmek yiyor.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şehmuz kardeşimiz problemlerini, isyanını heyecanlı bir şekilde söylüyor. Gerçekten teşekkür ediyorum, herkesin bir beklentisi var, sorunu var. Biz niye yapıyoruz bu toplantıları, gayet güzel samimi olmak şartıyla medenice konuşuyoruz. Not alınıyor çıkabilecek sorunun nerelerde olduğu noktasında… Yani ortada bir konu var, teşhis ediyoruz ve bu sorunun çözülmesi gerektiği noktasında da bir sonuca doğru gidilecek, öyle gözüküyor. Bu sorunun çözülmesi gerekiyor. Biz önce neler olduğunu tespit edelim, tespit noktasındayız. İsim ve görev.

Hakan MALCI (Güzelyalı - Organize Sanayi Bölgesi arasında otobüsçü):
Herkese hoş geldiniz diyorum. Ben şöyle bir noktaya çekmek istiyorum konuyu biraz daha 8 otobüs ya da ulaşım kapsamından ziyade. Şimdi İDO şirketimiz ülkemizin bir şirketi haklı olarak kendi potansiyelini artırmak dolayısıyla kendini daha kazançlı hale getirmek için projeler üretiyor. Biz Ahmet PAKSOY Beyefendi’yle ilk liman kurulduğunda bir araya gelmiştik birkaç kez, kendisinin Gemlik istikametinden Uludağ istikametinden, üniversite istikametinden bu hatlardan da bizden taşımacılık yapmamız noktasında talepleri olmuştu. Bu, potansiyel taşımacılığın Bursa ayağını arttırmaya yönelik girişimlerdi tabii ki. Yalnız ben şuna dikkat çekmek istiyorum burada… Otobüsçü esnafı olarak ulaşım ile ilgili beyefendiler de haklı tabii. Burada İDO’dan neler alabiliriz? İDO kendisi için bir şeyler almanın hedefinde biz İDO’dan ne alabiliriz? Mesela havaalanından bu istikamete gelen yolcularla ilgili ne kadar anket yaptılar, o bölgeden bu hattı desteklemek için ne tür servis ulaşım çalışmaları yaptılar? Ben üniversite yıllarında Bostancı’da oturuyordum, 15 -20 yıl önce 2,5 saatte Beyazıt ’a gidiyordum İstanbul Üniversitesi’ne. Şimdi bu projeyi ben çok büyük bir proje olarak görüyorum, yani ulaşımla küçümsenecek 8 otobüsle veya bizim otobüsçülüğümüzle küçümsenecek proje olarak görmüyorum. Bursa’daki üniversite öğrencilerine bir paket düşündüler mi? Bu öğrenciler niçin İstanbul’da evlerde kalsınlar? Niçin yurt ve ev problemi yaşasınlar? Niçin bunlar evine ailesine gidip gelmesinler? Bu proje bu kadar önemli bir proje iken veya bu bölgede artık bugün Kozyatağı’nda niçin 2 milyar kira versinler insanlar… Bölgemiz var iken. Bu tür çalışmalarda ben şuna inanıyorum; ne kadar anket, ne kadar bilgi var ise, bir sistem o kadar daha güçlü, daha başarılı diye düşünüyorum. İDO gerçekten sosyal manada bir Bursa’daki üniversite öğrencisinin sayısını biliyor mu? Bunların hangi üniversitede olduğunu biliyor mu? Biz burada öğrenciler için neler alabiliriz? Turizm açısından önemli bir kent Bursa… Bu yönüyle sosyal yönüyle sizin de başında tarif ettiğiniz şekliyle ne kadar anket yapıldı, ne kadar çalışma yapıldı. Yani ben İDO Genel Müdürlüğümüz bu konuda daha fazla detaylı bilgi edinmeli ve yöre halkına ve İstanbul’a tanıtmalı. Hem bizim yöre halkımızın İstanbul’la bağlantıları incelenip hem de İstanbul’daki potansiyel çevrelere bu sistemi daha fazla tanıtıp bu bölgenin sosyo-ekonomik olarak daha büyümesi için çalışmalar detaylandırılmalı. Bize bir dahaki seferde bu konularda daha detaylı bilgiler vermelerini bekliyoruz.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Hakan Bey’e gerçekten teşekkür ediyoruz, farklı bir bakış açısı getirdi. Yani şimdi bu yapılan hizmete değişik yönlerden bakılıyor şu anda. Bu da çok doğal; farklı tarafları var, halk var, vatandaş var, esnaf var, terminal var, otobüsçüler var, belediye tarafı var, belediyenin kendi otobüsleri var, belediyenin kendi terminali var. Bütün bunlar, artı ve eksi tarafı hesaplanıp, değerlendirilip, varsa sorunları tespit edilip çözüm bulunması şart olan konular. Bakın bunu bilinçli olarak söylüyorum, çözüm bulunması şart olan sorunlar. Böyle bir konuda, buraya gelip milletin karşısına, vatandaşın karşısına çıkıyor İDO, teşekkür ediyoruz gerçekten. Niye çıkıyor? Sorun varsa tespit edecekler, büyük bir firma, ekonomik bir güç, tabii ki tenkit edilebilir. Ülkemizin insanı yabancı sermayeyi tenkit edebilir bunu da doğal karşılıyoruz ama Türkiye’de çalışan yasal bir firma onun için herkesin hakkı gibi onların da hakları var. Bursa insanı var karşılarında, karşı almaları da mümkün değil ama bu bir süreçtir. Belki gecikmiş bir süreç, bu da bilinen bir gerçek. Bakın şimdi ben bu konuşmaları niye yapıyorum arkadaşlar? Biraz konuyu böyle rahatlatmak için yapıyorum, anlıyor musunuz buraları yönetmek zor. Çok değerli Bursalılar, Mudanyalılar çok değerli konuşmacılara sözler vereceğim şimdi. Hemen 2’nci sıradaki hemşehrimizi alalım.

Münir AYDINGÜL (Bursalı Vatandaş):
Bursalı 70 yaşında emekli olmuş sade bir vatandaşım, hiç bir kurumla bağlantım yok. Güzelyalı’da ikamet ediyorum. 5 senedir yaz kış oturuyorum. İlk geldiğimiz seneler rahattık fakat şimdi yoğunluk var feribot çalışmasından dolayı. Güzelyalı - Bursa arasındaki trafik yoğunlaştı, yoğunlaşması ile gelen giden çoğalınca, kalabalıklaşınca bizim açıkçası keyfimiz de kaçmaya başladı. Feribot iskelesi yapılırken trilyonlar sarf edildi. Biz Bursa’ya, Mudanya’ya bir katkısı olacak biz de bundan pay alacağız, sebepleneceğiz diye ummuştuk. Fakat bu durumdan sadece İDO’nun yararlandığını görüyoruz. Bu çalışmalarda Güzelyalı Feribot İskelesi’nde Mudanya Belediyesinin bir ağırlığı yok, göremiyoruz. İsterdik ki Mudanya Belediyesine ait Bursa Büyükşehir Belediyesine ait bir feribot hiç değilse bir otobüs bizim de olsun, bizim de oradan bir gelirimiz olsun, Güzelyalı’ya bir hizmet gelsin, Güzelyalı - Mudanya arası sahil bandı Bursa’nın bir vitrinidir ama maalesef içler acısı gezdiğiniz zaman çok üzücü bir durum. Niye biz Ege’deki sahil kasabası gibi bir duruma gelemiyoruz? Marmara Bölgesi’nde merkezi bir yerde hâlâ geri kalmış bir durumdayız, bir ağırlığı yok. Güzelyalı’nın feribot iskelesi İDO’nun ipinde midir yoksa Bursa’nın ipinde midir? Bunu bilemiyoruz. Daha sonra altyapı hizmetlerini yaparken, yol yaparken bir de jeolojik durumunu, deprem durumunu düşünmek lazım. Burası Marmara Bölgesi Mudanya, Apolyont’un sağı solu hep fay hattının üzeri buralara yolu yaparken bunları da göz önünde bulundurmamız lazım diyorum. Saygılarımla.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz sade bir vatandaş olarak gerçekten saygı duyuyoruz. Yalnız biliyorsunuz Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Mudanya Belediyesi birlikteliğiyle burada önemli işler de, hizmetler de yapılıyor ve Bursa’nın da vizyonunu etkileyecek Türkiye’ye yönelik bir saha projesini Bursa Büyükşehir Belediyesi geliştiriyor, Mudanya Belediyesiyle birlikte. Güzelyalı’nın orada eski belediyenin olduğu yerde güzel bir alan meydan yapılıyor. En azından gelenlere gidenlere birçok hizmetler yapılıyor tabii ki bu tarihi hanların, hamamların, çarşıların etraflarında hep Mudanya’nın değerinin artması Bursa’nın da değerinin artması demek. İnsanların buralarda rahat güzel yaşaması gezmesi demek. İstiyoruz ki biz, Bursalılar olarak çoluk çocuğumuzla geliyoruz her hafta sonları geziyoruz dolaşıyoruz. İşte buralara dışarılardan da insanlar gelsin diyoruz. Bu nasıl olacak? Bunu yaparken de kimseyi üzmeden sıkmadan darıltmadan yani varsa kazançlarını ellerinden almadan -bakın bunu da bilinçli söylüyoruz- yapmalıyız. Bu dünya bir tek rekabet dünyasından ibaret ama ticaret o kadar acımasız biz Amerika falan değiliz yani biz Türkiyeliyiz, Türkiye’de yaşayan insanlarız, aslen paylaşmasını adilane bir şekilde sağlamamız gerekiyor, kardeşçe yapılacak işler diyorum. Bu cümlelerimi de bakın deminden beri düşündüm, bu cümleleri kurdum çok değerli Bursalılar. Şimdi evet gene arkadan yine genç kardeşim var orada buyurun.

Hüseyin DEVECİ (Vatandaş):
Ben Hüseyin DEVECİ. Güzelyalı’da oturuyorum. Bu İDO’nun İzmir-İstanbul çalışması mevzusunda bir şey diyeceğim. Ben buradan yolcu gidecek diye duydum, ayın 25’inde İzmir’e gideceğim dedim. Buradan sizi götüremeyiz Kabataş’tan gideceksiniz dediler. Şimdi ben İzmir’e gitmek için Kabataş’a mı gideceğim?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, güzel bir soru, teşekkür ediyoruz.

Hüseyin DEVECİ (Vatandaş):
Sonuçta memleketimin en kısa mesafede gidip gelme düzeneği var dedim. Ben buradan İzmir’e gidiyorum 5 saat. İzmir’den Bursa’ya gelmek için yolda indirmiyor minibüs -bize ceza kesiyorlar diyor- tekrar götürüyor Karacabey’den valla evime 3 saatte geliyorum. Neymiş biz akşam 16.00’da gidecekmişiz belediye otobüsüyle, ben akşamı mı bekleyeceğim evime dönmek için, ben neyle gideceğim? Efendim sen Esentepe’de inersin, Ataevler arabasına bin oradan senin arabalar gelecek o arabayı beklerken, bu arabayı beklerken efendim ben evime 3 saatte gidiyorum. Ben istiyorum ki buradan Güzelyalı’dan giden otobüse bineyim, İzmir’e bilet alabileyim. Mudanya’dan Güzelyalı’dan yani sadece ilçede… Ama Bursa’nın yerlisi kendi biletini alsın.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Hüseyin Bey’e gerçekten teşekkür ediyoruz, yani günün bana göre cümlesini söyledi: Ben İzmir’e gitmek için Kabataş’a mı gitmeliyim? Sorular soruluyor, İDO yetkilileri de bu konuların farkında ama belirli şartlar formatlar olabilir, bunlarla ilgili açıklamalar da yapılabilir, bunlar da hep not ediliyor. Bakın ne güzel vatandaş samimi bir şey söyleyecek, görmüş geçirmiş birisi, biz de bunları niçin konuşuyoruz burada bunların ortaya konulması için. İlk defa konuşuluyor, ne güzel konuşuluyor, Bursa’nın insanı konuşuyor. İsim alalım.

Emin SELÇUK (Bursalı Vatandaş):
Doğma büyüme ben Bursalıyım, benim şikâyetim şu sahillerimiz… İDO geçecek diye denize girmek yasak. Efendim anladığım kadarıyla ileriki günlerde daha çok sözü geçecek, hiç denize girmeyelim o zaman sahillerimizde.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, yani bu da farklı bir görüş, teşekkür ediyoruz, anlaşıldı konu.

Emin SELÇUK (Bursalı Vatandaş):
Evet,benim anladığım bu İDO para kazanacak, vatandaş eve kapanıp yatsın.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, görüşlere saygı duyuyoruz değerli hemşerilerimiz, o büyük gemilerde dalga hareketi nedeniyle oluşan büyük sıkıntı vardı, onlarla ilgili teknik konular tabii ki… Şimdi arkalardan bakalım, isim alalım...

Ali ÇAĞLAYAN (Bursalı Vatandaş):
Resmen İDO’yu protesto ediyoruz, Bursa’ya gelmesini biz Bursalılar olarak istemiyoruz, teşekkür ederim Başkanım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Görüşünüze saygı duyuyoruz, teşekkür ediyoruz. Çok kısa, sebeplerini sormuyoruz tabii ki bu da bir görüş. Bir saniye şimdi bakın ne güzel herkes sırayla konuşacak yani burada böyle konuşulursa bakın ne güzel en sert konuları bile ne güzel geçiştiriyoruz görüyorsunuz değil mi arkadaşlar. Yani konular konuşuluyor protesto ediyorum dedi, tamam ne güzel bak yani edebilir ama kendine göre sebebi var vatandaşın. Var mı bir sıkıntısı derdi? Onları da oturup konuşuruz, burada söylemediğine göre biraz sonra sorarız. Bizlere düşen görev de o tabii ki, evet isim alalım. Mudanya Gürses Gazetesi sahibi Basri FİLİZ buyurun.

Basri FİLİZ (Mudanya Gürses Gazetesi Yetkilisi):
Teşekkür ediyorum başkanım. İDO’nun açılımı güzel ama önce yapılaşma yapıldı mı? Örnek veriyoruz, altyapı yapılmadan İDO bu otobüsleri nasıl taşıyacaklar? Bir cumartesi pazar günü akşamı en az Bursa’ya gitmek 3 saatlik bir zaman alıyor, Güzelyalı’dan Bursa’ya gitmek için böyle bir zaman olayı oluyor. İkinci bir olayımız deniz olayı yani biz herhalde İDOBÜS’lerin deniz otobüslerinin çalışmasından balığı görmeyeceğiz. Bir diğer şeye baktığımız zaman da gelen otobüsler yani turistler, yolcular gelecek diyorum ki bir otobüs bunlar nereye gidecek ve oradan 450 kişi gelecek buradan bir otobüs kalkacak. Bir otobüse kaç kişi biner aramızda otobüsçüler vardır, onlar daha iyi biliyorlardır ama kalan kişiler ne olacak? Ne şekilde götürülecek?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Güzel bir soru tam aklınızı fikrinizi ortaya koydunuz, teşekkür ediyoruz. Evet, bak orada bir iki kişi var. Biraz sonra Tolga Bey’e de söz vereceğim. Teknik anlamda açıklayıcı bilgiler verebilir, zaten sorun aşağı yukarı tespit edildi. Böyle yüz yüze karşılıklı bir araya gelindi, bugünden itibaren sorunun gözüken taraflarını bir araya getirmek bize düşer, bir araya getirme imkânımız olursa bu konuda da biz görevimizi yaparız, bunu da açıkça söyleyelim. Nedir, ne olur, ne biter? Daha spesifik toplantılarda karşılıklı masada oturarak da bu konular konuşulur, o zaman faydalı olur belki sonuca gitmekte, evet buyurun isim alalım. Murat VURAL buyurun.

Murat VURAL (Şehriyar Tesisleri sahibi):
Sayın Başkan, değerli Hazirun adım Murat VURAL. Bursa’nın Yıldırım bölgesinde Şehriyar Tesislerinin sahibiyim. Şimdi Mudanyalı bazı arkadaşları çok heyecanlı görüyorum bizzat esnaf olan arkadaşların yani kusura bakmasınlar etekleri zil çalıyor. Burada nüfustan dolayı iş yapacaklarmış gibi görüyorlar kendilerini biz de buraya yatırım yapabilir miyiz düşüncesiyle geldik bugün ama görüyorum ki İDOBÜS’ün yetkilisi Tolga Bey’in bazı açıklamalarında çok net ifadeler kullandı. Buraya İDOBÜS gelecek Kamil Koç’un ya da Ulusoy’un otobüsleri yolcuyu alacak, Güzelyalı’daki esnaf arkadaşlara iş verecek. Bunlar koskocaman Türkiye şirketi, diğerinin de dünya şirketi olduğundan bahsediyoruz. Onların Susurluk’taki tesisleri kurşun atacak yolcuya, bunlar burada iş yapacak. Ah ne güzel! Güzelyalı’daki esnaf kardeşim ne bekliyorsun sen? Çok güzel inşallah yaparsınız, ümidimiz o. Sayın İDOBÜS’ün yetkilisine de şunu söyleyeyim: Siz Kamil Koç’un Ulusoy’un bilet kesme hakkını satın alabilirsiniz bunun karşılığında %10 komisyon alırsınız. İDOBÜS acaba kestirdiği bilet için 1 lira komisyon veriyor mu aynı şirkete? İDOBÜS’ün satış noktaları var, bilet satış noktaları vermez. Niye? Şimdi sizin de bir konuşmanıza takıldım dediniz ki işte bu seferler Bursa’ya turizm açısından faydalı olabilir. Şimdi şöyle düşünelim. İstanbul bir bahçe buraya insanlar geliyorlar, Bursa da ikinci bir bahçe ulaşımı kolay bir bahçe. Ben bir Bursalıyım şunu samimi olarak söylüyorum 5 kişilik bir çekirdek ailem var. Bu çekirdek ailemle ben bundan 2 yıl öncesine kadar Mudanya’ya ayda demiyorum samimi olarak söylüyorum 15 günde bir kere balık yemeye geliyorduk. İşte Abla’nın Yeriymiş o yarım adalarmış orası işte oturup annemi getirirdim, çocuklarımı getirirdim, balık yerdim para verirdim. İki yıldır Mudanya’dan bir tane esnaf benim paramı alamadı. Sebebi Korupark’ın oradaki trafik yoğunluğu… Bu sorun sonradan çözüldü şimdi buradaki İDOBÜS’ün seferleri… İstanbul’dan vatandaş gelecek burada para harcayacak, Kamil Koç, Ulusoy Susurluk’taki tesisleri güzellik olsun diye mi yaptı? Ne mutlu size ya! Vallahi sizi ben takdir ediyorum, çok iyi niyetli insanlarsınız Güzelyalılı esnaf arkadaşlarım benim. Kural şudur, size bir kere daha söyleyelim kısa keseyim herkesten belki uzun konuştuk ama Fransa’nın bir sahil kenti var, buraya yatla gidebilirsiniz, buraya yol -buranın yolu inanın Yıldırım ilçesindeki Zeyniler yolu gibidir iki araba yan yana geçemez- yapalım dediler. Fransa’nın meşhur başkanı Sarkozy dedi ki; hayır biz zengin insan istiyoruz, yatıyla gelecek ve güzel para harcayacak, bu yol böyle kalacak Fransa yolu yapamadı, zengin müşteri istedi. Buraya gelen kural şu, Eskişehir’e hızlı tren kuralım. Otobüse binecek hızlı trenin orada inecek Ankara’ya devam edecek. Öyle yok, çıksın Mudanya’yı gezsin, dolaşsın turizm böyle olmaz. Sizin bir değeriniz olacak insanlar gelecek burada kalacak. Siz kent konseyi başkanısınız, siz bunu sağlayacaksınız. Yoksa inanın ki Türkiye’deki işlere hiç kimse kusura bakmasın kimse amade olmaz. Ben amade olurken yanımdaki ancak idare eder, o kadar başka fazlalığı yok.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, görüşler ortaya kondu, teşekkür ediyoruz. Şimdi çok değerli konuklar tabii söz isteyen herkese söz vereceğiz, şimdi Mudanya Belediye Başkanı’mız da burada kendisi izliyor, takip ediyor, tabi kendisine yetkili bir insan olarak kişi olarak istediği zaman söz verebiliriz. Tolga Bey’e isterseniz bu arada teknik sorulara cevap verme hakkı verelim. Bir verir misiniz mikrofonu evet, bir dinleyelim.

TOLGA YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Öncelikle bütün katkı yapan, eleştiri yapan, yorum yapan katkılarıyla gündemi zenginleştiren herkese bütün katılımcılara bir kere daha teşekkür ediyoruz. Ben mümkün olduğunca not almaya çalıştım, izniniz olursa Nusret Bey’in sorularından başlayayım. Nusret Bey’e sorularından dolayı teşekkür ediyoruz. Öncelikle İDOBÜS’ün projenin ismi olduğunun, İDOBÜS’ün de diğer bütün İDO hizmetlerinin de tüzel kişiliğinin olduğunun bir kere daha bilgisini vermem lazım. Dolayısıyla Nusret Bey kombine taşımacılık genelgesini zannediyorum incelemiş F1 lisansına sahip olup olmadığımızı da soruyor, doğrudur Kamil Koç’la Ulusoy’un biletlerini bu anlamda acentelik yetkimiz dâhilinde kesebiliyoruz. Zaten Karayolu Ulaştırması Genel Müdürlüğünün yayınladığı kombine taşımacılık genelgesinde değerinin altında faaliyet gösteren tarifeli seferlere istinaden kurulan kombine taşımacılık projelerinde ya da hizmetlerinde deniz tarafı için ayrı bir biletleme kara tarafı için ayrı bir biletleme yapılması söz konusudur. Dolayısıyla biz Kamil Koç ve Ulusoy biletlerini F1 acenteliğimiz dâhilinde mevzuatın gereği olarak kesebiliyor, deniz tarafı biletleriyle de ilgili olarak İDO’ya Maliye Bakanlığınca bundan yaklaşık 10-12 sene önce verilmiş olan yetkiye binaen biletleme yapabiliyoruz. Dolayısıyla Nusret Bey’in bu anlamdaki sorusunu zannediyorum cevaplamışımdır. Nusret Bey zannediyorum yeni seferlerimiz başlayınca en azından bir kereliğine denemek için bu servisleri tercih edecek. Çünkü bilet almaya girdiği zaman ilgili web sitesinden çıkartacağı şey bilet değil bilgi içeren bir çıktıdır. Dolayısıyla bu çıktıyla bizim iskelelerimize gelen ve deniz otobüs yolculuğunu tercih eden yolcularımıza deniz otobüsü seferi esnasında Maliye Bakanlığımızın gereği olan maliye onaylı biletleri zaten takdim edilecektir sistem bu yüzdendir. Belki biz özellikle de ben biraz önce konuyla ilgili bilgi anlatırken çok farklı sorulara imkân tanımak için prosedürün bu kadar ince detaylarına girmediğimden şimdi belki bir nebze olsun Nusret Bey’in bu anlamdaki sorularını cevaplandırabilmişimdir. Bu arada Metrobüs projesiyle ilgili bir yorum yaptı Nusret Bey, Metrobüs projesiyle ilgili İDO’nun bir tasarrufu ya da ilgisi yoktur bir kere daha burada özellikle söylemek isterim. İDO mevcut hizmetlerinin deniz taşımacılığının ve bu anlamda ulaşımla ilgili kombine taşımacılığın alternatiflerini düşünmekle beraber İDO’nun başlı başına çıkıp kara taşımacılığı ya da kara ulaştırmacılığı ile ilgili herhangi bir niyet ve isteği söz konusu değildir şu anda. Dolayısıyla da bu noktadan hareketle İDOBÜS kapsamında kullanılacak olan 4’ü Kamil Koç’un, 4’ü Ulusoy’un 8 tane otobüs İDOBÜS’ün, İDO’nun kendi otobüsleri değil, kombine taşımacılık genelgesinin gereği olan işbirliğinin gerektirdiği kara taşımacılığının yapılacağı bu firmalarımıza ait otobüslerimizdir, zannediyorum açık olmuştur. Nusret Bey konuşmasının içerisinde bütünleşmekten bahsetti, benim bildiğim kadarıyla en azından belediye zamanında bir teşvik olup olmadığını bilmiyorum ama dediğim gibi şirketin satın alınmasından bu yana bizim kullandığımız herhangi bir teşvik yoktur. İlgili Kara Ulaştırması Genel Müdürlüğünün yayınladığı kombine taşımacılık genelgesi bu anlamda sadece İDO’ya değil bu işle ilgili olarak deniz taşımacılığı ve kara taşımacılığını yapmak isteyen bütün firmalara açıktır. Dolayısıyla bu çerçevede kurulacak bütün işbirlikleri bu genelge çerçevesinde hayat bulacaktır. Bununla birlikte Burulaş’tan Levent Beylerle de bir sohbetimizde zannediyorum bunu konuştuk, 2007’den beri İDO İstanbul-Bursa arasında sefer düzenliyor, bu seferlerin hepsini de Güzelyalı’dan yapıyor. Dolayısıyla 2007’den şirket özelleşene kadar Bursa’ya yapılan bütün taşımacılık hizmetleri kamuoyuna İstanbul-Bursa olarak duyuruldu. Dolayısıyla biz İstanbul-Bursa olarak konuştuğumuz şeyin esasen Yenikapı-Kabataş bir de İstanbul’daki bir başka iskeleden Güzelyalı’ya olduğunu zaten biliyoruz, kullanıcılarımız da kamuoyu da bunun farkındadır. Dolayısıyla İDOBÜS kapsamında İstanbul-Bursa demekle Bursa’nın merkezine giden bir hizmet kastedilmemektedir. Bu noktada bizim söylediğimiz, Bursa’ya gelen yolcularımızın deniz otobüsü marifetiyle Güzelyalı İskelesi’ne getirilmesidir. Bundan sonrasında da zaten Bursa Büyükşehir Belediyemizin düzenli seferleri ve organize bir ulaşım ağı olmasından dolayı bu noktada Bursa Belediyemizin bu enstrümanları ya da özel şirketler ya da bu anlamda buradan ekmek yiyen esnaf da bu potansiyelden yararlanacaktır diye düşünüyoruz. Dolayısıyla terminalimizin dışında Bursa Terminaliyle ilgili Bursa şehir merkezine yönelik herhangi bir hizmet kapsamı bulunmamaktadır, dediğim gibi Güzelyalı’dır kasıt. Tekrar bakıyorum Nusret Bey’in aktardıklarıyla ilgili zannediyorum yeterli bilgi vermişimdir. Deniz otobüsü ve otobüs biletlerinin ayrıca yapılacağını kombine taşımacılık genelgesi olduğunu da tekrar hatırlatıyorum. Cenk TURHAN Bey’in aktardığı konulara geçmek istiyorum, kendisine teşekkür ederiz sağ olun. Katı kurallar dedi Cenk TURHAN Bey, açıkçası ben bu katı kuralların ne olduğunu çözebilmiş değilim. Kendisi belki ikinci turda bir soru cevap kısmımız olacaksa o noktada katı kurallardan ne kastettiğini ne ifade ettiğini aktarır, ben de mümkün olduğunca cevaplamaya çalışırım. Cemil ÇETİN Bey insan sayısının yolcu sayısının turist sayısının artışından bahsetti, açıkçası biz İDO olarak İstanbul-Bursa arasında günlük 26 sefer düzenleyerek yeterince katkı verdiğimizi düşünüyoruz. İnşallah halkımız teveccüh gösterir, bu anlamdaki bu iletişimle hareket köprüsünü 26’dan daha farklı rakamlara da taşırız. Dediğim gibi bizim için önemli olan buradan halkımızın mümkün olduğunca yararlanması ve mümkün olduğunca avantajlarından faydalanmasıdır. Zülküf TOK Bey terminal esnafı olarak sıkıntıları olduğundan bahsetti, dediğim gibi o sıkıntılarla da ilgili olarak hani biraz daha belki açılabilirse biz kendi adımıza örneğin İDO ile ilgili olarak İDOBÜS çerçevesinde nelere hassasiyetle davranmamız gerektiği konusunu tartışabiliriz. Ama genel olarak terminalle ilgili de zaten İDO’nun haddine değildir burada bir şey söylemek. Belki burada bulunan yetkililerimizin aktarmak istedikleri vardır diye düşünüyoruz. Bu anlamda tekrar hatırlatıyorum, Zülküf Bey’in ve Şehmuz Bey’in de sorularıyla ilintilidir diye söylüyorum. Kabataş’tan deniz otobüsüne binen yolcumuz Balıkesir, Manisa, İzmir güzergâhına gidecekse, Güzelyalı İskelesi’nde her deniz otobüsü için seferlenmiş 1 adet otobüsten bahsediyoruz, bu otobüslere binerek gittiği güzergâha devam edecek, dolayısıyla Mudanya’dan çıkan herhangi bir vatandaşımızın maalesef mevzuat gereği bu anlamda Güzelyalı İskelesi’ne gelip Mudanya’dan İzmir’e gitme şansı yoktur. Bizim de zaten Nusret Bey’in 22’sinden sonra tecrübe edeceğini düşündüğümüz web sitesinde Mudanya’dan Manisa’dan Balıkesir’den İstanbul’a aktarmaksızın kombine taşımacılık genelgesinin gereği Bursa’ya bir bilet almak söz konusu değildir. Dolayısıyla biz de bütün yasal çerçeveye ve mevzuata uygun olarak hareket ederek -aksi hareket zaten söz konusu olamaz- maalesef Mudanya’dan direk Balıkesir, Manisa ve İzmir güzergâhına yolcu taşıması gerçekleştiremiyoruz. Umarım açık olmuştur. Dediğim gibi otobüslerimiz Bursa Terminaline de gitmeyecek direk olarak Güzelyalı İskelesi’nden kalkacak dolayısıyla Bursa Terminali’ndeki taşımacılık yapan firmalarımızın da bu anlamda ciddi bir hassasiyet duymasını belki tekrar dillendirebiliriz ama dediğim gibi 8 otobüste yapılacak olan yeni bir projenin konsept yaratmaya niyetli projenin bu anlamda çok ciddi bir etkisi olacağını açıkçası düşünmüyoruz. Hakan BALCI Bey bu anlamda Mudanya’dan direk gidişin olmadığından bahsetti. Bir takım hizmet paketlerinden ve öğrencilere verilecek olan servislerinden bahsetti. Bu projeler yapılırken açıkçası bizim pazarlama ekibimiz ve altımızdaki arkadaşlarımız ciddi anlamda yerel çalışmalar yapıyorlar. Bu anlamda yerel ihtiyaçlar nelerdir? diye değerlendiriyorlar. Ama dediğim gibi Hakan BALCI Bey’e ben toplantıdan sonra da izin verirse kendisine bir takvim takdim edeceğim. Fikirleri varsa biz her zaman İDO olarak diyaloga açığız. Bunu defalarca da daha önce de söyledik. Bu anlamda mümkün olduğunca katkıyı alırız. Mevzuatın gerektirdiği ve bu anlamda uzlaşılabilen her türlü işbirliğini de konuşmaya açığız.

Diyaloga her zaman açık olduğumuzu açıkça belirtiyoruz zaten Semih Bey biliyorsunuz. Münir AYDIN Bey’in sorusu Münir Bey sağ olsun emekli olduğundan ve 70 yaşından bahsetti. Ben kendisine bu anlamda hiç göstermediğini öncelikle söylemek durumundayım. Bence başka bir hazirunda da 70 yaşında olduğunu söylemesin gayet genç duruyor kendisi. Kalabalıklaşmasın dendi Mudanya ama sonra neden bir Ege kasabası olmuyor dendi. Dolayısıyla belki orada farklı bir algılama ya da değerlendirme söz konusudur. 2007 yılından beri zaten Güzelyalı’da hizmetlerimiz devam ediyor. Bu anlamda baktığımız zaman Güzelyalı İskelesi’nin muhakkak Mudanya’ya katkıları da vardır, eksileri de olabilir bu anlamda bunları da her zaman dinlemeye açığız. Ama dediğim gibi İstanbul’la Bursa’yı birbirine bu kadar yakınlaştıran bir köprünün bir bacağından bahsederken biraz daha hassas ve iyi niyetli olmakta da fayda vardır diye düşünüyoruz. Hüseyin Bey’in burada deniz otobüsü ile ilgili olarak bir takım yorumları vardı. Otobüsçülük ile ilgili yorumları vardı. Açıkçası biz bu anlamda mevzuatın izin verdiği ölçüde dediğim gibi hizmetlerimizi şekillendiriyoruz. Şuanda yapılamayacak ya da mevzuata aykırı olan herhangi bir şeyin içinde sırf yararlı olsun diye bulunmamızda İDO adına söz konusu olmaz, yasaların önünde hepimizin bir kere daha hassasiyetle durması gerektiğini düşünüyoruz. 1994 yılından beri deniz otobüsümüz zaten bu sahillerden geçiyor. Dolayısıyla İDO’nun denize girmek ile ilgili herhangi bir tasarruf yaratması söz konusu değildir ama güvenlik sebepleri ile ilgili olabilir. Dediğim gibi burada pek çok tarafın pek çok hassasiyetini -ulaşım, mobilite, hareket kabiliyeti, turizmi geliştirmek, ticareti geliştirmek, denize girmek- geniş bir perspektifte değerlendirilmesi sadece bu toplantının gündemi ile sınırlı olamayacak diye düşünüyorum. Ali Bey sağ olsun bizi protesto etti. Sebeplerini söylerse biz de kendimizi ifade etme ve aydınlatma imkânı buluruz. Basri FİLİZ Bey esnaf olarak bu anlamda ortalama araç sayısı ile ilgili bir takım rakamlardan ve Bursa trafiğinden, Bursa - Mudanya trafiğinden bahsetti. Biz sadece 8 otobüs ile bu hizmeti başlatmayı düşündüğümüzü, toplam 26 seferi bir tur programı çerçevesinde 8 otobüs ile götüreceğimizi de belirttik. Dediğim gibi özellikle yüksek sezonlarda İDOBÜS olmasaydı Bursa - Mudanya hattında ortalama araç sayısını telaffuz edebilecek bir yetkili varsa onu da dinlemeye hazırız. Bu rakama istinaden 8 otobüsün yaratacağı etkiyi de tartışmaya veya en azından karşılıklı olarak istişare etmeye de açığız. Ama günde binlerce otomobilin ve aracın girip çıktığı bu yolda sadece 8 otobüsün etkisinden bahsetmek de bu anlamda biraz haksızlık gibi geliyor bize. Söyledik sadece bir otobüs verebiliriz dedik. Deniz otobüslerimizle ilgili bir otobüs tahsis ediyoruz. En nihayetinde biz 449 kişilik bir deniz otobüsü kaldırıyoruz. Full dolu olması halinde bile ilk öncelikli kabulümüz 54 koltuklu bir otobüsün tahsis edilmesidir. Ama daha önce Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına yaptığımız gecikmeli de olsa bilgilendirme ve ilgili taraflarla yaptığımız değerlendirmeler sonucunda da bazı ekstrem durumlarda -bayram, seyran, arife günü ya da tatil öncesi gibi- çok yoğun dönemlerde belki bu sayının bir miktar artması söz konusu olabilecektir. Ama bizim öncelikli kabulümüz 449 koltuklu deniz otobüsü için 1 otobüsün kaldırılması esasıdır. Burada önemli olan yolcularımızın, vatandaşlarımızın mümkün olan ucuz fiyatlarla mümkün olan kısa sürelerde konforlu bir şekilde seyahat etmesini sağlamaktır. Hem deniz yolunda hem kara tarafında. Murat Bey, Kamil Koç ve Ulusoy’un Susurluk’taki mola yerleri varken bunlar Güzelyalı’da ve Mudanya’da durmazlar dedi. Açıkçası 449 kişilik bir deniz otobüsü ile gelecek olan yolcuların sadece 54 tanesini biz Balıkesir, Manisa, İzmir güzergâhına taşıyoruz. Dolayısıyla geride kalan 395 kişi inşallah full olursa bütün koltuklarımız dolarsa, Mudanya’nın içine Güzelyalı istikametinden Bursa istikametine gidecek olan yolculardır. Dolayısıyla zannediyorum her deniz otobüsünün full olması ve koltuklarının dolu olması durumunda her seferdeki 395 yolcunun ya da vatandaşımızın hangi ticari imkânlarla burayı zenginleştireceğini de düşünmek haksız olmaz. Acentelikle ilgili yine bir soru vardı Murat Bey’in söz konusu katkıları içerisinde. Bu noktada da biz şirketi teslim alalı 8 ay oldu. Bu anlamda pek çok çalışmalar gerçekleştirildi, pek çok sistem geliştirildi ve daha iyiye götürmeye çalışılıyor. Acentelik sistemi de bunlardan bir tanesi. Umarız birkaç ay içerisinde o noktada da biz kendi ekiplerimizle belli bir duruma gelir yönetimimizden de uygun bir olur alır, bu noktadan sonra da belki Güzelyalı, Mudanya ve ilgili istekli esnaflarımıza da bu anlamda acentelikle ilgili tekliflerini, isteklerini almaya ve diyalog kurmaya açık olur noktaya geliriz. Konular şimdilik bu kadardı. Umarım açıklayıcı olmuştur.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Teşekkür ediyoruz. Yeterli, açık… Siz de kendi görüşlerinizi söylediniz. Zaten bunların ortaya çıkması ve bu konularla ilgili daha geniş düşünülmesi için ortamı hazırlıyoruz. Bu görüşmeler devam edecek, bu hizmet yapılıyor, yapılacak. Bu yapılırken de herkesin istifade edebilmesi, hiç kimsenin zarar görmemesi esastır. Bursa kazançlı çıkmalı, Bursa’nın insanı kazançlı çıkmalı, kimse zarar görmemeli diyorum. Şimdi toplantımızın sonuna doğru geliyoruz. Burada çok samimi görüşmeler oldu. Ben Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak, Mudanya Kent Konseyimiz ile birlikte yaptığımız bu çalışmada Mudanya Kent Konseyimize, Başkanı şuanda İzmir’de olduğu için burada değil, Mudanya Kent Konseyimizin Genel Sekreteri Zehra Hanım’a teşekkür ediyorum. Tabii ki bizlere bu salonu tahsis eden Mudanya Belediye Başkanımız Sayın Hasan AKTÜRK’e özellikle teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kendileri Bursa ve Mudanya konularına hassas tecrübeli bir insan, bir Mudanya büyüğü ve bizler de kendisine teşekkür ediyoruz. Eğer isterlerse Hasan Bey’e de bir söz hakkı verebiliriz. Zaten her zaman hakkı... Buyurun Sayın Başkan.

Hasan AKTÜRK (Mudanya Belediye Başkanı):
Ben Değerli Bursalılara, Mudanyalılara, İstanbul’dan gelen misafirlerimize, Mudanya halkı adına özellikle hoş geldiniz diyorum. Ve kısaca Mudanya Belediye Başkanı olarak şu sözleri belirtmemin faydalı olacağı inancındayım. Şuanda meselelere bakılırken ülke geneli için ve bizim İstanbul ile Bursa arasında bir Güney Marmara ilçesi olmamız nedeniyle de Mudanya yönüyle olayları birkaç cümle ile değerlendirmek istiyorum. Özellikle şuanda Mudanya ilçesi içerisinde bulunan, Güzelyalı beldesinde oluşmuş olan ama şuanda Mudanya’nın iskelesi olan bu büyük feribot iskelemizin, modern iskelenin ismi konusunda bir öneri getireceğim. Eğer geçmişe dayalı anlaşmalarda, protokollerde ve yapılan her türlü işlevde bir mâni yoksa mevcut iskelenin adının “Bursa -Mudanya -Burgaz İskelesi” olarak anılmasını ben özellikle İDO yetkililerinden, Bursa yetkililerinden ve İstanbul yetkililerinden Mudanya halkı adına rica ediyorum. İkincisine gelince İstanbul-Bursa güzergâhı ve İzmir güzergâhı tamamen güneye kadar açılan ve ülkenin genel ekonomisi ile ilgili bir feribot iskelesidir. Yapılan yatırım, ülkemizin diğer ülkeler nezdinde dünyadaki önemli yerini alabilmesi için gerekli olan üst seviyede havayolları, üst seviyede demiryolları ve üst seviyedeki kara taşımacılığının yanındaki bir iç deniz olarak dünyanın en büyük filosuna sahip olan İDO’dur. İDO şuanda özelleşmiştir. Özelleşmesinin herhangi bir eksi sıkıntı getirmeyecek şekilde ileriye dönük mevcut ülkemizin ekonomisine ve şartlarına en güzel eklentileri yapabilecek şekilde yürütüleceği inancını taşıyorum. Ve bu inancımla da şunu söylüyorum. Çok değerli konuşmacı olarak İDO’muz adına gelen değerli arkadaşımıza ve sizlere Bursa Kent Konseyi olarak ve ilçemizin kent konseyine de bu yapılan çalışma nedeniyle ben tekrar Mudanya halkı adına teşekkür ediyorum. Çünkü hem Bursalıların, Mudanyalıların hem de özellikle de basınımızın aydınlanarak belli bilgileri daha sağlıklı, daha bilgi düzeyi yüksek olarak tüm topluma, tüm Bursa toplumuna hatta ülke toplumuna aktarabilme şansını getiren çok üst seviyede diyebileceğim, kaliteli diyebileceğim bir toplantı gerçekleşmiş oldu. Buradaki bazı arkadaşlarımızın birkaç konusuna değinmek istiyorum. Özellikle bizim şuanda Ankara’nın ve özellikle de Bursa Büyükşehir Belediyemizin vermiş olduğu çok büyük destek ile biz Mudanya Belediyesi olarak 15 büyük proje yapıyoruz. Bu projeler tamamen yerüstü projesi olarak 15 büyük proje. Bir de yeraltı projelerimiz var. Ben bunu rakamsal olarak verdiğimde önemini şuanda beni burada dinleyenler de anlayacaklardır. Mudanya’nın tüm 5 yıllık süreçte yapmayı planlamış olduğu projelerin değeri 450 milyon civarındaydı. Fakat Büyükşehir ile beraber planlanan bu 450 milyonluk projeye şuanda mevcut sahilimizdeki yapılacak olan 50 milyon keşif değerli ihalenin büyükşehire yük getirecek şekilde değil de özelleşecek şekilde yapılması planlandığından, ilgili belediyenin ve o bölgenin arka planında belediyemize şahıslara ait ve Bursa Büyükşehir Belediyemizin de elde etmeye çalıştığı yerlerle beraber 400 milyonluk bir yatırım öngörülmektedir. İşte bu yatırımla Mudanya’nın, İstanbul’u buraya çekmeye yönelik, az evvel kent konseyi başkanımız Semih Bey’in söylediği gibi, 1 günlüğüne, 2 günlüğüne, 3 günlüğüne kalabilecekleri şekilde hafta sonlarını ve benzeri zamanlarını geçirebilecekleri bir plan hazırlığı devam etmektedir. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile beraber yapılanlar da modern yatırımlarımızdır. Özellikle trafik ile ilgili kısa bir bilgiyi arz etmek istiyorum. Tabii ki az evvel değerli arkadaşlarımızdan konuşmacılardan biri mevcut yolun trafik ile ilgili sıkıntılarından bahsetti. İşte bu gerçek zaten devletimiz tarafından, Bursa Büyükşehir Belediyemiz tarafından daha önceleri de görülerek bu dönemde her türlü planlaması yapılmak suretiyle hem ışıklandırma konusunda hem de şuanda altı şeride çıkarılması konusundaki işlem devam etmektedir. Ayrıca o bölgede yapılacak olan iki adet köprü ve kavşak nedeniyle de artık araçların ışıklarda bekleme ve zaman kaybetme gibi bir olayı da kesinlikle olmayacaktır. Ben bunu Bursa- Mudanya arasındaki trafik ve ulaşım açısından özellikle belirtmek istedim. Bunun yanında değerli konuşmacılardan birisinin bahsetmiş olduğu özellikle küçük çocuklar için tehlikeli olabilecek deniz otobüslerinin ve feribotların yaratmış olduğu dalgaları ilgili feribotlar belli bir mesafeden sonra Gemlik Körfezi’ne girdiğinde hız kesmek suretiyle- en asgari noktaya zaten indirmişlerdir. Ve biz o yönüyle tabii İDO’ya büyükşehirimizin elinde olduğu an için de şuanda da teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu ilgili denizimiz ile ilgili yapılacak sahil düzenlemesi, tüm deniz hareketlerine karşı planlanmış, programlanmış, bilimsel çalışması yapılmış bir projedir. Bu proje gerçekleştiğinde artık deniz su hareketlerinin Mudanya’nın 7200 metrelik sahiline zarar vermesi, oradaki insanlara zarar vermesi yapılan uygulama nedeniyle söz konusu olmayacaktır. Özellikle bunu da belirtmek istiyorum. Bir de yetkiler bu proje ile ilgili de Bursa Büyükşehir Belediyesinden gerekli bilgileri alabilirler. Yeter ki bu projemizi gerçekleştirelim. Ve ben şunu en son söyleyerek bitirmek istiyorum. Biz az evvel kent konseyi başkanımızın söylediği gibi Amerika değil Türkiye’yiz. Ya efendim Japonya değil, Türkiye’yiz ve Türkiye’nin kendine göre şartları ve özellikleri var. İşte bu şartlar ve özellikler de korunarak ülke ekonomisi ve insan yaşamlarının ve kazancının da dengeleri düşünülerek ben bütün bu olayların sağlıklı bir şekilde çözümleneceğine inanıyor ve Mudanya Belediyesine gerektiğinde destek vereceği inancı ile verdiği bilgilerden dolayı İDO’ya teşekkür ediyorum. Tüm Mudanya halkı adına herkese sağlıklar diliyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Başkana gerçekten sevgiler içeren cümleleri için teşekkür ediyorum. Sorunların çözümüne yönelik cümlesi çok güzel bir cümle, tecrübeli bir insan… Başka söz isteyen var mı? Vaktimizi de geçirmememiz lazım. Zaten konular ortaya çıktı. Kent konseyimiz burada insanları toplayıp, konuşturup hadi güle güle diyen bir kurum değil biliyorsunuz. Yani yapı olarak da böyle bir insan değiliz. Biz, bizler kurum olarak da şahıs olarak da bir işe giriyorsak bu işi sonuna kadar götürürüz. Ortada bir hizmet var. Bir hizmet başlayacak ama bu başlayan hizmette görüldüğü kadarıyla bazı sorunlar konuşuluyor. Bir kısmı son derece ciddi gözüküyor. Özellikle ciddi gözüken kısım terminal boyutu, esnaf boyutu otobüs taşımacılığı ile ilgili ciddi gözüken konular var. Bunların konuşulması gerektiği çözüm bulunması gerektiği ortada. Tabii ki belediye boyutu var, Büyükşehir Belediyesi ile kurumsal olarak nasıl konu halledilir o ayrı bir konu. Ama vatandaşa bunun iyi bir şekilde yansıması için hepimize düşen görevler var. Evet, Sayın TÜMERDİRİM buyurun. Deniz sektörü mü diyeyim, deniz sporu mu diyeyim.

Tamer TÜMERDİRİM (Mudanya Yelken Kulübü Başkanı):
Tamer TÜMERDİRİM, Mudanya Yelken Kulübü Başkanı. Şimdi tabii geçmişe dönük o onu yaptı, bu bunu yaptı, şu şunu yaptı, o şöyle oldu, bu böyle oldunun kavgasını yapmanın bence çok fazla bir yararı yok. Ancak ben işe denizden bakmak istiyorum. Herkes kıyıdan baktı, herkes kıyıyı konuştu, karayolu taşımacılığını konuştu. Bundan yıllar evvel İstanbul Yelken Kulübünde yelken yaptığımız dönemlerde bizim deniz taşımacılığı ile ilgili bir sıkıntımız yoktu. Ancak geçenlerde geçenler de dediğim tabii 2 sene kadar önce bir deniz otobüsünün neredeyse bizim optimistçileri biçercesine gelip geçtiğini basından da takip ettiniz. Şimdi turizmden bahsediyoruz. O zaman turizm yapacaksak, lütfen deniz sporları ve gençlerin yetiştirilmesi konusuna da birazcık dönüp bakalım. Geçmiş yıllarda biz bazı projeleri İDO’ya sunduk. Dedik ki biz daha duyarlı davranıyoruz. Bu belediye döneminde de bahsettik. Kent konseyi ile yani Mudanya Kent Konseyi Genel Sekreteriydim o dönemde bir takım yazılar yazdık. Dedik ki sahilden geçerken lütfen hızınızı kesin. İşte balık popülasyonu ile ilgili bir takım sıkıntılar yarattığı söyleniyor. Bu ne kadar bilimsel bilmiyoruz. Lütfen bu konularda bize yardımcı olun, siz iyi bir şirketsiniz. Efendim işte, burada çocuklar belli zamanlarda deniz sporlarını yaparlarken, İstanbul’da yaşadığımız tehlikeleri burada da yaşamayalım. En azından nasıl bir güzergâh takip ediyor bunu bilelim. Ben üşenmedim, Seyir Tepe’den 3-5 defa İDO’nun yani büyük otobüsün bu kıyılara nasıl geldiğini ve dolaştığını izledim. Her seferinde farklı bir rota kullanıyor. Yani denizcilikte, denizde çatışmayı önlemek için belli kurallar vardır. Orada bir rota çizersiniz ve o rotadan ödün vermezsiniz. Yani canınızın istediği yerden gelip geçmek gibi bir lüksünüz yoktur. Geç kaldım biraz daha hızlı gideyim diyemezsiniz. Meskûn mahal tabirini kullanırız karada. Denizde de mecburi rota vardır. Mecburi rotada bu teknenin nereden geçeceğini biz bilmek zorundayız. Bugün arkadaşlarımız belki 8 seferden bahsediyorlar, yanlış anlamadıysam. Yarın bir gün bunun 16 olmayacağını, 20 olmayacağını kimse söyleyemez. Yani Mudanya kıyılarından galiba biz, tasımızı tarağımızı toplayıp Tirilye’den ötelere doğru kaçmak zorundayız. İkinci olarak bakınız, İDO’ya telefon ile ulaşma şansınız yok. Sabah 7.30’da kalkıyorsunuz, feribot çalışacak mı, çalışmayacak mı, web sitesi bilgisayar kullanmak zorundasınız. Telefon ile ulaştığınız zaman karşınıza robotlar çıkıyor. Şahsen ben bundan şikâyetçiyim. Ben insan sesi duymak istiyorum. Mudanya’daki iskeleye telefon ettiğim zaman arkadaşlar tehir var mı bunu öğrenmek istiyorum. Tehir olduğu zaman beni oradan alacak İstanbul’a götürecek yetiştirecek bir İDOBÜS istiyorum. Çünkü benim buradan İstanbul’daki herhangi bir işe yetişmek için yeniden Bursa’ya gitmem, Bursa’dan İstanbul’a gitmem öğleden sonra saat 14.00’ü buluyor. Şimdi bir de şunu sormak istiyorum. Acaba İDO gençler, çocuklar ve spor için ne yapıyor? Ben bugüne kadar bunu hiç duymadım, görmedim, bilmiyorum. Saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz. Yaşar KILIÇ buyurun.

Yaşar KILIÇ (Vatandaş):
Başkanım teşekkürler. Bursa karayolu güzergâhında oturan bir vatandaşım ve İDO’nun yarattığı trafikten en çok da etkilenen insanlardan biriyim. Trafik hiç konuşulmadı, gerçi Hasan Başkanım biraz değindi ama... Bir de olayın şu boyutu var: Bursa’dan İstanbul’a giden arkadaşlar araçlarını İDO’nun etrafındaki ara sokaklara bırakıyorlar. Müthiş bir şekilde otopark sorunu yaşanıyor Burgaz’da. Araç kirliliği veyahut da kalabalığı var. Nedense İDOBÜS’ün otoparkı kullanılmıyor. Bütün giden arkadaşlarımız veya giden yolcular arka sokakları kullanıyor. Kendi aracımız için kendi evimizin önünde park yeri kalmıyor. Yalnız başkanım söyledi Burgaz’ın içinde kamulaştırma var. Bir şey daha söyleyeceğim trafik ile ilgili. Yazın Altınkum diye tabir ettiğimiz Altıntaş tarafındaki sahilde piknik yapan bir vatandaşın, akşam saatlerinde Bursa karayoluna ulaşması bir saati buluyor. Vatandaş acele edince trafik ilerlemiyor, bu da kazalara ve kavgalara sebep oluyor. O da Burgaz’ın huzurunu çok kaçırıyor. O yüzden trafiğe bir çözüm bulunursa sevinirim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyorum. Arkadaşımıza da söz hakkı verelim. Son olarak Halil Bey’e söz vereceğim. Evet,Yılmaz ATAŞ buyurun

Yılmaz Ataş (Otogar Esnaf Dernek Başkanı):
Semih Bey’e böyle bir toplantı düzenlediğinden dolayı teşekkür ediyorum. Biz şimdi saat 13.00’ten beri dinliyoruz. Bence burada konunun muhatabı terminaldir. Tolga Bey de kesin ifadeler kullanıyor. Şunu diyor ki: 13 tane seferimiz 8 tane otobüs var. Şunu merak ediyorum: 13 tane deniz otobüsünü nasıl 8 tane otobüs karşılıyor. 1’e 1 gelmiyor şöyle bir rakam. Yani bu rakam yarın bir gün 20’ye 100’e çıkabilir, önü açık, çıkabilir… Sayın Başkanım şunu diyor: Deniz dalgalarından dolayı sahillerde oluşan etkileri önlemeye yönelik bir projemiz var. Acaba böyle bir etkilenmeden dolayı, yazın, önümüz yaz, bir çocuğun ya da bir kişinin hayatına sebep olunursa, İDO böyle bir şeyin altından nasıl kalkacak? Semih Bey’de keza dedi ki işte Amerika-Türkiye örneği verdi. Biz Türk olduğumuz gibi aynı zamanda da Müslümanız. İslam yani karıncanın hakkını hukukunu muhafaza ettiği halde, İDO burada görüyorum; terminalden 100 tane esnaf var burada, bunun yanında binlerce insan çalıştığı halde, acaba bunların…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şöyle biraz daha teknik, konu ile ilgili konuşalım.

Yılmaz ATAŞ (Otogar Esnaf Dernek Başkanı):
Şimdi orada terminalde yüzlerce otobüsçü arkadaşın hak hukuku hiç düşünülmüyor mu?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, anlaşıldı konu. Terminal esnafı ile ilgili konu zaten netleşti. Bunlar ana başlıklarda var.

Yılmaz ATAŞ (Otogar Esnaf Dernek Başkanı):
Yani burada iki tane otobüs konuldu. Gördüğümüz sıkıntılar bayağı bir sıkıntı. Kaç senedir bununla ilgili sıkıntılar yaşanıyor. Şimdi 13 taneden bahsediliyor. Yani bu yapılırken Sayın Başkanımızın da dediği gibi…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şimdi aynı şeyleri tekrar etmeyelim, konu anlaşıldı. Terminal esnafı olarak görüşünüzü söylediniz, biz de net olarak anladık yazdık. Teşekkür ederiz.

Yılmaz ATAŞ (Otogar Esnaf Dernek Başkanı):
Ben teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şurada gözlüklü kardeşimize hemen söz verelim. Buyurun isminizi alalım?

İzzet TURGUT (Emekli Kamu Görevlisi) :
İsmim İzzet Turgut, emekli kamu görevlisiyim. Şimdi toplantının başından beri böyle kısa notlar aldım. Tolga Bey’in 450 yolcuya 1 otobüs olacağı sözü, her ne kadar da 1 tane bile olsa küçük bir otogar ihtiyacı olacak bu bir. Bir de bayramlarda artabilir dediniz. O bir defa kesin olacak, öyle görünüyor. Şimdi burada çoğunluk otobüsçü, otelci, lokantacı arkadaşlar var, esnaf ağırlıklı. Ve bu esnaf da anlaşılan o ki pasta yeme derdinde. Pasta yenecek görünüyor. Ama anlaşılan o ki bulaşıkları bize kalacak pastanın. Kısa olarak önerimi söyleyeyim. Bunu yıllardır, zaman zaman basında da dillendiriyorum. Burgaz’a yapılan limanın trafik yükü getireceği açık. Çözüm… Az önce Tamer Bey dedi. Biz Tirilye’ye doğru gidelim. Biz değil İDO gitsin. Bunun yeri de Ketendere olsun. Çok kısa yaklaşık 15-20 km’lik kısa bir bağlantı yolu ile bunu İDO sanırım bu ekonomik gücü ile rahat yapar. Mevcut yollardan yararlanarak, yeni güzergâhlar açarak da değil çünkü var o güzergâhlar. Gerekirse bu görüşülür. Belediyeden teknik arkadaşlar da bunu biliyorlar. O güzergah açılırsa, 15-20 km’lik bir duble yol ile Ketendere çevre yoluna bağlanır. Ketendere’ye Ro-Ro da dahil olmak üzere istediğiniz kadar araç getirebilirsiniz. Burgaz Limanı’nda ne olur? Günde belki 1-2 otobüs seferi yapılır. Bursa’ya, Mudanya’ya ve Burgaz’a hitap eden tarafı da işin çözülmüş olur. İlerde de Ketendere büyükşehir sınırlarına alınırsa, hani turizm falan dendi ya… Turizm yönünden de Esence, Mesudiye sınırları ve güzergâhı inanılmaz potansiyele sahip. Bilenler bilir… O nedenle, burada sızlanmak, mızmızlanmak yerine, somut net önerileri dillendirirsek, bunun çözümünü de İDO perspektifinden yani o güçle rahatlıkla yapabileceği yönünde değerlendirirsek, sanırım çözüm daha mantıklı ve yerinde olur.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet teşekkür ediyoruz. Değişik, güzel bir öneri geldi. Ben şimdi son olarak otobüs sektörünün içinden Halil Bey’e söz vereceğim. Şimdi bakın bilmeyenler belki vardır, bir konuyu yinelemekte fayda var. Bursa Terminali geçmiş yıllardaki Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Sayın Erdem SAKER zamanında otobüsçü esnafı ile birlikte çok değişik bir formülle ortaya çıktı. Türkiye’de ilk ve tek bildiğim kadarıyla. İşte o sektörün içindeki o BOYKOOP Kooperatifi. Güzel bir hizmet sonuçta tabii Bursa Büyükşehir Belediyesinin malı, tabii devam ediyor o hizmetler bir şekilde. O işin içinde olan insanlardan bir tanesi de Halil GÜLEÇ.

Halil GÜLEÇ (Terminal Esnafı):
Sayın Başkan, Sayın Divan, Değerli Üyeler hepinize saygılar sunarım. Benim sitemim Bursa Büyükşehir Belediyesine. Biz denizyolu ile ulaşıma karşı değiliz. Buraya yapılacak olan terminale karşıyız. Bugün burada 12 otobüs ile yapılacak olan ulaşım yazın daha da artacaktır. Dolayısıyla bu durum, ana terminalin yani BOYKOOP’un olduğu yerin tamamen işlevsiz hale gelmesine neden olacaktır. Buraya yapılacak olan terminal geçmişte BOYKOOP ile Büyükşehir Belediyesinin yaptığı mukaveleye de aykırıdır. Bu mukavelede de vardır. Zaten ön tarafta yapılmış olan alışveriş merkezi, bugün terminaldeki esnafı bitirmiş durumdadır. Sizi temin ederim ki, 1951’den beri otobüsçü olarak ilk defa şirketim geçmiş yıl zarar etti. Bugün BURULAŞ’a kiramızı ödeyemeyecek durumdayız. Personel ve kira giderimizi zor ödüyoruz. Yine Büyükşehir Belediyesinin bir hatası var. Milyonlarca dolara mâl olan çevre yolu asli görevini eksik olarak yapmaktadır. Büyükşehir bu konuda hiçbir müdahale ve tasarrufta bulunmamaktadır. Bugün çevre yolunun dışında kalan yani doğusunda ve batısında kalan, İnegöl ve Yenişehir ile Mustafakemalpaşa ve Karacabey’e hâlâ batı garajından araç kalkmakta, çevre yolu ise %30-40 verim ile çalışmaktadır. Biraz evvel İDO’daki görevli Bey’in de söylediği gibi, ben tahmin ediyorum ki bu 12 otobüs ile kalmayacak. Bayramlarda ilaveler, yaz tatilinde ilaveler derken bu BOYKOOP’un geçmişte çalıştırdığı terminali tamamen işlevsiz hale getirecektir. Herkese saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyoruz Halil GÜLEÇ’e. Evet 15.15’te bitirmeyi planladık. Şimdi bakın ben usulü söylüyorum. Burada konuşulan konular hepsi not edildi, ediliyor. Zaten kayıt altına alınıyor. Burada bize düşen görev Bursa Kent Konseyi olarak, bunları rapor haline getirip, acil bir şekilde ilgililere iletmek. Zaten ilgililerin bir kısmı burada, olmayanlara da iletilecek. Ve sorun gibi gözüken -bizim de şahsen, bir Semih PALA olarak baktığımda sorun olarak gördüğüm- konularla da ilgili gerekli yardımı ve desteği yapacağız. Çünkü Bursa hepimizin, Bursa’da yaşıyoruz, Bursa bir Türkiye bir dünya kenti, çok önemli bir kent, burada hiçbir sorun çıkmasını istemiyoruz. Hiçbir sorun! Güzel bir hizmet geliyorsa, güzel bir şekilde gider. Sorun çıkacaksa sorun çıkmaması için uğraşmak durumundayız. Ne güzel burada taraflar medenice görüşlerini ortaya koydular. Sıkıntılar ortaya kondu. Bu kadar açık ve net başka türlü konuşulmazdı. Ne kadar zor konular bakın. İnsanların hayatını ilgilendiren ekmek parası bunlar. Çoluk çocuğun rızkı derler ya, bu kadar önemli konular burada konuşuldu. Ve burada kalmıyor bunlar, kalmayacak. İDO da halkın, vatandaşın, ilgililerin görüşlerini ilk defa net bir şekilde gördü. Onlar da mutlaka yorum yapacaklar yönetim olarak. Bursa Büyükşehir Belediyesine de bu konular aktarılacak, onların da görüşleri olacak sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, biliyorsunuz her zaman için halkla vatandaşla bir arada olan ve öncelikle onların sorunlarından yana olan bir insan, sorunların çözümlerinden yana olan bir insan… Yani bu konu ile ilgili sıkıntılı gibi gözüken meselelerin çözülebileceğini ümit ediyoruz. Ümitten öte üzerimize düşeni yapıyoruz. Bakın bu toplantı yapıldı. Bursa olarak davet ettik, İDO yetkilileri vakit ayırıp geldiler. Ne güzel bir şey. Madem yapıyorlardı, servisi koyar, taşır giderlerdi ama geldiler, teşekkür ediyoruz tekrar. Sizler çok net fikirlerinizi söylediniz vatandaşlar olarak, sektör olarak teşekkürler. Böylesine zor bir toplantıyı hayırlısıyla bitirdik. İnşallah hayırlara vesile olur, bu sıkıntılar kalkar. Öne çıkan konulardan bir tanesi, tarafların acilen bir araya gelip oturup konuşması. Tolga Bey’e son bir iki konuda söz verelim.

Orhan SERİNÇAY (Bursa Kent Konseyi Tarihi Kültürel Miras Çalışma Grubu Üyesi):
Bir mikrofon rica ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Verir misiniz? Son söz vatandaşın diyelim.

Orhan SERİNÇAY (Bursa Kent Konseyi Tarihi Kültürel Miras Çalışma Grubu Üyesi):
İsmim Orhan SERİNÇAY. Emekli tarih öğretmeniyim. Bursa Kent Konseyi Tarihi Kültürel Miras Grubu üyesiyim. Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Bütün arkadaşlar konuştular, çeşitli meseleleri dile getirdiler fakat ben turizm açısından olaya çok geniş olarak bakıyorum. Yani İstanbul, Osmanlı’dan kalan Bizans’tan kalan bir tarih kenti, Bursa, Prusa’dan kalan bir tarih kenti. O halde diyorum ki İstanbul’a gelecek olan turistler önce bunların başlangıcı olan Prusa’ya Bursa’ya gelsinler. Arkeolojik olarak açık bir tarih müzesidir Bursa. Osmanlı, Bizans ve Prusa eserlerini görebilirler. Diğer taraftan Zeytibağımız var. Zeytinbağı da son derece güzel bir yer. Ben şunu görüyorum. Özellikle halkımız İDO ile bütünleşmiştir. Halkımız İDO’yu tercih ediyor. İDOBÜS’lere de sanıyorum bazıları tabi çeşitli nedenler ile karşı çıkıyorlar. Fakat şunu unutmayalım. Dünya üzerinde ilk tren çıktığı zaman adı neydi biliyor musunuz? Yürüyen cehennem… Ama şimdi ne yaptık, bu yürüyen cehennemleri bıraktık, sürat trenlerine kavuştuk. O halde gelecekte de İDOBÜS bu işte mutlaka başarılı olacaktır. Diğer arkadaşların da sorunları göz ardı edilmemelidir.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Son dediğiniz çok önemli. Hiç kimsenin sorunları göz ardı edilmeden başarıya gitmek esas olmalıdır, diyoruz. Buyurun Tolga Bey.

Tolga YARDIMCI (İDO İş Geliştirme Direktörü):
Kent konseyi hazirununa ve başkanımıza bizi davet ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Her zaman davete icabet ederek biz burada olur, gereken bilgilendirmeyi yaparız. İşbirliği ve fikir açısından da her zaman diyaloga açık olduğumuzu belirtmek istiyorum. Çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, çok teşekkür ediyoruz. Ne güzel, diyaloga açık bir ifade. Yarından tezi yok, bu diyalogun başlatılması noktasında çalışacağız. Semih PALA olarak benim Bursa Kent Konseyi Başkanı olmamım yanında Bursa Büyükşehir Başkan Danışmanı sıfatım da var. Yani bir tarafımızda belediye var. Bunları ben belediye adına da başkan adına da takip ediyorum. Bunların her biri değerlendirilecek konulardır. Bakışımızı, görüşümüzü, Bursa’nın insanları ile olan münasebetlerimizi değerli girişimciler bilirler. Onun için bu konuların takipçisi olduğumuzu tekrar söylüyorum. Böylesine zor bir toplantıyı bitirdik. Mutluyuz. Daha nice toplantılarda bir araya gelmek üzere herkese teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.