• 24 Kasım 2017

Kurumsal

80. KENT KONSEYİ GENEL KURUL TOPLANTISI ZABITLARI - 17 AĞUSTOS 2016


BURSA KENT KONSEYİ “KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ’NDE BURSASPOR’UN ROLÜ” KONULU
BURSA KONUŞUYOR TOPLANTISI
17 Ağustos 2016 ÇARŞAMBA / SAAT: 14.30
Merinos AKKM Başkanlık Salonu

Sunucu: Sayın Bursa Kent Konseyi Başkanım, Sayın Bursaspor Kulübü Başkanım ve Teknik Direktörümüz, Bursa Kent Konseyinin değerli Yürütme Kurulu ve Genel Kurul Üyeleri ve sevgili basın mensupları, Kent Kültürü ve Kentlilik Bilincinde Bursaspor’un Rolü konulu Bursa Konuşuyor Toplantısına hepiniz hoş geldiniz. Toplantımıza başlamadan önce vatanı uğruna canlarını feda eden aziz tüm şehitlerimiz ile 15 Temmuz günü ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kasteden darbe girişiminde hayatını kaybeden şehitlerimizin anısına sizleri saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşını okumaya davet ediyorum.
Toplantımızı yönetmek üzere Bursa Kent Konseyi Başkanımız Sayın Hasan Çepni’yi yerine davet ediyorum. Konuyla bilgilerini ve görüşlerini bizlerle paylaşmak üzere Bursaspor Kulübü Başkanı Sayın Ali Ay, Bursaspor Kulübü Teknik Direktörü Sayın Hamza Hamzaoğlu, Kastamonu Üniversitesinden Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sayın Ersoy Soydan’ı, siz değerli misafirlerimizi yerlerine davet ediyoruz ve toplantımızı yönetmek üzere sözü Bursa Kent Konseyi Başkanımız Sayın Hasan Çepni’ye bırakıyorum.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Çok değerli Bursaspor Başkanım, değerli Teknik direktörümüz, değerli hocamız ve çok saygı değer Kent Konseyimizin değerli Yönetim Kurulu Yürütme Kurulu üyelerimiz, değerli Genel Kurul üyesi arkadaşlarım, bu gün Kent Konseyimizin düzenlemiş olduğu Bursa Konuşuyor toplantılarında Kentlilik Bilincinde Bursalılık noktasında Bursaspor’un Rolünü konuşacağımız bu güzel toplantıya hepiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Tabi her şeyden önce Bursa Kent Konseyi şehrin genel parlamentosu bir çatı kuruluşu gibi çalışmakta, Haziran başında yaptığımız Genel Kurulumuz sonrasında yeni Yürütme Kurulumuzla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bir yaz dönemiydi aradan bir Ramazan ayımız geçti bir de bayram geçirdik. Ardından işte hepimizin beraber yaşadığımız çok sıkıntılı günler yaşadık. 15 Temmuz’u bir kâbus gibi ülkemizin üstüne çöken bu kâbusu hep beraber birlik beraberlik içinde milletimiz başta büyük Türk Milleti, beraberinde Emniyet güçlerimiz, elbette ordumuzun kahraman evlatları hep beraber çok sıkıntılı bir dönemi geride bıraktık inşallah. Demokrasi nöbetlerimiz vardı hep beraber devletimizin başında Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, tüm siyasi partilerimizin el ele verdiği bir ortamda ülkemizin tüm fertleri tüm vilayetlerde herkes ayakta ülkesine, milletine, vatanına sahip çıktığını hep birlikte gösterdi. Bu Türk Milletinin 1915 Çanakkale günlerinden sonra ikinci kere yaşadığı usta bir direniş ve gerçekten yeniden büyük Türkiye’nin şahlanışının adeta bir göstergesi oldu. Buradan hayatını kaybeden 240’ın üzerindeki şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar diliyoruz. Şu günler biraz daha normalleşmeye doğru gittiğimiz günler. Hamdolsun devletimiz, milletimiz hep beraber el ele verdik inşallah vatanımıza birliğimize göz diken bu Fetö Terör Örgütü ve uzantılarının inşallah hep beraber bünyemizden atacağız ve ülkemiz aydınlık yarınlara emin adımlarla 2023’te ki Cumhuriyetimizin 100.yılına daha sonraki hedeflere emin adımlarla gidecek inşallah. İşte bu normalleşmeye başladığımız bu günlerde de Bursa Kent Konseyi bu gün şehrimiz adına Kentlilik Bilicine büyük önem veriyoruz ve hatırlarsanız bahar aylarında bu salonda tüm Türkiye’den 49 Üniversite’den 70’in üzerinde akademisyenin sunum yaptığı Kentlilik Bilinci Sempozyumunu gerçekleştirdik. Türkiye’de bu kadar geniş çaplı ilk bir sempozyumdu. Kentlilik Bilincinde şehre ait olan, o şehri özümsemek, şehirle bütünleşmek, aidiyet duygusunu yükseltmek. Ama bunun birçok etkenleri vardı işte tüm bunları masaya yatırmaya çalıştık, farklı fikirleri burada dinleme şansımız oldu. Orada bir stat yapmıştık artık Kentlilik Bilincinden sonra Bursalılık bilincini işleyeceğimiz şehrimizin bu şehirde yaşayan yaklaşık 3 milyon insanımız Bursalı olarak kendini arz edecek, Bursalılık bilincinin ne kadar ulvi bir duygu olduğunu güzel ve hasret olduğunu hep beraber yaşamak istiyoruz. İşte bunun bir başlangıcı bir bölümünü teşvik ettiğine inandığımız o günkü Ersoy hocam o gün sunumunda bunu çok güzel ifade etmişti ben onun sunumundan zaten etkilendim, kendisine de teşekkür ettik kendisi de Bursalı bir değerli akademisyen hocamız Kastamonu Üniversitesinde ama gönlü hep Bursa’da. Onun da Bursaspor’un Kentlilik Bilincinde gerçekten büyük önem arz ettiğini çok güzel anlatmıştı. Biz de bu gün hem bize gelen teklifleri değerlendirdik Kurul Üyelerimizle ve ilk toplantımızı bunun üzerine bina etmek istedik yani Kentlilik Bilinci noktasında Kent Kültürü ve Kentlilik Bilincinde Bursaspor’un Rolü. Hakikaten böyle bir duruma nasıl bir etkisi var, şehirlerde bu spor takımlarının şehire katkıları var mı? İşte bunları görerek biz gerçekten buna inanmamız için de bu gün karşınızdayız. Sağ olsun çok değerli vakitleri arasında bu konuya önem verdikleri için çok değerli Bursaspor Kulüp Başkanımız Ali Ay Bey’e huzurunuzda çok teşekkür ediyorum, bu önemli, burada bizi yalnız bırakmadığı için. Değerli Teknik direktörüm şu anda ligler başlamak üzere yoğun hazırlıklar içerisinde burada tecrübelerini paylaşmak adına bu gün bizlerle beraber. Değerli Ersoy hocama ayrıca teşekkür ediyorum bu gün yine aramızda. Büyükşehir Belediye Başkanımızın da aslında aramızda olması söz konusuydu fakat bu hepinizin yakın takip ettiği Budo seferlerimizin Kabataş iskelesindeki sıkıntılı durumunu çözmek adına iskelede şu anda bir başka yere deniz otobüslerimizin yanaşma durumu var İstanbul’da o durumları çözmek adına dünden bu yana rastlayan randevusu için, ayrıca selamlarını salonumuza iletmiş olayım. Değerli arkadaşlar ben sözü artık uzatmadan hemen programımızın bu bölümüne geçmek istiyorum ve ilk sözü Ersoy hocama vermek istiyorum. Buyurun hocam.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Öncelikle hepinize teşekkür ediyorum, ama daha çok Hasan Bey’e, Bursaspor Kulüp Başkanı Ali Ay’a ve Bursaspor Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu’ya, Bursa’nın değerli basın mensuplarına, protokoldeki değerli hemşerilerime öncelikle teşekkür ediyorum. Ayrıca gerek 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan kahraman milletimize, 240 vatandaşımıza, gerekse 17 Aralık(Ağustos) depreminin bugün yıl dönümü bende Armutlu nüfusuna kayıtlı bir vatandaşım, ölen hemşerilerime tekrardan rahmet diliyorum ve saygıyla hepsini anıyorum. 1988 yılından beri aslında Bursa’da değilim, yani okumak için ayrıldım Bursa’dan ve o gün bugündür 28 yıldır ancak işte tatillerde geldiğim söylenebilir Bursa’ya. Ama hiçbir zaman Bursa’yla gönül bağımı kopartmadım. Kastamonu Üniversitesi’nin dekan yardımcısıyım şu an iletişim fakültesinin. Evvela her dönem açıldığında işte bu arada öğrencilerimde var birkaç kişi. Öğrencilerime sorarım aranızda Bursa’dan gelen var mı diye, 4 – 5 kişi çıkar, hanginiz Bursaspor’u tutuyor dediğimde 1 – 2 kişi çıkar. Tabi onları da severim diğerlerini de severim ama Bursaspor’u tutmuyorum diyen bir Bursalıyı anlamakta güçlük çekerim her zaman için. Çünkü bizler, yani buradaki birçok arkadaşım gibi bende öyle düşünüyorum. Bursalı olduğumuz için Bursasporlu, Bursasporlu olduğumuz için de Bursalıyız. Her ne kadar gurbette yaşasam da bu fikir hiçbir zaman kafamda değişmiş değil. Ama Bursa’nın bir özelliği var o da göçmen kenti olması. Bu bir takım sinerjiye de neden oluyor, bir takım sorunlara da neden oluyor, göçmen kenti olması. Türkiye’nin dördüncü büyük kenti olan Bursa, geçtiğimiz yüzyılın en çok göç alan kentlerinden bir tanesi. Balkanlardan Kafkasya’ya kadar Türkiye’nin her tarafından gelen göçmenlere ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle nüfusu kozmopolit nitelik taşıyor. Her yöreden, 81 vilayetten insan yaşıyor. Ama bugün baktığımızda TÜİK verilerine göre yaşayanların neredeyse yarısı Bursa nüfusuna kayıtlı değil. Bu yani gerek Bursalılık bilincinin kazanılmasında, gerek kente aidiyet hissetmede ciddi bir sıkıntı yaratıyor bence, hemen hemen yarısı değil Bursa nüfusuna kayıtlı değil. Bir önceki rakamlarda da durum değişmiyor. Aslında yüzyılın başında da değişmiyor. Yani Bursa’da doğanlar nüfusun % 19’unu yani 5 kişiden 1’ini oluşturuyor ancak. Yurt dışından her hangi bir şekilde Balkanlardan veya Kafkasya’dan gelenler %34’ünü, Doğu Anadolu ya da Güneydoğu Anadolu kökenler %13’ünü, Kafkasya Kökenler %18’ini, Karadenizliler %9’unu, diğerleri ise %7’sini oluşturuyor. Gördüğünüz gibi kozmopolit bir şeye sahip. Elbette göçmenlerin doğup büyüdükleri toprakları unutup, yeni kentlerine alışmaları oldukça zahmetli ve zor bir süreç, uzun bir süreç. Yani birinci kuşağın Bursa’yı benimsemesini, kendilerini Bursalı hissetmelerini o kadar kolay bekleyemeyiz, uzun bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Farklı coğrafyalardan kente göçen Bursalıların belki de buluştukları tek ortak noktaysa Bursaspor olmuştur. Bursa’da başka hiçbir aidiyetin siyasi partilerin veya herhangi bir şeyin Bursaspor kadar birleştirici olmadığını söyleyebiliriz pekâlâ. Günümüzde Bursaspor’u tutmak, özellikle Bursalılar tarafından, Bursa’yı sevmekle, ona sahip çıkmakla eşdeğer kabul edilen bir olgudur. Birazdan bu meseleyi biraz daha açacağız. Etnik, dini, sınıfsal ya da siyasal farklılıklar Bursaspor maçlarında unutulmaktadır. Böylece Bursaspor taraftarı yalnızca Bursaspor’u değil kentinde bir parçası olduğunu hissetmektedir. Özellikle Atatürk Stadyumu’nda da, şimdiki Timsah Arena’da da ambiyans böyleydi. Bursaspor’un birkaç özelliğinden bahsetmek istiyorum. Birincisi ilk kent takımı, daha önce kurulmuş bir kent takımı yok ilk örneğiyiz biz yani Bursa kentinde kurulan Bursaspor ilk örnek. Bununla ilgili çok uzun şeylere girmeyeceğim ama ilk olduğumuzu hatırlatmakta fayda görüyorum. Aynı zamanda 1963 bizim birleşme tarihimiz ve Bursaspor’un aslında kurucu ortaklarına baktığımızda yani ilk beş takıma baktığımızda 1918’e kadar dayandığını göreceğiz ve100 yıllık bir geçmişi var Bursaspor’un. Birleşme tarihinin değil de ilk kurucu kulüplerden bir tanesini esas almanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Bu bizi daha köklü bir geçmişe, daha önceki iki amatör Türkiye şampiyonluğunu da sahiplenmeye götürecek bir şey bence bu bana göre önemli bir şey. Başkanımızda buradayken hatırlatmak istiyorum. 1963’te kurulan ilk kent takımı dedik, beş kulübün birleşmesi yöntemi ve kent ismi verilerek oluşturulan ilk kulüp Bursaspor. Diğer kentlerde Bursaspor’u izlemiş. Trabzonspor, Eskişehir veya başka takımlar. 2010 yılında ki Türkiye şampiyonluğu tabi Trabzonspor’un ardından Anadolu’ya ilk kez şampiyonlar getirmesi önemli bir şey ama bu şampiyonluk Bursa’nın ilk Türkiye şampiyonluğu değil, daha önce iki tane daha Türkiye şampiyonluğu var. Profesyonel ligler kurulmadan önce Acar İdman Yurdu ve Güven Spor birer kez Türkiye şampiyonu olmuş. 1955’te Acar İdman Yurdu, 1959’da Güven Spor. 1 Haziran 1963’de beş kulübün birleşmesiyle kuruldu Bursaspor biliyorsunuz. Ancak kurucu takımların çoğunun geçmişi 1930 yılından önceye dayanıyor. Hatta Bursa’nın ilk futbol ve spor kulübü olan Turan İdman Yurdu 1910 yılında kurulmuş. Bu durumda aslında yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ve ikisi amatör, biri profesyonel olmak üzere üç Türkiye Şampiyonluğu elde etmiş olduğumuzu hatırlatmak isterim tekrardan. Bursaspor’u oluşturan beş takımdan Acar İdman Yurdu 1918 yılında kurulan Orhaniye İdman Yurdu’nun devamı. Orhaniye İdman Yurdu 1924’te Sanatkârlar Spor Kulübü ile birleşmiş, daha sonra 1934 yılında da Acar İdman Yurdu adını almış. Dolayısıyla 1918 esas alınmalı diye düşünüyorum. 1963 senesi de Bursaspor’u kuran kulüplerin birleşme ve profesyonel olma tarihi olarak yine kulüp tarihindeki yerini korumalıdır. Bu bizi aşağı yukarı bir elli sene daha geriye götürecek daha köklü bir mirasa, şehrin spor geçmişine de sahip çıkmaya götürecek bir şey diye düşünüyorum şahsen. Diğer kulüplerin geçmişi de işte Akın Spor 1927, Çelik Spor 1930 bir hayli eskiye dayanıyor. Bursaspor’un armasında beş tane yıldız var malum, armada yer alan yıldızlardan siyah, Acar İdman Yurdu’nu yani 1918’de kurulan Acar İdman Yurdu’nu, sarı İstiklal Sporu, yeşil Pınar Sporu, lacivert Çelik Sporu, kırmızı ise Akın Sporu sembolize ediyor. Bursaspor’un 1963 – 1964 sezonunda 2.ligde yer almaya başladığını, 1967 yılından beri birkaç sene arayı saymazsak 1.lig de top koşturduğunu hatırlatmak gerekir. Bu dönemde 2010 yılına kadar ki en büyük başarısı 79 – 80 sezonundaki dördüncülük ve 1986 yılındaki Türkiye kupası. 16 Mayıs 2010 günü kazandığı şampiyonluk ise Trabzon Sporun ardından 26 yıl sonra ilk kez Anadolu’ya şampiyonluğu getirmesi mucizevi bir olay Anadolu devrimi olarak adlandırılabilir spor literatüründe. Bursaspor’un şampiyonluğu elbette sportif bir başarı ama sadece sportif bir başarı değil. Şehrin kentin kenetlenmesi ile alakalı bir şey. 2009 – 2010 sezonunda “O sene bu sene” sloganıyla motive olan kent dinamikleri her anlamda bir araya gelmiştir. Ve ben o zaman İstanbul’da yaşıyordum, bizden başka hiç kimse inanmıyordu. Yani Bursaspor taraftarı olmanın böylede bir şeyi var. Biz ama ikinci yarının başlarında şampiyon olacağımıza inanıyorduk. Kimse inanmıyordu yani. Hala daha İstanbul kulüplerinin, özellikle medya mensuplarının inandığını düşünmüyorum. Öyle bir şey ki yani 35.000 kişiyle deplasmana gidildi, bu İstanbul Büyükşehir deplasmanına bu Türk futbol tarihine deplasman ilk on olarak geçmiş bir şey. Ayrıca Topçular iskelesinde on binlerce kişi özellikle kazanılan İstanbul takımlarıyla kazanılan maçlardan sonra karşılanmaya gitti bu da hani pek öyle görülmüş şeyler değil. İç sağdaki maçların çoğu kazanıldı ve 26 yıl sonra şampiyonluk Anadolu’ya geldi. Bu tabi ki bir inancın zaferi Anadolu’da sadece Bursa’da değil, Anadolu’da da birçok kentte yer yerinden oynamıştı ki bu şampiyonlukla ilgili olarak bir marş dahi vardı ve o şeyde Boğaz Köprüsüne bir bayrak asıldı, biz de altına geçip fotoğraf çektirdik. Kent takımlarının Bursaspor gibi Dünya’nın birçok ülkesinde kent takımı var şampiyon olması öyle çok sık rastlanan bir şey değil, çok da karşılaştığımız bir şey değil. Şimdi takdir etmek gerekir ki endüstriyel futbolda örneğin Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımların maddi güçleri, lobileri, medya güçleri bizimle eş değer değil. Biz her zaman bir kent takımı olarak mütevazı bir bütçeyle onlara göre daha eşit olmayan koşullarda mücadele etmek zorundayız. Bu bir mukadderat diyebiliriz yani. Sadece kentin kenetlenmesiyle bundan kurtulabiliriz, yani bu eşitsizliği ancak öyle yenebiliriz. Baktığımız zaman Bursaspor birleşmesinin 47. Yılında şampiyon olabilmiş, çok daha küçük bir kent olan işte Leicester City 132 yıl sonra, 132 yıl beklemiş şampiyon olmak için İngiltere premier liginde. Kent takımlarının taraftarları kentlilik bilincinin ne olduğunu iyi bilirler. Bu durumda yani kimi zaman yüz yıl bekliyorsun kimi zaman elli yıl bekliyorsun. Bursaspor taraftarlarının sıkça dile getirdiği gibi şampiyon takımı tutmazlar yani böyle bir gerek yok. Sabredip tuttuğu takımı şampiyon yaparlar. Bunun için bazen yarım asır, bazen bir asırdan fazla beklemeyi de göze alırlar. Bursaspor’un kuruluşundan itibaren kendisini üç büyükler olarak adlandırılan İstanbul takımlarının karşısında konumlandırdı. Taraftarların deyimiyle, Bizans’a karşı Anadolu’nun sesi olarak gördüğü söylenebilir. Tabi burada Bizans’ı bir abone olarak söylüyorlar. Bir Bursaspor taraftarı başka kentlerde oldukça yaygın olan ikinci takım kavramına karşı çıkar. Bir Çorum değil burası veya başka bir Anadolu kenti değil. Birinci Lig’de elli senedir aşağı yukarı top koşturan bir kulüp. Gerçek bir Bursasporlu’nun asla ikinci takımı olmaz, olamaz öyle bir şeye inanmıyorduk yani. Kentlilik bilincine ve kente karşı aidiyet duygusuna sahip olmak için aynı mekânı paylaşmanın yanı sıra ortak paydalar gerek. Aidiyet kentlilik bilincinin ana unsurlarından biri. Kendini kente ait hisseden bir kişi, kente sorumlu davranmakta yani kentlilik bilincine ulaşmakta. Göçmenlerin ise yeni kentlerine alışmaları oldukça uzun bir süreç. Araştırmacı Raif KAPLANOĞLU’nun bir yazısından almıştım bunu. Şöyle diyor; Bursa’yı yöneten yerel yöneticiler, ülkemizin hatta dünyanın dört bir köşesinden Bursa’ya gelip yerleşen insanlara hemşehrilik bilinci aşılamak için, bir dizi kültürel etkinlik düzenliyor. Onları Bursalı yapmak istiyor, bence yapmalı da. Diyor ki; “Eğer tüm Bursalılar’ı hemşehrilik bağlarıyla birbirine bağlamak istiyorlarsa önce Bursasporlu yapmaları gerektiğine inanıyorum. Bursasporlu olmadan bir kişinin Bursalı olması çok zordur” diyor. “Bugün Bursa Türkiye Şampiyonu” şampiyonluktan sonra yazdığı bir yazı. “Bursalı yerel yöneticiler ne kadar para harcasalar da, kentlilik bilincini geliştirmek için ne kadar çaba harcasa da bu kadar etkili olamaz” diyor. “Yüzbinlerce Bursalı nasıl şampiyonluk gecesi aynı duygularla bağırmıştı meydanlarda, Bursa’nın marka değeri için harcanan tüm emeklere karşın, bir avuç Bursasporlu sporcu ve spor adamı, Bursa’nın marka değerini arttırmıştır” diyor. Bunlara biraz daha değineceğiz. Bu değişik coğrafyalardan Bursa’ya gelen, az önce de söyledik yarısı Bursa nüfusuna ait değil, birleştikleri buluştukları, tek ortak payda Bursaspor. Hiçbir yerin bu kadar birleştirici olmadığını tekrar hatırlatmak istiyorum. Bursasporluyum denildiğinde başka bir toplumsal sembole ya da söyleme gerek kalmıyor, kentsel bir kültüre aidiyet söylenmiş oluyor. Yani Bursasporluyum demek, Bursalıyım o şehirde doğdum büyüdüm ona aşığım demekle eşdeğer güçte. Kentlilik; bireylerin kentte yaşamasının gerektirdiği koşul ve normları anlamış, özümsemiş ve benimsemiş olmaları demektir. Kentlilik bilinciyse, kentte yaşayan bireylerin kente özgü tutum ve davranışlar sergilemeleri, birer kentli birey olduklarının farkında olmaları ve buna uygun davranmaları anlamına gelmektedir. Bunun oluşabilmesi içinse kendisini kentin bir parçası hissetmesi lazım insanın. Kente karşı aidiyet duygusunu hissetmek, kenti sahiplenip, korumak, kentlilik bilincinin oluşumu için gerekli olan unsurların başında gelmektedir. Bunların kentte yaşayanların birbirini fark etmesi, anlaması, farklılıklarını çeşitlilik olarak algılaması ve bu çeşitlilik ve renk armonisinden kent kültürü kentlilik adına ortaklıklar çıkarma çabalarının bütünüdür kentlilik bilinci. Dolayısıyla yaşadıkları yere aidiyet hissi ile bağlanmaları ve orayı sahiplenmelerini de beraberinde getiriyor. Bursa’da kentlilik bilinci araştırmasından elde edilen bulgulara göre; kentlilik tanımı açısından, kendini Bursalı hissetmek ve evin sahibi gibi görmek önemli faktörler olarak öne çıkıyor. Kentliliğin bir yerde doğmuş olmaktan daha çok, kendini bir yere ait hissetmekle açıklanması, kentliliğin sonradan bireysel çabayla kazanılacağı bilincinin oluşması, nüfusunun neredeyse yarısı başka kentlere kayıtlı olan Bursa açısından son derece önemli bir şey. Bunu Bursaspor’un tribün liderlerinde de görmek mümkün. Kentin heterojen yapısını, Teksas’ın tribün liderlerinden Selim KURTULAN İstanbul, Taraftarlar Derneği Başkanı Mehmet GÜZELSÖZ ise Diyarbakır doğumlu. Bunların her ikisi de küçük yaşta Bursa’ya yerleştikten sonra tribündeki yerlerini almaya başlamışlar. Mehmet GÜZELSÖZ kendisiyle yapılan bir söyleşide yani öyle anlatıldığı gibi bir yapıya sahip olmadıklarını, şehir milliyetçisi olduklarını ve ortak paydalarının Bursa ve Bursaspor olduğunu ifade etmişti. Günümüzde Bursaspor'u tutmak, Bursalılar tarafından Bursa'yı sevmekle ve ona sahip çıkmakla eşdeğer kabul edilen bir olgudur. Başta Bursaspor olmak üzere Anadolu kulüplerinin taraftarları takımlarının hakkını savunmayı, kenti savunma anlamına gelen "şehri-i müdafaa" olarak adlandırmıştır. Anadolu takımları zaman zaman yaptıkları yürüyüşlerle takımlarının uğradıkları haksızlıkları protesto etmektedir. Bursasporlu olmak, Bursalı olmanın ve kenti savunmanın kriterlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Böylece Bursaspor taraftarı yalnızca Bursaspor'un değil, kentin de bir parçası olduğunu hissetmektedir. Bursaspor tribünlerinin merkezi sayılan farklı etnisite ve siyasi görüşlerden insanların yer aldığı Teksas grubunun felsefesinin temelini "her şey Bursa için” ve “anti İstanbul" düşüncesi oluşturmaktadır. Bursa adının olduğu her platformda kentin her türlü değerinin yanında yer almayı esas almaktadırlar. Bursaspor taraftarı aynı zamanda Bursa milliyetçisidir de. Şahsen ben bir Bursa markasını satın almayı, yani pahalı dahi olsa her zaman için yani şehir dışında yaşadığımda tercih ederim. Gazozsa gazoz, yoğurtsa yoğurt neyse Bursa markası almayı tercih ederim. Aynı zamanda Bursa markası almak bizim için alışverişten çok bir keyif, o şehre bir vefa gibi geliyor yani. İsmail DOĞAN Bursaspor taraftarlarının bir renk, bir kent, bir coğrafya, bir tarih ve bir inanç taraftarlığı olarak değerlendirmekte ve Bursalıların özelliklerini şöyle anlatmaktadır: “Başarma duygusu yüksektir. Mensubiyetlerine ve kente aidiyetlerine önemle vurgu yapan, kent ayrıcalığını üreten coğrafyanın bahşettiği doğal renklere tutkun insanlardır. Onun için yeşili, onun için beyazı severler. O nedenle Bursa onlar için her türlü sosyal kimliğin önünde yer alır. Bursaspor onlar için Bursa’nın, çok sevdikleri kentin büyük bir değeridir. Bursalılar işte bu nedenle Bursasporludurlar. Bu yüzden şampiyonluk onlar için araçtır. Öyle mutluyuz ki bu sene şampiyonluğun canı cehenneme”, ya da “kupalara tapsaydık Bursasporlu olmazdık” diyebilmektedirler. Günümüzde kentleri dünyaya tanıtmanın en önemli yollarından biri kuşkusuz futboldur. Parma, Sevilla, Roma gibi gelişmiş, tarihi ve doğal zenginliklere sahip kentler daha çok futbol takımlarının başarılarıyla tanınmaktadır. Futbol takımlarının başarısı büyük bir tanıtım olanağı sağlamakta ve doğal olarak kentlere olan ilgiyi de arttırmaktadır. Bursa kentinin en büyük markası kuşkusuz Bursaspor’dur.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe kendisiyle yapılan bir röportajda Bursaspor’la ilgili olarak şunları söylemiştir: “Bursaspor'la ilk defa bu kadar yakından ilgilenen belediye başkanı biziz. Niçin? Çünkü bu şehrin ismini öne çıkarmak çok önemli. Biz, buna çok önem veriyoruz. Bu şehrin mümtaz bir kulübü var: Bursaspor! Ona sahip çıkmak gerekir, destek olmak gerekir. Şehrin adını bu yoldan kolaylıkla duyuruyorsunuz çünkü bu şehrin bir markası. Marka şehir dediğimiz, böylesi markalarıyla oluyor. Başka türlü olmaz.” Sonuçta çok köklü ve güçlü bir futbol geleneğine sahip olan Bursa, profesyonel ligler kurulmadan önce iki kez Türkiye şampiyonluğu yaşamış, futbolla her zaman iç içe olmuş bir spor kentidir. 1963 yılında kurulan Bursaspor aynı zamanda Türkiye'nin ilk kent takımı olarak tarihe geçmiştir. Bursaspor, kentin demografik dağılımına uygun bir şekilde beş farklı toplumsal kesimi temsil eden kulübün birleşmesiyle kurulmuştur. Böylelikle kozmopolit bir karaktere sahip olan kentin tüm renkleri kendini Bursasporlu olarak görebilmiştir. Türkiye'nin 80 kentinden göç alan Bursa'nın demografik yansımasını tribünlerde de görmek olanaklıdır. Bunlar tribün liderleri de ortak paydalarının Bursa ve Bursaspor olduğunu ifade etmektedir. Bursaspor'un maçlarında her türlü fark ortadan kalkmaktadır, herkes artık aynı heyecanı taşıyan birer taraftar olarak tribündeki yerini almaktadır. Bursaspor’un şampiyonluğunda da kentin kenetlenmesi çok önemli olmuştur. Pek çok işlevi olan futbol gündelik yaşamımızın vazgeçilmezlerinden biridir. Bursaspor'un galip geldiği haftalarda sanayi üretiminde artış olduğu bile öne sürülmektedir. Bu durum bile Bursaspor’un Bursalıların gündelik yaşamlarında ne denli önem taşıdığının kanıtıdır. Özellikle yerel medyanın ateşli taraftarı kadar büyük baskı oluşturduğunu hatırlatmak isterim. Bursa'da yaşayanlar doğdukları ya da doydukları, yani Bursa'yı, kendi kentleri olarak görmedikçe bir kentlilik bilincinden söz etmek mümkün olmayacaktır. Farklı coğrafyalardan gelerek Bursa'yı yurt edinen göçmenlerin kendilerini Bursalı hissetmeleri son derece önemlidir. Bana göre Bursa gibi kozmopolit bir kentte kentlilik bilinci yaratmanın başlıca yollarından biri, kentte yaşayanların Bursasporlu olmalarını sağlamaktan geçmektedir. Zira bu aşama Bursalı olmanın ve kente aidiyet duygusuyla bağlanmanın ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Bu konuda kentin ve Bursaspor’un yöneticilerine görev düşmektedir. Son olarak özellikle Bursasporlu Eğitimciler Hareketi’nin kampanyalarını bu konuda özellikle genç kuşağın, göçmenlerin Bursaspor’u benimsemesi konusundaki en önemli faaliyetlerden gördüğümü söyleyebilirim. Tabi başka Kentin bileşenleri de faaliyetler gösteriyor, ben örnek olsun diye söyledim. Bu konuya önem verilmesini rica ediyorum. Hepinize çok teşekkür ederim.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Doç. Dr. Ersoy Soydan hocama güzel sunumundan dolayı teşekkür ediyoruz. Bu konuda çok geniş araştırmalarının ve çalışmalarının olduğunu çok iyi biliyorum. Artık bu ismi genel kurul üyelerimiz daha yakından takip etmiş oldu. Umarım hem eserlerini paylaşma imkânı buluruz, fırsatı buluruz. Bu ilk bölümde Ersoy hocam tabi akademik bir göz ama buna inanmış bir kalpte çok güzel toparladı konuyu, güzel bir sunum yaptı bize. Değerli arkadaşlar şuan da tüm dünyada ülkeler değil aslında şehirler yarışıyor. Bunun hepimiz yakın şahidiyiz. Belki 50 yıl önce ülkelerin adları geçerdi 30 yıl önce ama artık son 20 yılda 25 yılda artık şehirlerin isimleri öne çıktı. Ve şehirlerin yarıştığı bir dünyada, şehirlerin yarışında şehirleri öne çıkaran, onun marka değerine değer katacak olan en önemli unsur; bugün tüm dünyanın peşinden koştuğu bir futbol. Bunun için Bursaspor’un bu noktadaki önemini az önce de dinlemiş olduk. Bursaspor’un Türkiye’nin ilk kent takımı olmasının ayrı bir özelliği var, 1963 yılını hepimiz biliyoruz ama o birleşme tarihi olarak bir kez daha dinlemiş olduk, bir de bunun 1918’lere uzanan bir aslında futbol tarihimiz var. Tabi bu şehir az önce de bir sunum aslında ilk dinlediğin zaman belki biraz yadırganabilir. İşte şehrin nüfusunun yarısı başka şehirlerde kayıtlı ve oradan gelmiş, göç edilmiş bir şehir. Ama şunu unutmamak lazım değerli arkadaşlar bu şehir Bursa. 2026’da bu şehrin 700. Fetih yıldönümü kutlanacak bakın, Bursa’nın fethinin 2026’da 700. Yılını kutlayacağız. Hatta Kent Konseyi’mizde bununla ilgili çalışma grubumuz bile var bu hazırlıkları yapan. Bu şehir bir çınar, Bursa bir çınar her zaman söylüyoruz kökü mazide dalları abide bir çınar gibi Bursa. Bu şehir hepimizin şehri, bu şehir asırlardan beri bir medeniyetimizin izlerini taşıyan bir şehir. Bu şehre bu yüzyılda gelmiş olabiliriz belki 300 yıl önce dedelerimiz gelmiş görmüş olabilir, biz bunları bilemiyoruz geçmişimizi. Ama bu şehrin, herkesin bir parçası var bu şehirde. Böyle bir şehirde yaşıyoruz inanın, bu şehir bir başka şehirle mukayese edilecek bir durumu yok bu şehrin. Demografi yapıları bile onun için bir kenarda tutmamız gerektiğini ifade etmek için bunu anlatıyorum. Bu şehir, tamamı yaşayanların tamamı Bursalı, böyle bilinmesi lazım. İşte bu kimliğimizi de hatırlamamız için işte bu programları yapacağız, bundan sonrasında daha da hızlandıracağız Bursa’da kentlilik bilincini, aidiyet duygusunu. Yani herkes işte Kosova’daki Murat Hüdavendigar’dan dolayı Bursalı olmanın ne kadar gurur olduğunu iyi bilmeli, Ulubatlı Hasan’dan dolayı da bu onuru, gururu herkes taşımalı, bunu hissetmeli. Daha çok anlatacak örneklerimiz var, bu noktada hakikaten Bursaspor’un da birleştirici, insanların her türlü farklı fikirlerini ötesine taşıyabilen, tek şehri düşünebilen, şehir için kalplerinin attığı çok önemli bir nokta olduğunu ifade etti, ben teşekkür ediyorum değerli hocama. Şimdi bu bölümde çok değerli teknik direktörümüz Hamza hocamıza Hamza Hamzaoğlu’na sözü vermek istiyorum. O da başarılı bir teknik direktörümüz, kendisiyle iftihar ediyoruz. Bursaspor’un belki de “O Sene Bu Sene ”si tekrar. Buna yürekten inanıyoruz ve bu yeni başlayacak ligde de, liglerde de kendisine ve takıma başarılar diliyorum her şeyden önce, nice başarılara imza atması dileğiyle ben kendisine sözü vereceğim çünkü onun birçok şehirde de tecrübeleri vardır. Şehir ve takım futbol takımı nedir, nasıl bir marka değeri ifade ediyor, buyurun hocam.

Hamza HAMZAOĞLU – Bursaspor Kulübü Teknik Direktörü: Evet, herkese tekrar merhaba, öncelikle böyle bir geçmişe, tarihe ve kültüre sahip bir şehirde görev yapıyor olmaktan ve bir şeyleri paylaşıyor olmaktan son derece mutluyum, bunu dile getirmek istiyorum. Dışardan baktığımızda da Bursa zaten kendini ispatlamış yani Türkiye’de kendini kanıtlamış yavaş yavaş Türkiye dışına da açılmış bir şehir. Bunun en büyük markası sayın başkanımızın söylediği gibi, Ersoy hocamızın da bazı anekdotlarla dile getirdiği gibi en büyük markası Bursaspor. Çünkü spor, bugün bizler yaşadığımız için bunu çok net görüyoruz ve biliyoruz. Spor bugün dünyada reklam değeri en yüksek olgu yani benim daha önce çalıştığım kulüplerde birçok firmalar kulüplere sponsor oluyorlardı. Onların patronuyla, sahibiyle konuştuğumda bana şunu söylemişti: Bizim firmamızın tanınırlık oranı yapılan anketlere göre %51 idi spora girmeden önce. Bir futbol takımı aldık, şu anda çok değil 2-3 ay geçmişti, 3 ay sonra yapılan ankette bizim tanınırlık oranımız %97 çıktı dedi yani futbol ve spor böyle bir şey. O yüzden Bursaspor’a özellikle Bursalıların çok değer vermesi, sahip çıkması gerekir. Yine çok kısa bir geçmişten bahsedeyim, Akhisar spor ile elde ettiğimiz başarılardan birazcık bahsedeyim. Akhisar spor ile anlaştığımızda beni birçok kişi aradı, çünkü daha iyi yerlerde düşünüyorlardı bizi; “Ya Akhisar’da ne işin var, neresi orası?” yani Akhisar’ın yerini bilmeyen o kadar çok insan olduğunu fark ettim ki. Ama bugün size sorsam Akhisar’ın yerini bilen bilmeyen var mı diye, ismini duymayan var mı desem, belki hiç kimse çıkmaz yani futbol böyle bir şey. Akhisar’da zeytin üretiminin çok, Türkiye’nin en çok zeytin üretilen yeri olduğunu söylesem yine bilmezsiniz yani bunları futbol sayesinde bu ülke öğrendi. Bunu neden söylemek istiyorum. Bugün Bursa zaten kendini ispatlamış, ben biraz daha aslında vizyonumuzu geniş tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün Türkiye’de, Bursa’nın kendini ispatlamaya ihtiyacı yok. Bugün Bursa’nın ve Bursaspor’un kendini bence dünyaya ispatlamaya ihtiyacı var. Bursaspor sadece Bursalıların tuttuğu bir takım olarak kalırsa bence bu çok doğru bir yol olmuş olmaz. Eğer Bursaspor’u bugün Türkiye’nin diğer şehirlerinde tutan insanlar varsa, o formayı üstüne geçirip o şehirde dolaşabiliyorsa ve biz yurtdışında Bursaspor Store’lar açabiliyorsak ve orada formalarımızı satıp o yabancı yani Türk olmayan insanların üzerinde Bursaspor formlarını görebiliyorsak, işte o zaman bence Bursa ve Bursaspor layık olduğu yere gelmiş olur. Tabi buralara ulaşmak için bazı adımları atmamız gerekiyor yani önce buradan başlamamız gerekiyor, önce Bursa’dan Bursaspor’a sahip çıkmamız gerekiyor, bu çünkü çok önemli bir değer. Bursaspor’un elde edeceği başarılar dolaylı yoldan hepimize bir şekilde hem mutluluk, hem huzur, hem de ekonomik anlamda katkı sağlayacak bunu kesinlikle bilmemiz gerekiyor. Yine çok Akhisar’dan bahsetmek istemiyorum ama bildiğim tecrübelerimi aktarabilirim sadece. Akhisar sporun süper lige çıktıktan sonra ben inanıyorum ki ekonomik anlamda şehre girdisine bakılırsa en az %40-%50 artmıştır. Çünkü futbol ve spor öyle bir şey ki bir güven telkin ediyor her şeyden önce. Bursaspor’da Bursalı bir işadamı olarak yurt dışında bir iş görüşmesine gitseniz ve sizle beraber 4-5 ülkeden farklı firmadan gelmiş olsa ve Bursaspor’da Avrupa’da tanınmış bir kulüp olsa inanın bana o işi siz alırsınız. Çünkü sporun birleştirici, dostluğu pekiştirici ve güven telkin eden bir yanı var ki zaten böyle spor böyle o yüzden her anlamda katkı sağlıyor. Yani bunda öncelikle dediğim gibi Bursa’nın Bursaspor’a sahiplenmesi lazım bu kadar önemli sizleri bilmiyorum soru cevap şeklinde yapalım biraz benim aktarabileceklerim bu kadar ben başkanıma da teşekkür ediyorum söz hakkı verdiği için sizlere de teşekkür ediyorum, sağ olun.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Teknik direktörümüze çok teşekkür ediyoruz Hamza hocamıza, değerli arkadaşlar arkadaşlarımız kart dağıtıyorlar soru kartlarını kalem de veriyorlar olmayanlara bu sorularınızı kısa ve muhatap adına yazarsanız ve bunları da programın sonunda toparlayıp elde etmeye çalışacağım sizlere daha aydınlatıcı olur, tabii belki konuşurken atladığımız hususlar olabilir. Örneğin Bursa Kent Konseyi 1 Haziranda Genel Kurul yaptığında Bursaspor’umuzun hem kuruluş yıldönümüne aslında yani 1963 yıldönümüne denk geldi güzel bir tevakkuf oldu burada bir başka güzellikte işte değerli Ali Ademoğlu abimizi de aramıza katmamız oldu. Bursaspor’umuzun ikinci başkanı da Bursa Kent Konseyinin yürütme kurulu üyesi Onu da alkışlıyoruz. Bursa Kent Konseyi gerçekten çok geniş bir şehrin yelpazesi şehrin yerel parlamentosu gibi ama içine artık Bursaspor’u da katarak yoluna devam ediyor. Kentlilik bilincine buna inanmış bu şehir gerçekten bir bütün halinde kardeşlik yoluna devam edecek bu bölümde sunumlarımızın son bölümünde Bursaspor’umuzun kulüp başkanı değerli yöneticimiz Ali Ay beye ben sözü vermek istiyorum. Buyurun efendim.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Sayın Kent Konseyi başkanım, sayın üyeler, sevgili misafirler, Bursa’mızın değerli basın mensupları, öncelikle böyle bir ortamı yaşattığınız için ve olay Bursaspor olduğu için başkanımıza ve yönetim kurulu üyelerimize çok çok teşekkür ediyorum. Bana ikinci başkanım Ali Ademoğlu “başkanım böyle böyle bir konu paylaşmak istiyoruz” dediğinde yani emin olun konu Bursaspor olduğunda dünyanın öbür ucuna giderim. Ben çünkü Bursaspor’u çok seviyorum ve bunun içinde çalışmalar yapıyoruz. Allaha çok şükür şu ana kadar geldik inşallah bundan sonra daha da güzel olacak ben konuşmama başlamadan önce sizden müsaade istiyorum. Ali başkanımız Bursa’yı bir tanımlasın bize çünkü çok güzel tanımlıyor, onu ondan bir duyalım ondan sonra konuşmamıza başlayacağız.

Ali ADEMOĞLU - Bursaspor İkinci Başkanı ve Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi:Değerli başkanım teşekkür ediyorum mahcup ettiniz beni, çok değerli hanımefendiler, beyefendiler kenti yöneten çok kente talip olan değerli dostlar tabii beklemediğim bir şeyle karşılaştım tabi Bursa medeni bir kenttir Bursa’yı anlatmak kolay değildir ama çok basit anlatmamız gerekir Bursa’yı. Özelliklerini ortaya koymamız gerekir bu ne olabilir ki! Bursa’ya gelen bir insan kaplıcaya gider arınır, Kaplıcadan çıkar Ulucami’ye gider. 6 padişah 99 Evliyası olan camide namazı kılar oradan Uludağ’a çıkar. Uludağ’ın bir tarafında, Apolyont gölü bir tarafında, İznik gölü vardır bir bakarsın! Gemlik körfezi, Mudanya körfezi var burada şehir merkezine gelirsiniz kapalı çarşıya çıkarsınız kapalı çarşıda İskender kebap yersiniz. Kafkas, kestaneşekeri, Uludağ gazozunu içersiniz. Giderken eşinize ipek eşarp alırsınız. İznik’e gidiyorsanız çini, Suuçtu şelalesinde Kemalpaşa da dondurma yersiniz. Eğer Ankara’ya gidiyorsanız mobilya mağazalarını gezersiniz İnegöl’de, İnegöl’de köfte yersiniz. İstanbul’a gidiyorsanız da Yalova yolunda bir bornoz alırsınız Özdilek’te, oradan Gemlik Umur Bey’de 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’a bir Fatiha okursunuz, Orhangazi’den zeytin alırsınız. İstanbul’a gittiğinizde de dört koldan şampiyon Bursaspor’dan selam dersiniz.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Evet, sevgili dostlar son söylediği cümle şampiyon Bursaspor’a selam olursunuz. Allah inşallah o bir daha günleri göstersin, gösterecekte. Bugün üzerinde konuşacağımız mesele daha çok sosyologların yani toplum bilimcilerin hâkim olduğu ve zaten üzerinde yıllardır konuşulan yayınların yapıldığı ve kitapların kaleme alındığı bir konuyu kapsamaktadır. Bu aslında bizim tabi hocalarımızın üniversitedeki arkadaşlarımızın konuları ama bizde ufaktan üzerinden bahsetmek istiyoruz. Gerçi hocalarımızda çoğu şeyi bahsettiler, bize az bir şey kaldı ama bende gerekli düşüncelerimi buradan bildirmek istiyorum. Kent kültürü ve kentlilik Bilinci oluşumunda Bursaspor’un rolü sorulduğunda ve bununla ilgili bir konuşma istendiğinde ilk aklıma gelenler şuydu; belki her şey için aynı iddiada bulunmak mümkün olmayabilir. Ancak Bursa’da ortak bir değer olarak tanınmaya tanımlanabilecek hiçbir olgunun Bursaspor kadar birleştirici, Bursaspor kadar gündelik yaşamı etkileyici bir rol üstlendiğini düşünmüyorum. Bir kent bilinci oluşturabilmek için aynı yerde yaşıyor olmak yetmez. Mutlaka ortak payda üretmek ve onları paylaşmak gerekir. Bu konuda en büyük ortak paydamızda Bursaspor’umuzdur. Zaten öyle olmasaydı Bursaspor’la İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile oynadığımız maça 35 bin taraftarla giderek futbol tarihinde görülmemiş bir deplasman rekoru kıramazlardı. Kulübümüz bir semtin, bir grubun, bir markanın değil bir şehrin ismini taşıyan ve beş kulübün kuruluş tarihleri baz alındığında yüz yıllık geçmişi olan büyük bir kulüptür. Zaten bunu hocamızda belirtti dolayısıyla Bursaspor kent kültürünün oluşmasında son derece önemli bir rol üstlenmiştir. Bu nedenle kulübümüzü yaşatmak tek başına yeterli değildir. Geliştirmek daha güçlü hale getirmek zorundayız. Eğer bu oyunun önemli bir parçası olmayı başarabilirsek Kentlilik bilincinin oluşması da aynı oranda kolaylaşır. Tabii bunu yaparken bazı alışkanlıklarımızı da değiştirmeliyiz o bile tartışılıyor ama futbol erkek oyunu olarak kabul edilse dahi bu oyunu sadece erkeklerin izlediği bir oyun olmaktan çıkarmalıyız arkadaşlar. Aynı Avrupa’da olduğu gibi ailece izlenebilecek keyif alınabilecek, bir eğlence haline dönüştürmemiz şart. Benimde hayalim bu yani her zaman bütün beyanatlarımda bunu söylüyorum. Futbol sadece erkek oyunu değil sadece erkeklerin seyrettiği spor olmaktan çıkması lazım. Bunu çocuklarımıza eşlerimize alıştırmamız lazım. Biz statlara eşlerimizi kızlarımızı çocuklarımızı getirmek mecburiyetindeyiz arkadaşlar. İşte o zaman amaca yönelik bir hizmet gerçekleştirmiş oluruz. Stadımızda haftada bir gün yaşayan, kanal altı gibi ölü bir formattan çıkartmaya yönelik bir çabamız var. Stadyumlar 7/24 yaşam alanıdır. Kafeleri, alışveriş ve oyun alanları ile stadyum ve çevresini cazip hale getirmek, bu kentte doğan, doyan herkesin bu stadı sahiplenmesini ve ortak bir değer olarak benimsemesini kolaylaştırır. Bende bir babayım ama babalar biraz bu işlerin üstünden atlarlar. Çocuklarımızda kent bilincinin oluşmasında, Bursaspor gibi ortak değerlerin etrafında birleşebilmesinde annelerin rolünün daha büyük olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla annelere buradan bir çağrı yapıyorum; eşlerinizi tribüne tek başına yollamayın tutun çocuklarınızın da ellerinden stada ailece gelin. Çünkü bakın benim eşimde hayatta maç seyretmiş insan değil ama sırf örnek olsun diye her maça eşimi getiriyorum hatta yöneticilerimize de söylüyorum yöneticilerimizde getiriyor. Bursaspor’u severse çocuğunuz Bursa’yı da sever. Çocuğunuz Bursaspor’u tanırsa Bursa’yı da tanır. Bakın ondan sonra statta küfür kalıyor mu, bakın o zaman şehri seven, kulübünü seven, bu gençliği arkasına alan Bursaspor başarıdan başarıya koşuyor mu koşmuyor mu bunu böyle yaparsak hep beraber göreceğiz. Bu çağrıyı bütün Bursa’ya yapmak istiyorum; Bursaspor kulübü bu kentin Avrupa’ya açılan kapısıdır. Bu kapının sürekli açık kalması için önce daha güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmalıyız. Ekonomi güçlü değilse sahada da güçlü olamayız bakın yeni stadımız da en az 200 milyon liralık bir potansiyel var hatta isim hakkıyla beraber bu 300 milyon stadın ve tribünün isim hakları localar kapılar ticari alanları üst üste koydunuz mu oradan elde edilecek gelir bütün sıkıntıları bitirir ben sanayicilerime de hak veriyorum bende bir sanayiciyim sanayicileri taraftarları yıllardır üzmüşler ben açık ve şeffaf bir insanım 6 aylık süre içinde hatta 7,5 ay falan oldu bütün 6 aylık süre içinde her şeyi camiamla paylaştım gizli saklım hiçbir şeyim yok artık herkes bu kulübün kasasına giren paranın nereye harcandığını ve nasıl harcandığını biliyor. Şikâyeti olan arkadaşlar vardır hemen herkes biliyor o yüzden bir kez daha rica ediyorum, taraftarımız kombinesini biletini formasını alsın tribünleri doldursun ve takımını desteklesin. Sanayicilerimiz isimlerini yeni stat da Bursaspor’la bütünleştirsin işte o zaman güçlü bir Bursaspor ortaya çıkar ve bu kentin en büyük ortak değeri de hak ettiği değeri bulur, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum arkadaşlar, sağ olun var olun.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Bursaspor’un değerli başkanı Ali Ay beye çok teşekkür ediyoruz bu içten samimi konuşmalarından dolayı, bizde kendisinin o duygu ve düşüncelerine katılıyoruz inşallah bu sezonda şampiyonluğu hep beraber görürüz. Ben kısa kısa soruları toparladım arkadaşlarımızdan öncelikle isimli olan arkadaşlarımızın sorularını alacağım önce onu ifade edeyim Sayın Ersoy Soydan hocamız da sizce Bursaspor’un bilincini arttırmak için başka ne gibi projeler yapılmalı? diye bir sorusu var bir de hocamızın Üniversiteye bir, anısı varmış ondan bahsedecek herhalde bilgisi dahilinde bilmiyorum çok kısa hocam bunları hemen cevaplayalım.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Ben şehir dışında olduğum için asıl kampanyaların şehir dışında yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bursaspor eğitimciler hareketinin son birkaç yılda yaptığı kampanyada örnek gösterebilirim kendim de bir eğitimci olduğum için tabi onlardan bahsediyorum ama ticaret odası olsun büyükşehir belediyesi olsun valilik olsun hepsi kendi çapında kampanyalar yapabilir özellikle yani Bursa’ya göçmen genelde bizde göçmen çocuğuyuz yani Bursa zaten göçmen kenti kimseye neden göçtün geldin diyemeyiz öyle bir hakkı kimsenin yok. Bir sanayi kenti Osmanlıya başkentlik yapmış bir yer her zaman göçmen almış bir yer ama göçmen çocuklarının hani artık doydukları yer buysa hiç değilse ikinci neslin Bursalı olması için, onlara ne bileyim çanta hediye etmek forma hediye etmek onları kulüple tanıştırmak kulübe götürmek getirmek önemli şeyler diye düşünüyorum basit ama onlar için son derece önemli. Benim babam 75 senesinde ilk kez beni Bursaspor maçına götürmüştü o gün bu gündür iflah olmadım mesela yani stada gitmekte önemli bir şekilde kulüple tanışmak çok önemli. Şimdi bir Bursalı için yaşadığı her yer aslında Bursadır ben Batman üniversitesinde de görev yaptım malum Diyarbakır’da çıkan olaylar esnasında pek çok sıkıntılarda olmuştu Batmanda da bunların izleri vardı, biz şampiyon olduğunda Bursaspor’un okulun şeyi büyük bir bayrağını astık tabi pek öyle görülmüş bir şey değildir ama Anadolu’da ki insanların çoğusu bir çok şehirde şampiyonluk senesinde Bursaspor’un bayrağını kendi kentlerin astılar duydum, bizim için önemli bir şey yani yaşadığım şehrinden buraya yani iki öğrencim burada duruyor pankart yaptırıyoruz stada getirip astırıyoruz bütün meselemiz nerde yaşarsak yaşayalım, Bursaspor’un sevgisini içimiz de yaşatmak bunu etrafa da duyurmak yani başka bir derdimiz yok. Evet, Hasan Bey ben.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Peki, hocam teşekkür ediyorum ben hemen Hamza hocama bir soru vardı Sayın hocam Sadullah Ayyıldız isimli arkadaşımız, 2016-2017 sezonun sonucunda Avrupa liglerine katılma hedefiniz var mı diye bir sorumuz.

Hamza HAMZAOĞLU – Bursaspor Teknik Direktörü: Tabi ki Avrupa’ya gitme hedefimiz var yani bunu zaten dile getirdik, hedeflerin içinde de en üst noktayı yakalamak durumunda olmak mümkün. Daha önce de başardık bu hedeflere ulaşmayı. İnşallah daha iyilerini de ileriki yıllarda mutlaka yakalayacaktır o potansiyel var burada. Bu sene tabi ki Avrupa Kupalarına gidebilecek bir başarıyı yakalamak bizim için çok önemli ama bundan çok daha önemli başarılar var. Başarı sadece sportif anlamda elde edilen dereceler olarak ben görmüyorum. Kendi bünyemizden yetiştirdiğimiz oyuncular, takım olabilmek, birlikte hareket edebilmek, taraftarla bütünleşmek, şehir dinamiklerinin hepsini bir araya toplayabilmek. Tabi bizim teknik anlamda işimiz değil belki ama kulüp olarak yönetimin, kulübün mali yapısını daha iyi durumlara getirebilmesi bunların hepsi Bursaspor’un ulaşması gereken hedefler. Tabi bunun içinde bize düşen sportif başarıyı yakalamak, bizde bunun için uğraşıyoruz. Ama bu sene tabi bir geçiş senesi olarak biz düşünüyoruz. Her anlamda biraz daha ayağa kalkabilmek, biraz daha toparlanabilmek ve önümüzdeki yıllara bir temel oluşturabilmek için bu sene daha ağır biz çalışıyoruz. Ama bu sene hedeften uzak kalacağız anlamına gelmesin bu. Eğer biz bu yolu izlersek bu hedeflere de çok daha kısa yoldan çok daha çabuk ulaşabileceğimizi de yaşadık bundan önceki dönemlerde. İnşallah bu sene de sezon bittiğinde Avrupa kupaları oyunlarına katılmaya hak kazanmış bir Bursasporlu olarak seyircimizin karşısına çıkar, bize inanan ve güvenenlere mahcup olmayız amacımız bu. Bunun sözünü bugün vermem mümkün değil ama neyin sözünü verebilirim? Bu amaca yönelik elimizden gelen her şeyi bütün çabamızı bütün enerjimizi, gücümüzü bu yolda kullanacağımızın sözünü verebilirim. Teşekkür ediyorum.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Evet, şampiyonluğa inanmış bir teknik direktörümüz var ondan bizim de hiç şüphemiz yok. Güzel başarılara imza atacağına bizde yürekten inanıyoruz. Değerli arkadaşlar şimdi bize gelen bu soru kartlarında mümkün olduğu kadar tasvip etmeye çalıştı arkadaşlarımız her bir görüşe yer vereceğiz. Bu toplantının sonucunda çıkan raporu kamuoyuyla da paylaşacağız hem de ilgili yerlere biliyorsunuz kent konseyinin zaten buradaki hazirun, şimdi bir arkadaşımızın temennisi ve Bursaspor Bursalılık için buradaki dar bir toplantılar sizce yeterli mi demiş. Kent Konseyi başka projelere daha çok katkı ve daha çok Bursalılık, Bursasporluluk yolunda adım atılmaz mı? Örnek proje olabilir diye söylemiş. Gönüllülerin katkıları bir güç oluşturabilir, çocuklara yeşil beyazlı bir kalem, silgi vs. gibi şal gibi sorumluluk gidermek adına bunu ifade etmiş. Şimdi değerli arkadaşlar bu bizim Bursa’da kentlilik bilinci sempozyumundan sonra ilk toplantımız. İlk toplantımızı Bursaspor üzerine kurmak istedik çünkü ligler de başlıyor, ligler öncesinde bunu konuşmamız anlamlı olacağını düşündük ilk toplantı bu. Bu aslında daha kapsamlı, buradaki salondaki her bir insan bir büyük kitleyi temsil ediyor. Bir kere bunun altını çizmemiz lazım, bu salondaki her bir arkadaş çok değerli. Yani farklı salonlardakiler değersiz sakin böyle bir yere gitmesin sözümüz. Genel kurul üyeleri ile yaptık bu toplantıyı onun için belli bir sayıda belli bir salon ama her bir kurul üyemiz biliyorsunuz bizim bir yeri temsil ediyor. Kimisi derneği, kimisi vakıf, kimisi bir kurum kuruluş yani ardında binler var o insanların, on binler var yeri geliyor. Dolayısıyla aslında buradan sizlerin görüşleri buraya katılsın için hep beraber çağırdık. Burada sunumlar var ama sizin buradaki duyarlı öneriler bizim için çok önemli. Bunların her birini tasvip ediyoruz. Kayıtlara geçeceğiz, toparlayacağız, buradan bir çıktı elde edeceğiz yani bu salonun bu toplantının sonuçları olacak. Bursa’yla bu kentlilik bilinciyle Bursaspor’un yeri nasıl, ne kadar, nasıl olmalı bu süreçle ilgili sizlerin katkılarınızın her birini kullanacağız ondan rahat olun diye bunu ifade etmek istedim bunu aktarmış olayım. Tabi Ali Ay Bey’e sorular var tabi en yakın şampiyonluğa hangi sezon bunlar tabi genel sorular. Ben başkanımın şampiyonluğunun bu sezon olduğunu biliyorum, şampiyonluk hedefi.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Çok çok yüksek hedef.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Çok mütevazı ama içindeki aslında duygu bu ben o duyguyu ifade etmek için ifade ettim. Buyurun Başkanım.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: 
Başkanım zaten yatıyoruz kalkıyoruz Bursaspor ile. Tabi ki gönlümüzden geçen o fakat burada gerçekçi de olmamız lazım. Ben her zaman şunu söylüyorum, mali başarısı olmayan, mali disiplini olmayan kulüplerin başarılı olması kesinlikle mümkün değil. Bizim önceliğimiz mali başarıyı sağlamak, hocamız da az evvel söyledi bu sene son senemiz aşağıdan gelen yavrularımız da var. Onlarla beraber inşallah yani çok kısa zamanda o hedefi yakalarız bunun için zaten uğraş veriyoruz.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Başkanım hemen hazır mikrofon sizdeyken Hatice Temel arkadaşımız Bursaspor Kadın Taraftarlar Dernek Başkanı adına başkanı olarak bu soruyu sormuş. Ersoy Hocama teşekkür ediyor, Bursaspor Kadın Taraftarlar Dernek Başkanı hem de hedef kitlenin anlatılması Bursaspor’la ilgili konusuna, bir başka eğitim çalışmaları olabilir mi diye ifade etmiş, bunun devamında konuşabiliriz. Anne, baba, çocuk kombineleri konusunda nasıl bir çalışma yapılabilir mi diye de Ali başkanımıza sormuş.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Biz onu zaten aile kombinesini diye % 20 iskontolu veriyoruz şuanda hali hazırda. Ama eğer teklif gelirse belki burada çünkü bakın ben özellikle belirtmek istiyorum. Benim için kadın taraftarlarımızın, çocuklarımızın stada muhakkak gelmesi çok önemli. Bunun için varsa teklifleriniz onlar üzerinde çalışma yapabiliriz, yani gerekirse fiyatlar da aşağıya düşebilir, benim için çok önemli.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: DAĞ-DER’den Yüksel Yaşar Başkanım diyor şuan bildiğim kadarıyla 5.000 civarında kombine satıldığını bilgim dâhilinde diyor. 7.30 hanife ….. Çalışma var mı diye ifade ediyor.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı:
 5.800 ve 5.900’lerde olması lazım ama biz herhalde Başakşehir maçına kadar 10.000’i aşacağını düşünüyorum. Ama fiyatla ilgili bir şey yapmayacağım. Birde tabi bu dönem ilkyarı biz üç büyüklerle oynamayacağız ikinci yarıyı belki bekleyen taraftarlarımız var. Ama şuanda buradan belirtmek istiyorum İkinci yarı kombine bileti satmak istemiyorum. Eğer satarsam ilkyarı kombine bileti alanlara haksızlık etmiş olurum onun için alacak varsa biletle girecekler.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: 
Başkanım hemen yine bir soru daha, Veteriner Odasından bir beyefendi sormuş, Sayın Ali Ay Başkanımıza, Pasolig Bursaspor için “Aile Bursa ayrı kartla tribünlere hareket getirebilir miyiz”. Pasolig girişi için aynı sorunun belki farklı bir versiyonu tribünleri doldurmak futbolu zevk ve keyif alma adına taraftarı nasıl dâhil artı nasıl çeşitlendiririz. Belki hani diyoruz ya bizim taraftarımız, tribünlerimiz daha temiz tribün, tribünlerimiz güzel belki ama daha güzeli nasıl olabilir?

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Onun içinde başkanım az evvel de söyledim. Bayanları ve çocukları muhakkak çekmemiz lazım. Bu pasolig aile bileti ile ilgili de aslında daha önce sizinle de görüştük bu konuyu az evvel yemekte onunla ilgili de bir çalışma yapabiliriz, evet Türkiye’de bir örnek olmuş olur.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: 
Bu da çok güzel bir konu olur. Hemen sorunun devamında bu bağlamda stada gelmeyenler için fanatik taraftar algısı hakkında ne düşünüyorsunuz.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı:
 Bu tabi sadece bizim problemimiz değil bu Türkiye’deki bütün kulüplerin problemi, 2 – 3 kulüp hariç. Bu konuyu biz kulüpler liginde de görüştük, onlarda bu konuda çalışmalar yapıyorlar, bizde çalışmalar yapıyoruz. Yani bu iş tabi gönüllülük işi başkanım az evvel yemekte de görüştük yani biz tabi şimdi işi müsait olanlar hatırlarlar 200-300.0000 nüfusluyken Bursaspor Bursa 20.000 taraftar çekiyordu stada. Şuanda 3.000.000 nüfusumuz var 10.000 bile satamıyoruz. Bununla ilgili tabi bizler de çalışma yapıyoruz federasyonda yapıyor, kulüpler birliği de yapıyor.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Tabi başkanım şimdi burada bir atlama var galiba yeni bir stada kavuştuk 40.000 seyirci alabiliyor. Şimdi bizim eski stadımız işte maksimum 20.000 seyirci alırdı, 15.000 – 20.000 arası ama şehrimizin işte nüfusu belki 300.000 400.000 derken, 3 milyonluk şehiri konuşuyoruz şimdi dediğiniz gibi çok farklı bir yere gelmesi lazım.
Yine bir arkadaşımız Dursun KOÇ Bursa Samsun Kavak Yaşar Anadolu Derneği Başkanı, sivil toplum kuruluşu üyelerine, kombine biletleri dernekler aracılığıyla acaba dağıtılması böyle bir hani buradan bir kampanya olabilir mi diye soruyor. Sivil toplum kuruluşları üyelerine burada bir dernek adına konuşuluyor, bunlar da arada bir şey olur mu diye.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: Valla başkanım yani burada şimdi konuşmayım konuşmayım diyorum ama maalesef bu konuda çok mustaribiz yani bilmiyorum geçenlerde başkan söylüyordu kaç tane dernek var ne arayan var ne soran var? Hatta geçende kongre üyelerine bile mesaj çektim, 6.000 küsur kongre üyemiz var 2 şer tane kombine alsanız 12.000 tane kombine olur. Yani 37.000 tane sanayici ve iş adamımız var, 1er tane alsalar, 37.000 tane yapar. Yani arkadaşlar şimdi biz bu kadar çabalıyoruz, çalışıyoruz ama karşılığında da bunları görünce insanın hakikaten morali bozuluyor. Ben tekrar buradan Bursa’ya sesleniyorum, bursa halkına sesleniyorum; lütfen Bursaspor’a destek versinler eğer Bursaspor’a destek verirlerse o zaman biz o maçı alamazsak gerekeni zaten söylerler.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: 
Peki, başkanım bir de size bir soru geliyor. Bursaspor Taraftar Dernekleri Genel Sekreterliği, Bursaspor kulüp olarak hedef alma anlamında gelecekle ilgili çalışmalar var mı? Böyle genel bir soru ama.

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: İbrahim beyle İbrahim Burkay ile geçen de görüştük, onunla zaten geçen de bir televizyon programında Ali başkanımızda söyledi, Bursaspor projesiyle ilgili herhalde kısa zamanda bir protokol hazırlayacağız çünkü Bursaspor gönüllüsü için çok önemli bir proje onu gerçekleştireceğiz. Birde Vakıfköy’e spor lisesi düşünüyoruz, orda dışarıdan gelen yatılı arkadaşlarımız var artı bizim burada uzak yerlerde okuyan arkadaşlarımız var. Gidip gelirken aşağı yukarı 4 saate yakın yol sürüyor. Onların daha sağlıklı daha güzel eğitilmeleri için artı eğitimlerini de tam yapabilmeleri için böyle bir düşünce içerisindeyiz. Federasyonla falan da görüştük onlarda çok olumlu baktılar inşallah bunları gerçekleştireceğiz.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Peki, başkanım bir de diğer özel soruları başkanımıza yönelteceğiz değerli arkadaşlar. Bursa Kent Konseyinin Bursa dışında başka ülkelerde yapılan sempozyum ve oturumlarda, Bursaspor yer alıyor mu diye yer alıyor mu diye bir soru sormuş arkadaşımız, Arif Kaya Bursa Haber Gazetesinden, Şimdi değerli arkadaşlar; Bursa Kent Konseyinin uluslararası noktada yapacağı işler daha yeni başlıyor açıkçası. Bu güne kadar yereldik zaten yerel bir yapıdayız. Bursa Kent Konseyiz şehrin önemli bir dinamiğiyiz, yerel konseyiyiz, yerel parlamentosuyuz. Şehrin önceliklerini, ve bu şehrin problemini ve sorunlarını ele alıyoruz bunları konuşuyoruz. Bursaspor’umuz bizim için çok değerli onu ifade ettik, işte Bursa Kent Konseyi ilk defa bir yürütme kurulunda Bursaspor ikinci başkanı aramızda bu zaten Bursaspor’a en büyük katkı önemli bir katkı. Bundan sonraki tabi bütün programlarımızda bu konular da yer alacak onu ifade edelim. Yine Bursa Fan Kulüp Derneğinden bir yazı var, 25 yıl Bursa’mız için hizmet eden derneğimizin, Bursaspor’umuza katkı olarak gerek kombine gerek localarda katkıda bulunuyor. Bursa başarısı kent konseyi yönünde bu kampanyalara

Ali AY – Bursaspor Kulübü Başkanı: 
Ben burada Fan kulübe bir alkış rica ediyorum. Bütün Bursa’da ki derneklere, vakıflara çok örnek teşkil edecek harekette bulundular, loca aldılar artı kombine bileti aldılar yani bence tüm bunu yapması lazım teşekkür ediyorum.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Tabi başkanım şimdi bunları konuşuyoruz Bursaspor’un rolü artık yadsınmaz bir gerçek yani artık kentlilik bilincinde, kentin marka değerinde çok önemli yere sahip, ama bu değeri de yaşatacak olan da taraftar destek olması değil mi bu çok önemli yani şehrin aidiyetin arttırmanın en önemli yolu işte bu stattaki yerlerin alınması. Onun her türlü konuda her platformdan desteklenmesi, yani bu taraftarın belki kombine alarak belli bir kısmı kayıtlı olarak gibi görünüyor ama onun kayıtlı sayısı bizi inanıyoruz ki Bursa’da yaşayan herkesin gönlünde bir Bursasporluluk sevgisi var, olmalı. Bu süreci hep beraber yaşatmalıyız. Bu noktada tabi yeni taraftarımızla aslında büyük bir dinamizm katacak aslında yeni stadımıza tribünlerimizi dolduran bu yeni taraftarlar belki Bursaspor’unda bu yükselişine büyük katkı koyacağını ifade ediyoruz. Bir özel başka bir soru, eski Merinos çalışanı değerli arkadaşım bunu da buradan okumuş olayım. Merinosa ayrılan bu güzel mekânları her türlü alanda kullanıyoruz ve Bursaspor’a da çok katkıları olmuş Merinos’un. Merinos isminin de sahip çıkılması kanaatindeyim. Değerli arkadaşlar zaten burası biliyorsunuz Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi olarak ismi en güzel şekilde yaşatılıyor ve bizde bunlara hep beraber sahip çıkıyoruz değerli arkadaşlarım. Şimdi tabi alt yapılarla ilgili Bursa’nın özü güzel altyapıdan futbolcu çıkarmak bununla ilgili çalışmalarla mı diyelim teknik direktörümüze belki kısa bir soru olabilir bu buyurun;

Hamza HAMZAOĞLU – Bursaspor Teknik Direktörü: Tabi ki zaten Bursa’nın en önemli değeri bana göre Bursaspor’un en önemli değeri altyapısı yıllardan beri yani diğer kulüplerde de çalıştığımız için biliyorum Bursaspor’un alt yapısı bütün kulüplerin üstündeydi o yıl. Hem sportif başarı yapılıyor hem de A takımı en çok oyuncu kazandıran kulüp sıfatındayız. Tabi bu kaynağı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor çünkü bugün dışardan bir oyuncu almaya kalksanız bu kulübün kasasından dünya kadar paralar çıkıyor. Ama kendi alt yapımızda yetişen oyuncular çok daha düşük miktarlarla çok daha iyi randıman verebiliyor. Çünkü alt yapıdan çıkan bir oyuncunun aidiyet duygusu çok daha fazla oluyor. Dışardan gelen oyuncu zaten para için geliyor bir iki sene burada eğer gerçekten karakterli ve profesyonel bir anlayışı oturmuş bir oyuncuysa gerçekten hizmet verebiliyor. Onlardan verim alabiliyorsunuz ama bazen de, tabi de dışardan gelen oyuncular burada zamanını dolduruyorlar, paralarını kazanıyorlar işlerini yapıp gidebiliyorlar. Dolayısıyla bu aidiyet duygusu bizim için çok önemli çünkü zaten Bursa şehri Bursa halkı böyle yaşayan bir halk yoksa takımına bu kadar sahip çıkan başka bir şehir yok. Bursa halkı bulunduğu yeri sahiplenen, bulunduğu yerdeki değerleri sahiplenen bir halk dolayısıyla takımına sahiplenen bir şehir varsa o zaman o şehri de benimsemiş aidiyet duygusu yüksek oyunculardan bulup bir takım olmanız gerekiyor. Bunun için de altyapı çok önemli. Tabi yetişen gençlerimiz var fakat bunları birden bire ön plana çıkarmakta çok doğru değil onların da olgunlaşmasını sabırla beklemek onların en doğru şekilde bu formayı giyip ondan sonra uzun yıllar bir daha çıkarmamalarını sağlamak gerek. Bunun için de altyapıyla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Zaten altyapı sorumlularımız teknik anlamda ve idari anlamda gece gündüz bu konuda çalışıyorlar çalışmalarını sürdürüyorlar. Bize de bu sene yine beş altı arkadaşımızı A takıma kazandırdılar ben onlara da teşekkür ediyorum, dediğim gibi bir süreç bu.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Hocamıza teşekkür ediyoruz, Ersoy hocama aslında özel bir temenni var. Özel aslında bunlarla size ben Ülkede tek, Türkiye’de tek dünyada tek olan Bursaspor sokağına Armutlu ’ya gelecek misiniz diye bir davet var bunu özel olarak vereceğim size bunu. Şimdi Armutlulular, Bursasporlular diye bir not düşmüş.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Evet, Şahap Abimiz Şahap Gümüş Yalova’da Bursaspor Sokağı olan yani herhalde tek tescilli Bursaspor Sokağı Yalova’da Armutlu kazasında benimde şuan nüfusa kayıtlı olduğum yer her sene Bursaspor’un kuruluşunu kutlar.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Doğal olarak sizi orada görmek istiyorlar. Yine tabi size hitaben bir soru daha var şampiyonluk yaşanmış mekânlar korunursa kentlilik bilincine katkı olmaz mı diye? Belki bu sorunun bir tarafı belki bizimde cevaplamamız gerekebilir.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Sayın başkanım; boyumu aşan bir soru daha çok hani kentin

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Halkımızı bu konuyla ilgili bilgilendirmiş olalım orayla ilgili biliyorsunuz büyükşehir noktasında ifade edeyim bunu orada güzel bir meydan projesi var yerinde ama Bursaspor’umuzun bir tribünümüzün orda kalması söz konusu onunla bütünleşecek hem hatıraları yâd edecekleri hem de sportif aktivitelerin yapılabilecek bir yeşil alan güzel bir mekâna kavuşulması için çalışma var.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Evet, ya ben aslında şöyle bakıyorum Bursasporlu olan Bursa’yı sever kesinlikle sever çok sever ama şöyle bir şey ben mesela Tophaneden çıkıp baktığımda oradaki binaları gördüğümde sinir oluyorum yani hiçte hoşuma gitmiyor, fakat bir gerçek var ben çocukken Bursa’yı iki yüz üç yüz binlik nüfuslu bir şehirken şuan üç milyonluk bir şehir biz istesek te istemesek te o binalar maalesef yapılıyor ve ben de Atatürk Stadının korunmasını isterim. Bursa Ovasına hiçbir binanın yapılmasını istemem ama realite böyle değil maalesef değil yani, biz istesek de oluyor istemesek de oluyor. Hiç değilse belli bir plan dâhilinde yapılmasını önerebiliniz ama çocukluluğumuzun Bursa’sı herkes bilir ki Ova da tek bir ışığın bile dâhil olmadığı Şeftali Bahçeleriyle dolu bir yerdi. Biz Bursa’yı öyle hayal ediyoruz, Dürdane rampasından indiğimizde Bursa’nın ışıklarını gördüğümüz de sadece Uludağ’ın eteğinde bir kısım ışık işte tepelerde evler falan öyle bir şehir ova da kapkaranlık bir yoldan geçerek Bursa’ya varıyorsun, şuan öyle bir şey yok keşke olsa ama hayat böyle bir şey değil.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Peki, hocam, teşekkür ediyoruz. Ben Ali Ay Bey Başkanımıza bir kaç tane ama hepsini birleştiriyorum bizim orda bayanlar için Bursaspor Kadın Futbol Takımı kurma düşünceniz var mı? Biraz hareketlenmeye başladılar orda yani siz tribünlere yer arar bulurken bir anda sahaya indi hanımlar gayet normal bir.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy SOYDAN – Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi: Onlar tribüne gelsinler bir gerekeni yaparız.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Ümran Topsakal hanımefendi Ressamlar grubu temsilcimiz oda bayanlar için rozet yapılır mı acaba artık Bursasporlu olmak için her adım atılıyor. Bayanlar için uygun bir rozet olur mu?

Ali ADEMOĞLU - Bursaspor İkinci Başkanı ve Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi: Olabilir tabi niye olmasın ki, bence iyi fikir.

Hasan ÇEPNİ – Bursa Kent Konseyi Başkanı: Evet, Hayriye Kosova Bursa Balkan Kadınlar Dostluk Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği o da yine aynı duyguları desteklerini ifade ediyor, teşekkür ediyoruz. Değerli arkadaşlar, değerli katılımcılar, değerli Bursaspor Kulüp Başkanım, teknik direktörüm, değerli hocam sizlerde kurul üyelerimiz elbette Bursa Kent Konseyinin bu çalışmalarıyla Yerel Gündem Bildirme noktasında destekleriyle Yerel Gündem Şubemiz ve ona bağlı Daire Başkanımızda burada ona da teşekkür ediyoruz kendisine Şaban Bey de aramızda, Şaban Kander. Tüm katılan arkadaşlara bu güzel toplantıyı güzel bir şekilde tamamladığımız için hep birlikte birlik ve beraberlik içerisinde Bursa’nın kendi bilincinde Bursalı olmak Bursalılık bu aidiyeti artırma noktasında Bursaspor’un büyük katkıları olacağına yürekten inanıyoruz. Buradan çıkan tablo da bu sizlerden genel geri dönüşler bunu gösteriyor. Bu güzel tabloyu daha ilerlere hep birlikte taşıyacağız katılım için size ayrı ayrı teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.