• 24 Kasım 2017

Kurumsal

70. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 12 EYLÜL 2014


BURSA KENT KONSEYİ “DOSAB SANTRALİ” KONULU 
BURSA KONUŞUYOR TOPLANTISI
12 EYLÜL 2014 CUMA / SAAT: 14.30
Merinos AKKM Başkanlık Salonu

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Değerli katılımcılar Bursa Kent Konseyi Bursa Konuşuyor genel konsey toplantısına tekrar hoş geldiniz. Bugün gerçekten Bursa’mız için Türkiye’ye örnek olabilecek tarzda bir toplantı gerçekleştireceğiz. Kolay bir toplantı değil çok değerli katılımcılar, zor bir toplantı. İşte Bursa’nın güzelliği, iyiliği, Bursa insanının yapısı, hoşgörüsü, birbirlerine olan bakış açısı burada. Bakın burada farklı görüşler, düşünceler, dünya görüşleri, yaşam tarzları, zengini, fakiri, her çeşit insan var. Ne güzel aynı çatı altında bir araya geliyoruz, gelebiliyoruz. Aynı konudaki farklı görüşleri ortaya koyacağız, birbirimizi dinleyeceğiz. İşte Bursa’nın bu özelliği burada, çok değerli katılımcılar. Bugünkü toplantıyı hepimizin katkısıyla Bursa olarak Türkiye’ye örnek bir şekilde gerçekleştireceğiz Allah nasip ederse. Bursa Kent Konseyi önemli bir kurum, sunumda da görüldü. Gerçekten Türkiye’nin en büyük, en güçlü Kent Konseyi ve her konuda da etkinlik yapan yapabilen bir güç. Kim yapıyor bunu? Bursalılar yapıyor. 2009 yılında başlayan Yerel Gündem 21 sürecinin getirdiği birikim, tecrübe insanların alın teri, göz nuru, emeğiyle, Kent konseyleri yasasıyla birlikte Bursa Kent Konseyi’ne dönüştükten sonra da beş senedir yönetiminde bulunuyoruz ve gerçekten Türkiye’ye örnek, önder işler yapıyoruz. Bursa 8500 yıllık fiili, Akçalar’da biliyorsunuz, Aktopraklık arkeolojik buluntu, öyle bir eski bir kent ki Bursa, İzniğindeki Hristiyanlık dünyasıyla ilgili ve 130 yıl Osmanlı devletine başkentlik yapmış 6 padişah var. Ve sanayi kenti, tarım kenti, ikisi bir arada. Doğa, turizm, üretim her şey var, bırakın kendisine yetmeyi, Türkiye’ye yetmeyi; Dünyaya yeten bir kent. Böylesine önemli bir kentin insanlarıyız çok değerli katılımcılar. Onun için burada, hep Bursa’nın dışına, Türkiye’ye, dışarıya, dünyaya örnek işler yapmak zorundayız. Bursa’nın insanı, faydalı işler, faydalı konuları konuşmak, tartışma adabıyla, böyle birbirini dinleyerek örnek olmak. İşte biz de Bursa Kent Konseyi, buna benzer 16 büyük konsey toplantısı yaptık, yılda 1500 toplantımızın içinde. Zor olanına talip olduk. Bu toplantıyı yapmayabilirdik. Kimse de “Niye yapmadınız?” diyen birkaç kişi çıkardı. Nasıl olsa 1500 tane hep yapıyoruz. Ama mesele o değil, mesele örnek işler yapacağız, hep beraber. Ben baştan bu girizgahları yapıyorum. Burada çok değerli insanlar var, farklı farklı görüşte olan insanlar var. Herkese de mikrofon vereceğiz çok değerli katılımcılar; bizim toplantılarımıza gelen giden arkadaşlarımız mutlaka olmuştur. Hiç kimseyi konuşamamazlık ettirmeyiz. Ancak tabi ki toplantıların bir yönetim şekli olur. Zor toplantıların da kendine göre kuralları olmalı. Yani, gerçekten kolay değil. Burada kurumsal katılımcılık esastır zaten kent konseyinde ve burada kurumsal katılımcıların temsilcilerine, isteyenler bize yapılan, bizim temaslarımızın sonucunda yapılacak konuşmalar var. Bu toplantıyı planlarken ve tabi ki konuşma yapmak isteyenler, arkadaşlarımız kağıt dağıtsın ayrıca, yazılı bize bildirsinler. Burada bir planlama yapmamız lazım, çünkü vakti iyi kullanmamız lazım, konuyu artısıyla eksisiyle bir anlayalım. Yani biz burada, değerli katılımcılar, birbirimizi ikna etmek için toplanmadık, bakın. Biz birbirimizi bir dinleyelim diye toplandık. Bu ayrıntı çok önemli. Daha sonra bu toplantıları yapacağız. Bakın, bu Semih PALA sözüdür arkadaşlar. Bizi tanırsınız herhalde. Yani biz öyle zor işlerden kaçan bir insan değiliz. Bunu, sizlerin de yardımıyla, hep birlikte bir daha bir daha toplantılar yapacağız, hiç merak etmeyin. Bugünkü toplantıyı şöyle hayırlısıyla, birbirimizi bir dinleyelim. Değerli kardeşlerim, benim güzel kardeşlerim, 45 yılımı bu işlere vermiş bir arkadaşınız, abiniz, kardeşiniz ne derseniz deyin. Bayağı tecrübe sahibi olduk yani. Onun için burada güzel insanlarla bugünkü toplantıyı güzel bir şekilde devam ettireceğiz, konuşmaları dinleyeceğiz. Karşı görüşler olacak, lehte, aleyhte, olabilir, gayet doğaldır, yani başka türlü dünya olmaz ki zaten. Beyaz var, kara var; cennet var, cehennem var; sevap var, günah var; hep böyle dünya. Yani burada insanın aklı var. Allah akıl vermiş, işte bunları tartmak için vermiş. Dersinizi çalışırsanız sınıfı geçersiniz, çalışmazsanız kalırsınız. Bunları niye söylüyorum. Biraz böyle toplantıya yavaş yavaş şöyle bir girizgah yapalım arkadaşlar. Yani benim şu Semih kardeşinizi, şurada çok değerli arkadaşlar var. Yani, hakikaten, hep birlikte bu toplantıya da, Bursa Kent Konseyi’ne de sahip çıkalım. Bakın bu ortamlar yürek işi, cesaret işi. Bu kadar farklı, hele böyle bir biraz da zıtlaşılmış konudaki toplantıyı Bursa’da, yani bizden başka da bunu toparlayabilecek kimse yok. Onun için bu şansımızı da iyi değerlendirelim, samimi söylüyorum. Yani bu ortamlara sahip çıkarsak hep birlikte, daha da güzel, daha da farklı, gerekirse tartışmalı sonuna kadar. Ne olacak ki yani, konuşa konuşa bunları anlayacağız, birbirimizi anlayacağız. Ve bu dünya kenti Bursa, arkadaşlar. Bakın Bursa’da yaşamanın bedeli, bu dünya kenti olan Bursa’ya uygun bir şekilde davranmak, çalışmak diyorum. Ve fazla da uzatmak istemiyorum. 
Şimdi kent konseylerinde protokol yoktur arkadaşlar. Kent konseyleri kalp atımlarının eşit olduğu kurumlardır, bakın çok enteresan bir şey. Biz bunu oturtturuyoruz, Türkiye’ye örnek olarak. Önde otur, arkada otur yok. Kim gelirse o öne oturur. E tabii ki büyükler gelir, yöneticiler, saygı gösterilir. O bizim geleneklerimizde vardır. Ama burası herkesin eşit olduğu bir ortamdır, kent konseyi. Bunu böyle geliştiriyoruz, bu şekilde kendi kendine kural haline getiriyoruz, çok güzel bir şey, diyorum ve şimdi bir konu var. Bu konunun önce bir ne olduğunu ortaya koymamız lazım. Yani kısa, net olarak. Ben şunu istiyorum arkadaşlardan. Yani gerek konuyla ilgili konuşacaklar var net. Yani ben burada propaganda yapılmasını istemiyorum, çok net arkadaşlar. Yani başkasını ikna etmek için de konuşulmasını istemiyorum. Bakın şimdi, net tavrı koyun, çünkü bu toplantıyı yönetmekten mesul bir insanım. Bursa adına, Türkiye çapında bir toplantı tertipliyoruz bugün. Mutlaka belirli kuralları olmak zorunda ve bu kuralları da baştan söylüyorum. Kendimizi anlatalım, ne yapılıyor, onu anlatacağız. Herkesin aklı fikri var, bakacak; çünkü bu süreç yarın bitmiyor, saat 4.00’te de bitmiyor arkadaşlar, yani bu süreç devam ediyor. Bu bilgilenme süreci, itiraz süreci, miting süreci, yürüyüş süreci, ne derseniz deyin, ama her şeyin bir ortamı var. Burası bir toplantı ortamı, toplantı ortamına göre hareket edin. Neler yapılacak, kısa ve öz olarak sunumları alacağız ve hemen farklı görüşler, pozitif-negatif. Bakın, biz Kent Konseyi olarak nötr konumdayız arkadaşlar ve böyle olmak zorundayız. Bu insanlar, nötr ortamdaki bir yönetim olursa gelirler, o tarafı bu tarafı tutma diye bu yönetimde olmanın bir şansı yok. Bakın çok daha benim şahsi kanaatlerim olabilir, o ayrıdır ama buradaki yönetici olarak nötr konumdayız. Herkese derdini, meramını, yaptığını, yapacağını, söyleteceğiz, konuşturacağız. Bu konuşmalar kısa olacak arkadaşlar. Benim gibi uzun konuşulmayacak. Çünkü birçok konuşma olabilir, herkese söz verme konumunda olacağız. Toplantıyı da fazla uzatmamamız gerekecek diyorum. Ve tabi ki şimdi santral değişik isimlendiriliyor olabilir, yani termik santral denilebiliyor, enerji ve buhar santrali denebiliyor; denebilir. Biz Bursa Kent Konseyi olarak, DOSAB santrali dedik arkadaşlar. Nötr konumumuzu koyduk, DOSAB santrali dedik. Bu konuyla ilgili DOSAB (Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi) Bursa’da 25 civarında sanayi bölgesi var. Üreten bir kent, yani ekmek parasının kazanıldığı ve üretilerek, Türkiye’nin de büyümesine sebep olduğu bir kent. Çok önemli, onun için sanayinin gelişmesi, tarımın gelişmesi, tarım topraklarının muhafazası bir ikilem, dünyada, Türkiye’de. Ve bunlar tartışılıyor, insan sağlığı, çevre. Hele son yıllarda çok öne çıkan bir kavram. Bunların hepsine herkes göz önüne alarak hareket edecek. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi gerçekten önemli bir sanayi bölgesinde böyle bir tesis var. 
Şimdi bu tesisisin öncelikle iki yetkilisine söz vereceğim arkadaşlar. Yani niye verdin falan diye de sormayın. Yani artık bundan sonra spontane gelişecek. Yani buradaki sorumluluk bu. Toplantıyı yönetmek riski de bu, her şeyi üstlendik, yola çıktık arkadaşlar. Önce bir çıkacaklar, kısa olarak, baştan söylüyorum, ne yapıyorlar? bir anlatsınlar sorular gelecek, şeyler gelecek, hepsini birden konuşacağız diyorum ve DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Feridun KAHRAMAN ile başlıyorum.

Feridun KAHRAMAN (DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı):
Sayın Başkan, Bursa Kent Konseyi’nin değerli yöneticileri ve katılımcıları, değerli Bursalılar, kıymetli basın mensupları; şahsım ve DOSAB yönetim kurulu adına sizleri saygıyla selamlıyorum. 
DOSAB’ın buhar ve elektrik tesisi projesini, böylesi bir platformda kamuoyuna anlatma, karşılıklı fikir alış verişinde bulunma fırsatı verdiği için, başta Bursa Kent Konseyi Başkanı Sayın Semih PALA ve değerli yöneticilerine teşekkür ediyorum. İnancım odur ki, seviyeli ve Bursa’mız için fayda üretecek örnek bir toplantıyı hep birlikte gerçekleştireceğiz. Önceliği tamamen buhar üretimi olan, verimlilik adına bir miktar elektrik üretilecek DOSAB Buhar ve Elektrik Üretim Tesisi projemizle ilgili bugüne kadar 40’a yakın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik. Çünkü verimli ve çevresel etkileri anlamında eski santral örnekleri gibi olumsuzluk yaratmayacak yeni nesil bir proje ortaya koyduk. Bunu insanlara anlatmak, kamuoyuna projemizle ilgili verilen bazı yanlış bilgileri düzeltmek bizim görevimiz. Bu projemiz yerli kaynak kullanan, genel ekonomik faydaları yanında, çevre ve insan sağlığını koruma açısından hiçbir yatırımdan kaçırılmayan teknoloji seçimi uygulaması ve denetimi anlamında ülkemizde ilk ve olumlu bir örnek olacaktır. Projenin detaylarını DOSAB Bölge Müdürümüz Serhat ŞENGÜL az sonra sizlerle paylaşacak. Ben burada genel ekonominin faydalarını ve çevreci yönünü kısaca paylaşmak istiyorum. DOSAB’ın bu projesiyle enerji üretiminde ülkemizin yerli kaynaklarının değerlendirmesiyle dışa bağımlılık azalacak. Yurtdışında yılda 100 milyon dolar, 10 yıllık bir projeksiyonda 1 milyar dolar daha doğalgaz faturası ödenecektir. Ülke içinde yaratılacak katma değer ile dış ticaret açığının ve cari açığın düşülmesine katkı koyulacak. DOSAB’taki 440 firma, rekabetçi fiyatlarla enerji temini sayesinde daha çok istihdam yaratacak, ihracat yapacak ve vergi ödeyecek. Bu proje şirket dahi kurulmadan yani hiçbir şahıs ve tüzel kişiliğin ortaklığı olmadan kar amacı gütmeyen DOSAB’ın %100 yatırım işletme ve kontrolünde olacak. Bölgedeki tüm katılımcılar ortak payda sağlayacak. Bu ekonomik faydaların yanı sıra, kömür tesislerinde çevre ve insan sağlığına olumsuz etkiler yaratan tüm noktalarda hiçbir yatırımdan kaçınılmamış, en son teknoloji seçilmiştir. Böylece olumsuz etkiler engellenmiştir. Bu önlemle yatırımları özetlemek gerekirse; kömür ve kireç taşı nakliyesinden depolanması ve kazanlara taşınmasına kadar, tamamen kapalı ortamda olacak, hiç bir şekilde görülmeyecek, havayla temas etmeyecek, etrafa toz salınımı olmayacak, kömürün yanması sonucu ortaya çıkan baca emisyonları yüksek teknolojiye sahip sistemle kontrol altına alınıp, çevreye ve insan sağlığına zararları engellenecek. Baca emisyonları Çevre Bakanlığınca 7 gün 24 saat online olarak izlenecek. Bu denetimin yanı sıra, kamuoyunda gördüğümüz endişeler neticesinde, ikinci bir denetim mekanizmasını devreye almak için öneride bulunduk. Burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bursa’da kurulacak bir komisyon aracılığıyla, komisyonun seçeceği uluslararası bir bağımsız denetim kuruluşu denetim yapsın, bunun maliyetini DOSAB karşılasın ve denetim sonuçları açıklansın. Eğer bu tesis taahhüt edilen şekilde çalışmadığı takdirde çevre ve insan sağlığına zarar verdiği noktada derhal kapatılsın. Bunun garantisini ve taahhüdünü DOSAB, kurumsal olarak vermektedir. Bu tesiste yeraltı veya baraj suyu kullanılmayacaktır. Bunun altını çizerek konuşuyorum. Santralın ihtiyacı olan su, DOSAB Atık Su Arıtma Tesisinde arıtılıp dereye dökülen sulardan ileri arıtma sistemiyle temiz su olarak geri kazanılacaktır. Bu sistem Dünya ve Türkiye’de ilktir. Uçucu baca külleri % 99,95 oranında yeni nesil torba filtrelerle tutulup, kapalı silo odada depolanıp, kapalı silobaslarla taşınacak, küllerin havayla teması ve etrafa yayılması mümkün olmayacaktır. DOSAB’ta bizim tesisimizin üreteceği kadar buhar, hali hazırda yüz civarında fabrika tarafından buhar kazanlarında üretilmektedir. Doğalgaz ve kömür kullanan buhar kazanı bacalarının tamamı DOSAB’ın tek merkezli yatırımı sayesinde kapatılacaktır. Böylece 100 tesisin mevcut emisyonuna göre daha az bir emisyon söz konusu olacaktır. Yani daha temiz bir hava kalitesi yaratılacaktır. Bu konuda bilimsel çalışma raporunu Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sayın Gülen Güllü açıklayacaktır. 
Sayın Başkan, değerli Bursalılar; DOSAB bu projeye 4 yıldan bu yana onlarca mühendis ve uzmanlıkla titizlik içerisinde çalıştı. Yurtiçinde ve yurtdışında onlarca santral incelendi. Bunların sonucunda santralların en güçlü yönleri belirlenip alındı. Neticede çevresel etkileri verimlilik ve teknoloji anlamında en son nesil bir buhar ve elektrik santrali projesi ortaya konuldu. Ülkemizin ve sanayimizin gelişimi için yerli kaynakları değerlendiren, daha fazla katma değer yaratan, ancak bunları sağlarken çevre ve insan etkilerini göz ardı etmeyen yatırımlara ihtiyacımız var. DOSAB işte böyle bir proje üretmiştir. Ülke olarak maalesef geçmişte sanayi ve çevre karnemiz çok iyi değildi. Sadece ülkemizde değil, tüm gelişmekte olan ülkelerde aynı acı süreçler yaşandı. Bugünün gelişmiş ülkeleri de bu yollardan geçti. Ancak günümüzde Türkiye çevreyle dost, çevresel etkileri en aza indirilmiş sanayileşme dönemindedir. Çok şükür ki DOSAB bu dönemi yakalayan çevre anlamında yatırımları ve hassasiyetiyle son yıllarda örnek gösterilen öncü bir organize sanayi bölgesi konumundadır. 
Değerli Bursalı hemşerilerim bu noktada şu hususlara değinmek istiyorum. Kamuoyu bazı yanlış bilgi ve değerlendirmelerle bilinçli veya farkında olmadan yanlış yönlendiriliyor. Genel olarak eski yani ilk nesil kömür santrallerinin olumsuz etkileri bizim 5. nesil projemizde varmış gibi bilim insanları açıklamalar yapıyor. Bazı medya organları da...
 
Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Kahraman, şimdi siz konuşmanızı yapın birilerine yönelik cevabınızı vermeyin konuşma içinde. Yani o şekilde davranalım. Siz konuşmanızı yapın kamuoyu istediği gibi algılasın. Tamam?

Feridun KAHRAMAN (DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı):
Peki, teşekkür ederim. Üstelik bunu kendi sanayi faaliyetlerine çevre duyarlılıklarına hiç bakmadan yapıyor. Bu hafta önce Bursa Tabip Odası, bunları söylemek zorundayım başkanım özür dilerim. Müsaade ederseniz.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Siz bakın, baştan o şeyi koyduk. Siz yapacağınızı anlatın şimdi, daha sonradan gerekirse bu cevaplar verilir.

Feridun KAHRAMAN (DOSAB Yönetim Kurulu Başkanı):
Peki teşekkür ederim. Dolayısıyla bizim projemiz, incelemeden gelen geçer bilgilerle bilim insanlarının açıklamalar yapmasını hayretle karşılıyoruz. Doğrudur, kömür santralları önlem alınmadığı takdirde çevre ve insan sağlığı anlamında birçok olumsuzluklar içerir. Ama bu santraller ilk nesil, eski teknoloji, çevre önlemleri alınmamış veya işletilmeyen yatırımlardır. Bugün gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, dünya elektrik enerjisinin % 41’ini kömürden sağlıyor ve pay giderek artıyor. Gelişmiş ülkelerde birçok olumlu örnekler var. Bilim insanlarımız bu örnekleri bizim projede bilimsel kriterlerle incelediler mi? Yoksa kitaplardaki, internetteki 30-40 yıl öncesinin bilgileri ışığında mı konuşup raporlar hazırlıyorlar. Az önce de belirttiğim gibi biz 4 yıldır inceleme yapıyoruz. Almanlar, Amerikalılar, İngilizler bu işi nasıl yapmış, nasıl teknolojiler kullanmış, çevre etkilerini nasıl minimum düzeye indirmişler? Neden biz de en iyisini yapmayalım diye emek ve çaba sarf ediyoruz. Teknik ekibimiz daha dün projemizde farklı neler katabilir diye 10 günlük bir Avrupa incelemesinden döndü. Masa başından yazmak, emek çaba sarf etmeden araştırmadan konuşmak elbette kolay, ama biz bunu yapmıyoruz. Değerli katılımcılar odalarımızın raporunu teknik arkadaşlarımız titizlikle inceledi. Vardığımız sonuçlar özetle şöyle; deniliyor ki ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin yerli maden kaynaklarımızdan karşılanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kendi kaynaklarını yok sayan kaynaklarını kullanmayan bir ülkenin kalkınması mümkün değildir. Temiz kömür teknolojisinin kullanımı teşvik edilmeli. 
DOSAB olarak biz zaten bunu yapıyoruz. Bu tespiti yaptıktan sonra neye bakmamız gerek, teknoloji seçimi, verimlilik, çevresel etkileri konusunda ne yapılmış? Biz dünyanın en son teknolojisini kullanmışız; yatırım, işletme ve denetim konusunda projemiz tüm şeffaflığıyla ortada. Taahhütlerimiz sadece buradaki sözlerimiz değil, ÇED dosyasında yazıyor. Öyleyse bu madenlerimizi başka hangi teknolojilerle kullanacağız? Mühendislerimiz bunu söylesinler, biz de yapalım. Bu raporlarda bunları bekliyoruz. Değerli katılımcılar, bilimsel raporlar “eğerler”le, “ya yapılmazsa”, “ya edilmezse” gibi kelime oyunlarıyla yapılamaz, hazırlanmaz. Mühendislerin inceleme raporu projeye, sayılara, verilere dayanır. Edebiyat içermez, yanıltıcı olmaz. 
Sayın Başkan, değerli katılımcılar, biz çevre ve insan sağlığını koruma anlamında hiçbir maliyetten kaçınmadık, kaçınmayacağız da. Bu sistemleri % 100 yedekli kuruyoruz. Bursa merkezde bazı kömür santrallarında yapıldığı gibi çevre katliamı yapmayacağız. Her türlü denetim garantisini ve taahhüdünü gerek burada, gerekse resmi dosyamızda veriyoruz. Çünkü biz doğru ve çevreci proje yapıyoruz. Sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyor ve beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, biz de Sayın Kahraman’a teşekkür ediyoruz, burada topluluğa da teşekkür ediyoruz. Herkes her türlü konuşmayı dinleyecek, eğer müdahale edilecek kelime, cümleler varsa yani divan başkanı olarak, Kent Konseyi Başkanı olarak dikkat ettiyseniz o müdahaleleri yaparım. O noktada da herhalde farkına vardınız diyorum. Çok teşekkür ediyorum topluluğa, gerçekten burada, tabi söylenebilir, konuşurken karşı tarafa belki yanlış anlaşılabilecek şeyler gelebilir, ama biz her şeyi gene usulüyle gayet medeni bir şekilde izleyip, söz alındığı zaman yine karşı cevap hakkı tanımadan konuşmalarımıza devam edeceğiz. Şimdi, tabi Feridun Kahraman bir sanayici, işadamı, 484 hektarlık, 428-440’a yakın falan firmanın bulunduğu, 45-50 kişinin çalıştığı bir yerin yöneticisi, tabi ki kendi görüşleri var, kendi düşünceleri var, dolu olabilir hak veriyoruz kendisine. Başkalarına da hak veriyoruz bu arada. Bunları işte konuşmak için buradayız. Tabi Sayın Kahraman’ın konuşması genel bir perspektif çizdi. Ben isterseniz teknik olarak bize şimdi bilgiler lazım. Sayın Serhat Şengül, DOSAB Müdürü, yalnız 10 dakikada teknik olarak. Şunu baştan söyleyeyim güzel kardeşim, konuşurken, sanki bunları böyle söylemiş gibi istemiyorum, hatırlatıyorum. Çünkü topluluğun ahengini muhafaza etmek benim görevim. Yani bir tarafı suçlayıcı değil, siz yaptığınızı anlatın, tamam mı? Buyurun.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Sayın Başkan, sayın Divan, değerli katılımcılar, değerli basın mensupları, şahsım ve kurumum adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Sunum kısa, yani kısaltmaya çalışacağım daha doğrusu. Bir saati bulan bir sunum esasında, şimdi baştan bir videomuz var. Nedir, ne değildir bir onu görelim. Arkasından konuşmak en doğru oluyor. Beş dakikalık izin verirseniz sayın başkan videomuz var ilk önce onu izleyelim arkasından bir 10 dakikada sunumu toparlayacağım. 
…… VİDEO İZLENDİ ….. (yaklaşık 6 dk)
Sabrınız için teşekkürler, şimdi sunumu 10 dakikada toparlayacağım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
10 dakikadan az toparlayın daha sonra yine tekrar söz vereceğim. Teknik olarak bilgi verelim.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Hızlı bir şekilde geçiyorum. Bölgemizi aşağı yukarı hepimiz tanıyoruz. 348 sanayi parselinde, 41 binin üzerinde çalışan, 4 milyar dolar ihracat yapan, tüketimleriyle Türkiye’de birçok organize sanayi bölgesiyle kıyasladığınızda ilk 3’ün içinde olan bir organize sanayi bölgesi. %68’i tekstil, % 20’si otomotivden oluşan bir sanayi bölgesi. Otomotiv ana ve yan sanayinin de içinde olduğu bir organize sanayi bölgesi. Sanayicilerin, en büyük ihtiyaçları elektrik ve doğalgaz. 24 saat tüketimin ciddi bir şekilde olduğu bir bölge. Bu proje az önce sayın başkanın da arz ettiği gibi elektrik öncelikli değil, tamamen bölgenin buhar ihtiyacını karşılama, biraz sonra göreceğiniz yüksek verimli kılabilme adına da şuan için elektriğimizin 3 te 1’ini karşılayabilecek bir yapıda. Daha sonra elektrik üretimimiz arttığında bu rakam azalmış olacak tabi ki. Bu doğalgaz kullanmayarak elde ettiğimiz bir tasarruf var rakamsal boyutuyla hacimsel boyutu burada. Türkiye’de Organize Sanayi Bölgelerinin tamamında 4 milyar Sm3 doğalgaz tüketiliyor. Bu projeyle 200 milyon Sm3 tüketilmemesi, bizim bölgede % 65 anlamına gelebilir, ama Türkiye’deki Organize Sanayi Bölgelerinde de %5’i ifade ediyor, onu da söylemek gerekir. 100 milyon dolar yılda, 10 yılda 1 milyar dolar tasarruf sağlıyor. Bu tablo çok basit bir tablo gibi de olsa, esasında santralin çalışma dizaynını anlatan tablo. Yanlış anlaşılma var santralde, onu da düzeltelim, şimdi elektrik gücüyle beraber buhar kapasitesini toplam söylememiz gereken bir yapı, 49,9 megawatt elektrik, 390 ton/saat buhar diyoruz. Bu 390 ton/saat buhardan elektriği elde ediyoruz. Toplam kapasitesi esasında 390 ton/saatlik bir santral. Bu buharın büyük çoğunluğunu burada gördüğünüz gibi pik senaryoda 280 ton/saat ile yani bu santral full kapasitede yılın 1.000 saati çalışıyor. 280 ton/saat’ini bölgeye buhar olarak yolluyoruz. Elektriği elde etmek için, 49 megawatt’lık elektriği elde etmek için gerekli olan buhar kapasitesi 110 ton/saat. Yani bu senaryoları gördünüz. Yılın % 90’ında elektrik için sadece 110 ton/saat buhar üretimi var. Üzerine çıkan bir yapı yok. Türbin kapasitemiz zaten 49,9; net üretimi 42 megawatt olan bir sistem. Bölgenin yılın 1.000 saatinde 280; 5.000 saatinde ağırlıklı olarak bu senaryoda çalışacak, yani kapasitemiz bu. Verimliliğe bakıyorsunuz kömür santrallerinde sadece elektrik ürettiğimizde hele böyle ufak bir santralde, % 30-32 verimliliği bile zor yakalarken bizim yıl ortalamasındaki rakamımız % 72-73’lerde. En yüksek verimli senaryoda % 85’e kadar çıkıyoruz. Böyle verimli bir santral. Arz güvenliği; artık elektriğimizle, doğalgazımızla alakalı sıkıntılar yaşar olduk. Doğalgazda günlük cezalara giriyoruz. Elektrikte geçen son 2 yıl, doğalgazın çok kullanıldığı dönemlerde elektrik kesintisi yaşamaya başladık. Bütün büyük organize sanayi bölgeleri olduğu gibi, biz de arz güvenliğimizi sağlayacak projelere girmemiz gerekiyor. Neden DOSAB içi? Bugünkü teknolojilerle buharı en fazla taşıyabildiğiniz mesafe 4-5 km. En çok gelen sorulardan biride o. “Kömürü taşıyarak yaptığımız bir proje neden bir kömür santrali üzerine, kömürün çıktığı yere yapmıyorsunuz?” deniyor. Bir elektrik projesi olsa dediğiniz doğru. O yüzden yerli kaynak kullanma teşvik edilsin diyorsunuz ama, buhar projesi içinde mecburuz taşımaya, yani bizim herhangi bir yakınımızda bir taşıyabileceğimiz kömür madeni yok. Dünyadaki elektrik tüketimiyle alakalı bize en çok soru gelen konulardan biri dünyada kömür tüketiminin artık terk edildiği yönünde. Biz de böyle olmadığını belgeli şekilde sunuyoruz. Şuan için % 41, % 21 doğalgaz, % 16 nükleer ve o şekilde devam ediyor. Senaryo ne olacak? 2030 senaryosu % 41 % 44’ e çıkıyor, petrol gittikçe azalıyor çok az kaldı, doğalgaz gelirlerin enerjisi hızlı bir şekilde artıyor.
Bir soru daha hep her zaman gelen, bunu yenilebilir enerji kaynakları ile elde edemez miydiniz? Hayır, böyle bir 24 saatlik buhar projesi, jeotermal dışında “uygun olsa idi”, o da uygun değil. Herhangi bir şekilde rüzgârla, güneşle, başka teknoloji ile elde edilmesi de mümkün değil, onu da arada söylemiş olayım. Bizim açımızdan en iyi örneklerden biri, dünyayı da inceliyoruz hepsi var ama; Avrupa’da olduğumuz için Avrupa örneklerini iyi incelemek lazım. Burada da Almanya bizim esasında nüfus olarak en uygun olan hedef boyutunda ülkelerden biri. Kömür olması dolayısıyla da nasıl yatırım yaptığını görme amacıyla da uygun bir örnek. Türkiye’de 2013 yılında 240 milyar kilowatt saat (kWh) elektrik tüketildi. Almanya’da aynı nüfusla 560 milyar kWh. Bunun % 44’ü kömür. Yani 260 milyar kWh. Türkiye’de tüketilen enerjinin tamamından daha fazla; azalmıyor. 10 günlük seyahatten sabaha karşı geldim. 4-5 tane orada ilave santral gezdim. Bütün enerji şirketlerini ziyaret ettik. Hepsinin, şehir içi dâhil olmak üzere, yeni santral yatırımları var. Yani Almanya eski santraller var doğru. Ama en son gezdiğimiz santral, 96 yılında devriye alınmış, 800 MW’lık bir santral, şehrin içinde. Biraz sonra bahsedeceğimiz emisyon değerlerinin 96 yılında yapmış olduğu teknolojiyi yenileyerek sağlayabiliyor. Biz 2014 yılında böyle bir santrali yapabilir miyiz? diye kendi kendimize soruyoruz. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Şengül, şöyle bir katkıda bulunmak için söylüyorum. Yani dünyaya bakıştan ziyade siz orda ne yapıyorsunuz? Bunu teknik olarak anlatın, sorular geldiği zaman dünyanın ne olduğu cevabını verirsiniz. Bakın buradaki topluluk siz orda ne yapıyorsunuz’u merak ediyor. Yani tartışılan konu o. Bu dünya meseleleri, sanayi, literatür, bunlar önemli kavramlar, ama önce ne yaptığınızı bir anlatın bakalım. Hazır fırsat var burada, onu anlatın siz, buyurun.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Son slayttı zaten, bizim santralimize geldik. Santral alanımız 32.000 m2’si santral sahası, 20.000 m2’si stok sahası olmak üzere 52.000 m2 kullanılan alan. İkisi de teknik alt yapı alanı ve Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde alandan bahsediyoruz ikisi de. Kazanımız biraz önce bahsettik 390 ton/saat kapasiteli. Maksimum 49,9 MW elektrik, Akışkan 
Yatak Teknolojisi, 2x195 ton, bölge profiline en uygun iki kazan çıktı, iki kazan. Yerli düşük kalorili kömür, yerli kömürler arasında kalorifik değeri iyi bir kömür. Sürdürülebilir, bu bölgedeki en iyi kalorifik değeri bulduğumuzu birçok yerden de teyit ettik, 3.000 kilokalori (kcal). Yıllık 500.000 ton, günde 1.200 ton, santralin su ihtiyacı 10.000 m3; Santral alanı, biraz önce bahsettiğim rakamlar. 
Kömürle alakalı yapılan eleştiri, kömürün geldiği nokta, bölgemize tamamen çevre yolunu kullanarak, başka bir yerden geçmeyecek, anlaşmamız bu şekilde. İstanbul yolu, Orhaneli – İstanbul yolu arası yazılıyor, girmeyecek, daha nasıl anlatılır bilmiyorum, çevre yolundan gelecek ama. 60 kamyonluk bir trafik var, günlük 20 – 80, kireç taşı ve diğer ilavelerle 87 ama biz yuvarlıyoruz, 90 kamyonluk bir hareketten bahsediyoruz. Otoyol için binde bir kapasitede, raporda da geçiyor, otoyoldan sonrasıyla alakalı bir güzergâh planı verilmemiş deniyor. Otoyoldan indikten 300 m sonra zaten DOSAB yanı, güzergâh planında herhalde başka alternatifi zaten yok, oradan bölgenin içine giriyor. Geldikten sonrası önemli, kömür santrallerinde tozutma sebepleri 1’den fazladır. Sadece yakma olarak bakmamak gerekiyor, kömürün çıkarıldığı yer burada değil, şu an çalışan açık ocaklar, o kısmı geçiyorum, DOSAB’ı ilgilendiren, Bursa’yı ilgilendiren kısmına geliyorum. Kömür geldikten sonra, sembolik olarak bakın, kamyondan dışarda çizilmiştir. Tamamen kapalı şekilde kamyonun tamamı içeri giriyor, damperi tamamen deviriyor. Herhangi bir şekilde tozutma ihtimali yok, negatif basınçlı filtreler var, herhangi bir şekilde dışarı çıkmıyor, yer altından stok sahasının içine giriyor, kapalı stok sahası normalde risklidir, ama biz sadece 20 günlük stoğumuzu kullanarak yapıyoruz burada. Normalde kömür santrallerinde 3 aylık stok kullanılır. Biz, kömür ocaklarında bu stoğu tutup, burada sadece 20 günlük stokla ve alınabilecek en iyi tedbir olan kapalı stok sahasıyla yapıyoruz. Kapalı stok sahasının bu şekilde olmasının bir sebebi var. Şu şekilde dizayn ediliyor. İçinde tam otomatik tüm dünyadaki santrallerde çalışan, sadece bir kişinin kontrol ettiği, makinanın kesitine göre dizayn edilen bir makine, sıkıştırılması, tasfiyesi, banta yüklenmesi, tamamen bu makinayla yapılıyor. Kömür çıktı, geldi. Stok sahasına geldi, herhangi bir şekilde tozutma ihtimali yok. Buradan santrale taşınacak, boru konveyör. Klasik tip bant kullanmadık burada, bir tozutma sebebi daha budur. Türkiye’deki santralleri de gezdik biz, maalesef klasik tip, belki birkaç km giden bantlar var, çok fazla tozutuyor. Burada tamamen boru konveyör sistemi, polietilen çelik zırhlı, % 100 sızdırmaz ve dışı da böyle olmasına rağmen buradaki gibi açık değil, dünyadaki örnekleri görüyorsunuz, orman içinden, sudan, her yerden, her türlü sıvıya yakın malzemeyi taşıyabildiği bir boru konveyör sistemi. Gerçi santrale getirdik iki günlük stoğu, iki tane akışkan yataklı kazan. Bu kazan teknolojisi ile ilgili çok soru almıyoruz. Düşük kalorilili kömürlerin en verimli yakılabildiği, hatta daha kötü yakıtların bile yakılabildiği, yakma derecesi gereği emisyon değerlerinin, NOx değerlerinin çok düşük olduğu bir yakma teknolojisi. Zaten raporlarda da belirtilen en doğru yakma teknolojisi. Bu teknolojide 850-950 derece banda çıkıyorsunuz. Bu burada 900 derece civarında gidiyor. Pulverize sistemlerde 1400-1500 derecelere çıkıyorsunuz. Burada NOx oluşumları çok fazla. Çevresel anlamda daha büyük problemler var. Orada tedbirler almanız gerekiyor. 120 bar 540 derecelik bir yapı. Biraz önce bahsettiğim gibi büyük çoğunluğu üretilenin buhar olarak bölgeye verilecek. Bölgede sanayicimiz 6-8 bar bandında buhar kullanıyor. Biz çıkışımız 11 bar. Ani çekişler ve pikleri düşürülerek dizayn edilmiş bir yapı, emisyon. En çok üzerinde durduğumuz ve sürdürülebilir olduğunu iddaa ettiğimiz yapı bu. Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği 100 MW’ın üstüdür. Sadece elektrik üretimi yapsaydık ilk, 50 MW’la biz küçük yakma tesis yönetmeliğine tabi olacaktık ve mg/m3 cinsinde tozda 50 kükürt, azot ve karbonmonoksit değerlerimiz 600 olacaktı. Biz verdiğimiz buhar kapasitesiyle termal kapasitemiz yüksek olduğu için Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği’ne tabiyiz. Büyük yakma tesislerindeki yönetmeliğindeki standart değerler bu. Avrupa Birliği’ndeki standart değerler bu. Bazı yerlerde oransal gideri veriliyor. Yani bu rakam değil % 85 - % 90 gideri gibi rakamlar veriliyor. Bizim santralimizde öngördüğümüz Avrupa’daki ve dünyadaki şehir içi yapıları incelediğimizde olabilecek bugünkü teknolojilerle en iddialı ve en sürdürülebilir rakamları ikna ettiğimiz tozda maksimum 10 m3/mg, bu da bacanın en üst noktası. Bunun insan solunum noktasındaki değerleri, birazdan hocam bu raporlar bugüne bir kısmı yetişti, onları da birazdan sunumda gösterecek. Kükürtte 150, yakma teknolojisi çok iyi olduğunda zaten karbon monoksit üretimi olmuyor. Bu değerler burada 50. Ama ÇED dosyasındaki damperli kamyonumuz burada yok. Onları da çalışmalarımıza koyacağız. ÇED dosyasında hepsi yok denilebilir. Kükürt ve tozla alakalı değerlerimiz var. Diğerlerini 200 bile yapabiliyor. Bunda da en iddialı yerlere koyacağız emin olun. 
Kireç taşı: Kömür getirildi yandı kömürü sadece tek başına yakamıyorsunuz bu teknolojide kireç taşı beslemeniz gerekiyor. Kükürtü tutabilme adına. Kömür santrallerimizi gezdiğinizde en büyük tozutma sebeplerinden biri de kireç taşı idi. Kireç taşı öğütme tesisleri, etrafına çok fazla toz yayıyordu. Bizim burada öyle bir şey yapmamızın imkânı yok. Anlaştığımız şirket değişebilir tabii ki. Anlaştığımız şirket belli değil. Kireç taşı bulmak herhalde Bursa ve civarında en kolay işlerden biri. Kireç taşı, iç ara olarak santral kurduğumuzda anlaşmamızı yapacağız. Şu an itibariyle prensip anlaşmasını ÇED dosyamıza koyduk. Tamamen öğütülmüş olarak silobaslarla gelecek ve bölgedeki silolarda depolanacak. Pnömatik pompalarla basılacak. Herhangi bir şekilde kireç taşını da görme ihtimaliniz yok. Torba filtre, yeni nesil torba filtre. Emisyonda siz iddialı bir yerlere geldiğiniz zaman şu an dünyada biraz önce bahsettim gezdiğimiz santrallerin tamamı olmak üzere kullanılan teknoloji bu. Elektrostatik filtreler bir ara çok popülerdi ama 20 mg/m3’ın altına hiç biri taahhüt edemiyor. 10 mg/m3’ın altında alabildiğiniz % 99,95 oranında gideri oranı olan ve % 100 yedekli olan, bizim sistemimizde, dikkatinizi çekerim santral arızalandığında ne olacak diye şeyler söyleniyor. % 100 yedekli, tutun ki % 100 yedek de karşılamadı. Bölgede bir problem olduğu zaman kimsenin doğalgaz şebekesini ya da kazanını sökmüyoruz. Acil durumlarda doğalgaz ile buhar üretmeye devam edecekler. Bakım ya da durumlarda yani üç yedek varmış gibi düşünebilirsiniz, % 99,95. Biraz önce bahsettiğim gibi bacanın uç noktasındaki değerden bahsediyorum ve maksimum değer. Siz bu tip doğru bir filtre kullandığınız zaman santrali genelde 3 – 5 mg/m3’da götürüyorsunuz. 
Kül: Yaktınız, kireç taşı getirdiniz. Bizim kömürümüz linyit dediğimiz düşük kalorili kömür ve kül oranı yüksek olan kömür. Bizim kömürümüzde kül oranı % 30. Santrallerde Orhaneli Termik Santrali’nin fotoğrafları ve videoları DOSAB’ın içinde olacakmış gibi bol bol gösteriliyor. Öyle bir santral yok. Görebileceğiniz tek şey silo. Herhangi bir şekilde külün beslendiği bir yer görmeyeceksiniz ki. Yeraltına sızmasından bahsediyorsunuz, yeraltı suyunu zehirleyeceğinden bahsediyorsunuz, inanamıyorum. Tamamen iki külümüz çıkıyor. Baca külü ve yatak külü. % 65’i baca külü, % 35’i yatak külü, her ikisi de ayrı ayrı tamamen silobaslarla toplanıp silolarla naklediliyor. Kapasiteleri yeterli, verdiğimiz değerlerin kapasiteleri de yeterli. Yani nasıl taşıyacaksınız, aksilik olduğunda ilave bir yere ihtiyaç var mı diye söyleniyor. Ona da gerek yok, o da kapasite olarak yeterli. 
Su: En çok konuşulan konulardan biri, biz herhangi bir şekilde yeraltı suyu ya da baraj suyu kullanmayacağız. Organize sanayi bölgeleri Bursa’da bütün sanayiler yeraltı suyu kullanıyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Bu konuda en ciddi çalışmayı yapan Devlet Su İşleri’ne tek ciddi müracaatı veren, bu konuyu biliyorum bir araştırma yapıldı mı, bütün su kuyularını DOSAB olarak devraldık, sanayicilerimizin kuyularını. Tamamen sürdürülebilir yapı ile ilgili biz sadece santral için değil ileride de bölgede yeraltı suyunu azaltma amacıyla bu sistemleri inceliyoruz. Standartları ne olacak? Düşey standartları da dahil olmak üzere mevcut yönetmelik ve taslak yönetmelikteki değerler sağlanacak. Bu konuda emin olun. MBR Teknolojisi yapıyoruz. Kubota firması bir saat önce toplantıdaydı. 15 Ekim itibari ile 7 tane dünya firması. Bakın 15 Ekim diyorum, bu suyu biz bu santralle alakalı olmadan da zaten yapacağımız bir teknoloji. 3 ay deneme süreli, bütün uluslararası firmalar MBR firmaları biyo tesislerini getiriyor. 2015 yılında MBR’ı, 2016 yılında Reverse Osmoz Tesisini sonuçlandıracağız. İnşallah santrali yaptığımız taktirde, santralin bitiş tarihi 2017 sonu. Yani su sistemi, santralden bir yıl önce devreye girecek bir sistem. Analizlerle ilgili şeyleri geçiyorum. 
Örneklerle alakalı şeyler var. Onları da soru geldiğinde yaparız. Örnekleri herhalde sorularla daha sonra konuşuruz. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bursa sanayicisinin, üreten, Türkiye’ye dünyaya üreten Bursa sanayicisinin ne kadar üst düzeyde çalışmalar yaptığını da görelim arkadaşlar. Tabi yapılacak olan tesisin tartışma konusu ayrı. Ama sanayici yatırım yaparken artık bakın çevre ile ilgili kriterler, diğer kriterler, bütün bunlara bakıp buna göre birçok çalışma yapmak zorunda. Eskiden tesisi kur, boruyu dereye daya, Nilüfer’i simsiyah akıt. Artık bu devirler bitiyor, bitti. Herkesin şimdi aklında olmalı. Buna rağmen yine tartışılacak tabi ki, bu kadar çalışmalara rağmen yine tartışılacak, yapılan iş nedir, ne değildir diyorum.
Şimdi çok değerli arkadaşlar, akademik odalar, iş hayatı meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, resmi toplum kuruluşları, toplumun içindeki kurumlar. Tüm bunları yöneten insanlar, yöneticiler var. Seçimle iş başına geliyorlar kendi kurumlarına. Şimdi akademik odalar önemli. Ben de bir akademik oda mezunuyum, İnşaat Mühendisiyim. Ve şunun da bilinmesinde fayda var, belki bilmeyenleriniz vardır. BAOB Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi var biliyorsunuz, Mihraplı’da. Şimdi bu yerleşkeyi şöyle bir Bursalılar olarak, Bursa’nın eseri olarak, Türkiye’nin her yerinde anlatın arkadaşlar. Neden diyeceksiniz. Şunun için diyorum. O yerleşkenin içinde farklı dünya görüşlerini akademik meslek odalarının insanları bunlar yıllar önce bir araya geldi, kooperatif kurdu ve orada bir inşaat yapıldı. Nilüfer Belediyesi destek oldu, Büyükşehir Belediyesi destek oldu. Birçok formüller geliştirildi ve orada Türkiye’de hiçbir ilin isteyip de gerçekleştiremediği bir bina ve yerleşke çıktı arkadaşlar. İşte bu demokrasi projesidir. Gerçekten Bursa’nın büyüklüğüdür, bu bakın, bu çok önemli bir ayrıntı geçmeyin bunu. Onun için Bursa önemli bir kent. Bakın burada konuşmaları da izliyoruz, dinliyoruz, ne güzel, bu ayrıntıyı da vermiş olayım dedim. Şimdi tabi burada akademik odalardan Tabip Odası burada, Çevre Mühendisleri Odamız burada, Çevre Mühendisleri Odamıza Sayın Efsun Dindar’a ben söz vermek istiyorum, buyurun Sayın Dindar. Konuşma yapmak isteyenler ve soru sormak isteyenler yazılı olarak bize iletsinler arkadaşlar.

Efsun DİNDAR (TMMBOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi):
Sayın divan başkanım, değerli üyeler, değerli katılımcılar, değerli hocalarım, hepinizi şahsım ve kurumum adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Öncelikle bu organizasyon içinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Şöyle sözlerime başlamak istiyorum. Keşke bu toplantıyı, bu proje resmi sürece başlamadan önce yapsaydık, hep birlikte tüm akademik odalar, üniversitedeki hocalarımız, bu kentin dinamikleri ve tabi ki proje sahipleriyle birlikte, keşke en başında konuşsaydık, böyle bir projenin varlığından ve araştırmalarından bahsedilerek hep birlikte karar verilseydi ve en başında konuşsaydık diye sözlerime başlamak istiyorum. Biz Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği olarak, geçtiğimiz günlerde bir rapor yayınladık ve benim de size sunacağım bilgiler bu rapor çerçevesinde derlenmiş bilgiler olacak. DOSAB buhar elektrik üretim santrali kurumda esas olan buhar tüketim miktarının biraz önce de Ferhat bey de aynı verileri söyledi. 2013 yılı buhar tüketiminin 1.568.689 ton/yıl olarak gerçekleştiği termik santral için verilen buhar kapasitesinin ise 390 ton/saat, yıllık 8250 çalışma saati ile toplamda 3.217.500 ton/yıl olacağı öngörülmektedir. DOSAB işletmelerinde maksimum buhar tüketiminin 200 ton/saat öngörülmesi durumunda yıllık buhar tüketimi 2.310.000 ton/yıl olacaktır ki buhar üretim kapasitesinin tüketimin ve gereksinimin bu değerin üzerinde olduğunu biz görmekteyiz. Kömürün içindeki kükürdün ilk aşamadaki bertarafı için az önce de bahsedildi, kireç taşı ile karıştırma sağlanacak ve bunun içinde gerekli kireç taşının öğütülmesi verilen bilgiler arasında.
Ancak öğütülmüş olarak getirilip getirilemeyeceği, nereden temin edileceği konusunda herhangi bir netlik az önce de olmadı ve daha sonra anlaşmaları yapılacağı belirtildi. Kömür, kül ve kireç taşı taşıyacak kamyonların şehir içi hareketleri ve etkileri tüm olası riskler ve alınacak önlemler 365 gün üzerinden 25 yıllık bir süreçte değerlendirilmelidir. Her ne kadar Bursa’ya çevre yolu üzerinden gelecekse de kömürün olduğu Balıkesir civarındaki, oradaki kamyonların izleyeceği oluşturacağı trafik yükü yoğun egzoz emisyonları da göz ardı edilmemelidir. Düşük kalorili kömür yakıldığında açığa çıkan külün, bu kullanacağımız küle bağlı olarak değişir, ortaya çıkacak kül miktarı. Ama yaklaşık 135 ile 40 arasında öngörülür. Cıva, alkalik ve kurşun içeriğinin yüksek olabileceği, bu sebeple de temiz enerji kaynaklarına yatırım yapılması ve tercih edilmesi gerektiği, bu durumunda çevrede halk sağlığı açısından çok önemli olduğunu üstüne basa basa söylüyoruz. DOSAB Organize Sanayi Bölgesi olarak biliyoruz ki, DOSAB’ın kendi internet sitesinde de incelediğinizde tarihçesinde bu bilgilere ulaşabilirsiniz. Birinci sınıf tarım arazileri üzerine kurulmuş ve çevresel etkileri kuruluş aşamasında dikkate alınmamış bir sanayi bölgesi ve daha sonradan biliyoruz ki sanayi bölgesine çevrilmiş bir alan ve bölgenin fiili durumu yaratılarak yasal hale getirilmesi DOSAB Sanayi Bölgesi’ni çevresel etkileri açısından uygun kriterleri taşıdığı anlamına ne yazık ki gelmiyor. Bu nedenle de bu tesisin çevresel etki değerlendirme raporu oldukça önemli, kritik bir değer arz ediyor. Şimdi buradaki haritada alanın Bursa kent merkezine konumunu görebiliyoruz. Alanın ovanın bölgesinde yer aldığını biliyoruz. Ve büyük ilçelere yakınlığı ile birlikte düşünüldüğünde tesisin yaratacağı riskler çok büyük oranda olabilir. ve yüzbinlerce insanın yaşam alanına bu derece yakın bir alanda bulunan tesise gerek görüntü, gerekse çevresel etmenler açısından meydana gelebilecek en küçük bir problem, gelecekte telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğurması açısından büyük risk taşıyor. Alanın çevresi hakim rüzgar yönüne bakarsak biliyorsunuz Bursa oldukça rüzgarıyla meşhur bir şehrimiz. Dolayısıyla hâkim rüzgâr yönü ne tarafa diye bakacak olursak kuzey doğudan estiğini biliyoruz ve Alaşar, terminal, Demirtaş, İsmetiye, Panayır ve diğer konut alanlarına uzaklığı itibariyle ve taşıdığı hâkim rüzgâr yönü itibari ile de ne yazık ki oldukça büyük bir risk teşkil ediyor. Yerleşim alanları uzaklıklarını biliyoruz. Demirtaş’a 1 km’den daha yakın, Panayır Mahallesi’ne de aynı şekilde 1,5 km’de yine başka bir yaşam alanı var. 2,5 km’de ise İsmetiye Mahallesi yer alıyor. Donatı alanlarına uzaklık hemen karşısında biliyoruz terminal var. Oldukça insan sirkülasyonun her gün çok yüksek olduğu bir değer. Ve hemen akabinde de biliyorsunuz üniversitenin bir kampüsü yer alıyor, bir alışveriş merkezi var. Dolayısıyla da buralara oldukça yakın mesafelerde yer alması sebebiyle riskleri oldukça yüksek miktarda değerlendirip ona göre önlemlerin alınması gerekiyor. Kömür bazlı Termik Santrallerin çevresel etkileri neler? Hava kirliliği en başından beri söylediğimiz riskler arasında. Kükürt oksitler ve azot oksitler yanma sonucunda ortaya çıkan ve yönetmeliklerce de kısıtlanmış değerlerdir. Dolayısıyla bunların atmosferdeki rüzgâr yönü taşınımlarıyla birlikte atmosferde bir takım suyla reaksiyona girerek asit yağmurlarına, asit yağışlarına sebep olduğunu, toprak ve su kirliliği açısından da büyük önem teşkil ettiğini biliyoruz. Aynı zamanda bir de bir karbon emisyonu ortaya çıkıyor ve biliyoruz ki kömür yandıktan sonra ortaya çıkan bir karbon emisyonu var, karbondioksit var. Ve yönetmeliklerde de karbondioksit miktarına yönelik kısıtlamaların çok yer almadığını görebiliyoruz. Sera gazı emisyonları, sera gazı emisyonlarının en büyük sebeplerinden bir tanesi biliyoruz ki karbondioksit gazı artık dünya ve bizde Kyoto Protokolü’ne taraf olmuş bir ülke olarak karbon miktarını karbon üretimini azaltma yönünde taahhüt etmiş bir ülkeyiz. Ve biliyoruz ki Belediyemizinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de Temiz Hava Kalitesi Eylem Planı olduğunu ve bu eylem planı çerçevesinde de karbon miktarlarını azaltmaya yönelik bir plan hazırlığı içerisinde olduğunu biliyoruz. Siyah karbon oluşumu bu ilk kurum diye tabir ettiğimiz küresel ısınma ve iklim değişikliği, su kirliliği, termik santrallerin kömür külünden meydana gelen jeo-kimyasal tehlikeler, burada her ne kadar kül burada depolanmayacaksa, kömürün çıkartıldığı yerde bir baraj, kül barajı yapılacağı inşa edileceği söylenmiş olsa da biliyoruz ki, bu Balıkesir’de olmuş olsa da, bizim ilimizde olmamış olması oradaki etkileri ve tehlikeleri azaltacağı anlamına gelmez. Orhaneli’ni hiç ziyaret eden var mı bilmiyorum, Orhaneli’nin kül barajını ziyaret ederseniz eğer çok daha ne demek istediğimi iyi anlayacaksınız. Toprak kirliliği, gürültü, çevre etkileri ve sosyo-ekonomik etkileri de çevresel etkileri arasında sıralanabilir. Bu az önce bahsettiğim asit yağmurlarına örnek bir görüntü. Sülfür içeren yani kükürt içeren bileşiciler, azot içeren bileşicilerle uçucu küller atmosferde değişik taşınımlarla yakışlar halinde toprağımıza, suyumuza ulaşır ve aynı şekilde uçucu küller ve diğer havada kalan partiküller maddelerde. Bu bir termik santralde yaşanmış bir faciadan bir örnek. Gerekli önlemler alınmadığında veya büyük bir çevresel bir felaket geldiğinde yaşanmış bir örnek. Bu Moğolistan’da bir termik santral yaşanan bir facia sonunda bir kar fırtınası gibi uçucu küller gökyüzüne yayılmış durumda. En kötü senaryoları da düşünmek ve ÇED raporlarında bunu ne yazık ki biz taahhüt etmek ve bunlara önlem almak durumundayız. Zaten biliyorsunuz hava kalitemiz Bursa itibariyle çok iyi bir kalitede bir şekilde yaşamadığımızı hepimiz biliyoruz. Kömürlü termik santrallerin kısaca, bir kirlilik döngüsüne şöyle bir bakacak olursak, yazılar küçük olması itibariyle çok net okunmuyor olabilir, ama şöyle söyleyebiliriz ki. Bizim havamız, suyumuz ve toprağımız kirlendiğinde doğal olarak bize, tükettiğimiz besinler, yediğimiz ürünler ve hayvanlar ve hayvan ürünlerinden sağladığımız besin gıdaları da bizim insan sağlığına da dolaylı olarak etki edecek. Yeraltı sularımızın kirlenmesi, toprağımızın kirlenmesi ve oradaki tarım yapılan bölgelerdeki verim kalitesinin düşeceğini söylemek mümkün. Termik santralin Bursa Ovası tarım topraklarına ve su kaynaklarına da etkileri olacak. Biliyoruz ki 1990 yılının sınırına 20 hektarlık arıtma tesisi alanı ilave edildiğinde şuanda toplamda 495 hektar 1. Sınıf sulanabilir tarım arazisi, Organize Sanayi Bölgesi tarafından yok edilmiş durumda. Enerji ve buhar üretim tesisi daha kurulmadan söz konusu santralde kullanılmak üzere DOSAB Arıtma Tesisinden çıkan suyun yeniden kazanım tesisi yapımı, yani teknik altyapı tesisleri. Toprak Koruma Kurulu’ndan plan değişikliği izni alınan ancak proje tanıtım dosyasında ve sunumlarda ve haritalarda “kömür depolama ve kırma tesisi” olacağı anlaşılan, DOSAB’ın sınırı dışında kalan 50 hektarlık 1. Sınıf sulu mutlak tarım arazisinin de yok edilerek tarım dışına çıkarılmasına neden olmuştur. Böyle bir durumda da eğer bu şekilde olursa yani arıtma tesisi kurulması şartıyla Toprak Koruma Kurulu’ndan alınan izin, eğer oraya kömür depolama, kırma ve yakma karışımı oluşturma tesisine dönüştürülürse bu durumda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu da ihlal edilmiş olacak. Ovadaki üretimi biliyoruz armut, şeftali, ayva, elma gibi bir sürü ihracata giden meyve üretimi yapan bahçelerimiz var, bu civarlarda. Söz konusu ürünler bacadan çıkacak asidik, kimyasal ve ağır metal içeren tozlardan ciddi şekilde zarar görebilir. Bu tarz etkilerin olduğunu, yapılan bilimsel çalışmalar daha önceki yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konulmuş durumda. Bunun yanı sıra birde bacalardan yayılacak olan asit ısı var. Bugüne kadar bu asit Isı ile ilgili çok bahsi geçmedi ancak daha önce de bize bilgilendirmeye geldikleri zaman yetkililerin ağzından duyduğumuz rakam bu, 180 derece gibi bir bacadan yayılacak bir ısı miktarı var. Dolayısıyla bu iklimsel değişimi, çiçeklenmeden meyve 
bağlamadan hasata kadar uzanan süreçte verim ve kalite kayıplarına neden olarak olumsuz etkiler yapıp, meyve ağaçlarının kurumasına neden olabilir. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Efsun hanım toplayabilir misiniz?

Efsun DİNDAR (TMMBOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi):
Son birkaç sözüm, eminim tabipler odası başkanını da burada görüyorum, o da bu konuyla ilgili dile getirecektir ama kömürle çalışan termik santrallerin sizi nasıl hasta ettiğini içeren bir görüntü var. Bu görüntünün kısaca üstünden geçeyim. Akciğer kanserlerinden astım nöbetlerine, enfeksiyonlara, çocuklarda bozulmuş akciğer işlevlerine, tansiyon, kalp krizi, ritim bozukluğu hastalıklarına, düşük doğum oranlarına, gebeliklerde sıkıntılara varana kadar insan sağlığına da doğrudan etkisi olduğu literatürde yer alan çalışmalar arasında. Kısaca özetleyecek olursak, yerli kömür kullanımı ancak doğru yer ve teknoloji seçimi ile desteklenebilir. Bu sebeple de diyoruz ki, ne pahasına olursa olsun daha çok enerji yatırımı, daha çok enerji üretim santrali inşaatı kavramından çıkartıp yeni projeler üretme durumundayız. Kentin içine böyle bir termik santral yapılması hem teknik hem çevresel hem de insan kaynaklı maliyetler açısından oldukça uygun değil. Yani maliyet hesabı yaparken tesisin ilk yatırım maliyetini, bakım, işletme maliyetini hesaplayabilirsiniz ama çevreye verdiği ve insan sağlığına verdiği maliyeti ortaya koymazsanız o projenin sürdürülebilirliğini ne yazık ki tartışamazsınız. Burada bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum; karbon sertifikasyonu dediğimiz, eminiz sanayicilerimiz çok daha iyi biliyorlardır çünkü yurtdışı ile bağlantılı çalışıyorlar, artık özellikle de Avrupa Birliği sürecine dahil olmuş bir ülke olarak sizden bir mal satın alırken o malı nasıl ürettiğiniz ve o malı üretirken kullandığınız enerjiden, hammaddeden, ürettiğiniz atık suyu nasıl bertaraf ettiğinize kadar geçecek olan o süreçte bir karbon ayakizi hesaplamanızı istiyorlar. Karbon ayak izinin bir maliyeti var. Dolayısıyla siz; ben bu kadar karbon ürettim, bunun maliyeti budur demeniz gerekecek. Dolayısıyla bu maliyetleri de göze alarak, ondan sonra karbon emisyonunu arttırıcı yönde projeleri seçmek çok daha doğru olacaktır. Proje tanıtım dosyasında da karbon maliyetleri ve ülkemizin toplam karbon oluşumuna katkısı hakkında da bir bilgiye verilmemiştir. Kısaca toparlayacak olursak diğer değineceğim husus da atık suyun tekrar geri kazanılmasıyla ilgili az önce çalışmaların devam ettiği, pilot ölçekteki tesislerin önümüzdeki günlerde kurulacağı söylendi. Ancak şu konuda bir uyarı yapmak istiyorum. Membran prosesleri geri kazanımda oldukça yaygın kullanılmaya başlanan sistemler. Maliyet kısmını bir kenara koyuyorum oldukça maliyetli ve işletilmesi zor tesisler. Ancak en büyük sıkıntı membranı kullandıktan sonra çıkacak konsantratın nereye ve ne şekilde deşarj edeceksiniz ve o konsantı, konsant dediğimiz şey de şu; kirliliği daha konsantre hale getirmek. Yani diyelim ki sizin 100 birim tuzunuz var, bunu arıttığınız zaman, siz bunu daha arıtmadan, normal şekliyle seyrelmiş halde tesise veriyorsunuz ama membran proseslerinden geçirdikten sonra burada atık su ile ilgili çalışan hocalarımız var, detaylı sorularınıza cevap vereceklerdir. Konsantrat hale getiriyorsunuz, daha konsantre hale getiriyorsunuz. Dolayısıyla bulunduğunuz bölgeye lokal olarak deşarj ettiğiniz zaman bu konsantratın çok daha büyük bir etkisi oluyor. Dolayısıyla böyle bir tesisten çıkan konsantratın nereye ve nasıl deşarj edileceği hakkında bizi aydınlatmanızı bekliyoruz. Ve son olarak şunu da belirtmek isterim, bu konu gündeme geldikten sonra farklı bir OSB yetkilisi bu konuyla ilgili yani kömür kullanarak enerji üretmek istediğini daha önce il mahalle çevre kuruluna başvuru yaparak ilettiğini ancak doğalgazın geçtiği yerlerde kömür kullanımı yasaktır gerekçesiyle geri çevrildiğini beyan etti. Dolayısıyla şimdi böyle bir durum söz konusuyken. Eğer diğer OSB’LER de buna istinaden yeni enerji üretmek adına termik santraller yapma girişimine girerlerse ya da bu durumda yani DOSAB’ın böyle bir enerji tesisi yapması durumunda haksız bir rekabet oluşma şartlarını düşünecek olursak, diğer OSB’lerden ya da diğer sanayicilerden gelecek tepkileri de herhalde düşünmüş olmak gerekiyor diye düşünüyorum. Kısacası, son söyleyebilirim ki termik santraller tüm gerekli önlemleri alınsa dahi çevresel etkileri sıfırlanamaz ve verdiği zararlar da yadsınamaz. Yani termik santralin çevreye olumlu bir katkısı var mıdır diye internetten araştırın, herhalde olumlu bir katkısı olduğunu, tüm gerekli önlemler alınsa dahi bulmanız söz konusu değil. Dolayısıyla çevre üzerinde öykünemez ve sonsuz etkiler yaratabiliriz. Çevre etkilerini en aza indirecek sistemlerin maliyeti, arıza nedenlerle bile bir an bile devre dışında kalması durumunda ciddi riskler oluşabileceğini lütfen unutmayalım. Ve söz konusu yatırımdan gelecek kuşakların yeterli güvenli kaliteli gıda erişimlerinin sağlanması, tarımsal üretimin, toprağın, suyun havanın kirletilmemesi, zaten çevre sorunlarını almış gitmiş bir kentte yaşıyoruz. Ne yazık ki çok güzel şeyler söyleyemiyoruz gerek havası gerekse suyu ile ilgili olursa olsun. 
Sistemle maliyet arıza nedenlerle bile bir an bile devre dışında kalması durumunda ciddi riskler oluşabileceğini lütfen unutmayalım ve söz konusu yatırımdan gelecek kuşakların yeterli güvenli kaliteli gıda erişimlerinin sağlanmasının, tarımsal üretimin toprağın, suyun, havanın kirletilmemesi. Zaten çevre sorunlarını almış gitmiş bir kentte yaşıyoruz ne yazık ki çok güzel şeyler söyleyemiyoruz gerek hava gerekse su ile ilgili olursa olsun. O yüzden biz bu tesisten vaz geçilmesini söyleyerek, onaylamadığımızı bir kere daha dile getirmiş oluyoruz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Çevre Mühendisleri odası Bursa il temsilcisi sayın Efsun Dindar’a teşekkür ediyoruz arkadaşlar. Evet, gayet güzel bir toplantı yapıyoruz. Görüyorsunuz Türkiye’ye örnek bir toplantı. Bursalılar olarak gururluyuz, mutluyuz. Taraflar burada ne güzel herkes birbirini dinliyor. Tekrar ben topluluğa teşekkür ediyorum arkadaşlar. Yani bu iyiniyetli, Hoşgörülü gayet güzel toplantımız devam edecek. Bursa’nın son yıllardaki en zor konulu toplantısını çok güzel bir şekilde götürüyoruz. Tabii bu Çevre Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Efsun Hanım sunduğu anlattığı yer klasik bir termik santrale yönelik söylemler olarak algıladım. Yani Orhaneli tipi, şimdi tabii burada yapılan teknolojisi üstün bir santral deniyor, Şimdi demek ki konunun bir noktadan. 

İzleyici: Yorum yapma başkan…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bir saniye. Bir dakika. Konuya katkı sağlamak için söylüyorum, yorum yapmak için söylemiyorum. Arkadaşlar burada size teşekkür ettim, burada söz alarak konuşulur. Beyler, burada söz alarak konuşulur. Burada söz alınarak konuşulur arkadaşlar. Burası miting meydanı değil. Burada bir bilgilendirme toplantısı yapıyoruz.

İzleyici: Ama yorum yapmakta bir 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Ben yorum falan yapmıyorum bakın, Ya bunu söyleyince taraf olarak mı algılıyorsunuz. Yani o zaman hoşgörülü bir yaklaşım değil bu. Mesela saygıyla karşılıyorum, böyle bağırarak konuşmanızı. Lütfen söz alarak konuşun arkadaşlar. Bir dakika herkes konuşmasını yapacak sırayla. Bir dakika, bir dakika, şimdi İş Hayatı Meslek Odalarımız da var. BTSO herhâlde Sn. DAĞLIOĞLU burada. Enerji konseyi Başkanı dimi Sn. DAĞLIOĞLU. Buyurun. İş hayatından bir temsilcimiz. Sn. DAĞLIOĞLU görüşlerini alalım.

Erol DAĞLIOĞLU (Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Enerji Konseyi Başkanı):
Sayın başkan, sayın katılımcılar hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bursa Ticaret Sanayi Odası 20. Komitesi katı sıvı gaz yakıtlar ve madencilik sektörünün meclis üyesiyim aynı zamanda son dönemde Türkiye’ye örnek olan Bursa’ya kurulmuş Bursa’da ilk olarak kurulmuş konseylerde de enerji konseyinin başkanıyım. BTSO adına konuşuyorum aynı zamanda kendi fikirlerimde beyan etmek istiyorum. Şuanda dünyada oluşan savaşlar, terör gördüğünüz her şey enerjiye sahip olmak için çıkartılmış savaşlar. Bundan yıllar öncesinde toprağa sahip olmak için çıkartılan savaşlar, daha sonra din adına çıkartılan savaşlar, en son yakın geçmişte ideolojik sebeplerden dolayı çıkartılmış savaşlar varken bugün çıkan savaşların bölgelerine bakarsanız, terör eylemlerinin bölgelerine bakarsanız tamamı ya enerji yatakları, ya enerji geçiş hatlarına sahip olmak için çıkartılmış savaşlardır. Enerji bizim için olmazsa olmaz hepimiz elektriği, bütün ısı soğutma her enerjiyi kullanmayı çok fazla seviyoruz. Ama enerji elde edilirken edilme şekillerine de biraz karşı çıkıyoruz. Karşı çıkarken sorgulamak lazım, hangisinin bize getirisi daha büyük bunu bir terazi yapmak gerekiyor. Bu terazi hangi kefesi bizim için daha fazla ağır basıyor onu düşünmek gerekiyor. Kömür kötü değildir. Kömürün en önemli maddesi karbondur. Karbon aynı zamanda bizim bulunduğumuz dünyada, bizim vücudumuzda da olan en fazla bulunan maddedir. Kömürün yakma sistemi tehlikelidir. Kömür yandıktan sonra çıkan gazlar tehlikelidir. Kömür yandıktan sonra çıkan atıklar tehlikelidir. Siz kömürü sulandırır içerseniz, kömürü yerseniz vücudunuza direkt bir zarar almazsınız. Ama kömürün gazından, kömürün atığından mutlaka eğer doğru yakma teknolojisi ile yakılmadıysa, doğru şekilde atıkları bertaraf edilmediyse bundan zarar görürsünüz. Burada sanayicimizin rekabet ederken Dünya’da en büyük girdisi enerji, ya yakıt yada elektrik enerjisi. Biz sanayimizin gelişmesini istiyoruz, daha fazla iş imkânı istiyoruz. Dünya’da daha büyük bir ekonomi olmak istiyoruz. Bunun içinde Dünya ile rekabet etmek istiyoruz. Dünya ile rekabet edebilmemiz içinde rekabet şartlarında girdilerimizi kontrol etmemiz gerekiyor. Eğer enerji girdilerimiz ki enerji elektrik olarak algılamayın. Dünya da enerji literatürünün %55‘i buhar, ısıtma ve soğutmadır. Yalnızca %21‘i elektrik enerjisidir. Bu santralin ismine termik santral denmesi şahsen benimde hoşuma gitmiyor. Çünkü termik santraller, biraz önce sayın müdürün açıkladığı gibi kaynağında yapılması gereken santraller. Tekrar taşımamak bir nakliye maliyetinin üzerine binmemesi, üzerine tekrar egzoz emisyonunun oluşmaması gereken santraller. Bunun için kaynağında yapılır. Yerli kömüre dayalı olanlar ocakların üzerinde, ithal kömüre dayalı olanlar da limanlarda yapılır. Ancak bu santral bir buhar santrali olduğu için ve buharın taşınma ihtimali olmadığı için buharın kullanılacağı yerde yani akü kaybının olmayacağı iletimde kaybın olmaması gereken yerde olduğu için sanayinin seçildiğini düşünüyorum. Tek enerji kaynağına bağlılık bu ülkenin sonunu getiriyor her geçen gün bizi biraz daha zorluyor. Doğalgaz evet çok temiz bir yakıt. Ne kadar doğalgazımız var? Yok. Petrolümüz var mı? Yok. Biz bunların tamamını dışarıdan alıyoruz. Ülke cari açık veriyor. Ülke cari açık verdiği için daha fazla borçlanıyor, hepimiz her doğan çocuk 10.000 dolar borçla doğuyor diyoruz. Nasıl doğuyor cari açık yüzünden biz her gün borçlandığımız için doğuyor. Cari açığı oluşturan en büyük etkende Türkiye’nin maalesef olmayan kaynaklarından dolayı enerji ithalatı, enerji ithalatını en aza indirmemiz gerekiyor. Eğer doğru yakma sistemi ile yerli kömür kullanımı yapılacaksa, buhar santrali olarak doğru. Termik için yine aynı yerdeyim. Biz doğalgaza bağımlılığımızı nasıl kıracağız? Artık yeni teknolojiler ile daha düşük kalorili, söylemek güzel değil ama daha yüksek kükürtlü kömürler yakılabiliyor. Dünya dada böyle, ülkemizde de böyle. Yeraltındaki madenleri değerlendirmeyelim, üzerini mera yapalım çimlendirelim ama elektriğe ihtiyacımız var ama enerjiye ihtiyacımız var. Burada bu kadar hazirunun oturduğu yerde klimaya ihtiyacımız var, kışın yapsaydık bunu ısıtıcılara ihtiyacımız var, aydınlatmaya ihtiyacımız var, mikrofondan ses sistemine ihtiyacımız var ayrı konulara ihtiyacımız var ama enerji, enerji nerden elde edeceğiz bunu çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Yenilenebilen enerji kaynakları konusunda ben şahsımın birçok firması var bende çalışıyorum hidroelektrik santrallerim ve güneş santrallerim var. Kesinlikle yenilenebilir için Türkiye hele hele güneş için bir cennet. Ama teknolojinin daha çok değişmesi gerekiyor. Teknolojinin çok fazla ilerlemesi gerekiyor. Biraz önce hanımefendinin söylediği bir şey esasında çok dikkatimi çekti çokta doğru bu karbon yasası, karbon takas piyasası oluşacak. Naçizane benim tavsiyem; DOSAB yönetimine buradan bir yarın öbür gün karbon ücreti ödemek zorunda kalacaklar. Karbon ücreti alacaklarda yenilenebilir yani benim şirketimin olduğu insanlardır, şirketlerdir. Biz çatılarımızı güneş enerjisi ile değerlendibilir isek DOSAB da, çünkü biraz önceki sunumlarında şöyle dediler; biz buharımızın tamamını elektriğimizin yalnızca 1/3ünü üreteceğiz. Eklektiğimizin kalan kısmını DOSAB’ın çatılarında güneş panelleri ile veya belli sırtlarımızda, Bursa’nın belli sırtlarında otoprodüktör gibi lisanssız şekilde yapılacak rüzgar tribünleri ile yaparlarsa en azından karbon piyasasına para ödemek zorunda kalmazlar ve yenilenebilir de de bu şekilde daha fazla elektrik kullanımını sağlarlar. Kullanılan teknolojiler, bende tam olarak bilmiyorum sizinle beraber dinledim. Kullanılan teknoloji doğru kullanıldığında mutlaka bütün önlemler alınmış olacaktır. Şunun için söylüyorum etrafa Bursa’nın çevresine vereceği zararı bende sizlerle beraber tedirgin şekilde dinlerken aynı zamanda da DOSAB ta bu insanlar kendileri de DOSAB ta oturacaklar. Her şeyden değerli çocuklarını da bu şirketlerinde istihdam edecekler niyet okuyuculuğu yapmamak gerekiyor, yani sizler bu santrali çalıştırırsınız çalıştırırken filtreleri çalıştırırsınız çalıştırmazsınız demek yerine bu filtrelerin oraya gerçekten konulup konulmadığını denetlemek, bunların gerçekten işlevsel halde kullanılıp kullanılmadığına bakmak gerekiyor. Orada yüzlerce bacayı denetlemek yerine tek bir bacayı denetlemek inanın çok daha kolay. Tek bir bacayı, ama dediğim gibi bir niyet uykuculuğu yapmazken aynı zamanda oradaki insanlarında kendi sağlıklarını ve çoluk çocuklarının sağlığını düşünür şekilde filtreleri çalıştırmaları kaydıyla. Böyle olduktan sonra tek bir bacayı denetlemek çok daha kolaydır. Onlarca yüzlerce bacanın hangisinin hangi kömürü yaktığını, hangisinin nasıl doğalgazla buhar elde ettiğine bakmak yerine tek bir bacayı kontrol etmek çok daha avantajlı olacaktır. Benimde birkaç çekincem var. Bu çekincelerim termik santral değil buhar santrali şeklinde konuşalım. Bu santralin burada olması ve sayın yönetimin sayın işadamlarının yanlış şeyler yapacağı anlamda değil stok sahası hep beni korkutur. Stok sahasında daha büyük bir stok sahasına ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yerli ocaklarda, mesela dün akşam torba yasa ile yeni bir kanun geçti yerli ocakların yarın öbür gün çalışma şartları mevzuatları değiştiğinde bu ocaklardan bu kömürlerin bu sistemle sağlanıp sağlanamayacağı benim için bir çekincedir. Burada ki yakma sisteminde acaba hani yerli ocaklarda bir sıkıntı olduğunda ithal Kömürü de her an devrede tutabilecek gibi burada iki ayrı kazan konuşulurken ikincisinde de bu düşünülebilir mi? Yarın öbür gün bu mevzuat değişikliğinde yerli ocaklarda bir sıkıntı olur mu? Olduğunda çalışmama gibi bir dert olur mu? Beni en çok tedirgin eden hammaddenin arz güvenliği, tabii ki konunun uzmanları Tabipler Odası, Çevre Mühendisleri Odası benden çok daha iyi bileceklerdir çevresel etkileri. Ben iş dünyası tarafından baktığımızda biz böyle görüyoruz. Teşekkür ederim. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Sn. DAĞLIOĞLU’na teşekkür ediyoruz ve hızlı seri bir şekilde konuşmalara devam ediyoruz. ENVERDER Bursa Dernek başkanı Sn. Mustafa UYSAL buyurun. Enerji verimliliği derneği onun kısaltılmışı dimi?

Mustafa UYSAL (Enerji Verimliliği Derneği (Enverder) Bursa Şubesi Başkanı):
Sayın başkan, kıymetli hemşerilerim, değerli basın mensupları Bursa’mız için çok kıymetli olan bu toplantıyı organize ettiği için Bursa Kent Konseyi Başkanına ve yönetim kuruluna çok teşekkür ediyorum. Şuanda konuşmuş olduğumuz sadece Bursa için değil Türkiye içinde önemli bir konu çünkü ülkemiz giderek büyüyor, ihtiyaçlarımız artıyor. Bu artan ihtiyaçlarımıza karşılık bu tür konular bizim hep önümüze gelecek ve Bursa her zaman burada da bir mihenk taşı olacaktır. Bursa da alınan kararlar diğer illerde de uygulanmış olacak dolayısı ile bu saygın kitlenin huzurunda hitap ederek böylesine bir köşe taşı, kilometre taşı olan bir konuda sizlere Enerji Verimliliği Derneği olarak bizim düşüncelerimizi aktarmak memnuniyeti içerisindeyim. Bölge Müdürümüz anlattı. Kurulması planlanan santralle ilgili teknik bilgileri verdi. Benimde notlarım arasında birkaç tanesini sizlere hatırlatmak istiyorum; burada 2013 yılında 250.442.000 standart m3 doğalgaz tüketilmiş ve bunun parasal karşılığı da 186.328.487 TL. Şimdi 2013 yılında aynı zamanda 964.924.157 kw/saat elektrik tüketilmiş bu santralde ve bunun karşılığı da 167.382.914 TL. Değerli hazirun bu değerler havaya atılmadı. Bu değerler Türkiye’nin ihracatı için sizlerin kalkınması için sizlerin günlük hayatınızı sürdürebilmesi için harcandı. Tabii bu değerler üretilirken bizde konforumuz arttı. İhtiyaçlarımız arttı. Örneğin son yıllarda hepimizde yaygın olarak kullanılan akıllı telefonlarımız var. Şuanda burada ki hazirun içerisinde kaç kişinin elinde akıllı telefon var söyleyebilirler mi? Şöyle ellerini kaldırabilirler mi? yok şuan bu salonda, Başkanım….
Akıllı telefonlarımız var şuanda buradaki hazirunun içerisinde kaç kişinin elinde akıllı telefon var söyleyebilirler mi, şöyle ellerini kaldırabilirler mi? Başkanım bu salonda Türkiye ortalamasının altında bir akıllı telefon olduğunu görüyorum. Sadece 5 – 6 arkadaşım kaldırdı elini. Bu pek inandırıcı değil. Samimi değiliz yani bu konuda.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):

Birer tane değil ikişer tane vardır. Sen bırak birer taneyi. Neyse konuya girelim Sayın UYSAL. 

Mustafa UYSAL (Enerji Verimliliği Derneği (Enverder) Bursa Şubesi Başkanı):
Kıymetli katılımcılar size onu da anlatacağım. Biz akıllı telefona geçerek son 5 yılda 40 milyon tane telefon satıldı bu ülkede. Akıllı telefona girerek bizim enerji tüketimimiz sadece akıllı telefonların şarjı için 180 milyon kWh oldu. Bu bizim DOSAB’ta harcadığımız enerjinin % 20’sine karşı geliyor arkadaşlar. Eğer akıllı telefonlarımız olmasaydı normal telefonlarla hayatımızı sürdürseydik 100 milyon tane telefon için bizim harcadığımız 300 milyon kWh’dir. Şimdi bunu ne için söyledim ben, bunun bir sebebi var. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Arkadaşlar lütfen dinler misiniz? Bir konuşma yapılıyor, kendine göre bir kurgu içinde devam ediyor. Müneccim mi bazı arkadaşlar hemen itiraz ediyor. Lütfen dinleyin.

Mustafa UYSAL (Enerji Verimliliği Derneği (Enverder) Bursa Şubesi Başkanı):
Lütfen kürsüye saygı gösterelim ben aktarımımı yapayım siz de gelin ondan sonra aktarın konuları. Şimdi ihtiyaçlarımız giderek artıyor. Biz sadece cep telefonlarımız için bu kadar büyük bir ihtiyacımız var. Sanayi için bundan daha büyük ihtiyaçlarımız var. Biz büyüyeceğiz diyoruz. Bu büyüdüğümüz zaman bu ihtiyaçlarımızı bir yerlerden karşılamamız lazım. Şimdi bize örnek olarak gösterilen dünyanın en önemli ekonomisi Almanya şuanda bizim yarıştığımız bir ülke olarak söylenilebilir. Bakın Almanya’da bu enerji ihtiyaçlarını nereden karşılıyorlar. DOSAB’ daki arkadaşlarımız da anlattı doğru bir örnek. Almanya enerji ihtiyacının % 54,3’ünün bugün fosil kaynaklardan sağlıyor. Bizde olmayan bir kaynağı kullanıyor % 20 bize ısrarla bunu kullanamazsınız dendiği halde kendisi nükleer enerjiyi kullanıyor. Çok önemli bir miktar bu % 20. Bizde dikte ettikleri ille de güneş kullanın, ille de rüzgâr kullanın dedikleri rüzgârı kendileri kullanamıyorlar ama. İçerisinde su olduğu halde yenilenebilir enerji kaynaklarının oranı % 25. Şimdi bana söyler misiniz Almanya bize göre daha kurak bir yer mi? Değil demi. Niye onlar suyu kullanmıyorlar? Evet, güneşi az, rüzgârı az. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Sayın Uysal topluluğa soru sorarak konuşulursa cevap alırsınız. Toplantının ahengi bozulur, siz meramınızı anlatın. Bir dakika güzel kardeşim. Bir dakika güzel kardeşim diyorum dinler misin? O adam deme adam demeye hakkınız yok. 

Katılımcı: Adam Almanya’ya gitmemiş Almanya’yı anlatıyor. Almanya dümdüz ova oraya nereye baraj yapacaksın. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Güzel kardeşim benim siz buraya dinlemek için geldiyseniz, Yanlış bilgi veriyorsa bir sen mi akıllısın burada. Bırakın toplum karar versin. Bırakın toplum adına karar vermeyi. Lütfen susar mısın? Başka bir toplantı yaparız anlatırsınız. Güzel kardeşim buradaki insanları meşgul ediyorsunuz. Yaptığınız iş yanlış. Ben toplantıyı yöneten bir insan olarak yanlış olduğunu açıkça söylüyorum. Bırak konuşsun güzel kardeşim. Konuşsun ne olur konuşunca. Sen de dinle. Yani yanlış da konuşsun doğru da konuşsun. Yani konuşur kardeşim. Ben burada hesap makinesi değilim ki doğru konuşuyorsun yanlış konuşuyorsun diye tartacağım. Biz burayı insanlar konuşsun diye açtık bu toplantıyı. Evet, arkadaşlar lütfen müsaade edelim. Buyurun Sayın Uysal. 

Mustafa UYSAL (Enerji Verimliliği Derneği (Enverder) Bursa Şubesi Başkanı):
Sayın başkanım benim kullandığım bilgiler şuanda söylediğim bilgiler Uluslararası Enerji Ajansı’nın vermiş olduğu bilgiler. Buradan giren arkadaşlar bakarlar. Almanya’yı ben ne kadar gördüğümü de buradaki hazirun biliyor. Diğer konu ben şuraya varmak istiyorum. Türkiye enerji ihtiyacını bir şekilde gidermek zorunda. Bu ihtiyacı dünya nasıl gideriyor. İşte burada DOSAB’taki sunuşta gördük. Dünya enerji ihtiyacını bir kere sürdürebilir kaynaklardan çıkarmak durumundasınız. Güneş, rüzgar, fotovoltaikler bunlar geliyor ama bunlar daha olgunlaşmış değil. Fakat bizim giderek artan enerjiye ihtiyacımız var. Dünya’da şuanda %30’ları aşan bir fosil kaynak, kömür kaynaklarının kullanımı var. % 35’leri aşan doğalgaz kullanımı var. Şuanda nükleer çok önemli bir ağırlık tutuyor. Ve bunun içerisinde burada bahsedilen yenilenebilir enerji kaynağı ki enerji verimliliği derneği de bunların sürekli kullanılması konusunda teşviklerin uygulanması konusunda baskı yapıyor. Türkiye’nin buna ihtiyacı olduğunu söylüyor. Fakat bunlar sürdürülebilir değil. Şimdi şöyle bir konu gündeme geliyor. Tamam, bugün bunlar yeterli gelmiyor. Önümüzdeki dönemlerde nasıl olacak? Bizde mecburen dünyada bunlar nasıl oluyor ona bakıyoruz. Dünyada önümüzdeki dönemde kömür tüketimi azalmayacak. Kömür tüketimi giderek artacak. Bütün araştırmalar ekonomik öngörüler bunu gösteriyor. Çünkü diğer kaynaklar bizim sürdürülebilir enerji arzımızı sağlamıyor arkadaşlar. Şimdi bize ille de doğalgaz kullanacaksın ille de güneş enerjisini kullanacaksın, ille de rüzgâr enerjisini kullanacaksın diye dayatan ülkelerin vardıkları durumu size anlatmaya çalışıyorum. Onlar kendi linyitlerini kendi kömürlerini gayet güzel kullanıyorlar. Ama bize geldiğinde sizin kömürünüz kirli. Burada Çevre Mühendisliği Odası’ndaki arkadaşımızın sunuşu gayet yerinde teknik verileri kullanmış kendisine çok teşekkür ediyorum. Fakat şu noktayı da kendimize sormamız lazım. Dünya’da ve Türkiye’de en son asit yağmuru ne zaman yapıldı, ne zaman oldu. Bu konuyla ilgili bir literatür bilgisi var mı ellerinde. Teknoloji gelişiyor arkadaşlar. Artık kömürün temiz bertarafı temiz yakılması ile ilgili teknolojiler var. Türkiye’de dünya teknolojilerinin en üst düzeyinde santral kurulacaksa o teknolojiyi kullanma zaruriyeti var. Başka birini burada yapamazsınız. Müsaade edilmiyor buna. Bunu yapmak zorundasınız. Ve şuanda gösterilen santral de Avrupa dünyadaki en sıkı disiplin Avrupa disiplini. Avrupa disiplininin daha üzerinde öngörüleri var. Şimdi ben kendim Makine Mühendisiyim. Biz mühendislere güvenmek zorundayız. Tabi bunun eksi noktaları var. Her yönüyle sıfır problemi olan bir şey değil bu. Fakat bir tercih yapmak zorundayız. Şimdi hekimlerimiz şunu yapmak durumunda. Bursa’da Orhaneli Termik Santrali var. 1992 yılından beri faal. Bursa’da hep söyleniliyor işte bu kadar kanser vakası oluyor bilmem ne falan diye konuşuluyor. Ama elimizde net bir kömür santralinden dolayı Bursa’da şu kadar kişi şöyle bir hayatını kaybetti diye bir veri yok, böyle bir literatür yok. Bulan varsa getirsin bana. Burada gösterilen bütün değerler Avrupa’daki değerler, Amerika’daki değerler, Dünya değerleri. Türkiye değerleri yok. Türkiye’de böyle bir araştırma yok. Bu bir eksiklik bunu yapmak zorundayız. Ama biz mühendisler olarak bu etkileri en aza indirgeyecek çalışmaları yapıyoruz. Dünya’daki en güncel teknolojiyi takip ediyoruz. Ben son olarak sabrınızı fazla taşırmadan birkaç hususa daha dikkati çekmek istiyorum. Sayın Başkanım, kıymetli hazirun şimdi bize kömür santralinin ne kadar zararlı bizim asit yağmurları altında ne kadar endişe altında bulunmamızı gösteren ülkeler bakın son 3 yılda Almanya’da, Hollanda’da, Slovenya’da, Belçika’da yapılan kömür santralinin büyüklüklerinden birkaç tanesinden bahsedeceğim. Mesela 2014 yılında Belçika’da 1100 MB’lık bir taş kömürü santrali var. 2014 yılında Slovenya’da 660 MB’lık bir kömür santrali var. Efendim Almanya’da 2011 yılında devreye girmiş olan 2 çarpı 1100 MB. Şuanda konuştuğumuz Termik Santraller 49,9 MB. Fakat bu bir Termik Santral değil. Şimdi biz Enerji Verimliliği Derneği olarak bu konuya Bursa’nın bir Termik Santrali ihtiyacı yok diye ilk çıkan derneğiz. Dedik ki Bursa Termik Santrale ihtiyaç duymuyor. Bursa’nın dışında bir yerde kurulsun bu. Çünkü enerji üretmek istiyorsanız en uygun yer kömürün kaynağı. Fakat bu konuyla ilgili biz brifing aldık. Arkadaşlarımız sağ olsunlar projelerini anlattılar bize. Şu noktalardan dolayı bu projeyi haklı gördük. Birincisi burada bir sanayi var. Şimdi arkadaşlarımız bütün bu kötü etkilere rağmen şunu söylemek durumundalar. Burada en doğal sonuç DOSAB’ın buradan taşınması. Bunu savunuyor musunuz? Yok, bunu savunmuyorsunuz. DOSAB’ı kaldıramıyorsak burada bir buhar ihtiyacı var. Bu buhar ihtiyacını bir yerden kazanmak durumundayız. Bu buhar ihtiyacını şuanda 116 tane tesis kendisi üretiyor. Enerji Verimliliği Derneği olarak biz bunu verimlilik kanunları içerisine yerleştirdik. Artık toplu konutlarda dağıtık sistemden merkezi sistemlere geçiliyor, bu da böyle bir sistem. Dağıtık sistem yerine tek bir merkezde enerji üretimi yapılacak. Ve daha verimli bir enerji üretimi yapılacak. İkinci husus madem buhar üretimimiz var. Hemen yanı başınızda termik santral var orada bir buhar üretimi yapılıyor onu niye kullanmıyorsunuz. Tabi gördük ki Türkiye’deki doğalgaz santrallerinin sürekliliği pek mümkün değil. Ayrıca buradan çıkan buhar miktarı buradaki sanayicilerimizin ihtiyacını karşılamıyor. Yine aynı konuya geliyoruz. Ya DOSAB’ı taşıyacağız başka bir yere götüreceğiz ya da buraya bir yerden buhar bulacağız. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Arkadaşlar güzel kardeşlerim böyle müdahaleleriniz olursa böylesine güzel toplantıların bir daha yapılmamasını sağlarsınız alkış yapanlar. Bunu biz her türlü riski göze alıp başımızı taşın altına sokup da bu toplantıyı yapıyoruz. Başta da dedim yardımcı olun lütfen bu toplantıların her zaman yapılabilmesi istiyorsak. Sorularını kâğıda yazarak iletin.

Mustafa UYSAL (Enerji Verimliliği Derneği (Enverder) Bursa Şubesi Başkanı):
Sayın başkanım eğer böyle karşılık soru cevap olarak devam edeceksek sizin bana sorma durumunuz yok. Sayın Başkanım 3. gerekçemi de anlatıyorum bitiyorum. Şunu söylüyorum Almanya’da, Belçika’da, Hollanda’da son 3 yılda 25 tane 1000 MB’lar seviyesinde tesis yapılıyor. Linyitle çalışıyor bunlar. Biz kendi linyitimizi kullanmayacağız ama gideceğiz doğalgazımızı Rusya’dan, İran’dan alacağız fakat kendimize gelince rüzgâr döndükçe rüzgâr enerjisini sağlayacağız, başka türlü sağlamayacağız, yok böyle bir şey. Şimdi üçüncü gerekçe bir enerji santrali, bir termik santral uluslararası piyasada kurulması için MB başına eğer bunu Çin’den alırsanız 1 milyon dolara çıkıyorsunuz, Avrupa’dan alırsanız 1 milyon Euro’ya çıkıyorsunuz. Burada arkadaşlarımızın kurduğu santralin maliyeti ne kadar? 127 milyon dolar. Megavatı ne kadar, 49.9 MB. Bu arkadaşlarımız eğer elektrik santrali üretiyorsa niye daha ucuzunu yapmadılar? Bu bir elektrik santrali değil, bu bir buhar santrali. Bu buhar santralini burada üretmek zorundayız. Ya bu sanayiyi buradan kaldıracaksınız ki biliyorsunuz çevre düzenimizin içerisinde böyle bir yer yok. Bursa’nın dışına göndereceğiz bütün arkadaşlarımızı Bursa’nın dışında Bilecik’e göndeririz, Kütahya’ya göndeririz veya burada bu buharı üreteceğiz. Dolayısıyla biz Enerji Verimliliği Derneği olarak böyle bir buhar üretim çevirim santralinin verimliliği açısından Bursa’da uygun olduğunu düşünüyoruz, teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bursa Kent Konseyi Başkanı sıfatımla ve toplantıyı yöneten insan olarak tüm Bursa’ya böylesine önemli bir toplantıyı yöneten insanın sorumluluğuyla topluluğa sesleniyorum. Birkaç arkadaşımız heyecanlı biz de gençtik.
Özel zor bir toplantıyı Türkiye’ye örnek olarak yapıyoruz. Bu toplantılar devam etsin istiyoruz. Yani bunlar zor toplantılar. Hallediyorsak, konuşuyorsak bunlar devam edecek. İstemiyor musunuz? Böyle toplantıların yapılmasını tek taraflımı yapılsın? Toplantılar yani gelsin, bir görüş anlatsın gitsin. Bak ne güzel böyle karşılıklı antreman yapıyoruz. Birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Demokrasi bu ve bunu da biz gerçekleştirmek için bak alnımdan ter akıyor benim arkadaşlar yani bu iş böyle. Madem bu kent konseyi başkanı olduk, seçildik geldik iddialıyız evet, en zoru da Bursa olarak yapıyoruz. Türkiye’ye örnek. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum arkadaşlar hepinize bak, ne güzel toplantı yapıyoruz. Şimdi tabi çok talepler var vakti de çok şey kullanmamız lazım. Ben bu toplantıların devam edeceğini söyledim. Bakın buraya diyelim ki taraf burada yani bu tesisi yapacak olan insanların en yetkilileri burada buradalar gelmişler ne güzel öncelikle teşekkür ediyoruz. Gelmeyebilirlerdi. Yani kendi kendimize de biz farklı görüşleri net konuşurduk. Bu güzel bir şey bu da Bursa’nın bir güzelliği yani gelip dinliyorlar yani yanlış olduğuna ikna olurlarsa, bakın ikna etmek demiyorum kendileri dinliyorlar bakıyorlar veya belki hakikaten bir şey vardır bunu düzeltmek için uğraşırlar onu zaman gösterir. Ama burada onlarında mutlaka bu söylemleri görüşleri olabilir açıklayıcı görüşleri cevap demiyorum bakın bilgilendirici açıklayıcı görüşleri olabilecektir diyorum yine ben hemen hızlı bir şekilde Akademik meslek odalarından evet Tabip Odası Sayın Dr. Kayıhan Pala. Sayın Pala, benim soyadım da Pala. Hep akraba mısınız? Diye sorarlar. Severim Sayın Doktoru. Güzel bir kent insanı, akademisyen, girişken de bir insan ve şimdiden bunları söyledim ki kısa konuşsun diye.

Dr. Kayıhan PALA (Bursa Tabip Odası Temsilcisi)
Çok teşekkürler. Henüz zamanım başlamamışsa sizinle ilgili bir şey anlatmak isterim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Yok, anlatma, anlatma sonra anlatırsın.

Dr. Kayıhan PALA (Bursa Tabip Odası Temsilcisi)
Kısa rica ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Toplantıyı bitirelim ondan sonra.

Dr. Kayıhan PALA (Bursa Tabip Odası Temsilcisi)
Bir dakika ama ben sizin benim yaptığım bir televizyon programında konuşma hakkınız ortadan kaldırıldığı için o televizyonda program yapmaktan vazgeçtim.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bir zamanlar evet, evet teşekkür ediyorum. 

Dr. Kayıhan PALA (Bursa Tabip Odası Temsilcisi):
Bence demokrasinin en önemli hakkıdır. O yüzdende bu gün burada böylesine yurttaşın bilgi almasına olanak sağlayacak bir toplantı düzenledikleri için Kent Konseyine, Sayın Başkanına ve bütün yetkililere içtenlikle teşekkür ediyorum. Gerçekten biz artık hem demokrasimizi geliştirdik hem de toplumun tümünü ilgilendiren konularda konuyu bilimsel iz düşümden değerlendirmek zorundayız. Bu konunun en önemli sorunu ortada bir çıkar çatışması var. Birileri diyor ki; biz daha ucuza maliyet için şöyle bir iş yapacağız. Birleri de diyor ki; benimde içinde olduğum kesim belki siz daha ucuza maliyet yapacaksınız ama bunun sağlık ve çevre açısından çok ciddi sıkıntıları olabilir. Dolayısı ile ben şimdi size bu sıkıntılar neler olabilir, sağlık açısından onları -söylediklerimin tamamı bilimsel referanslara bağlı olmak koşulu ile paylaşacağım. Ancak daha önce çıkan bazı arkadaşlarımızın bazı bilgi eksiklikleri olduğunu gördüğüm için birkaç şey söylememe izin verin. Ben Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesiyim aynı zamanda Orhaneli Termik Santrali ile ilgili bir buçuk yıl süren bir saha araştırmasını yapıp, bunu da uluslararası bir dergide yayınlayan bir akademisyenim. Dolayısı ile bazı arkadaşlarımız var, işte 30 yıl 40 yıl önceki bilgiler ile bir şeyler söyleniyor dedikleri bilim insanlarından birisi olmadığımı çok rahatlıkla sizinle paylaşmak zorundayım. Bu makalede 2012 yılında yayınlandı. Biz bunu 2004 te, 2005 te, 2006 da yapmıştık ve şunu bulduk, çok net Orhaneli Termik Santrali çevresinde yaşayanların sağlığı bundan olumsuz etkilenmiş. Türkiye de hiçbir araştırma yok dedi bir arkadaşımız, zannediyorum bilimle çok fazla ilgilenmiyor çünkü bilimsel bir tarafıyla bakarsanız Türkiye’de termik santraller ile ilgili kömürlü termik santrallerden söz ediyorum çok sayıda araştırma var ve hepsinde de sağlık ve çevre açısından ciddi sıkıntılar var. Çok farklı alanlar var ayrıntılara girmeyelim çünkü zaman sorunumuz var. Ama biz asıl sağlık ile ilgileniyoruz bakın önce şunu söyleyeyim; Amerika Birleşik Devletleri’nin resmi ajansı diyor ki “Kömürlü Termik Santrallerden” yayılan emisyonlar yalnızca o santralin olduğu ilçe ile sınırlı değildir ülkeyi etkileyebilir. Hatta küresel olarak özellikle “Karbon Emisyonları” nedeni ile sıkıntı yaratabilir. Dolayısı ile konuştuğumuz mesele aslında bizim kendi hikâyemizdir. Yalnızca DOSAB ve çevresinde yaşayan insanları ilgilendiren bir sorundan söz ettiğimiz düşünülemez. Bu konuda çok fazla kitap ve yayın var, ilgilenenler için burada gösteriyorum. Benim burada konuştuklarımın tamamı size de burada dağıtılan Tabipler odası tarafından basılan kitaptaki kaynaklarda ayrıntılar ile var. Şimdi değerli dostlar bir hava kirliliği meselemiz var. Bursa’da zaten hava kirli bunu yine başka bir toplantıda Sayın Başkan eğer isterse yine bilimsel kanıtlar ile ayrıntılı konuşabiliriz. Hava kirliliğinin şöyle bir önemi var biraz hızlı konuşuyorum zamandan tasarruf etmek istiyorum. Kusura bakmayın. Dünya Sağlık Örgütü 2013 yılında hava kirliliğini kanser yapan maddeler listesine koydu. Eğer bir yerleşim alanında hava kirliliği varsa orada kanserler artıyor. Dolayısı ile sağlık açısından çok ciddi bir sorundan söz ediyoruz. Ne yapıyor Termik Santraller tamamı bilimsel makale sonuçlarına göre bakacak olursak en başta çocuklar olmak üzere akciğer rahatsızlıklarında hastalanmalarında ve akciğer kanserlerinde artış var. Nereye kadar bir artış var işte İsrail de yapılan bir çalışma santralden 19 km öteye gitmişler çocukların akciğerleri olumsuz etkilenmiş. Özellikle sigara içmeyenlerde bu etkiler beklendiği gibi daha yüksek ve hem ölümlerde hem de solunum ve kalp sistemi ile ilgili hastaneye yatışlarda ciddi artış var. Başka neler var? Termik Santral çalışanları en riskli grup bunlarda genetik hasar bile oluşuyor bu genetik hasar çalışması yapılan yerde Türkiye’den bir termik santral. Onu da size söyleyeyim. Bu emisyonlar yüzünden yüzey suları ve yeraltı sularına ağır metallerin karışması sonucu cıva etkilenimlerinden tutun, arsenik mazuru yetine bağlı melanom dışı cilt kanserlerindeki artışta içinde olmak üzere bunlar literatürde çok sayıda araştırma ile kanıtlanmış gerçekler ve Termik Santral çevresinde erken doğumlarda artış görüldüğüne ilişkin çalışmalar var hem halk sağlığının hem de ekonominin olumsuz etkilendiğine ilişkin bir takım çalışmalar var. Özellikle Meksika ve Tayvan’da görülmüş bunlar. Nasıl olumsuz etkiliyor? O çevrede yaşayan insanların konutlarının değeri birden bire düşmeye başlıyor. Çünkü kimse kirli bir endüstrinin olduğu bir yere yakın yaşamak istemiyor. Çok daha fazla ayrıntılar var zaman kısıt nedeniyle ayrıntılara girmiyorum ama bir tek erken ölümlere bakacak olsak bile sağlığın ne kadar bozulduğuna ilişkin kanıtlar ürkütücü çünkü bir yerde Kömürlü Termik Santral varsa o yerde mutlaka erken ölümler oluyor. Şimdi deniliyor ki; teknoloji o kadar gelişti ki. Eski teknolojilerle bunları karıştırmayın eski teknolojilerde çok yüksek ölümler oluyordu. Şimdi emisyonlar bir miktar azaltılabilirse eğer ölümler azalıyor ama buna bağlı ölümlerde bir devamlılık var. ölümlerin ortadan kaldırıldığı emisyonların sıfıra indirildiği bir sistem asla söz konusu değil. Birde şu ana kadar konuşulmadı, bilmiyorum belki daha sonra konuşulur küçük santrallerde pek kullanılmıyor ama Küresel Isınmaya katkı açısından karbondioksit emisyonları ortadan kaldırmak için karbon yakalama ve depolama diye ayrı bir tekniğin kullanılması öneriliyor ama Amerika Birleşik devletlerinde ve başka ülkelerde bile maliyetleri çok arttırdığı için bunun kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin ciddi sıkıntıların olduğunu da yine literatürlere bakarak söyleyebiliriz. Ayrıntılara girmiyorum. Çok sayıda bilimsel makalede çok fazla sayıda şurada gördüğünüz kırmızı alan tamamen sağlıkla ilgili sorunlara ayrılmıştır. Sorular olursa ayrıntılı konuşuruz. Şimdi maliyet konuşuyoruz, diyoruz ki eğer doğal gaz yerine kömür yakarsak daha ucuza enerji elde edeceğiz daha ucuza buhar elde edeceğiz. Güzel, peki bu emisyonlar nedeni ile hastalananların ve ölenlerin maliyetini nereye koyacaksınız? Bir kere şunu çok açık söyleyeyim ölümün maliyeti olmaz. Hayatta en sevdiğiniz birisinin öldüğünü düşünün. O ölmesin diye cebinizden ne kadar para çıkartırsınız? Bunun bir sınırı yok dolayısı ile ben ölüm maliyetlerinden söz etmiyorum ama birazdan size bazı rakamlar vereceğim üstelikte Türkiye’ye ait rakamlar vereceğim. Bakın Amerika Birleşik Devletlerinin resmi ajansı açıklıyor. Diyor ki; her yıl Kömürlü Termik Santraller nedeni ile 24.000 kişi erken ölüyor bu rakam Avrupa Birliğinde 18.200 8.500…09.17… kronik bronşit olgusu var 28 milyonun üzerinde sırf bu Kömürlü Termik Santraller yüzünden solunum yolu hastalığı belirtisi gösteren olgu var. 4 Milyonun üzerinde kayıp iş günü var. Maliyetler epeyce yüksek. Amerika’dan bir harita bizde henüz böyle bir harita yok uzaktan belki görünemiyordur çok net anlatayım şu küçük sarı noktalar Kömürlü Termik Santrallerin olduğu yeri gösteriyor nerede santraller yoğunlaşırsa, kırmızılarda ölümlerin yüksekliğini gösteriyor. Orada ölümler fazla. Dolayısı ile bu artık bütün dünyanın kabul ettiği bir gerçek. Birazdan Türkiye’ye ilişkin Sağlık Bakanlığı’nın resmi açıklamasını da sizler ile paylaşacağım. Bakın, şöyle araştırmalar yapılmış eğer Kömürlü Termik Santraller tarafından bir enerji üretirseniz her bir Tera watt saat enerji için eğer siyah kömür kullanıyorsanız 24,5 kişi erken ölüyor eğer linyit kullanıyorsanız bu 32,6 kişi ye çıkıyor bunlar ölümler dışında ciddi hastalıklar ve ciddi hastalıklar olmasa bile hastalanmaların rakamlarının ne kadar yüksek olduğunu buradan rahatlıkla görmek mümkün. Peki maliyetler? Bakın yine bilimsel araştırma sonuçları Amerika Birleşik Devletleri da her bir kilo watt enerji için 0,02 ile 1, 57 arasında değişen ABD doları tutarında maliyetler bulunmuş. Niye bu kadar değişiyor? İşte kullanılan teknolojiye bağlı olarak. Teknoloji son model teknoloji ise çevresinde fazla insan yaşamayan bir yerde o teknolojiyi kullanıyorsanız maliyet azalıyor ama maliyetin ortadan kalkması diye bir şey söz konusu değil. Eğer bu termik santrallerden enerji üretilmesine devam edilecek olursa işte salınan bütün maddeler ile ilgili örneğin bir ton partiküller maddenin maliyeti 29.000 ile 530.000 dolar arasında değişiyor kükürt dioksitin maliyeti 5800 ile 51.000 dolar arasında değişiyor. Ve azot oksitlerin maliyeti 460 ile 15.000 dolar arasında değişiyor. Bir araştırma yaptı Avrupa Birliği Komisyonu kendisi destekledi. 27 Avrupa ülkesi ve diğer 3 ülkeyi kattı hangi ülkeler bunlar var Hırvatistan, Sırbistan ve Türkiye. Bu 30 ülkedeki sonuçları Avrupa Komisyonu yayınladı. İsteyenler Çevre Bakanlığının web sayfasın da bununla ilgili atıflar var görebilirler. Orada diyor ki bu çalışmaya göre her yıl 250.604 yaşam yılı kaybı var bu 30 ülke de. ve her yıl 23.289 kişi erken ölüyor. Kömürlü Termik Santraller yüzünden devam edelim aynı araştırmaya bu araştırmaya göre bu 30 ülkede ki yıllık Kömürlü Termik santrallerin sağlık maliyeti 15,5 ile 42,8 milyar Euro arasında değişiyor. Bakın milyar Euro dan söz ediyorum. Bunun Türkiye’deki iz düşümü ne diyecek olursanız yapılan çalışmalar gösteriyor ki Kömürlü Termik Santrallerin sağlık maliyetlerinin Türkiye’deki rakamı 2,4 ile 6,7 milyar Euro peki biz yılda sağlığa ne kadar harcıyoruz? Bu hangi orana denk geliyor diyecek olursanız bu Türkiye’deki toplam sağlık harcamalarının en az %7,4 ü en fazlada % 20,7’sidir. Yani bir ülke düşünün toplam sağlık harcamalarının 5 te 1 ine kadar çıkabilecek Kömürlü Termik Santraller yüzünden bir sağlık maliyeti var. Biz bu maliyeti görmezden gelerek yalnızca bir miktar enerji ucuza üretilecek diye bu meseleyi değerlendiremeyiz eğer bu maliyetse mutlaka bu maliyetlerinde konuşulması gerekir. Size başka bir maliyet ölümün maliyeti olmaz ama bilimsel araştırmalar sonucunda hesaplanan yıllık Türkiye’deki erken ölüm sayısı 7900 Türkiye’de 7900 kişi Kömürlü Termik Santraller yüzünden bir yılda erken hayata veda ediyor. Bakın bizde çok önemli bir sorun Trafik kazalarından ölümlerdir değil mi? Trafik kazalarından 2010 yılında ölen kişi sayısı 4045. O kadar önemli bir sorunu aslında 2 ile çarpıyoruz Kömürlü Termik Santraller yüzünden. Karşılaştığımız hasarın büyüklüğünü göstermesi bakımından bence çok dramatik. Yine Türkiye hesaplarına dönelim 2010 yılı hesapları o çevrede yaşayan insanların ömründen yaklaşık 10 yıl kısalmış. Bu arada sırf bu santraller yüzünden 800.000 astım krizi yaşandığı tahmin ediliyor 8 milyon güne yayılan sonulunum yolu hastalıkları ve 1.7 milyon güne yayılanda da iş gücü kayıpları olduğu da hesaplanıyor peki Sağlık Bakanlığı ne yaptı bu güne kadar? Bakın, Sağlık Bakanlığı çok dramatik bir açıklama yaptı. Biz bu açıklamanın yapıldığı zaman bunu gündeme getirdik hatta Millet Vekillerine söyledik, bunu biraz daha ayrıntılandırın diye. Sağlık Bakanlığı Kanser Haritasını açıklarken dedi ki, Termik Santralin çevresinde hava kirliliği nedeni ile akciğer kanseri riski yüksektir. Bence bunun üzerine artık başka bir şey konuşmaya ihtiyaç yoktur. Eğer, bir Termik Santral çevresinde Sağlık Bakanlığı akciğer kanserlerinin daha yüksek görüldüğünü söylüyorsa bizim bu Termik Santraller konusunda çok daha dikkatli olmamız için çok önemli bir nedenimiz var demektir. Bu arada ben size başka bir şey söyleyeyim, bizim bölümümüzün Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ile yaptığı bir projede bu harita o projenin haritasıdır. Bursa Türkiye’de ölümler içerisinde kanserden ölümlerin en yüksek olduğu illerden bir tanesi Kocaeli ile birlikte. Dolayısı ile zaten kanserden ölümlerinin yüksek olduğu bir kenti daha da fazla kanserden ölme riski ile karşı karşıya bırakmak bence kabul edilemeyecek bir yaklaşımdır. İkinci mesele Kömürlü Termik Santraller iklim değişikliğine yol açarlar burada emisyonlar ile ilgili rakamlar var zamanımız kısıtlı olduğu için ayrıntılara girmeyeceğim. Ama şunu söylemem lazım iklim değişikliği sizi ilgilendirmiyor mu? Bakın bu fotoğraf geçen hafta Bursa fotoğrafı ben 76 yılından beri Bursa’da yaşıyorum şu son dört, beş yıldır yaşadığımız iklim değişiklikleri kadar hiçbir yıl yaşamadık. Öyle değil mi Sayın Başkan, ne oluyor da Bursa’da Türkiye’de iklim ciddi değişiyor. Siz eskiden Türkiye’de hortum diye bir şey biliyor muydunuz? Şimdi seller o tavaya çıktığı zaman alt geçitlere giremiyoruz, Bursa ray hatlarında ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Demek ki bir sorun var ve bilim araştırmacıları diyorlar ki bu sorunun kaynağı da, kökeni de küresel ısınma diye bir sorun var küresel ısınmanın kökeninde kömürün yakıtılması diye bir sorun var ve karbondioksit emisyonlarının atmosfere yayılması ile ilgili bir sorun var. Şimdi Avrupa Birliği ile ilgili bir şey söylendi bende bir şey söyleyeyim Avrupa birliği içerisindeki 500 ün üzerinde akademisyen, Tabip Odası, Tıp Birliği bir deklarasyon yayınladılar 2011 de ve bütün Avrupa Birliği hükümetlerine bir çağrıda bulundular dediler ki sağlık üzerine zararlı etkileri olan başka bir iş ile çalışanlar olmak üzere Kömür ile çalışan Termik Santrallerden artık vazgeçecek enerji eylem planları yapın. Eğer yapmazsanız sıkıntının yaşanması kaçınılmaz. Bakın Amerika’dan örnek veriliyor Amerika emisyonlarını azaltmak için çok ciddi çaba tüketiyor. Üstelikte çabayı filan bırakın bizzat Başkan Obama 2 Haziranda bir açıklama yaptı. Bunu hepiniz duymuşsunuzdur. Dedi ki; Kömürlü Termik Santraller Amerika Birleşik Devletleri için büyük tehdittir. O yüzden biz bu Kömürlü Termik Santralleri kısıtlayacağız. Yoksa karbon emisyonlarını azaltmak için bir yol bulamıyoruz. Soru şudur dünyanın en iyi teknolojilerini uygulama olanağına sahip olacak kadar zengin bir ülke bu en iyi teknolojileri uygulamak yerine kömürden vazgeçerken, biz neden hala kömürü ön plana çıkaracak işler yapmaya çalışıyoruz? Ne yazık ki bu DOSAB ile sınırlı değil. Biliyorsunuz Türkiye de şimdi 50 nin üzerinde yeni Kömür Santralinin Açılması ilgili girişim var. Ve buna baktığınızda termik santrallerden üretilen enerjinin Türkiye’de giderek yükseldiğini ama Avrupa gibi Amerika Birleşik Devletlerinde yine giderek düştüğünü yenilenebilir kaynakların daha ön plana çıktığı görmek mümkün. İsteyenlere bütün ayrıntıları bilgileri resmi kaynaklardan verebilirim. O kitaba da bakabilirsiniz. Şimdi bitiriyorum Başkan ama çok önemli bir şey söyleyeceğim bakın bu kükürt salınımları üzerine bir örnek konuşalım uzaktakiler için söylüyorum. Burası 1990 şurası 2012 burası Avrupa Birliği ülkeleri kükürt emisyonlarını gösteriyor ton olarak. Bu kükürt emisyonları giderek Avrupa Birliği ülkelerinde azalıyor. Çünkü kükürdün insan sağlığı açısından ne kadar zararlı olduğunu artık kimse tartışmıyor. Şimdi size Türkiye grafiğini gösteriyorum. Türkiye grafiği 2003, 2004 e doğru azalma gösterdi. 2004 ten sonra hızla artıyor. Kükürt emisyonunun bu kadar fazla arttığı bir ülkede çok değerli dostlar akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları ve diğer sorunların azalmasını beklemek doğru değil. Ve eğer ironi olsun diye söylüyorum Sayın Başkan siz kesinlikle öyle değil ama biz kömürü kullanacağız daha ucuz diye bir yaklaşım desteklenecekse o zaman biz niye kendi evlerimizde doğal gaz kullanıp daha fazla yakıt parası ödüyoruz. O zaman Bursa’daki her kez evlerinde kömür kullansın. Madem daha ucuz. Bitirmek üzereyim yıllardır bu işler ile uğraşıyorum. Bu işler karşımıza geldiği zaman o kadar güzel anlatılıyor ki hakikaten çevremizdeki insanlar bu kadar güzel bir şey anlatılıyor niye buna karşısın diye ister istemez sorma ihtiyacı duyuyor. Bakın size iki şey söyleyeceğim zaman kısıtlı birincisi DOSAB şu anda çevreyi kirletiyor. Bunu ben söylemiyorum Sayın Büyükşehir Başkanı söylüyor. Dedi ki DOSAB şuan da kirli emisyonları ile havayı kirletiyor. Ben kendi ağzından duydum televizyonda eğer DOSAB ben çevreciyim ve çevreci olacağım bir iddia açısından topluma güven verecekse önce mevcut tesislerin çevreci hale dönüştürülmesi ile ilgili bir iş yapmak zorundaydı. Bu arada bu haksızlık etmeyelim bu yalnızca DOSAB ile ilgili bir sorun değildir. Bursa’da endüstriden kaynaklanan ciddi emisyon sorunu vardır. Kent Konseyimizin bununla yakından ilgilenmesi ve eylem planları üretmesi çok önemli çünkü Bursa’nın havası ciddi kirlidir. İkincisi mesele şudur; hatırlayın biz bundan 4, 5 sene önce Mustafa Kemal Paşaya MARZİNC denilen bir şirket gelmesin diye bir mücadele yürüttük. O zamanda birileri çıktı özellikle benim için bu adam bundan ne anlar? Bunlar doğru düzgün akademisyen değiller, bunlar hiçbir şeyden anlamazlar her şeye karşı çıkarlar diye itiraz ettiler. Hatırlıyorsunuz değil mi? Ve haksızlık etmeyeyim MARZİNC in tanıtım filmleri çok çok güzeldi gerçekten. Her şey mükemmel olacak. Ama sonuçta uzatmayalım mücadeleyi kazandık ve MARZİNC Mustafa Kemal Paşaya tesisleri kuramadı. Sonrasını hepimiz hatırlayalım. Gitti Karabük’e kurdu tesisleri 1,5 yıl içerisinde iki defa Çevre Bakanlığı fabrikayı kapattı. Neden biliyor musunuz? Birincisinde 130 un üzerinde işçi metal zehirlenmesi nedeni ile Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesine yattı ve fabrikayı kapatmak zorunda kaldı. İkincisinde buda bence daha çok önemli bu MARZİNC ten çıkan emisyonlar çevreye Bioksin ve buhar Saldıkları için bizzat Çevre Bakanlığı bu verilere sahip olarak fabrikayı kapatmak durumunda kaldı. Dolayısı ile bizim deneyimlerimiz bize sunulan ile uygulama arasında büyük bir açık farklılığını ne yazık ki gösteriyor. Burada değinmek zorunda kaldım. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet. Son cümle. Vakit çok aştık daha çok konuşmacı var.

Dr. Kayıhan PALA (Bursa Tabip Odası Temsilcisi)
Peki. Sonuç olarak sağlıklı yaşamak en temel insan hakkıdır. Eğer buna inanıyorsak Kömürlü termik Santrallere karşı çıkalım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet. Teşekkür ediyoruz. Doktorumuza bilgilendirici konuşması için teşekkür ediyoruz. Tabi ki her kez izliyor, her kez takip ediyor. Kendine göre değerlendiriyor. Ve işte bu zaten bilgilendirme toplantısı ve bu tarz toplantıların da devam edeceğini söyledik arkadaşlar. Bunlar tabi bir örnek. Toplantının gidişatına bağlı onu da söyleyeyim yani daha sonraki toplantıların yapılıp yapılmayacağı bu günkü toplantıya bağlı. Şimdiye kadar iyi gidiyoruz. Çok güzel şimdi üç tane akademik meslek odası Bursa’dan olduğu için onları yani özellikle rica edeceğim. 5 dakikayı geçmeyecek. Remzi ÇINAR (EMO Bursa ), Hakan KARADEMİR (Şehir Plancıları Odası Bursa) Ertuğrul AKÇAY (Ziraat Mühendisleri Odası Bursa) diyorum. Remzi ÇINAR 5 dakikayı geçmeyecek. Bak bana yardımcı olun bak ona göre. Ne güzel bak pazarlık ediyoruz arkadaşlar. 

Remzi ÇINAR (Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı):
Sayın Başkan, değerli Divan, değerli katılımcılar bende hepinizi tüm kurumlar adına saygıyla selamlıyorum. Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı olarak görev yapıyorum. Aynı zamanda Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreterliği görevini de yürütüyorum bu dönemde her iki kurum adına da sizleri saygı ile selamlıyorum. Öncelikle bende bu tür bir toplantının gerçekten demokrasi anlayışı içerisinde sağlıklı bir şekilde yürütülmesini kentin bundan sonra ki süreçleri ile ilgili önemli bir adım olarak görüyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sağ olun teşekkür ederim.

Remzi ÇINAR (Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı):
Kentimizin çok sorunları var. Bunların her birinde de bu tür toplantılarının sağlıklı bir şekilde yürütülmesini istiyoruz. Bu toplantının her iki görüşü benimseyen insanların kutuplaştığı bir toplantı olarak değil gerçekten Santral başvurusunu yapılmadığı tarihteki yapılmış bir toplantı olarak değerlendirmek istiyorum. Bu toplantının sonuçlarının da bu eylemi gerçekleştiren değerli yöneticilere bu günden sonra tekrar bu konuyu değerlendirmeleri için bir veri olması gerektiğini düşünüyorum. Onun için burada yapmamız gereken ortak akıl oluşturmaktır. Bu toplantının en önemli konusu budur. Çok kısa özet konuşmak istiyorum. Arkadaşlarım detaylı bilgileri verdiler. Bana çok özet bir şekilde sunum yapmak kaldı. Bu santralin ana amacı bölgedeki buhar ihtiyacı olan tesislerin buhar maliyetini düşünmektir. Şuanda doğal gazdan üretilen buharın kömürle üretilerek ucuz olan kaynağın kullanılması ve neticesinde de ucuz bir enerji elde etmektir. Evet, söylendiği gibi yerli kaynak kullanımı önemlidir. Evet Türkiye’nin enerji arz güvenliğindeki sorunları vardır ama bunların hepsi ana amacının yanına gelen amaçlardır ve diğerleri kadar önemli değildir. Dolayısı ile bir santralde buharı ucuzlatmayı amaçlarken Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu mutlaka arz etmek bunu doğru bilgiler ile güçlendirmemiz gerekiyor. Elektrik enerjisinin ülkedeki kullanımını, oranlarını enerji politikası ile ilgili verileri bizde TMMOB olarak EMO olarak çok ciddi şekilde takip eden bunlarla ilgili bu politikaların doğru düzgün yürütülmesi için çalışma yapan bir kurumuz. Türkiye’de enerji dışa bağımlılığı söz konusudur. Bununla ilgili bir problem yok. Yerli ve yenilenebilir kaynakların maksimum seviyede kullanılması çok önemlidir. Burada hiçbir problemimiz yok. Sanayi’nin de gelişmesi için biz mühendisler, mimarlar şehir plancıları olarak elimizden gelen her türlü çalışmayı işimiz olduğu için zaten sürdürmekteyiz ama doğruyu ve yanlışı aynı çuvalın içine koyup oradan bir doğru çıkartmak çok sağlıklı olmaz. Doğruları bir tarafta tartıp yanlışları bir tarafta tartıp ondan sonra akılcı mühendisçe kararlar vermemiz gerekiyor. Bizde bu şekilde gerçekleştirdik çalışmalarımızı özellikle santralin 1 milyar dolar 10 yılda artı değer yaratacağı ifade edildi. Son yıllarda 2012 ve 2013 yıllarındaki verilere baktığımızda yaklaşık 60 milyar dolar Türkiye’nin yıllık dış borcu var bu konuda. Buradan bir bağlantı yapılarak ülke ekonomisine ne kadar katkı sağlayacağını sizler söyleyebilirsiniz. Burada temel sorun arkadaşlar Kömürlü Santral değildir. Yerli Kaynaklar kullanımındaki yanlışlığı değildir. Burada temel sorun santralin yeridir. Bu santrali kömürün çıktığı yerde DOSAB kurup mevcut gücünden 10 kat daha fazla çalıştırmak istiyorsa oradan eğer yerleşim birimleri ile ilgili kaygılar, çevre sorunları ve aynı bu şekilde ifade edilen teknik verilerle çalışacaksa çok büyük bir problem yoktur. Biz Elektrik Mühendisleri Odası olarak Kömürle Çalışan Termik Santrallere direk cepheden karşı değiliz. Ancak bu santralin yeri yanlıştır. Santral milyonlarca insanın yaşadığı şehrin göbeğine kurulmak isteniyordur. Neden? Buharın ucuzlatılması için. Dar bir kesimin faydası için çok geniş bir kesim risk altına atılmaktadır. Bu çok önemli bir noktadır. Özellikle bunun altını çizmek istiyorum. Sanayicisi o ucuz buhar istiyor. Evet, Bursa’daki milyonlarca insan temiz hava istiyor. Bu çok doğaldır. Sanayicimiz ucuz buhar istiyor. Çiftçi tarım yapmak istiyor dünyaya armut satmak istiyor, şeftali satmak istiyor, elma satmak istiyor. Bu da çok doğaldır. Turizmcimiz dağda kar istiyor, sanayicimiz buharın ucuzlamasını istiyor. Burada da lütfen buna da dikkat edin. Ben sonuç olarak çok uzatmayacağım Başkanıma da özellikle mahcup olmak istemem. Sanayicimiz halka rağmen, Bursa’daki birçok akademik meslek odasına, fikir yürüten birçok mühendise, mimarlara, halka, vatandaşa, derneklere rağmen bence yanlış yapamayacaktır. Sanayicimiz enerji verimliliğinin mutlak suretle bu ülkede % 20, %25 civarında sanayide enerji potansiyeli vardır. Sayın Mustafa Bey bu konunun uzmanıdır enverder olarak. Burayı mutlak suretle kullanması gerekiyor. Sanayicimiz ülke ekonomisine enerji girdileri anlamında yerli kaynakta eğer üretim yapmak istiyorsa, farklı bir bölgede - Konya’da çalıştılar olmadı biliyoruz. Farklı bir bölgede yerli bir kaynak enerji üretimi sağlayıp ülke ekonomisine ciddi bir destek verebilir. Özellikle temel sorun şudur; bundan önceki birçok yatırımlarda halk görmüştür ki başında mutlaka her yatırım üretilirken en son teknoloji kullanılmaktadır ve bu şekilde ifade edilmektedir. Sonuç itibari ile de ne yazık ki biraz önce hocamda anlattı çok olumsuz sonuçlar ile karşılaşılmıştır. Halkın bunun için bu tür söylemlere güveni yoktur. Bu gün bu toplantıda katılıma ilgisi de bu nedenlerledir. Ve bundan sonraki süreçler bizler gidiyoruz bilgilendirme yapılan, toplantı yapılan yerlerde ciddi talepler görüyoruz. Halk güvenmemektedir bu tür tesislere özellikle benim ricam bu gün buradan çıktıktan sonra bu santralin yapılması için özellikle bakın şunu da söyleyeyim teknik olarak düşünüldüğünde, mühendisçe yaklaşıldığında doğru bir projedir. Yeri yanlıştır. Bunu çok açık ifade etmek lazım. Ben değerli yöneticilerime burada özellikle ifade etmek istiyorum bu gün gittiğinizde tekrar evlerinize bunu tekrardan değerlendirelim. Özellikle kendi ailelerimiz, kendi çocuklarımız olmak üzere bu konuyu tekrar onlar ile istişare edelim. Ben inanıyorum ki ondan sonra bu fikir değişecektir. Bu toplantılardan, bu istişarelerden Türkiye kazanacaktır. Bizde istiyoruz ki sanayicimiz gelişsin, ülke ekonomisi büyüsün insanlarımız ciddi anlamda katma değerli bir ülkede yaşasın. Ama biliyoruz ki son dönemde de ülkemizde yaşanan iş kazaları, iş cinayetleri, iş süreçlerinde iş süreçleri ne yazık ki verilen önemi toplumun bu kaygısının haksız olmadığını gösterdi biliyoruz. Çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bende teşekkür ediyorum. Arkadaşlar çeyrek geçe toplantıyı bitireceğiz. Ona göre hızlı bir şekilde gidiyorum. Tabi ki her toplantının bir sonu vardır. Herkesin mutlaka işi gücü var. Evet. Hakan KARADEMİR Şehir Plancıları Odası Hakan ‘çığım kısa. Yani sizler oda başkanısınız birkaç cümleyle meramını anlatacaksın.

Hakan KARADEMİR (Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı):
Herkese merhaba zaten ilk başta isim yazdırdım ama. Kayıhan hocam gerçekten çok güzel sunuş yaptı çok kısmını söyledi zaten mesleğini de bildiği için bir iki düzeltme yapacağım 2013 yılının son ayında siz bölge müdürü isminiz kusura bakmayın. Tamamının OSB sınırları içinde olduğunu söylediniz.2013 yılı için yılın son ayında yapılan bir plan değişikliği ile 50 hektarlık bir alan teknik alt yapı bir alandır. Orası yasal OSB sınırları içinde değildir. Toprak Koruma Kurulundan karar ile birinci derece tarım toprağı teknik altyapı olanla önümüze geldi konu ve biz içinde enerji üretim tesisi yapılmayacaktır diye açıkça meclis kararında bir ifade olduğu için evet dedik gerekli alt yapı olabilir. Önce bunun altını çizeyim. İkincisi DOSAB’ın taşınması yani öyle bir şeylere mecbur bırakılıyoruz ki tartışabiliriz gerçekten bunu tartışabiliriz. Bakın yani bu alan açılırsa oraya kentte yük getirmeyecek şekilde neler yapılabilir? Üzerinden ya da sadece taşınması değil gerçekten artık orada sanayinin bu şekilde değil de kent içinde kalınmış daha AR-GE’ye yönelik düşünmesi daha bilim yöneten şekilde dönüşmesi sağlanabilir. Bunların hepsi tartışılabilecek konulardır. Bizi sanki orada başka bir şey yapamadan biz sadece muhtacız gibi yansıtmamak gerekiyor diye düşünüyorum ve son bir soru İle bitireceğim. Birçok teknik sunuş yapıldı sayılar verildi. Belki bazı teknik sonuçları teknik terimleri anlamadı insanlar çünkü sanıyorum burada teknik alanlar daha çok halkımızın bilgisi var. Hiç teknik şeylere girmeye gerek yok arkadaşlar şöyle bir tablo var önümüzde tonlarca kömür her gün şehir içine getirilecek tonlarca kireçtaşı ile birlikte burada yakılacak bunların külü yine tonlarca külü de başka yere taşınacak ve biz bununla ilgili karşılaştığınız şey size güvenmek midir? Ve bütün içtenlikle burada sağlıklı bir çalışma yapmak istiyorsunuz ama biz bunun cezasını çok çektik. Yani Doğan beydeki gibi kim müdahale edebiliyor? Kim bekliyor böyle bir şey olacağını? Siz yönetimden giderken yanınızda götüreceğiniz mühendise güveniyorsunuz ama bu şartlarda bu kadar yüzbinlerce insanı riske atmazsınız sanıyorum tekrar değerlendirirsiniz diye düşünüyorum. Çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bende teşekkür ediyorum. Çok sıcak güzel dilinize sağlık daha sonraki toplantılarda bunları mutlaka açacağız arkadaşlar. Çünkü bu süreç beşi çeyrek geçe bitmiyor. Devam edecek bunlar birbirimizi anlama bilgilendirme toplantıları en azından biz Kent konseyi olarak bunu görev bilip devam ettireceğiz. Doç. Dr. Ertuğrul Aksoy neredeler? Evet, Sayın Aksoy kısa. Hızlı geldin. 

Doç. Dr. Ertuğrul AKSOY (Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı):
Herkese çok teşekkür ediyorum, Ziraat Mühendisi Odası adına saygılarımı sunuyorum. Tabi çok kısa konuşacağım. Temiz yaşamak için, sağlıklı yaşamak için temiz havaya ihtiyacımız var. Tabii yaşamımızı devam ettirebilmek için temiz gıdalara ihtiyacımız var. O yüzden tarım arazileri ne durumda amaç dışında kullanıldığını biliyoruz. OSB’nin geçmişine gitmek istemiyorum. Geçmişte de bu güne gelinceye kadar 500 hektarlık Demirtaş barajının sulanmasından sulanacak alanlarımız sulanan arazilerin üzerine oturduğunu söylemem gerekiyor. Ben yine Hakan Başkanımdan devam edeceğim. Bazı kurumları göreve çağırıyorum. Ben bir toprak koruma kurulu üyesiyim bana50 hektarlık alana izin verilirken şartlı izin verilmiştir. Şu da şöyle söylendi. İkna edebilmek için biz her şeye itiraz ediyorduk. Yeniden kazanılacak suyun yapılacağı arıtma tesisin yapılacağı yere de baştan itiraz ediyorsunuz. Bizde dedik ki! Evet, OSB’nin ihtiyacı olan bu suyu yeniden kazanımla arıtacak olan tesisi yapılacak ise 50 dekarlık alana biz evet diyoruz. Dava da açmayacağız itirazda etmeyeceğiz. Ancak son sunulan ÇERED değerlendirme raporunun ön çalışma raporuna baktığımız da o alanda direk olarak enerji üretim tesisinin kömür eleme, kırma, kömür taşıma, karıştırma tesislerinin yapılacağını öğrendik. Dolayısıyla gıda tarım hayvancılık il Müdürlüğünü, Çevre İl Müdürlüğünü ve Toprak Koruma Kurulu üyelerini göreve davet ediyorum. Eğer bu plana 5000’de -1000’de itiraz etmezler ise ÇED’in çevre ile ilgili raporlarında zararı yoktur görüşü verirler ise onlar hakkında da biz şimdiden uyarımızı yapıyoruz. Suç duyurusunda bulunacağız. Görevi kötüye kullanmaktan arkadaşlar! İkincisi 2010 yılından günümüze kadar 3,5 milyon baş hayvan var 2milyardolar. 5 milyon ton buğday ithal edene 1,5 milyon dolar yağlı tohumlara verdiğimiz3,5 milyar doları hesaba kattığımızda yaklaşık olarak her yıl 10 bin 15 bin milyara dolara yakın parayı biz üretebileceğimiz ürünleri üretemeyerek dışardan ithal etmek zorunda bırakılıyoruz. Bırakın işte enerjiden elde edeceğimiz karı tartışın bir tanesi insanların yaşamı, beslenmesi için gereken şeyler ve üreteceğimiz şeyler. Ovada sadece insanlar mı iklim değişikliğinden etkileniyorlar? Bitkilerde etkileniyorlar. İkinci başkanım Orhan Sarıbay bir üretici burada üreticilerde var. Meyve ağaçlarının kışlanması kışın belli bir toplulukta geçirmesi gerekiyor kışın uyuması gerekiyor uyumazsa ne olur? Siz uyumazsanız ne olur? Güne yorgun girersiniz hastalanırsınız ileride ölürsünüz ya da kanser dinlenmediğinizde işte meyve ağaçları da arkadaşlar 150 bin ton Bursa’nın üretimi ne üretimi armut üretimi birinci derece ihracatçılar yaş sebze ihracatçılar birliği başkanım burada Salih Çalı söylesin. Armut, şeftali 130 bin ton ayva, elma üretim sahası buralar bırakın sebze üretim alanlarını sadece 185-170 derece bacadan çıkacaklar diğer gazları söylemiyorum. Bunların iklim değişikliği ile zaten var olan sıcaklık artışı bu bitkilere etkileri etkileyecek. Bitkilerin iklim değişikliği bunlar ilerleyen boyutlarda çiçeklenmeden olgunlaşmaya verim ne kadar azalacak. Onun dışında son söz üreticilere, insanlara ulaşacak. Diğer gazların birikimleri bu yıllar bazında olacak bir şey bir günde milyonda bir insan görmeyebilirim ama benim çocuklarım sizin çocuklarınız, çocuklarınızın çocukları bu topraklarda yaşayacak başka yere mi gidilecek arkadaşlar? Son olarak petan 2012 de 400 tane ABD’lerine temiz bir enerji kampanyası başlattı. Bir dayatma yaptı. Kirleticilerin içerisine en çok emisyona neden olan bir şeylerden bir tanesi bakır hava kaynaklı bakır emisyondan neden olan santrallerin kömür yakan termik santraller olduğunu söyleyerek antik karbon enjeksiyon sistemine getirmesini 2012 de dayattı bu %13 ü onun için 400 tane termik santrali Buda hangi gerilikte Amerikan akciğer derneğinin yaptığı son araştırma internete giderseniz görürsünüz % 13ünde bu arıtma sistemini kurdular çünkü pahalı bir sistem yeni bir sistem modern sistem diyorlar. Bizim kurulan sisteme Bilinenler üzerinden onları arıtacak sistem kükürt dioksit, karbon monoksit, azot oksit partiküller gerisi kömürün diğer içerisinde olanlar nelere gidecek onlardan bahsedilmiyor. Bakır bu yeni biliyorsunuz birden fazla 2013-2014 ten sonra dayatacak bakır emisyonunu azaltmamız lazım bakır en az kükürt dioksit kadar zararlı bir şey internete girerseniz görürsünüz. Yeni teknoloji ise bakırın emisyonunu azaltacak teknolojiniz var mı sayın yetkililer size saygılarımı sunuyorum her zaman olduğu gibi.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Çok teşekkür ediyorum. Çünkü herkese söz vermek istiyoruz. Toplantıyı da zamanında bitirmek istiyoruz. Kolay değil yine topluma teşekkür ediyorum. Bize de cesaret veriyorsunuz en zor konuları da buralarda konuşuruz. Arkadaşlar hiçbir yerde konuşulamayan konuları da bursada konuşuruz. Yani bunları devreye de girebiliriz yani bu ortamı da sağlarız. Bakın buralarda belediyenin belediye başkanının destek ve katkıları kent konseyi ne güzel çalışmalar yapıyoruz. Bunlar kimin için var halk için var. Halk da geliyor Fikirlerini, düşüncelerini söylüyor böyle olması lazım örnek olmak için ve şimdi biraz da bilgilendirici nokta da Prof.Dr.Gülen GÜLLÜ-Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Proje danışmanı olması münasebeti ile bir Bilgilendirme noktasında konusunda konuşmalar bir bilgilendirme yani cevap verme noktasında değil tabi ki hocamız akademisyen onun için hocam kısa rica edeceğim yalnız.

Prof. Dr. Gülen GÜLLÜ (Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Proje Danışmanı):
Akademisyenlere çok kısa demeyin bize bir lira verin konuşuruz on lira verin susmayız.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Ben baştan 5 dk. Diyorum.

Prof. Dr. Gülen GÜLLÜ (Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Proje Danışmanı):
Ben mümkün olduğu kadar özetlemeye çalışacağım. Burada yaptığımız değerlendirme tamamen bir var olmayan bir tesisin planlama aşamasındaki tesisin bilimsel normlara uygun olarak, çevreye yapacak etkilerini belirlemeye yönelik, yöntemlerle yapılmış olan bir çalışmayı anlatacağım size. Yaptığımız çalışma sonuçlanmış bir çalışma değil. Ön sonuçları var elimizde daha bir haftadır başladık çalışmalara fakat devam edecek ve tamamlanmış olan ÇED raporunda bütün halkın bilgisine sunulacak. Herkes yapılan incelemeleri yapılan değerlendirmeleri incelemek ve görüş bildirmeye de hakkı olacak o yüzden burada yaptığımız değerlendirmeyi bir ön değerlendirme olarak dikkate almanızı. Fakat ön bulgu olarak ta bizi nasıl sonuç beklediğini göstermesi açısından değerli buluyoruz. Termik Santral ya da buhar ve elektrik enerji üretimi santrali nasıl adlandırırsanız ben bunu termik santral diye adlandırdım. Var olan planlanan santrali bildiğiniz gibi bir kısmı buhar, bir kısmı elektrik üretmeye yönelik bir santral ve bütün kömüre dayalı teknolojilerin hatta dünyadaki tüm endüstriyel üretim protestlerinin mevcut en iyi tekniklerin ne olduğunu tanımlayan bir takım kılavuz, dokümanlar yayınladı. Avrupa bunu entegre çevre kirletmeyi önleme şartlarından biridir ve bu şart doğrultusunda da bir çalışma uzmanlar grubu var olan tetkiklerin içinden en iyi tetik hangisidir onunla ilgili kılavuz dokümanlar hazırlar ve yayınlar. Bu önerilen planlanan tesisin bu kılavuzla kıyaslandığı durumda bu mevcut en iyi tetikler dokümanında yer alan şartları sağladığını yani şu andaki mevcut en iyi teknoloji olarak önerildiğini söylememiz mümkün. İsteyenler, merak edenler Çevre Bakanlığı müsait aslında. Kömürle çalışan termik santrallerin mevcut en iyi dokümanları nedir? Tetikleri nedir? Dokümanlara çok çabuk şekilde ulaşmaları ve kıyaslamaları mümkündür. Bu mevcut en iyi teknolojilerde söylenen şeylerden biri yakma sisteminin önemidir. Ve akışkan yatak en iyi teknoloji olarak önerilen tetkiklerden biridir. Özellikle kükürt giderimi için oldukça yüksek verimle çalışan bir sistemdir. Seçici katalitik reaktör bu sistemde var olan özellikle azotların azot oksitlerin giderimi için kullanılan yine en iyi tetkiklerden biridir. Ve bu teknolojide yer almaktadır. Torba filtrede mevcut partikül madde tutumu en yüksek verimle çalışan yine mevcut en iyi teknikler arasında arz edilen tetkiklerden biridir. Bu tabi bir fiil değerlendirme çalışması yapıyoruz. Planlanan tesisle ilgili bir takım tasarıma yönelik elimizde veriler var. Bunların bazıları değiştirilebilir yeniden modellenerek etkileri tekrar hesaplanabilecek parametrelerdir. Bazıları da tesisin sahipleri tarafından taahhüt edilen verilere dayanır mesela burada baktığınız da SO2max ve partikül madde ve karbon monoksit emisyonları bu tesisi işleten firmanın önereceği emisyonlar limitinde olacaktır. Bu da taahhüt edilen değerlerdir bu değerlerin tutturulmaması durumunda zaten Çevre Bakanlığına firmanın sorumluluğu vardır. Bunun dışında bacanın yüksekliği, bacanın çapı, bacadan çıkış gaz çıkış hızı, baca gazının çıkış sıcaklığı gibi bir takım verilerde gereklidir bunu modelleyebilmek için bunlarda şu anda ilk yaptığımız çalışmaları hesaba kattığımız değerler buradadır. Bacanın yüksekliği bu çalışmada 65 metre alınmıştır. Ama farklı yüksekliklerde 100 metre olması durumunda da modelin nasıl değişeceği incelenebilecektir ileride. Buradaki emisyonları daha önce DOSAB bölge başkanının anlattığı şekilde büyük yakma tesislerinde ilgili sınır değerlerinin kaldırıldığını hatta onun altında olduğunu söylememiz mümkün peki biz hava kalitesi üzerine planlanan nitelikte etkisi nasıl değerlendirir dediğimizde aslında temelde yapılacak çalışmalardan birisi mevcut durumu önce tespit etmektir. Bu mevcut durum tespitini iki türlü yapabilirsiniz. Bölgede hava kalitesi ölçüm ağı kurarsınız ölçersiniz. İkincisi bu hava kalitesine katkısı olabilecek tesisler var ise ve bunların emisyon bilgilerini biliyorsanız o tesislerden kaynaklanan mevcut durumun kirliliğini modellersiniz ve daha sonra sizin yapmayı planladığınız tesisin tek başına etkisinin ne olacağını modellersiniz sizin var olan tesisinizin diğer mevcut tesislerle birlikte çalışması söz konusu ise bunların hepsini birlikte tekrar değerlendirmeye alırsınız ve gerekli sonuca varırsınız. Bu çalışmada özel olarak sera gazı emisyon potansiyelinin hem mevcut tesisler açısından hem de planlanan tesisler açısında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada mevcut durumu tespit etmeye yönelik pek çok ölçüm noktasında gürültü ölçümleri ve birtakım hava kalitesi ölçümleri, toprak numunesi alınarak toprak kalitesi belirlenmiş olarak çalışmaları, yüzey suyu kalite belirleme çalışmaları çöken tozun miktarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar partikül madde özellikle 10 bin tondan küçük partiküllerin yani insanın soluyabileceği ve sağlık açısından riskli olan partiküllerin ne olup ve ne kadar çökerdiğinin ne kadar düzenin belirlemeye yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Henüz elimizde bunları değerlendirmeye yönelik bir veri yoktur o yüzden burada yapacağımız mevcut durum değerlendirme çalışmaları bu buhar temin edilmesi planlanan şuanda DOSAB’ın bünyesinde var olan 111 tesis üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu 111 tesisin 3 tanesi hali hazırda kömür ile çalışmakta diğerleri doğalgaz ile buhar üretimini gerçekleştirmektedirler. Peki, hangi tip bir modelleme çalışması yapılmıştır? Epa tarafından ABD’nin gerçekleştirdiği ve şuanda bütün dünyada yaygın olarak kullanılan en son modern emisyonu olan bir mod modeli kullanılmıştır. Bu model 1 saatlik meteorolojik bir veriye ihtiyaç duyar bu meteorolojik veri 2007 yılına ait olan bu Bursa’daki istasyondan elde edilmiş veridir.2007 yılının seçilmesinin nedeni Bursa bölgesinin uzun yıllar meteorolojik koşullarını en iyi tespit eden yıl olması nedeni ile meteoroloji genel müdürlüğü tarafından önerilen yıldır. O yüzden 2007 yılı verileri ile çalışılmıştır. Mevcut tesislerin emisyonlarının belirlenmesine yönelik bu tesislerde geçtiğimiz yıl içerinde gerçekleşen kömür kullanımı ve doğalgaz tüketimleri katılmıştır ve bu bacalarda yapılan emisyon değerleri var ise onlar kullanılmıştır yok ise yine EPA tarafından geliştirilmiş olan emisyon faktörleri kullanılmıştır. Birim kömür kullanımı veya birim doğalgaz kullanımı başına çıkacak olan emisyonları tespit etmesi için DOSAP santralinin emisyonları için ise daha çok verilen emisyonlar tarafından hesaplamalar yapılmış. Bu 2007 yılına ait meteorolojik verilerden gözlenen bir rüzgârgülü buradaki birinci hâkim hava yönü gördüğünüz gibi kuzey doğudan esmekte ikinci hâkim hava yönü ise tam tersi güneybatıdan esmekte buna baktığınızda buna çok tipik bir gece gündüz dağılımı şeklinde görmemiz mümkün eğer sadece gece saatleri için bu rüzgâr yönünü çizdirirseniz. Gece saatlerindeki baskın güneybatıdan estiğini gündüz saatlerinde ise kuzeydoğuda rüzgârların bölgede hâkim olduğunu görüyorsunuz bu bizim modelde kullandığımız verilerdir yani modelin verilerinde meteorolojik veri gerçek koşulları Bursa’nın bu bölgesine tehdit etmeye yeterli olur mu söyleyebiliriz. Bu da modellediğimiz kükürt oksit, azot oksit, karbon monoksit emisyonlarının bu kolonda gösterdiğimiz mevcut tetikler yani şuanda DOSAB’IN bünyesinde buhar üretimi yapan 3 ü kömür diğerleri doğalgaz ile çalışan toplam 111 tane santralin emisyonlarının tek başına modellendiği durumudur. Buradaki ise sadece DOSAB’ın termik santralinin yer alması durumunda ve bu tesislerin kapatılması durumunda geç kalınacak sonuçlarını olduğunu gösterir. Buradaki limit değerler hava filtresinin değerlendirilmesi kontrol yönetmeliği şuandaki geçerli olan mevzuattaki yönetmelikteki 2019 yılı sınır değerleridir.2014 yılı sınır değerleri bu değerlerden daha yüksektir ancak bu Termik santrali çalışmaya başlaması ve 2019 yılında da çalışmaya devam ediyor olması nedeniyle bizim kıyasladığımız limit değerler Türkiye’nin ulaşmayı hedeflediği limitlerle olmuştur. Gördüğünüz gibi sağdaki de soldaki de değerleri bilgi olarak. Sınırlandırılmış yönetmelikte şuanda DOSAB çevreyi kirletmektedir. Haklıdır hocam DOSAB’ın kirlettiği söz konusudur. DOSAB şuanda 490 mg metreküple SO2 emisyonu ile bölge havasını ciddi boyutta büyük oranda katkıda bulunmaktadır. Kirliliğine ancak eğer bu mevcut tesisleri kapatıp ve tüm buhar ihtiyacımızı yapılması planlanan tesisten temin ederseniz o zaman elde edeceğiniz SO2’nin 48 mikrogram gibi limit değerin oldukça altında olduğunu görmeniz mümkün. Bunu diğer tüm parametrelerde de söylememiz mümkün yani aslında hava kalitesi açısından DOSAB’ın şuandaki tesisleri bölgenin hava kalitesini çok daha fazla kirletmekte ve bölgedeki insan sağlığı üzerine olan etkisinin çok daha fazla olduğunu söylememiz mümkün. Diğer hepsini göstermeyeceğim zamanımız kısıtlı ama önce SO2 için hızlı dağılıyor bu kirlilik diye bakarsanız Burada gördüğünüz şey sadece mevcut yapı tabi şuarada yerleşim içindeler mevcut tesislerin yarattığı en kötü koşuldaki en yüksek yer seviyesi konsantrasyonu şu sarı ile gördüğünüz noktalarda değerde 490µg/m3 350nin oldukça üstünde ve önemli bir sağlık problemi yaratma potansiyeline sahip bu ise sadece DOSAB’ın 65 metre boyundaki termik santralinin olması durumunda orda gözlenen değer 48 µg/m3 gözleneceği nokta burası limit değeri 350 limit değeri oldukça altında olması bekleniyor. Peki, DOSAB kapatılmaz da DOSAB’taki mevcut tesisler ilerde olacak bu termik santral devreye girer ise hava kalitesine nasıl etkisi olur diye bakarsanız o zaman gördüğünüz şey en yüksek saatlik SO2 konsantrasyonu değişmiyor ve paten gördüğünüz kirlilik dağılımı aslında mevcut tesislerinkinin aynısı neden kirlilik tesislerin kirlilik katkısı o kadar yüksek ki bölgede siz DOSAB’ın o kadar az olan emisyonunu o katkının içinde çok önemsiz olarak olduğunu görüyorsunuz yani buradaki tek çözüm aslında DOSAB’ın şuanda mevcut tesislerinin buhar ve üretim yönteminden vazgeçmeleridir. Bölgenin hava kalitesinin iyileşmesi açısından aynı şey diğer kirletici parametreleri içerisinde görmemiz mümkün fakat çok üzerinde durmamız mümkün mü çok sıkıldınız belki herkes konuşmak ta istiyor biraz hızlıca geçmek istiyorum. Ama diğer bütün kirleticiler için biz biraz önce söylediğimiz SO2 ye benzer yorum yapmamız mümkün. Aynı tip emisyonlardan bahsedildi ve bunlar ile ilgili hem uçucu külde bulunan hem bacadan çıkacak olan emisyonlarla ilgili birtakım endişelerden bilgilerden bahsedildi ve bunlarla ilgili hem uçucu külde bulunan hem bacadan çıkacak olan emisyonlarla ilgili birtakım endişelerden bahsedildi. Bunlarda da aslında bu ağır metal bileşimlerinin ana kaynağı kömürün kendi jeolojik yapısıdır. Kömür yaktığınız zaman bu yakıtın içinde bulunan birtakım ağır metal bileşiklerinin bazısı mesela sınıf bir diye adlandırırlar bunlar kobalt, krom ve lityum gibi uçucu külle taban küller birikirler. Eğer siz bu uçucu külü bacadan tutarsanız yani iyi bir toz tutma sisteminiz var ise dışarıya çıkmadan külün içinde hapsolmuş olurlar. İkinci sınıf metaller diye adlandırılan metaller taban külüne göre uçucu külde daha fazla birikmeye meyilli olan ve özellikle de partikülün üzerinde tükürdükçe partükülün üzerinde tutunmaya meraklı olan ağır metaller (As, Cd, Pb, Sb)bunlarda biri bazıları bunları da yine eğer partikül filtreniz iyi tutuyor ise yine bunların dışarıya çıkmasına müsaade etmeyecek şekilde tesisi çalıştırmanız mümkün Sınır uç dediğimiz mesela cıva biraz önce bahsedildi bakır dedi hocam ama zannediyorum cıvadan cıvayı kastetmek istiyordu. Özellikle cıva ve bazı selenyum bileşikleri uçuculuktan ötürü gaz hızını hızlıca geçip birtakım gaz kirleticisi olarak da davranabiliyorlar. Ancak, bu gaz kirleticilerini partükül filtrelerde tutmamız mümkün değil eğer kömürünüzün yapısında cıva yüksek miktarda ise bu tip bir gaz kirleticinizin olması mümkün peki bu olacak mı olmayacak mı kararını verebilmek için yapılması gereken şey bir kullanılacak olan kömürün elementel analizinin gerçekleştirilmesidir.2.Bu elementel analize göre kömürün emisyondan çıkacak olan miktarının ne olduğunu tespit etmek bunun için yine ABD de geliştirilen birtakım emisyon faktörleri ki burada görüyorsunuz 1 ton kömür yaktığınız zaman ne kadar arsenik kg olarak bacadan çıkar bunları tespit etmeniz mümkün eğer bunlar tipik değerler eğer azolit sonuçları elinizde ise farklı bir hesaplama yapmanız mümkün bu çalışmada kullanılacak olan kömürün elementel analizi henüz gerçekleştirilmedi. Yapıldığı zaman teknik olarak kullanılacak kömüre özgü bu değerlendirmeler yapılacak burada sadece tipik kömürde olabilecek olan emisyon miktarlarını görmemiz mümkün bu emisyon faktörlerin önerilen santralde olduğu gibi toz tutma filtresi olan sistemlerde geçerli olan emisyon faktörleridir. Eğer bunların kullanılması planlanan kömür miktarı ile çarparsanız elde ettiğinizde değerler bu kolonda gösteriliyor. Burada ev dediğimiz şey aslında herkes anlamaz 10 üzeri -4 demek burası 2.02 mg çarpı 10 üzeri -4 yani 10 binde 2,2 oda 02 demek orası bunun için bizim sanayi kaynaklarına kirliliği kontrol yönetmeliğimizin verdiği sınır değer 1 mg normal m3 yani eğer tipik değerler değil ise kömür herhangi bir ağır metal emisyonu bu tesisten salınması beklenmiyor ancak kömürün özelliği tipik değerle 1 ise o zaman yapılacak olan analiz sonucuyla bu değerler tekrar hesaplanıp yeniden değerlendirilecektir. Bir diğer husus üzerinde de çok duruldu küresel ısınmaya katkı sera gazı potansiyeli hocalarım haklılar kömür santralleri sera gazı emisyona neden olan karbon monoksit salarlar ama belki onlar biraz daha fazla doğalgaz termik santrali de solarlar her türlü fosil yakıt yakma sisteminin karbon monoksit emisyonu vardır. Buradaki değerler yine ABD tarafından kullanılan kömür için ve doğalgaz için 1 ton kömür yaktığınızda ne kadar sera gazı üreteceğimizi gösteren emisyon faktörleridir. Baktığımız da doğalgaz içinde bunların sıfırlanmadığını hatta metal verici emisyonlarının kömüre göre daha kötü olduğunu söylememiz mümkündür. Bu yapılan değerlendirme mevcut tesisler biliyorsunuz. Üç tane tesis kömür kullanıyor diğerleri doğalgaz onların toplam yılda tükettikleri miktar üzerinden hesaplamalar yapılmıştır ve karbondioksit, metan ve hidroksitin kömürlü santrallerin katkısıyla doğalgazlı olanların katkısı toplanarak toplam 278.591 ton/yıl da karbondioksit üretimi yaptığını bu tesislerin hesaplamak mümkün. DOSAB’ın önerilen planlanan tesisindeki miktara baktığınızda ise bunun sadece 16 bin 015 ton /yıl olduğunu görmek mümkün. Kıyasladığımızda yaklaşık bu projeyi eğer mevcut tesisleri kapatır sadece santral yaparsanız yaklaşık 18 kat daha az sera gazı salma potansiyelini yaratmış oluyorsunuz. Derler ki bu haliyle DOSAB yönetimindeki karbon sertifikası kazanmak için başvurabilir. Çok kısa iki slayttım var. Müsaadenizle.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bunu toparlayabilir miyiz? Yani söylenebilecek rakamlar söyleniyor ilk defa ben bunca yıl böylesini duyuyorum. Bilgilendirme değil mi herkesin isteğine göre hem kimsenin bir şey söylemeye zorunluluğu yok. Burada bir akademisyen çıkmış bilgi veriyor. Evet, dinleyelim. Bu toplantıyı yönetiyorum burada yeni şeyler söyleniyor. En azından dinlemek lazım Evet hocam buyurun.

Prof. Dr. Gülen GÜLLÜ (Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Proje Danışmanı):
Bu rakamlar ne demek biraz ona bakmak için aslında Türkiye’nin toplam emisyon miktarını da vermek istedim. Türkiye’nin 2014 yılındaki toplam sera gazı üretimi 439,9 milyon ton bunun 308 milyon tonu enerji üretiminden kaynaklanmakta bununda sadece 16 bin tonluk bir kısmını termik santral ama eğer diğer tesisleri kapatırsa 278 bin tondan Türkiye kurtulmuş olacak yük olarak. Asit yağmurları bir diğer konuydu. Ben 28 yılda asit yağmurları ve hava kirliliği üzerinde çalışan bir akademisyenim. Elimde bir miktar çalışmalar var. Raporlarda var bununla ilgili. Asit yağmurları için size şunu söyleyebilirim. Asit yağmurları bir bölgesel problemdir. Lokal problem değildir. Yani DOSAB’ın santralinin bacasından ……
DOSAB’ın etrafında değil bundan yaklaşık 1000 km mesafe sonra ancak asit yağmuruna sebep olabilir. O yüzden asit yağmurlarıyla ilgili Dünya’da ilk problemler ortaya çıktığında Almanya’nın ormanlarının asit yağmurlarıyla etkilendiği gözlenmiş ama suçlusu Almanya’da ki santraller değil İngiltere’de ki santraller olduğu ortaya çıkarılmıştır. O yüzden bu problem aslında bu bölgenin problemi değil ama buraya taşınan diğer kirleticilerin bu bölgede asit yağmuru yapması söz konusu olabilir. Onu da belirleyen emisyon miktarıdır. Bu emisyon miktarının da ne olacağını da yine yönetmelikler belirler der ki SO2 eğer sizin yer seviyesinde ölçtüğünüz değer 20 mikrogram metreküp ve altındaysa, azot oksitleriniz de 30 un altındaysa bu bölgede herhangi bir ekosistemde bozulma söz konusu olmaz, yani asit yağmurlarına neden olmaz. Bizim DOSAB’ın santralinin hesaplandığı değerleri burada görmeniz mümkün mevcut tesislerin ki ise bu değerlerin üstünde yani bu bölgedeki mevcut emisyonlar, bu bölgede değil ama bu bölgenin rüzgâr yönü doğrultusunda giden başka bir yerde asit yağmuruna neden olabilir. Fakat bu tesisleri kapatır da yeni tesis açarsanız bu tesisin bu bölgede değil Türkiye’nin herhangi bir yerinde asit yağmuruna sebep olması söz konusu olmayacaktır. Ben çok teşekkür ediyorum sabrınıza.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Buradan bizde teşekkür ediyoruz teknik anlamda sunumundan dolayı ve toplantının sonuna doğru geliyoruz arkadaşlar. Şimdi tabi burada birkaç konuşmacı var. En sonda Serhat Şengül’e söz vereceğim ona gelmeden önce şimdi Sayın Gökbayrak burada değil mi? Evet DOĞADER aktif bir kurumumuz. Buyurun, kısa Caner cim, başka toplantılarda yapacağız. DOĞADER’e söz vermeden olmaz.

Caner GÖKBAYRAK (DOĞADER Genel Sekreteri):
Burada bulunan herkese DOĞADER adına saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Sayın başkan öncelikle şunu söylemek istiyorum. Kurumum adına davet edilmesini bekliyordum aslında Kent Konseyi’nin burada Bursa’da gerçekten aktif çalışmalar yürütüyoruz. Umarım bundan sonra ki toplantılara da bizi davet ederek…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Yalnız şöyle söyleyeyim Kent Konseyi davet etmez, Kent Konseyine gelinir. Teşekkür ederim,

Caner GÖKBAYRAK (DOĞADER Genel Sekreteri):
Tamam teşekkür ederim. Ayrıca bundan sonraki toplantılarda da halka açık olmasını talep ediyorum buradan. Çünkü kapı girişinde yaşadığımız sıkıntılar gerçekten can sıkıcı. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Yani Caner cim şimdi öyle şeylere giriyorsun ki yani zor ve stresli bir toplantının herhâlde bazı tedbirleri alınması var yani bakın ne güzel toplantı yapıyoruz yani herkesi de aldık içeri yani kusura bakma neyse buyur sen.

Caner GÖKBAYRAK (DOĞADER Genel Sekreteri):
Sizde biliyorsunuz yani biz sözümüzü esirgemeyiz. Rahatsız ettiysek kusura bakmayın. Şimdi ancak şunu söylemek istiyorum ki öncelikle DOSAB yetkilileri burada, sanayiciler burada onlar aslında çoğunlukla enerji elde etme üzerinde bir proje düşünüyor. Aslında burada bir buhar durumu söz konusu var olan tesislerde aslında buhar yüzeye gidiyor bakıyoruz. Yani bir sıkıntı söz konusu değil. Ama ne oldu da böyle bir santral ortaya çıktı diye düşündüğümüzde aslında hani burada bunun bir mahalle sorunu olduğunu görüyoruz. Yani bir mahalle bu şuan ki üretilen doğalgazla üretilen buhar maliyeti yüksek o yüzden biz ne yapalım? Biz bir termik santral kuralım bununla birlikte buhar üretelim ve aynı zamanda elektriğimizi de alalım. 3/1’lik bir enerji sağlanacağı söyleniyor ciddi bir durumdur. Aslında buna rağmen işte bu tesisin yapılıyor olması sanayicinin biraz daha uygun bir fiyatla maliyetini düşürmek maksadıyla halkın bu işe tepki gösterdiği ciddi karşı duruş sergilediği bir durum yaratmak aslında beklemezdim. Burada bir durum daha söz konusu DOSAB diyorsunuz burada söylendi Bursa Ovası üzerinde gelişen bir sanayi bölgesi oldu. Bu sanayi bölgesinin bir yanlışlık durumu söz konusu ama! Ne yazık ki, şimdi aynı yanlışlığın biraz değiştirilmesi söz konusu. Bu sanayi bölgesi Bursa’nın ortasında kalan ve ova üzerinde gelişen sanayi bölgesi şuan da DOSAB termik santraline kurulmasına katkı sağlayan alan genişletmesi de dâhil olmak üzere Bursa ovasında bulunuyor. Ve Bursa Ovası’nın suyunu, Bursa Ovası’nın hava kirliliğini ve kullanımını değiştiriyor. Şunu öncelikle söylemek istiyorum asıl amaç aslında burada bence biz görüyoruz ki maliyeti düşürmek, elektrik üretmek ve buradan bu halkın tepkisine rağmen bu iddiayı sürdürmeyi anlamlı bulamıyoruz. Biz DOSAB’dan bunu en azından daha anlayışlı karşılamalarını beklerdik. Şuanda yaşadığımız sorunun aslında bir başka nedeni daha var oda aslında enerji piyasasının aslında piyasalaştırılması ve özelleştirilmesidir. Eğer böyle bir durum söz konusu olmasaydı eğer piyasalaştırma durumu söz konusu olmasaydı bugün bunları yaşıyor olmayacaktık. Bu şekilde işte bu durum söz konusu. Sanayi odaları sürekli üretmek için bir sanayi bir şekil üzerinden ülkelerini daha ucuza yürütmek için gerekli çalışmalar yapıyor. Ama bunun temelinin de aslında hükümet politikaları olduğunu belirtmek istiyorum bu bir ilk değil söylendi, tekrar söylemek lazım eğer DOSAB Termik Santrali kurulursa bu Bursa’nın bir markası olacak ve bundan sonra bizim divanımız göre Bursa’nın doğusunda kurulması planlanan başka termik santrallerde olduğu bilgilerini alıyoruz, bu bir ilk. Bundan sonra bunun devamı da gelecek biz bundan rahatsızlık duyuyoruz. Niye rahatsızlık duyuyoruz? Çünkü termik santraller gerçekten hiçbir yerde sadece Bursa’da değil, sadece Bursa’nın merkezinde değil hiçbir yerde olmaması gereken tesislerdir. Niye? Çünkü kirliliği yüksektir. Niye? Çünkü karbondioksit emisyonu yaratır. Bakın yıllar önce 1980 yıllarında NASA Türkiye’nin çöl olacağını açıklamıştı o zamanlar ne diyor bu demiştik. Ve şuan biz küresel ısınma, küresel iklim değişikliğiyle karşı karşıyayız. Biz sadece burada neyi konuştuk? Çoğunlukla kirliliği konuştuk aslında ülkemizin temelinde yatan bir nokta daha var Anadolu çölleşirken Anadolu daha kurak daha su bakımından ciddi sorunlar yapacak noktaya düşüldü. Bunun nedeni direk DOSAB olmasın biz bunu istiyoruz. Bu Türkiye’nin politikası olması lazım kömür santralleri ya da enerji yoğun tesislere yapılan yatırımların Türkiye’den kaldırılması başka yere gönderilmesi söz konusu olabilir. Sanayinin gelişmesi için burada şöyle söylendi sanayinin gelişmesi için ben dedi daha çok iş için enerji gerekiyor. Peki, geçmişe baktığımız zaman Türkiye’nin köyden kente geçişi için çok zamlı gördüğümüz bir dönemi yaşıyoruz. Ya bu insanlar aç mıydı? Yani öyle bir politika uygulanıyor ki! İlk önce köyden kente göç ettiriliyor insanlar, sonra burada insanlar aç kalıyorlar o zaman işler az geliyor, birde yatırım yapalım diyor, enerji lazım diyor, enerji yatırımının en ucuzu kömür, kömür santrali kuralım ve aslında böyle bir politika böyle bir en merkezi en tepeyi görmememiz söz konusu. Burada bir yanlışlık var niye insanlar köyden kente göç ettiriliyor?

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Caner cim, şimdi bunları da konuşabiliriz öyle bir toplantıda yaparız. Allah nasip ederse ama şimdi daha spesifik konuyla tamamlarsan birkaç konuşmacı daha var biliyorsun sende yıllarını verdin bu işler zor bu işler. Allah yardım etsin.

Caner GÖKBAYRAK (DOĞADER Genel Sekreteri):
Valla aslında şunu söylemek istiyorum kömür santrali sadece kirlilik açısından değil burada çok az şey söylendi. Siz kükürdü tutabilirsiniz azotu tutabilirsiniz ama diğer kirletici bir sürü unsur var ve bu insanlar bunlardan etkilenecek ve biz etkilenmesini istemiyoruz. Yapmanız gereken bundan vazgeçmektir.
Teşekkürler…

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, gerçekten teşekkür ediyoruz. Caner daha çok şey söyleyebilir sosyal hayata siyasal hayata da girebilir yani sağ olsun konuyla ilgili şeyde tuttuğu için, tabi uygun toplantıları yapacağız yani söz gerçekten yapılacak bunlar. Bursa büyük bir dünya kenti. Şimdi evet arkadaşlar böyle birkaç şey vardı şimdi Doç.Dr. Kamil Salihoğlu Uludağ Üniversitesi burada mı? Evet, hocamıza da bir söz verelim. 

Doç. Dr. Kamil SALİHOĞLU (Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü):
Teşekkür ediyorum. Sayın başkan, değerli Bursalılar toplantının sonu artık hepimiz vakitleri tükendi ama birkaç dakika söz etmek zorundayım. Eğer tarafsak yani bilimsel camia olarak ve meslek odalarındaki arkadaşlarımıza destek oluyorsak ve bize sorulan soruları cevaplamaya çalışıyorsak kendi meslek grubumuzda bununla ilgili birde birkaç bir şey söylemek istiyorum eski bir Çevre Mühendisleri İl Temsilcisi olarak. 
Tabi konuyu artık özetledik burası toplamda 100 ya da 111 tesis için buhar sağlamak amacıyla yapılacak bir buhar tesisi bunun için de kömür kullanılacak sanayicimiz.
Tamam, bunu öğrendik teşekkür ediyoruz. 450 tane sanayi istifade edecek Bursa’daki hatta ülkedeki enerji sorunlarıyla ilgili temel sorunları kurtaracak bir tesisten söz etmiyoruz biz böyle bir tesisten söz ediyoruz birincisi bu. İkincisi, asıl karşı çıkılan, ısrarla kömür, enerji, ülkedeki enerji politikaları falan bir yere saptırılmaya çalışılıyor ama konu biz burada karşı çıkılan birçok meslek örgütünün de karşı çıktığı yer. Bu tesisin DOSAB’ın yani Doğancı özür dilerim Demirtaş Barajı’nın sulama havzası işgal edilerek daha sonra yasal hale getirilmiş bir sanayi bölgesinin daha da büyütülerek, imkânlarını genişleterek sürdürülebilir bir hale gelmesi için Demirtaş’ın göbeğinde yapılmasından taraf bir problem var. Yani yeriyle ilgili bir problem var, birçok karşı çıkışla davayla ilgili problem bundan kaynaklanıyor. Yani planlamadan ve yer seçiminden kaynaklanıyor. Ne yazık ki ısrarla, sanayicimiz elbette buhar teminiyle ilgili bunlardan bahsediyor 4 km den öteye taşıyamayız ve ana sebepte budur burada yapmak zorundayız diyor. Saygı duyuyorum ama problem yer seçimidir bununla ilgili süreçte de ana unsur bu olacaktır. Yani ÇED sürecinde de karşılarına çıkan sorun bu olacaktır. 2013 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesi biraz daha büyük bir tesise başvuruda bulundu biliyorsunuz. Ama Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ni maalesef beceremedi. Sebebi şuydu il mahalli çevre kurulu kararına göre kömür kullanımıyla ilgili alınan bir karar gerekçe gösterilerek İl Çevre Şehircilik Müdürlüğü buna olumsuz cevap verdi. Resmi yazıları zaten biliyordur sayın müdürünüz ve yetkililer, arkadaşlarda bunu takip etmişlerdir. Oradaki arkadaşlarla konuştuğumuzda DOSAB hele bir yapsın bizde istiyoruz diyor onu da biliyorsunuz. Tabi bu şöyle bir sarmala giriyor burada asıl ikinci unsur domino etkisidir insanların korktuğu. Bu domino etkisi şudur DOSAB’la birlikte işte sayın belediye başkanımız doğudaki bazı işletmeler için de bu düşünülebilir hatta Bursa Organize Sanayi Bölgesi hatta belki ileride şu anda resmi olarak Bursa tekstil boyahaneleri Organize Sanayi Bölgesi Badırga bölgesine yapılıyor Sayın Bursalılar farkında mısınız? Türkiye’nin en büyük tekstil boyahaneleri organize sanayi bölgesinde gidin lütfen görün. Şuanda, alt yapısı bitirilmek üzere ve orada bu talep gelmesi çok daha sağlıklı bence. Bununla ilgili de problem var bir başka domino etkisi yine bilinen çok yerler var ama DOSAB yine geçtiğimiz sene içerisinde kaşla göz arasında ek2 ye dâhil olup Sayın yetkililerinde yardımlarıyla 30 ton günde çamur yapan bir tesis yaptı biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz değil mi? DOSAB Arıtmanın hemen arkasında şuanda yapmayla ilgili çalışmalar devam ediyor ismi başka olabilir ama çamur olduğu için birazcık anlıyorum bu işlerden. O tesisle ilgili de bir sarmala giriyoruz yani bir DOSAB’da çamur yapma tesisi DOSAB Termik Santrali ve asıl acı olan gündeme getireyim de bari biraz bana kızsınlar haftaya büyükşehirden beni telefonla arasınlar. Büyükşehir belediyemizde 410/3 çamur yapan bir tesis de hemen oraya yapacak yani ovanın ortasına bir tesis daha yapılacak bir Bermuda Şeytan Üçgeni oluşacak çok şükür. Bu üç yapma tesisle ilgili olarak Sayın hocama saygılarımı sunuyorum, hoş geldiniz Bursa’ya ve hocam çok güzel bir model çalışması yapıyor. Ama ne yazık ki hocam döneceksiniz, Ankara’ya döneceksiniz değil mi? Ayşenur Hocama selamlar. Ne yazık ki siz döneceksiniz biz burada kalacağız. Buradaki akademisyenler, akademik odalar olarak bu mücadeleye devam etmek zorundayız. Çünkü böyle bir sarmal içine düşmüş durumdayız siz ısrarla doğalgazın efendime söyleyeyim azot oksitle karbon emisyonları anlamındaki doğalgaz aslında daha mı masum bir yakıttır tartışıyorsunuz. Kömür tabi ki kükürt oksitlerle farklı bir madde anlamında problem bize tabi ki onlar yönünden problem değil. Dünya da da ispatlanmış siz zaten … Biz diyoruz ki ısrarla bu bölgeye yapılmasın sadece bu bölge için değil yapılacak diğer santraller içinde bir referans teşkil edecek. Bu referansın oluşmaması lazım Bursa’nın artık böyle bir hava kalitesi sisteminin ağırlığı kaldıracak gücü yok bunu izah etmeye çalışıyorum. Bilimsel veri istiyorsunuz, bence istemiyorsunuz. Kimsenin bilimsel veri istediği falan yok. Bunun yapılmasıyla ilgili onay istiyorsunuz bizde onay vermediğimizi belirtiyoruz ısrarla. Hızlı geçiyorum o zaman. Biz çevreyle ilgili Bursa’yı değerlendirirken bir yaşam döngüsü analizi yaparız yani bir santral yapılacaksa ona sadece sanayici gözüyle bakmayız o zaman çevreci olmamızın bir anlamı kalmazdı. Çevreci şöyle bakar madenden çıkarılması işlendiği yere getirilmesi sonuncu olarak üretilmesi ve atıkları kadar toplam bir değerlendirme yapmak zorundayız. Buna hayat döngüsü analizi diyoruz böyle bir analizin yapılması durumunda tabi o zaman külü depoladığımız kül barajlarını da değerlendirmemiz lazım. Madendeki arkadaşların ne kadar sağlıklı çalıştığını da değerlendirmemiz lazım. 4 ayrı madenden bahsediliyor. Buraya kadar gelen kamyonların emisyonlarını da değerlendirmemiz lazım yani tek başına bir sanayici gibi şunu anlatamam ben ilk yatırım maliyeti, finansman maliyeti, kaç senede amorti edecek, kaç tane işletmeye vereceğim ben, onlardan toplam kaç para alacağım, tamam bu iş olur diyemeyiz. Bu kadar bir maliyetle, maliyet hesabı yapılamaz. Tesisin önünde bir avantaj daha var bir ipucu vereyim Sayın sanayicilerimize kapasite artışı imkânımız var biliyorsunuz. Kapasiteyi arttırabilirsiniz, çünkü böyle bir tesis yaptığınız zaman kapasite artırımıyla ilgili sadece tesis kapasite artış raporu hazırlayacaksınız. ÇED sürecinde de Türkiye’de başvurulan ÇED’lerin %97.5 geçer efendim hiç problem yok o bir belgedir. Mesele halkın katılımı toplantısını eğer bakanlığımız izin verirse böyle bir toplantıda insanlığın gerçekten bu tesisi istiyoruz dedikten sonra böyle bir tesisin yapılmasıdır. Ama OSB olduğumuz için böyle bir süreci düşülmeyecek hale getireceksiniz. Die tahmin ediyorum. Ama sorun Bursa’daki planlama yani DOSAB buradan taşınmalı mı? Evet. Niye evet zaten kaçak olarak kurulmuş ve sonradan yasal hale getirilmiş bir sanayi bölgesidir. Badırga’da ısrarla yapılmaya çalışılan bir tekstil boyahaneleri organize sanayi bölgesi var. Bir tane de oraya yapın sonra bir tane de bizim buraya yapın. Teşekkür ediyorum, çok teşekkür ediyorum.
Saygılar.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, tesisin bulunduğu yer mahalleye yakın hemen burada Panayır Mahallesinin muhtarı burada mı? Dursun Kara, buyurun. Son, yani 3 saat geçti bakın kimse kıpırdamadı yani izleyicilerde sağ olsunlar. Toplantıyı bitireceğiz, daha sonraki toplantılarda buluşmak üzere diyeceğiz arkadaşlar. 

Dursun KARA (Panayır Mahalle Muhtarı):
Evet, Sayın Başkanım böyle bir toplantı yaptığınız için bende Panayır Muhtarı olarak teşekkür ediyorum bölge halkım adına. Şimdi tabi sanayi, siz başta bir şey söylediniz. Dediniz ki burada iki grup, zıtlaşma var. Zıtlaşma yok, burada zıtlaşma yok. Biz sanayiyi de seviyoruz sanayinin olmasından da yanayız. Ama burada bu yapılan tesis bizi hafif ürküttü yani duyduğumuzda her gittiğimiz yerde bunun sıkıntılarını bunun üzüntülerini vatandaş bize sordu. Şimdi siz dediniz ki 25 tane sanayi bölgesi var, benim hocamda söyledi. Şimdi bundan sonra Bursa’da 25 tane böyle bir tesise de giriş olacak buradan bunu görmek mümkün. Şimdi Panayır ’da bizim o bölgede olan arazilerde büyükşehir belediyesi Osmangazi taş üzerine taş koydurmuyor ama orada böyle bir tesisin yapılması acaba bizim orada o bölgede bir imar başlangıcı gibi bir beklentimiz var ama imar yapılsa da vatandaş şuanda çok tedirgin ve sıkıntılı. Panayırın çok yakınında yani bir yerleşim alanında böyle bir tesisin yapılmasının ben geçenlerde de sordum Serhat Bey’e dedi ki valla en uygun yolu bu. Evet doğrudur. Daha yükseklere gidebilirdi Kapı dağ yöresine gidebilirdi orası da çok uzak bir yer değildir. Burada nedense bir yerleşim alanının seçilmesi oradaki halkı hiçe saymak gibi gelebilir bana ama ben burada konuşmacıları dinledim bu Bursa’nın sorunudur sadece Panayırın sorunu olarak buna bakmamak lazım ama biz çok yakın olduğumuz için bizi çok etkiliyor. Hocalarıma bakarsak bunu ben kendi yöremden bir fıkrayla tamamlayayım. Şimdi iki husumetli insanı barıştıracaksınız ama karşı taraftaki insan ölmüş. Demişler ki barışalım ama bizim bir iki insan öldürmemiz lazım karşı taraftan hemen ağa çobanın gözüne bakmış çoban demiş ki ağam öleceklerden biri ben siz ikinciyi bulun demiş. Şimdi biz Panayır olarak bütün cefaya razıyız Bursa ikinciyi bulsun. Saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, muhtarımıza teşekkür ediyoruz. Serhat Bey, Selim Yedikardeş Türkiye Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu üyesi kısa bir görüşünü alalım, genel bir perspektif olarak. Bu olaya yaklaşımı nedir.

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Saygıdeğer Kent Konseyi Başkanı, akademik odalarımızın kıymetli başkanları, DOSAB’ımızın bölge yönetim kurulu başkanı, yöneticilerimiz ve Ticaret ve Sanayi Odasının kıymetli misafirleri, kıymetli Panayırlılar, İsmetiyeliler, Demirtaşlılar, Armutköy, Çukurca gördüğüm kadarıyla 11 ilçemizde bir doğalgaz başlangıcıyla akademik odaların katılmış olduğu DOSAB’ta buhar santralinin yapılmasıyla ilgili bir tereddüt var. DOSAB’ta buhar santralinin yapılmasıyla ilgili sıkıntı var. Ben aynı kelimeyi bir daha kullanıyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Dinleyelim arkadaşlar, konuşmacı öyle söylemek istiyor.
Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Buhar santralinin yapılmasıyla ilgili bir sıkıntı var. Buhar santralinin yapılmasıyla ilgili bir sıkıntı var. Müsaade eder misiniz? Müsaade eder misiniz? Kıymetli Başkanım.
Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Hocam, Ertuğrul Hocam, ya tamam söylesin ne zararı var ya.
Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Şimdi ben sizlere ülkemizdeki sanayileşmeden, ekonomik gelişmelerden, ihracattan, istihdam üzerindeki ağır vergi yüklerinden, bürokrasiden bahsetmeyeceğim. Çünkü bunlar bizim bakanlıklarla ciddi olarak sıkıntılı olarak zaman zaman aşamadığımız konular. Fakat ben size bir örnek vereyim. Benim fabrikamda DOSAB da tercümesi var ben burada 12. Dönem başkanlık yaptım, 14. Dönem başkanı da burada., Orhan Tez yaparlar ve bende 13. Dönem başkanıyım ve ben aynı zamanda Türkiye Organize Sanayi Bölgeler eğitim ve koordinasyon başkanıyım. Bursa’dan bir kardeşiniz olarak Ankara’da Sanayi Bakanlığı’na bağlı 4657 yasayla bağlı Kurumun Bursa temsilcisiyim. Aynı zamanda ilimizde arkadaşlar 13 tane organize sanayi bölgesi var. 2’si kamulaştırma üzerine ve 8 tane ıslah başvurusu yapılan sanayi bölgemiz var. Toplam Bursa’mızdaki işletme sayımız 2175, çalıştırılan istihdamdaki arkadaş sayımız 234 bindir. Ülkemizde 52 bin işletmemiz var çalıştırılan istihdam 2 milyon 180 bin. Bunlar resmi rakamlar. Biz daha fazla çalışmak istiyoruz, biz daha fazla üretmek istiyoruz. Tarım sanayisiz, sanayi tarımsız olmaz. Eğer tarımdaki gelişme sanayi gücü noktasına gelmeseydi elden sabanla bu işler olmazdı. Kusura bakmayın. Ben 1987 senesinde Demirtaş’a geldiğim zaman 2 vesaitle geliyordum. 10 dükkân öte dışardaydı, Panayır yoktu kusura bakmasın. İsmetimeyiz vardı, Demirtaş’ımız vardı. Karşıda Armut köyümüz vardı, Çeltik ’imiz vardı, Çukurca’mız vardı. Ama bi ölçüde hatalar yapıldı. Şimdi bu gün ne olur ben bir kardeşinizim Bursa evladıyım ben, ben burada doğdum bu topraklarda öleceğim. Yarın da bu evlatlarıma en iyisini vermek için çalışacağım, merak etmeyin sizlerden daha fazla duyarlıyız, çünkü bazılarınızdan daha fazla biz para kazandık, daha fazla para kazandıktan sonra çevreye duyarlı olmak zorundasınız. Bu güne kadar Demirtaş Organize Sanayi bölgesini bırakın biz şu anda başka bir şeye karşıyız. Arkadaşlar doğa dediniz ben uyarıyorum baştan lütfen. İzmir, İstanbul yolu yapıldı, kuzey havzasına beraber yürüyelim yaptırmayalım. arazilerimizi bölecekler, güneyine yapsınlar. Daha başlamadım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Konuya girelim Selim Bey

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Ben konuşuyorum, ben başka bir şeyde söyleyeceğim, bak geliyorum ben davet ediyorum ve yanında olduğumu söylüyorum. 
Katılımcı:
Saygı gösteriyorum, susuyorum ama 

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Ben burada toplantıyı bölecek bir şey yapmadım ve ayrıca da ben şu anda Salih abimde burada. Yaş sebzeciler ve meyvecilere de bir önerimiz var, Organize Sanayi bölgelerinin dışında, sanayi bölgelerinin de dışında malum yerlerde ovamızı kirletecekler, bu gün panayır deresinden geçen arkadaşlarımızın hiçbir tanesi sanayi demekten utandılar maalesef. Kusura bakmayın bizimde kendimizin de yaşam hakkı var.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Selim Yedikardeş, Bursa’mızın problemleri bunlar gerçekten başarılı bir sanayici olarak bir toparlayın siz.

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Şimdi söylemeye çalıştığım şu, Bursa ihracatı karşılama seviyesinde çok şükür ihracatından daha fazla ithalat yapmakta. 1.13 seviyesinde, bende bir sanayiciyim değinmek istediğim konuları az çok belirtmeye çalıştım. Ben bu santralin tam göbeğinde olan sanayiciyim şu anda. Ben kendim bölge başkanımdan ve bölge yönetimimden ilgili denetim kurulundan şunu istedim, bizim kendi iklimlendirme ve klimalarımız var. Biz Avrupa standartlarında Avrupa normlarında 41. Bursa’nın ihracat şirketi ve belgelerimiz var. 22.000 var, 9.000 var, 9001 var. İçeriden 22 derece iklimlendirme için bizim yapmış olduğumuz milyon yatırımın ekstra bir bizim milyon yatırımımız ve polen ve mikro filtrelerimiz var. Bunların vereceği sıkıntılardan özellikle bölge müdürümüze sorun. Dedim ki ben işletmemde elektriği ucuzlatıp diye, buharı ucuzlatayım diye başka bir yerden ek maliyet bana gelecek mi? Aynı şekilde biz uzaktan kumandayla bu fabrikayı yönetmiyoruz, içinde yaşıyoruz. Yarın bizim çocuklarımızda aynı şekilde buralara geleceğimizi bırakacağız. Evet, oğlum bende size söyleyeyim, bu bizim suçumuz değil, Demirtaş sonradan yapılma bir sanayi bölgesidir, sonradan organize sanayi bölgesi de. Sanayi bölgesi var da biz mi gitmedik? Türkiye’nin hiçbir yerinde 21 tane sanayi bölgesi olan bir il yok, dünyada da yok, Türkiye’de de yok. Sadece mesela, Türkiye’nin en büyük sanayi bölgesi şu anda İkitelli OSB. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Sayın Yedikardeş, teşekkür ediyoruz.

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Ben derdimi anlatmaya çalıştım.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, yani dertli bir sanayici kardeşimiz, sözleriniz anlaşıldı, bu dertler problemler çözülür. 

Selim YEDİKARDEŞ (Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Bursa OSB’ler Platform Başkanı):
Bizde akademik odalar başkanlığı ile beraber olduğunu ama bunun temeldeki sorunları giderici olduğunu, kesin olduğuna inandığım için onay veriyoruz. Bunun için katkılarından dolayı sonraki Bursalılara kattığı bu tür toplantıları yapacağı içinde şimdiden Kent Konseyi Başkanıma da teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, bizde teşekkür ediyoruz, evet Sayın Şen, ben pazarlık yaparak söz veriyorum, bir dakika arkadaşlar toplantı bitecek şimdi burada herkese söz verme şansımızda yok, mecalimizde yok lütfen. Bir dakika oturur musunuz lütfen 

Katılımcı:
Gece 12.00’den sabah 09.00’a kadar camlarımızı açamıyoruz, 12 termik santral var, bir on üçüncüyü kesinlikle istemiyoruz.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, anlaşılmıştır istemiyorsunuz ne güzel bu fikrinizi söylediniz teşekkür ederiz, çok güzel yani siz teknik anlamda eksik bilgilendirme varsa kürsüdesiniz, teknik anlamda eksik bilgilendirme bakın bilerek kullanıyorum yani bir cevap verme, laf söylemeye imkân vermeyin lütfen. Çünkü toplantıyı bitireceğim. Ne güzel bu saate kadar geldik evet buyurun. 
Konuşmacı:
Beş dakika bile sürmeyecek, teknik zaten emisyonla ilgili standartlar hocamın verdiği cevaplar olduğu için soru cevaplara girmeyeceğim. Buhar kapasitesiyle alakalı raporlar tabi çeşitli odalardan oluştu odalar bize çoğu bize dönmedi onu da söyleyeyim. Yani biz bazılarına gittik isterdik ki raporun başında yazdıkları rapor süreci içinde çok ciddi zaman vardı İKK başkanımız projeyi 1 yıl önceden biliyordu. Basına daha bu santralle ilgili herhangi bir bilgi düşmeden kendisinden randevu talep ettiğimi ve 15 Ağustos tarihinde randevu aldığımızı teyit etmek.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Çoğu dönmedi, onu da söyleyeyim. Yani biz bazılarına gittik isterdik ki raporun başında yazdıkları rapor süreci içinde çok ciddi zaman vardı. İKK Başkanımızı projeyi bir yıl önceden biliyordu. Basına daha bu santralle ilgili herhangi bir bilgi düşmeden kendisinden randevu talep ettiğimi ve 15 Ağustos tarihinde randevu aldığımızı teyit etmesini isterim biz herhangi bir şey yapmıyoruz. Son bir yıldır İKK bizim projemizle ilgileniyordu biz Mayıs ayını da tamamladıktan sonra 15 Ağustos tarihi için randevulaştık, randevulaştıktan 1 hafta 10 gün sonra medyada bu olay değişik şekiller alınca Akademik Odalar toplantıyı öne çekmek istedi, toplantıyı öne aldık yoksa kimsenin bunu basından falan öğrendiği yok birincisi onu söyleyeyim. Teyidi de herhalde Remzi beye vereceğim. İkincisi tesisin kapasitesinin üstünde olduğu söyleniyor, Tekstil Mühendisleri Odası sağ olsun buhar kapasitesini 8250 ile çarpıp kapasiteyi bulmuş. Biz santralin çalışma mantığını gösterdiğimizde buhara göre çalışacak bir tesis dizaynından bahsediyoruz, sadece % 100 kapasiteyle yılın bin saati çalışacak, elektrikte de %49,9’u fazla buharın yılın 5000 saatini 7000 saati dolmasına rağmen teknik olarak da üretmesi mümkün olmayan ve üretmeyecek bir santral. Kapasite hesabında hem elektriği kapsamış hem de üretilen buhara göre dizayn edildiğini anlamamış, elektrik santrali gibi çalışan bir santral değil, onu net bir şekilde söyleyeyim. Kireç taşı ile ilgili dediğim gibi tamamen öğütülmüş bununla ilgili bir şey vardı; görüntü ve çevre kirliliği konusunda yapısı itibariyle 50 mega bitin altındaki bir santralden bahsediyoruz. Bölgedeki firmaların yapısından farklı olarak bir tek kulesi biraz önce bahsettiğim bacası olacak. Onun dışında fabrika yapısında gözüken bir santral diğer fabrikaların yapısından farklı hiçbir şey olmayacak. Şehir silueti eksik dendi, şehir silueti de konusunda mimarlık tasarımı yapısında yapılacak, şehir silueti ile ilgili herhangi bir sıkıntısı olmayacak. Orhaneli kül barajı ile ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Çalışmayan bir kül barajının örnek gösterilmesini doğru bulmuyorum. Akademik odaların arkasında koyduğu şu fotoğrafı da çok doğru bulmuyorum bende bir akademik oda mensubuyum. Akademik odalar sorgulayıcı olmalı bende sorgulayıcı olması gerektiğini düşünüyorum. Bizim santralimiz böyle kül olunca bu vatana ihanettir. Böyle bir şey olacağını göstermek. Baca sıcaklığı konusunda ben ilk toplantıda yanlış bilgi vermiş olabilirim mesleğim icabıyla bende mühendisim, meslektaşız. Maalesef bölge müdürü olunca hepsini öğreniyoruz. 170-180 derece demiş olabilirim, 140-150 derece. Isınmayla ilgili bir konuyu atladınız, şu an bölgede 101 tane firma doğalgazla üretim yapıyor, yakma derecesi 1600-1700 derece. Baca ısısı sıcaklıkları 150 ile 210 derece arası. Yani şu an 101 tane firmanın 18 metre en yükseği 18 metre. Biraz önce emisyon değerlerini gördünüz, emisyon değerleri nasıl böyle azalıyor diye bir çok kişide tereddüt olmuş olabilir. Rakamlarla oynadığımızı düşünüyor olabilirsiniz, bunların hepsini birer termik santral gibi düşünün, hepsini 1vegavoltun altında termik santral gibi düşünün, hiç birinde ne soğutma sistemi ne yakma sistemi ne baca sistemi yok. 101 tane üçü kömürlüdür, biz bunların hepsini kapayıp tek kontrollü yaptığımızda sera gazında 16 kat azından bahsediyoruz. Yani çevreyi kirleten değil çevre konusunda hiçbir şüpheniz olmasın. Toprak Koruma Kurulu dediniz, toprak koruma kurulunda plan notlarını lütfen doğru okuyun, plan notlarında o toplantıya bende girdim. Bakın içeri beni çağırdınız hatırlamıyorsunuz bile, bir dakika ben söyleyeyim Toprak Koruma Kurulunda ki plan notlarına bakın, bizim orada daha bir sürü 60 hektar kattık yani 60.000 metre kare kattık bölgeye biz 4.800.000 metre kare, ilave katılan alan 60.000 metre kare. Sanki bu santral yapımı için devasa bir tarım alanını yok etmişiz gibi bir algı yaratılıyor. Metre kare ile doğrusunu söylemiş olayım, orada trafo indirme merkezinden, doğalgaz merkezinden, su depolarından, devlet su işleri anlaşmalarından, su kuyusundan hepsi yapılacak plan notlarımızda hepsi var. Stok sahası içinde plan notlarımızda mevcut. Bu arada şehir plancıları odası başkanımız burada mı bilmiyorum, çok şehri çok iyi takip ediyorlar, 5.000’likleri ve 1.000’likleri.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Şimdi Serhat kardeşim böyle konuşma şimdi, sen fikrini söyle başkasıyla ilgili yorum yaparak konuşma. Tamam, yani şimdi evet, hocam tamam anlaşıldı konu yani dağıldı dikkat dağıldı hocam,

Katılımcı:
Toprak Koruma Kurulundan enerji ile ilgili herhangi bir tesis yapıldığında tekrar toprak koruma kurulundan izin alınmalıdır diye şart koşuyor ya, hayır depolama falan değil. Toprak Koruma Kurulundan tekrar izin almak zorundasınız. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, bu zaten kayıtlara geçti bu söyledikleriniz, tamam anladım kayıtlara geçti. 

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Birde planlarla ilgili de şunu söyleyeyim, OSB’lerde Organize Sanayi Bölgelerinde 25.000’lik planlar Büyükşehirde ya da Sanayi Bakanlığında yapılır 5.000’lik ve 1.000’lik planlar Sanayi Bakanlığında yapılır, 5.000’lik ve 1.000’lik planların hepsi yapıldı. 

Katılımcı:
Toprak Koruma Kurulundan izin almadınız ama o zaman bütün herkes suç işliyor, Çevre İl Müdürlüğü de kirletiyor.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, hocam anlaşıldı konu, konuşmanızda söylediniz onu bir daha tekrar etmeyelim, tamam bitiriyorum.

Katılımcı:
Nasıl yapılıyormuş ben anlamadım.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Biraz önce bahsettik bizim bölgede üç tane kömür santralinin hocamın dediği çok doğru, kömür santrallerinin toz ve kükürt yönünden doğalgazla çalışan santrallerinde azot ve karbon monoksit, karbondioksit tarafından kıyaslamak daha doğru olur. Üç tane santralin bölgede kömürle çalışan santralin toz emisyon değerlerinde yaptığı etkiyi gördünüz. Şu an Bursa’da 58 tane bizde firma isimleri de var, 8 tanesi kaçak olmak üzere 58 tane kömürle çalışan tesis dolu şu an. Boyahane diyorsunuz Bursa’da çalışan boyahane sayısı 400, Demirtaş OSB’de Bursa’da 400 tane olduğu söyleniyor. Batı OSB’nin kurulma sebebini söyleyeyim, Bursa’da DOSAB da yeni boyahane kurma şansı yok, plan notumuz var, 60 tane boyahaneyle sınırlı. Bursa Organize Sanayi Bölgesinde bildiğim kadarıyla 40 tane var.100 Yeşil şehir daha doğrusu yeşil çevreye bağlı olarak daha önce yeşil şehire bağlı olan Gürsu, Kestel bölgesinde de 100’e yakın olduğunu düşünün. Yok, ama 100 tane değil 200 tane, geri kalan 200 tane tesis şu an Nilüfer çayını çok güzel bir şekilde kirletmeye devam ediyor. Biz Organize Sanayi Bölgesi olarak 2011 yılında bununla ilgili de tespitleri yaptık, beraber bu konuda savaşmamız gerekiyor, Batı OSB’nin mevcutları……

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, Serhat’cım, konu anlaşıldı.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Bir tane daha var başkanım, Uludağ Üniversitesi ile alakalı bir şey söyleme gereği duyuyorum, söylemeyecektim ama Uludağ Üniversitesine müracaatımız var, dedik ki biz dışarıdan destek alıyoruz. Uludağ Üniversitesi bu işin içinde olsun şu projeyle ilgili çalışmalar yürütülmektedir.
Resmi yazıyı söylüyorum, söz konusu projenin ÇED çalışması kapsamında hava kalitesi ve uyuşması muhtemel ve hava kirliliği ile ilgili konulara ilişkin uzman görüşlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu hususta bahsi geçen konularla ilgili Çevre Plancısı Bölümünden ilgili Öğretim Üyelerinden görevlendirme yapılmasını müsaadelerinize arz ederiz. Bizim dilekçemiz bu, Üniversiteden gelen dilekçeyi okuyorum, maalesef bende Uludağ Üniversitesi mezunuyum. İlgi yazınız Fakültemiz Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim üyeleri tarafından incelenmiş olup, ÇED çalışmaları kapsamında hava kalitesi uyuşması muhtemel hava kirliliği ile ilgili danışmanlık verilmesi konusunda uzman verebilecek öğretim üyesi bulunmamaktadır, bilgilerinize. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Bir dakika yazı yazılmış, yazılı cevabı okudu. Evet, arkadaşlar şimdi bir saniye, şimdi arkadaşlar bakın sonuna geldik. Şimdi bak burada genç bir kardeşim var, heyecanlı, hem cevabını söylesin, tamam oradan söyle. Lütfen oturur musun sonuna geldik bak burada heyecanlı bir genç vardı, heyecanlı bir konuşma yapacak, tamam bak söz verdim çıkarıyorum.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Sayın başkanım çok kısa söz istedim, çok kısa arz edeceğim, şimdi değerli arkadaşlar başında da söyledim, bu toplantılar ortak akılla yürütülmesi gereken mümkün olduğunca üst noktadaki söylemlerin azaltılması gereken ve gerçekten halkın gerçekten bu konuyla ilgili bilgilenmesi ve ondan sonraki süreçteki sabır yerinde Doğru bir şekilde belirleyebilmesi için yapılan bir toplantıdır. Şimdi biz bir rapor hazırladık, halkın mühendisleri, mimarları ve şehir plancıları olarak bu vatana ihanet eden vatan haini olarak değil, bunun doğrusu vardır, yanlışı vardır, eksiği vardır. Bununla ilgili bir problem yok. Şimdi bu kitapçığın arka sayfasında gösterip ön sayfasında…Hayır, kesinlikle biz hiç kimseye vatan haini demeyiz, diyemeyiz öyle bir şey yok. Değerli arkadaşlar lütfen bende müsaadenizle yanlış anlaşılmayı engellemek, bu toplantının ortak akılla yürütülmesi gerektiğini söylemek için varım. Bakın vatan haini kelimesini söylediğiniz anda buradaki tüm kitle bu işte olumsuz etkilenecek, doğruları da yanlış yorumlayacak.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, size teşekkür ediyoruz, 

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):

Bir konuyu daha arz edeceğiz.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, bitti konu tamam.

Serhat ŞENGÜL (DOSAB Müdürü):
Vatan haini meselesi ile ilgili herhangi bir şey söz konusu olamaz, bakın o konu ayrı bir tartışma konusudur, ben yanlış anlaşılmayı engellemek için söylüyorum. 

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, size teşekkür ediyoruz, konu öyle anlaşılmasın, evet arkadaşlar bir dakika, bir dakika güzel kardeşlerim bak ne güzel 3,5-4 saattir burada toplandık tatlı tatlı bitirelim. Heyecanlı bir genç vardı sen hangi kurumdansın, kimsin? Yani burası kurumsal yapı bak gene söz veriyorum sana son söz halkındır diyorum çık oraya. Evet, arkadaşlar bir dakika bir dakika Caner Bey, Caner Bey evet Caner Bey 

Katılımcı:
Vatan haini sözünü kendisine iade ediyorum.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Tamam, böyle sözlerin bu toplantıda yeri yok arkadaşlar. Tamam, anlaşılmıştır Caner Bey, evet arkadaşlar lütfen, evet güzel kardeşlerim. Bak böyle giderse bir daha böyle bir toplantı falan yapamayız ona göre evet, hemen çok kısa iki cümle.

Katılımcı:
Bana söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum, ismim …………..Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı…………..

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Ya şimdi bırak siyaseti partiyi falan sen söyleyeceğini söyle. Bak güzel kardeşim ben sana söz verdim, sözümü yerine getiriyorum yani toplantının şeyine uygun olarak tamam evet buyurun evet. 

Katılımcı:
Sayın Başkan bu santralle ilgili olarak sivil toplum örgütlerinin de bu santrali yapacak kuruluşunda algı ve bilgilendirme eksiklikleri var. Bu santral bir kere bir termik santral değil, bende karşıyım bu santrale. Bu santral bir buhar üreten buhar ürettiği için de elektrik üretecek önüne bir perdeleme yapacak. yani bunun ısı gücü arttırılması için elektrik üreten bir santral. Çevreciler endişe etmesin bu santral çevreyi kirletmeyecek gerçekten kirletmeyecek. Şimdi arkadaşlar dinler misiniz? Ben bir tane İsveçli bir firmanın makine mühendisiyim, İsveç’te de çalışan yüzlerce termik santral gördüm. Hiç biri bu santrale benzemiyor. Bunun adı da termik santral değil aslında yönetim doğru adını koymuş, Dosab santrali. Bu termik santral değil, buhar santrali değil, elektrik üreten bir santral değil. Bu sanayici kendi buharını ucuza üretsin diye yapılmış bir santral. Ha doğru fizibilite yapılmış mı, yapılmamış mı? Ben yanlış bilgilendirmeleri anlatıyorum bakın.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyorum, son sözü verdim konu anlaşıldı. Tamam, ama anlatmak yok bitti toplantı. 

Katılımcı:
Bu santral Almanya’da ki santrallere benzemiyor, neden benzemiyor çünkü suyumuz yok. 1000 ve gavolttan aşağı bir santral devede kulak. Benim söyleyeceğim şey buhar üretecekseniz neden Ovaakça’da ki santralden faydalanmıyorsunuz? Amaç buhar üretmekse neden Ovakaça’da ki santralden faydalanılmıyor? Benim tek sıkıntım 150 tane kamyon girecek bu şehire kömür adrenalini nasıl sağlayacaksınız? Kireç yok………

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, teşekkür ediyorum. 

Katılımcı:
Dün alçı firması bir tır kireç bulamadı, kireci nasıl yapacaksınız? Sanayiciyi mağdur etmeyecek misiniz, çalışanları mağdur etmeyecek misiniz? Çevreyle ilgili herhangi sıkıntı yok santralin.

Mehmet Semih PALA (Bursa Kent Konseyi Başkanı):
Evet, söz verdim arkadaşlar bir dahaki toplantılarda buluşmak üzere herkese teşekkür ediyorum, sağlıklı, mutlu, huzurlu günler diliyorum, teşekkür ederim.