• 24 Kasım 2017

Kurumsal

73. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 30 OCAK 2015


BURSA KENT KONSEYİ ‘BURSA’DA YENİ SANAYİ BÖLGELERİ’ KONULU
BURSA KONUŞUYOR TOPLANTISI
30 Ocak 2015 CUMA / SAAT:14.30
Merinos AKKM Başkanlık Salonu

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Kentimizin, büyük Bursa’mızın, iş hayatının, sanayi hayatının, ticaret hayatının değerli temsilcileri, yöneticileri, çok değerli katılımcılar, kent konseyinin kurumsal katılımcı temsilcileri, çok güzel bir toplantı olacak öyle gözüküyor. Katılım çok üst düzeyde! Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak öncelikle herkese hoş geldiniz diyorum ve bu toplantının kentimize ve ülkemize hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli katılımcılar hemen bir kısa bir video sunumumuz var Kent konseyi ile ilgili sizleri bilgilendirmek amacıyla onu hemen verelim arkadaşlar. Konuşmak isteyenler isimlerini ve görevlerini içeren bir kâğıda yazarlarsa, arkadaşlarımız kâğıt dağıtsınlar çünkü bu toplantılar kent konseyi toplantıları protokolü olmayan ve spontone gelişen, çok samimi içten toplantılar. Onun için biz divan olarak konuşacakları buradan belirliyoruz ve kâğıt dağıtalım. İsim ve temsil ettiği kurumu alalım. Evet, gerçekten Bursa gibi Türkiye’nin en önemli dünya kentinde Bursa Kent Konseyi Başkanı olarak gördüğünüz gibi böylesine güçlü katılımcıların, kurumsal katılımcıların ve bireysel katılımcıların güç verdiği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de destek ve katkılarıyla Türkiye’nin en büyük, en güçlü, en aktif kent konseyinin başkanı olmanın mutluluğu ile karşınızdayım. Bir Bursa markası olarak, Türkiye’ye hitap ediyoruz. Türkiye’ye örnek oluyoruz, bütün Türkiye’deki kent konseyleri Bursa’yı takip ediyor. Nasıl ki Bursa’nın diğer kurumları valiliği, ticaret ve sanayi odası, borsası, esnaf odaları güçlü ve iddialıysa ve iddialı olmak zorunda ulu şehir Bursa, büyük Bursa. İşte biz de Bursa Kent Konseyi olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak iddialıyız. Ve bu iddiamızı da Türkiye’nin en büyüğü olarak ortaya koyuyoruz. Sizlerle birlikte ortaya koyuyoruz. Bakınız şöyle toplantılar Türkiye’nin hiçbir yerinde yapılamıyor. Sadece Bursa Kent Konsey’inde buna benzer büyük kent konseyleri toplantıları yapılıyor. Bunlar Bursa’nın özelliği güzelliği ve Bursa insanının ne kadar üst düzey olduğunun, çıtanın çok çok üstünde olduğunun ispatı. En zor konuları bile en zıt konuları bile biz buralarda kent konseyi çatısı altında konuşabiliyoruz Bursa da. Çok güzel bir şans! Türkiye içinde, Bursa içinde, onun için bu toplantılar bir demokrasi ortamı, özgürlük ortamı, hepimiz bu ortama sahip çıkıyoruz. Sahip çıkmak zorundayız ki bu ortamlar devam etsin. Buralarda bireysel çekişmeler, siyasi çekişmeler hiç olmuyor kent konseyi ortamında, özellikle dikkat ediyoruz. Konunun içinde kalmak şartıyla her görüş söylenebilir ve mikrofonda açıktır, onu söyleyeyim. Bu noktada birbirimizi bilgilendirme, sohbet etme, samimi olarak efendim eksik varsa eksiği söyleme, yanlış varsa yanlışı söyleme noktasında işte bu toplantıları yapıyoruz. DOSAB Santrali ile ilgili dört saat süren bir toplantı yaptık. Geçtiğimiz günlerde Mudanya’da sahil projesini Mudanyalılarla paylaştık, Mudanya Kent Konseyi ile birlikte. Bursa logosunu geldik burada tartışmaya açtık ne kadar enteresan, ne kadar önemli, kabul görmedi lale figürlü logo. Yani kent konseyi ortamının fikrini koyduk ama kavga etmiyoruz. Yöneticilerle, idarecilerle kavga etme ortamı değil kent konseyleri ortamı. Fikirleri söyleme ortamı, yöneticiler yapar veya yapmaz kendi bileceği iş, o ayrı bir konu. Ama bize düşen görevleri yerine getirmemiz lazım ve gerçekten kent konseyine yasa çok büyük görevler veriyor, çok değerli katılımcılar. Burada çok tecrübeli insanlar var. Sosyal ve siyasal hayatın içinde, iş hayatının, sanayi hayatının zorluklarını yaşayan tırnaklarıyla kazıyarak bir yere gelmiş insanlar var burada. Onun için o insanların karşısında olduğumuzun da bilinci içindeyiz kent konseyi olarak. Bakın yasanın bize verdiği görev ne kısaca okuyayım ve bununda bilincinde hareket ettiğimizi söyleyeyim. “Kent konseyi, kent yaşamında, kent vizyonun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması,” ne kadar önemli bir görev. “Sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık” bunlar bize yasanın verdiği görevler arkadaşlar. “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık hesap sorma, hesap verme, katılım, yerinden yönetim” böyle sayıyor. Kent konseyinin katılımcı yapısını da söyleyeyim ve çok güçlü bir kurum olduğunu söyleyeyim ama gönüllülük esasına göre çalışan güçlü bir kurum. Kim var kent konseyinde? Valilik, belediyeler, akademik meslek odaları, iş hayatı meslek odaları, siyasi partiler, vakıflar, dernekler bakın düşünebiliyor musunuz? Türkiye’deki, bütün yapısal faktörlerin hepsi kent konseyinin çatısı altında isterse, katılımcı kuruluş gönüllü bir sistem. Siz kent konseyini iyi çalıştırırsanız, çizgisini iyi tutturursanız bu kurumların hepsi geliyor. İşte Bursa Kent Konseyi böyle yolunu çizmiş, toplumsal denge çizgisi kavramıyla, herkese ve her kesime hitap etme anlayışıyla en zor konuları bile konuşabilen, 30 çalışma grubu, 4 meclisi ile Bursa’nın, Türkiye’nin huzurundayız. Bunları söyledikten sonra hemen bugünkü konumuza geçiyorum. Konuyla ilgili gerçekten çok önemli insanlar var. Bursa’da yeni sanayi bölgeleri diye, kısaca isimlendireceğimiz konu, nereden kaynaklandı? Tabi kî kentimizin insanları girişimci, çok güzel bir şey istihdam iş alanı, üretim, ihracat, Bursa, Türkiye, büyümek, güçlü ülke, güçlü kent, güçlü devlet olmak ne güzel bunlar hep hedeflerimiz, hepimizin hedefleri. Tabi bütün bunlar gerçekleşirken mutlaka belirli dengeler, belirli prensipler var. Bursa, Türkiye’de ihracatta ikinci kent yani üretiyor. Türkiye’nin en güçlü kenti, hem sanayi, hem tarım kenti, hem tarih kenti hepsini içinde barındırırken belki de dünyadaki ender bir iki kentten bir tanesi. Bu kadar farklı özellikleri içinde barındıran, işte böyle bir Bursa’da yaşıyoruz, hepimizin sorumlulukları var. Bu Bursa’yı yarınlara, ilerilere dünyaya yönelik yapılacak olan işlerde üretimlerde iyi hazırlamamız, iyi planlamamız lazım. Kentimizin insanı girişimci bunu ispat etmiş zaten, yeni girişimlerde yapmak istiyor. Önünün açılmasını istiyor çok doğal olarak, tabi önünün açılmasında çeşitli konular olabilir. Bir üretim alanlarının efendim ticaret alanlarının arttırılması olduğu gibi. Tabi ki üreticinin, sanayicinin, ticaret erbabının önündeki maliye ve sigorta mevzuatıyla ilgili de engeller var son derecede ciddi. Yani bugün iş alanı açan insanın önüne kırmızı halılar serilmesi lazım. Bir kişi çalıştıranın önüne kırmızı halı, kurdele ile açılış yapılması lazım. Ne kadar önemli! Türkiye’deki istihdamın %87’sini özel sektör, hür teşebbüs sağlıyor. %13’ü, %20’si ancak kamu tarafından karşılanıyor. Her sene 1 milyon gence iş alanı açılması lazım. Peki devlet ancak yüz bin civarında memur alabiliyor. Geri kalanlar ya özel sektör hür teşebbüs işte dükkân, mağaza, atölye, sanayi, fabrika veya işsizlik açık. Bunlar hepimizin düşünmesi gereken, yöneticilerden de önce hepimizin görevi ve hepimiz çalışıyoruz bir şeyler yapmak için, üretim yapmak içinde üretim alanları lazım. Peki, Bursa’da bu alanlar var mı yok mu? Bakın konu geliyor. Tabi bunu tartışacağız; var mı yok mu? Ve bu noktalarla girişimcilerimiz, kendine göre haklı olarak doğal olarak, girişimler yapıyorlar. Ticaret bölgeleri, sanayi bölgeleri, organize sanayi bölgeleri teklif ediyorlar. Ne güzel bizim insanımızın, Bursa insanının aktif olması dinamik olması çok güzel ama tabi ki baştan da dediğim gibi her türlü dengeleri yarınlara yönelik prensipleri, hedefleri hep beraber belirleyelim. Doğru adımlar atalım, güzel adımlar atalım lüzumsuz gereksiz tartışmalar çıkmasın Bursa’da. Biz nasılsa birçok şeylerde Türkiye’ye örnek bir kentiz, bu noktada da örnek olmaya devam edelim. Şimdi o bir haritamız vardı, onu açalım. Evet, şimdi aslında konumuzun sadece bu gördüğünüz plan değil, Bursa’nın tümündeki sanayi bölgelerini burada konuşacağız, konuşmak isteyene. “Boş mu dolu mu? Boşsa niye dolmuyor, nedeni ne, arsa mı pahalı, yatırımcı mı gitmiyor?” gibi birçok konular var, üst üste koyduğunuz zaman yığılıyor, bu kısa zaman dilimi içinde inşallah anlaşılabilir şekilde sorularımızı ortaya koyalım ve burada çıkacak sonuçlar ilgililere, ne kadar üst düzeyde ilgili varsa, bakın hepsine bunlar aktarılıyor, aktarılacak. Ve Bursa ile ilgili doğru kararların alınmasına, hep beraber katkı sağlayacağız. Şimdi çok değerli katılımcılar, Batı OSB diye isimlendirilen, kamuoyunda gündeme gelen konudan çıkarsak bütün Bursa’ya bakmaya, bu noktada girişimcilerimiz teklifte bulunmuşlar ve Badırga’daki deri sanayicilerinin ve DOSAB Boya Sanayicilerinin hemen arasındaki ve batısındaki kısmı yaklaşık 13 milyon m². Buraların organize sanayi bölgesi olması noktasında teklif geliştirilmiş ve bu teklif Ticaret ve Sanayi İl Müdürlüğü’nce bakanlığa iletilmiş ve bakanlıkta yer seçimi ile ilgili süreç başlamış. Bunların hepsi doğal çalışmalar. Peki, böyle bir çalışma için Bursa, Bursalılar, Bursa’nın diğer karar vericileri ne dedi diye sorular sorulabilir. Bunlar ile ilgili birbirimizi bilgilendirmek açısından buradayız. Ve sonra böyle bir karar verilecekse verilmeli mi verilmemeli mi? Bunu da burada açık yüreklilikle konuşacağız. Yani gizli saklımız yok birbirimizden bu konularda herkes fikrini düşüncesini söyleyecek. Şimdi bunu ortaya koyduk, bir de bir veriyi daha ben ortaya koyayım. Biliyorsunuz 1/100.000’lik çevre düzeni imar planı daha yeni çıktı ve bu plan arkadaşlar şöyle çok kısa bir bilgi vereyim çünkü biz kent konseyi olarak bu plan üzerinde kendimizi bağladık. 6 ay süren bir çalıştay sonucunda bütün akademisyenler, iş hayatı, sanayi hayatı, birçok kurum ve kuruluş 600 kişinin oy birliği ile hiç olmayacak bir şekilde, çevre düzeni imar planına hazırlanırken 54 maddelik prensipleri ortaya koyduk, Bursa’nın prensipleri olması gerekiyor diye ve bunları da ilgililere ilettik. Belediye meclislerine, o zaman il genel meclisine iletildi. Dedik ki bizim prensiplerimiz bu. Daha sonra 1,5 sene de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde bu konu görüşüldü tartışıldı ve 1. adım konsey üniversite işbirliği, çalıştay hazırlık komitesi, 150 kurum 280 katılımcı 55 maddelik prensip; 2. adım Bursa Büyükşehir Belediyesi süreci, 5 üniversite, 20 danışman hoca, İTÜ, ODTÜ, Uludağ Üniversitesi gibi 5 üniversite, 400 paydaş 700 kurum 180 toplantıda 2780 katılımcı sonucunda bu plan üretildi. 2030 yılı Bursa’sı için bir vizyon oluşturuldu oy birliğiyle arkadaşlar. Çok önemli bakın Bursa’nın oy birliğiyle ve bu vizyonun geliştirilmesine yönelik 9 eksen 35 hedef 104 strateji 246 proje geliştirildi Böyle bir dosyaları var bunun. Vizyonu okuyorum, ortak vizyonu, bu artık Bursa’nın vizyonu. Bunu bu konuları konuşurken tartışırken bunları göz ardı etmemiz lazım diye söylüyorum. “Doğal ve kültürel zenginliğini koruyan ve yaşatan, sektörel çeşitliliğini, insan çevre ve bilgi odaklı geliştiren ve yöneten, rekabet gücüne sahip, yenilikçi, yaşam kalitesi yüksek, güvenli ve bölgesinde öncü Bursa”. İşte Bursa’nın vizyonu. Şimdi tabi buradan birçok yorumlar yapılabilir. 2030 1/100.000 ölçekli çevre düzeni imar planı Ankara’ya gitti, büyük şehir olduktan sonra tekrar Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yani her an kabul edilebilir, edilmesi de gerekiyor çünkü. Ama mesela eğer gerçekten bugün üstünde duracağımız Batı OSB diye isimlendirilen bölgede bir sanayi bölgesi ihtiyacı olur mu olmaz mı, olursa da tabi ki bu 100.000’lik planlara da işlenmesi lazım. Ama süreç böyle gelişmeyecek. Öyle bir değişik yasalar, devlet içinde erkler var ki Bursa’yı ve Bursalıları bir anda yani kenara çekip Ankara’dan tasdik edilip önümüze devasa bir OSB planı gelebilir arkadaşlar. Yani bunu da söylüyorum açık yüreklilikle. Bu doğru mudur yanlış mıdır bu da sistemin içindeki bir realite, çok tartışılır. Yani bir organize sanayi bölgesi yönetimleri var. Çok doğal, niye geçmişte çok ezildi sanayici, bir kısım küçük belediyeciler tarafından belediyeler tarafından. İllallah dedi sanayici. Çok zora koştular, sonunda OSB gibi bir muhtar bölge oluşturuldu, kendi içinde ruhsat veren plan yapan, yöneten. Gayet doğal o günkü şartlarda. Ama şimdi artık Büyükşehir Belediyesi var. Büyükşehir Belediyesi içinde muhtar bölge olmalı mı, nasıl bir ilçe belediyesi olamıyor ise muhtar, 5.000’lik 100.000’lik planını meclise getiriyor ama bir OSB istediği planı yapıp Ankara’dan tasdik ettiriyor. Bunu da bilgi olarak veriyorum. Bunun da tartışılması lazım. Doğru mudur, yanlış mıdır? Böyle mi olmalı? Yani bütün Bursa’nın kurum ve kuruluşları dururken Ankara’dan önümüze bir sabah aniden 15-20 milyon m² lik, 50 milyon m² lik sanayi bölgesi çıkabilir arkadaşlar. Yani böyle de bir durum var. Demek ki o kadar çok konuşulacak konu var ki. Şimdi yatırım yapacak insanlar var, sanayicilerimiz var. Bunların önünü kapatmak gerçekten kente, ülkeye yapılan en büyük yanlışlıktır açık fikrimi söylüyorum. Yatırım yapmak isteyen sanayiciye küçüğünden büyüğüne kadar her türlü kolaylık gösterilmek zorundadır idareler tarafından. Bunu koydunuz bir tarafa. İşte bu kolaylıklar gösterilirken yer seçimleri, alan seçimleri, bölgeler, bunlar ne olacak? Bunların iyi seçilmesini söylüyoruz açık bir şekilde. Ve bunlarla ilgili yapılan bir çalışma var. Bu çalışma için şöyle bir başlayalım konuşmaya. Konu konuyu açacak bakın. Hep beraber gayet güzel. Ben biraz dallanıp budaklandırıyorum yani konuyu olgunlaştırmak için. Yani böyle çok da bu kadar konuşma arzusunda değilim onu da söyleyeyim. Ama konuyu biraz oraya buraya çekiştirip, alanlar açmak istiyorum. Şimdi tabi konuşmak isteyenler yani gerçekten çok sayıda konuşmak isteyen değerli insanlar var. Şimdi bunların hepsini kısa kısa dinleyeceğiz. Şimdi öncelikle ben şunu söyleyeceğim 5 dakika zaman tanıyacağım ama konunun gidişatına göre de o süreyi uzatmak şeyi de bize ait biliyorsunuz burada. Ve öncelikle isterseniz hem de konuyu açması için BTSO’dan Sayın Dr. Alper ALTAN burada mı? Burada ise buyurun şöyle bir konuya giriş yapalım. Bir bilgilendirme olsun, buyurun.

Dr. Alper ALTAN - BTSO İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü:
Sayın başkan, öncelikle teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için. Alper ALTAN ben, Bursa Ticaret Sanayi Odası’nda İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü olarak görev yapıyorum. Şimdi, yeni kurulması planlanan yüksek teknoloji organize sanayi bölgesi ile alakalı ekonomik açıdan değerlendirmemizi yaptığımız bir sunumumuz var ve analizimiz var. Onunla alakalı sunumları yapmaya çalışacağım. Şimdi ülkemize baktığımız zaman büyük hedefleri olan bir ülkemiz var. Şu ana kadar son 10 yılda ciddi bir atılımla belirli seviyelere ulaşmış bir ihracat rakamımız var. Sanayimiz belirli düzeylere ulaştı ama artık farklı bir bilgi sıçramamız gerektiğini düşünüyoruz. Neden bunu söylüyoruz? Çünkü bu klasik metotlarla bu şekilde ilerlersek 2023 hedeflerine, 2071 hedeflerine ulaşmamız pek mümkün gözükmüyor. 2000’li yıllardan 2013’e baktığımız zaman ihracat artışıdır bu grafik, biz eğer aynı eğilimi devam ettirirsek 2023 hedefine ulaşamayız. Bu yüzden farklı bir metodoloji, farklı bir yöntem, farklı bir lige geçmemiz lazım diyoruz. Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Şimdi Türkiye’nin yapısını incelediğimiz zaman özellikle Bursa’nın merkezinde yer aldığı İstanbul, Sakarya, Kocaeli havzası yani 1. bölge illeri Türkiye sanayisinin lokomotifi. İhracatının %76’sını bu bölge yapıyor. Biz eğer bu hedeflere ulaşacaksak ancak bu bölgede ki bu şehirlerin, bölgedeki illerin gelişmesi ile buradaki sanayinin gelişmesi ile yapabiliriz çünkü %76’nın üzerinde yapacağımız bir artış etkisi daha fazla olacaktır. Hâlbuki kalan %24 ikiye katlasak bile bizim hedeflerimize ulaşmamız açısından çok fayda sağlamayacaktır diyoruz. Yine bu 1. bölgeden devam edelim. ISO 500 listesine baktığımız zaman %57’si ISO 500’ün yine bu ildeki, bizim bölgemizdeki firmalardan oluşuyor. İlk 10’da ki firmanın 7 tanesi bizim bölgede ve bu bölge haritada gördüğünüz gibi bir körfez. Dünyayı incelediğimiz zaman artık ülkelerin değil şehirlerin rekabet ettiğini görüyoruz. Burada da bu illeri söylememizdeki amaç artık hani tabi ki biz Türkiye’nin büyümesini istiyoruz. Âmâ Türkiye’nin büyümesi için Bursa’nın etrafındaki diğer şehirlerin büyümesi gerektiğini vurguluyoruz. Ve gördüğünüz gibi işte Uzak Doğuda Tokyo ve çevresi, Avrupa şehirleri Amerika’da New York ve San Francisco havzasının inovasyon ürettiği, küresel rekabette önde olduklarını görüyoruz ve bunu çeşitli endekslerle de destekliyoruz. Çeşitli firmaların, dergilerin yaptığı sıralamalara göre az önceki haritada yer alan şirketler, ülkeler yine ilk 10 sırayı elde ediyor ve biz bu vizyonla birlikte Bursa’yı da önümüzdeki yıllarda bu listeye sokmak istiyoruz. Bu bölgeleri incelediğimiz zaman peki neye rastlıyoruz? Neden gelişmiş, ne farklılıkları var bu bölgelerin? Özellikle katma değerli üretim yaptıklarını görüyoruz. Klasik üretimden katma değerli daha karmaşık, daha içerisinde bilgi yoğun, teknoloji yoğun üretim yaptıklarını görüyoruz. Ve AR-GE inovasyona önem verdiklerini ve o bölgelere özel AR-GE inovasyona özel teşviklerini yaptıklarını görüyoruz. Fakat iki tane madde var ki planlı ve entegre sanayileşme ve sanayi için özel alt yapı planlaması bu bölgelerin vazgeçilmez unsuru. Şimdi bir olumlu bir olumsuz örnek vereceğim. Biliyorsunuz Detroit otomotiv şehri Bursa’yı da Türkiye’nin Detroit’i olarak adlandırıyorlardı ama Detroit belli sebeplerden dolayı bu ününü kaybetti ve en son geçtiğimiz yıl iflasını açıkladı. Şu gördüğünüz Detroit’in nüfus grafiği: 1950- 60’lı yıllarda pik yapan mavi çizgiden bahsediyorum, pik yapan nüfus daha sonra hızla düşmeye başladı. Yandaki kalın kırmızı çizgi de Bursa’nın o grafiğe oturtulmuş nüfusu, gerçek nüfus. Bizim nüfusumuz da artmaya devam etmiş ve şu an Detroit’in tepe noktasındaki seviyelere ulaşmış durumda. Biz de şöyle bir risk görüyoruz müdahale edilmez ise, burada artık farklı bir yapıya geçilmezse biz de Detroit gibi adım adım çöküş riski ile karşı karşıya olabiliriz. Bir de olumlu bir örnek verelim; Baden-Württemberg. Bu da Almanya’nın bir eyaleti, %4.8 AR-GE harcaması ile Avrupa’nın en yüksek AR-GE harcama oranına sahip, 70’den fazla üniversite var bölgede. Kamu araştırma kurumları 15 milyar euro, 2009 da sadece yatırım yapmış. Üniversiteler 18 Milyar euro yatırım yapmış AR-GE’ye. Kobiler ağırlıkta olan bir bölge ve çok sektörlü yapı mevcut. Tabi böyle bir yapıda işsizlik oranları 3,9 gibi Avrupa Birliği ortalamalarının çok çok altında. 2012 yılında kişi başına düşen milli gelir 36.000 euro seviyelerinde. 308 milyar dolar üretim hacmi var. 158 milyar euro ihracat yapmış bu bölge ve patent sayısına dikkat eder misiniz? 14.813 patent yapmış sadece bir bölge. Oradaki sektörler de bizim sektörel yapımıza benziyor. Otomotiv, makine, gıda ürünleri yine önde giden sektörleri, şimdi Bursa’ya dönelim bunları öğrendikten sonra. Bursa 1961’de bir OSB kurmuş, Türkiye’nin ilk OSB’si ve planlı bir OSB bu. Sonradan gelişen sanayinin bir şekilde yoğunlaşmasından dolayı OSB’ye çevrilmiş bir alan değil. Planlı bir şekilde Devlet Planlama Teşkilatının öncülüğünde yerler ayrılmış ve bir OSB kurulmuş. Sonrasında 1966 yılında hizmete başlamış bu OSB. Renault gelmiş ve şu an bu OSB de 300 firma 5,5 milyar dolar ihracat yapıyor ve 46.000 istihdam rakamı ile Bursa ekonomisinin en büyük itici gücü durumunda. Biz de bu tecrübe ile bu planlı OSB tecrübesi ile yüksek teknolojili OSB’yi de geleceğin yatırımı olarak planlıyoruz. Nedenini biraz sonra açıklayacağım. Peki, bu Bursa OSB’nin planlı bir OSB’nin olması Bursa’ya ne kazandırmış? O zamanki vizyon 2000’li yıllarda Bursa’nın en önemli üretim merkezi olmasını sağlamış. 12,5 milyar dolar, 13 milyar dolar civarında ihracata ulaşmışız. Türkiye’nin 2. sırasındayız başkanımın söylediği gibi. En fazla dış ticaret fazlası veren iliz şuan. Türkiye’de 7-8 tane il dış ticaret fazlası veriyor. Diğerlerinin hepsi açık veriyor ve işsizlik oranı %6,6 ile Türkiye ortalamasının çok çok altında Bursa şuan. Ama hedeflerimiz var. Yani burada durmamamız gerekiyor. Ne hedefimiz var? 75 milyar dolar ihracat hedefimiz var 2023 yılında. 30-35 milyon dolar kişi başı milli gelir hedefimiz var. Rekabette diğer şehirlerle ve yurtdışındaki şehirlerle rekabet etmemiz gerekiyor. Çin, Hindistan ucuz işçilikle ve yakın zamanda daha teknolojik..

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Alper Bey ben şimdi size bir bilgi için soruyorum. Şimdi ne kadar daha sürebilir sunumunuz. Konuyu anlatıyorsunuz çok güzel, hem bilgileniyoruz burada. Yani günlük, bugünkü konumuza gelebilirseniz

Dr. Alper ALTAN - BTSO İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü:

Şimdi oraya geleceğiz.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Daha sonra gerekirse ben size yine söz vereceğim. Evet.

Dr. Alper ALTAN – BTSO İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü:
Tamamen bu konu şu anki gündemimizin altyapısı, nedenini açıklayan bir konu ondan dolayı ama çok uzun değil bir 10 dakika içinde 5 dakika içinde bitecek.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Ama şimdi çok konuşmacımız var. Yani şimdi bu tip konuları buradaki arkadaşlarımızın sanayicilerimizin birçoğu biliyor. Ben söyleyeyim. Yani ben sizi kesmek istemedim. Bu güzel bir sunum, hoş bir sunum ama birçoğu buradaki arkadaşlar biliyorlar, Bursa bu konularda çok bilgili.

Dinleyici:
Başkanım, Bütün Bursa esnafının 36.000 esnafımızı ilgilendiren ve onların çocuklarının gelecekte ilgili planlamasına çok veriler var. Bir 5 dakika sabrederse arkadaşlar, doktor bey tamamlasın.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Tamam, evet buyurun.

Dr. Alper ALTAN - BTSO İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü:
Tamam, hızlanalım hemen. Bursa’nın hedefleri var dedik şuana kadar geçmişin tecrübesi ile Bursa bir aşamaya gelmiş ama diğer illere bakalım. Bu ISO 500’de yer alan firmaların 1993 ile 2013, 10 yıl içindeki değişimi. Burada özellikle Kayseri, Kocaeli, Gaziantep’e dikkatinizi çekmek istiyorum. Kayseri, Kocaeli, Gaziantep, birisi 7 firmadan 34 firmaya % 386 artış yapmış, bir tanesi %1100 artış yapmış, bununla alakalı destekleyecek birkaç slayt daha var. Bu ISO 500’ deki üretimden satış payları yine Kocaeli, Gaziantep ve Ankara’nın Bursa’ya göre çok daha fazla bir artış yaptığını görüyoruz son 10 yıl içerisinde. Bu da bizim son 10 yıl içindeki ihracat rakamı. Evet, biz Türkiye de 2. sıradayız ihracatta ama biz yavaş gidiyoruz. Gaziantep %376, Kocaeli %457 bir artış yapmış ve hızlı geliyorlar, Ankara %258. Diğer rekabet ettiğimiz ülkelere bakarsak %200’ün üzerinde hepsi son 10 yıldaki artış. Ama bizim Bursa’nın artışı Türkiye ortalamasının altında ve %126. Son 10 yıldaki ihracat artışımız. Şimdi OSB ve ihtisas OSB’lere bakacak olursak bu illerdeki, Bursa’da 13 tane OSB var. Konumuza geldik. Bunların toplam alanı 32.000 dönüm. 13 tane OSB’nin hepsinin toplam alanı. Gaziantep’te bir tek OSB’nin toplam alanı 43.000 dönüm. Konya’da bir tek OSB Konya’nın ilçelerinde de birçok OSB var sadece bir tane merkez OSB’nin alanı 23.000 dönüm. Eskişehir’de ki tek OSB’nin alanı yine 22.000 dönüm. Gaziantep OSB’nin fotoğrafını görüyorsunuz uçsuz bucaksız devam ediyor. Bir de Çin’e bakalım Guangzhou herkesin bildiği bir sanayi şehri, oradaki tek OSB’nin alanı da 220.000 dönüm. Bizim 13 tane OSB toplamının 7 katı civarında. Ve Fortune 500’de yani dünyanın ISO 500’ün de diyebiliriz ilk 500’ünde yer alan 103 firmada bu Çin’de ki OSB de yer alıyor. Kişi başına düşen OSB alanlarına baktığımızda yine aynı illerin Eskişehir, Gaziantep gibi bizim rakip sayabileceğimiz illerin daha yüksek olduğunu görüyoruz ve Bursa’da kişi başına düşen OSB alanı 11,4 m², Türkiye ortalaması da 10 m², Türkiye ile yakınız. Bu Çin, Singapur Organize Sanayi Bölgesinin bir planı, bu şekilde OSB’ler planlıyorlar, düzenli, yeşil. Rusya Tataristan bölgesinin yukarıda planı var. Singapur’da yine başka bir Organize Sanayi Bölgesinin planı var. Peki, biz ne bekliyoruz. Yeni nesil yüksek teknoloji OSB de neyi hedefliyoruz? Burada teknoloji geliştirme bölgesi olsun istiyoruz. Mükemmeliyet merkezi olsun üniversite, sanayi işbirliği doğrudan sanayinin içerisinde yapılabilsin istiyoruz, lojistik merkezlerle birlikte firmalar, limana, demiryoluna daha hızlı, daha ucuz maliyetle ulaşabilsin istiyoruz ve eğitim merkezleri bu organize sanayi bölgesinin içerisinde olsun istiyoruz ve burada en önemli fark kümelenme yaklaşımı yani bunların hepsini entegre olacak şekilde bir yapıda bir planda yapmak istiyoruz peki niçin bunu yapacağız çünkü Bursa’nın otomotiv, makine, metal, tekstil sektörleri var şuan güçlü sektörler, ama biz bu altyapıları kullanarak buradaki bilgi birikimini buradaki insan kaynağını kullanarak uzay havacılık, raylı sistemler, teknik tekstil kompozit malzemelerle nano teknolojiye yönelmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü artık bu sektörlerde tabi ki belli bir aşamaya gelmişiz ama hedeflere ulaşmak için bu sektörler yeterli değil. Yüksek teknoloji OSB Türkiye Sanayi Strateji belgesinin vizyonu olan orta ve yüksek teknoloji ürünler de Avrupa’nın Avrasya’nın üretim üstü olma vizyonu ile doğrudan örtüşüyor bu vizyona göre hareket ediyoruz ve orta ileri teknoloji nüfusa ve göçe yol açmayacak, neden çünkü orta ileri teknoloji ile doğrudan bir istihdam artışından ziyade ürettiğimiz üründeki katma değerin yükselmesini sağlamak istiyoruz orada üretilen ürünler verimliliği yüksek olacak ve bilgi yoğun olduğu için daha yüksek fiyatlara satılabilecek ayrıca..

Katılımcı:

Sayın başkanım en önemlisi ovadaki sanayi tesislerini kapatmak değil bunları bir an önce ovadan arıtması olan su üretimi olan daha düzenli bir yere taşımakta çocuklarımızın ve evlatlarımızın geleceği için çok büyük bir fayda olacak bu işin en önemlisi ovadaki tekstil fabrikalarının bir an önce taşınması..

Dr. Alper ALTAN - BTSO- İş Geliştirme ve AR-GE Müdürü:
Sayın başkanımızın açıkladığı gibi ovada bulunan 125 civarı firmanın da bu OSB’ye uygun koşullarda taşınarak Nilüfer Çayı’nın daha temiz akmasını hedefliyoruz. Bunun yanı sıra halkın geliri ve refah seviyesini arttıracak bir sanayi hedefliyoruz biz burada teknoloji üretildiği için ücretler daha yüksek olacak, halkın refahı artacak ve çocuklarımız ARGE merkezlerinde çalışacak eğer biz burada önlem almazsak ileriki zamanlarda çocuklarımızı Antep’e, Konya’ya o da olmadı Çin’e göndermek zorunda kalabiliriz ve son olarak 50 yıl önceki vizyon Bursa’nın nasıl ki Dünya’nın ve Türkiye’nin bir üretim merkezi halini sağlamışsa o 60 yılında kurulan OSB, biz de bu yüksek teknoloji OSB projesi ile Bursa’nın gelecek 50 yılını teminat altına almak istiyoruz ve 50 yıl sonrada örnek gösterilebilecek bir OSB olmasını planlıyoruz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz. Güzel bir bilgilendirme. Tabi ki mutlaka tartışılacak karşılıklı fikirler söylenecek. Onlarda var mutlaka ama bu tarz bilgilendirmelere devam edelim. Ama ben yine pratikten devam edeyim. Önümdeki kartlardan, isteklerden mesela Çalı Sanayi Bölgesi Dernek Başkanı Halil İbrahim KUZUCU şöyle gelin hemen pratikten bir arkadaş mesela. Çalı’da bir sanayici, Çalı gelişen bir bölge. Bakalım isteği talebi derdi nedir? Şöyle bir açalım yavaş yavaş konuları.

Halil İbrahim KUZUCU - Çalı Sanayi Bölgesi Dernek Başkanı:
Sayın başkan, değerli katılımcılar, öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. İbrahim KUZUCU Çalı Sanayi Başkanı. Çalı Sanayi Bölgesi 115 hektar alana kurulu. Bursa’ya yakınlığı ile bilinen ve aranan bir sanayi bölgesi sanayi bölgemiz şu anda 25 yılını doldurmuş. Tabi ki ilk sanayi bölgelerinden birisi. Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığının ıslah OSB diye bizi de dâhil ettiği 8 OSB’nin içinde yer almaktayız. Fakat şu anda 3 yıldan beri bir ilerleme kaydedemedik. Bölgemizde bulunan Çalı’lı yer sahiplerini birlikteliğe davet ettik, fakat katılım sağlayamadık. Şimdi bölgemiz için çare arıyoruz. Şimdi, takdir edersiniz makine, otomotiv, mobilya, tekstil ağırlıklı bir bölgeyiz, aşağı yukarı 8500 kişiye istihdam ediyoruz. Şimdi burada tabi ki herkesin geleceği önemli, biz de bölgemiz için çare arıyoruz. Yetkililerden ya da bakanlıklardan yardım bekliyoruz bunun için buradayız şimdi. Bunlara nasıl bir çözüm bulabiliriz sizlere buradan sesleniyorum, saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz. Üretmek isteyen, istihdam sağlamak isteyen insanlar o günün şartlarında Bursa’nın hızlı büyüme şartlarında bir şekilde nüanslarını yapmış. Şimdi tabi ki ciddi sorunlar çıkınca çözüm üretmek yine bizlere düşüyor, hepimize düşüyor, idarecilere düşüyor. Fotoğraflarımızı iyi çekmemiz lazım. Mesela, hemen çeşitlendirelim olayı, tarım sektöründen olaya bakıştan önce ben bir fotoğraf sunmak istiyorum çok değerli katılımcılara. Yani bazı rakamlar vereceğim, hiç yorum yapmadan o rakamlara da bakarak en azından konuşmalarımızı geliştirirsek. Şimdi, sanayicimiz, yatırımcımız yer istiyor çok güzel bir talep ne güzel bu. Türkiye için Bursa için de müthiş bir hadise ve bu insanlara da yer bulmak hepimizin görevi arkadaşlar. Çünkü çoluk çocuğumuz var nerede çalışacaklar, buralarda çalışacaklar! Şimdi, bu yer talepleri sonucunda böyle bir alan teklif ediliyor Bursa’ya, Türkiye’ye. Şimdi böyle bir alan teklif edilirken süreçte daha baştan anlattığım gibi Bursa’nın bilgisi, kamuoyu bilgisi ancak Kasım-Ocakta oluyor. Bu kadar büyük bir alana talep yapıldı ve yer seçimi toplantıları da halen devam etmekte ve ne olacak şimdi Ankara’da takip ediliyor. Şimdi nedir? neyin nesidir? ona göre onlarda kendilerine göre karar veriyor. Şimdi Bursa’mızda sanayi bölgelerimiz var. Gerçekten çok önemli yani sanayi bölgeleri, Organize Sanayi bölgeleri, ihtisas ve ıslah OSB’ler ve sanayi bölgeleri dâhil 25 bölge diye isimlendirebiliriz. Arkadaşlar! Şimdi, OSB’lere baktığımızda 200 hektarlık DOSAB boya sanayicileri çok güzel bir yer ayrıldı inşallah yatırıma, fabrikaları yapmasını bekliyoruz. 200 hektar baktığım zaman matematiksek olarak şu anda boş. Her an üretime geçmesi, hızlı bir şekilde geçmesi lazım. Çünkü 200 hektara birçok fabrika gelir, biraz önce sayın başkanın da söylediği gibi ovadaki kirletici sanayileri buralara aktarmak lazım. Demek ki idareden bazı tedbirler almış TOSAB diye bir sistem kurulmuş ne güzel bir şey bakın bu Bursa insanı bunlar 200 hektarlık yerde de yatırım herhalde alt yapıları falan hazırlanıyor ama bir an önce yapılması lazım. Deri sanayicilerimiz biliyorsunuz Sıcaksu daydı, çok çirkin, kötü, Bursa’ya yakışmayan bir konumda. Yani geçtiğimiz dönemde de bir önceki dönemde de Sayın Recep ALTEPE’nin Osmangazi Belediye Başkanı iken, gerçekten böyle çok yoğun hedef olarak çalışmasının neticesinde zar zorda olsa, o bölge şu anda kapandı ve termal Türk merkezi yapılıyor dünya çapında, nereden nereye geçildi, bir dönüşüm. Tabi orada ki arkadaşlara da gerçekten teşekkür ediyoruz kendilerine. Deri OSB diye bir sistem kuruldu, devlet yatırım yaptı oraya ve bu arkadaşlarımızın bir kısmı da gittiler ve orada da artık Bursa’da deri sanayicisi olarak yatırım yapacak kimse kalmadı. Hep İstanbul’dan gelmek isteyenler var böyle hazır bölgeye ve buraya baktığınız zaman 40 hektar net matematik olarak boş, yatırımcı bekliyor. Mustafakemalpaşa’ya bakıyorsunuz! Hemen şurada otoyolda geçiyor biliyorsunuz, her bakımdan artık Bursa. Orada da iki tane sanayi bölgesi var, birinde 150 hektar diğeri 120 hektar boş. İnegöl’e bakıyorsunuz 240 hektar gelişme sanayi bölgesi, mobilyacıların kurduğu bir sistem. İnşallah dolar, 160 hektar otomatiksel olarak boş sanayi bölgeleri olarak değerlendirdiğimizde yani sanayi bölgesi deyip geçmeyin burada da dev gibi fabrikalar var. Karacabey’de hemen yanı başımızda birisinde 150 hektar, birisinde de 150 hektar, yeni gelişme bölgesi 300 hektar boş. Orhangazi’de 70 hektar var boş. Yenişehir’de 60 hektar var boş. Başköy İrfaniye diye isimlendirilen yerde sanayi bölgesi tanımlanmış, planlı 120 hektar. Şimdi baktığımız zaman burada yani neredeyse 15 milyon m². Şu anda OSB ve sanayi bölgelerinde tanımlanmış resmi bölgelerde boş yer var. Sorun ne? Arkadaşlar ben konuyu açmak için söylüyorum. Niye buralarda sayın başkan ben size söz vereceğim.

Katılımcı:
Mustafakemalpaşa’da adam bulunmuyor domates mevsimi geliyor..

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Tamam, ne güzel burada söyleyin mikrofonda söyleyin çok güzel, niye boş ona gelelim şimdi bir kere en birinci sebep arkadaşlar bu arsalarımız sahipli ve yüksek ücret isteniyor sanayiciden, sanayici gidip o arsadan alamıyor. Sorun bir bu sorun Bursa’yı da aşar Ankara’da yasa meselesi yani bir sanayi arsası yatırım için alınsın mı? Alınmasın mı? Üretim için mi alınsın? Yoksa yatırım mı yani başka türlü yatırım için mi alınsın burada tıkanıyor Bursa sanayicisi. Arkadaşlar bu 15 milyon m² planlanmış, gayet güzel alanlar. Şimdi sorunu iyi tespit edelim. Bursa büyüyecek, teknolojisi yüksek sanayi yapılacak, çok güzel bunlara yer bulacağız ve hep beraber. Ama fotoğrafını çekelim madalyonun her tarafına bakalım. Hatta oralara da bakalım gözükmeyen yerleri de bu boş yerlerin dolması için bu arsaları bir şekilde bu arada arsa sahibi olan var ise kusura bakmasın. Çok net fikrimi söyleyeceğim, bir şekilde sanayi üretimine dönüşmesi lazım, hangi formül bulunursa bulunsun, çünkü biliyorsunuz çok tecrübeli insanlar var. Bazı sanayi bölgelerinde şart var. 1 sene 2 sene her neyse yaptın yaptın yapamadın güle güle. Bu sistem olacak arkadaş, almış 10 sene elinde tutuyor sanayi arsasını, yok öyle kusura bakmasın kimse. Şimdi bu Bursa’nın önünü tutuyor, Türkiye’nin önünü tutmuyor. Sorun bu, soruna nasıl çözüm bulunur, anayasal haktır mülkiyet hakkı. Ama bu tarz alanlarda kamu alanlarıdır, kamusal alanlardır. Gelip böyle bir fotoğraf çekiyor birçok fikir söylenebilir ve tabidir ki bunun yanında daha başka daha sonrada bazı önerilerimiz olacak mutlaka gelişecek bu tür konuşmalar ama ben en azından bu süreç içinde boş bölgelerin olduğunu, bu boş bölgelerin nasıl doldurulacağını, kimler tarafından doldurulacağını, hadi biraz daha ileri gidelim. Sanayi bölgelerinin en önde geleni BOSAB, Bursa Organize Sanayi bölgesi demek lazım yani tutar bir isim bu DOSAB gibi, NOSAB gibi, BOSAB şimdi burada bile gidin bakın büyük miktarlardaki alanları da binalar boş, çalışmıyor. Şimdi burada sorun şu, biraz önce saydığım rakamlar mevcut sanayi bölgeleri içinde de çalışmayan tesisler bunlarında çalıştırılması lazım. Sıkıntısı var ise devlet yolunu açacak onların arkadaşlar o tesisler çalışmak zorunda Bursa için, Türkiye için çalışmak zorunda. Ben kimseden hesap sormuyorum böyle bir haddim de yok ama çalışması lazım. Fotoğrafını çekin boş sanayi arsalarının, OSB arsalarının dolması lazım bölük pörçük sanayi bölgelerinin mutlaka ıslah OSB’den daha ileri boyutlara geçmesi lazım diyorum ve konuşmalarımıza hızlı bir şekilde devam ediyorum.
Sayın Nuri KARACA Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı buyurun. Sayın Karaca 5 dakika, siz mikrofonda tecrübelisiniz.

Nuri KARACA - Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı:
Teşekkür ediyorum sayın başkan. Vaktimi harcamak istemiyorum ama öncelikle hakikaten bu kadar verimli çalışmalar yapan kent konseyini destekleyen Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep ALTEPE ve değerli kardeşim Semih PALA’ya şükranlarımı ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bizim bu Batı Organize Sanayi Bölgesi denilen yerde 5 tane eski köy şimdi iki mahallemiz var. Orhaniye, Karakoca, Taşpınar, Polatlı, Hürriyet. Şimdi bunların Orhaniye ile Karakocayı çok fazla ilgilendirmiyor az bir araziyi kapsıyor fakat diğer üç köy mahallemizde önemli tarım arazilerini kapsayan bir proje bu. Burada bilhassa Taşpınar’ın Baklalı mevki çok önemli tarım arazilerini ihtiva eden bir yer. Şimdi sayın başkan az önce konuşurken ben esasında konuşma formatımı da değiştirdim, daha başka şeyler söyleyecektim. Şimdi bu kadar boş sanayi arsası mevcut, bunların birçoğunun alt yapısı da yapılmış. Öncelikle bunları değerlendirip işler hale getirmeden bu güzelim yerlere neden göz dikiliyor. Bilhassa son yıllarda Bursa’nın en önemli tarım ilçesi olan Mustafakemalpaşa ve az önce sayın başkan söyledi domates topluyorlar, sanayi? Sayın başkan orada yüksek teknoloji tarım yapılıyor. Bırakın da yapsınlar onlarda o domatesi yetiştirsinler ki son yıllarda tamamen hasat makine ile yapılıyor. İşçide de istihdam edemiyoruz zaten o da ayrı bir konu bırakın.

Katılımcı:
Başkanım ters anlaşılmasın adam fabrikada çalışırken domates mevsimi gelince iş bırakıp gidiyor tarlaya.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın Durmaz

Nuri KARACA - Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı:
Bırakın çalışmasın fabrikada domates yetiştirsin tarlada neyse şimdi..

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Yatırımcıyı sonuna kadar da desteklediğimi söyleyeyim yani keşke Durmazlar büyük bir tesis yapsın yerinde bulalım bütün Bursa olarak gelsin o yatırımı yapsın çok heyecanlı, ama sayın başkan izin verirseniz konuşmayı bitirelim mi?

Nuri KARACA - Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı:
Şimdi zaten otoban yapılıyor hızlı tren geçecek ve Türkiye’nin hatta hacim ve potansiyel olarak 5.tarım ilçesi olan Karacabey’de büyük bir miktarında 10 sene içerisinde bu iş olmayacak, Çorlu ve Dilovası gibi olacak bu bir gerçek yadsınamaz bir gerçek ama ihtiyaç var ise sanayiye hepimiz varız. Bilhassa tarıma dayalı sanayiye varız. Ama bu kadar boş yer varken sayın başkanın söylediği gibi Ankara’dan bir çözüm üretilse de o yerler önce dolsa da ondan sonra bu tarım arazilerini otursak konuşsak da bir projelendirsek de Ankara’dan ben yaptım oldu gibi kafamıza binmeseler, biz buna yeni muhteva olduk. Ben muhtarları topladım. Salı günü köyün mahallelerinin muhtarlarını insanlar şaşkın vaziyette, kimin ne yapacağı belli değil! Bir kısmı davalı şuanda, İkizce muhtarımızda burada o da uğraşıyor iki seneden beri. Yani biraz planlı programlı yapsak kim ne derse desin ben bu yaş itibari ile biliyorum 60 yaşındayım, Yalakçayırı burası ismi esasında buraların mandaların suya girdiğini görmüşümdür çocukken, çok da uygun bir yerdi hakikaten ileri görüşlü bir alan seçildi büyük alan seçildi, yapıldı. Şimdi, ihtiyaca cevap vermeyebilir, yeni yerler aranabilir. Ama bunu gelin mesela sayın başkan yine diyorsunuz ki bu tekstilcileri ovadan oraya götürelim, orada bizim gölümüz var, onlar büyük sulara ihtiyaçları olan insanlar, o suların atıkları arıtma da olsa o gölümüzü mahvederler bizim, dünya çapında bir göl orası. Sayın ALTEPE’nin bir kanal projesi vardı, Sayın Faruk ÇELİK’in bir Disneyland projesi vardı bunların hepsi bir tarafa atıldı, üstümüze hücum ediyorlar sanayi de sanayi. Zaten bu dediğimiz yerlerdeki yerlerin %70’i emlakçının, tefecinin eline geçmiş vaziyette, çiftçiye de bir şey kalmadı. Her gün bir söylenti çıkıyor. Şuraya bir sanayi gelecek, hadi emlakçılar şuraya bilmem ne gelecek bu insanlarda üretiyorlar netice de. Yarın Allah göstermesin coğrafyamız belli, değişik şeylerle karşılaşsak otomobil yiyecek halleri yok bu insanların yani netice de buğdaydan ekmek yiyecekler, domates yiyecekler, salça yiyecekler şimdi ben çok teşekkür ederim. Çok detaya girmek istemiyorum. Daha başka sorunlarımızda var, Hürriyet muhtarımızda burada, onun başka bir sorunu var. Bu bütün şehirde köylerin yıllarca emek verdiği meralar, araziler olduğu gibi Büyükşehir Belediyesine geçti. Tırnağımızla kazıyarak aldığımız köy minibüslerimiz Büyükşehir Belediyesine geçti. Adamın 2500 dönüm Hürriyet köyünde yer bu sahanın içinde kalıyor. Bulgaristan’dan gelip para ile almış bu adamlar ve köye ortak kullanma alanı olarak bırakmışlar. Şimdi Büyükşehir Belediyesine geçmiş, Büyükşehir Belediyesi sanayiye verecek bu yeri. Böyle adaletsizlikleri mutlaka önlememiz lazım değerli arkadaşlar çok fazla da uzatmak istemiyorum. Bunlar zamanında yapıldı mesela biz onları da yaşadık Sayın Semih kardeşimle de beraberdik o zaman bu çalışmalarda Ertuğrulgazi’de Tıp Fakültesi yapılıyordu bütün toplum katmanları karşı çıktı yol çatı dediğimiz eski adı Göbelyedir, Görükle’de yapıldı da o şehrin o tarafı hiç olmazsa biraz nefes aldı. Burası Badırga bize girmediği için çok konuşmayacağım ama yani bunlar tarım arazileri bunları daha farklı bir şekilde bakış açısı getirsek mesela az önce gördüm Eskişehir, Konya tamam eyvallah ama İzmit’le Bursa bunu ilk Renault fabrikası arkadaşım Sayın Mehmet TURGUT aldı. Allah rahmet eylesin, Bursalı Bursa’ya bir şey yapayım diye Renault’yu Tofaş’ı getirdi ondan sonra tekstil bitti. Bu şehirlerin taşıyacağı şeyler değil bunlar. Bozüyük’e yapıldı kim yaptı ise Allah razı olsun. çok büyük şey oldu onun için bunları şimdi kim ise ön ayak olan bu Batı Organize Sanayi ise gelsin burada açıklama yapsın. Neden, bu boş yerleri değerlendirmiyorlar da bizim birinci sınıf arazileri, bizim de içinde bulunduğumuz yerleri değerlendiriyor. Yoksa sanayiye karşı değiliz çok önemli bir şey daha söyleyeceğim son söz olarak. Şimdi bu muhtar arkadaşlarımızı topladık sayın başkanımla beraber yönetim kurulu başkanımla dedik arkadaşlar, köylüler ne düşünüyor bu konuda, biz de orada yanlış bir yaklaşımda bulunmayalım. Bakın Türkiye ne duruma geldi arkadaşlar, bütün muhtarların ortak görüşü sanayiye sakın karşı çıkmayın, satılsın yerlerimiz biz de paramızı alalım gidelim bıktık zaten her yerimiz haciz içerisinde, çoluk çocuğumuzda orada çalışsın diye, bu kadar nefret ettirildi bu işten. Bursa bir tarım şehridir. Bunu tartışmaya bile gerek yoktur açıkçası neden sanayi, Bursa tarım ve turizm şehridir. Bu açık yani ortada bu, bütün dünya kabul etmiş geçen gün belediye başkanı geldi Türkiye’nin tek çıkış noktası tarım ve turizmdir dedi. Katma değeri en yüksek olan bir sektör bu.

Katılımcı:
Tarım ihracatımız ne kadar başkanım?

Nuri KARACA - Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı:
Onları başka zaman konuşuruz. Şimdi sanayi, tarım beyefendi o bir dönüm toprağın bedeli tarım ihracatımızdan fazladır daha büyük geliri vardır o topraklar yetişmiyor. 1 dönüm toprakta 1000 sene geçmesi lazım o toprağın yetişmesi için. Neyse ben bu şeyleri yanlış bilgi vermiyorum. Ben diyorum ki sanayiye karşı değiliz.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Burası Kent Konseyi, kent konseyinin kuralları var, bu kurallara herkes uyar. Ben Kent Konseyi Başkanı olarak bu kadar zor, zahmetli, stresli, bu tarz toplantıların başkanlığını yapmış, 45-50 senedir de sosyal, siyasal hayatın içinde, çok görmüş geçirmiş bir kardeşinizim. Bana yardımcı olun burasını gayet güzel yönetelim. Karşılıklı konuşmayalım. Mikrofon açık, herkese de yer var.

Nuri KARACA - Karacabey Ziraat Odası Meclis Başkanı:
Sayın başkan ben sözlerimi bitirirken bu konuda birisi açıklama yapsın ne düşünülüyor. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, arkadaşlar hızlı geçelim. Organize Sanayi Bölgeleri üst yönetim kurulu üyesi Selim YEDİKARDEŞ genç bir sanayici buyurun.

Selim YEDİKARDEŞ - Organize Sanayi Bölgeleri Üst Yönetim Kurulu Üyesi:
Sayın Kent Konseyi Başkanım, kıymetli BTSO Meclis Başkanı, Yönetim Kurulu Üyeleri, Organize Sanayi Bölgelerimizin Başkanları, Akademik Odalarımızın Başkanları, kıymetli Bursa sevdalıları diyelim. Çünkü bugün aslında Bursa’mızın geleceğinde doğru bir yatırımın nasıl yapılması gerektiğini tartışıyoruz. Ben kısa bilgiler vereceğim, biraz evvel Dr. Alper ALTAN hocam güzel şeyler verdi. Stratejik olarak belki dikkatini ileriki toplantılarda tekrardan beyan edeceğimiz vurgular yaptı. Nuri abime de teşekkür ediyorum. Nuri KARACA abimizde tarımla ilgili yapmış olduğu her gün 3 öğün beslenme mecburiyeti olan tarım arazilerimizle ilgili mecburiyetler. Ama bir de yadsınamaz gerçekler var, Bursa’mızda 13 organize sanayi bölgemizde, toplam 12 milyar dolar ihracat yapmaktayız. Bunun organize sanayi bölgelerce 10 milyar 400 milyonluk kısmı gerçekleşmekte. Sanayimizin dışında da %13’lük kesimde de Samanlı gibi Vakıfköy gibi arazilerimizde de sanayi bölgesi ve organize sanayi bölgesi dışında da bulunan sanayicilerimiz var. Bir de konuyu şöyle ele alalım. Acaba Bursa’da şehir içerisindeki mahallelerin kentsel dönüşümleri düşünülüyor, niçin sanayi bölgelerinin dönüşümü düşünülmüyor, çünkü planlı bir sanayi bölgesi gelişimi yapmadık. İlk başta sanayi sitesi, sonra sanayi bölgesi olanlar aramızda çoğunlukta. Ben Bursa’mızda şuanda halen 187.500 kişinin organize sanayi bölgelerinde, 47.500 kişinin de sanayi bölgelerinde olduğunu almış olduğumuz sanayi İl Ticaret Müdürlüğünden verilerle elde etmiş bulunmaktayım. Türkiye’mizde 282 sanayi bölgesi var, bunlardan şuanda aktif 167 tanesi var. Türkiye’de 3 Milyon 175 bin kişi sanayi bölgelerinde şuanda çalışmakta, hizmet edenleri söylemiyorum. Ben kısacası şuna işaret etmek istiyorum, biraz evvel sunumlarda Alper hocam şunu beyan etmişti, düzeltmesini istiyorum. 4200 hektar olan Gaziantep OSB şuan 4850 hektara 27 Aralık itibari ile çıkartmış durumda. 5. Etap 5500 e de şuan talepleri var. Yani sanayi büyüyor, sanayinin planlanması demek, sanayinin düzenlenmesi demek tüm insan hayatının yaşamı kolaylaştırması anlamına geliyor. Ulaşımda sıkıntılarımız var, ulaşımda yan yana olan yerlerimiz var. Halil KUZUCU abimiz bir şeyler belirtirken, biz ıslah OSB’lerle ilgili 8 ıslah OSB’nin başvurusundan bugünkü gelişine kadar bütün her şeyi takip ettik, ama çevre alanları içerisinde yeşil alan oluşturulmamasından dolayı belki de yarın Çalı Organize Sanayi bölgesinin, ıslah başvurusu yapan sanayi bölgesinin de taşınmasını düşünebiliriz. Ama aynı şekilde kentimizde bunların olması mecburiyeti vardır. Çünkü bugün Beşevler sanayi sitesi depremsellik öncesinde yapılan sanayi sitesidir. Bugün yeni sanayi sitelerine ihtiyaç var. Orta ölçekli, küçük ölçekli firmalara sanayi bölgeleri içerisinde yer bulabiliriz. Ama asıl büyük ölçekli sanayi bölgelerinde şuanda hiçbir sanayi bölgesinin içerisinde 30 hektar yer yoktur başkanım. Birincisi bunu belirtirken, biraz evvel Karacabey, Orhangazi ve İrfaniye - Başköy’ü söylediler. Bu söylediğiniz yerler küçük sanayi siteleridir. Ne sanayi bölgesi tanımı vardır ne de organize tanımı içerisinde yer almamaktadır. Bunları belirtmek istiyorum. Şu anda Akçalar, Yenice, Cerrah, Barakfaki, Kestel-2, Kayapa sanayi bölgelerimiz ve Çalı ile birlikte ıslah OSB’ler içerisinde bulunan sanayicilerimizin sorunları ciddi bir sorundur. Biz organize sanayi bölgelerini üniversitede yetiştirilen öğrencilerle kıyaslıyoruz. Eğer bu öğrencilerimiz yüksek teknolojik yerlerde mühendislik fakültelerinde yer alıp teknoloji ile buluşturulamayacaksa, eğer işsizlik içerisinde kalacaklarsa, o zaman en büyük sorun niçin bu öğrencilerin şuan geleceğin Türkiye’si için mühendislik fakültelerinde yetiştiriliyor veya teknik liseler içinde eğitim altında bulunuyor diye saymalıyız. Ama tabi ki son sözlerimi söyleyeyim sayın başkanım. Tabi ki şunu beyan etmeden geçemeyeceğim. Anladığım kadarıyla herkes sanayicinin yanında, herkes sanayicinin yanında olurken yerin tahsisi konusunda doğru yer de olup olmadığı tartışılıyor. Bunu da BTSO ve organize sanayi bölgeleri ile ilgili abilerimizin çok iyi ifade edeceklerini inanıyorum. Bursa’da sanayi, tarım, turizm mecbur üçü kardeştir. Bunlar bir havuzun içerisindeki kum tanesi gibidir. Biz turizmle sanayiyle aynı şekilde tarımla iç içe yaşıyoruz. Zaten sanayicilerimizin çoğu da bu üç yatırımın içerisinde müteşebbislik yapmaktalar. Ben Organize Sanayi Bölgeleri üst kurulu olarak hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum. Hayırlı toplantılar diliyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz. Böylece konuşmacıların portföyünü de bilindik ortamlardan sunmasını planlıyorum. Mesela Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Cemil KUZUKIRAN burada değil mi evet hızlı bir şekilde 5 dakika.

Cemil KUZUKIRAN - Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi:
Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Herkese hoş geldiniz diyorum. Şehir plancıları Odası Bursa Şubesi olarak görüşlerimizi belirtmek üzere geldim. Biz görüşlerimizi 3 başlık altında topladık. Bursa için sizin toplantının başında söylediğiniz 100 binlik planlama çalışması yapıldığından bahsedilmişti. Birçok katılımcının yer aldığı, yapılan toplantı ve çalışmalar sonucunda şekillendirilen 2030 Çevre Düzeni Planı kararlarına göre Bursa’nın yeni sanayi alanına ve konut alanına ihtiyacı olmadığı tespiti yapılmıştır. Yani sanayi alanına Bursa şehri doymuş durumdadır. Bu çalışmalardaki tespitlere göre 13 organize sanayi bölgesinin %70’i, 12 Sanayi bölgesinin de %50’si dolu durumdadır. Dolayısıyla yeni bir sanayi alanına ihtiyaç yoktur. Söz konusu organize sanayi bölgesinin uygulamaya geçmesi durumunda da bu planın, plan için yapılan çalışmaların, toplantıların, harcamaların boşa gitmesi anlamına gelecektir. İkinci olarak bu büyüklükteki bir sanayi kente ciddi anlamda nüfus göçü getirecektir. Yaklaşık olarak ta 1 milyon olarak hesaplanmış bu toplantılarda. Bu nüfus nereye yerleşecek, bunun çözümü nasıl olacak, bununla ilgili herhangi bir çözümde üretilmemiş mevcut 2030 Çevre Düzeni Planında. Üçüncü olarak yeni ÇDP için alınan kurum görüşlerinde daha önceki konuşmalarda Ziraat Odası Başkanımızda belirtti. Burası 1. derece tarım alanı, dolayısıyla bu kadar boş plan ve alt yapısı hazır sanayi alanı varken verimli tarım topraklarının kullanılması gerekmemektedir diye düşünüyoruz. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, teşekkür ediyoruz. Kısa, net, öz. Ne güzel. Bir şeyler söylenecek, karşılıklı birbirimizi bilgilendiriyoruz. Biz burada karar verici değiliz. Karar verme mercii de değiliz. Ama bu konuşmalar da olacak.

Katılımcı:

Başkanım bazı tespitleri yaptınız siz, çok güzel bilgilendirdiniz ama burada konuşan arkadaşlar, birinci sınıf tarım arazisi diye tanımladığında, bu doğru değilse bunları da düzeltirseniz iyi olur. Bence böyle yapmalıyız.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Tamam, ben size söz veririm o konuyu aktarırsınız.

Katılımcı:
Zaman zaman bilgilendirme yapıyorsunuz çünkü o yüzden yani.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Yani söylediğiniz konu biraz teknik bir konu, o tarım alanının kaçıncı sınıf olduğu konusunda bilgim yok benim şahsen. O ayrı bir olay, onunla ilgili burada arkadaşlarımız var. Akçalar Islah OSB, Sayın Fahrettin BEŞLİ. Bir sanayi ortamından.

Fahrettin BEŞLİ - Akçalar Islah OSB:

Saygılar. Umduğumdan çok erken geldi. Konunun seyri başka tarafa doğru gidiyordu. Akçalar Sanayi Bölgesi bir Islah OSB. Bu konu içerisindeki tabir olarak “ıslah” tabiri gündemimize yeni girdi. Birkaç yıldır gündemimize girdi. Bunun doğru anlaşılması açısından söz istemiştim. Akçalar Sanayi Bölgesi gibi ıslah, sekiz tane sanayi bölgesi yapılaşma olarak bir sanayi bölgesi gibi, mevcut iken tüzel kişiliğini kazanamamış bölgeleri ihtiva ediyor. Buralara, efendim yeni bir sanayi bölgesi yapılması gibi algılanmaması önem kazanıyor. Bunlar sadece kendi idarelerini oluşturmak üzere bir tüzel kişilik kazanma çalışması. O nedenle, Batı OSB ile Islah OSB’nin birbirine karıştırılmaması çok önemli. Şunu eklemeye ihtiyaç var Batı OSB ile ilgili, konunun bütün aktörleri burada gördüğüm kadarıyla. Kent dinamikleri işte, tarımcısı, kuvvetli sanayicisi, çevrecileri görüyorum. Ama belediyeyi göremedim burada. Siz onu temsil ediyor musunuz bilmiyorum sayın başkanım konsey adına ama ve kamuyu göremiyorum. Oysa buranın, bu konunun çok önemli aktörlerinden bir tanesi de kamu ve belediye. Çünkü Islah OSB’lerin süreçlerinin kolaylaştırılması açısından bizim en büyük ihtiyacımız olan desteği belediyelerden ve kamudan görmeye, yani valilikten görmeye ihtiyacımız varken, İbrahim Bey de benzer şeye değindi. Bizim bu konuda sıkıntımız var. Sanayi bölgeleri kendi içerisinde iradelerini kullanarak her işlerini görürken, efendim o yöreye bağlanan yolların yapılması gibi konularda yine belediye ve devlete göbek bağımız var. O konuda da onların ilgisine ve desteğine muhtacız. Kısa bir bilgi vereyim istedim. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ederiz. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği Kent Konseyi, Bursa Büyükşehir Belediyesi takip ediyor, izliyor ve bu tip toplantıların yapılmasına her türlü katkıyı da sağlıyor. Bursa insanına, Bursa sanayicisine, yatırımcısına, izleyicisine bunlar bu güzel ortamlar. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin demokratik yaklaşımları sonucunda kent konseyince icra ediliyor. Bunu da özellikle belirteyim. Çünkü şunu da belirteyim. Bursa Büyükşehir Belediyesi bu tip planların yapımında icrai ve nihai organ değil, baştan da söylemiştim. Ama o da takip ediyor. Onun bir yerde belki bir imza hakkı vardır. En azından fikrini belirlemesi için yapılan her türlü görüşmeyi takip ediyor. Belediye olarak takip edildiğini söyleyeyim. Ve hemen pratisyen sanayiciler, sanayici arkadaşlar Yavuzlar Dişli Zincir A.Ş. Tuncer YAVUZ. Bakalım. Hızlı bir şekilde, olaylara bakışı, sanayi, nedir?

Tuncer YAVUZ - Yavuzlar Dişli Zincir A.Ş.:
Sayın başkanım, değerli katılımcılar. Yavuzlar Dişli Zincir Sanayi A.Ş. adına konuşuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. Ben tabi buradaki konuşmamda kendimden bahsedeceğim. Diğerleri, diğer arkadaşlarımız da anlattı. Bizim firmamız 25 sene önce Tütüncüoğlu Çiftliğinde ufak bir atölyede başladık ve sonra da Otosansit’te bir kısım kendi dükkânımız, bir kısım da kiralamak şartıyla bu seneye kadar çalıştığımız yerler. 8 ülkeye ihracat yapıyoruz. Ama hiç kimseyi davet edemiyorum, yerimiz buna müsait değildi. Bu sene Tahtalı Köye yakın bir yerde 2 dönüm kapalı arazisi olan bir yere taşındık. Ve 20 bin TL kira vererek kullanıyoruz orasını. 40’a yakın işçimiz var. 3 ortağız, bir ortağımız daha var bankalar. Şimdi ben burada herhangi bir şey talep etmiyorum. Burada herkes benim anlattıklarımı gayet iyi anlıyorlar. Ben yer istiyorum, ben yer istiyorum ama bu, geçen Recep Başkanla konuşurken, Gemlik’e buradan adam gönderemiyorum diyordu. Siz de buradaydınız. Şimdi oradan, Yıldırım’dan Nilüfer’e taşındık. O gün 5 tane adamım benim çıktı. Ben ne yapacağım şimdi? Nasıl yapacağım bunu? İşçileri bırakacak mıyım yani? Bir yer açınca rant varsa, ben onu anlamıyorum rantlardan, ona herkes kimler buna sahipse, kimler bunu önleyecekse onu önlesin. Ama bana yer lazım. Yaşayanlar da bundan bahsediyor. Şimdi tarım bölgesi olduğunu tabi iyi biliyorum ve hakikaten ihtiyacımız var ama diyorlar ki hızlı tren yapacağız, efendime söyleyeyim tramvay yapacağız. Ben aynı zamanda BTSO’da Uçak Sanayi’nin küme başkanının yanında çalışan bir insanım. Biz uçak yapacağız. Neyle yapacağız? 20 bin TL kira vereceksin, stopajı var, bilmem neyi var, ben banka ile çalışacağım, ben memleket sanayisine hizmet edeceğim. Bize yakışır bir yer verin. Ben başka bir şey istemiyorum. Çok teşekkür ediyorum hepinize.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet. Tuncer bey istihdam dedi. Ve bunu ilgililer, yöneticiler, idareciler istekleri, talepleri nasıl karşılayacak tabi, bu isteklerin taleplerin konuşulduğu ortamlar. Ve hemen talep gene, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, Sayın Ertuğrul AKSOY. 5 dakika.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Başkanım özür diyorum ama daha başlamadan 5 dakika derseniz, biz yazılı olarak izin isterseniz ne kadar sunum hakkı kullanacaksınız diye sorduğunuzda biz on dakika diye söylemiştim. Konuşma yapan arkadaşların ağırlıklı olarak sanayi kesimden olduğunu da düşünürsek, bu 10 dakikalık hakkı..

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Zamanınızı dolduruyorsunuz.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Ya hayır, sonuçta demokratik bir ortamsa ve biz daha önceden bildirmişsek, o hakkımızı kullanmamıza izin vereceksiniz.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Ben sizin 5 dakika olarak açıyorum. Başlayınız.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Konuyla ilgili olsun, özellikle.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:

Evet. Ne kadar demokratik bir ortamda olduğumuzu değerlendirmenizi istiyorum. Sunumumda nasıl ilerlediğimi arkadaş oradan mı buradan mı? Nasıl? Evet. Batı OSB öneri alanının adı, öneri alanıdır. Halen öneri, gerçekleşmiş bir şey yoktur. Kanun ve adalet…

Katılımcı:
Başlarken ben de bir şey söyleyeyim. Batı diye bir şey yoktur. Bursa’nın doğusunda İnegöl var…

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Neyse o konuyla ilgili.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Ya arkadaşlar.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Bir dakika, bir dakika! Böyle müdahale etmelere söz vermiyorum. Güzel kardeşim.

Katılımcı:
Karacabey. Batıyı Karacabey olarak düzeltelim.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Güzel kardeşim.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Ya hiç fark etmez. Sonuçta, sonuçta adı ne olursa olsun, adı ne olursa olsun. Ziraat Mühendisleri Odası, ama bize gelen raporlarda öyle söylemişsiniz. Ben koymadım ki onu. Batı OSB diye siz sunmuşsunuz. Öneri alanı diye.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Şimdi müdahale etmeyelim. Bakın.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:

Benim uydurduğum bir şey değil ki.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Öyle bir isim konmuş, onu söylüyor.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Hayır, bizim koyduğumuz bir isim değil.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Devam edin buyurun.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Ama bugün yeni bir isim gördük ki onu söyleyeyim. Minareyi çalan kılıfını hazırlar misali termik santral…

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sayın Aksoy. Bir saniye izin verir misiniz?

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Hayır, öyle söyleyeceğim.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Bir saniye, bir saniye. Burası Kent Konseyi ortamı!

Ertuğrul AKSOY- Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:

Evet ben de..

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Sizlerle birçok toplantılarda buralarda konuşuyoruz. Sizlere de söz veriyoruz. Burada siyasi bir ortam olmamasına gayret gösteriyoruz. Bu tarz cümleler söylenirse, bir başkası başka bir şey söyler. Lütfen.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Şimdi, neden onu söylediğime geleceğim. Başkanım bana izin verirseniz…

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Ben bu şekilde konuşulmasına müsaade etmem.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Bu şekilde lafın sözün bitirilmesine izin vermeyen başkana da ben müsaade etmem diyeceğim çekeceğim ama ben Ziraat Mühendisleri Odası olarak, Bursa Şubesi olarak burada konuşmak zorundayım. Şimdi neden söyledim? Bir dakika. Arkadaşlar neden? Şimdi ismine bakıyorsunuz, Öyle geldi değerlendirdik Batı OSB. Şimdi ismi ne olmuş? Yüksek Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi güzel bir isim değil mi? Yüksek teknoloji bizim önerdiğimiz kimsenin de karşı çıkmayacağı bir şey. AR-GE’si olan yüksek, dikey gelişecek sanayi. Ama arkasından parça parça olan tekstil fabrikaları da buraya taşınacak denerek, bunun nasıl bir OSB olacağını gösterdiniz. Ben başka bir şey söyleyeceğim. Sözümü uzatmayacağım. Saygılı da olacağım halkımıza.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı:
Tabi bunları söylemeyeceğim. Bu 10 yıldır dayatılan torba kanunlarına bize dayatılan şeyler çevremize, toprağımıza, havamıza, suyumuza, mera alanlarımıza, zeytinliklerimize bir saldırı olarak geri dönüyor. Yaşamak için bizim beslenmeye ihtiyacımız var. Bugüne kadar yapılan yanlışların tamamının altında şu kırmızı yazan ‘Sosyal ve en önemlisi politik kaygılar’, baskılar nedeniyle planların uygulanmamış olması. 1976 yılından beri Bursa planlı olarak gelişiyor, planları var 1976 yılından itibaren. 1998’de de Erdem SAKER size yol göstermişti size, demişti ki Bursa artık kirletici sanayi yoğun iş gücü gerektiren sanayiye doymuştur, dikey gelişecektir. Bilgiyi üreten, teknoloji üreten sanayiye geçecektir. 17 sene önce. Şimdi aynı duruma gelmiş durumdayız. Şimdi sürdürülebilir toprak yönetimi olmadan, sürdürülebilir tarım, sürdürülebilir arazi yönetimi, sürdürülebilir doğal kaynak yönetimi, sürdürülebilir kalkınma ve gelişme olamaz. Bunu böyle bilelim. Sürdürülebilir bir toprak yönetiminiz yoksa politikanız yoksa istediğiniz kadar gelişiyoruz deyin sürdürülebilir kalkınmayı sağlayamazsınız. 1936 yılından beri sevgili Atatürk söylemiş her Türk çiftçisinin yapması gerektiğini, 37 yılında da arazilerin olması, bölünmemesi, uygun parsel büyüklüklerini belirlemeyi söylemiş. Ama günümüzde aynı şeyi yaşıyoruz. Anayasanın 82 anayasası 61 anayasası toprak haklarının korunmasını, geliştirmesini söylüyor. Kamu kurumlarına, yönetenlerine, Bursa’nın sahiplerine söylüyor, bize değil. İşte alanların en sonunu görüyorsunuz. Tarım alanları 1949’dan bu yana yaptığımız çalışma 80’li yıllarda pik noktasına ulaşmış 28 milyon hektar günümüzde 2013’de 23 milyon 800 bin hektar arazimiz var işleyebileceğimiz. Diğer bir gerçek 1949’da nüfusumuzun ne kadar olduğunu söyleyebiliriz. Orada görüyorsunuz nüfus 20 milyon şimdi 2013-14 rakamı verildi, 77 milyona ulaşmış. Bursa’da 2 milyon 700 bin kişi olmuş. Biz 2 milyon 700 kişi ve 77 milyonun çıkarları için konuşmak zorundayız, 30 bin kişi ve onların evlatları için değil. Şimdi 2013’de görüyorsunuz 23 bin 800 hektar kişi başına düşen hektar olarak arazimiz 0,3’e düşmüş. 80’li yıllardan itibaren 0,63. Bu insanları neyle doyuracaksınız sevgili arkadaşlar, köylülerimizi nereye götüreceksiniz. 89’da, 2001’de, 2005’de kanunlarımız var. Kanunun çok güzel maddeleri var. En çok uygulanan 13. madde; tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı. Geçiyorum kanunu ve kanunsuz dönemlerde 2342 hektara yakın alan kanunlu ve yönetmelikli olarak yok edilmiş, kamusal olarak diyoruz biz ona. Bursa ovasının konumu 1976 yılındaki sınırları siz belirlediniz ben yoktum o zaman 1995’de geldim. İşte Bursa ovasının 11.245 hektar olan o yeşil kırmızıyı görüyorsunuz onları biz yaratmadık. Sonra içindeki şeyleri ıslah OSB diye yeni bir torba yasayla geçiştirmeye, kirliliği önlemeye çalıştılar. Bu Bursa ovasının konumu. Gelelim ıslah OSB. İşte görüyorsunuz kuru mutlak tarım alanı 5403’e göre tamamı kuru mutlak tarım alanı. Ya bunları önerirken merak ediyordum kim önerdi! Ankara’dan baskı dedik. Şimdi burada konuşmalardan anladım ki buradan bir talep gitmiş. İşte farklı bir gösterimi, arazi yetenek sınıfları doğrusunu söyleyelim. Üçüncü, ikinci sınıf araziler ancak araziler tarım yapılamaz değil dört sınıftır araziler, yüzde 98’i tarım yapılabilecek alanlardır. Diğer bir ilginç yanı da şu arkadaşlar şu harita Devlet Su İşleri’nin ikinci merhale sulama alanıdır. Bu alanın tamamı sulanabilir demektir, gölden üretim için. Görüyorsunuz ıslah OSB’nin ya da Batı OSB ya da yüksek teknoloji OSB’nin yer seçiminde bu haritayı gören birisi burada bu yeri seçmez. Artı yer seçiminde çok ilginç Devlet Su İşleri yok. Yani şey var, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan iki tane birisi biyolog, birisi şehir plancısı var. Ama DSİ yok, sulama kimden sorulur DSİ’den. İşte görüyorsunuz tapulaştırma kararı alınmıştı otoyol için. Gördüğünüz gibi Taşpınar, Muratlı, Hürriyet gördüğünüz gibi 5403’ünde destekleyicisi, Toprak Tarım Reformu Kanunu’na göre tapulaştırma alanı. Sulama amaçlı, düzenleme amaçlı, arazinin parçalanması amaçlı daha yeni ilan edildi. 23 köyde onu biz otoyol için yaptınız diyorduk şimdi aynı yere OSB alanı öneriyorsunuz. Buna da bakın bir zahmet nasıl orada siz o OSB’yi yapacaksınız. Burası toplulaştırma alanı hem de toprak reformuna ait olan bir şey. Köy hizmetlerinin yaptığı toprak reformu değil. Toplulaştırma değil, Toprak Tarım Reformu, özel kanunu olan, kimsenin fikrini almadan yapıyor kurumlar. Evet, ‘Dünya kötülükler yapanlar yüzünden değil seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir’ diyor Albert Einstein. Çok değişik sözlerde var. Kızılderili reisi de söylüyor. ‘Hatayı yapan kadar hatayı yapıp da düzeltmeye çalışmayanlar da suçludur’ demiş. Başka şeyi de var. ‘En son balık en son ağaç en son su’. Seyirci kaldığımız için, uyarmadığımız için, planlara razı gelmediğimiz için bu alanlar gidiyor. 100 bin ölçekli planın yapıcılarından birisi de biziz, katkı koyduk. Bu haritaların, oranın, korunması gereken alanlar haritalarını biz önerdik. 100’den fazla bilim insanı söyledi. Bir de çok ilginç şey başkan özür dilerim bitiriyorum. Geçen bir toplantı yapıldı Atatürk Kongre Merkezi’nde. Bursa’nın ismi ve şehir kimliği belirlenecek. Ya bu çalışmayla zaten 2011’de belirlendi. 2011-2012-2013-2014-2015 bu planlar neden onaylanmıyor, biliyor musunuz? İşte bunları yerleştirmek için onaylanmıyor. Ne zaman yerleştirilir? O zaman bu planlarda onaylanır. O yüzden sabrınız için ve başlangıçta beni heyecanlandırdığınız için size teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Heyecanlı bir akademisyen! Bu özelliklerini biliyoruz değerli kardeşimizin, ama demokratik olarak herkese de söz hakkı. Teknik bilgiler için özellikle teşekkür ediyorum. Onlar önemli, bazı bilgiler verildi. Herhalde bilgilendiriyoruz birbirimizi diyorum. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan, Sayın Orman ve Su İşleri Bakanı’ndan da topluluğumuza, kent konseyine gelmiş telgraflar var. Toplantıyla ilgili kendilerine teşekkür ediyoruz içtenlikleri için. Evet, hızlı bir şekilde geçelim. Şimdi tabi bazı söylenenlere mutlaka karşı fikirlerde olacak ama yine ben pratisyen, söz istediği için hızlı hızlı Alkim firma sahibi olarak Kamil Burak ÖZALTALMAZ.

Kamil Burak ÖZALTALMAZ - Alkim:
Merhabalar, arkadaşları heyecanla dinledim. Gerçekten çok enteresan bir tartışma. Her iki tarafta bir taraf olmuş. Benim gördüğüm birisi istiyor, birisi istemiyormuş gibi ikiye bölünmüş. Ben daha çok şundan bahsedeceğim. Ben bir sanayici olmaya çalışıyorum Bursa’da, atadan babadan Bursalıyız. Çok uzun senelerden beri burada birçok kişi beni tanıyor, ben de onları tanıyorum. Ben bu proje hakkında ihtiyaçlar doğrultusunun haricinde çalışanların faydası, ben onu düşünüyorum. Eğer böyle bir organizasyon yapılırsa ben o açıdan bakıyorum. Tarım arazileri konusunda arkadaşımız çok güzel bahsetti. İkincisi, üçüncüsü ama ne kadarı şu an kullanılıyor belli değil. Şuranın bize deseydi o arkadaş şu kadar yüz ölçümü kullanılıyor, tarım ekiliyor, işçiler işte domates yetiştiriyor, fidan yetiştiriyor deseydi benim kafamda daha böyle bir pişmanlık olacaktı. Ben buraya bir taraf olarak gelmedim aslında iki tarafı da göreyim. Benim de bir ihtiyacım var ama sanayici olarak. Çünkü biz bundan önceki hükümetlere hep şuradan yüklendik. Geleceğe yönelik plan yapmıyorsunuz işte bir şeyler yapıyorsunuz öyle oluyor. Şimdi daha kompleks yapılmış, oluşturulmuş bir şey var önümüzde. Ben şunu isterdim. İki tarafın bir taraf olması değil de eksiklerin tespit edilmesi, atıyorum çevrecilerin gidip arıtması ne kadar kuvvetli olacak ya ben bunu tartışacaklar zannediyordum. Arıtması var mı? Ne kadar bir arıtma olacak? Ne kadar bir tarım arazisinin istimlakından bahsediliyor? Orada ekim var mı, yok mu? Hayvancılık var mı? Bana bu bilgileri açıkçası alamadım. Çok güzel yani bence yapılmış bir proje var burada ve bu proje herhalde 30-40 sene bizleri sürükleyecek bir proje. Ben şahsen Alkim olarak bu projeyi destekliyorum. Çünkü benim hem yere ihtiyacım var ve yanımda çalışan işçilerin ve benim gibi üreticilerin böyle bir yere sahip olurlarsa bakın bu tip yerlerde yangın söndürmeden tutun da lojistiğe kadar, lojistikten sağlık veya yangın olduğu zaman insanların organizasyonu içinde ulaşması lazım. Benim çalıştığım iş arkadaşları benim için değerli evet tarım lazım, doymak da lazım ama ben bu tip organizasyonlarda ticaret odalarında gördüğüm kadarıyla bu organizasyonlarda insanların faydasını görüyorum. Çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, biz de teşekkür ediyoruz. Samimi bir şekilde demokratik bir ortamda hepimizin sahiplendiği bir ortamda görüşler düşünceler söyleniyor. Eksiği olur, fazlası olur güzelce izliyoruz takip ediyoruz. Demek canlı konu güzel bir şey, Bursa için çok güzel bir ortamda gerçekten. Bursa büyük bir kent, bir dünya kenti ve Bursa’yla gururlanmamız lazım hep beraber. İnsanlarımız da güzel. Ara sıra heyecan olacak tabi. Heyecanda hayatın gerçeği biz de burada ön yargısız tarafsız bir şekilde davranmaya gayret ediyoruz. Onun için Türkiye’nin en büyük kent konseyi oldu Bursa Kent Konseyi arkadaşlar bunu da söyleyeyim. Ben yine hemen pratisyenlerden Şahin ANBAR sanayici pratisyen Burada değil mi

Katılımcı:
Sayın başkan pratisyen diye çıkarttıklarımızın hepsi master yapmış..

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Yani ben pratisyen derken yani pratiğin içinde, atölyeci, sanayici, dükkân sahibi pratisyen o anlamda söyledim.

Şahin ANBAR - Sanayici:
Sayın başkan, sayın katılımcılar hepinizi saygıyla selamlarım. Ben de Çalı Sanayi Bölgesindeyim. Şuanda kanalizasyonu olmayan bir bölgede üretim yapıyoruz. 76 kişi çalıştırıyoruz. Bizim bölgemizde ve Hasanağa’da 500 bin 600 bin lira olan dönümü araziler var. Bizlerin artık bu paraları verip buralardan bu arazileri alamıyoruz. Kotiyak üyesiyiz. 2000 yılından beri Kotiyak’a para ödüyoruz. Karacabey bölgesinde bir ara yer tahsis ettiler sonra iptal ettiler şu anda halen bekliyoruz. Evet, tarıma da ihtiyacımız var. Fakat Avrupa’ya gittiğimiz zaman tarımda, sanayide, hepsi gayet güzel yan yana birlikte çalıştıklarını da görüyoruz. Bizim insanımız bunu becerebilir. Biz artık bu şartlar altında modern işletmelerde üretim yapmak zorundayız. İş güvenliği kanunlarının ne olduğunu hepimiz biliyoruz. İşçilerimize daha sağlıklı çalışma alanları sunmamız için ucuz sanayi arsalarına ihtiyacımız var. Yöneticilerimizden, oda başkanlarımızdan doğru yolu bularak buna çözüm getirmelerini rica ediyoruz. Saygılarımla.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz. Bir şey yapmak istiyor sanayicimiz. Karşılanması lazım. Hepimize görevler düşüyor tabii. Artısıyla eksisiyle hemen şimdi Nilüfer Belediyesi Başkan Vekili Pelin Hanım, Pelin SEVGİ bakalım Nilüfer Belediyesi o bölgeye yakın ne diyecek.

Pelin SEVGİ - Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı:

Merhaba, aslında ben sözü genç bir arkadaşımız var burada Nilüfer Kent Konseyi Kırsal Alan Çalışma Grubunda ona bırakmak isterim çünkü biz biliyorsunuz gençlere önem veriyoruz. Onların vizyonunu merak ediyoruz en azından. Ben özellikle bugün buraya gelmek istedim çünkü karar mekanizmalarında şehrin bir üyesiyim o yüzden herkesi dinlemek istedim. Hani şu zaman sınırlamasını yapıyorsunuz ya aslında bence yapmayın konuşsunlar ama tabi çok uzun olmamak şartıyla herkesi dinleyelim ve sonra bir gün karar vermemiz gerektiğinde ona uygun karar verelim. Görüşüm nedir? Ben çevreci yaklaşıyorum aslında bu konuya, biraz önce başkanımız bahsetti kaç tane kullanılmayan OSB vardı başkanım?

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Siz devam edin konuşmanıza bana soru soracaksanız. Siz konuşmak için çıktınız.

Pelin SEVGİ - Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı:

Tamam, ben de soruyorum yani bu kadar yer varken niye böyle bir yere ihtiyaç var? Üstelik şehir batı ekseninde büyüyor. Yani bir gün şehirleşme buralara gelecek. Şehir Plancıları Odasından yine bir konuşmacı bu konuda tabi ki çok bilgi sahibidir ve onlarda hayır diyor yani bir kişiden oluşan bir kurum değil burası. Şehir Plancıları Odası da hayır diyor. O zaman düşünmek lazım yani bilmiyorum, ben böyle düşünüyorum. Çevreci anlamda da bizim şöyle bir şey var. Özür dilerim. Çok özür diliyorum not aldım gelirken. Şimdi biliyorsunuz Recep ALTEPE belediye başkanımızın çok önemli bir misyonu var. Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı kendisi ve 4 Aralık 2010 da sayın sanayicilerle toplantı yapmış ve şöyle demiş; sanayi atıklarının neden olduğu su, hava, çevre kirliliğinin en önemli sorun olduğunu düşünüyorum. Böyleyse niye şimdi batı OSB’ye ihtiyaç var Sağlıklı Kentler Birliği başkanıyız şehir olarak niye böyle bir yanlış yapıyoruz? Niye tutarlı değiliz söylemlerimizde bu çok önemli. Ben dinlemeye devam edeceğim. Sadece kısa bir görüş bildirdim. Çok teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:

Evet, biz de teşekkür ediyoruz. Evet, yine pratik hayatın içinden, Has Asansör buyurun.

Cem BOZDAĞ - Has Asansör:

Evet. Teşekkür ediyorum. Cem BOZDAĞ Sayın Başkan, Değerli Konsey Üyeleri, katılımcılar ve saygıdeğer basın mensupları hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Fabrikamızın yeri Has Asansörün yeri Kestel de. Kestel de fabrika alanımız yetmediği için yanımızda ki tarım arazisini almak zorunda kaldık. Şimdi oradaki tarım arazisine biz fabrika yaptık ama yerimiz yine yetmiyor. Şimdi yüksek teknolojik bir makine almamız gerekiyor komplike, bu makinayı fabrikamıza sığdıramıyoruz. En az 30 bin metrekare kapalı alana ihtiyacımız var. Bununla ilgili siz söylediniz organize sanayi bölgelerinde yer var diye bana eğer ki 30.000 m²’lik yer bulursanız tek parça ben orayı alayım o zaman öyle bir sanayi bölgesi yapmayın ama bizim buna ihtiyacımız var. Biz üretimimizin %70’ini ihraç ediyoruz. Bu ihracat da ciddi rakiplerimiz var ve teknolojik olarak eğer ki kendimizi geliştirmezsek ihracatta da zayıf kalacağız ve bu ihracatı yapamayacağız. Biz Bursa’da ilk 100’e ihracata girmiş bir firmayız Has Asansör olarak ve bunu layıkıyla taşımak istiyoruz ama önümüzdeki engel, fabrika alanımız yok, yeterli alanımız yok. Bununla da ilgili biz yer istiyoruz, sadece yer istiyoruz başka bir şey değil. Teşekkür ederim.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Biz de size teşekkür ederiz. Kurumlarımızı Allah kazadan beladan korusun. Çok versin, çok kazansın, yeni iş yeri açsın, istihdam olsun diyoruz tabi bunlar hepimizin temennisi işte doğru yerlerde olmak önemli. Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali ÇELİK buyurun.

Ali ÇELİK - Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı:
Sayın başkan, değerli katılımcılar, Şeyh Edebali’nin bir sözüyle sözlerime başlamak istiyorum. “İnsanı yaşat ki devlette yaşasın.” İnsanı yaşatmak 3 şeye bağlı temiz hava, temiz su, temiz gıda. Biz hiçbir zaman sanayiye karşı olmadık. Ama bir başka sektörün aleyhine gelişiyorsa orada tepkimizi koyduk. Sevgili başkanım ben Ali beyi çok eski tanırım. Allah rahmet eylesin OSB’ ye büyük katkılarla yaptı. Ama sizin gibi de fevri de olmadı, bunu da belirtmek isterim. Dinleyeceksiniz, varsa biz yanlışta söyleyebiliriz ama yanlışlardan da doğrularında çıktığını bilesiniz. Bakınız Bursa’da seksen bin altmış hektar şu anda kurulmuş sanayi var, ben planlara katıldım %30’u boş. Siz şunun mücadelesini vereceksiniz sanayici arkadaşlarınıza. Bakın Nilüfer’de 650 milyon m²’si boş, bunu istiyor sizin sanayiciniz, sanayici diye o arsayı alanlar. Kayapa’da siz gidin tarım alanlarını talan edeceğinize bu arazileri baskı yapın siyasilere deyin ki; kardeşim bunlar sanayi kurmak niyetiyle bu arazileri aldılar ama sanayi yapmadılar şimdi rant peşindeler. Bakınız Nemrut Hz. İbrahim’i yakarken karıncanın haberi oluyor. Gidiyor bir nehirden ağzının alabildiği kadar su alıyor ve yangını söndürmeye, kaplumbağa diyor ki! “Bu yürüyüşünle bu kadar su ile çamur yapamazsın”! Niyet önemlidir niyet. Bakınız bundan sonraki savaşlar otomobilden çıkmayacak, teknolojiler gelişecek enerjide belli bir şekil tahlil edilecek ama gıda ve sudan çıkacağını bilesiniz. Saygılarımı sunuyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Önemli üç noktasına temas etti. Pratikte uygulamada bu boş yerlerin doldurulmasına yönelik en önemli sorunun bam teli bu arsaların nasıl kullanılacağı hazır elimizde bunları düşüneceğiz tabi iki yeni yatırım alanlarını düşüneceğiz mevcutlarında nasıl değerlendireceğiz ve gerçekten teşekkür ediyorum. Türkiye de hiçbir ilde olmayan düzeyde, yapılamayacak düzeyde, farklı değişik kesimlerin insanların düşüncelerinin dünya görüşlerinin geldiği ortamlarda bursa çok güzel ilham veriyor her zaman olduğu gibi yani bunları da göz ardı etmeyelim her yerde Türkiye’nin her yerinde göğsümüzü gere gere Bursa’yı anlatalım. Hepimiz buradayız, çok güzel şeyler bunlar gerçekten ve Sayın Caner GÖKBAYRAK Doğader evet bekliyoruz. Bu ortamlara hep beraber sahip çıkacağız. Caner kardeşimiz aklı selim bir insandır ama farklı düşünceleri olabilir gayet doğal dinliyoruz.

Caner GÖKBAYRAK – DOĞADER:
Burada olan herkesi kurumum Doğader doğayı ve çevreyi koruma derneği adına selamlıyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki Bursa’dan bahsediyoruz. Ama biraz önce yapılan sunumda sanki Bursa’nın bir devletmiş gibi bir algısı yaratıldı. Sanki başka bir yer yok, yani Türkiye diye bir devlet yok. Bursa diye bir yer var, başka gidilecek bir yer yok. Bursa’nın 1/100 bin planında var olan, halen yürürlükte olan 2020 yılı 1/100 bin planında “tarım alanları toprak sınıfına bakılmaksızın değiştirilecektir” diyen plan notuna rağmen tarım alanları üzerine devasal büyüklükte 12 milyon 700 bin m² lik bir tarım alanı yok edilerek üzerine tarım dışı sanayi yapılmak isteniyor. Ya adını ne olarak koyarsanız koyun. Tarım sanayisi olarak ta koyarsanız koyun bu böyle gitmez, bu doğru değil biz bunu çok kez söyledik, çok kez de haklı çıktık. Çünkü yaşam dediğimiz şey ilk önce tarımdan geçiyor. Var olmak için tarım yani karnımızın doyması ardından içeceğimiz suyumuzun temiz olmasını gerekiyor. Ve sadece biz insan olarak var olamayız bu dünyada, sadece insanların var olduğu bir dünya olamaz. Tarım alanı dediğimiz yerde sadece yetiştirdiğimiz bitkiler yoktur. Oralardan kuşlar da gelip geçer, oraya böceklerde gelir yararlıları da vardır zararlıları da vardır, zararlılarıyla mücadele eder tarımla uğraşan çiftçilerimiz. Geçimlik tarımını şuanda batırılmak istenen geçimlik çiftçiliği halen devam ettirmek istiyor. İşte muhtarım burada, İkizce köylüleri burada. Daha yeni İkizce köyünde kurulmak istenen İkizce köyünün tarım alanları üzerine kurulmak istenen Kotiyak adlı bir sanayi tesisi vardır. Ona karşı mücadele ettik. Dava açtık. Önce 1/100 bin planını iptal ettirdik ardından 1/25 bin planı iptal ettirdik. Bu plan bakın öyle bir ilginç durumlar söz konusu ki 1/100 binlik plan iptal ettirildikten sonra, alt planlar da şöyle bir kural vardır, üst plana uyulmak zorundadır. 1/25 bin lik planlar üst plana uymak zorundalar, iptal ettirdik, alt plan 1/25 bini değiştirdiler biz iptal ettirene kadar. O alt planı baz alarak orada kamulaştırılmaya gittiler ama üst plana uyumlu değil. Nereyi kamulaştırıyorsun ama böyle yapıldı ve onlarla böyle mücadele ettik. Hepsi kadınlı erkekli, açtılar pankartlarını, basın açıklamalarını yaptılar, Bursa’ya geldiler ve köylülerle birlikte durumu kazandık. Aynı şeyi tekrar ediyoruz. Bakın Bursa sadece bir devlet değil Monakko değil Monakko’da olsanız o zaman derdiniz ki sanayi gelişmemiz lazım o zaman derlerdi ki belki de bu kadar çok gelişemezsin hani tarım alanı da lazım ormanlık alanda lazım, ya git başka ülkemi yok git oraya kur derlerdi değil mi? Niye sadece Bursa üzerine gelişmek istiyorsunuz merak ediyorum. Şimdi 2020 yılı 1/100.000’lik plan halen şu an yürürlükte ve plan notunda diyor ki tarım alanları ve Bursa ovasındaki tarım alanları toprak sınıfına bakılmaksızın korunacaktır diyor. Biraz önce biri sordu biz sürekli oraya gidiyoruz geziyoruz, bütün tarım alanları orada ekiliyor. İşte İkizce muhtarı burada köylülerde burada onlarda ekiyor, arkadakilerde ekiyor hepsi tarım yapıyorlar. Bunu tarım yaparak halen üzerlerindeki baskılara rağmen halen çok kârlı olmamasına rağmen orada kalmak istiyorlar. Çocuklarını orada yetiştirmek istiyorlar. Çocuklar ve gelecek nesillerinin orada olmasını istiyorlar. Orayı terk etmiyorlar, üzerindeki düşürülmesine rağmen, tarımın üzerindeki oynanan oyunlara rağmen evet, şimdi Bursa yılda planlardan bahsettik Bursa’da inanılmaz bir plan değişikliği furyası söz konusu Türkiye’de hiçbir yerde böyle bir şey yok sadece Bursa’da sadece yılda 1000 tane plan değişikliği yapılıyor. Bunu 1/100.000 olarak düşünün 4 tane plan vardır. 1/100.000, 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 bu planların hepsini bir bütün olarak düşündüğünüzde yılda 1000 tane plan değişikliği yapılıyor ve bu 1000 planın değişikliğinin çoğu da aslında tarım alanları üzerine yönelik. Örneğin İkizce ’de KOTİAK Sanayi Tesisleri için yapılan plan değişiklikleri de bunlardan biriydi. Biz bunlara dava açmıştık. Ve inanılmaz bir şekilde sanayileşme söz konusu bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sitesine girin bakın Türkiye’deki bulunan bütün sanayi kuruluşları, hepinizin ÇED raporları vardır değil mi? Hepinizin bu konuda verdiği sözler vardır. Ona rağmen Bursa’mız hava kirliliği son bir ayda tepe yapmış durumda. Bakanlık diyor ki aman çocuklarınızı dışarı çıkarmayın, ya okula gidecek. Bakanlık diyor ki yaşlılar evde kalsın, bakanlık diyor ki ciğer hastalıkları olan evde kalsın ya bu kirlilik nereden geliyor? Biz mi yapıyoruz?

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, toparlayalım.

Caner GÖKBAYRAK – DOGADER:
İki; Bursa’nın suyu. Niye Bursa’yı istiyorsunuz ben bunu merak ediyorum. Ben bunu sadece bir şeye bağlıyorum. Bursa’nın suyuna. Temiz su var, nerede? Yer altında temiz suyu var. İstediğiniz kadar kullanabileceksiniz size izin veriyorlar. İşte budur asıl neden, niye gitmiyorsunuz Ankara’nın doğusuna? Orada bir sürü tarım alanları dışında kalmış ve vasat arazi düzeyinde çoraklaşmış araziler var niye gitmiyorsunuz? Gidebilirsiniz. Bunlar sizin seçiminiz ve bunları talep ediyorum. Bunları yapın. Evet sanayinizi orada geliştirin, oradaki insanlarda ekmek yesin. Bursa sanayiye doyduğunu daha önce deklare etti. Buna rağmen ne yapıldı? 2030 yılı planı yapıldı biz de DOĞADER olarak onun içinde yer aldık, halen en son halini bilmiyorum. Bizim bilgimiz dışında olanlar var mı ama onu bilmiyorum ki bu söz ettiğimiz Batı OSB yok orada. Olmayan bir şey, daha yeri yapmadan, o 1000 tanesi, bir tanesi, değişikliğini yapmadan, yani o planı çıkartmadan, daha değiştireceğiz. Bundan bahsediyoruz, değiştirmekten bahsediyoruz yaptığımız planın. Olur, mu böyle bir şey, 1/100.000’lik plan nedir? Anayasadır, kentin anayasasıdır. Onun üzerine kurulur her şey. Nüfus onun üzerine kurulur, ulaşım, sağlık, gıda her şey onun üzerine kurulur. Ama biz kevgire dönüştürmüşüz. Bakın şunu çok net söylemek istiyorum. Ankara’dan onay geliyor. Ankara’dan onay gelmesi çok mantıksız! Biz burada diyoruz ki Bursa’da evet konuşarak, bu şekilde konuşarak yapacağız. Biz yine gerekli davalarımızı açacağız. Ama Ankara’dan onay gelmesini reddediyoruz. Bir konu daha var. Niye orada, Batı OSB diye bilinen yerde niye gitti, bir yıl önceden oradaki yerler el değiştirdi. Niye şimdi getiriliyor bu piyasaya, niye bunlar yapıldı. Bunları lütfen buradaki herkes düşünsün ve son olarak şunu söylüyorum. Siz sanayicisiniz, sistemin adı kapitalizm. Amerika kapitalizmin merkezi midir, gidin açın evinizde bilgisayarınızda google earth’ü açın, google maps’i açın. Haritalara bakın, harita değil de orada uydu görüntüsü üzerinden inin, bakın, orada Cansas City’e. Oradan yukarı doğru binlerce km yukarı çıkın, bakın. Bir tane sanayiyi bırakın, ev yok ev. Her yer tarım alanı. Binlerce km’den bahsediyorum, binlerce. Gidin oraya kurun bakalım, bir tane sanayi tesisi kurdurabilecekler mi, gidin oraya kurun. Ama biz ne yazık ki devlet kurumlarımız, ne yazık ki kendi sorumluluklarını üstlenip gerekli önerilerini ve yapması gerekenleri yapmıyor. Oradaki gibi değil. Burada kevgire geçirilmiş durumdaki planlarla halen bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, halen devam ediyoruz. Biz eğer bu plan değişiklikleri yapılıp da Batı OSB ortaya çıkarsa dava açacağız, hakkımızı hukuk önünde arayacağız, teşekkürler.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, biz de teşekkür ediyoruz. Şimdi 7-8 konuşmacı var. Tabi burada Sayın Hüseyin DURMAZ, Sayın Remzi TOPUK, Sayın Arif DEMİRÖREN. Onların da görüşlerini alacağız. Bursa’nın tramvayını yapan Sayın Hüseyin DURMAZ’a da teşekkür ederim bu arada.

Hüseyin DURMAZ – Sanayici:
Değerli Başkanım, saygıdeğer konuklar, ben de konuğum burada. Ama Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ni temsilen aranızda bulunuyorum. Organize Sanayi Bölgesi’ni size çok az tanıtayım ve düşüncelerimi de aktarayım. 6 milyon sekizyüzbin m² Bursa Organize Sanayi Bölgesi, abim oradan söyledi, eski adı Yalakçayır, yani çamur. Bu gelmiş, TOFAŞ da gelmiş, BOSCH da gelmiş, büyük fabrikalar, RENAULT’lar şunlar bunlar gelmiş. Bu altımilyonsekizyüzbin metrenin 3 milyon m² si yollar, cami, yeşil alanlar, sosyal tesisler, okul, yani siz bir sanayi bölgesine baktığınız zaman zannetmeyin ki burası ne kadardır, 13 milyon metre mi? 13 milyonun zaten yarısını hizmet amaçlı kullanıyorsunuz. Bizim Bursa OSB’de % 97,6’sı doludur. Kalan miktar da sanayicinin yanındaki arsasıdır, rezerve arsasıdır, yoktur yani arsa. Sayın Başkanım Başköy 1200 dönüm değil mi? Başköy’ün 1200 dönümün neti % 40 düşün, bulun. Yani sanayi bölgelerine baktığımız zaman Nilüfer Çayı’nı bizim Organize Sanayi Bölgesi arıtıyor. Çünkü o çaydan gelen pis sudan biz su üretiyoruz, sanayiye veriyoruz. Tekrar o suyu arıtıyoruz, çaya bırakıyoruz. Yani sanayici, işveren, esnafımız, ticaret erbabı, bizim halkımız, terbiyelidir ya. Gidip de öyle tarım bölgelerine falan asla sanayi bölgesi istemez. İsteyenin de hep beraber karşısında dururuz, bu kadar basit. Hep beraber karşısında duracağız. Çünkü 3 tane evladım var, sizlerin de var. Torunları olan büyüklerim var. Biz eşlerimizi, çocuklarımızı sokağa rahat çıkarabiliyorsak, şöyle bir gelin 1960’lara. Tekstil sektörüyle beraber, otomotiv sektörüyle beraber, hanımefendi tekstilde, konfeksiyonda; beyefendi otomotivde, makinada, tekstilde; aileler rahatlıkla, kimseye ele güne rezil ve muhtaç olmadan geçindiler, geçiniyor, halen daha. Hanımlarımızı buyurun işsizlik olsun, salın sokağa bakayım gece karanlıkta. Vallahi salamayız. Kendi evlatlarım var, salamayız. İşsizlik olduğu an, o zaman insanlar terbiyesizleşir. Terbiyesizleşmek zorunda kalacak, çünkü evde evlatlar var. Mutlu geleceğe, huzurlu geleceğe, asla tarım arazisi üzerinde yatırım yapmadan, sanayimizi büyütmek zorundayız. Nüfus büyüyor, 3 evladım var, hanımla beraber 5 kişiyim, yarın evlenecekler; bugün bir tencere kaynıyor evde, yarın 5 tencere kaynayacak. Gıdayı nasıl düşünmezsiniz. Temizliği nasıl düşünmeyiz. Bunların savaşını vermiyoruz ama ekmeğimizin de savaşını vermeliyiz. Hızlı tren alacak devlet, kimden alacak? Almanlar var, Fransızlar var, Kanadalılar var. 3 tane adam gibi firma var. Devletin ödeyeceği para 5 milyar Euro. Kimin parası? Burada oturanların verdiği vergilerinden alacaklar. Senin verdiğin vergiden alacak. O parayı alacak. Senin verdiğin vergiden alacak. Benimkinden alacak. Ya kardeşim o zaman Bursa yapsa ya bu işi. Neden gitsin Almanya yapsın, Hans’ın karnı doysun. Burada Pelin Abla var, Fevzi Abi var, Başkanım var. Bizim karnımız doysun. Hans’ın, Çan Çin’in karnı doyacağına ilk önce. Ama bunu yaparken de mantık çerçevesinde, akıllı hareket etmek lazım. Önümüzdeki 50 seneyi planlamak lazım. Recep Başkan bir tane stat yapıyor, büyük diyebilirsiniz. E kardeşim o stat orada 100 sene kalacak. Bugün büyük olsun, yarın ufak. Bursa büyüyor. Hem göç alıyor, hem çocuklarımız büyüyor, evlatlarımız büyüyor. Benim çocuklarım büyüdüğü zaman 3 tane evladım, onun çocukları olduğu zaman ekmek lazım, domates de lazım, peynir de lazım, hepsi lazım. Bunları zaten tartışmanın anlamı yok ve ben bu sanayi bölgesini buraya yapalım demeye gelmedim. Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin ne olduğunu tanıtmaya geldim. 24 saat 365 gün elektrik hizmeti veriyoruz. Ambulansı kapıda, 2 tane doktor, hikâyeden değil, adam gibi, 365 gün, 24 saat. İtfaiyemiz, doğalgaz ekibimiz. Biz böyle sanayileri yaratmalıyız. Islah sanayi bölgelerinin olmasının gereği budur zaten. İtfaiyesi yok, arıtması yok, falan, falan, falan, falan, onları toparlamaktır. Dava budur ıslah sanayi bölgeleriyle. Bir otomobil fabrikası gelse, hayır mı diyeceğiz. Gelme, sen de gelme, sen de gelme, bu da gelmesin, o da gitmesin. Olsun nüfus 4 milyon, bakalım birbirimizi nasıl yiyeceğiz. Bak nasıl yiyeceğiz birbirimizi, olmaz yani. Doğadan saygı istiyor arkadaş, doğaya saygılı olmayan zaten burada olamıyor ki. 1 m² yeşilin üzerine basmak istemeyen bir tane arkadaşımız var mı burada, elektriğini alsın diye, düşünün, herkes bunun bilincinde. Ama ben şuna taraftarım, Bursa büyürse, Türkiye de büyür. Almanya’nın ihracatı 1,1 trilyon Euro neyse, bizim 150. Almanya’nın AR-GE’ye harcadığı para 150 milyar Euro, bizim ihracatımız 75 milyon kişi, hepimiz çalışıyoruz, çalışıyoruz, 150 milyar. Adamın AR-GE’ye harcadığı parayla eşit. Ben Ali oğlu, tornacı Ali oğlu Hüseyin olarak bir normal vatandaş olarak vize almaya gittiğim zaman orada ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek istemiyorum. Ben istemiyorum, sen de istemiyorsun. Hadi normal vatandaş, buyur git. Almanya’dan bir vize al bakayım, ne diyecekler sana. Bir defa orada bekçi seni almayacak içeriye. Alman’dan Almancı oluyor oradaki bekçi Türk. O zaman iş zenginlikten geçiyor. Devletimiz zengin olacak, yerel otoriteler zengin olacak ve halk zengin olacak. O zaman diyecekler ki gel, al aileni de bir Almanya’yı gez, şöyle biraz para harca diyecekler. Ben varlıklı bir devletin, varlıklı bir ülkenin, varlıklı insanların olduğu memlekette, iyi şeyler yapmaya taraftarım. Hep beraber yapalım, koşturalım. Ama nasıl yapacağımızı tartışalım. Tartışın yani, benim sorunum değil bu, benim sorunum değil. Ama geleceklerin sorunu, evlatların sorunu! Ayrılmak zorundayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, Sayın Durmaz’a teşekkür ediyoruz. Kentimizin, ülkemizin önemli bir sanayi markası. Net olarak, gayet güzel fikirlerini anlattı. Samimi şeyler söyledi. Otururken heyecanlıydı, mikrofonda daha güzel şeyler söyledi. Teşekkür ediyoruz. Evet, hemen biraz hızlandırın. Mahmut ÇAYIR Karacabey Kent Konseyi Başkanı buyurun.

Mahmut ÇAYIR - Karacabey Kent Konseyi Başkanı:
Sayın divan, Ticaret Sanayi Odamızın Değerli Meclis Başkanı, Borsamızın Değerli Meclis Başkanı, Değerli Sivil Toplum Örgütü Başkanları, Değerli Muhtar Arkadaşlarım. Sözlerime başlarken hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Tabi, Ziraat Odası Başkanımızdan öncelikle özür diliyorum, yanlış anladı. Ben özellikle şunu belirtmek için söylüyorum projede batı sözü kelimesi çok yanlış seçilmiş. Batı bir tarih değil. Batıda Karacabey var, doğuda İnegöl var, siz bizi Karacabey olarak batı diye tanımlarsanız biz burada alınırız. Ben onu düzeltmesi anlamında sadece söyledim. Yine bu projeyi çalışan arkadaşlarımızdan özellikle bundan sonraki süreçte bu konuya özellikle hassasiyetle dikkat etmelerini diliyorum. Tabi biz Karacabey Belediyesi olarak bu işin içindeyiz. Uygulama anlamında olacak, bundan sonra yerin sahibi olarak olacak. Bu eğer geçerse, bu alanın beşte dördü Karacabey bölgesinde. En büyük pay sahibi, söz sahibi biz olmak istiyoruz. Karacabey olarak Karacabey Belediyesi olarak, artı Karacabey Ticaret Sanayi Odası olarak, Karacabey Borsası olarak! Ama bu konu hassaten özür dileyerek söylüyorum bundan sonraki süreçte buna özellikle dikkat edilmeli, burada Karacabey Ticaret Sanayi Odası’nı kimse atlamamalı, borsayı da kimse yok saymamalı. Biz Karacabey’de bu güne kadar organize sanayi bölgesi açmadık. Ben üçüncü dönemdir, aynı zamanda ticaret sanayi odası meclis başkan yardımcısıyım, üçüncü dönem meclis üyeliğim devam ediyor, Mustafakemalpaşa’da organize sanayi bölgesi olduğu için, bizim verimli tarım alanlarımız yok olmasın diye, bu güne kadar bu işe göğüs gerdik. Ama ihtiyaç zuhur ediyorsa gerçekten Bursa Ticaret Sanayi Odası başkanımız çok geniş bir vizyon ortaya koyuyor. Uzay sanayi arttı, daha çok teknolojiye yönelik yatırımların mevcut yatırımlarla birlikte burada olmasını arzuluyor ama ben sizden şöyle bir şeyi hassaten düşünmenizi istiyorum. Şu anda kış ayındayız, Uludağ’da kar var. Kar suyu eriyor, ismi gibi güzel Nilüfer’den akarak, Karacabey sınırları içerisinden elli tane köyümüzü geçerek, Karacabey’in longozunu da yalayarak denize dökülüyor. İnanın o nehirde yüz, 150 kiloluk yayın balıkları vardı. Şu anda inanın kaplumbağa yaşamıyor. Şimdi, biz sanayici olarak, tabi ki şöyle diyeyim; İki şapkamız var hem kent konseyi başkanı olarak buradayım, hem ticaret sanayi odası meclis başkan yardımcısı olarak buradayım. Ama burada da bazı sorumluluklarımızın olduğunu sanayici arkadaşlarımızın, özellikle büyükşehir belediye başkanımızın bu konuda ki hassasiyetlerini çok iyi biliyorum, Karacabey Belediye Başkanımızın bu konudaki hassasiyetlerini çok iyi biliyorum. Bundan sonraki süreçte bunlara çok iyi dikkat edilerek biz, bu tarz bir organize sanayinin Karacabey’de kurulmasıyla beraber Bursa’nın içerisindeki en büyük ilçenin Karacabey nüfusu yoğunluğu olacağını da biliyoruz. Yaklaşık bundan sonraki süreçte Karacabey de üç yüz, dört yüz bin nüfusa varan bir sayı oluşacak. Dolayısıyla ciddi anlamda bunların planlaması da gündemde. Bunlar göz ardı edilmemeli. Ben söz almayı düşünmüyordum ama inanın olayda taraf da değilim, tarafsız da değilim. Doğrunun ne şekilde tecelli etmesi gerekiyorsa o şekilde olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, çok teşekkür ediyoruz Sayın Mahmut ÇAYIR’a. Barakfaki sanayi bölge başkanı Sayın Arif DEMİRER. Buyurun.

Arif DEMİRER - Barakfaki Sanayi Bölge Başkanı:
Sayın divan, kıymetli katılımcılar, birbirlerinden çok kıymetli fikirlerle bugün gerçekten bilgilendik. Fikir paylaşımında bulunduk. Fakat önemli olan bir şey, sanki biz Bursa’da yaşamıyoruz, bizim fabrikaya ihtiyacımız yok, bizim tarıma ihtiyacımız yok. Yani biz başka yerde yaşamıyoruz. Biz hem Bursa’da sanayiye ihtiyacı olanlarız, hem domatesi biberi yetiştirmek mecburiyetinde olan insanlarız. Bir gün Yunanistan’da bir fuara gittiğimizde, tarım fuarıydı, çok ilgimi çektiği için, bir on beş yirmi yıl öncesindeydi, yedi basamaklı devasa bir traktör gördüm. Yanımızdaki arkadaşta, tercümanımızda var, yani küçümsemek adına değil ya dedim Yunanistan’da böyle bir traktörün ne işi olur? Yedi basamaklı koca devasa traktör, içi de uçak kokpiti gibi. Ben Türkçe konuşuyorum, yanımızdaki tercümanla beraber paylaşıyoruz, o anda bir beyefendi, İstanbul-Rum vatandaşlarımızdan olan bir beyefendi, o da fuardaymış. ‘Beyefendi, beyefendi, dedi ‘Türkiye’de olmaz bu’ dedi. Bende niçin olmasın dedim? ‘Çünkü miras kanununu yanlış yaptınız.’ dedi. Yunanistan’da toprak ekilebilir, biçilebilir birinci sınıf topraklar asla miras kanunu gereği ‘anam öldü dörde bölelim, babam öldü beşe bölelim’ haline getirilmez, toplu korunur. Onun için büyük araziler vardır, büyük araziler olduğu için de burada büyük traktörler görürsünüz. Geçen gün tarım fuarı vardı, yine en fazla üç basamaklı traktör gördüm. Şimdi işte o miras kanunlarının sonucundaki sanayi bölgesinde yaşıyoruz. Bizim Barakfaki Sanayi Bölgemizde Nurcan hanımefendi üç tane fabrikası var ilk gözüme ilişen. Üç fabrikası da geçen gün geldiğimde, bir fabrika ileride, bir diğeri geride, bir diğeri ortada, lojistik değer sığmıyoruz, yere ihtiyacımız var ne yapmalıyız? Kıymetli sanayicilerimiz buradalar. İşte o miras kanunundan sonra bizim o köylülerimiz, o vatandaşlarımız yani bizler, arazimizi o saha içinde birini üç dönüm bir yerde, birini beş dönüm bir yerde, derken toplulaştıramadık. Bir araya getiremediğimiz için sanayi bölgelerimizde geniş sahalı arazilerde sahalar üretemedik. Şimdi bugünkü bu konsey gerçekten çok başarılı bir sonuca doğru gidiyor. Bir birleştirici sonuca doğru gidiyor. Şundan korkmamamız lazım; eğer suya sabuna dokunmuyorsanız kirli kalırsınız. Ekrem Bey, biraz evvel buradaydı BUSKİ’nin yöneticilerinden, gitmiş olmalı galiba, geçen gün gene aynı şeyleri paylaştığımızda, bir evin tuvaleti yoksa orası da kirlidir. Bir arazinin bakımı yoksa onarımı yoksa verimli bir saha da yoksa yabani otta basmışsa orası verimsizdir. Önemli olan şu harita yeri a olur, b olur, c olur değerlendirilir ama o beni heyecanlandırdı. Hem Barakfaki, şimdi ismi batı değil Doğu Organize Sanayi Bölgesi olarak geçecek inşallah hem ihtiyacımız var yere, ama hangi yere ihtiyacımız var. Biz önce buraları fiili olarak binalarımızı yaptık, arkasından hükmü olarak davranışa geçirmeye çalışıyoruz. Önce fiiliyatı, arkasından hükmü getirince darmadağın bir yapı çıkan sularımızdan bitişik yanımızdaki köylerimiz o leş gibi suları çekerek marullarını sularken biz bunları yemek durumunda kaldık. Şimdiye kadar oluşmuş o 13 sanayi bölgemizin, ilave olarak gelen 8 ıslah sanayi bölgemizin birçoğu, hatta ilk 1969’da yapılan şu anda BTSO’nun bulunduğu yerdeki sanayi bölgemizin planlı haricindekileri öncelikle fiili durumları gerçekleşti, arkasından hükmü duruma geçtiği için darmadağın, onarılmayan, adına ıslah diyoruz, adına bir başka bir şey diyoruz, bir türlü rehabilite edemediğimiz sanayi bölgeleri. Burada a yeri olur b yeri olur. Öncelikle planlaması yapılmış, çevre ile barışık, çevresine zarar vermeyen, akıllı binalarıyla elektriğini kendisi güneş sistemleri ile üretebilen, iç arıtma tesisleri tamamlanmış bu tesisler yapılırsa kime ne zarar olur? Zaten ben çiftçi bir ailenin çocuğuyum. Belki sanayicilikten çiftçiyi çok daha iyi biliyorum, biliyorum ki bir santimetre küp toprak beş bin yılda oluşuyor. Ama halen daha biz Avrupa’nın söylemekten ar ederek söylüyorum. Ben demirciyim, tenekeciyim, çaputçularımız var kâğıtçılarımız var ama bir kilogram demiri biz üreterek iki kilogram fiyata satıyoruz. Beyefendiler bir kilogram demire direk 10 milyon dolara satıyorlar. Güçlü devlet, zengin millet olmak mecburiyetindeyiz, birlik beraberlik içinde çözüm bulmak zorundayız, teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA - Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, sanayici Sayın Demirören’e teşekkür ediyoruz, bir bilgilendirme yapayım bazı büyüklükler açısından harita duruyor da ölçek olarak nedir diye büyüklüklerini, şimdi şu bölge deri sanayicileri bölgesi büyüklük olarak 177 hektar. Bakın büyüklük, burası DOSAB boya ile ilgili yapılan gelecek olan sanayicilerimiz 185 hektar. Şu aradaki bu bölge 270 hektar, burası da 1000 hektar. Yani teklif edilen şey ikisinin toplamı işte yaklaşık 13 milyon m² dediğimiz yer 10 milyonu burası, 3’ü de burası. Bu bölge Belediye’de işte planlarda planlanmış olan şu bölgeye baktığınız zaman şu boş gibi gözüken şu anda burası yaklaşık 6 milyon m² ve iki sanayi bölgesinin arasında. Buraları zaten sanayi ile ilgili ilişkili, şu bölgede iç yapılaşması 10 milyon m² bu bölgedeydi, sanayi bölgesi arası da şu bölge. Sadece rakamları söyledim arkadaşlar bilginiz olsun diye. Hemen konuşmaların sonuna doğru geliyoruz ve Zafer MİLLİ, gene bir sanayici Mavi Yapı Endüstri. Buyrun.

Zafer MİLLİ- Mavi Yapı Endüstri:
Sayın Divan, Değerli Hazirun, Bursa Kent Konseyinin bu başarılı güzel toplantısına katılmaktan onur duyuyorum. Çok güzel ifadeler ortaya konuldu, fikirler çok güzel savunuluyor. Tabi Nasreddin hocaya hanımına bir konuyla ilgili şikâyette bulununca Nasreddin hoca dönüyor hanımına diyor ki hanım valla sende haklısın diyor. Şimdi Bursa hakikaten çok nadide bir toprak parçasına sahip olmakla beraber yoğun bir nüfus artışı karşısında maalesef yenik düşmüş durumda. Ben şöyle bir değerlendirme yapıyorum ki, yakın bir tarihte Bursa’nın deveci armudu, Bursa’nın şeftalisi, Bursa’nın zeytini, Bursa’nın üzümü çocuklarımız tarafından resimlerde tespit edileceği kanaatindeyim. Evet, mutlaka sanayi yapılması gerekiyor mutlaka tarımın da korunması gerekiyor, bir orta yolunda bulunması şart. Bu konseyimiz ve buradaki hazirunun bu orta yolu bulmayla ilgili fikir ileri sürme mecburiyeti vardır, eleştirmek çok kolaydır. 1960 tarihinde Güney Kore’nin kişi başına düşen gayri safi milli hasılası 150 dolar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 250 dolar. 1980 tarihinde Güney Kore’nin kişi başına gayri safi milli hasılası 1850 dolar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 2200 dolar. Evet, tarih 2015 ve hatta 2014 sonu itibariyle söyleyelim Güney Kore’de kişi başına gayri safi milli hâsıla 25 bin doların üstünde, Türkiye 10 bin dolarda çakıldı kaldı. Burada bazı olayları reel olarak değerlendirmek gerekiyor, artık biraz önce değerli dostum Arif beyin ifade etmiş olduğu şekliyle teneke basarak, ucuz materyaller üreterek sanayinin kalkınması mümkün değil, ülkenin kalkınması mümkün değil. Tabi buraya gelmeden önce benim bir siyasi misyonum dolayısıyla ülkenin mevcut hali ile ilgili bazı tespitlerde bulunuyorum. Bunu etrafımdaki arkadaşlarımla da değerlendiriyorum. Dünya çapında iktisadi ilim yapan yetişmiş insanların dünya ekonomisini 4 kategoride değerlendirdiğini size ifade etmek istiyorum. Şöyle ki! Düşük teknoloji, orta düşük teknoloji, orta yüksek teknoloji ve ileri teknoloji. Biraz önce Durmazlar Sanayi müessesesinin sahibinin ifade ettiği Türkiye’nin 150 milyar dolarlık ihracatı içerisinde ileri teknoloji ürünü %100 arkadaşlar, yani 4,5 milyar dolar. Bu şartlar altında değerli dostum Arif beyin ifade ettiği şekliyle biz Türkiye’de maalesef düşük teknolojili bir profile sahibiz. Yani neler var biz de? Ahşap sanayi, tekstil ve deri sanayi, gıda ve tütün sanayi, kâğıt ve basım sanayi, dönüşüme dayanıklı sanayi. İnanıyorum bu salondaki sektörel değerlendirmeyi yapalım, çoğunluk bu sektörde Türkiye’nin realitesi de bu. Orta düşük teknolojiye ne giriyor? Gemi inşaat sanayi, plastik sanayi, rafineriler, metalik olmayan ürünler, metaller madeni eşya üretimi. Orta yüksek teknoloji, elektrikli makinalar, motorlu araçlar, kimya sanayi ürünleri, demiryolu araçları, makine ve ekipmanlar. Yüksek teknoloji de de hava ulaşımı ve uzay araçları, ilaç, bilgisayar ofis makinaları, radyo haberleşme cihazları, tipik optik cihazlar. Ben buraya Konsey Başkanımız Sayın özür diliyorum şu anda şey yapamadım anımsayamadım, daveti üstüne geldim. Çalı sanayi bölgesinde sanayicilik yapıyorum maalesef şu anda işletmemi geliştirmeyle ilgili herhangi bir şansa sahip değilim. İşletmemde Allahtan ki forkliftler icat edilmiş, her gün malzemelerin bir kısmını sağdan bir kısmını sola aktarıyoruz ertesi günde bir tarafa aktarıyoruz. Bu şekilde üretim yapıyoruz. İlker DURAN Bey kardeşim kimya sektörü olarak arsa talebinde bulunalım, organize sanayi de yer talebinde bulunalım şeklinde bir ifade de bulundular. Yerimiz olsa iyi olur da benim anladığım kadarıyla efendime söyleyeyim, Bursa’da tarımla sanayinin bu kadar kutupları bu kadar hizip noktasına varacak şekilde kutuplaşması neticesinde yeni yerler açmak çok uzun yıllar alacağı kanaatindeyim. Çok uzun yıllar alacak, ben şahsen biraz önce hâsıl olan düşüncemi ifade etmek istiyorum Doğader’in Başkanı değerli arkadaşımızı da buradan kutluyorum. Türkiye sanki Bursaymış evet, Bursa güzel bir şehir, gelin Bursa’yı çocuklarımıza emanet edeceğimiz daha güzel bir şehir haline getirelim, Bursa’yı Kültür Merkezi yapalım, Bursa’yı eğitim merkezi yapalım, Bursa’yı turizm merkezi yapalım, bunun yanında da Bursa’da yüksek teknolojili dönüşüm temin edelim. Evet, Sayın Başkanım bitiriyorum özür diliyorum. Yani biraz önce de söylediğim şekliyle ileri teknolojiyi birim alanda katma değere yüksek şekle sokmamız gerekiyor ki Bursa’mız zenginleşsin, Bursalı sanayici zenginleşsin, ülkemiz zenginleşsin. %3’lük ileri teknoloji ile 77 milyon 800 bin nüfuslu bir ülkeyi tatmin etmemiz mümkün değildir. Toplumsal infiallerin olmaması için hiçbir sebep yoktur. Açlık sofuluğu bozar, gelir dağılımındaki adaletsizlik insanlar arasında huzursuzluk teşekkül ettirir, bunun neticesinde de ülkemizde ciddi sıkıntılar meydana gelir. Beni sabırla dinlediğiniz için sizlere çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

Mehmet Semih PALA – Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, teşekkür ediyoruz EKODER Arca ATAY burada mı? Hızlı, Ekolojik Yaşam Derneği kısaltılmış ismi EKODER.

Arca ATAY- Ekolojik Yaşam Derneği:
Sayın Başkan, Değerli Katılımcılar, ben de kurumsal görüşümüzü burada sunmak için bulunuyorum. Bahsi geçen 1270 hektarlık bu alan biraz evvel Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanım Ertuğrul AKSOY’un açıkladığı gibi 2. 3. 4. sınıf tarım arazisidir. Bunun başka hiçbir türlü açıklaması yoktur. Burası bir tarım arazisidir, burada tarım yapılmaktadır, burada hayvancılık yapılmaktadır. Sanayiye kimse karşı değil ama sanayi burada kurulmasın. Bu alanın güneyinde çizili olan yer burası Ramsar tampon bölge sınırıdır. Bu alanın güneyinde Uluabat Gölü vardır. Bu alana suyun nereden sağlanacağı, bunun atıklarının nereye gideceği belli olmadan bunlar açıklanmadan bunun üstünde fikir beyan etmek aslında çok mümkün değil. Ama ilk görünen işte buranın İkizce Köyü’nün hemen civarından başlamak üzere % 30’u Nilüfer İlçesi sınırları içinde % 70’i Karacabey ilçesi sınırları içinde olan bu alanda bu sanayi tesisinin yapılmasına biz kurumsal olarak karşıyız. Başkanım bir konuya açıklık getirme amacıyla şunu göstermek istiyorum. Denildi ki niye buna Batı OSB adı veriliyor. Evet, bize ulaşan şey aynı bu şekilde idi. Yapılan toplantıda sanayicilerin yapmış olduğu toplantıdan sonra belediyelere gönderilen şey buydu ve burada aynen gördüğünüz gibi Batı OSB olarak bu plan gönderildi ve şunu da söylemek istiyorum. Çeşitli resmi kurumların burayla ilgili görüşü alındı. Bir tek Nilüfer Belediyesi buna olumlu görüş vermedi. Diğer hemen hemen bütün kurumlar buraya olumlu görüş vermişlerdir. Büyükşehir Belediyesi görüşünü daha sonra bildireceğini söylemiştir. Belki de bu toplantıdan sonra bu belli olacak ve Büyükşehir Belediyesinin de görüşünü duymuş ve görmüş olacağız. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Teşekkür ediyoruz. Ne güzel sivil toplum kuruluşları konularını aktarıyorlar. Emre KARAGÖZ, Harita Mühendisi, Nilüfer Kent Konseyi’nden buyurun.

Emre KARAGÖZ - Harita Mühendisi - Nilüfer Kent Konseyi Üyesi:
Herkese merhaba, ben Emre KARAGÖZ, Harita Mühendisiyim, Nilüfer Kent Konseyi Kırsal Alan Grup Başkanıyım aynı zamanda. İlk konuşma talebinde bulundum ama en son konuşma geldi teşekkür ederim bunun için. Ben mesleki disiplin üzerinden birkaç şey söyleyeceğim ama ondan sonra öznel düşüncelerimi de aktaracağım sizlere. Şimdi söz konusu alan 12.700 hektar ve bu alanın neredeyse tamamına yakını tarımsal ve orman alanı. Tarımsal alan deyip geçiyorum hani 1. derece tarım alanı, diğer tarım alanı korunması gereken tarım alanı diye tekrarlamıyorum. Ama bunu zaten buradaki insanlar biliyordur. Bunu dışında 5403 sayılı konuna göre zaten buranın %90’ı korunması gereken kuru toprak alanı, verimli toprak alanı. Yani bunları nasıl yok sayıp görmezden gelip böyle bir planı böyle bir OSB’yi tartışıyor olmak bile utanç verici ki 2030….

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Genç kardeşim bak ben sana bir büyük olarak tavsiye de bulunayım. Sen şimdi beni dinle önün çok açık. Bizim gibi daha onlarca yıl inşallah koşturursun ama bu tarz topluluklarda bir şey söylerken karşı tarafı böyle tahrik edici tarzda kelime falan kullanma yani utanç verici demek son derece yanlış dikkatsizce kullanıyorsun. Bırak onu sen fikrini söyle. Utanç verici olup olmadığını insanların hepsi akıllı bunların, buyurun.

Emre KARAGÖZ- Harita Mühendisi – Nilüfer Kent Konseyi Üyesi:
Özür dilerim o zaman buradaki insanlardan çünkü geleceğim hakkında ciddi kaygılıyım belki buradaki insanlar arasında en gencinizim çünkü kaygılı bir durum var. Onun için geleceğim hakkında ciddi kaygılarımdan dolayı böyle kelimeler kullanmış olabilirim. Ama 2030 Çevre Düzeni Planı Kent Konseyi Başkanımızın da dediği gibi katılımcı süreçlerle üniversitelerle, meslek odalarıyla, halkla işte 600 kişinin imzasıyla 800 toplantıyla yapılmış, planlanmışken sonrasında Batı OSB denen bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. O binlerce insanın, o binlerce kurumun, yüzlerce katılımcının, çalışmanın sonucu o zaman hepsi boşunaydı. Şimdi bir plan çalışması yapıyoruz. Üniversiteler ortak bir çalışma yapılıyor ve sonrasında Batı OSB gibi bir şey içine konmaya çalışılıyor çünkü bu tartışmalarda Bursa’nın yeni bir sanayi alanına ihtiyacı olmadığı tekrarlarca üzerinde duruldu. Ama şimdi değerli sanayicilerimiz sırf arsa arazi fiyatlarının çok yüksek olduğu artı değerlerinden oraya aktaramayacakları için kendi metalarını nasıl arttırabileceklerinin derdi üzerinden ucuz bize sanayi alanı yaratın. Yaratılmaması lazım, kesinlikle yaratılmaması lazım! Tarım alanları yok edilerek sanayicinin kârına kâr katılmaz. İnovasyonlarımızı şu yönde gerçekleştirebiliriz belki. İnovasyonlarımız mevcut alanlarımızı daha nasıl verimli kullanabiliriz. Uzakdoğu’yu inceleyelim lütfen. AR-GE çalışması yapanlar var aramızda. Uzakdoğu’da ne kadar kısıtlı alanda ne kadar teknolojik çalışmaların yapıldığını hepimiz biliyoruz. Ben tekrar diyorum % 30’u Nilüfer ilçesi sınırları içerisinde kaldığı için her şeyden önce bir yurttaş olarak bu OSB’ye herkesin karşı çıkması lazım, uyanmamız lazım. Buradaki bazı destekleyen insanların da yanlış algıdan kaynaklanıp desteklediğini düşünüyorum çünkü böyle bir şey desteklenemez. Herkese teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Ben de teşekkür ediyorum genç kardeşimize. Son 3-4 konuşmacı en son Remzi TOPUK’a söz vereceğim, BTSO Meclis Başkanı, bekleyecek biraz. Zarif AY–İZMAK, NOSAB’tan.

Zarif AY – İZMAK:
Sayın Başkan, Sayın Katılımcılar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Geçen hafta bir seyahatim oldu. Münih’te Bölgesel Sanayi Bakanlığı ile görüşme olanağını yakaladım. Münih’in yıllık ihracatı 75 milyar dolar. Türkiye’nin 150 milyar dolar. Nasıl olduğunu merak ettim. Oradaki sanayi bakanlığı yetkilileri ile paylaştım. Şunu dedi: Biz yeter ki üretmeyi istesin anahtar teslim fabrika dâhil devlet olarak yapıyoruz. Bütün olanakları sunuyoruz. Biz üreticimize çok değer veriyoruz. Şimdi biz sanayiciler olarak tabi ki tarım arazilerini peşkeş çekilsin veya tarım arazileri yok edilsin peşinde değiliz. Ama şu bir gerçek var. Bu ülke bizim ülkemiz. Eğer biz güçlü olmak istiyorsak, eğer biz bir ihracatı güçlendirmek istiyorsak, biz rekabete dayalı Avrupa ülkelerinin üstünde bir ülke olmak zorundayız. Onu olabilmek için de biz maliyetlerimizi ve alanlarımızı, maliyetlerimizi düşürürken alanlarımızı büyütmek zorundayız. Merak ettim geçen bir hesap yaptım. Şu anda NOSAB’ta binaya ve arsaya bağlanan bedelin %35’i makine sermayesi olarak kullanılıyor. İşletmeler % 60-65 civarında binaya yatırım yapmış, ölü parayı bağlamış. Şimdi, sanayicinin bundan kurtulması lazım! Bu Türkiye’nin, Bursa’nın en büyük sorunu! Ayrıca bizim var olan organize sanayi bölgelerinin de yönetmeliklerinin de tekrar gözden geçirilmesi lazım. Yok, özel sanayi bölgesi, yok ıslah sanayi bölgesi, organize sanayi bölgesi oralar gerçekten sanayici olmayanların yeri olmamalı, bana göre o. Sanayici korunacaksa, ülkemizi büyütmek istiyorsak, ülkemizin güçlü olmasını istiyorsak biz tabi ki tarımcının yanında olacağız. Hüseyin Başkanım bunu çok iyi anlattı izah etti. Ama sanayici olmasa da olmaz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, çok teşekkür ediyoruz sanayicimize. Ne güzel sanayici üretim yapıyor, insan çalıştırıyor, ülkemize kentimize katkı sağlıyor ve duyarlı bir sanayici. Mesa Kimya, Muharrem SAĞLAM burada mı? Evet, hemen geçiyorum. Sayın Şazi ÇAVUŞOĞLU- Nilüfer Kent Konseyi. Buyrun Sayın ÇAVUŞOĞLU. Bitiriyoruz az kaldı. Bir daha konuşmacı almıyoruz artık tamam.

Şazi ÇAVUŞOĞLU- Nilüfer Kent Konseyi:
Ben öncelikle Bursa Konuşuyor anlamlı toplantı için teşekkür ederim Kent Konseyine ve bu toplantıların yararlı olduğunu kentimiz, halkımızın meclisi burada çok rahat herkes birbirini dinlemeye fırsat buluyor önemli olan da birbirimizi dinlemeye çalışmak ve anlamaya çalışmak diye düşünüyorum. Bu girişten sonra tüm katılımcıları saygıyla selamlıyorum her ne kadar salon biraz eksilmişte olsa. Kent Konseyleri artık önemli bir unsur hayatımızda toplumun yaşamında diye düşünüyorum ve bu anlamda yönetmelikte yer alan o kadar çok misyon var ki Kent Konseyine yüklenmiş bunlardan bu gün ki idrak ettiğimiz bir tanesi sadece neden Bursa’ya sahip çıkma kentimize sahip çıkma, çevremize sahip çıkma, doğaya sahip çıkma hatta hesap verme ve hesap sorma adına da bu proje ile ilgili her şeyi ortaya atarak doğru bir kararla Bursa’nın yararı için burada hissetmemiz. 1/100 binlik Çevre Düzeni Planı hep beraber yine Bursa Kent Konseyi’nin çatısı altında 6 ay gibi bir sürede uzun bir süreçti sanırım ben de bu süreçte yer aldığım için kendimi şanslı hissediyorum çünkü o gün ki çalıştaylar da görüşlerimizi her kesimden olan insanların, herkesin görüşlerini alarak oluşturulan sonunda başkanın okuduğu vizyon, Bursa’nın Vizyonu. Ve çok fazla öneri vardı bunu nasıl yapalım her şeyi içersin mi bu vizyonda bence bu günü geleceği Bursa’nın 50 yıl sonrası bile özetlemiş diye düşünüyorum. O zaman o çevre düzeni planında biz şunu söylüyorsak bu bir kentin anayasası ise o anayasanın sık sık değiştirilmemesi lazım. O anayasanın olası çok büyük bir doğal afet durumu olmadığı sürece tartışılmaması lazım. Tartışılacaksa o zaman 2030 yılı sonrası tartışılır ya da yeni süreçlerle ilgili görüşler alınır. Onun doğrusu da Sivil Toplum Örgütlerinin görüşleri alınarak yani Ankara’dan alınan kararlara ben kendim vatandaş olarak karşıyım, doğru olmadığını söylüyorum. Neden biz halkın sözüne kulak vereceğiz diyorsak yöneticilerimiz ve bizler o zaman halkın sözünü dinleyelim ve onlara da söz söyleme hakkını verelim. Şimdi sanayiye karşı değiliz ben kendim de Makine Yüksek Mühendisiyim, 10 yıl yurtdışında mühendis olarak tecrübem var, 20 yıl da Bursa otomotiv sektöründen emekli oldum. Sanayi tabi gelişecek sanayi olmazsa hayat durur mu durmaz ama gelişemezsiniz ülkeler arasında rekabet yapamazsınız ama sanayinin olduğu yerde şunu özellikle görüyorsunuz! Bursa gibi sanayileşmiş kentin göçün önüne geçmesi mümkün değil. Göçle beraber yeteri kadar yaşam alanı kalmıyor o yapılacak sanayi bölgesinde çalışacak ek istihdamlı insanlar nerede yaşayacaklar o zaman o bölgede konut için anlaşacağız. Yollar Bursa’yı yaşamaz hale getirdi buna itirazı olan var mı? Ben İstanbul’da yaşanmaz diyordum ama Bursa’da yaşanmaz bir yerden bir yere ulaşamıyorsunuz neden insanların yoğunluğundan. Bir şey daha söyleyeceğim plansız gelişmenin neticeleri bunlar, ülke geneli bunu hiç inkâr etmemize gerek yok plansız gelişiyoruz neden plansız gelişiyoruz. Az önce sunumlardan birinde Konya, Gaziantep, Eskişehir örnekleri verildi hepsinde birer tane tek OSB var onlar yine iyi bir planlama yapmışlar diye düşünüyorum. Bursa’da 13 tane OSB, bilmem kaç tane sanayi bölgesi var neden? O zaman bölük pörçük yapılmış, yani doğru bir planlama yapılmadan yapılmış büyük OSB. Evet Yalakçayır verimsiz arazi yapılmış doğru bir kararmış o yıllar içinde ama bu gün geldiğimiz nokta o zaman yeni OSB sanayiye verimli tarım arazileri açmak yerine ben çözüm önerisi olarak onu da söyleyeceğim sadece eleştirmek değil amacım var olan sanayinin bir kere kendisine dönüp diyecek ki “Ben teknoloji anlamında neredeyim?’’ Benim çalıştığım firma Avrupa ve Amerika’daki şirketlerle rekabet eder duruma geldi. Neden geldi 90 yılından 2009 yılına kadar şahidim, her yıl yeni yatırımlar yaparak. Ama neye yaptı yeni yatırım yeni teknolojilere, eski teknolojiyi devre dışı bırakarak. Saç üretimi yapıyordu bunu Tunus’a attı. Avrupa’nın yaptığı o. Avrupa yıllardır ne yaptı ağır sanayiyi gelişmekte olan ülkelere Türkiye 3. sınıfız ya oraya attı şimdi ne yapıyor bizden satın alıyor biz ihraç yapıyoruz, güzel, övünüyoruz ama biz kendi havamızı kirletiyoruz, toprağımızı yok ediyoruz ve para kazanıyoruz diyoruz.
Benim ikinci önerimde önce var olan dediğimiz gibi kendi sanayimiz yüksek teknolojiye sahip teknolojinin devreye alması. İkincisi var olan planlarda boş arazilerin sanayiye bir şekilde bağlanması. son bir önerim bundan başka, bizim elimizde hava, temiz su, gıda dedi arkadaşın biri katılıyorum. Bundan 10 yıl sonra eğer bu gün ithal ettiğimiz saman, ithal ettiğimiz canlı hayvan gibi ekmeği de buğdayı da tamamen ithale bağlanırsak o zaman vay halimize ben diyorum ki! Tarımın geldiği nokta Bursa’nın tarımı geçmişten bugün ile ilgili toplantı düzenlerseniz buradan öneri olarak sunuyorum teşekkür ederim beni dinlediğiniz için sevgiler saygılar.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Son konuşmacılardan Çevre Yüksek Mühendisi Erhan AKKUŞ genç bir mühendis ben özellikle gençlerin ne olursa olsun severim pozitif ayrımcılık yaptığımı düşünüyorum bizim Kent Konseyindeki herkes bilir. Hadi bakalım.

Erhan AKKUŞ - Çevre Yüksek Mühendisi:
Söz verdiğiniz için teşekkür ederim ismim Erhan AKKUŞ Çevre Yüksek Mühendisiyim. Açıkçası yaşım 25 burada en genç insanlardan biri de belki benim şöyle söylemek isterim. Nilüfer çayında çıkan balıklardan ben de yemek isterdim şu anda o balıklardan yiyemiyorsak bu sanayicilerin çevreye vermiş olduğu kirlikten kaynaklanıyor. Mudanyalıyım tarım kökenli bir aileden geliyorum fakat hiçbir şekilde bu bölgenin veya sanayi alanlarının sadece sanayi alanlarının parsellenmesi çevremizi kirletmiyor, bu sanayiden çıkan atıklar kirletiyor. Şöyle bir şey var bu atıkları biz daha farklı şekilde değerlendirebiliriz atıktan türetilmiş yakıt denen bir şey var yani biz bu atığı alıp enerjiye çevirebiliriz. 1 ton atıktan 1 mega watt enerji üretebilecek tesisler var ben diyorum ki bir sanayi alanı yapılacaksa bu geri kazanımcıların veya geri dönüşüm atık yakma tesislerinin kurulabileceği bir sanayi yapılması gerekiyor bir sanayi yapımı düşünülüyorsa eğer ilk baş biz çevreye verdiğimiz zararlı atıkları bertaraf edeceğimiz bir alan yapalım bu alanda sanayileşmemiz devam etsin, inovasyon çalışmalarımızı elektrik enerjisi üzerine yapalım diyorum teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Genç kardeşimize teşekkür ediyoruz. Ayhan Bey burada mı evet kısa birkaç cümle bizim çevre çalışma gurubu temsilcisi Sayın Sarıbıyık şimdi söz vermezsem olmayacak. Birkaç cümle.

Ayhan SARIBIYIK – Bursa Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu Temsilcisi:
Sizleri saygıyla selamlıyorum çevremizde maalesef dağ yöremiz ben daha çok taş ve mermer ocaklarının, su kaynaklarının korunmayışından bahsedeceğim ve bunu Bursa halkı bilmiyor. Orhaneli bölgesinin %70 birinci sınıf ormanlarının bulunduğu alanlar birilerinin cebinde tapusu nasıl biliyor musunuz? Size 25 yıllığına bu mermer ocağı olarak ‘ben sana verdim’ ve burasını çok kısa sürede mermerci olmayan kişiler. Ankara’dan ahbap-çavuş ilişkisiyle cebine 20 dönüm, 50 dönüm hektar alanı koymuş çıkmış şu anda inanın dağ yöresindeki köylüler bunu bilmiyor! Keçilerini gezdirecek yer şuanda yok. Adamlar gelip de ruhsat aldıkları yeri tel örgüyle çevirseler o hayvanlar oraya girdiği zaman o çoban ve hayvanlar suç işlemiş oluyor haneye tecavüz gibi siz karakola götürülüyorsunuz ve sizi karakoldan polisler alıyor. Ben, oldum bir su kaynağının neden kirlendiğini incelemek için gittiğimde mermer ocağının sahibi kameralar koymuş hiç bir şey yapmadım ne duvar var, ne tel örgü var gittim nilüfer karakolunda iki saat sorgulandım haneye tecavüzden sebep orası benim tapulu malım. Maalesef arkadaşlar, sanayi yapılırken de bir yerlerin, doğanın, çevrenin, su kaynaklarının koruması gerekiyor. Çok kısa bir şey söyleyip kapatacağım. Nilüfer barajı ve Doğancı barajı arasına bir HES santrali yapıldı arkadaşlar. Şuanda güzel elektrik üretiyor tamam ben buna karşı değildim ama neye karşıydım biliyor musunuz Çaybaşı, Güneybayır bütün o dağlardaki borunun geçtiği yerleri yangından mal kaçırır gibi, hiçbir plan yapılmadan o su boruları geçti ve oradaki her yağmurda bakın geçen gün yine bir köylünün 10 hektar arazisi borudan gelen su ile Doğancı barajına taşındı, bütün molozlar taşındı. Bundan kimin haberi var hiç kimsenin haberi yok yarın öbür gün arkadaşlar bizim ne suyumuz var ne havamız var hiç bir şeyimiz yok sanayi içinde boşuna kavga ediyoruz çünkü kendileri suda bulamayacaklar çok teşekkür ederim, öncelikle çevreyi de birlikte koruma planları yapmak zorundayız. Bunun yanında Çalı, Demirci köyü, Tahtalı Hasanağa bölgesinde yüzlerce meşe ağacı vardı bunların hepsini fabrikalar kurulurken hiçbir tanesi o meşe ağaçlarını korumadı ve şu anda Bursa ve çevresinde hortumlar başladı neden doğal denge bozuldu, bütün ceviz ağaçları kurudu hiçbir şey kalmadı sizleri saygıyla selamlıyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Ama bu mermercilerin ocaklarını bu öyle espri falan değil dikkat edin gidip karakolluk olmayın. Bunlar ülkemizdeki mevzuatlar ile ilgili sıkıntılar inşallah çözülmesi lazım. Tabi 25 konuşmacı oluyor. Sayın Mehmet TOPUK ’la beraber arkadaşlar dile kolay. Bu değil Bursa’nın Türkiye’de olmayan şeyler işte Bursa böyle gücü burada 25 tane konuşmacı ne güzel, çok hoş. Ve tabi ki, bugün Bursa’nın geleceğine yönelik 30 yıllık, 50 yıllık, 100 yıllık geleceğine yönelik bir girişim bir talep bir arzu bununla ilgili konularda konuşuldu. Tabi ki sanayideki mevcut planlanmış tanımlanmış sanayideki boş yerlerin söylenmesi ilk defa oldu bunlar neden oldu böyle bir şey çıkınca karşı olarak da boş yerler var ilkesi ortaya çıkıyor ben şimdi bir şey daha söyleyeceğim. Sayın Topuk, bu konuların üstadı bu konuların içinde yıllarını vermiş sanayicilerimiz bunlar kolay şeyler değil, kolay yetişmiyor şimdi bir yatırım yapılırken bir planlama yapılırken talep planlaması da yapılması lazım yani bu kadar bu yerlere kim yatırım yapacak kimler yatırım yapacak! Hangi sektör kim öncelikle yani bu istekler ne güzel Türk sanayicilerimiz Orta Doğu sanayicilerimiz yer istedi şimdi bunların yer isteklerini aslında hemen çözmek bu boş yerler yeni yerler. Yani Mustafakemalpaşa sanayi bölgesinde ilk baştan bir tane fabrika açmışsa İbrahim AKDEMİR’i de görüyorum bakın orada ne kadar zor şartlarda açmış hoş yani Mustafakemalpaşa dediğimiz şurası yani hepsini birlikte düşüneceğiz bu işlerin ben şimdi saha açıyorum ne diyecek buyurun Ticaret ve Sanayi odası Meclis Başkanı Sayın Remzi TOPUK buyurun.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Sayın Başkanım, Sayın Divan, Kamunun Çok Değerli Yöneticileri, Sivil Toplum Örgütlerimizin Çok Değerli Yöneticileri, Üyeleri, İş Hayatımızın Değerli Temsilcileri Değerli Konuklar Değerli Basın Mensupları Hepinizi Şahsım ve Bursa Sanayi Ticaret odası adına selamlıyorum. Takdirlerle başlamak istiyorum Semih PALA başkanımızı tanıyoruz ama bugün bir kez daha takdir ettim bende meclis başkanıyım çok sıkıntılı zamanlarda süreçlerde kalabiliyoruz bu tecrübesiyle abiliğiyle harika bir organizasyon harika bir yönetim gösterdi çok tebrik ediyorum başkanımı.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Sağolun teşekkür ederim.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Şimdi bu organize sanayi bölgesi bir defa arkadaşlar biz organize sanayi bölgesi demedik adını koymadık yüksek teknoloji organize sanayi bölgesi ihtiyacını olduğunu anlatmaya çalıştık yani bizim Bursa Sanayi Ticaret Odası olarak bir organize sanayi bölgesi belirleme gibi bir yetkimiz yok, bulma gibi müteşebbis heyetler oluşmadan gerekli prosedür tamamlanmadan biz organize sanayi bölgesi falan kuramayız bunu herkes bilir. Ancak, öneride bulunabiliriz tabi bu öneride nereden çıktı? Biz göreve geleli BTSO’ya 1,5 yıl oldu. Birçok projemiz vardı bunlardan bir tanesi de sektörel konseyleri oluşturmaktı. Sektör konseyleri oluşturduk bunların içinde makine, otomotiv, sağlık, turizm gibi sektörler vardı ve bunların hepsi çalıştaylarını yaptılar, çalıştay raporlarını yayınladılar, çalıştay raporlarının sonucuna baktığımızda sanayi meslek komitelerimizin tamamından organik sanayi bölgesi değil bakın sanayi arsası değil altını çiziyorum tamamından organize sanayi bölgesine ihtiyaç olduğu çıktı birinci öncelikli konumuz. Yine tüm diğer sektör konseylerine baktığımız da ikinci öncelik, eğitim kalitesi sorunu çıktı, BTSO 18 sektör çalıştayının sonucunda en önemli iki konu. Bursa için eğitim Türkiye için dolayısıyla, ikincisi ihtiyaç organize sanayi bölgeleri. Tabi biz bilmiyorduk ki yani organize sanayi bölgeleri varmış, sanayi olarak işaretlenmiş bir takım arazilerimiz varmış biz bunları bilmiyorduk biz aldık raporlarımızı ilgili kurumlara dağıttık. İlgili kurumlardan değer verenler oldu değer vermeyenler oldu. Ama biz çok şanslıyız. Bursa’da gerçekten çok şanslıyız. Ben Bursa’yı çok seviyorum. Yani birçok ülkeyi geçtik, Güney Afrika, Brezilya, Kanada, Çin adına ne derseniz deyin. Gezmediğim yer kalmadı, nereye gitsem Bursa’yı özlüyorum. Bursa’da doğmuşum çünkü Kükürtlü’nün ferik elması bahçesi olduğu günleri de hatırlıyorum halen o günleri de özlüyorum. Ama geri dönüşü yok yani böyle bir şey de mümkün değil bunu hatırlayanlar vardır, hatırlamayanlar vardır. Belki oradan bakalım ben tuz pazarında büyüdüm tarım köylü, köylü çocuğu değilim ama tarım ürünleri ıspanak, pırasa, portakal satarak büyüdüm oradan da bunun önemini biliyorum. Biz bahçe alırdık giderdik lahanayı köklerdik arabaya sarardık götürürdük pazarda satardık doğru mu Mehmet Bey? Beni tanıyanlar var, pazarda, burada, olanlar var, yani bu sorumluluk bilincinde bazı arkadaşlar. Eleştirilerde bulunurken, önerilerde bulunurken, sanki sadece kendileri duyarlıymış gibi davranınca açıkçası ne bileyim birazcık zoruma gidiyor. Bunda da kendimi haklı görüyorum çünkü görmek istiyorum. Çünkü belki de anlatmamız gerekiyordu daha önceden. Erdal ALTUĞ kardeşim burada sektörel konseyler biliyor. BTSO’da yapılan bu raporları biliyor, bu raporların dağıtımını biliyor biz tabi tekrar ediyorum Semih başkanımın söylediği şeyler çok önemli, işin başında biz de bilmiyorduk bu kadar sanayi yeri işaretlenmiş ama boş araziler varmış, OSB’ler de bir takım boş araziler olduğunu biliyoruz. O OSB’lerin sanayicilerin hepsinin ilgisini çekmediğini biliyoruz bazı ne yaparsak yapalım çekemeyecektir. Ama çekecek olanların mutlaka üzerine gidip bu konuda yardımlaşma içerisinde olmamız gerekiyor. Biz tabi bizim bakışımız sanayicilerin bakışı benim de fabrikam Çalı da sanayicilerin bakışı biraz daha farklı biz bakarken yani sanayi alanı olarak işaretlenmiş yerleri ya da şuanda sanayi bölgesi olarak tanımlanmış yerleri hatta şu anda fabrikaların bulunduğu yerleri biz sanayi bölgesi olarak görmüyoruz arkadaşlar. Ben şahsen Çalı’yı sanayi bölgesi olarak görmüyorum. Altyapısı yok, enerjisi yetersiz, koruma bantı yok, birçok derdimiz var bizim orada çok önemli bir şey daha söylemek istiyorum 1 Ocak 2018 den itibaren Organize Sanayi Bölgesi dışında kalan sanayi firmaları Avrupa Birliği ülkelerine ihracat yapamayacak. Şimdi peki biz bunları belki daha önce düşünmeliydik, bugün gündeme geldi. Ama ben Bursa’yla bir daha gurur duydum. Bursa’yı seviyorum, Bursa’ya aşığım falan. Burada salon kaç kişilik başkanım? 300’den fazla herhalde. Yani harika bir katılım, 25 konuşmacı, seviyeli bir katılım, seviyeli konuşmalar. Ben çok mutlu oldum açıkçası böyle bir konunun sahiplenilmesine. Ama tabi bazen bakıyorum konuya girerken, eleştiriye girerken. Arkadaşlardan yanılmıyorsam 4 kişi biz sanayiye karşı değiliz ya biz de tarıma karşı değiliz yani niye? Birimiz bir tarafa karşı olmak durumunda değiliz ki. Biz Bursa için hep beraber buradayız, burada sıkıntı yok. Hiç birimizin birbirimizden şüphesi yok. Burada sivil toplum örgütü adına söz alan arkadaşlar iyi niyetle bilgilerini, birikimlerini ortaya koyarak burada faydalı olmaya çalışıyorlar. Biz de bir sivil toplum örgütünde görev yapıyoruz. Daha öncede birçok sivil toplumda görev yaptık, dolayısıyla bu iletişimin gelişmesi birbirimize fayda sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Şimdi metropollerde yaşamanın bedeli var arkadaşlar, metropollerde yaşamak ucuz değil. Bursa’da metropol bir kenttir, kirası da pahalıdır, metrosunun da belli bir parası vardır, pahalı demeyelim. Büyükşehir Belediye Başkanımızı çok seviyoruz, yani bir bedeli vardır. Öyleyse Bursa’da yaşayanların gelirlerini arttırmak gibi bir yükümlülüğümüz olduğunu düşünüyorum. Kent yöneticilerinin ve sivil toplum örgütlerinde görev yapan arkadaşlarımızın peki, bu nasıl olacak? Valla hiç kimse kusura bakmasın sadece tarımla olmaz, sadece turizmle olmaz, sadece doğayla olmaz, sadece çevreyle olmaz, sadece bir şeylerle olmaz. Hepsiyle birlikte olur diye düşünüyorum. Bursa sanayi başkenti, hayır Bursa bence de arkadaşlarımızdan biri söyledi çok önemli bir tarım kenti. Bursa çok önemli bir tarih kenti, Bursa bence geç kalmış çok ama çok önemli bir turizm kenti. Büyükşehir Belediye Başkanımız ihya etti tarihi eserlerimizi ama yeteri kadar turist alabiliyor muyuz? Bu konuda da çaba sarf etmemiz lazım hep beraber. Şimdi turist sayımıza bakıyoruz, başka şehirlere bakıyoruz. Ben size bir firma ismi vereceğim bir mahsuru olmadığını düşünüyorum. Bosch firmasını biliyorsunuz, bizim de onunla iş ilişkimiz var. Bosch’un Dünya’da iki tane merkezi var. Biri Almanya Stuttgart, biri Bursa. Almanya Stuttgart’a giden bir arkadaşımız taksiye bindiğinde belki de yaşamışlardır bunu taksiciyle muhabbet olur ya, taksici sorar nerelisin? Türkiye’den geliyorum, a Bursa’dan mı der. Stuttgart’taki taksicilerle konuştuğunuzda bu soruya muhatap olursunuz, Bursa’dan mı diye. Çünkü Bosch çok önemli Stuttgart’ta, Bursa’da da çok önemli. Ve her yıl Bosch personeli İstanbul ve Bursa’da şimdi yeni otellerimizin yapılmasıyla daha çok Bursa’da yılda 12 bin konaklama yapıyor arkadaşlar. Bunlar bir takım camilerimize gelmiyor arkadaşlar, iş için geliyor. Burada teknoloji olduğu için geliyor. Ve Bosch firmalarını basından takip ediyorsunuz, sanayinin içinde olan arkadaşlar biliyordur, çalışanlar biliyordur. Neredeyse 6-7 yıldır Dünya’da mükemmellik ödüllerini Bursa’daki Bosch fabrikaları kazanıyor. Yine baktığımızda 2 defa üst üste en kalite Toyota’yı Türkiye üretti, yine baktığınızda Brezilya sipariş veriyor Türk malı Renault istiyor, başka ülkede yapılanı istemiyor. Bizim böyle bir donanımımız var, böyle bir birikimimiz var biz bunu değerlendirmeyecek miyiz? değerli arkadaşlar? Şimdi bir şey daha söyleyeyim bak, çoğumuzun çocukları var, gençlerimizde var. Gençlerimizin bir kısmı zorunlu olarak puanıyla alakalı bir branşı seçmek zorunda kalıyor. Peki bıraksak? Neleri daha çok seçerler? En yüksek puanlara bakalım bir neler var? Elektronik mühendisliği var, mekatronik var veya İTÜ var, ODTÜ gibi okullar var değil mi arkadaşlar? Niye en yükseklerde ziraat mühendisleri yok? Niye çocuklarımızı oraya göndermiyoruz? Bunu ihmal etmemeliyiz o anlamda söylemiyorum ama biz bakıyoruz şimdi bize gelen arkadaşlar BTSO’da en çok yaşadığımız şey bu. Ya bizim oğlan, bizim torun şu okulu bitirdi mekatronik mühendisi oldu, elektronik mühendisi oldu ona bir iş bulalım. Çocuklarımızı o yönde yönlendiriyoruz, o yönde geliştiriyoruz, çok iyi eğitimler aldırıyoruz, çok büyük özverilerde bulunuyoruz, yabancı dilini okusun diyoruz bilmem ne okusun diyoruz. Beyaz yakalı kadrosu doldu arkadaşlar. Eğer yeni teknolojik yatırımlar yapmazsak biz bundan sonra çocuklarımızla hep beraber kendi şehrimizde oturamayacağız. Bunun bilinmesini istiyorum. Ben Bursa’da doğmuşum 3 tane de çocuğum var, 3’ü de evlendi, 5 tane de torun, annem, babam, kardeşlerim. Şuanda bizim ailemizden bir kişi yok Bursa’nın dışında, herkes Bursa’da. Bursa’nın dışınsa göçmeye ihtiyaç duymamışız ki. Bursa’da ekmek var, Bursa’da iş var, potansiyel var. Başkanım toparlayayım mı diyorsun?

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
İyi olur Sayın Topuk. Son birkaç cümle.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Peki, o kadar takdir ettim ki sizi istismar etmek istemiyorum. Gerçekten takdir ettim. Evet, başkanım bu arada izin verirseniz arkadaşlarımın net olarak bir sorusu varsa, herhangi bir tartışmaya mahal vermeyecek.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Artık onu daha sonraki toplantılarda yapacağız. Bu bir başlangıç.
Peki…

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Size bir soru soracağım bir şeyi netleştirelim mi? Başkanım izin verirse, affedersiniz affınıza sığınıyorum. Çünkü gerçekten merak ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Şimdi usul dışına çıkarak akademik odalar başkanı olmanıza dayanarak söz veriyorum ama başka toplantılarda yapmam. Evet dinliyorum oradan. Kısa yalnız.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Tabi açıklamaya yapmayacağım o zaten politik bir mesele ama onu başka bir tarafa bırakın. Bu komisyon toplantılarıyla söylediniz.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Sektör konsey toplantıları…

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
OSB isteği ve eğitim gereksinimi kararı ve çalışmaları ne zaman ortaya çıktı? Bunu merak ediyorum. Ne zaman?

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Geçen yılın ortasına kadar bitirmiştik bunu, yani 4-5 ay öncesinde bitmişti.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Bu 100 bin ölçekli planın paydaşlarından birisi de sanayicilerdi.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Biz plan çalışmadık.

Ertuğrul AKSOY - Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı:
Yani bu kadar günübirlik bir proje midir? Günübirlik bir proje midir? Günübirlik bir bakış açınız mıdır sanayinin gelişmesi ihtimali bu? Ben bunu algılayamadım. Ha söylediğin tarih doğruysa yani plan yapıldıktan sonra ortaya çıkmıştır ama bu kadar kısa erimli bir düşüncenin olmaması gerekir.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Başkanım teşekkür ederim ben.

Mehmet Semih PALA - Kent Konseyi Başkanı:
Sorunuz üzerine düşünülmesi gereken bir konu özetle.

Remzi TOPUK- BTSO Meclis Başkanı:
Çok doğru ve o yüzden de bir buçuk seneden beri görevdeyiz, ondan sonra çalıştaylar yaptık, raporları gördük, ilgili kurumlara gönderdik dedim. Ya bu zamanla örtüşmedi. Sanıyorum cevabı aldınız, tamam. Evet, arkadaşlar hepinizi saygıyla selamlıyorum, hayırlı akşamlar. Teşekkür ediyorum.

Mehmet Semih PALA- Bursa Kent Konseyi Başkanı:
Evet, sayın arkadaşlar Kent Konseyi yine güzel bir iş hallettik. Toplantı bitti, son cümlemizi söyleyelim. Bursa Kent Konseyi olarak bilginiz olsun arkadaşlar 100 binlik çevre düzeni planında ilk 55 maddemiz hala geçerlidir. Bu Kent Konseyince kabul edilen 55 prensibimizin her zaman takipçisi olacağımızı söylüyorum. Herkese teşekkür ediyorum, yeni toplantılarda buluşmak üzere herkese hayırlı günler, mutluluklar…